Acil Servis

Multipl Travma Durumu

Koru Hastanesi olarak multipl travma tedavisinde sistematik primer ve sekonder değerlendirme, acil cerrahi müdahale ve yoğun bakım takibini uzman travma ekibimizle uyguluyoruz.

Multipl travma, vücudun birden fazla anatomik bölgesinde eş zamanlı olarak meydana gelen ve en az birinin yaşamı tehdit edici nitelik taşıdığı ciddi yaralanma tablosunu ifade eden klinik bir durumdur. Injury Severity Score (ISS) değerlendirmesinde 16 ve üzeri puan alan hastalar, multipl travma kategorisinde ele alınmaktadır. Bu klinik tablo; trafik kazaları, yüksekten düşme, endüstriyel yaralanmalar, ateşli silah yaralanmaları ve patlama gibi yüksek enerjili mekanizmalar sonucunda ortaya çıkmaktadır. Travma, dünya genelinde 44 yaş altı popülasyonda mortalite ve morbiditenin önde gelen nedenlerinden birini oluşturmakta olup, özellikle genç ve üretken nüfusu etkilemesi nedeniyle ciddi sosyoekonomik sonuçlar doğurmaktadır.

Multipl travma hastalarının yönetiminde altın standart olarak kabul edilen yaklaşım, sistematik ve önceliklendirilmiş değerlendirme protokollerinin uygulanmasıdır. Advanced Trauma Life Support (ATLS) ilkeleri çerçevesinde gerçekleştirilen primer ve sekonder değerlendirmeler, yaşamı tehdit eden durumların hızlı tanımlanması ve tedavisi açısından hayati öneme sahiptir. Travma hastasının ilk değerlendirmesinde zaman faktörü kritik bir parametre olup, "altın saat" kavramı bu bağlamda belirleyici bir rol üstlenmektedir. İlk 60 dakika içinde uygulanan uygun resüsitasyon ve cerrahi müdahaleler, hasta prognozunu doğrudan etkileyen temel faktörlerdir.

Multipl travma olgularında, yaralanmaların sinerjistik etkisi nedeniyle tek başına her bir yaralanmanın toplamından çok daha ağır bir klinik tablo ortaya çıkabilmektedir. Bu fenomen, travma hastasının fizyolojik rezervlerinin hızla tükenmesine ve homeostazın bozulmasına yol açmaktadır. Hipotermi, asidoz ve koagülopati üçlüsü olarak tanımlanan "ölüm üçgeni" (lethal triad), multipl travma hastalarında mortaliteyi belirleyen en önemli patofizyolojik süreçtir.

Travma Mekanizmaları ve Patofizyolojik Süreçler

Multipl travmada yaralanma mekanizmasının anlaşılması, olası yaralanma paternlerinin öngörülmesi ve hedefe yönelik tanısal değerlendirmenin planlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Künt travma mekanizmalarında kinetik enerji transferi, penetran travmalarda ise balistik özellikler ve yaralanma yolu, doku hasarının boyutunu belirleyen temel faktörlerdir.

Künt travma mekanizmaları arasında motorlu araç kazaları, motosiklet kazaları, yaya-araç çarpışmaları ve yüksekten düşmeler öne çıkmaktadır. Motorlu araç kazalarında ön çarpışma, yan çarpışma, arka çarpışma ve takla atma gibi farklı mekanizmalar, farklı yaralanma paternleri oluşturmaktadır. Ön çarpışmalarda direksiyon yaralanması olarak bilinen sternal fraktür, miyokard kontüzyonu, aort rüptürü ve hepatik laserasyon sık görülen yaralanmalardır. Yan çarpışmalarda ise ipsilateral kaburga fraktürleri, pelvik fraktürler, dalak ve karaciğer yaralanmaları beklenmektedir.

Penetran travma mekanizmalarında düşük hızlı (bıçak yaralanmaları) ve yüksek hızlı (ateşli silah yaralanmaları) olmak üzere iki temel kategori söz konusudur. Yüksek hızlı mermilerin oluşturduğu geçici kavitasyon etkisi, mermi yolu çevresindeki dokularda geniş çaplı hasar meydana getirmektedir. Kavitasyon etkisinin boyutu, merminin hızının karesiyle doğru orantılı olup, askeri tip mühimmatlar sivil mühimmatlara kıyasla çok daha yıkıcı doku hasarı oluşturabilmektedir.

Travma sonrasında gelişen sistemik inflamatuvar yanıt sendromu (SIRS), kompanse edici anti-inflamatuvar yanıt sendromu (CARS) ve multipl organ disfonksiyon sendromu (MODS), multipl travmanın patofizyolojik sürecinin temel bileşenleridir. Doku hasarı sonucunda salınan damage-associated molecular patterns (DAMPs), innate immün sistemin aktivasyonunu tetikleyerek proinflamatuvar sitokin kaskadını başlatmaktadır. TNF-alfa, IL-1beta, IL-6 gibi sitokinlerin aşırı salınımı, vasküler permeabilite artışı, endotel disfonksiyonu ve mikrosirkülatuvar bozukluk ile sonuçlanmaktadır.

Primer Değerlendirme ve ABCDE Yaklaşımı

Multipl travma hastasının acil servis yönetiminde primer değerlendirme, ATLS protokolüne uygun olarak ABCDE sistematik yaklaşımı çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bu algoritma, yaşamı tehdit eden durumların öncelik sırasına göre belirlenmesi ve eş zamanlı tedavi edilmesi esasına dayanmaktadır.

A - Havayolu Yönetimi ve Servikal Stabilizasyon

Havayolu değerlendirmesi, primer değerlendirmenin ilk ve en kritik basamağıdır. Bilinç düzeyi düşük hastalarda havayolu obstrüksiyonu riski yüksek olup, yabancı cisim, kan, sekresyon, dil düşmesi ve faringeal ödem en sık karşılaşılan obstrüksiyon nedenleridir. Glasgow Koma Skoru 8 ve altında olan hastalarda endotrakeal entübasyon endikasyonu mevcuttur. Servikal vertebra yaralanması ekarte edilene kadar tüm travma hastalarında servikal immobilizasyon uygulanması zorunludur. Zor havayolu senaryolarında videolaringoskop, supraglottik havayolu cihazları ve cerrahi havayolu (krikotiroidotomi) gibi alternatif yöntemler hazır bulundurulmalıdır.

B - Solunum ve Ventilasyon

Solunum değerlendirmesinde inspeksiyon, palpasyon, perküsyon ve oskültasyon ile bilateral toraks muayenesi yapılmaktadır. Tansiyon pnömotoraks, açık pnömotoraks, masif hemotoraks ve yelken göğüs (flail chest), primer değerlendirmede tanımlanıp acil tedavi edilmesi gereken yaşamı tehdit eden toraks yaralanmalarıdır. Tansiyon pnömotoraksta iğne dekompresyon ardından tüp torakostomi uygulanmalı, masif hemotoraksta (1500 mL üzerinde veya saatte 200 mL devam eden kanama) acil torakotomi değerlendirilmelidir.

C - Dolaşım ve Kanama Kontrolü

Hemodinamik değerlendirmede taşikardi, hipotansiyon, cilt perfüzyonu, kapiller dolum zamanı ve mental durum kritik parametrelerdir. Hemorajik şok, travma hastalarında en sık görülen şok tipi olup, dört evreye ayrılmaktadır. Sınıf I şokta (%15 e kadar kan kaybı) minimal semptomlar görülürken, Sınıf IV şokta (%40 üzerinde kan kaybı) hayatı tehdit eden dekompanse tablo gelişmektedir. Masif transfüzyon protokolü, 24 saatte 10 ünitenin üzerinde eritrosit süspansiyonu gerektiren veya ilk 6 saatte 6 üniteden fazla kan ürünü ihtiyacı olan hastalarda aktive edilmelidir. Güncel kanıtlar, 1:1:1 oranında eritrosit süspansiyonu, taze donmuş plazma ve trombosit süspansiyonu kullanımının sağkalım avantajı sağladığını göstermektedir.

D - Nörolojik Değerlendirme

Nörolojik muayenede Glasgow Koma Skoru (GKS), pupil boyutu ve reaktivitesi ile lateralize edici bulguların değerlendirilmesi esastır. GKS 8 ve altı ciddi kafa travmasını işaret etmekte olup, havayolu koruması ve nöroşirürjikal konsültasyon gerektirmektedir. Pupil anizokori varlığında ipsilateral transtentoriyal herniasyon düşünülmeli ve acil kranial bilgisayarlı tomografi (BT) planlanmalıdır. Spinal kord yaralanması şüphesi olan hastalarda dermatomal duyu muayenesi ve kas gücü değerlendirmesi ile lezyon seviyesinin belirlenmesi önemlidir.

E - Ekspojur ve Çevresel Kontrol

Hastanın tüm giysileri çıkarılarak vücudun ön ve arka yüzeyleri dahil olmak üzere kapsamlı bir fizik muayene gerçekleştirilmelidir. Perine, aksilla ve sırt bölgeleri gözden kaçırılmaması gereken anatomik alanlardır. Hipotermi, travma hastalarında mortaliteyi artıran bağımsız bir risk faktörü olup, hastanın vücut sıcaklığının 36 derece Celsius üzerinde tutulması hedeflenmelidir. Isıtılmış intravenöz sıvılar, ısıtıcı battaniyeler ve ortam sıcaklığının ayarlanması gibi aktif ısıtma yöntemleri uygulanmalıdır.

Sekonder Değerlendirme ve İleri Tanısal Yöntemler

Primer değerlendirme tamamlanıp yaşamı tehdit eden durumlar kontrol altına alındıktan sonra, sistematik bir sekonder değerlendirme gerçekleştirilmektedir. Bu aşamada baştan ayağa detaylı fizik muayene, ayrıntılı anamnez (AMPLE: Allerjiler, Medikasyonlar, Past medical history, Last meal, Events) ve hedefe yönelik görüntüleme çalışmaları yapılmaktadır.

Focused Assessment with Sonography for Trauma (FAST) ultrasonografisi, hemodinamik instabilitesi olan travma hastalarında peritoneal, perikardial ve plevral sıvı varlığının hızlı değerlendirilmesinde birinci basamak tanısal yöntem olarak kullanılmaktadır. Extended FAST (e-FAST) uygulamasında bilateral pnömotoraks taraması da eklenmektedir. Hemodinamik olarak stabil hastalarda tüm vücut bilgisayarlı tomografi (whole-body CT) altın standart görüntüleme yöntemidir. Kontrastlı BT anjiyografi, aktif kanama odağının belirlenmesinde ve vasküler yaralanmaların tanısında yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir.

Hemorajik Şok Yönetimi ve Resüsitasyon Stratejileri

Multipl travma hastalarında hemorajik şok, mortaliteyi belirleyen en kritik faktörlerden biridir. Travma ilişkili koagülopati (TIC), travma hastalarının yaklaşık yüzde 25-30 unda ilk başvuru anında tespit edilmekte ve mortalite oranını üç ila dört kat artırmaktadır. Akut travmatik koagülopati, doku hipoperfüzyonu, trombomodulin aktivasyonu ve protein C yolağının aktifleşmesi sonucunda gelişmektedir.

Hasar kontrol resüsitasyonu (Damage Control Resuscitation - DCR) konsepti, modern travma yönetiminin temel taşlarından birini oluşturmaktadır. Bu yaklaşımın üç temel prensibi bulunmaktadır:

  • Permisif hipotansiyon: Kanama kontrol altına alınana kadar sistolik kan basıncının 80-90 mmHg aralığında tutulması hedeflenmektedir. Bu strateji, aşırı kristalloid infüzyonunun dilüsyonel koagülopatiyi ağırlaştırmasını önlemektedir. Ciddi kafa travması olan hastalarda serebral perfüzyon basıncının korunması amacıyla bu strateji modifiye edilmelidir.
  • Hemostazik resüsitasyon: Eritrosit süspansiyonu, taze donmuş plazma ve trombosit süspansiyonunun 1:1:1 oranında uygulanması, koagülasyon faktörlerinin erken replasmanı ve traneksamik asit kullanımı bu prensibin temel bileşenleridir. CRASH-2 çalışması, travmadan sonraki ilk üç saat içinde uygulanan traneksamik asidin mortaliteyi anlamlı düzeyde azalttığını ortaya koymuştur.
  • Hasar kontrol cerrahisi: Fizyolojik dekompansasyon gelişen hastalarda kesin cerrahi onarım yerine hayat kurtarıcı müdahalelerin önceliklendirilmesi ve ardından yoğun bakım stabilizasyonunu takiben planlı reoperasyon stratejisinin benimsenmesidir.

Viskoelastik testler olan tromboelastografi (TEG) ve rotasyonel tromboelastometri (ROTEM), travma ilişkili koagülopatinin gerçek zamanlı değerlendirilmesinde konvansiyonel koagülasyon testlerine göre üstünlük sağlamaktadır. Bu testler, fibrinojen eksikliği, trombosit fonksiyon bozukluğu ve hiperfibrinoliz gibi spesifik koagülopati komponentlerinin ayrımını yapabilmekte ve hedefe yönelik kan ürünü tedavisine olanak tanımaktadır.

Hasar Kontrol Cerrahisi Prensipleri

Hasar kontrol cerrahisi (Damage Control Surgery - DCS), fizyolojik olarak dekompanse olan multipl travma hastalarında kesin anatomik onarım yerine yaşam kurtarıcı müdahalelerin uygulanması ve hastanın yoğun bakım ünitesinde stabilize edilmesinin ardından planlı reoperasyonların gerçekleştirilmesi stratejisini ifade etmektedir. Bu yaklaşım, ölüm üçgeninin (hipotermi, asidoz, koagülopati) kırılmasını hedeflemektedir.

Hasar kontrol cerrahisinin endikasyonları arasında şunlar yer almaktadır:

  • Ciddi metabolik asidoz (pH 7.2 altı, baz açığı -6 dan fazla)
  • Hipotermi (vücut sıcaklığı 34 derece Celsius altı)
  • Klinik koagülopati veya masif transfüzyon ihtiyacı
  • Ameliyat süresinin uzaması (90 dakikanın üzerinde)
  • Multipl vücut bölgesi yaralanmalarının eş zamanlı varlığı
  • İleri kontaminasyon ile birlikte hemodinamik instabilite

Abdominal travmada hasar kontrol laparotomisi üç aşamada uygulanmaktadır. Birinci aşamada kanama kontrolü (paketleme, vasküler klemp, şant uygulaması) ve kontaminasyon kontrolü (barsak rezeksiyonu, anastomoz yapılmadan stapler ile kapatma) gerçekleştirilmekte, ardından geçici abdominal kapatma uygulanmaktadır. İkinci aşamada hasta yoğun bakım ünitesinde fizyolojik optimizasyona alınmaktadır. Üçüncü aşamada ise 24-72 saat içinde planlı reoperasyon ile kesin anatomik onarım ve karın duvarı kapatılması yapılmaktadır.

Ortopedik travmada hasar kontrol ortopedisi (DCO) kavramı, uzun kemik kırıklarının erken kesin internal fiksasyonu yerine geçici eksternal fiksatör uygulamasını öngörmektedir. Bu yaklaşım özellikle politravma hastalarında femur şaft kırıklarının yönetiminde second hit fenomeninin önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. Hastanın fizyolojik durumu stabilize olduktan sonra, genellikle 5-10 gün içinde kesin fiksasyona geçilmektedir.

Organ Bazlı Yaralanmaların Yönetimi

Multipl travma hastalarında toraks, abdomen, pelvis ve ekstremite yaralanmaları sıklıkla bir arada bulunmakta ve her bir yaralanmanın yönetimi diğerlerini doğrudan etkilemektedir. Tedavi stratejisinin belirlenmesinde yaralanma derecelendirme sistemleri (American Association for the Surgery of Trauma - AAST) ve hastanın fizyolojik durumu birlikte değerlendirilmelidir.

Toraks yaralanmalarında kaburga fraktürleri, pnömotoraks, hemotoraks, pulmoner kontüzyon, trakeobronşiyal yaralanma, büyük damar yaralanmaları ve kardiyak yaralanmalar ele alınmalıdır. Künt aort yaralanması, yüksek mortalite oranı ile seyreden ve acil tanı gerektiren bir durumdur. Toraks BT anjiyografi tanıda altın standart olup, endovasküler stent greft uygulaması günümüzde açık cerrahi onarıma göre tercih edilen tedavi yöntemidir.

Abdominal yaralanmalarda dalak ve karaciğer en sık etkilenen solid organlar olup, hemodinamik olarak stabil hastalarda non-operatif yönetim (NOM) güncel yaklaşımda ön plana çıkmaktadır. Dalak yaralanmalarında AAST derece I-III yaralanmalarda NOM başarı oranı yüzde 90 ın üzerindedir. Karaciğer yaralanmalarında ise anjiyoembolizasyon, NOM stratejisinin başarı oranını artıran önemli bir adjuvan tedavi yöntemidir. İçi boş organ yaralanmalarında (mide, ince barsak, kolon, mesane) cerrahi onarım veya rezeksiyon endikasyonu mevcuttur.

Pelvik Fraktür ve Retroperitoneal Kanama Yönetimi

Pelvik fraktürler, multipl travma hastalarında yüksek mortalite oranı ile ilişkili ciddi yaralanmalar arasında yer almaktadır. Hemodinamik instabilite ile birlikte olan pelvik fraktürlerde mortalite oranı yüzde 40-60 aralığında seyredebilmektedir. Young-Burgess sınıflamasına göre lateral kompresyon, anteroposterior kompresyon ve vertikal shear tipleri ayırt edilmektedir.

Hemodinamik olarak instabil pelvik fraktürlerde acil pelvik stabilizasyon (pelvik bağlayıcı veya C-klemp), masif transfüzyon protokolünün aktivasyonu ve kanama odağının kontrolü birlikte uygulanmalıdır. Arteriyel kanama varlığında anjiyoembolizasyon, venöz kanama dominasyonunda ise preperitoneal pelvik paketleme (PPP) tercih edilen hemostaz yöntemleridir. REBOA (Resuscitative Endovascular Balloon Occlusion of the Aorta) uygulaması, transfüzyon ihtiyacını karşılayamayan ve operasyon odasına veya anjiyografi süitine transfer süreci boyunca hemodinamik destek gerektiren hastalarda köprü tedavisi olarak kullanılabilmektedir.

Pelvik fraktürlere sıklıkla eşlik eden ürolojik yaralanmalar (üretral, mesane yaralanmaları), nörolojik defisitler (lumbosakral pleksus yaralanması) ve perineal yaralanmalar, multidisipliner yaklaşım gerektirmektedir. Açık pelvik fraktürlerde enfeksiyon riski yüksek olup, erken debridman, fekal diversiyon ve geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır.

Travmatik Beyin Hasarı ve Eşlik Eden Multipl Travma

Travmatik beyin hasarı (TBH), multipl travma hastalarında mortalitenin en önemli belirleyicisidir. Ciddi TBH varlığında (GKS 3-8), havayolu koruması, yeterli oksijenasyon ve serebral perfüzyon basıncının (SPB) 60 mmHg üzerinde tutulması primer hedeflerdir. Kafa içi basıncı (KİB) monitörizasyonu, GKS 8 ve altı olan ve kranial BT de patolojik bulgu saptanan hastalarda endikedir. KİB nin 22 mmHg altında tutulması ve SPB nin 60-70 mmHg aralığında idame ettirilmesi güncel kılavuz önerilerini oluşturmaktadır.

Multipl travma ile birlikte TBH varlığında tedavi stratejisinin belirlenmesinde önemli çelişkiler ortaya çıkabilmektedir. Hemorajik şok yönetiminde uygulanan permisif hipotansiyon stratejisi, TBH hastalarında serebral hipoperfüzyona yol açarak sekonder beyin hasarını ağırlaştırabilmektedir. Bu nedenle eşlik eden ciddi TBH varlığında sistolik kan basıncı hedefi 100 mmHg üzerine yükseltilmeli ve permisif hipotansiyon uygulanmamalıdır. Travma ilişkili koagülopatinin düzeltilmesi, intrakranial kanamanın progresyonunu önlemek açısından kritik önem taşımaktadır.

Yoğun Bakım Yönetimi ve Komplikasyonların Önlenmesi

Multipl travma hastalarının yoğun bakım ünitesindeki yönetimi, çoklu organ sistemlerinin eş zamanlı desteklenmesini ve potansiyel komplikasyonların proaktif önlenmesini gerektirmektedir. Mekanik ventilasyon, hemodinamik monitörizasyon, beslenme desteği, enfeksiyon kontrolü ve rehabilitasyon planlaması yoğun bakım yönetiminin temel bileşenleridir.

Mekanik ventilasyon yönetiminde akciğer koruyucu ventilasyon stratejisi (tidal volüm 6-8 mL/kg ideal vücut ağırlığı, plato basınç 30 cmH2O altı) uygulanmalıdır. Pulmoner kontüzyon ve akut respiratuar distres sendromu (ARDS) gelişen hastalarda prone pozisyon ve nöromüsküler bloker kullanımı değerlendirilebilir. Toraks travmalı hastalarda erken trakeotomi (7-10 gün içinde), uzamış entübasyona bağlı komplikasyonları azaltmakta ve solunum fizyoterapisini kolaylaştırmaktadır.

Venöz tromboembolizm (VTE) profilaksisi multipl travma hastalarında hayati öneme sahiptir. Aktif kanama riski ortadan kalktıktan sonra mümkün olan en erken zamanda farmakolojik profilaksi (düşük molekül ağırlıklı heparin) başlanmalıdır. Farmakolojik profilaksinin kontrendike olduğu hastalarda mekanik profilaksi (aralıklı pnömatik kompresyon cihazları) uygulanmalıdır. Yüksek riskli hastalarda (pelvik fraktür, spinal kord yaralanması, uzun süreli immobilizasyon) inferior vena kava filtresi uygulaması değerlendirilebilir.

Beslenme desteğinde erken enteral beslenme (travmadan sonraki ilk 24-48 saat içinde) parenteral beslenmeye tercih edilmelidir. Enteral beslenme, barsak mukoza bütünlüğünün korunması, bakteriyel translokasyonun önlenmesi ve immün fonksiyonların desteklenmesi açısından avantaj sağlamaktadır. Protein ihtiyacı travma hastalarında artmış olup, günlük 1.5-2 g/kg protein alımı hedeflenmelidir. Abdominal travma sonrası gastrointestinal sistemin kullanılamadığı durumlarda tamamlayıcı parenteral beslenme uygulanabilmektedir.

Travma sonrası enfeksiyöz komplikasyonlar (pnömoni, üriner sistem enfeksiyonu, kateter ilişkili kan dolaşımı enfeksiyonu, yara yeri enfeksiyonu) morbidite ve yoğun bakım kalış süresini artıran önemli sorunlardır. Enfeksiyon kontrol önlemleri arasında el hijyeni, invaziv cihaz bakım paketleri, antibiyotik yönetimi programları ve erken mobilizasyon yer almaktadır. Açık kırıklarda ve kontamine yaralarda profilaktik antibiyotik uygulaması, yara sınıflamasına uygun olarak planlanmalıdır.

Multidisipliner Yaklaşım ve Travma Ekibi Koordinasyonu

Multipl travma hastasının optimal yönetimi, farklı cerrahi ve dahili tıp disiplinlerinin koordineli çalışmasını gerektiren karmaşık bir süreçtir. Travma ekibinde acil tıp uzmanı, genel cerrah, ortopedi ve travmatoloji uzmanı, nöroşirürji uzmanı, anesteziyolog, yoğun bakım uzmanı, radyolog ve hemşirelik ekibi yer almaktadır. Travma ekip liderinin koordinasyonunda gerçekleştirilen multidisipliner yaklaşım, iletişim hatalarını azaltmakta ve tedavi sürecinin etkinliğini artırmaktadır.

Travma kalite göstergeleri arasında mortalite oranları, önlenebilir ölüm oranı, acil serviste kalış süresi, ameliyathaneye transfere kadar geçen süre, yoğun bakım kalış süresi ve hastane yatış süresi izlenmektedir. Morbidite ve mortalite toplantıları, komplikasyon analizi ve sürekli kalite iyileştirme programları, travma bakım kalitesinin yükseltilmesinde temel araçlardır. Simülasyon tabanlı eğitim programları, travma ekibinin performansını artırmada ve ekip içi iletişimi güçlendirmede etkin bir yöntem olarak kabul görmektedir.

Multipl travma, acil tıp ve cerrahi pratiğin en zorlu klinik senaryolarından birini temsil etmektedir. Sistematik değerlendirme protokollerinin uygulanması, hasar kontrol stratejilerinin benimsenmesi, hedefe yönelik resüsitasyon yaklaşımları ve multidisipliner ekip koordinasyonu, bu hasta grubunda sağkalım oranlarının iyileştirilmesinde belirleyici faktörlerdir. Travma bakım sistemlerinin geliştirilmesi, kanıta dayalı kılavuzların güncellenmesi ve sürekli eğitim programlarının yürütülmesi, multipl travma hastalarının prognozunun iyileştirilmesinde vazgeçilmez unsurlardır. Erken tanı, agresif resüsitasyon ve zamanlama açısından doğru cerrahi karar verme süreçlerinin optimizasyonu, bu alandaki en temel klinik hedefler olarak önemini korumaktadır. Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, multipl travma hastalarının değerlendirilmesi ve tedavisinde güncel kanıta dayalı protokolleri uygulayarak, multidisipliner ekip yaklaşımı ile hastaların en iyi klinik sonuçlara ulaşmasını sağlamaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu