Anestezi ve Reanimasyon

Laringospazm

Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon bölümünde laringospazm hakkında detaylı bilgi. Uzman kadromuzla güvenli anestezi uygulamaları sunuyoruz.

Laringospazm, larinks kaslarinin istemsiz ve ani olarak kasılması sonucu hava yolunun kısmen veya tamamen tıkanması durumudur. Anestezi pratiğinde en sık karşılaşılan ve potansiyel olarak yaşamı tehdit edebilen hava yolu acillerinden biri olarak kabul edilmektedir. Genel anestezi altındaki hastalarda insidansı yetişkinlerde yaklaşık yüzde 0.8 ile 1.5 arasında değişirken, pediatrik popülasyonda bu oran yüzde 2 ile 4 arasına yükselmektedir. Özellikle anestezi indüksiyonu sırasında, cerrahi manipülasyon esnasında ve derlenme döneminde ortaya çıkabilen laringospazm, erken tanı ve doğru müdahale ile başarılı şekilde yönetilebilmektedir.

Laringospazm mekanizması, vokal kordların ve supraglottik yapıların refleks olarak kapanmasıyla karakterizedir. Bu refleks yanıt, laringeal bölgedeki duyusal reseptörlerin uyarılması sonucu ortaya çıkmaktadır. Normal fizyolojik koşullarda bu refleks aspirasyonu önleyen koruyucu bir mekanizma olarak görev yapmaktadır. Ancak anestezi sırasında bu refleksin abartılı şekilde tetiklenmesi, ciddi solunum yetmezliğine ve hatta kardiyak arreste yol açabilmektedir. Dünya genelinde yapılan epidemiyolojik çalışmalar, anesteziye bağlı perioperatif komplikasyonların yaklaşık yüzde 20 ile 25 kadarının hava yolu sorunlarıyla ilişkili olduğunu göstermekte ve laringospazm bu sorunların başında gelmektedir.

Laringospazm Nedenleri ve Risk Faktörleri

Laringospazm gelişiminde çok sayıda tetikleyici faktör rol oynamaktadır. Bu faktörler hasta ile ilişkili, anestezi ile ilişkili ve cerrahi ile ilişkili olmak üzere üç ana kategoride değerlendirilmektedir. Risk faktörlerinin preoperatif dönemde belirlenmesi, profilaktik önlemlerin alınması açısından büyük önem taşımaktadır.

Hasta ile ilişkili risk faktörleri: Pediatrik yaş grubu laringospazm için en önemli risk faktörüdür. Özellikle bir yaşın altındaki infantlarda laringeal refleksler daha aktif olduğundan laringospazm riski belirgin şekilde artmaktadır. Üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmiş veya aktif enfeksiyonu olan hastalarda hava yolu hiperreaktivitesi nedeniyle laringospazm sıklığı dört ila yedi kat artış göstermektedir. Astım, gastroözofageal reflü hastalığı, obstrüktif uyku apnesi sendromu ve larengeal papillomatozis gibi kronik hastalıklar da riski artıran önemli faktörlerdir. Pasif sigara dumanına maruz kalan çocuklarda laringospazm insidansının belirgin şekilde yükseldiği bildirilmektedir.

Anestezi ile ilişkili risk faktörleri: Yetersiz anestezi derinliği laringospazmın en sık anestezi ile ilişkili nedenidir. Anestezinin yüzeyel dönemlerinde, özellikle ikinci evrede laringeal refleksler abartılı yanıt verebilmektedir. Hava yolu manipülasyonları sırasında yetersiz analjezi ve anestezi, direkt laringoskopi, endotrakeal entübasyon ve ekstübasyon işlemleri tetikleyici olabilmektedir. İnhalasyon ajanlarından desfluran hava yolu irritasyonuna neden olarak laringospazm riskini artırmaktadır. Sekresyon artışına neden olan ajanların kullanımı ve yetersiz sekresyon kontrolü de önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır.

Cerrahi ile ilişkili risk faktörleri: Hava yolu cerrahisi, özellikle tonsillektomi, adenoidektomi, bronkoskopi ve laringoskopi gibi işlemler laringospazm riskini önemli ölçüde artırmaktadır. Üst abdominal cerrahi, tiroid cerrahisi ve özofagus cerrahisi de hava yolu yakınlığı nedeniyle risk oluşturmaktadır. Cerrahi alandaki kan ve sekresyonların larinks bölgesine ulaşması, güçlü bir tetikleyici etken olarak bilinmektedir.

Laringospazm Patofizyolojisi

Laringospazm, kompleks bir nöromüsküler refleks mekanizma sonucu gelişmektedir. Larinks bölgesindeki duyusal innervasyonu sağlayan süperior laringeal sinirin internal dalı, laringeal mukozadaki mekanoreseptörler ve kemoreseptörlerden gelen uyarıları beyin sapına iletmektedir. Bu uyarılar medullada bulunan solunum merkezinde işlenerek rekürren laringeal sinir aracılığıyla laringeal kasların kasılmasına neden olan motor yanıtı oluşturmaktadır.

Laringospazm sırasında bilateral vokal kordlar adduksiyon pozisyonunda kilitlenerek glottisi kapatmaktadır. Eş zamanlı olarak yalancı vokal kordlar, ariepiglottik kıvrımlar ve epiglot da kapanarak üst hava yolunun tıkanmasına katkıda bulunmaktadır. Bu kasılma, tiroaritenoid, lateral krikoaritenoid ve interaritenoid kasların koordineli kontraksiyonuyla gerçekleşmektedir. Spazm şiddeti parsiyel obstrüksiyondan total obstrüksiyona kadar değişkenlik gösterebilmektedir.

Parsiyel laringospazm durumunda hasta stridor ile birlikte inspiratuar efor göstermekte ve kısmi hava geçişi devam etmektedir. Total laringospazm ise tam hava yolu obstrüksiyonuna yol açarak hiçbir hava geçişine izin vermemektedir. Uzamış total laringospazm hipoksemiye, hiperkarbiye, negatif basınçlı pulmoner ödeme ve sonuçta kardiyak arreste neden olabilmektedir. Negatif basınçlı pulmoner ödem, tıkalı hava yoluna karşı güçlü inspiratuar efora bağlı olarak gelişen transtorasik basınç değişikliklerinin pulmoner kapillerlerde sıvı kaçağına yol açmasıyla oluşmaktadır.

Laringospazm Klinik Bulguları ve Tanısı

Laringospazm tanısı öncelikle klinik bulgulara dayanmaktadır. Hızlı tanı ve müdahale hayati önem taşıdığından, anestezist tarafından bulguların anında tanınması gerekmektedir. Klinik prezentasyon laringospazmın derecesine göre farklılık göstermektedir.

Parsiyel laringospazm bulguları: Inspiratuar stridor karakteristik bulgudur ve yüksek frekanslı bir ses olarak duyulmaktadır. Suprasternal, interkostal ve subkostal çekilmeler artmış solunum eforunu göstermektedir. Paradoksal solunum hareketleri gözlenebilmektedir. Oksijen satürasyonunda kademeli düşme başlamakta ancak hava geçişi tamamen kesilmediğinden düşüş yavaş seyretmektedir. Kapnografi eğrisinde düzensizlik ve anormal dalga formları izlenebilmektedir.

Total laringospazm bulguları: Tam sessizlik ve hava hareketinin olmaması en belirgin bulgudur. Hastada güçlü inspiratuar efor gözlenmesine rağmen göğüs kafesi hareketi ile hava değişimi gerçekleşmemektedir. Kapnografi trasesinde düz çizgi izlenmektedir. Oksijen satürasyonu hızla düşmektedir. Siyanoz gelişebilmektedir. Maske ventilasyonu güçleşmekte veya imkansız hale gelmektedir. Gastrik distansiyon gelişebilmekte ve aspirasyon riski artmaktadır. Bradikardi ve sonrasında asistoli gelişebilmektedir.

Ayırıcı tanıda bronkospazm, yabancı cisim aspirasyonu, endotrakeal tüp obstrüksiyonu, supraglottik ödem ve vokal kord paralizisi düşünülmelidir. Bronkospazm ekspiratuar wheezing ile karakterize iken laringospazm inspiratuar stridor ile kendini göstermektedir. Bu ayrım klinik yönetimi doğrudan etkilediğinden dikkatli değerlendirme gerekmektedir.

Laringospazm Tedavisi ve Acil Müdahale

Laringospazm tedavisinde sistematik ve basamaklı bir yaklaşım uygulanmaktadır. Tedavi algoritması laringospazmın şiddetine ve hastanın klinik durumuna göre şekillenmektedir. Erken müdahale hipoksemi gelişimini önlemek açısından kritik öneme sahiptir.

Birinci basamak müdahaleler: Tetikleyici uyaranın derhal uzaklaştırılması ilk yapılması gereken işlemdir. Ağız boşluğu ve farinksteki sekresyonlar nazikçe aspire edilmelidir. Yüzde yüz oksijen ile pozitif basınçlı ventilasyon uygulanmalıdır. Sürekli pozitif hava yolu basıncı yani CPAP uygulaması, spazmlı vokal kordları açmada etkili olabilmektedir. Çene öne itme manevrasıyla hava yolu açıklığı sağlanmalıdır. Larson manevrası olarak bilinen bilateral mandibula açısının arkasında bulunan çentiğe kuvvetli basınç uygulanması, laringospazm refleksini kırmada etkili bir yöntemdir.

İkinci basamak müdahaleler: Birinci basamak müdahalelerin yetersiz kaldığı durumlarda anestezi derinleştirilmelidir. İntravenöz propofol düşük dozda yani kilogram başına 0.5 ile 0.8 miligram uygulanması laringeal refleksleri baskılayarak spazmı çözebilmektedir. Lidokain kilogram başına 1 ile 1.5 miligram intravenöz olarak laringeal refleks eşiğini yükselterek etkili olabilmektedir.

Üçüncü basamak müdahaleler: Dirençli laringospazm durumunda nöromüsküler bloker ajanlar kullanılmaktadır. Süksinilkolin kilogram başına 0.1 ile 0.5 miligram intravenöz veya kilogram başına 4 miligram intramüsküler olarak uygulanabilmektedir. İntravenöz erişimin olmadığı durumlarda intramüsküler veya sublingual yol tercih edilebilmektedir. Süksinilkolinin kontrendike olduğu durumlarda roküronyum kilogram başına 0.3 ile 0.6 miligram kullanılabilmektedir. Nöromüsküler bloker kullanımı sonrası entübasyon ve mekanik ventilasyon hazırlığı yapılmalıdır.

Laringospazm Önleme Stratejileri

Laringospazm yönetiminde en etkili yaklaşım profilaksidir. Preoperatif risk değerlendirmesi, uygun anestezi tekniği seçimi ve perioperatif dikkatli hava yolu yönetimi ile laringospazm sıklığı önemli ölçüde azaltılabilmektedir.

Preoperatif önlemler: Üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmiş hastalarda elektif cerrahi en az iki hafta ertelenmelidir. Yüksek riskli hastalarda anestezi planlaması multidisipliner yaklaşımla yapılmalıdır. Antisialagog ajanlar özellikle glikopirrolat sekresyon kontrolü amacıyla premedikasyonda kullanılabilmektedir. Gastroözofageal reflüsü olan hastalarda proton pompa inhibitörleri ve prokinetik ajanlar preoperatif dönemde başlanmalıdır.

İntraoperatif önlemler: Yeterli anestezi derinliği hava yolu manipülasyonları öncesinde sağlanmalıdır. Entübasyon öncesi intravenöz lidokain uygulaması laringeal refleksleri baskılayabilmektedir. Supraglottik hava yolu araçlarının endotrakeal tüpe tercih edilmesi laringospazm riskini azaltabilmektedir. Hava yolu sekresyonlarının düzenli aspirasyonu ve cerrahi alandaki kanın hava yoluna ulaşmasının engellenmesi önemlidir. Desfluran yerine sevofluran tercih edilmesi hava yolu irritasyonunu azaltmaktadır.

Ekstübasyon stratejileri: Ekstübasyon kararı laringospazm yönetiminde kritik bir noktadır. Hastanın tam uyanık veya derin anestezi altında ekstübe edilmesi önerilmektedir. Yüzeyel anestezi evresinde ekstübasyon laringospazm riskini belirgin şekilde artırmaktadır. Ekstübasyon öncesi orofaringeal sekresyonlar nazikçe aspire edilmelidir. Derin aspirasyondan kaçınılmalıdır çünkü bu işlemin kendisi de laringospazmı tetikleyebilmektedir.

Pediatrik Hastalarda Laringospazm

Çocuklarda laringospazm insidansı yetişkinlere göre belirgin şekilde daha yüksektir. Pediatrik hava yolunun anatomik ve fizyolojik farklılıkları bu durumun temel nedenlerini oluşturmaktadır. İnfantlarda larinks daha yüksek konumda yerleşmiş olup epiglot oransal olarak daha büyüktür. Subglottik bölge hava yolunun en dar kısmı olduğundan minimal ödem bile ciddi obstrüksiyona yol açabilmektedir.

Pediatrik hastalarda laringospazm risk faktörleri arasında bir yaşın altında olmak, üst solunum yolu enfeksiyonu öyküsü, pasif sigara dumanı maruziyeti, hava yolu cerrahisi ve deneyimsiz anestezist tarafından anestezi uygulanması sayılmaktadır. Çocuklarda oksijen tüketiminin metabolik hıza bağlı olarak daha yüksek olması, hipoksemi gelişimini hızlandırmaktadır. Bu nedenle pediatrik laringospazm yönetiminde zaman kritik faktördür.

Pediatrik popülasyonda laringospazm yönetimi temel olarak yetişkinlerle benzer prensipleri takip etmekle birlikte bazı farklılıklar bulunmaktadır. İlaç dozları kilogram başına hesaplanmalıdır. İntravenöz erişimin güç olduğu durumlarda süksinilkolin intramüsküler yoldan uygulanabilmektedir. Atropin bradikardi profilaksisi amacıyla süksinilkolin öncesinde verilmelidir. Çocuklarda negatif basınçlı pulmoner ödem gelişme riski yetişkinlere göre daha yüksektir ve yakın monitörizasyon gerekmektedir.

Laringospazm Komplikasyonları

Zamanında ve etkin tedavi edilmeyen laringospazm ciddi komplikasyonlara yol açabilmektedir. Bu komplikasyonlar laringospazmın süresi ve şiddetiyle doğru orantılı olarak artmaktadır.

Hipoksemi: Total laringospazm sırasında oksijen satürasyonu hızla düşmektedir. Uzamış hipoksemi serebral hasar, miyokard iskemisi ve çoklu organ yetmezliğine neden olabilmektedir. Pediatrik hastalarda fonksiyonel rezidüel kapasitenin düşük olması hipoksemi gelişimini hızlandırmaktadır.

Negatif basınçlı pulmoner ödem: Tıkalı hava yoluna karşı güçlü inspiratuar efor sonucu intratorasik basıncın aşırı negatifleşmesiyle gelişmektedir. İnsidansı laringospazm vakalarının yüzde 4 ile 12 kadarında görülmektedir. Pembe köpüklü sekresyon, bilateral pulmoner infiltrasyonlar ve hipoksemi ile karakterizedir. Tedavide pozitif basınçlı ventilasyon, diüretik tedavi ve destekleyici bakım uygulanmaktadır.

Kardiyak komplikasyonlar: Hipoksemiye sekonder bradikardi gelişebilmekte ve tedavi edilmezse asistoliye ilerleyebilmektedir. Özellikle çocuklarda vagal tonus yüksekliği nedeniyle bradikardi hızlı gelişmektedir. Miyokard iskemisi özellikle koroner arter hastalığı olan erişkin hastalarda ciddi bir risk oluşturmaktadır. Kardiyak arrest laringospazmın en korkulan ve fatal komplikasyonudur.

Gastrik aspirasyon: Laringospazm sırasında artan negatif intratorasik basınç gastrik içeriğin özofagusa ve farinkse regürjitasyonuna neden olabilmektedir. Laringospazmın çözülmesi sırasında bu içeriğin aspire edilmesi aspirasyon pnömonisine yol açabilmektedir. Bu komplikasyon özellikle tok hastalarda ve gastrik hacmi artmış bireylerde ciddi risk oluşturmaktadır.

Laringospazm Yönetiminde Güncel Yaklaşımlar

Laringospazm yönetiminde son yıllarda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Sugammadeks gibi yeni ilaçların kullanıma girmesi, ultrasonografik hava yolu değerlendirmesinin yaygınlaşması ve simülasyon tabanlı eğitim programlarının artması, laringospazm yönetimindeki başarı oranlarını artırmaktadır.

Ultrasonografik hava yolu değerlendirmesi preoperatif dönemde zor hava yolu öngörüsünde ve laringospazm sırasında vokal kord hareketlerinin gerçek zamanlı izlenmesinde kullanılabilmektedir. Bu yöntem özellikle parsiyel ve total laringospazm ayrımında yardımcı olabilmektedir. Ayrıca tedaviye yanıtın değerlendirilmesinde de faydalı bir araç olarak kabul edilmektedir.

Sugammadeks, roküronyumun etkisini hızla geri çeviren selektif bir nöromüsküler blokaj antagonistidir. Laringospazm tedavisinde roküronyum kullanıldığında, sugammadeks ile nöromüsküler blokajın hızlı geri çevrilmesi mümkün olmaktadır. Bu durum özellikle süksinilkolinin kontrendike olduğu ve kısa süreli nöromüsküler blokaj gereksinimi olan vakalarda önemli bir avantaj sağlamaktadır.

Simülasyon tabanlı eğitim programları, anestezi ekiplerinin laringospazm yönetimindeki becerilerini geliştirmek amacıyla giderek yaygınlaşmaktadır. Yüksek sadakatli simülatörler kullanılarak laringospazm senaryolarının tekrar tekrar pratik edilmesi, gerçek klinik durumlarda ekip koordinasyonunu ve müdahale hızını artırmaktadır. Kriz kaynak yönetimi prensiplerinin entegre edildiği bu programlar, perioperatif hasta güvenliğinin artırılmasında önemli bir rol oynamaktadır.

Laringospazm Sonrası İzlem ve Takip

Laringospazm epizodu sonrası hastanın yakın monitörizasyonu gerekmektedir. Özellikle ciddi veya uzamış laringospazm atağı geçiren hastalar, potansiyel komplikasyonlar açısından dikkatli şekilde izlenmelidir.

Laringospazm çözüldükten sonra hasta en az otuz dakika süreyle pulse oksimetre ile izlenmelidir. Oksijen satürasyonunun yüzde 95 üzerinde stabil kalması doğrulanmalıdır. Solunum paterni, solunum hızı ve solunum sesleri düzenli olarak değerlendirilmelidir. Negatif basınçlı pulmoner ödem açısından inspiratuar efor artışı, pembe köpüklü sekresyon ve bilateral krepitasyonlar araştırılmalıdır. Şüpheli durumlarda akciğer grafisi çekilmelidir.

Ciddi laringospazm geçiren hastalar postoperatif dönemde yoğun bakım ünitesinde izlenmelidir. Arter kan gazı takibi yapılmalı ve oksijenizasyon durumu değerlendirilmelidir. Nebülize adrenalin veya rasemik epinefrin, postlaringospazm dönemde gelişebilecek laringeal ödemin tedavisinde kullanılabilmektedir. Sistemik kortikosteroidler hava yolu ödemini azaltmak amacıyla verilebilmektedir.

Tekrarlayan laringospazm öyküsü olan hastalar sonraki anestezi uygulamalarında yüksek riskli olarak değerlendirilmelidir. Anestezi kayıtlarına laringospazm epizodunun detaylı şekilde belgelenmesi ve uygulanan tedavilerin kaydedilmesi, gelecekteki anestezi planlaması açısından büyük önem taşımaktadır. Hastaya ve ailesine laringospazm hakkında bilgilendirme yapılmalı ve sonraki ameliyatlardan önce anesteziste bilgi verilmesi gerektiği belirtilmelidir.

Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Bölümünde Laringospazm Yönetimi

Laringospazm, anestezi pratiğinde hızlı tanı ve etkin müdahale gerektiren önemli bir hava yolu acilidir. Doğru risk değerlendirmesi, uygun profilaktik önlemler ve sistematik tedavi yaklaşımıyla başarılı şekilde yönetilebilmektedir. Özellikle pediatrik popülasyonda artan insidans ve hızlı komplikasyon gelişimi nedeniyle, anestezi ekibinin laringospazm konusunda yüksek farkındalığa sahip olması hayati önem taşımaktadır. Preoperatif risk stratifikasyonu, intraoperatif dikkatli hava yolu yönetimi ve postoperatif yakın izlem ile laringospazma bağlı morbidite ve mortalite en aza indirilebilmektedir. Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon bölümünde uzman hekimlerimiz, laringospazm dahil tüm perioperatif hava yolu acillerinin yönetiminde güncel kanıta dayalı protokoller ve ileri teknolojik donanım kullanarak hastalarımıza güvenli anestezi hizmeti sunmaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu