Genel Cerrahi

Mikrodalga Ablasyon

Mikrodalga Ablasyon ne amaçla uygulanır ve neleri kapsar; işlem hakkında genel bilgiler.

Mikrodalga Ablasyon Nedir? Tümörlere Karşı Cerrahisiz Yaklaşım Nasıl Uygulanır?

Mikrodalga ablasyon (Microwave Ablation - MWA), tümör dokusunu yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalar aracılığıyla ısıtarak koagülasyon nekrozu oluşturan minimal invaziv bir onkolojik tedavi yöntemidir. Prosedürde 915 MHz veya 2.45 GHz frekansındaki mikrodalgalar özel olarak tasarlanmış perkütan bir anten aracılığıyla hedef lezyona iletilir. Bu elektromanyetik dalgalar doku içindeki polar su moleküllerinin saniyede milyarlarca kez osilasyonuna neden olur ve moleküler sürtünme yoluyla dielektrik ısınma ortaya çıkar. Hedef dokuda sıcaklık 60 santigrat derecenin üzerine, çoğunlukla 100 santigrat derecenin ötesine çıkarak protein denatürasyonu, membran bütünlüğünün bozulması ve hücresel ölüm gerçekleşir. Bu süreç termal koagülasyon nekrozu olarak adlandırılır ve tümör dokusunun görüntüleme rehberliğinde in situ yıkımını sağlar.

Mikrodalga ablasyonun cerrahisiz yaklaşım olarak öne çıkmasının nedeni, işlemin geniş bir cilt kesisi, doku diseksiyonu veya organ mobilizasyonu gerektirmemesidir. İşlem çoğunlukla bilgisayarlı tomografi (BT) veya ultrasonografi (US) rehberliğinde perkütan yolla, yani cilt üzerinden ince bir koaksiyel iğne antenle uygulanır. Hasta sedasyon veya genel anestezi altındayken hedef lezyona milimetrik doğrulukla ulaşılır, anten pozisyonu doğrulanır ve enerji uygulaması başlar. İşlemin süresi lezyon boyutuna ve sayısına göre 30 ila 60 dakika arasında değişir; hasta çoğunlukla aynı gün veya bir gecelik yatışın ardından günlük yaşamına dönebilir. Bu özellik özellikle cerrahi rezeksiyona uygun olmayan komorbid hastalarda, tümör sayısı veya lokalizasyonu nedeniyle ameliyat riski yüksek olgularda ve karaciğer transplantasyonu için köprü tedaviye ihtiyaç duyulan olgularda kritik bir seçenek sunar.

Genel Cerrahi Kliniği, mikrodalga ablasyon başta olmak üzere tümör ablasyon yöntemlerini multidisipliner bir anlayışla yürütmektedir. Hepatobiliyer cerrahi, girişimsel radyoloji, medikal onkoloji ve anestezi ekiplerinin ortak konseyinde her hasta için tanı, evre, komorbidite, karaciğer fonksiyonu ve alternatif tedavi seçenekleri ayrıntılı olarak değerlendirilir. Uygun hastalarda mikrodalga ablasyon en güncel kılavuzlar ışığında planlanır ve modern cihaz altyapısıyla uygulanır. Bu çok yönlü değerlendirme, hem onkolojik başarıyı artırır hem de hastanın yaşam kalitesini ön planda tutan kişiye özel tedavi kararlarını mümkün kılar.

Mikrodalga Ablasyon Hangi Tümör Tiplerinde Tercih Edilir?

