Acil Servis

Üretra Yaralanması Yönetimi

Koru Hastanesi olarak üretra yaralanması tedavisinde tanı, suprapubik sistostomi ve cerrahi onarım sürecini deneyimli üroloji ekibimizle güvenle yönetiyoruz.

Üretra yaralanmaları, acil servis pratiğinde karşılaşılan ve doğru yönetilmediğinde ciddi uzun vadeli komplikasyonlara yol açabilen önemli ürolojik travmalardan biridir. Üretranın anatomik yapısı, cinsiyete göre belirgin farklılıklar göstermesi nedeniyle yaralanma mekanizmaları, klinik prezentasyonlar ve tedavi yaklaşımları açısından ayrı değerlendirme gerektirmektedir. Erkek üretrası yaklaşık 18-20 cm uzunluğunda olup anterior ve posterior olmak üzere iki ana segmente ayrılırken, kadın üretrası yaklaşık 4 cm uzunluğundadır ve travmatik yaralanmalara daha az maruz kalmaktadır. Pelvik kırıklar, binicilik tipi yaralanmalar, iatrojenik nedenler ve penetran travmalar üretra yaralanmalarının başlıca etyolojik faktörleri arasında yer almaktadır. Acil servis hekiminin üretra yaralanmasını hızla tanıması, uygun görüntüleme yöntemlerini seçmesi ve multidisipliner yaklaşımla tedavi planını oluşturması hasta prognozu açısından belirleyici öneme sahiptir.

Anatomik Değerlendirme ve Sınıflandırma

Üretra yaralanmalarının etkin yönetimi için üretral anatominin detaylı bilinmesi zorunludur. Erkek üretrası anatomik olarak iki ana bölüme ayrılmaktadır:

  • Posterior üretra: Mesane boynundan başlayıp ürojenital diyafragmaya kadar uzanan bölüm olup prostatik ve membranöz üretra segmentlerini içermektedir. Pelvik kırıklarla ilişkili yaralanmalar en sık bu bölgede görülmektedir.
  • Anterior üretra: Ürojenital diyafragmadan meatus ekternusa kadar uzanan bölüm olup bulber ve penil üretra segmentlerini kapsamaktadır. Binicilik tipi travmalar ve doğrudan perineal darbeler bu bölgeyi etkilemektedir.

Amerikan Üroloji Derneği (AUA) ve Avrupa Üroloji Derneği (EAU) kılavuzlarına göre üretra yaralanmaları aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır:

  • Tip I: Posterior üretranın gerilmesi, ancak tam kopmaya yol açmayan yaralanma. Üretrografi normal olabilir veya hafif uzama görülebilir.
  • Tip II: Posterior üretranın prostatik apeks seviyesinde parsiyel veya komplet rüptürü. Kontrast madde periprostatik alana sızar ancak mesaneye geçiş izlenebilir.
  • Tip III: Posterior üretranın hem proksimal hem distal ucundan komplet rüptürü. Kontrast madde perineal bölgeye yayılır ve mesaneye geçiş izlenmez.
  • Tip IV: Mesane boynu yaralanmasının eşlik ettiği posterior üretra rüptürü.
  • Tip V: Anterior üretranın parsiyel veya komplet rüptürü.

Goldman ve arkadaşları tarafından önerilen sınıflandırma sistemi, yaralanmanın ciddiyetini, lokalizasyonunu ve eşlik eden organ hasarlarını birlikte değerlendiren kapsamlı bir yaklaşım sunmaktadır. Bu sınıflandırma tedavi stratejisinin belirlenmesinde ve prognozun öngörülmesinde klinisyene rehberlik etmektedir.

Etyoloji ve Yaralanma Mekanizmaları

Üretra yaralanmalarının etyolojisi travma mekanizmasına göre farklı kategorilerde incelenmektedir. Her mekanizma kendine özgü patolojik değişiklikler oluşturmakta ve farklı tedavi yaklaşımları gerektirmektedir.

Künt Travma

Pelvik kırıklarla ilişkili üretra yaralanmaları en sık karşılaşılan künt travma mekanizmasıdır. Yüksek enerjili trafik kazaları, yüksekten düşme ve ezilme yaralanmaları bu kategoride yer almaktadır. Pelvik kırıklı hastaların yaklaşık %5-10'unda posterior üretra yaralanması gelişmektedir. Pubik ramus kırıkları ve diyastazis simfizis, posterior üretra yaralanması riskini önemli ölçüde artırmaktadır. Membranöz üretra, ürojenital diyafragmaya yapışık olması nedeniyle pelvik halkanın deformasyonu sırasında gerilme ve kopma kuvvetlerine en fazla maruz kalan segmenttir.

Binicilik Tipi Yaralanma

Perine bölgesine doğrudan darbe ile oluşan yaralanmalardır. Bisiklet çerçevesine çarpma, çit veya bariyer üzerine düşme gibi mekanizmalarla anterior üretra hasarı meydana gelmektedir. Bulber üretra, simfizis pubis ile sert zemin arasında sıkışarak ezilme tipi yaralanmaya uğramaktadır. Bu tip yaralanmalarda Buck fasyası bütünlüğü korunmuşsa hematom penil şaft ile sınırlı kalırken, fasya rüptürü durumunda ekimoz ve ödem perine, skrotum ve alt karın duvarına yayılabilmektedir.

İatrojenik Yaralanmalar

Üretral kateterizasyon, sistoskopi, transüretral cerrahi ve prostat biyopsisi sırasında oluşabilen yaralanmalardır. Zor kateterizasyon girişimlerinde yanlış pasaj oluşumu ve üretral perforasyon en sık karşılaşılan iatrojenik üretra travmasıdır. Özellikle benign prostat hiperplazisi olan yaşlı erkek hastalarda zorlu kateterizasyon sonrası üretral yaralanma riski artmaktadır. İatrojenik yaralanmaların büyük çoğunluğu parsiyel yaralanmalar olup konservatif tedaviye yanıt vermektedir.

Penetran Travma

Ateşli silah yaralanmaları ve kesici-delici alet yaralanmaları üretrada penetran hasar oluşturabilmektedir. Bu tip yaralanmalar genellikle çevredeki vasküler yapılar, rektum ve mesane gibi organlarda eşzamanlı hasara yol açmaktadır. Penetran üretra yaralanmalarında multidisipliner cerrahi yaklaşım zorunlu olup acil eksplorasyon ve onarım gereksinimi künt yaralanmalara göre daha yüksektir.

Klinik Prezentasyon ve Fizik Muayene Bulguları

Üretra yaralanmasının klinik bulguları yaralanmanın lokalizasyonuna, derecesine ve eşlik eden organ hasarlarına göre değişkenlik göstermektedir. Acil servis hekiminin üretra yaralanmasından şüphelenmesini gerektiren başlıca klinik bulgular şunlardır:

  • Üretral kanama (üretroraji): Meatus ekternustan spontan kan gelmesi üretra yaralanmasının en önemli belirtisidir. Hastaların %37-93'ünde izlenmektedir.
  • Perineal hematom (kelebek hematom): Anterior üretra yaralanmalarında perine bölgesinde kelebek şeklinde ekimoz ve şişlik görülmektedir.
  • İdrar yapma güçlüğü veya idrar retansiyonu: Komplet üretra rüptürlerinde hasta idrar yapamamakta ve glob vezikal gelişebilmektedir.
  • Yüksek yerleşimli prostat: Rektal tuşede prostatın normalden yukarıda palpe edilmesi posterior üretra yaralanmasını düşündürmektedir. Ancak bu bulgunun sensitivitesi düşüktür.
  • Suprapubik dolgunluk: İdrar retansiyonu gelişen hastalarda mesane distansiyonuna bağlı suprapubik bölgede dolgunluk ve hassasiyet saptanmaktadır.
  • Skrotal veya penil şişlik: Buck fasyası rüptürü durumunda hematom ve ürinom skrotum ve penil şafta yayılabilmektedir.

Fizik muayenede pelvik instabilite, perineal ekimoz, üretral kanama ve rektal tuşede prostat pozisyonu mutlaka değerlendirilmelidir. Önemle vurgulanmalıdır ki üretra yaralanmasından şüphelenilen hastalarda tanı kesinleşmeden üretral kateterizasyon girişiminde bulunulmamalıdır. Kör kateterizasyon girişimi parsiyel yaralanmayı komplet rüptüre dönüştürebilir, yanlış pasaj oluşturabilir ve enfeksiyon riskini artırabilir.

Tanısal Yaklaşım ve Görüntüleme

Üretra yaralanmasının tanısında klinik şüphe ve uygun görüntüleme yöntemlerinin kullanımı esastır. Tanısal algoritma hastanın hemodinamik stabilitesine ve travma mekanizmasına göre planlanmalıdır.

Retrograd Üretrografi (RUG)

Üretra yaralanmasının tanısında altın standart görüntüleme yöntemidir. Meatus eksternadan verilen kontrast maddenin üretra boyunca ilerleyişi floroskopi altında değerlendirilmektedir. Kontrast maddenin ekstravazasyonu yaralanmanın varlığını ve lokalizasyonunu göstermektedir. Parsiyel yaralanmalarda kontrast madde hem ekstravaze olmakta hem de mesaneye geçiş izlenmekteyken, komplet rüptürlerde mesaneye kontrast geçişi izlenmemektedir. Retrograd üretrografinin sensitivitesi %95'in üzerinde olup üretra yaralanmasının derecesini ve lokalizasyonunu yüksek doğrulukla belirlemektedir.

Bilgisayarlı Tomografi (BT)

Multitravma hastalarında eşlik eden pelvik kırıklar, mesane yaralanması ve intraabdominal organ hasarlarının değerlendirilmesinde vazgeçilmez bir görüntüleme yöntemidir. BT sistografi, mesane yaralanmasının eşzamanlı değerlendirilmesini sağlamaktadır. Gecikmiş faz görüntüleri üretral bölgedeki kontrast birikimini göstererek yaralanma hakkında ek bilgi sağlayabilmektedir.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG)

Üretra yaralanmasının subakut ve kronik dönem değerlendirmesinde yararlı bilgiler sunmaktadır. Yumuşak doku kontrastının üstün olması nedeniyle periüretral fibrozis, üretral defekt uzunluğu ve çevre dokuların durumu hakkında detaylı anatomik bilgi sağlamaktadır. Özellikle geciktirilmiş onarım planlanan hastalarda cerrahi planlama amacıyla kullanılmaktadır.

Üretroskopi

Fleksibl sistoskopi ile üretranın direkt görüntülenmesi, yaralanmanın derecesi ve lokalizasyonu hakkında gerçek zamanlı bilgi sağlamaktadır. Aynı zamanda rehberli kateter yerleştirilmesi için de kullanılabilmektedir. Ancak akut travma döneminde enfeksiyon ve ek hasar riski nedeniyle dikkatli uygulanmalıdır.

Acil Yaklaşım ve İlk Müdahale

Üretra yaralanması şüphesi olan hastada acil servis yaklaşımı sistematik ve multidisipliner olmalıdır. İlk değerlendirmede ATLS (Advanced Trauma Life Support) protokollerine uygun olarak primer ve sekonder survey tamamlanmalıdır. Üretra yaralanması genellikle hayatı tehdit eden bir durum olmamakla birlikte, eşlik eden pelvik kırıklar ve vasküler yaralanmalar hemodinamik instabiliteye yol açabilmektedir.

Acil müdahalenin temel prensipleri şunlardır:

  • Hemodinamik stabilizasyon: İntravenöz sıvı resüsitasyonu ve gerektiğinde kan transfüzyonu ile hemodinamik stabilite sağlanmalıdır. Pelvik kırığa bağlı masif kanamalarda pelvik bağlayıcı veya eksternal fiksatör uygulanabilir.
  • Üretral kateterizasyon kararı: Üretral kanama, perineal hematom veya yüksek yerleşimli prostat saptanan hastalarda üretral kateterizasyon girişiminden kaçınılmalı ve suprapubik sistostomi planlanmalıdır.
  • Suprapubik sistostomi: İdrar drenajı gereken ve üretral kateterizasyonun kontrendike olduğu hastalarda suprapubik kateter yerleştirilmesi altın standart yaklaşımdır. Ultrason rehberliğinde perkütan veya açık cerrahi yöntemle uygulanabilmektedir.
  • Antibiyotik profilaksisi: Geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Özellikle açık pelvik kırıklar ve rektal yaralanmanın eşlik ettiği vakalarda enfeksiyon riski yüksek olup agresif antibiyoterapi uygulanmalıdır.
  • Tetanoz profilaksisi: Açık yaralanmalarda tetanoz aşılama durumu değerlendirilmeli ve gerektiğinde profilaksi uygulanmalıdır.

Tedavi Stratejileri

Üretra yaralanmalarının tedavisi yaralanmanın tipi, lokalizasyonu, derecesi ve hastanın genel durumuna göre bireyselleştirilmelidir. Tedavi seçenekleri konservatif yaklaşımdan karmaşık rekonstrüktif cerrahiye kadar geniş bir yelpazede yer almaktadır.

Anterior Üretra Yaralanmalarının Tedavisi

Parsiyel anterior üretra yaralanmalarında konservatif tedavi yaklaşımı tercih edilmektedir. Üretral veya suprapubik kateter ile idrar diversiyonu sağlanarak üretral iyileşme beklenmektedir. Kateter genellikle 2-3 hafta süreyle yerinde bırakılmakta ve kontrol üretrografisi ile iyileşme doğrulandıktan sonra çıkarılmaktadır. Parsiyel yaralanmaların büyük çoğunluğu konservatif tedavi ile tam iyileşme göstermektedir.

Komplet anterior üretra rüptürlerinde ise tedavi yaklaşımı cerrahın deneyimine ve hastanın genel durumuna göre değişmektedir. Erken primer onarım veya suprapubik sistostomi ile geciktirilmiş onarım seçenekleri mevcuttur. Erken primer onarımda üretral uçlar debride edilerek spatüle edilir ve gerilimsiz anastomoz yapılmaktadır. Geciktirilmiş onarımda ise 3-6 ay sonra definitif üretroplasti planlanmaktadır.

Posterior Üretra Yaralanmalarının Tedavisi

Posterior üretra yaralanmalarının akut dönem yönetimi tartışmalı olmakla birlikte güncel kılavuzlar aşağıdaki yaklaşımları önermektedir:

  • Suprapubik sistostomi ve geciktirilmiş üretroplasti: Geleneksel ve en yaygın kabul gören yaklaşımdır. Akut dönemde suprapubik kateter ile idrar drenajı sağlanır ve 3-6 ay sonra üretral realignment veya anastomotik üretroplasti uygulanır.
  • Erken endoskopik realignment: Fleksibl sistoskopi veya kombine antegrad-retrograd endoskopik yaklaşımla üretral lümene kateter yerleştirilmesidir. Striktür gelişim oranını azaltabilmekle birlikte inkontinans ve erektil disfonksiyon riskleri konusunda yeterli kanıt bulunmamaktadır.
  • Primer açık onarım: Akut dönemde yapılan açık cerrahi onarımdır. Pelvik hematomun bozulması, artmış kanama riski ve kötü görüş alanı nedeniyle günümüzde büyük ölçüde terkedilmiştir. Ancak eşzamanlı laparotomi veya rektal onarım gerektiren olgularda değerlendirilebilmektedir.

Webster ve Ramon tarafından popülerleştirilen progresif perineal yaklaşımla anastomotik üretroplasti, posterior üretra yaralanmalarının geciktirilmiş onarımında en başarılı teknik olarak kabul edilmektedir. Bu teknikte skar dokusu eksize edilmekte, üretral uçlar mobilize edilerek gerilimsiz uç-uca anastomoz yapılmaktadır. Uzun defektlerde inferior pubektomi, suprakrural rerouting veya abdominoperineal yaklaşım gibi ek manevralar uygulanabilmektedir.

Kadın Üretra Yaralanmaları

Kadın üretra yaralanmaları erkeklere kıyasla çok daha nadir görülmektedir. Kadın üretrasının kısa ve mobil yapısı travmatik yaralanmalara karşı göreceli koruma sağlamaktadır. Ancak pelvik kırıklı kadın hastaların yaklaşık %0-6'sında üretra yaralanması bildirilmektedir. Kadın üretra yaralanmalarının tanısı, üretral kanamanın vajinal kanama ile karışabilmesi nedeniyle erkeklere göre daha güç olabilmektedir.

Kadın üretra yaralanmalarında tedavi yaklaşımı yaralanmanın lokalizasyonuna ve derecesine göre planlanmaktadır. Parsiyel yaralanmalarda üretral veya suprapubik kateter ile konservatif tedavi uygulanabilmektedir. Komplet rüptürlerde erken primer onarım tercih edilmekte olup vajen duvarı üzerinden üretral uçların gerilimsiz anastomozu yapılmaktadır. Kadın üretra yaralanmalarında eşzamanlı vajinal ve mesane boynu yaralanması mutlaka araştırılmalıdır. Gecikmiş tanı ve tedavi üriner inkontinans, üretrovajinal fistül ve üretral striktür gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilmektedir.

Komplikasyonlar ve Yönetimi

Üretra yaralanmalarının kısa ve uzun vadeli komplikasyonları hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Komplikasyonların erken tanınması ve uygun yönetimi hasta memnuniyeti ve fonksiyonel sonuçlar açısından kritik öneme sahiptir.

Üretral Striktür

Üretra yaralanmalarının en sık uzun vadeli komplikasyonudur. Posterior üretra yaralanmalarının %50-100'ünde striktür gelişebilmektedir. Striktür oluşumu skar dokusu formasyonu ile ilişkili olup obstrüktif üriner semptomlar, tekrarlayan üriner enfeksiyonlar ve üriner retansiyon ile kendini göstermektedir. Tedavide internal üretrotomi veya üretroplasti seçenekleri değerlendirilmektedir. Anastomotik üretroplasti ile %85-95 oranında başarı bildirilmektedir.

Erektil Disfonksiyon

Posterior üretra yaralanmalarında erektil disfonksiyon insidansı %20-60 arasında değişmektedir. Kavernöz sinirlerin pelvik kırık ve üretral hasar sırasında yaralanması erektil disfonksiyonun temel nedenidir. Hastaların önemli bir kısmında spontan iyileşme görülebilmekle birlikte kalıcı erektil disfonksiyon gelişen hastalarda fosfodiesteraz tip-5 inhibitörleri, intrakavernöz enjeksiyon tedavisi veya penil protez implantasyonu gibi tedavi seçenekleri değerlendirilmelidir.

Üriner İnkontinans

Posterior üretra yaralanmalarında inkontinans oranı %2-21 arasında bildirilmektedir. Sfinkter mekanizmasının hasarı ve mesane boynu yaralanması inkontinansın başlıca nedenleridir. Hafif inkontinansta pelvik taban egzersizleri ve medikal tedavi uygulanırken, ağır vakalarda artifisiyel üriner sfinkter implantasyonu gerekebilmektedir.

Enfeksiyon

Periüretral apse, üriner sistem enfeksiyonu ve yara yeri enfeksiyonu gelişebilmektedir. Özellikle açık pelvik kırıklar ve rektal yaralanmanın eşlik ettiği vakalarda enfeksiyon riski belirgin şekilde artmaktadır. Ürinom formasyonu enfeksiyonun yayılmasını kolaylaştırmakta olup erken drenaj ve uygun antibiyotik tedavisi hayati önem taşımaktadır.

Üretrokutanöz ve Üretrorektal Fistül

Nadir görülen ancak tedavisi güç komplikasyonlardandır. Penetran travma ve açık pelvik kırıklara eşlik eden rektal yaralanmalarda üretrorektal fistül riski artmaktadır. Tedavide sıklıkla çok aşamalı cerrahi yaklaşım gerekmektedir.

Pediatrik Üretra Yaralanmaları

Çocuklarda üretra yaralanmaları yetişkinlere benzer mekanizmalarla oluşmakta olup en sık pelvik kırıklara eşlik etmektedir. Pediatrik posterior üretra yaralanmalarında mesane boynu yaralanması yetişkinlere göre daha sık görülmektedir. Çocuklarda üretral yapıların küçük olması ve gelişmekte olan dokuların bulunması nedeniyle tedavi yaklaşımında özel dikkat gerekmektedir.

Pediatrik üretra yaralanmalarında akut dönemde suprapubik sistostomi ile idrar diversiyonu sağlanması ve 3-6 ay sonra geciktirilmiş üretroplasti uygulanması önerilen yaklaşımdır. Erken endoskopik realignment pediatrik hastalarda da uygulanabilmekle birlikte, uzun vadeli sonuçlar hakkında yetişkin popülasyona göre daha az veri mevcuttur. Büyüme ve gelişme sürecinde striktür rekürrensi açısından uzun süreli takip zorunludur.

Multidisipliner Yaklaşım ve Konsültasyonlar

Üretra yaralanmalarının optimal yönetimi multidisipliner ekip çalışmasını gerektirmektedir. Acil servis hekimi, ürolog, ortopedist, genel cerrah ve radyolog arasındaki koordinasyon tedavi başarısını doğrudan etkilemektedir.

  • Üroloji konsültasyonu: Üretra yaralanmasından şüphelenilen her hastada acil üroloji konsültasyonu istenmelidir. Retrograd üretrografi, suprapubik sistostomi yerleştirilmesi ve cerrahi onarım kararı ürolog tarafından değerlendirilmelidir.
  • Ortopedi konsültasyonu: Pelvik kırığa eşlik eden üretra yaralanmalarında pelvik stabilizasyon için ortopedi ile koordineli çalışma zorunludur. Pelvik fiksasyon zamanlaması üretral onarım planını etkileyebilmektedir.
  • Genel cerrahi konsültasyonu: Eşzamanlı intraabdominal organ hasarı, rektal yaralanma veya vasküler travma varlığında genel cerrahi ekibinin dahil edilmesi gerekmektedir.
  • Radyoloji: Görüntüleme yöntemlerinin planlanması ve yorumlanmasında radyoloji ile işbirliği önemlidir. Girişimsel radyoloji pelvik embolizasyon veya perkütan drenaj gerektiğinde devreye girmektedir.
  • Anestezi ve yoğun bakım: Hemodinamik instabilitesi olan multitravma hastalarında anestezi ve yoğun bakım ekibinin koordinasyonu hayati öneme sahiptir.

Takip ve Prognoz

Üretra yaralanması geçiren hastaların uzun süreli ve düzenli takibi gerekmektedir. Takip protokolü yaralanmanın tipine ve uygulanan tedavi yöntemine göre bireyselleştirilmelidir. Takip sürecinde değerlendirilmesi gereken parametreler şunlardır:

  • Üriner fonksiyon: İdrar akım hızı ölçümü (üroflowmetri), rezidüel idrar tayini ve IPSS (Uluslararası Prostat Semptom Skoru) ile değerlendirme yapılmalıdır.
  • Cinsel fonksiyon: Erektil fonksiyon, ejakülasyon ve fertilite durumu sorgulanmalı ve IIEF (Uluslararası Erektil Fonksiyon İndeksi) ile objektif değerlendirme yapılmalıdır.
  • Kontinans durumu: İnkontinans varlığı ve derecesi sorgulanmalı, gerektiğinde ürodinamik çalışma planlanmalıdır.
  • Görüntüleme: Kontrol üretrografisi, ultrasonografi ve gerektiğinde MRG ile üretral anatominin değerlendirilmesi yapılmalıdır.
  • Psikolojik destek: Travma sonrası stres bozukluğu, cinsel disfonksiyona bağlı anksiyete ve depresyon açısından değerlendirme yapılmalı ve gerektiğinde psikiyatri veya psikoloji desteği sağlanmalıdır.

Üretra yaralanmalarının prognozu yaralanmanın tipi, derecesi, eşlik eden organ hasarları ve uygulanan tedavi yöntemine bağlı olarak değişmektedir. Parsiyel yaralanmalarda prognoz genellikle mükemmel olup hastaların büyük çoğunluğu tam fonksiyonel iyileşme göstermektedir. Komplet posterior üretra rüptürlerinde ise anastomotik üretroplasti ile %85-95 oranında açıklık sağlanmakla birlikte, erektil disfonksiyon ve inkontinans gibi uzun vadeli komplikasyonlar hastaların yaşam kalitesini etkileyebilmektedir. Deneyimli merkezlerde yapılan geciktirilmiş üretroplasti işlemlerinde fonksiyonel sonuçların belirgin şekilde daha iyi olduğu bildirilmektedir.

Üretra yaralanmaları, acil servis pratiğinde hızlı tanı ve doğru yönetim gerektiren kritik ürolojik travmalar arasında yer almaktadır. Yaralanmanın tipine ve derecesine göre belirlenen tedavi stratejisi, uygun zamanlama ile uygulanan cerrahi müdahaleler ve kapsamlı postoperatif takip hasta sonuçlarını belirleyen temel faktörlerdir. Multidisipliner ekip yaklaşımı, güncel kılavuzlara uygun tedavi protokollerinin uygulanması ve deneyimli merkezlere yönlendirme bu hasta grubunda optimal sonuçların elde edilmesini sağlamaktadır. Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, üretra yaralanması dahil tüm ürolojik acil durumlarda güncel tanı ve tedavi protokollerini uygulayarak hastalarımıza en yüksek kalitede sağlık hizmeti sunmaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu