Kulak Burun Boğaz

Kolesteatom

Nasıl Yapılır, erken tanınması durumunda izlem süreci daha rahat yürütülebilen bir hastalıktır. Detaylı bilgi için sayfa içeriğini inceleyin.

Kolesteatom, orta kulak boşluğunda ya da kulak zarının arkasında yer alan ve cilt hücrelerinin anormal biçimde birikmesiyle oluşan, zamanla büyüyen bir oluşumdur. İsmi "kolesterol" kelimesini çağrıştırsa da aslında yağ ile doğrudan bir ilişkisi yoktur; kistik yapıda, içi ölü cilt hücreleri ve keratin ile dolu bir kese olarak tanımlanır. Bu kese büyüdükçe çevresindeki kemik dokuya baskı uygular ve orta kulaktaki hassas yapıları aşındırabilir. Bu nedenle erken fark edilmesi ve uygun yaklaşımla yönetilmesi, kulak sağlığı açısından büyük önem taşır.

Kolesteatom her yaşta görülebilen, ancak genellikle çocukluk veya genç erişkinlik döneminde belirti vermeye başlayan bir durumdur. Hastalar çoğu zaman uzun süredir devam eden kulak akıntısı, işitme kaybı ve zaman zaman ortaya çıkan baş dönmesi gibi şikayetlerle hekime başvurur. Erken dönemde belirtiler hafif olabilir ve sıradan bir kulak iltihabı ile karıştırılabilir. Ancak tedavi edilmediğinde işitme sinirine, denge organına ve hatta yüz sinirine ulaşan komplikasyonlara yol açabileceği için Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından düzenli takip edilmesi gereken bir tablodur.

Kimlerde Görülür?

Kolesteatom her yaş grubunda ortaya çıkabilen bir durumdur, ancak bazı kişilerde görülme olasılığı belirgin biçimde yüksektir. Özellikle çocukluk çağında sık geçirilen orta kulak iltihabı öyküsü olan bireylerde, kulak zarında zamanla oluşan zayıf noktalar bu oluşumun gelişmesi için zemin hazırlar. Yetişkin yaş grubunda ise kronik kulak enfeksiyonu, geçirilmiş kulak ameliyatı veya travma öyküsü olan kişilerde daha sık görülür. Genetik yatkınlık ve östaki borusu işlev bozukluğu da risk faktörleri arasında değerlendirilir.

Çocuklarda doğumsal kolesteatom ayrı bir başlık olarak değerlendirilir. Bu tipte herhangi bir enfeksiyon öyküsü olmadan, kulak zarının arkasında beyazımsı bir kitle olarak fark edilir. Genellikle rutin muayene sırasında pediatri veya KBB hekimi tarafından tesadüfen tespit edilir. Bu çocuklarda işitme henüz tam etkilenmemiş olabilir, ancak büyüme potansiyeli nedeniyle takip ve müdahale gerekli olur. Aileler, çocuklarının kulağında akıntı, koku veya işitmede azalma fark ederse zaman kaybetmeden bir uzmana danışmalıdır.

Erişkinlerde ise edinsel kolesteatom daha sık karşılaşılan tablodur. Sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren, alerjik rinit veya kronik sinüzit nedeniyle östaki borusu sürekli kapalı kalan kişilerde kulak zarı içeri doğru çekilebilir. Bu çekilme cepleri zamanla derinleşir ve içinde ölü hücreler birikmeye başlar. Sigara kullanımı, hava basıncındaki ani değişikliklere sık maruz kalma ve uzun süreli üst solunum yolu sorunları da bu süreci hızlandırabilen unsurlar arasındadır.

Bunun yanında bazı sendromik durumlar ve damak yarıklığı gibi yapısal sorunlar da kolesteatom riskini artırır. Down sendromu, Turner sendromu ve damak yarıklığı olan çocuklarda östaki borusu işlevi yeterince gelişmediği için orta kulak basıncı düzenlenemez. Bu da kulak zarında çekilmelere ve ardından kolesteatom oluşumuna zemin hazırlar. Bu risk grubundaki bireylerin düzenli KBB kontrolünden geçirilmesi, sorunun erken evrede fark edilmesine olanak tanır.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Kolesteatomun belirtileri başlangıçta oldukça sessiz seyredebilir ve hasta uzun süre durumun farkında olmayabilir. En sık karşılaşılan şikayet, kulaktan gelen kötü kokulu, sürekli ya da aralıklı akıntıdır. Bu akıntı, sıradan kulak enfeksiyonlarındaki akıntıdan farklı olarak antibiyotik tedavisine yeterince yanıt vermez ve bir süre sonra tekrar başlar. Akıntının rengi sarımtırak ya da kahverengimsi olabilir, bazen içinde küçük beyaz parçacıklar fark edilebilir.

İşitme kaybı, kolesteatomun ilerlemesiyle birlikte belirginleşen önemli bir bulgudur. Başlangıçta hafif düzeyde olan işitme azalması, oluşum büyüdükçe ve orta kulak kemikçiklerini etkilemeye başladıkça artar. Hasta televizyonun sesini yükseltme, telefonda karşı tarafı anlamakta zorlanma veya kalabalık ortamlarda konuşmaları takip edememe gibi durumlar yaşar. Bazen kulakta dolgunluk hissi ve kendi sesini farklı duyma şikayeti de eşlik eder.

Baş dönmesi ve denge sorunları, kolesteatomun iç kulak yapılarına doğru ilerlemesi durumunda ortaya çıkabilen belirtilerdir. Bu evrede hasta ani dönme atakları, mide bulantısı ve dengesizlik yaşayabilir. Kulak çınlaması da sıkça görülen bir bulgudur ve özellikle sessiz ortamlarda daha rahatsız edici hale gelir. Bazı hastalarda kulak çevresinde künt bir ağrı, zonklama veya kulak içinde basınç hissi bulunur. Bu belirtilerin birkaçı bir arada bulunduğunda mutlaka uzman değerlendirmesi gereklidir.

Daha ileri evrelerde yüz sinirinin etkilenmesi söz konusu olabilir ve bu durumda yüzün etkilenen tarafında his kaybı veya hareket kısıtlılığı görülebilir. Şiddetli baş ağrısı, ateş ve ense sertliği gibi belirtiler ise enfeksiyonun komşu yapılara yayıldığını düşündürür ve acil müdahale gerektirir. Kolesteatom belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilir, bu nedenle uzun süredir devam eden kulak şikayetlerinin hafife alınmaması gerekir.

  • Kötü kokulu, tekrarlayan kulak akıntısı
  • İlerleyici nitelikte işitme kaybı
  • Kulakta dolgunluk ve basınç hissi
  • Kulak çınlaması ve zaman zaman baş dönmesi
  • Kulak çevresinde künt ağrı ya da rahatsızlık

Nedenleri Nelerdir?

Kolesteatomun oluşumunda birden fazla mekanizma rol oynar ve hangi mekanizmanın baskın olduğu kişiden kişiye değişebilir. En sık görülen neden, östaki borusunun yeterince çalışmaması sonucu orta kulakta oluşan negatif basınçtır. Bu basınç kulak zarının orta kulağa doğru çekilmesine ve zamanla derin cepler oluşmasına yol açar. Bu cepler içinde dökülen cilt hücreleri birikir ve kolesteatomun temelini oluşturur. Alerjik rinit, kronik sinüzit ve geniz eti büyümesi gibi durumlar östaki borusu işlevini bozarak bu süreci başlatır.

Tekrarlayan orta kulak enfeksiyonları da önemli bir nedensel faktördür. Sık geçirilen enfeksiyonlar kulak zarının yapısını zayıflatır ve onarım süreçlerinde anormal hücre büyümesine zemin hazırlar. Özellikle çocukluk döneminde tedavisi yarım kalan ya da tekrarlayan iltihaplar, ileride kolesteatom gelişimi için risk oluşturur. Bunun yanında geçirilmiş kulak ameliyatları, kulak zarında küçük yaralanmalar ya da yabancı cisim travmaları da cilt hücrelerinin orta kulağa taşınmasına neden olabilir.

Doğumsal kolesteatomda ise süreç tamamen farklı işler. Anne karnındaki gelişim sırasında embriyonik cilt hücrelerinin orta kulak boşluğunda kalması ve burada büyümesi söz konusudur. Bu hücreler doğum sonrasında çoğalmaya devam eder ve yıllar içinde belirti vermeye başlar. Doğumsal tipte herhangi bir enfeksiyon ya da kulak zarı sorunu öyküsü bulunmayabilir; bu nedenle tanı bazen tesadüfen konulur.

Genetik yatkınlığın da rolü olduğu bilinmektedir. Aile öyküsünde kolesteatom bulunan kişilerde, östaki borusu yapısındaki kalıtsal farklılıklar veya bağ dokusundaki bireysel özellikler bu duruma yatkınlık yaratabilir. Çevresel faktörler arasında sigara dumanına maruz kalma, sık hava yolculuğu, dalış gibi basınç değişikliği yaratan etkinlikler de sayılabilir. Tüm bu unsurlar tek başına değil, çoğunlukla birkaçı bir arada hastalığın gelişimine katkıda bulunur.

Tanı Nasıl Konulur?

Kolesteatom tanısı, ayrıntılı bir hasta öyküsü ve dikkatli bir fizik muayene ile başlar. Kulak Burun Boğaz uzmanı, hastanın şikayetlerini, geçmiş kulak enfeksiyonlarını ve genel sağlık durumunu sorgulayarak değerlendirmeye başlar. Ardından otoskop adı verilen aydınlatmalı cihazla kulak zarı incelenir. Deneyimli bir hekim, kulak zarının arkasındaki beyazımsı kitleyi, çekilme ceplerini veya zar üzerindeki perforasyonu (delinmeyi) bu muayene sırasında fark edebilir.

Daha ayrıntılı değerlendirme için mikroskobik kulak muayenesi yapılır. Bu yöntemle kulak zarı ve dış kulak yolu çok daha net biçimde incelenir, içeride biriken cilt artıkları ve akıntı temizlenerek altta yatan yapı görülmeye çalışılır. Endoskopik muayene ise küçük kameralı bir cihazla orta kulağın daha geniş açıdan değerlendirilmesini sağlar. Bu işlemler ağrısızdır ve poliklinik koşullarında uygulanabilir.

Görüntüleme yöntemleri arasında en sık başvurulan yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografidir. Şakak kemiğine yönelik yapılan ince kesit tomografi, kolesteatomun yaygınlığını, çevre kemik dokusundaki erimeleri ve orta kulak kemikçiklerinin durumunu net biçimde gösterir. Bu inceleme aynı zamanda cerrahi planlama için de kesin bilgi sağlar. Bazı hastalarda manyetik rezonans görüntüleme (MR) tercih edilir; özellikle nüks şüphesi veya komplikasyon araştırması durumunda MR ek bilgi sunar.

İşitme testi de tanı sürecinin temel parçalarından biridir. Saf ses odyometrisi ile işitme kaybının düzeyi ve niteliği belirlenir. Timpanometri adı verilen test, orta kulak basıncı ve kulak zarının hareketliliği hakkında bilgi verir. Tüm bu değerlendirmeler bir araya geldiğinde hekim, kolesteatomun varlığını, yaygınlığını ve uygun yönetim planını belirleyebilir. Tanı netleştikten sonra hasta ile tüm seçenekler ayrıntılı biçimde paylaşılarak karar süreci birlikte yürütülür.

  • Ayrıntılı KBB muayenesi ve otoskopi
  • Mikroskobik ve endoskopik kulak incelemesi
  • Şakak kemiği yüksek çözünürlüklü tomografisi
  • Gerekli durumlarda manyetik rezonans görüntüleme
  • Odyometri ve timpanometri ile işitme değerlendirmesi

Komplikasyonlar Nelerdir?

Kolesteatom, fark edilmeden büyümeye devam ettiğinde ciddi sorunlara yol açabilen bir oluşumdur. En sık karşılaşılan komplikasyon, orta kulaktaki kemikçiklerin erimesidir. Çekiç, örs ve üzengi adı verilen bu üç küçük kemik sesin iç kulağa iletilmesini sağlar. Kolesteatom bu yapılara baskı yaparak veya etrafındaki kemiği aşındırarak ileri düzeyde işitme kaybına neden olabilir. Bu durumda işitme kaybı, oluşum çıkarılsa bile geri dönüşsüz hale gelmiş olabilir.

İç kulağa doğru ilerleyen kolesteatom, denge organını etkileyerek kalıcı denge sorunlarına yol açabilir. Bu evrede şiddetli baş dönmesi atakları, bulantı ve yürüme güçlüğü görülür. Yarım daire kanallarındaki erime durumu, fistül adı verilen bir bağlantı yaratabilir ve bu durum acil değerlendirme gerektirir. İç kulak iltihabı, yani labirentit gelişmesi de hem işitme hem de denge açısından ciddi sonuçlar doğurabilir.

Yüz sinirinin etkilenmesi, kolesteatomun en endişe verici komplikasyonlarından biridir. Yüz siniri orta kulaktan geçtiği için, oluşum bu sinire baskı yaptığında yüzün etkilenen tarafında his kaybı, kas zayıflığı veya tam felç gelişebilir. Bu durum hastanın yaşam kalitesini belirgin biçimde etkiler ve erken müdahale gerektirir. Sinirin uzun süre baskı altında kalması, sonraki dönemde tam iyileşmeyi zorlaştırabilir.

Daha nadir ancak hayati önem taşıyan komplikasyonlar, enfeksiyonun kafa içine yayılması sonucu ortaya çıkar. Menenjit, beyin apsesi ve sinüs trombozu gibi tablolar acil tıbbi müdahale gerektiren durumlardır. Bu nedenle uzun süredir devam eden kulak akıntısı, baş ağrısı ve ateş şikayeti olan hastaların vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerekir. Komplikasyon gelişme olasılığını en aza indirmek için erken tanı ve düzenli takip belirleyici unsurdur.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Kulağınızda bir hafta veya daha uzun süre devam eden akıntı varsa, özellikle bu akıntı kötü kokulu ise mutlaka bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmalısınız. Sıradan kulak enfeksiyonları çoğunlukla uygun tedavi ile birkaç gün içinde geriler. Akıntının inatçı biçimde devam etmesi, antibiyotik tedavisine rağmen tekrar etmesi ya da farklı bir nitelik kazanması altta yatan başka bir durumun habercisi olabilir. Bu tür şikayetleri ertelemek yerine erken dönemde değerlendirme almak önemlidir.

İşitmenizde fark ettiğiniz azalma, telefon konuşmalarında zorlanma, televizyon sesini sürekli yükseltme ihtiyacı ya da kulakta dolgunluk hissi de doktor başvurusu için yeterli bulgulardır. Özellikle bu şikayetler tek taraflı ise ve giderek artıyorsa zaman kaybetmeden değerlendirme yaptırmalısınız. Çocuğunuzda derslerine ilgisinin azalması, sınıfta öğretmeni duyamadığını söylemesi ya da televizyonu çok yakından izlemesi de işitme sorunu açısından uyarıcı işaretlerdir.

Kulak çınlaması, ani baş dönmesi atakları, denge sorunları veya yüz hareketlerinde fark ettiğiniz asimetri varsa daha hızlı hareket etmeniz gerekir. Bu belirtiler kolesteatomun iç kulak veya yüz siniri gibi önemli yapıları etkilediğine işaret ediyor olabilir. Yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, ense sertliği veya bilinç değişiklikleri eşlik ediyorsa acil servise başvurmanız gerekir; bu tablolar kafa içi komplikasyon olasılığı açısından hızla değerlendirilmelidir.

Son Değerlendirme

Kolesteatom, başlangıçta hafif bulgularla seyredebilen ancak fark edilmediğinde işitme, denge ve hatta yüz siniri gibi temel yapıları etkileyebilen bir orta kulak sorunudur. Tekrarlayan kulak akıntısı, ilerleyici işitme kaybı ve kulakta dolgunluk hissi gibi belirtilerin sıradan bir enfeksiyon olarak değerlendirilmemesi, erken tanı şansını belirgin biçimde artırır. Detaylı KBB muayenesi, görüntüleme yöntemleri ve işitme testlerinin bir arada kullanılması, hem oluşumun yaygınlığını hem de uygun yönetim planını belirlemede önemli bir rol oynar. Düzenli takip ve uzman değerlendirmesi, olası komplikasyonların önlenmesinde temel unsurdur.

Kolesteatom gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. StatPearls / NCBI Bookshelf — Cholesteatomancbi.nlm.nih.gov/books/NBK448108/
  2. MedlinePlus (NIH) — Cholesteatomamedlineplus.gov/ency/article/001050.htm
  3. NHS — Cholesteatomanhs.uk/conditions/cholesteatoma/
  4. Merck Manuals — Cholesteatomamerckmanuals.com/professional/ear,-nose,-and-throat-disorders/middle-ear-and-tympanic-membrane-disorders/cholesteatoma

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Sık Sorulan Sorular

18 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.