Mikrodalga ablasyonun en yaygın klinik kullanım alanı primer karaciğer tümörleri, özellikle hepatosellüler karsinomdur (HCC). Milano kriterlerini karşılayan, BCLC A veya seçilmiş B evresindeki, cerrahi rezeksiyona uygun olmayan HCC olgularında MWA hem küratif hem de köprü tedavi olarak güçlü bir kanıt düzeyine sahiptir. Karaciğer metastazlarında da kolorektal kanser başta olmak üzere nöroendokrin tümör, meme kanseri ve melanom kaynaklı oligometastatik hastalıkta sınırlı sayıda ve boyutta lezyon için tercih edilir. Sirotik zeminde rezeksiyon toleransı düşük olan hastalarda parankim koruyucu özelliği MWA'yı avantajlı kılar; transplantasyon bekleme listesindeki hastalarda tümör progresyonunu durdurarak listeden düşmeyi engelleyebilir.

Akciğerde mikrodalga ablasyon, cerrahi kontrendike olan erken evre küçük hücreli dışı akciğer kanseri (NSCLC) olgularında ve akciğer oligometastazlarında giderek daha fazla kullanılmaktadır. Genellikle 3 santimetrenin altında, periferik yerleşimli lezyonlar bu tedaviye en uygun adaylardır. Böbrekte T1a evresinde, 4 santimetrenin altındaki renal hücreli karsinom (RCC) olgularında, özellikle ileri yaş, tek böbrek veya ağır komorbidite nedeniyle parsiyel nefrektomi uygun olmayan hastalarda MWA parankim koruyucu bir alternatif sunar. Kemik ablasyonu kapsamında osteoid osteoma tedavisi, ağrılı kemik metastazlarında palyatif ağrı kontrolü ve seçilmiş yumuşak doku tümörleri (desmoid tümör gibi) de mikrodalga ablasyonun kullanım alanlarına dahildir.

Endokrin sistemde ise tiroid uygulamaları öne çıkmaktadır. Bası bulgusu veya kozmetik problem oluşturan benign tiroid nodüllerinde MWA, cerrahiye alternatif olarak nodül hacmini kalıcı biçimde küçültür. Seçilmiş mikropapiller tiroid karsinom olgularında da aktif izlem ile klasik cerrahi arasında bir seçenek olarak araştırılmaktadır. Tüm bu endikasyonlarda ortak nokta, mikrodalga ablasyonun cerrahi rezeksiyonun uygun olmadığı, yüksek risk taşıdığı veya organ koruyucu yaklaşımın öncelikli olduğu klinik senaryolarda güçlü bir onkolojik kontrol seçeneği sunmasıdır. Endikasyon kararı her zaman multidisipliner tümör konseyinde, hastanın performans durumu, komorbiditeleri ve tümör biyolojisi göz önünde bulundurularak verilir.

Mikrodalga Ablasyon Cihaz Yapısı ve Anten Tasarımı Nasıldır?

Mikrodalga ablasyon sistemleri temel olarak üç ana bileşenden oluşur: mikrodalga jeneratörü, koaksiyel iletim kablosu ve doku içine yerleştirilen anten. Jeneratör 915 MHz veya 2.45 GHz frekansta 60 ila 100 watt aralığında güç üretir; 2.45 GHz sistemler daha kompakt anten tasarımına ve daha odaklı ablazyon zonuna imkan verirken 915 MHz sistemler daha derin doku penetrasyonu sağlar. İletim kablosu enerjiyi minimal kayıpla antene ulaştırmak üzere impedans uyumlu tasarlanmıştır. Yeni nesil cihazlarda kablo ve antende soğutma sistemi bulunur; genellikle saline veya karbondioksit soğutmalı bu sistemler antenin şaftında ısınmayı önleyerek cilt yanığı riskini azaltır ve enerjinin doku içinde uç kısımda konsantre olmasını sağlar.

Anten tasarımı ablazyon zonunun boyutunu, şeklini ve homojenliğini belirleyen en kritik faktördür. Klinik pratikte monopol, dipol, slot ve triaxial anten geometrileri kullanılmaktadır. Modern antenlerin çapı 14 ile 17 gauge arasındadır; ince yapıları perkütan yerleştirmeyi kolaylaştırırken uç kısımdaki radyatör bölgesi enerji dağılımını optimize eder. Tek antenle 4 ila 5 santimetre çapında küresel veya elipsoid ablazyon zonu oluşturulabilir. Daha büyük tümörlerde birden fazla anten aynı anda kullanılarak faz senkronize edilmiş kombine ablazyon uygulanabilir; bu yaklaşım cluster ya da array konfigürasyonu olarak adlandırılır ve tek antenle elde edilebilecek volümden çok daha geniş, homojen bir nekroz zonu üretir.

Klinik uygulamada sıklıkla tercih edilen sistemler arasında NeuWave (Ethicon), Emprint (Medtronic), Solero (AngioDynamics), HS Amica (HS Hospital Service) ve MicroTherm-X (BSD Medical) yer alır. NeuWave 2.45 GHz frekansta çalışan cluster anten sistemiyle karaciğer tümörlerinde geniş kullanım alanı bulmuştur. Emprint sistemi termal profil kontrolü ve öngörülebilir küresel ablazyon zonu ile bilinir. Solero taşınabilir yapısı ve kullanım kolaylığıyla; HS Amica ise Avrupa kaynaklı geniş klinik deneyimiyle tercih edilir. MicroTherm-X 915 MHz platformu ile derin doku ablasyonlarında avantaj sağlar. Cihaz seçimi lezyonun boyutuna, lokalizasyonuna, hedef organa ve klinik protokole göre yapılır; her sistemin karakteristik ablazyon zonu, enerji profili ve anten geometrisi işlem planlamasında dikkate alınır.

Radyofrekans Ablasyon (RFA) ile Mikrodalga Ablasyon Arasında Ne Fark Vardır?

Radyofrekans ablasyon (RFA) ve mikrodalga ablasyon (MWA) her ikisi de termal ablazyon yöntemleri olmakla birlikte enerji üretim ve ısı iletim mekanizmaları açısından temelden farklıdır. RFA'da 375 ile 500 kHz aralığındaki alternatif akım doku içindeki iyonların ajitasyonuna yol açar; ısı elektrota temas eden dar bir zonda üretilir ve çevre dokuya pasif konduksiyonla yayılır. Bu pasif iletim doku direnci arttıkça (karbonizasyon, dehidratasyon) verimliliğini kaybeder ve ablazyon zonunun çapını sınırlar. Mikrodalga ablasyonda ise elektromanyetik dalgalar direkt olarak su moleküllerini osilasyona uğratır; ısı iletimin aksine geniş bir hacimde aktif olarak üretilir. Bu fiziksel farklılık MWA'nın daha yüksek intra-tümöral sıcaklıklara (>100 santigrat derece), daha hızlı ısınmaya ve buhar kavitasyonuyla oluşan daha homojen bir nekroz zonuna ulaşmasını sağlar.

Klinik pratikte en belirleyici farklardan biri heat sink etkisi konusundadır. Heat sink etkisi, tümöre yakın büyük kan damarlarındaki akan kanın ısıyı sürükleyerek ablazyon zonunda soğuk bir cep oluşturması ve rezidü tümör riskini artırmasıdır. RFA'nın pasif konduksiyona dayalı ısı yayılımı damar yakın lezyonlarda bu etkiden belirgin şekilde olumsuz etkilenirken, MWA'nın aktif dielektrik ısınması damar yakın dokularda dahi hedef sıcaklıklara daha kolay ulaşır. Bu nedenle vasküler yapılara komşu tümörlerde MWA teknik olarak daha güvenilir bir tam ablazyon oranı sunar. Ayrıca MWA hastanın topraklama padlerine ihtiyaç duymaz; RFA'da gerekli olan dispersif elektrot ve cilt yanığı riski MWA'da söz konusu değildir.

Süre ve verimlilik açısından bakıldığında, MWA tek lezyonda çoğunlukla 5 ila 10 dakikada tamamlanırken RFA benzer bir lezyon için 10 ila 15 dakikaya, hatta daha fazlasına ihtiyaç duyar. MWA'da birden fazla antenin aynı anda çalıştırılabilmesi büyük veya çoklu tümörlerde tedavi süresini önemli ölçüde kısaltır. Ablazyon zonu boyutu açısından tek MWA anteni tek RFA elektrotuna göre daha geniş bir alanı kapsayabilir. Buna karşılık RFA impedans geri bildirim sistemleriyle daha uzun bir klinik deneyime sahiptir ve öngörülebilir zonu ile bazı küçük, iyi lokalize lezyonlarda tercih edilebilir. Sonuç olarak ikisi de birbirini dışlayan değil, endikasyona göre birbirini tamamlayan yöntemlerdir. Karar tümör boyutu, damar komşuluğu, organ ve cihaz alt yapısı göz önünde bulundurularak verilir.

Cerrahisiz Tedavide Mikrodalga Ablasyonun Faydaları Nelerdir?

Mikrodalga ablasyonun cerrahi rezeksiyona göre en belirgin avantajı invazivliğin dramatik biçimde azalmasıdır. Klasik hepatik rezeksiyonda geniş bir laparotomi kesisi, organ mobilizasyonu, damar diseksiyonu ve pediklerin bağlanması söz konusudur; bu ise ciddi kan kaybı, uzamış ameliyat süresi ve genel anestezi riskleri anlamına gelir. MWA'da ise tek bir milimetrik cilt girişi yeterlidir; ortalama kan kaybı çoğunlukla ihmal edilebilir düzeydedir. Kısa işlem süresi, günübirlik veya bir gecelik yatış, hızlı mobilizasyon ve düşük postoperatif ağrı hastanın konforunu belirgin biçimde artırır. Bu özellik özellikle yaşlı, komorbid, kırılgan hastalarda anlamlıdır; kardiyopulmoner rezervi düşük olgularda ameliyat kontrendike iken MWA güvenli bir onkolojik seçenek sunar.

Organ koruyucu yapı, mikrodalga ablasyonun bir başka temel avantajıdır. Karaciğerde MWA sadece hedef tümör ve etrafındaki güvenlik marjini için termal enerji uygular; sağlıklı parankim büyük ölçüde korunur. Bu özellik kronik karaciğer hastalığı veya sirozu olan HCC hastalarında kritik önem taşır çünkü rezeksiyon sonrası karaciğer yetmezliği riskini ortadan kaldırır. Benzer şekilde böbrekte parsiyel nefrektomi olamayan RCC hastalarında MWA nefron koruyucu bir seçenek sunar. Akciğerde lobektomi veya segmentektomi olamayan olgularda MWA akciğer parankim rezervinin korunmasını sağlar. Bu organ koruyucu yaklaşım hastanın fonksiyonel kapasitesini ve yaşam kalitesini uzun vadede olumlu etkiler.

Mikrodalga ablasyonun bir diğer önemli klinik faydası tekrarlanabilirliğidir. Cerrahi rezeksiyon sonrası aynı bölgede yeniden ameliyat teknik olarak zorken ve daha yüksek riskle ilişkiliyken, MWA gerektiğinde birden fazla kez yeni gelişen veya rezidü lezyonlarda tekrar uygulanabilir. Bu özellik özellikle karaciğerde metakron metastaz gelişimi görülen kolorektal kanser hastalarında büyük avantaj sağlar. Ayrıca MWA transarteriyel kemoembolizasyon (TACE), sistemik kemoterapi ve immünoterapi gibi diğer tedavi modaliteleri ile kombine edilebilir. Örneğin büyük HCC lezyonlarında önce TACE ile tümör küçültülüp ardından MWA ile küratif ablasyon uygulanabilir. Bu multimodal yaklaşım, tek başına cerrahi seçeneğine ulaşamayan hastalarda anlamlı sağkalım kazanımı sağlar.

Mikrodalga Ablasyon Aşama Aşama Nasıl Uygulanır?

Mikrodalga ablasyon işlemi ayrıntılı bir preprosedürel planlamayla başlar. Öncelikle multidisipliner tümör konseyinde hastanın tanısı, evrelendirme sonuçları, karaciğer veya hedef organ fonksiyonu, koagülasyon durumu ve komorbiditeleri değerlendirilir. Kontrastlı BT, MR veya PET-BT ile lezyonun boyutu, sayısı, lokalizasyonu, komşu vasküler ve viseral yapılarla ilişkisi incelenir. Güvenli giriş koridoru (safe corridor) planlanır; büyük damarlar, safra yolları, kolon, mide, diyafragma ve akciğer parankimi ile olan mesafeler analiz edilir. Antibiyotik profilaksisi, antikoagülan yönetimi ve gerekli laboratuvar kontrolleri yapılır. İşlem öncesi hastadan detaylı bilgilendirilmiş onam alınır; alternatifler, beklenen fayda, riskler ve komplikasyon oranları anlaşılır dille açıklanır.

Prosedür günü hasta işleme aç olarak alınır; damar yolu açılır ve anestezi ekibi tarafından sedasyon veya endotrakeal entübasyonla genel anestezi uygulanır. Ultrasonografi rehberliğinde yapılan işlemlerde çoğunlukla derin sedasyon yeterli olurken, BT rehberliğinde ve solunum kontrolüne ihtiyaç duyulan olgularda genel anestezi tercih edilir. Cilt sterilize edildikten ve steril örtü serildikten sonra görüntüleme rehberliğinde önceden planlanan giriş noktasından koaksiyel iğne anten hedef lezyona ilerletilir. Anten pozisyonu doğrulandıktan sonra ince ayarlamalar yapılarak lezyonun merkezine veya çoklu antenle konfigürasyona uygun şekilde yerleştirme tamamlanır. Büyük lezyonlarda birden fazla anten paralel ve senkronize biçimde konumlandırılabilir.

Enerji uygulama aşamasında jeneratör üzerinden lezyon boyutuna ve cihazın kılavuz protokolüne göre 60 ile 100 watt arasında güç, 3 ile 10 dakika süreyle uygulanır. Bu sırada gerçek zamanlı görüntülemede hedef bölgede oluşan hiperekojen buhar kavitasyonu takip edilir; bu bulgu ablazyon zonunun görsel bir işaretidir. Ablazyon tamamlandıktan sonra anten çekilirken enerji uygulamasına düşük güçte devam edilerek tract koagülasyonu yapılır; bu aşama iğne yolu boyunca tümör ekimi (seeding) ve kanamayı önlemek açısından kritiktir. İşlemden hemen sonra kontrol görüntülemesi (BT veya kontrastlı US) yapılarak ablazyon zonunun tümörü ve yaklaşık 5 ila 10 milimetrelik güvenlik marjini kapsayıp kapsamadığı değerlendirilir. Gerekirse rezidü alanlar için ek uygulama planlanır. Hasta uyandırma odasına alınır, bir süre monitörize edilir ve klinik durumuna göre günübirlik ya da bir gecelik yatışın ardından taburcu edilir.

Mikrodalga Ablasyon Sonrası İyileşme Süreci Nasıl İlerler ve Ne Zaman Günlük Hayata Dönülür?

Mikrodalga ablasyon sonrası erken dönem iyileşme çoğunlukla oldukça hızlıdır ve postoperatif konfor cerrahi rezeksiyona kıyasla belirgin biçimde daha iyidir. İşlemin ardından hasta 2 ila 4 saatlik gözlem sonrası mobilize edilir; sıvı ve hafif diyete geçilir. Hastaların büyük çoğunluğu aynı gün veya 24 saatlik yatışın ardından taburcu edilebilir. İlk 24 ile 72 saat içinde giriş bölgesinde hafif ağrı, hedef organa bağlı bölgesel rahatsızlık ve düşük derece ateş görülebilir. Bu belirtiler post-ablasyon sendromunun bir parçasıdır ve tümör lizisi ile lokal inflamatuar yanıta bağlıdır. Genellikle parasetamol ve gerekirse zayıf opioid analjezi ile yönetilir; nadiren birkaç günü aşan yüksek ateşte enfeksiyöz komplikasyonlar açısından yeniden değerlendirme yapılır.

İlk hafta içinde hastalara ağır fiziksel aktivite, ağır kaldırma, yoğun spor ve karın içi basıncı artıran hareketlerden kaçınmaları önerilir. Duş ilk 24 saatten sonra çoğunlukla serbesttir; giriş noktasındaki minik kesi bakımı basit steril pansuman ile yürütülür. Antikoagülan ve antiagregan ilaçlar prosedür öncesi kesildiyse, klinik değerlendirme sonrasında ilk hafta ya da ikinci hafta içinde yeniden başlatılır. Karaciğer ablasyonu sonrası ilk günlerde transaminaz değerlerinde geçici yükselme, beyaz küre artışı ve C-reaktif protein yüksekliği beklenen bulgulardır; bunlar genellikle 1 ile 2 hafta içinde normale döner. Böbrek veya akciğer ablasyonu sonrası da benzer geçici laboratuvar değişiklikleri gözlenebilir.

Günlük hayata dönüş süresi işlem tipine, hedef organa ve hastanın genel durumuna göre değişmekle birlikte olguların büyük kısmında 3 ila 7 gün içinde masa başı ve hafif iş hayatına dönüş mümkündür. Ağır fiziksel işler ve sportif aktiviteler için 2 ile 3 haftalık bekleme süresi önerilir. Uzun dönem takip protokolü onkolojik açıdan büyük önem taşır. Karaciğer MWA sonrası ilk kontrol kontrastlı BT veya MR incelemesi çoğunlukla 4 ile 6 hafta içinde yapılır; ablazyon zonunun tümörü ve güvenlik marjini kapsadığı doğrulanır. Ardından 3 ile 6 ay aralıklarla ilk 2 yıl boyunca kontrastlı görüntüleme, tümör belirteçleri ve karaciğer fonksiyon testleri ile izlem sürdürülür. Bu düzenli takip, olası lokal rekurrens veya yeni lezyon gelişiminin erken saptanmasını ve gerektiğinde yeniden ablasyon veya farklı bir tedavi seçeneğinin devreye alınmasını sağlar.

Mikrodalga Ablasyon İşleminde Olası Yan Etkiler ve Komplikasyon Riskleri Nelerdir?

Mikrodalga ablasyon güvenlik profili oldukça yüksek bir yöntem olmakla birlikte, tüm invaziv işlemler gibi bazı yan etki ve komplikasyon risklerini barındırır. En sık görülen tablo post-ablasyon sendromu olarak adlandırılan geçici, self-limited semptomlardır. Hastaların yaklaşık yüzde 30 ile 40'ında ilk birkaç gün içinde hafif ateş, halsizlik, iştahsızlık ve bulantı görülebilir; bu bulgular tümör lizisi ve termal inflamatuar yanıta bağlıdır ve semptomatik tedaviyle çoğunlukla 3 ile 7 gün içinde geriler. Ablazyon bölgesinde geçici ağrı, karaciğer için sağ üst kadranda künt ağrı, akciğer için plöritik göğüs ağrısı, böbrek için lomber rahatsızlık şeklinde görülür. Laboratuvar bulguları olarak transaminaz yükselmesi, hafif lökositoz ve akut faz reaktanlarında artış beklenen değişikliklerdir.

Orta düzey komplikasyonlar arasında pnömotoraks, plevral efüzyon, hafif kanama, subkapsüler hematom ve karaciğerde küçük biliyer koleksiyonlar yer alır. Akciğer ablasyonlarında ve karaciğerin diyaframa yakın üst segmentlerinden yapılan ablasyonlarda pnömotoraks görülme oranı yüzde 5 ile 15 arasında bildirilmektedir; bunların çoğu küçük olup gözlemle iyileşir, sadece küçük bir kısmı toraks tüpü drenajı gerektirir. Plevral efüzyon çoğunlukla reaktif niteliktedir ve konservatif olarak yönetilir. Kanama riski koaksiyel iğne tekniği, tract koagülasyonu ve modern görüntüleme rehberliği sayesinde düşüktür; ciddi kanama oranı yüzde 1'in altında bildirilmektedir. Antikoagülan kullanımı, ileri karaciğer yetmezliği ve trombositopeni gibi durumlarda risk artar; bu nedenle prosedür öncesi koagülasyon parametrelerinin optimize edilmesi kritiktir.

Ciddi ancak daha az sıklıkta görülen komplikasyonlar arasında safra yolu yaralanması ve strüktür gelişimi, kolon veya mide gibi komşu içi boş organlara termal hasar, karaciğer absesi, sepsis, cilt yanığı ve tümör ekim metastazı (needle tract seeding) sayılabilir. Bu ağır komplikasyonların birleşik oranı yüzde 1'in altındadır ve çoğu deneyimli merkezlerde nadir görülür. Safra yolu ve kolon yaralanma riskini azaltmak için hedef lezyona 1 santimetreden yakın kritik yapılar varsa hidrodiseksiyon (saline enjeksiyonu ile mesafe yaratma), yer değiştirme manevraları ve yumuşak doku ısıtıcı bariyer teknikleri kullanılır. Tümör ekimi riski, tract koagülasyonu ile yüzde 1'in altına indirilebilir. Nadiren geç dönemde ablazyon zonunda enfeksiyon gelişebilir; bu durumda perkütan drenaj ve antibiyoterapi ile başarılı sonuçlar elde edilir. Hasta seçimi, doğru planlama, kılavuz uyumu ve deneyimli ekip tüm bu riskleri en aza indiren temel unsurlardır.

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Mikrodalga ablasyon endikasyonu, alternatif tedavi seçenekleri, riskler ve beklenen sonuçlar; hastanın tümörünün tipi, evresi, lokalizasyonu, karaciğer veya hedef organ fonksiyonu ve komorbiditeleri değerlendirilerek multidisipliner tümör konseyinde belirlenir. Tanı ve tedavi süreçlerinin her aşamasında güncel klinik kılavuzlar (AASLD, EASL, SIR, CIRSE, NCCN) esas alınır ve karar hastaya özel biçimde şekillendirilir. Genel Cerrahi Kliniği, hepatobiliyer cerrahi, girişimsel radyoloji, medikal onkoloji ve anestezi ekiplerinin uyum içinde çalıştığı bütüncül bir yapı sunar. Genel Cerrahi ekibi, mikrodalga ablasyon başta olmak üzere tümör ablasyon yöntemlerini modern cihaz altyapısı, deneyimli ekip kadrosu ve kanıta dayalı tıp anlayışıyla uygulayarak hastalarına güvenli, etkin ve kişiye özel bir tedavi süreci sunmayı hedefler.

Kaynakça

  1. National Cancer Institute (NCI) — Tümör ablasyon tedavileri ve termal ablasyon yöntemlericancer.gov/publications/dictionaries/cancer-terms/def/microwave-ablation
  2. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Mikrodalga ablasyon tekniği ve klinik uygulamasıncbi.nlm.nih.gov/books/NBK519039
  3. National Institutes of Health - National Library of Medicine (PubMed) — Karaciğer ve akciğer tümörlerinde mikrodalga ablasyonpubmed.ncbi.nlm.nih.gov/25595799
  4. National Center for Biotechnology Information (NCBI Bookshelf) — 2.45 GHz Mikrodalga Ablasyon Bolgesi Boyut ve Seklincbi.nlm.nih.gov/books/NBK549563

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Sık Sorulan Sorular

15 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.