Nöroloji

Meningokok Aşısı

Meningokok aşısı menenjit ve sepsis gibi hayatı tehdit eden enfeksiyonlara karşı koruma sağlar. Koru Hastanesi olarak aşının kimlere yapıldığını, uygulama zamanını ve önemini anlatıyoruz.

Meningokok aşısı, Neisseria meningitidis adı verilen bakterinin yol açtığı invaziv hastalıklara karşı koruyucu bağışıklık geliştirilmesini amaçlayan biyolojik bir üründür. Söz konusu bakteri, dünya genelinde menenjit ve meningokoksemi tablolarının önemli nedenleri arasında yer almakta olup nörolojik açıdan ciddi sonuçlar doğurabilen klinik durumlara zemin hazırlayabilmektedir. Bu nedenle koruyucu hekimlik uygulamaları kapsamında aşılama, bireysel ve toplumsal sağlığın korunması bakımından öncelikli yaklaşımlardan biri olarak değerlendirilmektedir. Nöroloji kliniklerinde gözlemlenen merkezi sinir sistemi enfeksiyonları arasında bakteriyel menenjitin önemli bir paya sahip olduğu bilinmekte, bu yükün azaltılmasında bağışıklama programlarının kritik rol üstlendiği vurgulanmaktadır.

Meningokok bakterisinin polisakkarit kapsül yapısına göre sınıflandırılan farklı serogrupları bulunmaktadır. Hastalığa yol açan başlıca serogruplar A, B, C, W ve Y olarak tanımlanmakta, bölgesel ve mevsimsel farklılıklar dikkate alınarak salgın olasılıkları izlenmektedir. Türkiye'de yapılan epidemiyolojik çalışmalar, dolaşımdaki suşların zaman içerisinde değişkenlik gösterebildiğini ortaya koymaktadır. Hac ve umre gibi yoğun kalabalıkların oluştuğu uluslararası seyahatlerde W ve A serogruplarının ön plana çıkması, sahra altı Afrika'nın menenjit kuşağında ise A serogrubunun baskın olması, aşı seçiminde serogrup kapsamının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Bu nedenle aşı uygulaması öncesinde bireyin yaş grubu, seyahat planı, mesleki riskler ve eşlik eden hastalıklar bütüncül biçimde gözden geçirilmektedir.

Meningokok hastalığının seyri oldukça hızlı olabilmekte, ilk belirtilerin ortaya çıkmasından itibaren saatler içinde ciddi tablolara dönüşebilmektedir. Yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, ense sertliği, bulantı, kusma, ışığa karşı aşırı duyarlılık ve bilinç değişiklikleri klinik tabloda öne çıkan bulgular arasında yer almaktadır. Meningokoksemi olarak adlandırılan kan dolaşımı tutulumunda ise ciltte peteşiyal ya da purpurik döküntüler, hipotansiyon ve septik şok bulguları gözlemlenebilmektedir. Bu hızlı ilerleyen seyir, hastalık geliştikten sonra başlatılan yaklaşımların yeterince koruyucu olamayabileceğini, dolayısıyla birincil korunmanın ön planda tutulması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Aşının çalışma prensibi, bakterinin kapsül yapısındaki polisakkaritlerin bağışıklık sistemine tanıtılması esasına dayanmaktadır. İlk kuşak saf polisakkarit aşıların özellikle iki yaş altındaki çocuklarda yeterli bağışıklık yanıtı oluşturamaması nedeniyle geliştirilen konjuge aşılar, polisakkarit antijenlerin taşıyıcı bir proteine bağlanması yoluyla T hücresi bağımlı bir yanıt oluşturmakta ve daha kalıcı bir bellek bağışıklığına olanak tanımaktadır. Meningokok B serogrubuna yönelik aşılar ise kapsül yapısının insan dokularıyla benzerlik göstermesi nedeniyle farklı bir teknolojiyle, dış membran proteinleri ve rekombinant antijenler kullanılarak üretilmektedir. Bu farklı üretim yaklaşımları, aşıların etki süresi ve uygulama şemaları üzerinde belirleyici bir rol oynamaktadır.

Türkiye'de erişilebilir olan meningokok aşıları temel olarak iki ana kategori altında ele alınmaktadır. Dörtlü konjuge aşılar A, C, W ve Y serogruplarına karşı koruma sağlarken, B serogrubuna yönelik aşılar ayrı bir ürün olarak sunulmaktadır. Geniş koruma hedeflenen durumlarda her iki aşı grubunun birlikte planlanması önerilmekte, uygulama aralıkları üretici prospektüsleri ve ulusal rehberler doğrultusunda belirlenmektedir. Aşı tercihinde bireysel risk profili belirleyici olmakta; özellikle dalağı alınmış kişiler, kompleman sistem eksikliği bulunanlar, HIV pozitif bireyler ve hematopoetik kök hücre nakli yapılan hastalar gibi yüksek riskli gruplarda kapsamlı koruma stratejileri benimsenmektedir.

Aşı uygulama yaşları ve şemaları, kullanılan ürüne ve hedef popülasyona göre farklılık göstermektedir. Konjuge dörtlü aşıların bir kısmı iki aylıktan itibaren uygulanabilmekte, bazıları ise dokuz ay ya da iki yaş üzeri için onaylanmış bulunmaktadır. Bebeklik döneminde başlanan şemalarda birden fazla doz ve pekiştirme dozları planlanırken, ergenlik dönemine ulaşan bireylerde tek doz veya iki dozluk şemalar tercih edilebilmektedir. B serogrubu aşıları için genellikle iki ya da üç dozluk birincil seriler önerilmekte, ardından risk durumuna göre pekiştirme dozları gündeme gelebilmektedir. Doz aralarının korunması, bağışıklık yanıtının optimal düzeyde gelişmesi açısından önem taşımaktadır.

Aşının önerildiği başlıca gruplar arasında okul, yurt veya kışla gibi toplu yaşam ortamlarında bulunan ergenler ve genç yetişkinler özellikle ön plana çıkmaktadır. Yakın temasın yoğun olduğu bu ortamlarda taşıyıcılık oranının yükselebildiği ve invaziv hastalık riskinin arttığı bilinmektedir. Hac ve umre gibi uluslararası organizasyonlara katılacak kişilerden meningokok aşısı belgesi talep edilmesi, bu uygulamanın seyahat sağlığı açısından da kritik bir bileşen haline geldiğini göstermektedir. Sahra altı Afrika ülkeleri başta olmak üzere endemik bölgelere yapılacak seyahatler öncesinde aşının gündeme alınması önerilmektedir. Ayrıca laboratuvar ortamında Neisseria meningitidis ile çalışan mikrobiyologlar mesleki risk grubunda değerlendirilmektedir.

Tıbbi açıdan yüksek riskli kabul edilen bireylerde aşılama programının daha kapsamlı planlandığı görülmektedir. Anatomik veya işlevsel asplenisi bulunanlarda, orak hücreli anemi tanısı alanlarda, terminal kompleman bileşen eksikliği saptananlarda ve eculizumab gibi kompleman inhibitörü ilaç kullananlarda meningokok hastalığı riski belirgin biçimde yükselmektedir. Bu hastalarda hem dörtlü konjuge hem de B serogrubuna yönelik aşıların birlikte uygulanması, ek pekiştirme dozlarının planlanması ve düzenli izlem ilkesel olarak benimsenmektedir. Kronik böbrek yetmezliği, karaciğer sirozu ve immün baskılayıcı tedavi alan onkoloji hastaları gibi gruplarda da koruyucu hekimlik perspektifiyle değerlendirme yapılması önerilmektedir.

Aşının uygulanması genellikle kas içine, üst kol bölgesinden gerçekleştirilmektedir. Küçük bebeklerde uyluk ön dış yüzü tercih edilebilmektedir. Uygulama öncesinde alerji öyküsü, mevcut akut enfeksiyonlar ve daha önce uygulanan aşılara verilen yanıtlar sorgulanmaktadır. Aşı içeriğindeki herhangi bir bileşene karşı ağır alerjik reaksiyon öyküsü olan bireylerde dikkatli değerlendirme yapılmakta, yüksek ateşli akut hastalık tablolarında aşının kısa süreli ertelenmesi düşünülebilmektedir. Hafif soğuk algınlığı tabloları ise aşılama için engel oluşturmamaktadır. Gebelik döneminde aşı uygulaması, fayda zarar dengesi gözetilerek bireysel olarak değerlendirilmekte, yüksek risk durumlarında uygulanabilmektedir.

Aşı sonrası en sık karşılaşılan yan etkiler arasında uygulama bölgesinde ağrı, kızarıklık ve hafif şişlik gibi lokal reaksiyonlar yer almaktadır. Sistemik yan etkiler arasında ise hafif ateş, halsizlik, baş ağrısı, iştahsızlık ve kas ağrıları sayılabilmektedir. Bu belirtiler genellikle bir ile üç gün içinde kendiliğinden gerilemektedir. B serogrubu aşılarının lokal reaktojenitesinin biraz daha belirgin olabildiği bildirilmekte, bebeklerde profilaktik antipiretik kullanımı zaman zaman gündeme gelebilmektedir. Ağır alerjik reaksiyonlar oldukça nadir gözlemlenmekte, bu nedenle aşı uygulaması sonrasında kısa süreli gözlem önerilmektedir. Olası ciddi belirtilerin sağlık kuruluşuna iletilmesi takip sürecinin sağlıklı yürütülmesi açısından önem taşımaktadır.

Bağışıklık yanıtının zaman içinde azalabildiği bilinmekte, bu nedenle bazı durumlarda pekiştirme dozları gündeme gelmektedir. Özellikle çocukluk döneminde aşılanan bireylerde ergenlik döneminde uygulanan pekiştirme dozları, hastalığın görülme sıklığının arttığı bu yaş diliminde koruma düzeyini güçlendirmektedir. Yüksek riskli hastalarda her üç ile beş yılda bir pekiştirme dozu önerilebilmekte, seyahat gerekçesiyle uygulanan aşılarda ise koruma süresi seyahat tarihine göre planlanmaktadır. Aşının uygulanmasından yaklaşık iki hafta sonra koruyucu antikor düzeylerine ulaşıldığı bilindiğinden, planlanan seyahat veya riskli temaslardan en az on dört gün önce uygulamanın tamamlanması önerilmektedir.

Meningokok aşısının sağladığı koruma, hastalığın bireyde gelişmesini engellemenin yanı sıra toplum içinde taşıyıcılığın azalmasına da katkı sağlayabilmektedir. Nazofarengeal taşıyıcılığın azaltılması, aşılanmamış bireylerin de dolaylı olarak korunmasına olanak tanıyan bir mekanizma olarak değerlendirilmekte ve sürü bağışıklığı kavramı çerçevesinde ele alınmaktadır. Konjuge aşıların bu açıdan saf polisakkarit aşılara kıyasla daha etkili olduğu bildirilmektedir. Toplumsal düzeyde yürütülen aşılama uygulamalarının, özellikle salgın dönemlerinde hastalık yükünü belirgin biçimde azaltabildiği epidemiyolojik verilerle ortaya konmuştur.

Aşı uygulaması, diğer aşılarla birlikte planlanabilmektedir. Aynı seansta farklı anatomik bölgelere uygulanmak koşuluyla, çocukluk çağı rutin aşılarıyla, HPV aşısıyla, tetanoz difteri boğmaca pekiştirme aşılarıyla ve mevsimsel grip aşısıyla birlikte uygulanabildiği rehberlerde belirtilmektedir. Bu yaklaşım, aşılama şemalarına uyumu kolaylaştırmakta ve gereksiz sağlık kuruluşu başvurusunu azaltmaktadır. Eş zamanlı uygulamalarda lokal reaksiyon sıklığında belirgin bir artış gözlemlenmemekte, bağışıklık yanıtlarının da olumsuz etkilenmediği klinik çalışmalarla desteklenmektedir. Yine de uygulama planı, bireysel öykü ve önceki aşılama kayıtları gözetilerek hekim tarafından belirlenmektedir.

Meningokok hastalığının erken belirtilerinin grip benzeri tablolarla karışabilmesi, tanının gecikmesine yol açabilen önemli bir klinik gerçekliktir. Hızla ilerleyen ense sertliği, bilinç değişiklikleri ve ciltte tipik döküntülerin ortaya çıkması durumunda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması, prognoz açısından belirleyici olabilmektedir. Hastalık geliştikten sonra başlatılan antibiyotik yaklaşımları her hastada beklenen ölçüde sonuç vermeyebilmekte, sağ kalan bireylerde işitme kaybı, nörolojik defisitler, epilepsi ve uzuv kayıpları gibi kalıcı sekeller görülebilmektedir. Bu nedenle nöroloji pratiğinde meningokok aşısı, koruyucu bir önlem olarak önemli bir yer tutmaktadır.

Sonuç olarak meningokok aşısı, hayatı tehdit edebilen invaziv meningokok hastalıklarına karşı bilimsel veriler ışığında geliştirilmiş, güvenlik profili olumlu kabul edilen ve özellikle belirli yaş gruplarında, risk gruplarında ve seyahat öncesinde önerilen bir koruyucu sağlık uygulamasıdır. Bireysel risk değerlendirmesi temelinde uygun aşı tipinin, doz şemasının ve pekiştirme planının belirlenmesi, sağlık kuruluşunda yapılan ayrıntılı öykü alma ve muayene sürecinin ardından şekillenmektedir. Koru Hastanesi nöroloji ve enfeksiyon hastalıkları kliniklerinde, güncel rehberler doğrultusunda bireysel aşılama planlamasının yapıldığı, riskli grupların izleminin sürdürüldüğü ve toplumsal farkındalığın artırılmasına yönelik bilgilendirme süreçlerinin yürütüldüğü ifade edilebilir.

Kaynakça

  1. Centers for Disease Control and Prevention (CDC) — Meningokok aşıları ve önerilericdc.gov/meningococcal/vaccines/index.html
  2. World Health Organization (WHO) — Meningokok menenjiti ve aşılamawho.int/news-room/fact-sheets/detail/meningitis
  3. National Health Service (NHS) — MenACWY ve MenB aşılarınhs.uk/vaccinations/menacwy-vaccine
  4. StatPearls, National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Meningokok aşısı klinik değerlendirmencbi.nlm.nih.gov/books/NBK560571

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Bebeklerde konjuge meningokok (serogrup A, C, W, Y) aşısı uygulamasına en erken kaçıncı ayda başlanabilir ve doz takvimi nasıldır?
Konjuge meningokok (serogrup A, C, W, Y) aşı uygulamasına bebeklerde klinik kılavuzlara göre en erken 2. ayda başlanabilir. Tercih edilen aşı türüne bağlı olarak 2. ayda başlanan şemalarda genellikle 2 veya 3 primer doz ve 12-23. aylar arasında 1 rapel (pekiştirme) dozu uygulanır. Uygulama takvimi bebeğin ilk dozunun yapıldığı aya ve kullanılan aşının formülasyonuna göre bireysel olarak planlanır.
Meningokok B grubu aşısı ile dörtlü konjuge (A, C, W, Y) meningokok aşısı arasındaki farklar nelerdir ve her ikisinin de yapılması gerekir mi?
Dörtlü konjuge aşılar A, C, W ve Y serogruplarına karşı koruma sağlarken, serogrup B aşısı yalnızca B grubu Neisseria meningitidis bakterisine karşı bağışıklık geliştirir. Türkiye'de görülen meningokok menenjiti (beyin zarı iltihabı) vakalarının önemli bir kısmından serogrup B ve serogrup W sorumlu olduğu için, geniş koruma amacıyla her iki aşı grubunun da farklı takvimlerle uygulanması önerilir. Bu aşılar henüz ulusal aşı takviminde yer almamakla birlikte, çocuk sağlığı takibinde rutin dışı önerilen aşılar sınıfındadır.
Bebeklerde meningokok aşısı uygulandıktan sonraki ilk 48 saat içinde en sık görülen yan etkiler nelerdir ve ateş durumunda ne yapılmalıdır?
Aşılama sonrası ilk 48 saatte bebeklerin yaklaşık %40 ila %50'sinde hafif ateş, aşı yerinde kızarıklık, hassasiyet ve huzursuzluk gözlenebilir. Özellikle serogrup B aşısının diğer rutin çocukluk çağı aşılarıyla aynı gün yapılması durumunda ateş görülme sıklığı artabileceğinden, hekim önerisiyle parasetamol (ateş düşürücü) kullanımı planlanabilir. Yan etkiler genellikle 2-3 gün içerisinde kendiliğinden hafifleyerek kaybolur.
Yetişkinlerde hangi kronik hastalıklar veya tıbbi durumlar meningokok aşısı yapılmasını gerektiren yüksek risk grupları arasında yer alır?
Anatomik veya fonksiyonel aspleni (dalak yokluğu), kompleman bileşeni eksiklikleri ve HIV (insan bağışıklık yetmezliği virüsü) enfeksiyonu olan yetişkinler meningokok hastalığı açısından yüksek risk grubundadır. Ayrıca laboratuvarda bu bakteriyle çalışan personel ve askeri kışla gibi kalabalık alanlarda yaşayan bireylere de aşı önerilir. Bu risk gruplarındaki yetişkinlerde her iki aşı türünün (ACWY ve B) uygulanması ve belirli aralıklarla rapel (pekiştirme) dozlarının yapılması tavsiye edilir.
Çocuklarda meningokok aşıları diğer rutin çocukluk çağı aşılarıyla aynı gün güvenle uygulanabilir mi?
Yapılan klinik çalışmalarda, konjuge meningokok aşılarının beşli karma (DaBT-IPA-Hib) veya KKK (Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak) gibi rutin aşılarla aynı gün, farklı ekstremitelerden (farklı kol veya bacaklardan) uygulanmasının güvenli olduğu gösterilmiştir. Ancak serogrup B aşısı rutin aşılarla aynı gün uygulandığında reaksiyonel ateş sıklığı %60'ın üzerine çıkabildiği için, bazı durumlarda hekimler bu aşıların arasında en az 2 hafta bırakılmasını tercih edebilir.
Gebelik ve emzirme döneminde meningokok aşısı yaptırmanın anne adayı ve bebek üzerindeki güvenlilik profili nasıldır?
Meningokok aşıları canlı aşı olmayıp inaktif (cansız) veya konjuge yapıda oldukları için gebelik ve emzirme döneminde teorik olarak bir risk oluşturmazlar. Gebelikte meningokok enfeksiyonu açısından yüksek risk barındıran epidemiyolojik durumlar veya seyahat planları varsa, aşılama kararı kar-zarar oranı değerlendirilerek hekim tarafından verilir. Emziren annelerde yapılan çalışmalarda aşının anne sütüne ve bebeğe olumsuz bir etkisi bildirilmemiştir.
Dörtlü konjuge meningokok aşısının koruyuculuk oranı yüzde kaçtır ve aşılandıktan sonra bağışıklık kaç yıl süreyle devam eder?
Klinik araştırmalar, dörtlü konjuge meningokok aşısının ilk dozlardan sonra %85 ila %95 oranında güçlü bir antikor yanıtı oluşturduğunu göstermektedir. Aşılamadan sonra sağlanan koruyucu antikor düzeyleri zamanla azaldığı için, özellikle yüksek risk grubundaki bireylere ve ergenlik döneminde ilk aşısını olanlara 5 yıl sonra tek doz rapel (pekiştirme) yapılması önerilir.
Hac ve Umre seyahati öncesinde yapılması gereken zorunlu meningokok aşısı seyahatten en az kaç gün önce uygulanmalıdır ve hangi serogrupları içermelidir?
Suudi Arabistan Krallığı, Hac ve Umre ziyaretçileri için seyahatten en az 10 gün önce yapılmış dörtlü konjuge (ACYW-135) meningokok aşısı belgesini zorunlu kılmaktadır. Aşının koruyucu antikor seviyelerini oluşturabilmesi için seyahatten önceki 10 ila 14 günlük süre kritik önem taşır ve bu aşının geçerlilik süresi genellikle 3 ila 5 yıl olarak kabul edilir.
Meningokok aşısı uygulanması hangi tıbbi durumlarda kesinlikle kontrendikedir (sakıncalıdır) veya ertelenmelidir?
Aşının herhangi bir bileşenine veya daha önceki bir meningokok aşısı dozuna karşı gelişmiş şiddetli alerjik reaksiyon (anafilaksi) öyküsü olanlarda aşı kontrendikedir. Orta veya ağır şiddette akut ateşli bir hastalık geçiren bireylerde ise aşılama, klinik tablo tamamen düzelene kadar ertelenmelidir. Hafif soğuk algınlığı veya hafif ateş gibi durumlar aşıyı ertelemek için bir engel teşkil etmez.
Bebeklik döneminde meningokok aşısı yapılmamış olan 10-12 yaş arasındaki çocuklarda aşılama şeması nasıl planlanmalıdır?
Bebeklik döneminde aşılanmamış 10 yaş ve üzeri sağlıklı çocuklarda tek doz dörtlü konjuge (ACWY) meningokok aşısı uygulaması genellikle yeterli korumayı sağlar. Ancak risk faktörü taşıyan veya epidemiyolojik olarak riskli bölgelere seyahat edecek çocuklarda, serogrup B aşısının da 1-2 ay arayla 2 doz şeklinde şemaya eklenmesi önerilir.
Aşılanmamış çocuklarda meningokok menenjiti (beyin zarı iltihabı) belirtileri sıradan bir üst solunum yolu enfeksiyonundan nasıl ayırt edilir?
Sıradan enfeksiyonların aksine meningokok menenjitinde ani başlayan yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, ense sertliği (boynun öne eğilememesi) ve ışığa karşı hassasiyet (fotofobi) görülür. Ayrıca ciltte basmakla solmayan küçük kırmızı-mor döküntülerin (peteşi) ortaya çıkması, meningokoksemi (bakterinin kana karışması) tablosuna işaret eden ve acil müdahale gerektiren en spesifik ayırt edici belirtidir.
Kanser tedavisi gören veya immünsupresif (bağışıklık sistemini baskılayan) ilaç kullanan hastalarda meningokok aşısının etkinliği ve zamanlaması nasıl olmalıdır?
Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda cansız konjuge aşılar güvenle uygulanabilir ancak aşının oluşturacağı immün yanıt (antikor seviyesi) sağlıklı bireylere göre daha düşük olabilir. Bu hastalarda aşılama takvimi, immünsupresif tedavinin başlanmasından en az 2-4 hafta önce tamamlanacak şekilde veya tedavinin en düşük dozda olduğu dönemlerde hekim kontrolünde planlanmalıdır.
Dalak ameliyatı (splenektomi) planlanan bir hastada meningokok aşısı ameliyattan ne kadar süre önce uygulanmalıdır?
Elektif (planlı) splenektomi uygulanacak hastalarda, optimal antikor yanıtının elde edilebilmesi için meningokok aşısının ameliyattan en az 14 gün önce yapılması önerilir. Acil splenektomi durumlarında ise ameliyat sonrası klinik durum stabilize olduktan sonra, taburculuk öncesinde (genellikle ameliyattan 14 gün sonra) aşılama şemasına başlanmalıdır.
Bir okulda veya askeri kışlada meningokok menenjiti vakası tespit edildiğinde, temaslı kişilere aşı dışında hangi koruyucu tedaviler uygulanır?
İnvaziv meningokok vakası ile yakın teması olan kişilere, bakterinin burun ve boğazdaki taşıyıcılığını sonlandırmak amacıyla ilk 24 saat içinde kemoprofilaksi (koruyucu antibiyotik tedavisi) başlanır. Bu amaçla genellikle tek doz ağızdan alınan veya kas içine uygulanan spesifik antibiyotikler tercih edilir; aşı ise uzun vadeli koruma sağlamak amacıyla profilaksiye ek olarak uygulanabilir.
Meningokok bakterisinin yol açtığı enfeksiyonlardan sağ kurtulan hastalarda uzun dönemde hangi kalıcı nörolojik veya fiziksel sekeller (komplikasyonlar) kalabilir?
İnvaziv meningokok hastalığı geçirenlerin yaklaşık %10 ila %20'sinde kalıcı hasarlar oluşabilir. Bu uzun dönem komplikasyonlar arasında sensorinöral işitme kaybı (sağırlık), nöbet bozuklukları (epilepsi), zihinsel gelişim geriliği ve yaygın damar içi pıhtılaşmaya bağlı ekstremite (kol-bacak) amputasyonları (kesilmesi) yer almaktadır.
Şüpheli bir meningokok menenjiti vakasında kesin tanı koymak için hangi laboratuvar testleri ve tetkikler uygulanır?
Kesin tanı için lomber ponksiyon (belden sıvı alma) işlemi ile elde edilen beyin omurilik sıvısının (BOS) mikroskobik incelemesi, kültürü ve PCR (polimeraz zincir reaksiyonu) testleri yapılır. Ayrıca hastadan alınan kan kültürlerinde Neisseria meningitidis bakterisinin üretilmesi veya hızlı antijen testleri ile bakteriyel bileşenlerin gösterilmesi tanıyı kesinleştirir.
Türkiye'de son yıllarda görülen meningokok menenjiti vakalarında en sık hangi serogruplar (bakteri alt tipleri) tespit edilmektedir?
Türkiye'de yapılan epidemiyolojik çalışmalarda, meningokok vakalarında serogrup dağılımının yıllara göre değişkenlik gösterdiği ancak serogrup B ve serogrup W'nun en baskın tipler olduğu bildirilmiştir. Serogrup A, C ve Y ise daha düşük oranlarda görülmekle birlikte varlığını sürdürmektedir; bu nedenle ülkemizde geniş koruma için hem dörtlü konjuge hem de serogrup B aşısının yapılması önerilmektedir.
Aktif bir meningokok menenjiti enfeksiyonunda acil tıbbi tedavi süreci nasıl ilerler ve iyileşme oranları nasıldır?
Şüpheli vakalarda tanısal testler yapılır yapılmaz, zaman kaybetmeden damar yoluyla geniş spektrumlu üçüncü kuşak sefalosporin grubu antibiyotik tedavisine başlanır. Erken antibiyotik tedavisi ve yoğun bakım desteği ile hastaların büyük kısmında iyileşme sağlanmakla birlikte, tedaviye geç kalınan vakalarda mortalite (ölüm) oranı %10 ila %15 civarındadır.
Meningokok aşısı sonrasında çocuklarda bağışıklık yanıtını desteklemek için beslenme ve yaşam tarzında nelere dikkat edilmelidir?
Aşı sonrası dönemde bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için çocuğun yeterli protein alması, mevsim sebze-meyvelerinden zengin beslenmesi ve düzenli uyuması önemlidir. Aşı uygulandığı gün banyo yaptırılmasında tıbbi bir sakınca bulunmamakla birlikte, aşı yerinde hassasiyet varsa o bölgeye sert keseleme yapılmamalı ve aşırı fiziksel aktiviteden kaçınılmalıdır.
Meningokok aşısı yaptırmak Guillain-Barré Sendromu (akut nöropati) riskini artırır mı ve bu konuda yapılmış bilimsel çalışmalar ne göstermektedir?
Erken dönemdeki bazı konjuge aşı formülasyonlarında Guillain-Barré Sendromu (GBS) riskiyle ilgili endişeler ortaya atılmış olsa da, milyonlarca dozu kapsayan geniş ölçekli epidemiyolojik çalışmalarda meningokok aşısı ile GBS gelişimi arasında nedensel bir ilişki saptanmamıştır. Günümüzde kullanılan modern meningokok aşılarının nörolojik yan etki profili oldukça düşüktür ve güvenli kabul edilmektedir.
Meningokok hastalığını bir kez geçiren ve iyileşen bir kişi bu hastalığa tekrar yakalanabilir mi ve sonrasında aşılanmalı mıdır?
Evet, meningokok bakterisinin farklı serogrupları (A, B, C, W, Y) bulunduğu için, bir serogrupla hastalanıp iyileşmek diğer serogruplara karşı tam bağışıklık sağlamaz. Ayrıca altta yatan kompleman eksikliği gibi bağışıklık sistemi yetersizlikleri olan bireylere yönelik tekrarlayan enfeksiyon riski yüksek olduğundan, iyileşme sürecinden sonra hastaların uygun meningokok aşılarıyla aşılanması önerilir.
Meningokok aşıları vücudun hangi bölgesine ve hangi yöntemle uygulanır, yanlış uygulama aşı etkinliğini nasıl etkiler?
Meningokok aşıları kas içine (intramüsküler) enjeksiyon yöntemiyle uygulanır; bebeklerde ve 2 yaş altı çocuklarda uyluğun anterolateral (ön-yan) kısmı, daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde ise deltoid (omuz) kası tercih edilir. Aşının cilt altına (subkutan) veya yağ dokusuna yapılması durumunda lokal reaksiyon riski artabilir ve hedeflenen koruyucu antikor yanıtı daha düşük seviyede kalabilir.
WhatsApp Online Randevu