Selülit, derinin derin tabakalarını ve subkutan dokuyu etkileyen akut, diffüz, non-süpüratif bir bakteriyel enfeksiyondur. Yüz bölgesinde gelişen selülit, hem kozmetik kaygılar hem de anatomik komşuluk nedeniyle hayati yapıların tehdit altına girmesi bakımından özel bir klinik öneme sahiptir. Epidemiyolojik veriler, yüz bölgesi selülitinin tüm selülit vakalarının yaklaşık %5-10'unu oluşturduğunu göstermektedir. Yıllık genel selülit insidansı her 100.000 kişide 200 civarında olmakla birlikte, yüz tutulumu daha nadir görülür. Odontojenik kaynaklı yüz selüliti en sık 20-50 yaş grubunda izlenirken, orbital ve periorbital selülit çocukluk çağında daha yaygındır. Diabetes mellitus, immünosüpresyon ve kronik alkol kullanımı gibi predispozan faktörlere sahip bireylerde insidans belirgin şekilde artmaktadır. Erkeklerde kadınlara oranla 1,3-1,8 kat daha sık görüldüğü bildirilmektedir. Uygun antibiyotik tedavisi ile mortalite düşük olmasına rağmen, orbital ve intrakraniyal komplikasyonlar geliştiğinde mortalite %5-10'a yükselebilir.
Yüz Selüliti Nedir ve Nasıl Gelişir?
Yüz selüliti, yüz bölgesindeki cilt ve cilt altı dokularda gelişen yaygın bakteriyel enfeksiyondur. Apse formasyonundan farklı olarak selülitte belirgin bir pü kolleksiyonu bulunmaz; enfeksiyon doku planları boyunca diffüz olarak yayılır. Bu yayılımın temelinde, bakterilerin ürettiği hyaluronidaz, kollajenaz ve streptokinaz gibi enzimler ile doku bariyerlerinin parçalanması yatar.
Patofizyolojik süreç şu aşamalardan oluşur: İlk olarak bakteriler bir giriş kapısından (dental enfeksiyon, cilt bütünlüğünün bozulması, sinüs enfeksiyonu vb.) dokuya penetre olur. Bakteriyel virülans faktörleri aracılığıyla doku bariyerleri parçalanır ve enfeksiyon subkutan yağ dokusu boyunca hızla yayılır. İnflamatuar kaskadın aktivasyonu ile vazodilatation, vasküler permeabilite artışı, nötrofil infiltrasyonu ve ödem gelişir. Bu süreç klinik olarak eritem, ödem, ısı artışı ve ağrı ile kendini gösterir. Yüz bölgesinin zengin vasküler ağı enfeksiyonun hızla yayılmasını kolaylaştırırken, valvsiz venöz yapılar (özellikle angular ven ve oftalmik venler) enfeksiyonun kavernöz sinüse intrakraniyal yayılımına zemin hazırlar.
Yüz selülitinin en sık karşılaşılan etkenleri beta-hemolitik streptokoklar (özellikle Streptococcus pyogenes) ve Staphylococcus aureus'tur. Odontojenik kaynaklı vakalarda anaerobik bakteriler (Prevotella, Fusobacterium, Peptostreptococcus türleri) de etiyolojide rol oynar. Son yıllarda metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) kaynaklı yüz selüliti vakalarında artış dikkat çekmektedir. Çocuklarda Haemophilus influenzae tip b aşılaması öncesi dönemde bu patojen yüz selülitinin önemli bir etkeni iken, aşılama sonrası insidans belirgin olarak azalmıştır.
Yüz Selülitinin Nedenleri
Yüz bölgesinde selülit gelişiminin arkasında çok çeşitli etiyolojik faktörler bulunmaktadır. Bu nedenlerin bilinmesi hem koruyucu hem de tedavi edici yaklaşımlar açısından önem taşır.
Odontojenik Nedenler
Yüz selülitinin en sık nedeni dental enfeksiyonlardır ve tüm vakaların yaklaşık %40-60'ını oluşturur:
- Periapical apseler: Tedavi edilmemiş derin çürükler sonucu pulpa nekrozu gelişir, periapical bölgede biriken enfeksiyon kemik korteksini aşarak yumuşak dokulara yayılır ve selülit tablosu oluşturur.
- Periodontal apseler: İleri periodontal hastalıkta derin ceplerde gelişen akut apseler, vestibüler veya palatal mukozadan cilt altı dokulara yayılabilir.
- Perikoronit: Yarı gömülü üçüncü molar dişler çevresindeki operkulum altında gelişen enfeksiyon, hızla yanak ve submandibuler bölgeye yayılarak selülit oluşturabilir.
- Post-ekstraksiyon enfeksiyonlar: Diş çekimi sonrası soket enfeksiyonu, özellikle bağışıklığı baskılanmış hastalarda selülite ilerleyebilir.
- Enfekte kist ve granülomlar: Odontojenik kistlerin veya periapical granülomların akut alevlenmeleri selülit kaynağı olabilir.
Dermatolojik ve Travmatik Nedenler
- Cilt yaralanmaları: Yüz bölgesindeki kesiler, sıyrıklar, hayvan ısırıkları veya yanıklar bakterilerin giriş kapısı oluşturur.
- İmpetigo ve follikülit: Yüzeyel cilt enfeksiyonlarının derine yayılması ile selülit gelişebilir.
- Akne ve kıl folikülü enfeksiyonları: Özellikle nazolabial bölgedeki enfekte akne lezyonları, kavernöz sinüs trombozu riski nedeniyle özel önem taşır.
- Herpes zoster: Trigeminal sinirin tutulan dalına bağlı vezikül alanlarında sekonder bakteriyel enfeksiyon gelişebilir.
- Böcek sokmaları: Yüz bölgesindeki böcek sokmalarının kaşınma ile enfekte olması selülit tetikleyebilir.
Sinonazal ve Orbital Nedenler
- Akut sinüzit: Maksiller veya etmoid sinüzit, orbital ve periorbital selülitin en sık nedenidir. Özellikle çocuklarda etmoid sinüzitin orbital komplikasyonları sık görülür.
- Dakriyosistit: Gözyaşı kesesi enfeksiyonu, medial kantal bölgede preseptal selülite neden olabilir.
- Frontal sinüzit: Pott's puffy tümör olarak bilinen frontal kemiğin subperiostal apsesi, alın bölgesinde selülit ile prezente olabilir.
Predispozan Sistemik Faktörler
- Diabetes mellitus: Kontrolsüz diyabet, nötrofil kemotaksisi ve fagositoz kapasitesini azaltarak enfeksiyona yatkınlığı belirgin artırır. HbA1c düzeyi %7'nin üzerindeki hastalarda selülit riski 2-3 kat fazladır.
- İmmünosüpresyon: HIV enfeksiyonu, organ nakli sonrası immünosüpresif tedavi, kemoterapi veya uzun süreli kortikosteroid kullanımı enfeksiyon riskini artırır.
- Kronik karaciğer hastalığı: Hepatik disfonksiyon, kompleman ve opsonizasyon defektlerine yol açarak bakteriyel enfeksiyonlara yatkınlık oluşturur.
- Malnutrisyon ve obezite: Her iki durum da immün yanıtı olumsuz etkileyerek enfeksiyon riskini artırır.
- Lenfatik obstrüksiyon: Önceki cerrahi veya radyoterapi sonucu lenfatik drenajın bozulması, tekrarlayan selülit ataklarına predispozisyon oluşturur.
Yüz Selülitinin Belirtileri
Yüz selülitinin klinik bulguları, enfeksiyonun lokalizasyonuna, şiddetine ve etkene bağlı olarak farklılık gösterir. Belirtiler lokal ve sistemik bulgular olarak iki ana grupta değerlendirilir.
Lokal Bulgular
- Eritem: Enfekte bölgede sınırları belirsiz, yaygın kızarıklık en belirgin bulgudur. Streptokokal selülitte eritem daha parlak kırmızı ve hızla yayılan karakterdedir. Kızarıklık giderek genişleyen düzensiz sınırlarla ilerler.
- Ödem: Yüz bölgesinin gevşek subkutan dokusu nedeniyle ödem oldukça belirgin olabilir. Özellikle göz çevresi, dudaklar ve yanaklarda dramatik şişlik görülebilir. Periorbital ödem, gözün açılmasını engelleyecek düzeyde olabilir.
- Isı artışı: Enfekte bölge çevre dokuya göre belirgin sıcaklık farkı gösterir. Palpasyonla kolayca tespit edilir.
- Ağrı ve hassasiyet: Tutulan bölgede spontan ağrı ve palpasyonla hassasiyet mevcuttur. Ağrı genellikle sürekli, zonklayıcı karakterdedir ve dokunmayla belirgin şekilde artar.
- Endürasyon: Cilt altı dokularda palpasyonla sertleşme hissedilir. Fluktuasyon yokluğu, apse formasyonunun henüz gelişmediğini düşündürür.
- Lenfanjit: Enfekte bölgeden bölgesel lenf nodlarına doğru uzanan kırmızı çizgiler şeklinde lenfatik kanalların tutulumu görülebilir.
- Bül formasyonu: Ağır vakalarda cilt yüzeyinde seröz veya hemorajik içerikli büller gelişebilir. Bül varlığı daha agresif bir enfeksiyonu işaret eder.
Sistemik Bulgular
- Ateş: Genellikle 38-39°C arasında seyreder. Yüksek ateş (>39,5°C) ileri enfeksiyonu veya komplikasyon gelişimini düşündürür.
- Titreme ve terleme: Bakteriyemiye eşlik eden rigoru taklit edebilir.
- Halsizlik ve kırıklık: Genel durum bozukluğu, iştahsızlık ve yorgunluk sıklıkla eşlik eder.
- Taşikardi: Ateş ve enflamatuar yanıta bağlı kalp hızı artışı görülebilir.
- Bölgesel lenfadenopati: Submandibuler, servikal veya preauriküler lenf nodlarında ağrılı büyüme sıktır.
Lokalizasyona Göre Özel Klinik Tablolar
Periorbital (preseptal) selülit: Göz kapağı ve periorbital bölgede eritem ve ödem ile karakterizedir. Göz hareketleri ve görme etkilenmez. Çocuklarda sinüzit komplikasyonu olarak sık görülür. Orbital selülite ilerleme riski nedeniyle yakın takip gerektirir.
Orbital (postseptal) selülit: Orbital septumun arkasındaki dokuların tutulumudur. Proptozis, kemozis, göz hareketlerinde kısıtlılık ve görme kaybı ayırt edici bulgulardır. Acil müdahale gerektirir; tedavisiz bırakılırsa körlük ve intrakraniyal komplikasyonlar gelişebilir.
Bukkal selülit: Yanak bölgesinde enfeksiyon, genellikle odontojenik kaynaklıdır. Yanak şişliği, trismus ve ağız açmada kısıtlanma eşlik edebilir.
Perimandibuler selülit: Alt çene çevresinde yaygın şişlik, trismus ve yutma güçlüğü ile karakterizedir. Ludwig anjinine ilerleme riski taşır.
Tanı Yöntemleri
Yüz selülitinin tanısı öncelikle klinik değerlendirmeye dayanır; ancak enfeksiyonun kaynağının belirlenmesi, derinliğinin tespiti ve komplikasyonların dışlanması için ek tanısal yöntemler gerekebilir.
Klinik Muayene
Detaylı anamnez ile enfeksiyonun olası kaynağı (dental, sinüzal, travmatik vb.), başlangıç zamanı, yayılım hızı ve eşlik eden sistemik hastalıklar sorgulanır. Fizik muayenede eritem sınırları kalemle işaretlenerek yayılım hızı takip edilir. Fluktuasyon değerlendirmesi apse varlığını, trismus değerlendirmesi derin boşluk tutulumunu işaret edebilir. Orbita muayenesinde göz hareketleri, pupil reaktivitesi ve görme keskinliği mutlaka değerlendirilmelidir.
Laboratuvar Testleri
- Tam kan sayımı: Lökositoz (>12.000/mm³) ve nötrofili beklenir. Lökosit sayısı 15.000-25.000/mm³ arasında seyreder. Sola kayma (bant nötrofil >%10) aktif bakteriyel enfeksiyonu destekler.
- CRP (C-reaktif protein): Akut faz reaktanı olarak belirgin yükselir. Normal değeri <5 mg/L olup, selülitte genellikle 50-150 mg/L arasında saptanır. Tedavi yanıtının izlenmesinde kullanılır.
- Eritrosit sedimantasyon hızı (ESH): Nonspesifik inflamasyon belirteci olarak yükselir. Özellikle osteomyelit şüphesinde kronik enfeksiyonun takibinde faydalıdır.
- Prokalsitonin: Bakteriyemik selülit vakalarında yükselir. Normal değeri <0,05 ng/mL olup, >0,5 ng/mL düzeyleri bakteriyel enfeksiyonu kuvvetle düşündürür.
- Kan kültürü: Ateşli, sistemik bulguları olan ve immünosüpresif hastalarda endikedir. Pozitiflik oranı %2-5 civarında olup, pozitif sonuçlar tedavi yönetimini belirgin etkiler.
- Yara kültürü: Açık yara, bül aspirasyonu veya cerrahi insizyon materyalinden alınabilir. Ancak intakt ciltten alınan yüzeyel kültürler kolonizasyonu yansıtabileceğinden güvenilir değildir.
- Biyokimyasal panel: Böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, elektrolitler, açlık kan şekeri ve HbA1c değerlendirilmelidir.
Görüntüleme Yöntemleri
- Bilgisayarlı tomografi (BT): Kontrastlı BT, selülitin derinliğini değerlendirmede, apse formasyonunu tespit etmede ve orbital/intrakraniyal komplikasyonları dışlamada altın standarttır. Periorbital selülit ile orbital selülit ayırımında kritik öneme sahiptir.
- Manyetik rezonans görüntüleme (MRG): Yumuşak doku kontrastının üstün olması nedeniyle özellikle orbital ve intrakraniyal yayılım değerlendirmesinde tercih edilir. Radyasyon içermemesi çocuk hastalarda avantaj sağlar.
- Ultrasonografi: Yüzeyel koleksiyonların saptanmasında, selülit ile apse ayırımında ve tedaviye yanıt değerlendirmesinde kullanılabilir. Yatak başı uygulanabilmesi pratik avantaj sağlar.
- Panoramik radyografi: Odontojenik kaynak düşünülen vakalarda dental patolojinin değerlendirilmesinde ilk basamak görüntülemedir.
- Waters grafisi: Sinüzite bağlı orbital selülit şüphesinde sinüslerin değerlendirilmesinde kullanılabilir; ancak BT çok daha üstündür.
Ayırıcı Tanı
Yüz selülitinin ayırıcı tanısında çeşitli enfeksiyöz ve non-enfeksiyöz durumlar göz önünde bulundurulmalıdır:
- Erizipel: Selülite benzer ancak daha yüzeyel bir enfeksiyondur. Sınırları daha keskin, parlak kırmızı ve kabarık eritem alanı ile karakterizedir. Yüz tutulumu sık olup özellikle yanak ve burun köprüsünde kelebek şeklinde tutulum tipiktir. Streptococcus pyogenes en sık etkendir.
- Kontakt dermatit: Alerjik veya irritan kontakt dermatit, yüz bölgesinde eritem ve ödem oluşturarak selüliti taklit edebilir. Ateş yokluğu, kaşıntının ön planda olması ve temas öyküsü ayırıcı tanıda yardımcıdır.
- Angioödem: Alerjik reaksiyonlara veya ACE inhibitörü kullanımına bağlı gelişen angioödem, yüz ve dudaklarda belirgin şişlik oluşturabilir. Enfeksiyon bulguları yoktur, antihistaminiklere yanıt verir.
- Herpes zoster: Trigeminal sinir tutulumunda yüz bölgesinde veziküler döküntüler öncesinde veya eşliğinde eritem ve ödem görülebilir. Dermatomal dağılım ve veziküler lezyonlar tanıyı destekler.
- Derin ven trombozu (yüz venleri): Yüz venlerinde trombüs oluşumu selülit benzeri bulgulara yol açabilir. Kavernöz sinüs trombozu başlangıcında periorbital ödem selülit ile karışabilir.
- Sweet sendromu: Akut febril nötrofilik dermatoz olan Sweet sendromu, yüz bölgesinde ağrılı, eritemli plaklar ile prezente olabilir. Biyopsi ile kesin tanı konulur.
- Enflamatuar meme kanseri benzeri tablolar: Yüz bölgesinde nadir olmakla birlikte, lenfanjitik karsinomatozis selülit benzeri klinik tablo oluşturabilir.
Tedavi Yaklaşımları
Yüz selülitinin tedavisi enfeksiyonun şiddetine, lokalizasyonuna ve hastanın risk faktörlerine göre planlanır. Tedavinin temel amacı enfeksiyonun eradikasyonu, komplikasyonların önlenmesi ve enfeksiyon kaynağının ortadan kaldırılmasıdır.
Hospitalizasyon Endikasyonları
Aşağıdaki durumlarda yatarak tedavi önerilir:
- Orbital veya periorbital tutulum
- Hızla ilerleyen enfeksiyon
- Yüksek ateş (>38,5°C) ve sistemik toksisite bulguları
- Oral antibiyotik tedavisine 48 saatte yanıtsızlık
- İmmünosüpresif hastalar (diyabet, HIV, kemoterapi)
- Hava yolu obstrüksiyonu riski olan perimandibuler veya sublingual tutulum
- Oral alım güçlüğü ve dehidratasyon
Antibiyoterapi
Ampirik antibiyotik seçimi, en olası etkenlere ve enfeksiyonun kaynağına yönelik olmalıdır:
- Hafif selülit (ayaktan tedavi):
- Amoksisilin-klavulanat 875/125 mg oral, günde 2 kez, 7-10 gün (odontojenik kaynaklı vakalarda tercih edilir)
- Sefaleksin 500 mg oral, günde 4 kez, 7-10 gün (dermatolojik kaynaklı streptokokal/stafilokokal vakalarda)
- Penisilin alerjisi: Klindamisin 300-450 mg oral, günde 3-4 kez veya Trimetoprim-sülfametoksazol 160/800 mg oral, günde 2 kez (MRSA şüphesinde)
- Orta-ağır selülit (IV tedavi):
- Ampisilin-sulbaktam 1,5-3 g IV, 6 saatte bir
- Seftriakson 1-2 g IV, günde 1 kez + Metronidazol 500 mg IV, 8 saatte bir (odontojenik kaynak varsa)
- Sefazolin 1-2 g IV, 8 saatte bir (dermatolojik kaynaklı vakalarda)
- MRSA riski yüksek vakalarda:
- Vankomisin 15-20 mg/kg IV, 8-12 saatte bir (trough düzeyi 15-20 mcg/mL)
- Daptomisin 4 mg/kg IV, günde 1 kez
- Linezolid 600 mg IV/oral, 12 saatte bir
- Orbital selülit: Geniş spektrumlu IV antibiyotik mutlaka gereklidir. Seftriakson 2 g IV günde 1 kez + Metronidazol 500 mg IV 8 saatte bir + Vankomisin (MRSA şüphesinde) kombinasyonu önerilir.
Tedavi süresi klinik yanıta göre ayarlanır. IV tedaviden oral tedaviye geçiş, ateş düşmesi, lökosit normalleşmesi ve klinik iyileşme sağlandıktan sonra yapılır. Toplam tedavi süresi genellikle 7-14 gündür; ancak ağır vakalarda uzatılabilir.
Cerrahi Müdahale
- Apse formasyonu geliştiğinde cerrahi insizyon ve drenaj zorunludur.
- Orbital apse varlığında acil cerrahi drenaj endikasyonu mevcuttur.
- Nekrotizan fasiit şüphesinde agresif cerrahi debridman hayat kurtarıcıdır.
- Odontojenik kaynaklı vakalarda akut enfeksiyon kontrol altına alındıktan sonra sorumlu dişin çekimi veya endodontik tedavisi planlanmalıdır.
Destek Tedavisi
- İntravenöz sıvı replasmanı ile hidrasyonun sağlanması
- Analjezi: Parasetamol 500-1000 mg oral/IV 6 saatte bir ve/veya NSAİİ (ibuprofen 400-600 mg oral 8 saatte bir)
- Soğuk kompres uygulaması (ilk 48 saatte ödem kontrolü için)
- Baş elevasyonu (periorbital ve yüz ödemini azaltmak için)
- Diyabetik hastalarda sıkı kan şekeri regulasyonu
Komplikasyonlar
Yüz selüliti, anatomik konumu nedeniyle vücudun diğer bölgelerindeki selülitlere kıyasla daha ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bu komplikasyonların farkında olmak, erken müdahale açısından büyük önem taşır.
- Apse formasyonu: Selülitin en sık komplikasyonudur. Diffüz enfeksiyon lokalize olarak pü kolleksiyonuna dönüşür. Fluktuasyon gelişmesi veya BT'de rim-enhancing koleksiyon saptanması apse formasyonunu düşündürür. Cerrahi drenaj gerektirir.
- Orbital selülit: Periorbital selülitin orbital septumu aşarak postseptal alana yayılması ile gelişir. Proptozis, göz hareketlerinde kısıtlılık, görme kaybı ve afferent pupil defekti acil cerrahi müdahale endikasyonlarıdır. Tedavisiz bırakılırsa kalıcı körlüğe yol açabilir.
- Kavernöz sinüs trombozu: Yüz bölgesinin valvsiz venöz yapıları aracılığıyla enfeksiyonun intrakraniyal yayılımıyla gelişir. Bilateral periorbital ödem, proptozis, oftalmopleji ve kranial sinir tutulumu (III, IV, V, VI) karakteristiktir. Mortalitesi %20-30 arasındadır.
- Menenjit ve beyin apsesi: Enfeksiyonun intrakraniyal yayılımıyla gelişebilen, yüksek mortaliteli komplikasyonlardır. Şiddetli baş ağrısı, ense sertliği, bilinç değişikliği ve fokal nörolojik defisitler uyarıcı bulgulardır.
- Nekrotizan fasiit: Nadir fakat çok ciddi bir komplikasyondur. Subkutan doku ve fasyanın hızlı nekrozu ile karakterizedir. Cilt renginde mor-siyah değişim, krepitasyon, orantısız ağrı ve hemodinamik instabilite tipik bulgulardır. Mortalite %20-40'tır.
- Sepsis: Enfeksiyonun kan dolaşımına yayılması ile gelişir. Ateş, taşikardi, hipotansiyon ve bilinç değişikliği sepsis bulgularıdır. qSOFA skoru ile risk değerlendirmesi yapılır.
- Ludwig anjini: Perimandibuler ve sublingual selülitin bilateral submandibuler, sublingual ve submental boşluklara yayılmasıyla gelişen acil tablodur. Hava yolu obstrüksiyonu riski nedeniyle acil müdahale gerektirir.
- Tromboflebit: Enfekte bölgedeki venöz yapılarda trombüs ve enflamasyon gelişimi septik embolizasyona yol açabilir.
Korunma Yolları
Yüz selülitinden korunmada altta yatan risk faktörlerinin kontrolü ve enfeksiyon giriş kapılarının minimizasyonu esas alınır:
- Düzenli dental bakım: Altı ayda bir diş hekimi kontrolü, çürüklerin erken tedavisi ve profesyonel diş temizliği odontojenik selülit riskini belirgin azaltır.
- Ağız hijyeni: Günde en az iki kez diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve antiseptik gargara ile ağız florasının kontrol altında tutulması gereklidir.
- Cilt bütünlüğünün korunması: Yüz bölgesindeki yaralanmalar antiseptik ile temizlenmeli, kontamine yaralar uygun şekilde tedavi edilmelidir.
- Akne yönetimi: Yüz bölgesinde akne lezyonlarının sıkılmaması, özellikle "tehlike üçgeni" olarak adlandırılan burun ve üst dudak bölgesinde manipülasyondan kaçınılması önemlidir.
- Sinüzit tedavisi: Akut sinüzitin zamanında ve uygun tedavisi, orbital selülit komplikasyonunu önler.
- Diyabet kontrolü: HbA1c düzeyinin %7'nin altında tutulması enfeksiyon riskini belirgin azaltır.
- Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi: Dengeli beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyku ve stresin yönetimi genel immün fonksiyonu destekler.
- Aşılama: Çocuklarda Haemophilus influenzae tip b aşılamasının tam yapılması, H. influenzae kaynaklı yüz selüliti riskini ortadan kaldırır.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Yüz bölgesinde gelişen selülit belirtileri, vücudun diğer bölgelerindeki selülitlere göre çok daha acil değerlendirme gerektirir. Aşağıdaki durumlarda derhal tıbbi yardım alınmalıdır:
- Yüz bölgesinde hızla yayılan kızarıklık ve şişlik
- Göz çevresinde belirgin şişlik, gözün açılamaması
- Göz hareketlerinde kısıtlılık veya görme bulanıklığı
- 38,5°C üzerinde ateş ile birlikte yüz bölgesinde enfeksiyon bulguları
- Diş ağrısı sonrası gelişen ve yüze yayılan şişlik
- Ağız açmada kısıtlanma (trismus)
- Yutma güçlüğü veya nefes almada zorlanma
- Cilt renginde morarma veya kararma
- Oral antibiyotik tedavisine rağmen 48 saat içinde kötüleşme
- Diyabet veya bağışıklık sistemi baskılayan hastalık varlığında yüzde enfeksiyon belirtileri
Özellikle göz çevresindeki enfeksiyonlar, saatler içinde orbital komplikasyonlara ilerleyebileceğinden acil değerlendirme hayati önem taşır. Yüz bölgesinde "tehlike üçgeni" olarak bilinen burun ile iki göz arası bölgedeki enfeksiyonlar kavernöz sinüs trombozu riski nedeniyle asla hafife alınmamalıdır.
Yüz bölgesinde gelişen selülit, anatomik komşuluk nedeniyle ciddi komplikasyonlara yol açma potansiyeli taşıyan ve acil tıbbi değerlendirme gerektiren bir enfeksiyondur. Erken tanı, uygun antibiyoterapi ve gerektiğinde cerrahi müdahale ile komplikasyonlar büyük ölçüde önlenebilir. Düzenli dental bakım, ağız hijyeni ve sistemik hastalıkların kontrolü en etkili koruyucu önlemlerdir. Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, yüz bölgesi selülitinin tanı ve tedavisinde en güncel yaklaşımları uygulayarak, hastaların güvenli ve hızlı bir şekilde iyileşmelerini sağlamak için titizlikle çalışmaktadır.






