Ağız ve Diş Sağlığı

Vertikal Kemik Kaybı Kılavuzu

Vertikal kemik kaybının sınıflandırması, tanı kriterleri ve cerrahi rejenerasyon olanaklarını Koru Hastanesi periodonti biriminde değerlendiriyoruz. Detaylı bilgi alın.

Vertikal kemik kaybı, alveolar kemiğin diş yüzeyine açısal bir defekt oluşturacak şekilde yıkıma uğraması durumudur. Horizontal kemik kaybından farklı olarak, defektin bir tarafı diğerine göre belirgin biçimde daha derin olup kemik yüzeyinde çukurlaşma meydana gelir. Bu kemik kaybı paterni, periodontal hastalığın daha agresif ve lokalize formlarında görülme eğilimindedir. Epidemiyolojik verilere göre ileri periodontal hastalığı olan bireylerin yaklaşık yüzde 30-40'ında en az bir bölgede vertikal kemik defekti saptanmaktadır.

Türkiye'de periodontal hastalık prevalansının yüksek olduğu göz önüne alındığında, vertikal kemik defektleri klinik pratikte sıkça karşılaşılan bir durumdur. Özellikle 40 yaş üzeri bireylerde ve tedavi edilmemiş kronik periodontitis vakalarında vertikal defektlerin görülme olasılığı belirgin olarak artmaktadır. Vertikal kemik kaybı, horizontal kaybın aksine rejeneratif tedavi yöntemlerine daha uygun bir morfoloji sunması bakımından tedavi açısından avantajlı bir durum oluşturabilir.

Bu kapsamlı rehberde vertikal kemik kaybının tanımı, sınıflandırılması, nedenleri, tanı yöntemleri, tedavi seçenekleri ve korunma stratejileri detaylı olarak ele alınacaktır. Erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımı ile vertikal kemik defektlerinin başarıyla yönetilmesi ve hatta kemik rejenerasyonu sağlanması mümkündür.

Vertikal Kemik Kaybı Nedir?

Vertikal kemik kaybı, alveolar kemiğin diş yüzeyine dik veya oblik bir açı oluşturacak şekilde rezorbe olmasıdır. Bu defekt tipinde kemiğin bir tarafı normal veya normale yakın seviyede iken, defektin olduğu bölgede kemik seviyesi belirgin biçimde düşmüştür. Bu durum kemik yüzeyinde çukur veya oluk benzeri bir defekt oluşturur. Vertikal defektler, infrabony (kemik içi) cep oluşumuyla karakterizedir; cep tabanı alveolar kret tepesinin altında yer alır.

Patofizyolojik olarak vertikal kemik kaybının oluşumu, lokal faktörlerin baskın etkisiyle ilişkilidir. Belirli bir dişin belirli bir yüzeyinde yoğunlaşan bakteriyel virülans faktörleri, konakçının lokal immün yanıtını tetikleyerek o bölgede yoğun osteoklastik aktivite oluşturur. RANKL/RANK/OPG sinyal yolağı bu bölgede selektif olarak aktive olur. Ayrıca oklüzal kuvvetlerin dengesiz dağılımı, periodontal ligament alanında stres yoğunlaşmasına neden olarak kemik rezorpsiyonunun açısal bir paternde ilerlemesine katkıda bulunabilir.

Vertikal Kemik Defektlerinin Sınıflandırılması

Vertikal kemik defektleri, kalan kemik duvarı sayısına göre sınıflandırılır. Bu sınıflama tedavi planlaması ve prognoz açısından büyük önem taşır:

  • Üç duvarlı defekt: Defektin üç tarafı kemik duvarı ile çevrilidir. Yalnızca bir duvarda kemik kaybı vardır. Rejeneratif tedaviye en iyi yanıt veren defekt tipidir. Greft materyali ve membran için iyi destek sağlar.
  • İki duvarlı defekt: İki kemik duvarı korunmuş, iki duvar kaybedilmiştir. Rejeneratif tedaviye iyi yanıt verir ancak üç duvarlı defektlere göre prognoz biraz daha düşüktür.
  • Bir duvarlı defekt: Yalnızca bir kemik duvarı korunmuş olup geniş bir defekt alanı mevcuttur. Rejeneratif tedavi uygulanabilir ancak başarı oranı düşer, greft stabilitesi sağlamak güçtür.
  • Kombine defekt: Defektin farklı bölgelerinde farklı sayıda kemik duvarı mevcuttur. En sık görülen klinik durumdur; defektin apikalinde üç duvar, koronalinde bir veya iki duvar olabilir.

Defekt derinliği de prognoz açısından belirleyicidir. Genel olarak dar ve derin defektler, geniş ve sığ defektlere göre rejeneratif tedaviye daha iyi yanıt verir. Defekt açısı radyografide ölçülebilir; 25 dereceden dar açılı defektler daha olumlu prognoza sahiptir.

Vertikal Kemik Kaybının Nedenleri

Vertikal kemik kaybı, lokal ve sistemik faktörlerin etkileşimiyle gelişen karmaşık bir patolojik süreçtir. Horizontal kemik kaybından farklı olarak, vertikal defektlerin oluşumunda lokal faktörlerin rolü daha baskındır.

Lokal Bakteriyel Faktörler

Belirli bir dişin belirli bir yüzeyinde yoğunlaşan subgingival biyofilm, o bölgede lokalize kemik yıkımına neden olur. Periodontopatojen bakteriler arasında özellikle Aggregatibacter actinomycetemcomitans'in ürettiği leukotoksin, lokalize kemik yıkımıyla güçlü ilişki gösterir. Porphyromonas gingivalis'in ürettiği gingipainler ve lipopolisakkaritler (LPS) de osteoklastogenezi stimüle ederek vertikal kemik defektlerine katkıda bulunur.

Oklüzal Faktörler

Oklüzal travma, vertikal kemik kaybı gelişiminde önemli bir kofaktördür. Tek bir diş üzerinde yoğunlaşan dengesiz oklüzal kuvvetler, periodontal ligament alanında stres yoğunlaşmasına neden olur. Bu stres, enflamasyon varlığında kemik rezorpsiyonunun açısal bir paternde ilerlemesine zemin hazırlar. Bruksizm, erken temas noktaları ve yüksek restorasyonlar oklüzal travmanın sık nedenleridir.

Anatomik Faktörler

  • Kök morfolojisi: Oluklu veya konkav kök yüzeyleri, plak birikimi için uygun alanlar oluşturarak lokalize kemik kaybına zemin hazırlar
  • Mine çıkıntıları (enamel projection): Mine-sement birleşiminin ötesine uzanan mine çıkıntıları, periodontal ataşmanı bozarak vertikal defekt oluşumunu kolaylaştırır
  • Mine incileri (enamel pearl): Kök yüzeyinde bulunan ektopik mine adacıkları benzer mekanizmayla kemik kaybına katkıda bulunur
  • Furkasyon anatomisi: Çok köklü dişlerin furkasyon bölgesindeki karmaşık anatomi, plak kontrolünü zorlaştırır
  • Kök yakınlığı: Bitişik dişlerin kökleri arasındaki mesafenin az olması, interdental kemiğin beslenmesini zorlaştırır

İyatrojenik Faktörler

Dental tedaviler sırasında oluşan hatalar vertikal kemik kaybını tetikleyebilir. Taşkın dolgu kenarları, subgingival kuron marjinleri, kötü konturlu restorasyonlar ve aşırı ortodontik kuvvetler bu faktörler arasında sayılabilir. Özellikle interproksimal bölgede diş arası kontağın yetersiz olması, gıda sıkışmasına ve lokalize kemik kaybına neden olabilir.

Sistemik Faktörler

Kontrolsüz diabetes mellitus, immün yetmezlik sendromları, osteoporoz ve sigara kullanımı, vertikal kemik kaybının hızını ve şiddetini artırabilir. Genetik yatkınlık, özellikle IL-1β ve TNF-α gen polimorfizmleri, bireyin lokalize kemik yıkımına yatkınlığını belirler.

Vertikal Kemik Kaybının Belirtileri

Vertikal kemik kaybı çoğunlukla lokalize bir patoloji olduğundan, belirtiler genellikle tek bir diş veya sınırlı bir bölgede yoğunlaşır.

Klinik Bulgular

  • Lokalize derin cep: Tek bir dişin belirli bir yüzeyinde 6 mm'nin üzerinde cep derinliği ölçülmesi, vertikal kemik defektinin güçlü göstergesidir
  • Lokalize dişeti kanaması: Belirli bir bölgede yoğunlaşan sondalama kanaması
  • Tek dişte mobilite: Komşu dişlerin sabit olmasına rağmen bir dişte hareketlilik
  • Lokalize ağrı veya hassasiyet: Çiğneme veya basınçla belirli bir dişte ağrı
  • Periodontal apse: Derin infrabony cepte bakteri birikimi akut enfeksiyona yol açabilir
  • Lokalize dişeti şişliği: Defekt bölgesinde dişetinde ödem ve kızarıklık
  • Cerahat akması: Derin cepten palpasyonla veya spontan olarak püy gelmesi
  • Ekstrüzyon: Karşıt dişe doğru uzama, kemik desteğinin kaybıyla ilişkili

Radyografik Bulgular

Vertikal kemik kaybı radyografide karakteristik bir görünüm sunar. Alveolar kemik yüzeyinde diş köküne doğru uzanan açısal veya oblik bir defekt izlenir. Defektin tabanı kret tepesinden daha apikalde yer alır. İnterdental septumun bir tarafı normal iken diğer tarafında belirgin kemik kaybı mevcuttur. Bu asimetrik görünüm, horizontal kemik kaybındaki düz kemik sınırından farklıdır ve tanıda belirleyici rol oynar.

Vertikal Kemik Kaybının Tanısı

Vertikal kemik defektlerinin doğru tanısı, kapsamlı bir klinik muayene ve ileri görüntüleme yöntemlerinin birlikte kullanılmasını gerektirir.

Klinik Muayene

Periodontal sondlama, vertikal kemik kaybının tespitinde ilk ve en önemli adımdır. Her dişin altı noktasından ölçülen cep derinliklerinde, aynı dişin farklı yüzeylerinde belirgin farklar görülmesi vertikal defekti düşündürür. Örneğin bir dişin mesial yüzünde 8 mm cep derinliği ölçülürken distal yüzünde 3 mm ölçülmesi, mesial yüzde vertikal kemik defektine işaret eder.

Klinik ataşman kaybı (KAL) ölçümü, defektin gerçek boyutunu belirler. Sondalamada kanama (BOP) aktif enflamasyonun göstergesidir. Transgingival sondlama (bone sounding) lokal anestezi altında kemik konturunun değerlendirilmesine olanak tanır ve cerrahi planlama öncesinde defekt morfolojisi hakkında ön bilgi verir.

Radyografik Değerlendirme

Paralel teknikle çekilen periapikal radyografiler, vertikal kemik defektlerinin tanısında standart yöntemdir. Radyografide diş kökü boyunca uzanan açısal veya oblik radyolüsent alan izlenir. Ancak konvansiyonel iki boyutlu radyografilerin önemli sınırlılıkları vardır: bukkal ve lingual kemik defektleri süperpozisyon nedeniyle görüntülenemeyebilir.

KIBT (konik ışınlı bilgisayarlı tomografi), üç boyutlu değerlendirme imkanı sunarak vertikal kemik defektlerinin morfolojisini, derinliğini ve duvar sayısını hassas biçimde belirler. Defektin hacminin hesaplanması ve rejeneratif tedavi planlamasında büyük avantaj sağlar. KIBT ile bukkal ve lingual defektler de net olarak görüntülenebilir.

Laboratuvar Testleri

  • Tam kan sayımı: Beyaz küre sayısı normal aralık 4000-11000/µL; enfeksiyon ve immün yetmezlik taraması
  • HbA1c: Yüzde 5,7 altı normal; diyabet taraması periodontal değerlendirmenin parçası olmalıdır
  • Serum kalsiyum: 8,5-10,5 mg/dL normal; kemik metabolizması değerlendirmesi
  • 25-OH Vitamin D: 30-100 ng/mL yeterli; eksiklik kemik iyileşmesini olumsuz etkiler
  • CRP ve sedimentasyon: Sistemik enflamasyon belirteçleri
  • Alkalin fosfataz: 44-147 IU/L normal; kemik döngüsü göstergesi

Mikrobiyolojik Analiz

Derin infrabony defektlerden alınan subgingival plak örneklerinin PCR analizi, spesifik periodontopatojen bakteri türlerinin varlığını ve miktarını belirler. Aggregatibacter actinomycetemcomitans ve Porphyromonas gingivalis varlığı, tedavi protokolünün belirlenmesinde yol göstericidir ve antibiyotik seçimini yönlendirir.

Ayırıcı Tanı

Vertikal kemik kaybı, radyografik ve klinik olarak çeşitli patolojilerle karışabilir. Doğru tedavi için ayırıcı tanı dikkatle yapılmalıdır.

  • Horizontal kemik kaybı: Kemik sınırı düz bir hat izler, suprabony cep tipi mevcuttur. Vertikal kemik kaybında ise açısal defekt ve infrabony cep tipik bulgudur. Radyografik değerlendirme bu iki paterinin ayrımında belirleyicidir.
  • Endodontik lezyon: Periapikal patoloji, kök ucunda lokalize radyolüsent alan olarak izlenir. Vitalite testleri negatiftir. Vertikal kemik kaybında ise defekt kret tepesinden başlar ve apikal yönde ilerler, diş vitalitesi genellikle korunur.
  • Vertikal kök kırığı: Kökün dikey yönde kırılması, dar ve derin izole cep oluşturarak vertikal kemik defektini taklit eder. Radyografide kırık hattı boyunca kemik kaybı ve halo tipi radyolüsensi görülür. KIBT tanıda yardımcıdır.
  • Endo-perio kombine lezyon: Hem endodontik hem periodontal kaynaklı patoloji bir arada olabilir. Vitalite testleri, cep derinlikleri ve radyografik bulgular birlikte değerlendirilerek lezyonun kaynağı belirlenir.
  • Odontojenik kist: Çene kemiklerinde gelişen kistler, diş çevresinde kemik yıkımına neden olarak vertikal defekti taklit edebilir. İyi sınırlı, kortike radyolüsent alan görünümü kisti düşündürür.
  • Ossöz displazi: Periapikal veya fokal ossöz displazide kemik yapısında değişiklikler izlenebilir. Vitalite testleri pozitif olması ve radyografik paternin farklılığı ayırıcı tanıda yardımcıdır.

Vertikal Kemik Kaybının Tedavisi

Vertikal kemik kaybı, horizontal kemik kaybından farklı olarak rejeneratif tedavi yöntemlerine oldukça uygun bir defekt morfolojisi sunar. Kemik duvarlarının varlığı, greft materyali ve membranın stabilizasyonu için destek sağlayarak kemik rejenerasyonu şansını önemli ölçüde artırır.

Cerrahi Olmayan Başlangıç Tedavisi

Tüm periodontal tedavilerin temeli olan scaling ve kök yüzeyi düzleştirmesi (SRP), vertikal kemik defektlerinde de ilk adımdır. Subgingival diştaşı ve biyofilmin uzaklaştırılması, enflamasyonun kontrol altına alınması ve cerrahi tedavi için optimal koşulların hazırlanması amaçlanır. SRP sonrası 6-8 haftalık iyileşme döneminde klinik parametrelerde belirgin düzelme sağlanabilir, ancak derin infrabony defektlerde cerrahi tedavi genellikle kaçınılmazdır.

Antibiyotik protokolleri gerektiğinde uygulanır:

  • Amoksisilin 500 mg + Metronidazol 400 mg: Günde 3 kez, 7 gün (standart kombinasyon)
  • Azitromisin 500 mg: Günde 1 kez, 3 gün (A. actinomycetemcomitans'a etkili)
  • Klindamisin 300 mg: Günde 4 kez, 7 gün (penisilin alerjisinde alternatif)

Rejeneratif Cerrahi Tedavi

Vertikal kemik defektlerinde rejeneratif cerrahi, kaybedilen kemik dokusunun yeniden oluşturulmasını hedefler. Günümüzde çeşitli rejeneratif yaklaşımlar tek başına veya kombinasyon halinde uygulanmaktadır:

Kemik Greftleme

Vertikal kemik defektlerine greft materyali yerleştirilerek kemik rejenerasyonu stimüle edilir:

  • Otojen greft: Hastanın kendi kemiğinden (çene ramus, simfiz, tuber bölgesi) elde edilen greft. Osteojenik, osteokondüktif ve osteoindüktif özelliklere sahip olup altın standart kabul edilir. Dezavantajı ikinci bir cerrahi alan gerektirmesidir.
  • Allogreft: İnsan kadavra kemiğinden elde edilir. DFDBA (demineralize dondurularak kurutulmuş kemik allogrefti) ve FDBA (dondurularak kurutulmuş kemik allogrefti) formları mevcuttur. Osteoindüktif ve osteokondüktif özellik taşır.
  • Ksenogreft: Hayvan kaynaklı kemik materyali olup en sık bovin (sığır) kaynaklı (Bio-Oss gibi) kullanılır. Osteokondüktif özellikte olup yavaş rezorbe olur ve uzun süreli hacim korunmasına katkıda bulunur.
  • Alloplastik greft: Sentetik kemik greft materyalleridir. Hidroksiapatit, beta-trikalsiyum fosfat, biyoaktif cam ve kalsiyum sülfat gibi materyaller bu grupta yer alır. Osteokondüktif özellik gösterir.

Yönlendirilmiş Doku Rejenerasyonu (YDR)

Bariyer membranlar kullanılarak epitel ve bağ dokusu hücrelerinin defekt alanına göçü engellenir, periodontal ligament ve kemik hücrelerinin defekti doldurması sağlanır. Rezorbabl (kollajen) ve nonrezorbabl (e-PTFE, d-PTFE, titanyum güçlendirilmiş) membranlar kullanılır. Nonrezorbabl membranlar ikinci cerrahi ile çıkarılmalıdır. Membran ile greft materyalinin birlikte kullanılması, en iyi klinik sonuçları vermektedir.

Biyolojik Ajanlar

  • Mine matriks deriveleri (EMD/Emdogain): Amelogenin içerikli bu preparat, defekt bölgesine uygulanarak aselüler sement, periodontal ligament ve alveolar kemik oluşumunu stimüle eder. Özellikle iki ve üç duvarlı defektlerde etkilidir.
  • Platelet zengin fibrin (PRF): Hastanın kendi kanından elde edilen otolog biyomateryal olup büyüme faktörleri (PDGF, TGF-β, VEGF) içerir. İyileşmeyi hızlandırır ve greft materyaliyle birlikte kullanıldığında rejenerasyonu destekler.
  • Rekombinant büyüme faktörleri: rhPDGF-BB (Gem21S) ve rhBMP-2 gibi rekombinant proteinler, kemik ve periodontal doku rejenerasyonunu stimüle eder.

Kombine Yaklaşımlar

Güncel kanıtlar, greft materyali + membran + biyolojik ajan kombinasyonunun en iyi rejeneratif sonuçları verdiğini göstermektedir. Üç duvarlı defektlerde yüzde 60-70 oranında kemik dolumu, iki duvarlı defektlerde yüzde 40-50 kemik dolumu elde edilebilmektedir. Bir duvarlı defektlerde rejenerasyon oranları daha düşük olmakla birlikte, uygun teknikle yüzde 30-40 dolum mümkündür.

Postoperatif Bakım

  • Amoksisilin 500 mg: Günde 3 kez, 7 gün (enfeksiyon profilaksisi)
  • İbuprofen 400 mg: Günde 3 kez, 5-7 gün (ağrı ve enflamasyon kontrolü)
  • Klorheksidin gargara yüzde 0,12: Günde 2 kez, 30 saniye, 4-6 hafta
  • Yumuşak diyet: 2 hafta süreyle sert ve sıcak gıdalardan kaçınma
  • Fırçalama kısıtlaması: Cerrahi bölgede 2-4 hafta diş fırçası kullanılmaz

Vertikal Kemik Kaybının Komplikasyonları

Tedavi edilmeyen vertikal kemik defektleri ciddi komplikasyonlara yol açabilir:

  • Hızlı diş kaybı: Vertikal defektler genellikle derin ve progresif olduğundan, tedavisiz bırakıldığında kısa sürede dişin kaybıyla sonuçlanabilir. Defektin derinleşmesi diş kökünün büyük bölümünü desteksiz bırakır.
  • Periodontal apse: Derin infrabony ceplerde bakteri birikimi akut enfeksiyonlara yol açabilir. Şiddetli ağrı, şişlik, ateş ve lenfadenopati ile karakterizedir.
  • Furkasyon tutulumu: Çok köklü dişlerde vertikal kemik kaybı, kökler arası bölgeye (furkasyon) ulaşabilir. Furkasyon tutulumu tedaviyi zorlaştırır ve prognozu olumsuz etkiler.
  • Endo-perio lezyonu: Derin kemik defektinin kök ucuna ulaşması, pulpa dokusunun enfeksiyonuna neden olabilir. Kombine endo-perio lezyonları tedavisi en güç klinik tablolardan biridir.
  • Komşu dişlere yayılım: Tedavi edilmeyen vertikal defektler, enflamatuar sürecin komşu dişlerin periodontal dokularına yayılmasına neden olabilir.
  • İmplant komplikasyonları: Diş kaybı sonrası implant yerleştirilecekse, mevcut kemik defekti ek greftleme işlemleri gerektirir ve implant başarısını etkileyebilir.
  • Sistemik etkiler: Kronik periodontal enflamasyon ve tekrarlayan bakteriyemiler, kardiyovasküler hastalık riski, diyabet kontrolü bozulması ve solunum yolu enfeksiyonlarıyla ilişkilendirilmiştir.

Vertikal Kemik Kaybından Korunma

Vertikal kemik kaybının önlenmesi, risk faktörlerinin kontrolü ve düzenli profesyonel takiple mümkündür.

Bireysel Koruma

  • Etkin ağız hijyeni: Günde 2 kez modifiye Bass tekniğiyle diş fırçalama ve günde 1 kez interdental temizlik (diş ipi veya interdental fırça)
  • Sigara bırakma: Tütün ürünlerinin tamamen kesilmesi
  • Dengeli beslenme: Kalsiyum, D vitamini, C vitamini ve omega-3 açısından zengin diyet
  • Stres kontrolü: Bruksizm ve strese bağlı periodontal yıkımın önlenmesi
  • Gece plağı kullanımı: Bruksizm tanısı olan bireylerde oklüzal kuvvetlerin kontrol altına alınması

Profesyonel Koruma

  • Düzenli periodontal değerlendirme: 6 ayda bir kapsamlı periodontal muayene ve radyografik kontrol
  • Profesyonel diş temizliği: Supragingival ve subgingival diştaşı temizliği, kök yüzeyi düzleştirmesi
  • İdame tedavisi programı: Periodontal tedavi görmüş bireylerde 3-4 ayda bir destek tedavisi
  • Erken müdahale: Başlangıç evre patolojilerde hemen tedavi başlanması, defektlerin derinleşmesini önler
  • Oklüzal dengeleme: Travmatik oklüzyon tespitinde erken düzeltme

Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?

Vertikal kemik kaybı lokalize bir patoloji olsa da erken müdahale ile başarıyla tedavi edilebilir. Aşağıdaki durumlarda acil olarak bir periodontoloji uzmanına başvurulmalıdır:

  • Tek bir dişte belirgin sallanma veya yer değiştirme
  • Belirli bir bölgede tekrarlayan dişeti kanaması veya cerahat akması
  • Lokalize dişeti şişliği ve ağrı (apse bulguları)
  • Belirli bir dişte çiğneme sırasında ağrı
  • Tek bir dişte kötü koku veya tat
  • Dişeti çekilmesi ile birlikte derin cep oluşumu
  • Kapanışta değişiklik hissi
  • Daha önce yapılmış periodontal tedaviye rağmen iyileşmeyen belirtiler

Diyabet, osteoporoz, otoimmün hastalık öyküsü olan bireyler, sigara kullananlar ve ailesinde erken diş kaybı olan kişiler düzenli periodontal değerlendirme yaptırmalıdır. Vertikal kemik defektlerinde erken tanı, rejeneratif tedavinin başarı şansını doğrudan artırır.

Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü

Vertikal kemik kaybı, günümüz periodontolojisinde rejeneratif tedavi yaklaşımları sayesinde başarıyla yönetilebilen bir patolojidir. Kemik greftleme, yönlendirilmiş doku rejenerasyonu ve biyolojik ajanların kombine kullanımı ile kaybedilen kemik dokusunun önemli bir bölümü geri kazanılabilmektedir. Tedavinin başarısı, doğru tanı, uygun cerrahi teknik seçimi ve titiz postoperatif bakımla doğrudan ilişkilidir.

Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, vertikal kemik defektlerinin tanısından rejeneratif tedavisine kadar tüm süreçlerde en güncel bilimsel kanıtlara dayalı, kişiye özel tedavi planları uygulamaktadır. KIBT, mikrocerrahi ekipmanlar ve ileri biyomateryaller ile donatılmış kliniğimizde periodontal sağlığınızı korumak ve kaybedilen dokuları yeniden kazandırmak için yanınızdayız.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu