Acil Servis

Over Torsiyonu Durumu

Koru Hastanesi olarak over torsiyonu tedavisinde acil ultrasonografi ile tanı, laparoskopik detorsiyon ve over koruyucu cerrahi yaklaşımı uzman jinekolog ekibimizle uyguluyoruz.

Over torsiyonu, overin ve sıklıkla tuba uterinanın kendi vasküler pedikülü etrafında kısmi veya tam rotasyonu sonucu ortaya çıkan, acil cerrahi müdahale gerektiren jinekolojik bir durumdur. Bu patolojik süreç, öncelikle ovaryan venöz ve lenfatik drenajın bozulmasına yol açar; tedavi edilmediğinde arteriyel perfüzyonun da kesintiye uğramasıyla over dokusunda hemorajik infarkta ve nihai olarak nekroza ilerleyebilir. Tüm yaş gruplarındaki kadınları etkileyebilmekle birlikte, özellikle reprodüktif çağdaki kadınlarda daha sık karşılaşılmaktadır. Acil servise başvuran hastaların yaklaşık yüzde 2-3 kadarında akut pelvik ağrının etiyolojisinde over torsiyonu yer almakta olup, erken tanı ve uygun müdahale ile over dokusunun korunması mümkün olabilmektedir.

Over torsiyonu, jinekolojik aciller arasında appendisit ve ektopik gebelikten sonra en sık karşılaşılan üçüncü akut batın nedeni olarak kabul edilmektedir. Tanıda gecikme, overin kalıcı kaybına ve ciddi morbiditeye yol açabileceğinden, bu durumun klinik prezentasyonunun, tanı yöntemlerinin ve tedavi stratejilerinin kapsamlı biçimde bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle acil servis hekimlerinin, jinekolojik yakınmalarla başvuran hastalarda over torsiyonunu ayırıcı tanıda mutlaka göz önünde bulundurması gerekmektedir.

Epidemiyoloji ve Risk Faktörleri

Over torsiyonu insidansı, jinekolojik acil cerrahi müdahalelerin yaklaşık yüzde 2,7 ile 7,4 arasında değişen bir oranını oluşturmaktadır. Her yaşta görülebilmekle birlikte, en sık 20-40 yaş arasındaki reprodüktif dönemdeki kadınlarda saptanmaktadır. Pediatrik yaş grubunda da nadir olmakla beraber görülebilmekte ve bu popülasyonda tanı koymak özellikle güçtür.

Over torsiyonunun en önemli predispozan faktörü, over boyutunun artmasına neden olan patolojik durumlardır. Ovaryan kistler ve neoplazmlar, torsiyona zemin hazırlayan en sık etiyolojik nedenlerdir. Beş santimetreyi aşan ovaryan kitleler torsiyona anlamlı düzeyde yatkınlık oluşturmakta; ancak paradoksal olarak çok büyük kitleler pelvik yapılara olan fiksasyonları nedeniyle daha az torsiyona uğramaktadır. Dermoid kistler (matür kistik teratomlar), torsiyona en sık yol açan benign tümörler arasında yer almaktadır.

  • Ovaryan kistler ve benign neoplazmlar: Fonksiyonel kistler, dermoid kistler, seröz kistadenomlar ve paraovaryan kistler torsiyona zemin hazırlayan en sık patolojilerdir.
  • Ovarian hiperstimülasyon sendromu: Yardımcı üreme tekniklerinde kullanılan gonadotropin tedavisi sonucu overlerin büyümesi, torsiyona olan yatkınlığı belirgin şekilde artırmaktadır.
  • Gebelik: Özellikle birinci trimesterde ve erken ikinci trimesterde, korpus luteum kistinin varlığı ve uterusun büyümesiyle birlikte tubo-ovaryan mobilitenin artması nedeniyle torsiyon riski yükselmektedir.
  • Konjenital anomaliler: Utero-ovaryan ligaman veya mezosalpinksin aşırı uzunluğu, overin hipermobilitesine yol açarak torsiyona predispozisyon oluşturabilmektedir.
  • Pelvik cerrahi öyküsü: Önceki pelvik operasyonlara bağlı adezyonlar veya tubal ligasyon gibi işlemler, anatomik ilişkileri değiştirerek torsiyon riskini modifiye edebilmektedir.
  • Fiziksel aktivite: Ani pozisyon değişiklikleri ve yoğun egzersiz, özellikle zaten büyümüş bir overin torsiyonunu tetikleyebilir.

Torsiyonun yaklaşık yüzde 60-70 oranında sağ overde görülmesi dikkat çekicidir. Bu durumun, sağ tarafta sigmoid kolonun bulunmaması nedeniyle overin daha serbest hareket edebilmesi ve rektosigmoid kolonun sol overi stabilize etmesi ile açıklandığı düşünülmektedir. Ayrıca sağ taraftaki ağrının appendisitten ayırt edilmesinin güç olması nedeniyle tanısal süreçte ek zorluklar yaşanabilmektedir.

Patofizyoloji

Over torsiyonunun patofizyolojik mekanizması, overin ve sıklıkla tuba uterinanın infundibulopelvik ligaman ve utero-ovaryan ligaman etrafında aksiyal rotasyonu ile başlamaktadır. Bu rotasyon, öncelikle düşük basınçlı vasküler yapıları yani ovaryan venleri ve lenfatik kanalları komprese eder. Venöz dönüşün engellenmesi, over parankiminde progresif ödem ve konjesyon ile sonuçlanır. Doku ödeminin artması interstisyel basıncı yükselterek arteriyel akımın da bozulmasına katkıda bulunur.

Torsiyonun devam etmesi veya rotasyon derecesinin artması durumunda, arteriyel perfüzyon da tamamen kesintiye uğrar. Bu aşamada iskemik süreç hızlanır ve over dokusunda hemorajik infarkta ilerleme başlar. İskemi süresinin uzaması ile birlikte hücresel düzeyde geri dönüşümsüz hasar oluşmakta, nekroz gelişmekte ve en kötü senaryoda peritonit, sepsis ve hatta ölüm gibi ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir.

Torsiyon derecesi genellikle 180 ile 720 derece arasında değişebilmektedir. Parsiyel torsiyonda yalnızca venöz ve lenfatik drenaj etkilenirken, tam torsiyonda arteriyel akım da kompromize olur. İntermitan torsiyon denilen durumda ise over pedikülü spontan olarak detorsiyone olup tekrar torsiyona uğrayabilmekte, bu durum klinik tabloyu atipik hale getirerek tanıyı zorlaştırmaktadır. Ayrıca torsiyonun kronik bir seyir izlediği nadir vakalarda, kollateral vasküler ağın gelişmesiyle over perfüzyonunun kısmen korunabildiği bildirilmiştir.

Klinik Bulgular ve Semptomatoloji

Over torsiyonunun en karakteristik semptomu, ani başlangıçlı ve şiddetli tek taraflı alt karın ağrısıdır. Ağrı genellikle kolik karakterde olup, intermitan özellik gösterebilir. Hastaların önemli bir kısmı ağrının ani bir hareket, egzersiz veya pozisyon değişikliği sonrası başladığını ifade etmektedir. Ağrı sıklıkla ipsilateral lomber bölgeye, inguinal bölgeye veya uyluğa yayılım gösterebilir.

Bulantı ve kusma, over torsiyonunun en sık eşlik eden semptomları arasında yer almakta olup, hastaların yüzde 70 kadarında görülmektedir. Bu semptomlar, peritoneal irritasyona ve vagal stimülasyona bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Ateş genellikle erken dönemde görülmemekle birlikte, nekroz ve enfeksiyon gelişmesi durumunda tabloya eklenebilir.

  • Ani başlangıçlı şiddetli pelvik ağrı: Genellikle tek taraflı, keskin veya kolik karakterde olup hastaların büyük çoğunluğunda başvuru yakınmasıdır.
  • Bulantı ve kusma: Peritoneal irritasyonun refleks yanıtı olarak sıklıkla eşlik eder ve akut batın tablosunu taklit edebilir.
  • İntermitan ağrı paterni: Parsiyel veya intermitan torsiyonda ağrı dalgalanma gösterebilir, bu durum tanıda yanıltıcı olabilir.
  • Abdominal distansiyon ve defans: İleri vakalarda peritoneal irritasyon bulgularına bağlı olarak karın hassasiyeti ve koruma refleksi saptanabilir.
  • Vaginal kanama: Nadir olmakla birlikte bazı hastalarda düzensiz vaginal kanama görülebilmektedir.
  • Ateş ve taşikardi: Genellikle geç dönemde nekroz veya enfeksiyonun geliştiğini gösteren alarm bulguları olarak ortaya çıkar.

Fizik muayenede alt karın bölgesinde tek taraflı hassasiyet, pelvik muayenede adneksiyal bölgede ağrılı, büyümüş bir kitle palpe edilebilir. Peritoneal irritasyon bulguları ileri vakalarda belirginleşir. Ancak fizik muayene bulguları spesifik olmayıp, ektopik gebelik, appendisit, ovaryan kist rüptürü ve pelvik inflamatuvar hastalık gibi pek çok patolojiyi taklit edebilmektedir. Bu nedenle klinik şüphe, tanısal sürecin en kritik basamağını oluşturmaktadır.

Tanı Yöntemleri

Over torsiyonu tanısı, klinik değerlendirme ve görüntüleme yöntemlerinin birlikte kullanılmasını gerektiren multidisipliner bir süreçtir. Kesin tanı genellikle cerrahi eksplorasyon sırasında konulmakla birlikte, preoperatif dönemde doğru tanıya ulaşma oranını artırmak için çeşitli diagnostik araçlar kullanılmaktadır.

Laboratuvar İncelemeleri

Over torsiyonuna özgü bir laboratuvar belirteci bulunmamakla birlikte, bazı tetkikler ayırıcı tanıda ve klinik durumun değerlendirilmesinde yardımcı olmaktadır. Tam kan sayımında lökositoz görülebilir ancak bu bulgu spesifik değildir. C-reaktif protein düzeyi yükselebilir. Beta-hCG testi, ektopik gebeliğin dışlanması amacıyla mutlaka istenmelidir. Tümör belirteçleri (CA-125, AFP, LDH, beta-hCG) ovaryan kitlenin karakterizasyonu için değerlendirilebilir. İdrar analizi, üriner patolojilerin ekarte edilmesinde önemlidir.

Ultrasonografi

Transvajinal ultrasonografi, over torsiyonu şüphesinde ilk tercih edilmesi gereken görüntüleme yöntemidir. Ultrasonografik bulgular arasında unilateral over büyümesi, over parankiminde periferik yerleşimli foliküllerin varlığı, ovaryan ödem nedeniyle stromal ekojenite artışı ve Douglas boşluğunda serbest sıvı sayılabilir. Over boyutunun kontralateral overe kıyasla belirgin artış göstermesi önemli bir ipucudur.

Doppler ultrasonografi, ovaryan vasküler akımın değerlendirilmesinde kritik bilgi sağlamaktadır. Arteriyel ve venöz akımın azalması veya yokluğu torsiyonu desteklemekle birlikte, normal Doppler bulguları torsiyonu kesinlikle ekarte ettirmemektedir. Özellikle parsiyel torsiyonda ve intermitan torsiyonda vasküler akım korunmuş olabilir. Whirlpool belirtisi (girdap işareti) olarak adlandırılan, torsiyone pedikülün spiral görünümü, torsiyona oldukça spesifik ultrasonografik bir bulgudur ve deneyimli ellerde tanısal değeri yüksektir.

İleri Görüntüleme Yöntemleri

Bilgisayarlı tomografi, over torsiyonunun tanısında ultrasonografiye tamamlayıcı bir yöntem olarak kullanılabilmektedir. BT bulguları arasında büyümüş over, uterusun torsiyone tarafa deviasyonu, tubo-ovaryan yapılarda kalınlaşma, pelvik serbest sıvı ve mezenterik yağ dokusunda dansite artışı yer almaktadır. Kontrastlı BT incelemesinde ovaryan parankimde kontrast tutulumunun azalması veya yokluğu, vasküler kompromisi düşündürmektedir.

Manyetik rezonans görüntüleme, özellikle gebelikte radyasyon maruziyetinden kaçınılması gereken durumlarda veya ultrasonografik değerlendirmenin yetersiz kaldığı vakalarda tercih edilebilir. MRG, over dokusundaki ödem, hemorajik değişiklikler ve vasküler pedikülün detaylı görüntülenmesinde üstün doku kontrastı sağlamaktadır.

Ayırıcı Tanı

Over torsiyonunun ayırıcı tanısında pek çok jinekolojik ve jinekolojik olmayan patoloji göz önünde bulundurulmalıdır. Akut pelvik ağrıyla başvuran her hastada sistematik bir ayırıcı tanı yaklaşımı benimsenmelidir. Jinekolojik nedenler arasında ektopik gebelik, ovaryan kist rüptürü, hemorajik ovaryan kist, pelvik inflamatuvar hastalık, tubo-ovaryan apse, endometriozis ve myom dejenerasyonu yer almaktadır.

Jinekolojik olmayan nedenler arasında ise akut appendisit, üreter taşı, sistit, böbrek enfeksiyonu, mezenterik lenfadenit, inflamatuvar barsak hastalığı ve ince barsak obstrüksiyonu sayılabilir. Özellikle sağ taraf torsiyonunda appendisitten, sol taraf torsiyonunda ise divertikülitten ayırım klinik ve radyolojik değerlendirme ile dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Gebelik testi, akut pelvik ağrıyla başvuran tüm reprodüktif çağdaki kadınlarda mutlaka uygulanmalıdır.

Tedavi Yaklaşımları

Over torsiyonunun tedavisi öncelikli olarak cerrahidir ve tedavinin temel amacı, ovaryan dokunun mümkün olduğunca korunmasıyla birlikte torsiyonun düzeltilmesidir. Cerrahi müdahalenin zamanlaması, over dokusunun canlılığının korunması açısından kritik öneme sahiptir. Semptom başlangıcından itibaren geçen süre arttıkça, geri dönüşümsüz iskemik hasar riski de artmaktadır.

Laparoskopik Detorsiyon

Günümüzde over torsiyonunun cerrahi tedavisinde laparoskopik yaklaşım altın standart olarak kabul edilmektedir. Laparoskopik detorsiyon, overin pedikülü etrafında ters yönde çevrilerek anatomik pozisyonuna getirilmesi işlemidir. Bu prosedür, minimal invaziv olması, postoperatif ağrının daha az olması, hastanede kalış süresinin kısalması ve kozmetik avantajları nedeniyle tercih edilmektedir.

Detorsiyon sonrasında overin reperfüzyonu dikkatle değerlendirilmelidir. Over dokusunun makroskopik olarak koyu mor veya siyah renkte görünmesi, tek başına ooforektomi endikasyonu oluşturmamaktadır. Çalışmalar, iskemik görünümlü overlerin detorsiyon sonrasında yüzde 80-90 oranında fonksiyonel iyileşme gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle, özellikle reprodüktif çağdaki kadınlarda konservatif yaklaşım olan detorsiyon ve over koruyucu cerrahi tercih edilmelidir.

Ooforektomi Endikasyonları

Ooforektomi, yalnızca belirli durumlarda endike olmaktadır. Postmenopozal hastalarda, malignite şüphesi yüksek olan olgularda, over dokusunun ileri derecede nekrotik olduğu ve reperfüzyon potansiyelinin olmadığı durumlarda ooforektomi tercih edilebilir. Ayrıca tekrarlayan torsiyon öyküsü olan hastalarda, ovarypeksi başarısız olmuşsa ooforektomi düşünülebilmektedir. Ancak mümkün olan her durumda over dokusunun korunmasına öncelik verilmeli ve kararlar multidisipliner bir yaklaşımla alınmalıdır.

Ovarypeksi

Ovarypeksi, overin pelvik duvara veya utero-ovaryan ligamana sütüre edilerek torsiyonun tekrarlanmasının önlenmesi amacıyla uygulanan bir prosedürdür. Tekrarlayan over torsiyonu öyküsü olan hastalarda, kontralateral overde de torsiyon riski taşıyan hastalarda ve pediatrik yaş grubundaki olgularda ovarypeksi düşünülmelidir. Ovarypeksinin uzun dönem etkinliği ve fertilite üzerine olan etkileri konusunda kanıt düzeyi henüz sınırlı olmakla birlikte, mevcut veriler prosedürün güvenli ve etkili olduğunu desteklemektedir.

Özel Popülasyonlarda Over Torsiyonu

Gebelikte Over Torsiyonu

Gebelikte over torsiyonu, en sık birinci trimesterde ve erken ikinci trimesterde karşılaşılan bir komplikasyondur. Gebelik sırasında overlerin büyümesi, özellikle korpus luteum kistinin varlığı ve hormonal değişikliklere bağlı ligamentöz laksitinin artması torsiyona zemin hazırlayan faktörlerdir. Yardımcı üreme teknikleri ile gebe kalan hastalarda, ovaryan hiperstimülasyona bağlı olarak torsiyon riski daha da artmaktadır.

Gebelikte over torsiyonunun tanısı, normal gebelik semptomlarının klinik tabloyu maskeleyebilmesi nedeniyle güçtür. Görüntülemede ultrasonografi ilk tercih olup, MRG gerektiğinde güvenle kullanılabilir. Tedavide laparoskopik detorsiyon, gebeliğin tüm trimesterlerinde uygulanabilmekte ve maternal-fetal sonuçlar açısından güvenli bulunmaktadır. Cerrahi müdahalenin gecikmesi, over kaybının yanı sıra preterm doğum ve fetal kayıp riskini de artırabileceğinden, zamanında müdahale kritik önem taşımaktadır.

Pediatrik Yaş Grubunda Over Torsiyonu

Pediatrik yaş grubunda over torsiyonu, nadir olmakla birlikte tanıda ciddi zorluklar yaratan bir durumdur. Çocuklarda over torsiyonu, yetişkinlerden farklı olarak sıklıkla normal overlerde de görülebilmekte olup, bu durum konjenital olarak uzun infundibulopelvik ligaman veya ovaryan hipermobilite ile ilişkilendirilmektedir. Klinik prezentasyon, appendisit veya gastroenterit ile karışabilmekte ve tanıda gecikmelere yol açabilmektedir.

Pediatrik hastalarda over koruyucu cerrahi yaklaşım özellikle önemlidir, çünkü bu popülasyonda gelecekteki fertilite potansiyelinin korunması birincil hedeftir. Laparoskopik detorsiyon güvenle uygulanabilmekte ve kontralateral ovarypeksi de tekrarlama riskini azaltmak amacıyla değerlendirilmelidir.

Komplikasyonlar

Over torsiyonunun erken tanı ve tedavi edilmemesi durumunda ciddi komplikasyonlar gelişebilmektedir. En önemli komplikasyon, overin geri dönüşümsüz iskemik hasarına bağlı nekrozudur. Nekrotik overin enfekte olması durumunda pelvik apse, peritonit ve sepsis gibi hayatı tehdit eden tablolar ortaya çıkabilir.

  • Ovaryan nekroz: Uzamış iskemi sonucu over dokusunun kalıcı olarak hasar görmesi ve fonksiyonunu yitirmesidir. Bu durum tek taraflı over kaybına ve azalmış ovaryan rezerve yol açabilir.
  • Pelvik apse ve peritonit: Nekrotik dokunun enfekte olmasıyla gelişen ciddi intraabdominal enfeksiyon tablosudur.
  • Sepsis: Enfeksiyonun sistemik yayılımı sonucu ortaya çıkan, mortalitesi yüksek bir klinik tablodur.
  • Tromboembolik komplikasyonlar: Torsiyone pedikülde oluşan trombüsün detorsiyon sonrasında embolize olma riski nadir olmakla birlikte bildirilmiştir.
  • Adezyon oluşumu: Cerrahi müdahale sonrasında pelvik adezyonlar gelişebilmekte ve bu durum kronik pelvik ağrı, infertilite ve intestinal obstrüksiyona predispozisyon oluşturabilmektedir.
  • Tekrarlayan torsiyon: Detorsiyon sonrasında yeterli fiksasyonun sağlanamaması durumunda torsiyonun yinelemesi mümkündür ve bu hastalarda ovarypeksi düşünülmelidir.

Prognoz ve Takip

Over torsiyonunun prognozu, büyük ölçüde tanı ve tedavinin zamanlamasına bağlıdır. Erken dönemde yapılan detorsiyon ile over dokusunun korunma oranı yüzde 80 ila 95 arasında bildirilmektedir. Semptom başlangıcından cerrahiye kadar geçen süre uzadıkça, over dokusunun geri dönüşümsüz hasar görme olasılığı artmaktadır. Genel olarak, altı saatten daha kısa sürede müdahale edilen vakalarda prognoz oldukça iyidir; ancak bu süre sınırı kesin olmayıp, bireysel farklılıklar gösterebilmektedir.

Detorsiyon sonrasında hastaların düzenli takibi önemlidir. Postoperatif dönemde ultrasonografik kontroller ile overin boyutunun ve vaskülarizasyonunun normale dönüp dönmediği değerlendirilmelidir. Fertilite açısından, başarılı detorsiyon sonrasında ovaryan fonksiyonun genellikle korunduğu ve hastaların spontan gebelik elde edebildiği bildirilmektedir. Ancak tekrarlama riski göz önünde bulundurularak, hastaların olası semptomlar konusunda bilgilendirilmesi ve acil başvuru kriterlerinin anlatılması gerekmektedir.

Ovaryan rezervin değerlendirilmesi amacıyla anti-Müllerian hormon düzeyi ve antral folikül sayımı gibi parametreler postoperatif takipte kullanılabilmektedir. Detorsiyon uygulanan hastalarda uzun dönem ovaryan fonksiyonun korunduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur, ancak hastaların bir kısmında ipsilateral ovaryan rezervde azalma saptanabilmektedir.

Acil Servis Yönetimi ve Triaj

Acil servise akut pelvik ağrı ile başvuran hastalarda over torsiyonu olasılığının erken dönemde değerlendirilmesi, başarılı tedavi sonuçları için belirleyici faktördür. Triaj aşamasında, özellikle reprodüktif çağdaki kadınlarda ani başlangıçlı tek taraflı alt karın ağrısı, bulantı ve kusma triadı varlığında over torsiyonu ayırıcı tanıda öncelikli olarak düşünülmelidir.

Acil serviste hızlı bir şekilde anamnez alınmalı, fizik muayene yapılmalı ve eş zamanlı olarak laboratuvar tetkikleri ile görüntüleme çalışmaları başlatılmalıdır. Gebelik testi tüm reprodüktif çağdaki kadınlarda rutin olarak istenmelidir. Yatak başı ultrasonografi, acil serviste hızlı değerlendirme açısından son derece değerli bir araçtır ve deneyimli ellerde tanısal doğruluğu yüksektir.

Over torsiyonu şüphesi olan hastalar için jinekoloji konsültasyonu gecikmeden istenmelidir. Ağrı yönetimi amacıyla intravenöz analjezikler uygulanmalı, hasta oral alımdan kısıtlanmalı ve cerrahi hazırlığı başlatılmalıdır. Hemodinamik instabilite varlığında, rüptüre ektopik gebelik veya hemorajik şok gibi acil durumların da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Multidisipliner yaklaşım ve hızlı karar alma süreci, over torsiyonunun acil servis yönetiminde başarıyı belirleyen en önemli unsurlardır.

Güncel Yaklaşımlar ve Gelecek Perspektifleri

Over torsiyonunun tanı ve tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler kaydedilmektedir. Yapay zeka destekli ultrasonografik değerlendirme algoritmaları, torsiyon tanısında doğruluk oranını artırma potansiyeli taşımaktadır. Makine öğrenme modelleri, ultrasonografik görüntülerdeki ince bulguları tespit ederek klinisyenlere karar destek sistemi olarak hizmet edebilmektedir.

Biyobelirteç araştırmaları, over torsiyonuna spesifik serolojik parametrelerin belirlenmesi amacıyla sürdürülmektedir. İskemi-modifiye albümin, laktat dehidrojenaz izoenzimleri ve diğer iskemi belirteçleri üzerine yapılan çalışmalar, gelecekte tanısal doğruluğun artırılmasına katkı sağlayabilecektir. Ayrıca near-infrared spektroskopi gibi yeni teknolojilerin intraoperatif doku canlılığının değerlendirilmesinde kullanımı araştırılmaktadır.

Minimal invaziv cerrahi tekniklerindeki ilerlemeler, robotik cerrahi platformlarının kullanımı ve single-port laparoskopik yaklaşımlar, over torsiyonunun tedavisinde daha az morbidite ve daha hızlı iyileşme süreleri vaat etmektedir. Ovarypeksi tekniklerinin standardizasyonu ve uzun dönem sonuçlarının değerlendirilmesi de aktif araştırma alanları arasında yer almaktadır.

Hasta Eğitimi ve Farkındalık

Over torsiyonunun erken tanısında hasta farkındalığı kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle bilinen ovaryan kisti olan, yardımcı üreme tedavisi gören veya daha önce over torsiyonu geçirmiş hastaların, olası semptomlar konusunda kapsamlı biçimde bilgilendirilmesi gerekmektedir. Ani başlangıçlı şiddetli pelvik ağrı, bulantı ve kusma gibi semptomların ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden acil servise başvurulması gerektiği vurgulanmalıdır.

Sağlık profesyonellerinin de over torsiyonu konusundaki farkındalığının sürekli güncel tutulması önem taşımaktadır. Acil servis hekimleri, pratisyen hekimler ve aile hekimleri başta olmak üzere, ilk basamak sağlık hizmeti sunan tüm klinisyenlerin over torsiyonunun atipik prezentasyonları konusunda bilgi sahibi olması, tanıda gecikmelerin önlenmesine katkı sağlayacaktır. Multidisipliner eğitim programları ve simülasyon eğitimleri, bu alandaki klinik yetkinliğin artırılmasında etkili araçlar olarak değerlendirilmektedir.

Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, over torsiyonu dahil tüm jinekolojik acil durumların hızlı tanı ve etkin tedavisinde ileri teknolojik altyapı ve multidisipliner ekip yaklaşımı ile 7 gün 24 saat hizmet vermektedir.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu