May-Thurner sendromu, sol bacaktan gelen ana toplardamarın (sol iliyak ven) karnın derinliklerinde yer alan sağ ana atardamar (sağ iliyak arter) tarafından sıkıştırılması sonucu ortaya çıkan damar kaynaklı bir tablodur. Bu sıkışma yıllar içinde sessiz seyredebilir; ancak zamanla damarın içinde yapışıklıklar oluşur, kan akımı yavaşlar ve sol bacakta dolaşım sorunları kendini göstermeye başlar. Pek çok kişi yıllarca sebebini bilmediği bacak şişliği, ağırlık hissi ya da varislerle yaşar ve tabloyu bir tesadüf sonucu öğrenir.
Bu sendromun en önemli özelliği, tek başına bir hastalık olmaktan çok altta yatan bir anatomik durum olmasıdır. Yani kişi doğuştan gelen damar yerleşimi nedeniyle yıllar içinde belirti vermeye başlar. Sol bacakta tekrarlayan derin ven trombozu (toplardamar pıhtısı), inatçı varisler ya da iyileşmeyen yaralar varsa May-Thurner sendromu mutlaka akla gelmelidir. Erken fark edilen olgularda dolaşımın yeniden düzenlenmesi mümkün olduğundan, belirtilerin doğru yorumlanması süreç açısından belirleyici unsurdur.
Kimlerde Görülür?
May-Thurner sendromu en sık 20 ile 50 yaş arasındaki kadınlarda görülür. Bu yaş aralığındaki kadınlarda hormonal etkiler, gebelik öyküsü ve doğum kontrol ilaçlarının kullanımı tablonun ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Erkeklerde de görülmekle birlikte oran kadınlarda belirgin biçimde yüksektir. Özellikle birden fazla gebelik geçirmiş, uzun süre ayakta kalan mesleklerde çalışan ya da ailesinde damar hastalığı bulunan kişilerde belirtiler daha erken yaşlarda kendini gösterebilir.
Hareketsiz bir yaşam süren, uzun saatler oturarak çalışan ve düzenli egzersiz alışkanlığı olmayan kişilerde de tablonun seyri ağırlaşır. Uzun uçak yolculukları, uzun mesafe araba kullanımı ya da yatağa bağımlı geçirilen dönemler sıkışmış damardaki kan akımını daha da yavaşlatır. Bu durum pıhtı oluşma riskini artırır ve sessiz seyreden anatomik sıkışma birden bire ciddi bir tabloya dönüşebilir.
Genetik yatkınlık da bu sendromun ortaya çıkışında önemli bir rol oynar. Pıhtılaşmaya eğilimi artıran kalıtsal bozukluklar (faktör V Leiden mutasyonu, protein C ya da protein S eksikliği gibi) May-Thurner sendromuyla birlikte bulunduğunda klinik tablo çok daha hızlı ilerler. Ailesinde genç yaşta derin ven trombozu yaşamış kişiler bulunan bireylerin damar sağlığı açısından daha dikkatli izlenmesi gerekir.
Şişmanlık, sigara kullanımı ve yüksek tansiyon gibi genel damar sağlığını etkileyen etkenler de tabloya zemin hazırlar. Bu etkenlerin bir arada bulunması, sol bacaktaki dolaşım sorunlarının daha erken yaşlarda belirti vermesine neden olur. Bazı kişilerde ise hiçbir risk faktörü olmamasına karşın yalnızca anatomik özellik nedeniyle sendrom ortaya çıkabilir.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
May-Thurner sendromunun en sık karşılaşılan belirtisi sol bacakta görülen şişliktir. Bu şişlik genellikle gün içinde artar, akşam saatlerinde belirgin hale gelir ve sabahları kısmen geriler. Hastalar çoğu zaman ayakkabılarının dar geldiğinden, çorap izlerinin bacakta uzun süre kaldığından ve bacak kalınlığında iki taraf arasında giderek artan farktan yakınır. Sağ bacakta benzer şikayetlerin olmaması tabloyu tipik kılan unsurlardandır.
Bacakta ağrı, ağırlık hissi ve yorgunluk diğer önemli belirtilerdir. Uzun süre ayakta kalmak ya da oturmak şikayetleri artırırken bacağı yukarı kaldırmak rahatlama sağlar. Bazı hastalarda kasık bölgesine ya da bel alt kısmına vuran künt bir ağrı tabloya eşlik eder. Bu ağrı kas iskelet sistemi kaynaklı sanılarak yıllarca yanlış değerlendirilebilir; oysa damarsal kökenli olduğu görüntüleme ile ortaya konabilir.
Yüzeysel toplardamarlarda belirgin genişlemeler, yani varisler de sık görülen bulgulardandır. Özellikle sol bacakta genç yaşta ortaya çıkan, hızla ilerleyen ve klasik tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen varisler May-Thurner sendromu açısından şüphe uyandırmalıdır. Bunun yanı sıra kasık bölgesinde, leğen kemiği çevresinde ya da karın ön duvarında belirginleşmiş damar ağları da sendromun habercisi olabilir.
İlerlemiş olgularda bacak cilt renginde değişiklikler, kahverengi lekeler ve iyileşmeyen yaralar görülür. Kronik damar yetmezliğine bağlı bu bulgular özellikle ayak bileği iç kısmında ortaya çıkar. Bazı hastalarda ise ilk belirti aniden gelişen derin ven trombozu olur; bacakta ani şişme, kızarıklık, ısı artışı ve şiddetli ağrı acil değerlendirme gerektiren bir tablodur.
Nedenleri Nelerdir?
May-Thurner sendromunun temel nedeni anatomik bir özelliktir. Sağ ana atardamar bel omurları üzerinden geçerken altında bulunan sol ana toplardamarı sıkıştırır. Bu sıkışma her insanda bir miktar bulunabilir; ancak bazı kişilerde damarın geçiş açısı, kemik yapısı ve atardamarın atım gücü bir araya geldiğinde bası belirgin hale gelir. Yıllar içinde tekrarlanan basınç, toplardamarın iç duvarında hasara ve yapışıklıklara yol açar.
Damar duvarındaki bu hasar sonucunda iç tabakada bant benzeri yapışıklıklar (intralüminal bantlar) oluşur. Bu yapışıklıklar damarın içini daraltır ve kan akımını engelleyen mekanik bir engel haline gelir. Sol bacaktan kalbe dönmesi gereken kan, bu darlığın üzerinde birikir ve toplardamar basıncı artar. Sonuçta bacakta şişlik, ağrı ve varisler belirginleşir; uzun vadede ise kronik damar yetmezliği gelişir.
Hormonal değişiklikler de hastalığın seyrinde belirleyici bir yere sahiptir. Gebelik döneminde rahmin büyümesi pelvis bölgesindeki damarlara ek bası uygular ve sıkışmış olan sol iliyak ven üzerindeki yük daha da artar. Doğum kontrol ilaçları ve hormon tedavileri pıhtılaşmaya eğilimi artırarak yavaşlamış kan akımının pıhtıya dönüşmesini kolaylaştırır. Bu nedenle doğurganlık çağındaki kadınlarda tablo daha sık belirti verir.
Travma, geçirilmiş leğen kemiği ameliyatları, pelvis bölgesine yönelik radyoterapi ve uzun süreli hareketsizlik de damardaki sıkışmanın belirgin hale gelmesine neden olabilir. Bazı hastalarda altta yatan pıhtılaşma bozuklukları, sendromun klinik olarak ortaya çıkmasında ek bir tetikleyici görevi üstlenir. Bu etkenlerin bir arada bulunması, sessiz seyreden anatomik durumun belirti veren bir hastalığa dönüşmesini hızlandırır.
Tanı Nasıl Konulur?
Tanı sürecinde ilk adım ayrıntılı hasta öyküsü ve fiziksel muayenedir. Hekim, sol bacakta süregelen şişlik, tekrarlayan varisler, geçirilmiş derin ven trombozu öyküsü ve aile öyküsünü dikkatlice sorgular. Muayenede iki bacak arasındaki çevre farkı ölçülür, cilt değişiklikleri, varis dağılımı ve nabız bulguları değerlendirilir. Bu aşamada elde edilen ipuçları, hangi görüntüleme yöntemlerine başvurulacağını belirler.
İlk basamak görüntüleme yöntemi genellikle doppler ultrasonografidir. Bu yöntem damarlardaki kan akımını, akış hızını ve pıhtı varlığını gösterir. Ancak May-Thurner sendromunda asıl sıkışma noktası karnın derinliklerinde, leğen kemiği içinde yer aldığından ultrason her zaman kesin sonuç vermeyebilir. Bu nedenle şüphe varlığında ileri görüntüleme yöntemlerine geçilmesi gerekir.
Bilgisayarlı tomografi venografisi (BT venografi) ve manyetik rezonans venografisi (MR venografi) tanı için kullanılan ileri yöntemlerdir. Bu görüntüleme yöntemleri sol iliyak vendeki sıkışmayı, darlığın derecesini, çevre damarlardaki kollateral (yan dolaşım) gelişimini ve olası pıhtı varlığını ayrıntılı biçimde gösterir. Üç boyutlu görüntülerle damar anatomisi net olarak ortaya konulduğundan tedavi planlaması da kolaylaşır.
- Doppler ultrasonografi ile kan akımı ve pıhtı varlığının değerlendirilmesi
- BT venografi ile leğen kemiği içindeki damar yapısının ayrıntılı incelenmesi
- MR venografi ile radyasyonsuz biçimde damar haritasının çıkarılması
- İntravasküler ultrason (IVUS) ile damar içinden doğrudan görüntüleme yapılması
- Klasik venografi ile darlığın anlık ve dinamik biçimde gösterilmesi
Kesin tanı çoğu zaman damar içinden yapılan görüntülemelerle konur. Kasık bölgesinden ince bir kateterle girilerek damar içine boya verilir ve darlığın yeri, uzunluğu ve derecesi ayrıntılı biçimde belirlenir. İntravasküler ultrason adı verilen yöntem ise damar içinden ses dalgaları yollayarak duvar yapısını ve yapışıklıkları gösterir. Bu yöntemler kesin tanı sağlar ve aynı seansta gerekli müdahalelerin planlanmasına olanak tanır.
Komplikasyonlar Nelerdir?
May-Thurner sendromunun en önemli komplikasyonu derin ven trombozudur. Sol bacaktaki yavaşlamış kan akımı, damar duvarındaki hasar ve yapışıklıklar bir araya geldiğinde pıhtı oluşma riski belirgin biçimde artar. Bu pıhtı bacakta aniden ortaya çıkan şişlik, kızarıklık, ısı artışı ve şiddetli ağrı ile kendini gösterir. Erken tanı konulup uygun yaklaşımla yönetilmediğinde kalıcı damar hasarına neden olabilir.
Pıhtının kopup akciğer damarlarına yerleşmesi ise akciğer embolisi adı verilen yaşamı tehdit eden bir tabloya yol açar. Ani başlayan göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, kan tükürme ve baygınlık hissi bu durumun habercisidir. Akciğer embolisi acil değerlendirme ve hızlı müdahale gerektiren bir komplikasyondur. May-Thurner sendromu, genç yaştaki akciğer embolisi olgularında akla gelmesi gereken nedenler arasındadır.
Uzun vadede ortaya çıkan en sık sorun ise kronik damar yetmezliğidir. Sürekli yüksek toplardamar basıncı, bacak cildinde renk değişikliklerine, deri sertleşmesine ve özellikle ayak bileği iç kısmında iyileşmeyen yaralara yol açar. Bu yaralar venöz ülser olarak adlandırılır ve hastanın yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürür. Hareket kısıtlılığı, kronik ağrı ve sık enfeksiyonlar günlük yaşamı olumsuz etkiler.
Tekrarlayan derin ven trombozları sonucunda gelişen post-trombotik sendrom da önemli bir komplikasyondur. Bacakta sürekli ağırlık hissi, ağrı, şişlik ve kramplarla seyreden bu tablo yıllar içinde ilerler. Hastalar uzun süre ayakta duramaz, merdiven çıkmakta zorlanır ve gece kramplarından dolayı uyku düzeni bozulur. Bu nedenle May-Thurner sendromunun erken dönemde fark edilmesi, ileride yaşanabilecek sorunların önlenmesi açısından gerekli bir adımdır.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Sol bacağınızda nedeni belli olmayan, gün içinde artan ve dinlenmeyle tam olarak geçmeyen bir şişlik fark ediyorsanız mutlaka bir hekime başvurmalısınız. Özellikle iki bacak arasındaki kalınlık farkı belirginleşiyor, ayakkabılarınız sol ayağınızda dar geliyor ve akşamları bacağınızda ağırlık hissediyorsanız bu belirtiler May-Thurner sendromu açısından değerlendirilmelidir. Şikayetlerin uzun süredir devam ediyor olması süreci ertelemenizi gerektirmez.
Genç yaşta ortaya çıkan, hızla ilerleyen ya da klasik yöntemlere yanıt vermeyen varisleriniz varsa bir kalp ve damar cerrahisi uzmanına görünmeniz önerilir. Kasık bölgesinde, karın alt kısmında ya da leğen çevresinde belirginleşmiş damar ağları da değerlendirme için yeterli nedendir. Aile öykünüzde erken yaşta damar tıkanıklığı, pıhtılaşma sorunu ya da tekrarlayan toplardamar pıhtısı varsa kontrol için başvurunuzu geciktirmeyin.
- Sol bacakta süregelen ve dinlenmeyle geçmeyen şişlik
- Genç yaşta ortaya çıkan ve hızla artan varisler
- Ayak bileği iç kısmında iyileşmeyen yara ya da renk değişikliği
- Tekrarlayan derin ven trombozu öyküsü
- Kasık ya da leğen bölgesinde belirginleşmiş damarlar
Bacağınızda ani başlayan şişlik, kızarıklık, ısı artışı ve şiddetli ağrı varsa bu durum acil değerlendirme gerektirir. Bu belirtiler derin ven trombozunun habercisi olabilir ve hızla müdahale edilmesi gerekir. Ayrıca ani göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı ya da kan tükürme gibi belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden en yakın acil servise başvurmanız gerekir. Erken tanı, hem yaşam kalitenizi koruma hem de ciddi komplikasyonlardan kaçınma açısından belirleyici unsurdur.
Son Değerlendirme
May-Thurner sendromu, doğuştan gelen anatomik bir özelliğin yıllar içinde belirti vermesiyle ortaya çıkan, çoğu zaman gözden kaçan bir damar tablosudur. Sol bacakta süregelen şişlik, inatçı varisler ve tekrarlayan toplardamar pıhtısı bu sendromun habercisi olabilir. Doğru görüntüleme yöntemleriyle konulan erken tanı, hem kişinin yaşam kalitesini koruma hem de ileride gelişebilecek ciddi komplikasyonların önüne geçme açısından belirleyici unsurdur. Belirtilerin damarsal kökenli olabileceğini akılda tutmak, sürecin sağlıklı biçimde ilerlemesini kolaylaştırır.
Koru Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi bölümünde uzman hekimlerimiz, may-thurner sendromu gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.






