Ağız ve Diş Sağlığı

Tonsil Kanseri Kılavuzu

Tonsil kanseri, bademcik dokusunda genellikle HPV ile ilişkili gelişen bir orofarenks kanseridir. Koru Hastanesi olarak erken tanı ve multidisipliner onkolojik tedavi yaklaşımı sağlıyoruz.

Tonsil kanseri, orofarenks kanserlerinin en sık görülen alt tipi olup palatin tonsillerin (bademciklerin) malign tümörlerini kapsamaktadır. Orofarenks kanserleri baş-boyun kanserlerinin yaklaşık %15-20'sini oluşturmakta olup tonsil kanseri bu grubun %40-50'sinden sorumludur. Histopatolojik olarak vakaların %85-90'ı skuamöz hücreli karsinom tipindedir; geri kalan vakalarda lenfoma (%10-15), minör tükürük bezi tümörleri ve diğer nadir tümörler görülmektedir.

Dünya genelinde tonsil kanseri insidansı son iki dekadda belirgin bir artış eğilimi göstermektedir. Bu artışın temel nedeni HPV (Human Papilloma Virüs) ilişkili vakalardaki dramatik yükseliştir. ABD'de HPV pozitif orofarenks kanseri insidansı 2000'li yılların başından bu yana %225 artış göstermiştir. Türkiye'de tonsil kanseri insidansı 100.000 kişide yaklaşık 1-2 düzeyinde olup erkeklerde kadınlara oranla 3-5 kat daha sık görülmektedir. HPV ilişkili vakalar tipik olarak 40-60 yaş arası, yüksek sosyoekonomik düzeydeki bireylerde görülürken, HPV negatif vakalar 60 yaş üzeri, tütün ve alkol kullanan popülasyonda daha sıktır.

Patofizyolojik olarak tonsil kanseri iki farklı karsinogenez yolu izler. HPV pozitif tümörlerde viral E6 ve E7 onkoproteinleri p53 ve pRb tümör baskılayıcı proteinlerinin degradasyonuna yol açarak hücre döngüsü kontrolünü bozar. Bu tümörlerde p16 overekspresyonu karakteristiktir ve daha iyi prognozla ilişkilidir. HPV negatif tümörlerde ise tütün ve alkole bağlı kümülatif genetik hasar (TP53 mutasyonu, CDKN2A delesyonu, siklin D1 amplifikasyonu, EGFR aşırı ekspresyonu) karsinogenezin temelini oluşturur. Palatin tonsiller, lenfoid dokuya gömülü kript epiteli içermesi nedeniyle HPV enfeksiyonuna özellikle duyarlıdır; kript epiteli bazal hücreleri HPV'nin hücreye girişini kolaylaştıran alfa-6 integrin reseptörlerini yüksek düzeyde eksprese eder.

Tonsil kanserinde prognoz HPV durumuna göre önemli farklılıklar gösterir. HPV pozitif tümörlerde 5 yıllık genel sağkalım %75-85 iken, HPV negatif tümörlerde bu oran %40-55 düzeyindedir. Genel olarak evre I-II hastalıkta 5 yıllık sağkalım %70-90, evre III-IV hastalıkta %45-70 arasında değişmektedir.

Tonsil Kanserinin Nedenleri ve Risk Faktörleri

Tonsil kanseri etyolojisi iki temel kategori altında incelenmektedir: HPV ilişkili ve HPV ilişkisiz karsinogenez. Her iki yolda da farklı risk faktörleri ön plana çıkmaktadır.

Human Papilloma Virüs (HPV) Enfeksiyonu

HPV tip 16, tonsil kanserlerinin %60-80'inde tespit edilmektedir ve en güçlü etyolojik faktördür. Oral HPV enfeksiyonu prevalansı genel popülasyonda %5-10 arasında olup bunun küçük bir kısmı persistan enfeksiyona ve karsinogeneze ilerler. Oral seks pratiği, çoklu cinsel partner sayısı (>6 yaşam boyu oral seks partneri riski 8-9 kat artırır) ve erken yaşta cinsel aktivite başlangıcı oral HPV enfeksiyonu riskini artıran başlıca faktörlerdir. HPV enfeksiyonundan tonsil kanseri gelişimine kadar geçen süre (latent period) genellikle 10-30 yıl arasındadır.

Tütün Kullanımı

Sigara içimi, özellikle HPV negatif tonsil kanseri için güçlü bir risk faktörüdür. Günde 20 adetten fazla sigara tüketenlerde risk 5-8 kat artmaktadır. 20 paket-yılın üzerinde sigara öyküsü olan bireylerde tonsil kanseri riski belirgin şekilde yükselir. Tütün karsinojenleri (nitrozaminler, polisiklik aromatik hidrokarbonlar, aromatik aminler) tonsil kript epitelinde doğrudan DNA hasarı oluşturur.

Alkol Tüketimi

Kronik ve aşırı alkol tüketimi tonsil kanseri riskini 2-4 kat artırır. Alkol-tütün kombinasyonu sinerjistik etki göstererek riski 15-20 kata kadar yükseltir. Alkol, asetaldehit üretimi yoluyla genotoksisite oluşturur ve mukozal geçirgenliği artırarak karsinojenlerin penetrasyonunu kolaylaştırır.

Diğer Risk Faktörleri

  • İmmünosüpresyon: Organ nakli alıcıları, HIV/AIDS hastaları ve kronik immünosüpresif tedavi alan bireylerde HPV ilişkili tonsil kanseri riski anlamlı ölçüde artmıştır. HIV pozitif bireylerde orofarenks kanseri riski 2-6 kat fazladır.
  • Genetik yatkınlık: Birinci derece akrabalarda baş-boyun kanseri öyküsü riski 2-3 kat artırır. HLA genotipleri ve immün yanıt genleri HPV kleransı ve persistansını etkileyerek kanser duyarlılığını belirler.
  • Kötü ağız hijyeni: Kronik periodontal hastalık ve kötü oral hijyen tonsil kanseri riskiyle ilişkili bulunmuştur. Oral mikrobiyom değişiklikleri lokal immün yanıtı etkileyerek karsinogeneze katkıda bulunabilir.
  • Beslenme faktörleri: Sebze ve meyve tüketiminin düşük olması, A, C, E vitaminleri ve folat yetersizliği risk artışıyla ilişkilendirilmiştir.
  • Epstein-Barr Virüs (EBV): Tonsil lenfomalarının etyolojisinde önemli rol oynar. Nazofarenks karsinomu ile güçlü ilişkisi bilinmekle birlikte tonsil skuamöz hücreli karsinomundaki rolü tartışmalıdır.
  • Yaş ve cinsiyet: 50-70 yaş arası erkeklerde en yüksek insidans gözlenmektedir. HPV pozitif vakalar daha genç yaşta (40-55 yaş) görülme eğilimindedir.

Tonsil Kanserinin Belirtileri

Tonsil kanseri sinsi bir başlangıç gösterebilir ve ilk belirtiler sıklıkla kronik tonsillit veya farenjit ile karıştırılabilir. Belirtilerin bilinmesi ve persistan semptomların ciddiye alınması erken tanı açısından hayati önem taşır.

Erken Dönem Belirtileri

  • Tek taraflı boğaz ağrısı: En sık başvuru nedenidir. Bir tarafta lokalize, persistan, antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen boğaz ağrısı malignite açısından uyarıcıdır. 3 haftayı aşan tek taraflı boğaz ağrısı mutlaka değerlendirilmelidir.
  • Tonsilde asimetrik büyüme: Tek taraflı tonsil hipertrofisi en önemli klinik bulgulardan biridir. Erişkinde tek taraflı tonsil büyümesi malignitenin dışlanmasını gerektirir.
  • Yutma sırasında takılma hissi: Odinofaji (ağrılı yutma) veya orofarenkste yabancı cisim hissi erken dönem semptomları olabilir.
  • Tonsil yüzeyinde ülserasyon veya renk değişikliği: Tonsilin yüzeyinde iyileşmeyen ülser, eritematöz veya lökoplaik değişiklikler dikkatle değerlendirilmelidir.
  • Kulak ağrısı (referred otalji): Tonsil bölgesinin glossofarengeal sinir (IX. kranial sinir) tarafından innerve edilmesi nedeniyle ağrı ipsilateral kulağa yansıyabilir. Normal otoskopik muayene ile birlikte persistan kulak ağrısı orofarenks patolojisini düşündürmelidir.

İleri Dönem Belirtileri

  • Belirgin yutma güçlüğü (disfaji): Tümörün büyümesiyle yutma fonksiyonu giderek bozulur. Önce katı gıdalarda, ardından sıvılarda da yutma güçlüğü gelişir.
  • Ses değişikliği: Tümörün yumuşak damak, dil kökü veya pafarengeal alana yayılmasıyla boğuk, tıkalı (hot potato voice) ses değişikliği ortaya çıkar.
  • Trismus: Pterigoid kaslara veya mandibula ramusuna invazyon ağız açmada kısıtlılığa neden olur. Tonsil kanserinde trismus ileri evre hastalığın ve kötü prognozun göstergesidir.
  • Boyunda kitle: Tonsil kanserinde boyun lenf nodu metastazı çok sık olup hastaların %60-80'inde ilk tanıda boyunda kitle mevcuttur. Level II (üst jugüler) lenf nodu en sık tutulan istasyondur. HPV pozitif vakalarda kistik lenf nodu metastazı karakteristiktir.
  • Kanama: Tümör nekrozu veya damar erozyonuna bağlı boğazdan kanama (hemoptizi veya hematemez) görülebilir.
  • Kilo kaybı: Beslenme güçlüğü ve tümörün katabolik etkisine bağlı istemsiz kilo kaybı ileri evrede sık görülür.
  • Ağız kokusu (foetor oris): Nekrotik tümör dokusuna bağlı belirgin kötü ağız kokusu eşlik edebilir.

Tonsil Kanserinde Tanı Yöntemleri

Klinik Muayene

Detaylı anamnez (tütün, alkol kullanım öyküsü, cinsel davranış özellikleri, lezyon süresi) ve kapsamlı baş-boyun muayenesi tanının temelini oluşturur. Orofarenks inspeksiyonu ile tonsilin boyutu, yüzey özellikleri, asimetri varlığı ve yumuşak damak yayılımı değerlendirilir. Palpasyon ile lezyonun kıvamı ve genişliği belirlenir. Boyun muayenesinde tüm lenf nodu istasyonları (Level I-V ve retrofarengeal) sistematik olarak palpe edilir. Fleksible nazofarengolaringoskopi ile orofarenks, hipofarenks ve larenksin tam değerlendirilmesi esastır.

Biyopsi ve Histopatolojik İnceleme

Kesin tanı için biyopsi zorunludur. Tonsil lezyonlarında punch biyopsi veya insiziyonel biyopsi ofis ortamında lokal anestezi altında uygulanabilir. Küçük, erken evre lezyonlarda genel anestezi altında muayene (EUA) ile tonsillektomi hem tanısal hem terapötik amaçlıdır. Histopatolojik raporda şu parametreler değerlendirilir: tümör tipi (skuamöz hücreli karsinom vs. lenfoma vs. diğer), diferansiasyon derecesi, perinöral invazyon (PNI), lenfovasküler invazyon (LVI), p16 immünohistokimya (HPV surrogat belirteci, nükleer ve sitoplazmik pozitiflik >%70 olmalı) ve HPV DNA in situ hibridizasyon veya PCR.

Görüntüleme Yöntemleri

  • Kontrastlı BT (boyun ve toraks): Primer tümörün boyutlandırılması, kemik invazyonunun değerlendirilmesi, servikal lenf nodu metastazlarının tespiti ve akciğer metastazı taramasında ilk tercih görüntüleme yöntemidir.
  • MRG: Yumuşak doku invazyonunun detaylı değerlendirilmesinde BT'ye üstündür. Dil kökü yayılımı, prevertebral fasya tutulumu, karotid arter invazyonu ve parafarengeal alan yayılımı MRG ile daha iyi görüntülenir.
  • PET-BT: Tonsil kanserinde evreleme, okkült primer tümör araştırması (boyun metastazıyla prezente olan bilinmeyen primer), tedavi yanıtı değerlendirmesi ve nüks tespitinde standart görüntüleme yöntemidir. Tedavi sonrası 12. haftada yapılan PET-BT ile tam metabolik yanıt değerlendirilir.
  • Ultrasonografi: Servikal lenf nodlarının değerlendirilmesinde ve USG eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisinde (İİAB) kullanılır. Kistik lenf nodu metastazlarında İİAB'de skuamöz hücreler ve p16 pozitifliği tanısaldır.

Laboratuvar Tetkikleri

  • Tam kan sayımı: Hemoglobin, lökosit ve trombosit düzeyleri genel durum ve tedavi planlaması için değerlendirilir.
  • Kapsamlı metabolik panel: Karaciğer fonksiyon testleri (ALT, AST, ALP, GGT, bilirubin), böbrek fonksiyonları (BUN, kreatinin, GFR), elektrolit ve albumin düzeyleri tedavi planlamasında temel tetkiklerdir.
  • Tiroid fonksiyon testleri: TSH, sT3, sT4 başlangıç değerleri radyoterapi sonrası gelişebilecek hipotiroidi takibi için kayıt altına alınır.
  • EBV serolojisi: Lenfoma şüphesinde veya nazofarenks kanseri ayırıcı tanısında EBV VCA IgA ve EBNA testleri istenir.
  • HPV testleri: p16 immünohistokimya (pozitiflik kriteri: diffüz nükleer ve sitoplazmik boyama >%70), HPV DNA PCR veya in situ hibridizasyon. p16 pozitifliği AJCC 8. edisyonda ayrı bir evreleme sistemini gerektirir.

Ayırıcı Tanı

Tonsil kanseri, orofarenkste görülebilen birçok benign ve malign patoloji ile ayırt edilmelidir:

  • Kronik tonsillit: Tekrarlayan boğaz ağrısı, tonsil hipertrofisi ve kript taşları (tonsillolit) ile karakterizedir. Bilateral tutulum, ateş öyküsü ve antibiyotik yanıtı kanserden ayırt ettirici özelliklerdir.
  • Tonsil lenfoma: Non-Hodgkin lenfoma (özellikle diffüz büyük B hücreli lenfoma ve mantle hücreli lenfoma) tonsilde kitle oluşturabilir. Skuamöz hücreli karsinomdan farklı olarak yüzey ülserasyonu genellikle yoktur, kitle düzgün yüzeyli ve submukozaldir. Flow sitometri ve immünohistokimya ile ayırıcı tanı yapılır.
  • Peritonsiller apse: Akut başlangıçlı, şiddetli tek taraflı boğaz ağrısı, ateş, trismus ve "sıcak patates sesi" ile karakterizedir. Aspirasyonda pürülan materyal elde edilir. Antibiyotik ve drenaja hızlı yanıt verir.
  • Tonsil papillomu: HPV ilişkili benign tümör olup tonsilin yüzeyinde papillomatöz, pediküllü kitle şeklinde görülür. Genellikle asemptomatiktir ve malign transformasyon riski düşüktür.
  • İntraoral minör tükürük bezi tümörleri: Pleomorfik adenom, mukoepidermoid karsinom ve adenoid kistik karsinom yumuşak damak ve tonsil bölgesinde submukozal kitle oluşturabilir. Biyopsi ile kesin tanı konur.
  • Tonsillerin lenfoid hiperplazisi: Çocuk ve genç erişkinlerde bilateral tonsil hipertrofisi sıktır ve genellikle fizyolojiktir. Erişkinde tek taraflı belirgin tonsil büyümesi ise malignite açısından değerlendirilmelidir.
  • Orofarengeal tüberküloz: Nadir görülmekle birlikte tonsilde kronik ülserasyon veya granülomatöz kitle oluşturabilir. ARB boyama, kültür ve PCR ile tanı konur.

Tonsil Kanserinde Tedavi

Tonsil kanserinin tedavisi HPV durumu, tümör evresi, yerleşimi ve hastanın genel durumuna göre multidisipliner ekip tarafından planlanır. AJCC 8. edisyon evreleme sisteminde HPV pozitif (p16+) ve HPV negatif (p16-) tonsil kanserleri ayrı evreleme sistemleriyle değerlendirilir.

Erken Evre (Evre I-II) Tedavisi

Erken evre tonsil kanserinde cerrahi veya radyoterapi tek modalite olarak yüksek lokal kontrol oranları sağlar:

  • Transoral robotik cerrahi (TORS): T1-T2 tonsil tümörlerinde minimal invaziv cerrahi yaklaşım olarak giderek artan sıklıkta tercih edilmektedir. Da Vinci robotik sistem ile transoal yoldan geniş eksizyon yapılır. Fonksiyonel sonuçları açık cerrahiye göre üstündür (daha az disfaji, daha iyi ses kalitesi). İpsilateral veya bilateral boyun diseksiyonu (Level II-IV) eş zamanlı uygulanır.
  • Transoral lazer mikrocerrahi (TLM): CO2 lazer ile transoral eksizyon T1-T2 lezyonlarda etkili bir alternatiftir.
  • Definitif radyoterapi: IMRT ile 66-70 Gy, konvansiyonel fraksiyonlama. Cerrahi kadar etkili olup fonksiyonel sonuçları genellikle iyidir. Ipsilateral veya bilateral boyun alanları tedavi planına dahil edilir.

İleri Evre (Evre III-IV) Tedavisi

İleri evre tonsil kanserinde multimodalite tedavi gereklidir:

  • Eş zamanlı kemoradyoterapi: İleri evre tonsil kanserinde standart tedavi yaklaşımıdır. IMRT ile 70 Gy (primer tümör ve pozitif lenf nodları), 56-63 Gy (elektif boyun alanları), sisplatin 100 mg/m² IV 3 haftada bir (1., 22., 43. günlerde) eş zamanlı uygulanır. Kümülatif sisplatin dozu >200 mg/m² hedeflenir.
  • Cerrahi + adjuvan tedavi: TORS ile primer tümör rezeksiyonu ve boyun diseksiyonu ardından patolojik risk faktörlerine göre adjuvan radyoterapi (60-66 Gy) veya kemoradyoterapi (pozitif sınır, ekstranodal yayılımda sisplatin eklenir) planlanır.
  • İndüksiyon kemoterapisi: TPF rejimi (dosetaksel 75 mg/m² + sisplatin 75 mg/m² + 5-FU 750 mg/m²/gün x4 gün, 3 haftada bir, 3 kür) organ koruma stratejisi olarak seçilmiş vakalarda uygulanabilir.

HPV Pozitif Tonsil Kanserinde Tedavi De-eskalasyonu

HPV pozitif tonsil kanserinin daha iyi prognozu nedeniyle tedavi yoğunluğunun azaltılması (de-eskalasyon) aktif araştırma konusudur. ECOG 3311 çalışmasında TORS sonrası düşük riskli hastalarda (negatif cerrahi sınır, <1 mm ENE, <5 pozitif lenf nodu) adjuvan tedavinin atlanabileceği veya radyoterapi dozunun azaltılabileceği (50 Gy) gösterilmiştir. Ancak de-eskalasyon stratejileri henüz standart tedavi olarak kabul edilmemiş olup klinik çalışmalar kapsamında değerlendirilmelidir.

İmmünoterapi

Metastatik veya nüks tonsil kanserinde immünoterapi standart tedaviye eklenmiştir:

  • Pembrolizumab: PD-L1 CPS ≥1 olan hastalarda birinci basamakta kemoterapi ile kombinasyon (pembrolizumab 200 mg IV 3 haftada bir + sisplatin/karboplatin + 5-FU) veya CPS ≥20 olanlarda monoterapi KEYNOTE-048 çalışmasına göre standart yaklaşımdır.
  • Nivolumab: 240 mg IV 2 haftada bir veya 480 mg IV 4 haftada bir, platine dirençli hastalıkta ikinci basamak seçenektir (CheckMate 141).

Tonsil Kanserinin Komplikasyonları

Hastalığa Bağlı Komplikasyonlar

  • Lokal ilerleme: Tümörün yumuşak damak, dil kökü, lateral farenks duvarı, mandibula ve parafarengeal alana yayılımı konuşma, yutma ve solunum fonksiyonlarını ciddi şekilde bozar.
  • Bölgesel metastaz: Tonsil kanserinde ilk tanıda boyun lenf nodu metastazı %60-80 oranında görülür. Bilateral veya kontralateral metastaz riski özellikle orta hattı geçen veya dil kökünü tutan tümörlerde yüksektir.
  • Uzak metastaz: En sık akciğer (%50-60), kemik (%15-25) ve karaciğer (%10-15) metastazı görülür. HPV pozitif tümörlerde atipik metastaz lokalizasyonları (beyin, cilt altı) bildirilmiştir.
  • Havayolu obstrüksiyonu: Büyük tonsil tümörlerinde orofarengeal hava yolunun daralması stridor ve dispneye neden olabilir, acil trakeostomi gerektirebilir.
  • Ciddi kanama: Tümörün karotid arter veya dallarına invazyonu hayatı tehdit eden masif kanama riski oluşturur (karotid blowout sendromu).

Tedaviye Bağlı Komplikasyonlar

  • Cerrahi komplikasyonlar: TORS sonrası kanama (%3-5, postoperatif 7-14. günlerde en sık), orofarengeal stenoz, velofarengeal yetmezlik (nasal regürjitasyon), disfaji ve dizartri görülebilir. Boyun diseksiyonunda aksesuar sinir hasarı omuz disfonksiyonuna yol açabilir.
  • Radyoterapi komplikasyonları: Akut mukozit (Grade 3-4 oranı %50-70), kserostomi (%60-80 hastada kronik), tat kaybı (genellikle geçici, 6-12 ayda iyileşir), disfaji, dental problemler (radyasyon kariesi), osteoradyonekroz (mandibulada %3-8), hipotiroidi (%20-30, TSH takibi gerekir), karotid arter stenozu (uzun dönemde inme riski artışı) başlıca komplikasyonlardır.
  • Kemoterapi toksisitesi: Sisplatin nefrotoksisitesi (her kür öncesi GFR kontrolü, agresif hidrasyon), ototoksisite (kalıcı yüksek frekans işitme kaybı %30-50), periferik nöropati, ciddi bulantı-kusma (5-HT3 antagonisti + deksametazon + aprepitant antiemetik profilaksisi) ve miyelosüpresyon başlıca toksisitelerdir.
  • Geç komplikasyonlar: Faringeal stenoz, kronik disfaji (uzun süreli PEG bağımlılığı %5-10), aspirasyon pnömonisi, lenfödeme bağlı boyun şişliği, depresyon ve anksiyete sık görülen geç dönem sorunlardır.

Tonsil Kanserinden Korunma

Primer Korunma

  • HPV aşılaması: Tonsil kanserinden korunmada en umut verici stratejidir. Nonavalan HPV aşısı (Gardasil 9) 9-26 yaş arasında üç doz halinde (0, 2, 6 ay) önerilmektedir. 15 yaşından önce başlanırsa iki doz yeterlidir. Aşının oral HPV enfeksiyonunu %88 oranında azalttığı gösterilmiştir. Aşılama programlarının yaygınlaştırılması gelecekte HPV ilişkili tonsil kanseri insidansında belirgin düşüş sağlayacaktır.
  • Tütünden kaçınma: Sigara ve tüm tütün ürünlerinin bırakılması HPV negatif tonsil kanseri riskini önemli ölçüde azaltır. Farmakolojik destek: vareniklin 1 mg 2x1 (12 hafta), bupropion 150 mg 2x1 (7-12 hafta), nikotin replasman tedavisi.
  • Alkol kısıtlaması: Aşırı alkol tüketiminden kaçınılması, özellikle tütünle birlikte kullanılmaması önerilir.
  • Sağlıklı beslenme: Antioksidan açısından zengin beslenme (taze sebze, meyve, tam tahıllar) koruyucu etki gösterir.
  • Güvenli cinsel davranış: Oral HPV bulaşının azaltılmasında bariyer yöntemleri ve cinsel partner sayısının sınırlandırılması önerilmektedir.

Sekonder Korunma

  • Düzenli muayene: 40 yaş üzeri, tütün ve alkol kullanan bireylerde yıllık orofarenks muayenesi önerilir. Diş hekimi kontrollerinde tonsil bölgesi dahil orofarenksin sistematik değerlendirilmesi erken tanı şansını artırır.
  • Boyun kitlesi değerlendirmesi: Erişkinlerde yeni gelişen, persistan, açıklanamayan boyun kitlesi mutlaka baş-boyun kanseri açısından araştırılmalıdır. "2 hafta kuralı" uygulanmalıdır: 2 haftadan uzun süren boyun kitlesi ileri tetkik gerektirir.
  • HPV tarama: Oral HPV tarama testi henüz rutin klinik uygulamada standart olarak önerilmemektedir ancak yüksek riskli bireylerde araştırma amaçlı kullanılabilir.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?

Aşağıdaki belirtilerden herhangi biri varlığında vakit kaybetmeden bir kulak burun boğaz uzmanına başvurulması önerilir:

  • 3 haftayı aşan tek taraflı boğaz ağrısı, özellikle antibiyotik tedavisine yanıt vermiyorsa
  • Bademciklerde belirgin asimetri (bir tarafın diğerinden belirgin büyük olması)
  • Yutarken artan, kulağa yayılan ağrı
  • Boyunda yeni fark edilen, büyüyen, ağrısız kitle
  • Giderek artan yutma güçlüğü
  • Ses değişikliği (boğukluk, tıkalı ses)
  • Ağızdan veya boğazdan açıklanamayan kanama
  • Ağız açmada giderek artan kısıtlanma
  • İstemsiz kilo kaybı eşliğinde boğaz semptomları
  • Sürekli kötü ağız kokusu, altta yatan neden bulunamıyorsa

Tonsil kanserinde erken tanı tedavi başarısını doğrudan belirler. HPV pozitif erken evre tonsil kanserinde 5 yıllık sağkalım %90'ın üzerine çıkabilmektedir. Ancak tanı geciktikçe tedavi yoğunluğu artar ve komplikasyon riski yükselir. Bu nedenle yukarıdaki belirtilerden herhangi biri fark edildiğinde profesyonel değerlendirme mutlaka yaptırılmalıdır.

Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri

Tonsil kanseri, özellikle HPV ilişkili vakalardaki artışla birlikte günümüzde giderek önem kazanan bir sağlık sorunudur. HPV aşılaması, tütün ve alkolden kaçınma gibi primer korunma stratejileri ile düzenli muayene ve erken tanı bu hastalığın yönetiminde kilit rol oynamaktadır. Multidisipliner yaklaşımla cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve immünoterapi seçenekleri hastanın bireysel durumuna göre en uygun şekilde planlanmalıdır.

Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, tonsil kanserinin erken tanısından tedavi planlamasına, cerrahi müdahaleden rehabilitasyon sürecine kadar her aşamada hastalarımıza kapsamlı, güncel ve kanıta dayalı bir yaklaşım sunmaktadır. Boğaz veya ağız sağlığınız konusunda herhangi bir endişeniz olduğunda vakit kaybetmeden kliniğimize başvurabilirsiniz.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu