Sarkoidoz, vücudun bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesi sonucu farklı organlarda küçük iltihaplı hücre gruplarının (granülom) oluşmasıyla seyreden bir hastalıktır. En sık akciğerleri etkilese de göz, cilt, kalp ve karaciğer gibi hemen hemen her organı tutabilir. Genellikle vücudun bu hücre gruplarını kendi kendine yok etmeye çalışmasıyla ilerleyen, bazen hiçbir belirti vermeden kendiliğinden düzelebilen bazen de uzun süreli takip gerektiren bir durumdur.
Kimlerde Görülür?
Sarkoidoz her yaşta ve her ırkta ortaya çıkabilir ancak bazı gruplarda daha sık rastlanır. Hastalık genellikle 20 ile 40 yaş arasındaki yetişkinlerde görülmektedir. Kadınlarda erkeklere oranla biraz daha sık izlenir. Ailesinde sarkoidoz öyküsü olan kişilerde genetik yatkınlık nedeniyle görülme olasılığı bir miktar daha yüksektir. Ayrıca bazı meslek gruplarında, özellikle tozlu ortamlarda çalışanlarda veya kimyasal maddelere maruz kalan kişilerde tetikleyici faktörler nedeniyle daha sık karşılaşılabilir. Belirli bir coğrafi bölgeye bağlı olmamakla birlikte, dünyanın her yerinde farklı sıklıklarda görülebilen bir hastalıktır.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Sarkoidozun belirtileri, tutulan organa ve hastalığın evresine göre kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir. Bazı kişilerde hastalık hiçbir belirti vermez ve rutin bir akciğer grafisi (röntgen) sırasında tesadüfen saptanır.
- Genel belirtiler: Halsizlik, açıklanamayan yorgunluk, iştahsızlık, hafif ateş ve kilo kaybı gibi vücudun genelini etkileyen durumlar sık görülür.
- Akciğer tutulumu: En yaygın görülen belirtiler kuru öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısıdır. Hastaların yaklaşık yüzde 90'ında akciğerlerde bir şekilde tutulum mevcuttur.
- Cilt belirtileri: Ciltte kırmızımsı morumsu döküntüler, nodüller (cilt altında sert kabarıklıklar) veya eski yara izlerinde şişmeler görülebilir.
- Göz belirtileri: Gözlerde kızarıklık, yanma, ağrı, ışığa karşı aşırı hassasiyet veya bulanık görme gibi şikayetler ortaya çıkabilir.
- Lenf düğümleri: Boyun, koltuk altı veya kasık bölgesindeki lenf bezlerinde şişmeler hissedilebilir.
- Eklem ağrıları: Özellikle diz ve ayak bileklerinde şişlik, ağrı ve hareket kısıtlılığı yaşanabilir.
Tanı Nasıl Konulur?
Sarkoidozun tanısı tek bir test ile konulamaz; doktorlar genellikle dışlama yöntemini kullanır. Yani benzer belirtiler gösteren diğer hastalıkları eleyerek tanıya ulaşırlar.
- Fizik muayene: Doktorunuzun cilt, göz ve akciğerlerinizi detaylıca dinlemesi ve incelemesi ilk adımdır.
- Akciğer grafisi ve tomografi: Göğüs röntgeni ve bilgisayarlı tomografi ile akciğerlerdeki iltihaplı odakların veya lenf bezi büyümesinin yerleşimi incelenir.
- Solunum fonksiyon testleri: Akciğerlerin ne kadar hava alabildiğini ve oksijen alışverişini ne kadar verimli yaptığını ölçmek için bu testlere başvurulur.
- Biyopsi: Tanıyı kesinleştirmek için en güvenilir yöntemdir. Etkilenen dokudan (genellikle akciğer veya cilt) küçük bir parça alınarak laboratuvarda incelenir. Granülom adı verilen yapıların varlığı sarkoidoz tanısını destekler.
- Kan tahlilleri: Kalsiyum seviyeleri, böbrek fonksiyonları ve karaciğer enzimleri kontrol edilerek hastalığın organlara olan etkisi takip edilir.
Komplikasyonlar Nelerdir?
Sarkoidoz tedavi edilmediğinde veya uzun süre aktif kaldığında bazı organlarda kalıcı hasarlar bırakabilir. Akciğerlerdeki iltihaplanma zamanla akciğer dokusunun sertleşmesine (fibrozis) yol açarak nefes kapasitesinin kalıcı olarak azalmasına neden olabilir. Gözdeki iltihaplanma ihmal edildiğinde görme kaybına kadar varabilen sorunlar yaratabilir. Kalp tutulumu, kalp ritminde düzensizliklere veya kalp yetmezliğine yol açabildiği için ciddiye alınmalıdır. Böbreklerde kalsiyum birikimi sonucu böbrek taşı oluşumu veya böbrek fonksiyonlarında bozulma gibi durumlar da nadir olsa da görülebilir. Bu nedenle düzenli takip, komplikasyonların önüne geçmek adına kritik öneme sahiptir.
Nasıl Bulaşır, Nereden Bulaşır?
Sarkoidoz bulaşıcı bir hastalık değildir. Kişiden kişiye öksürük, hapşırık, temas veya ortak eşya kullanımı yoluyla geçmez. Hastalığın temelinde çevresel faktörlerin, bağışıklık sistemini tetiklemesi ve vücudun buna hatalı bir yanıt vermesi yatar. Yani bir mikroba bağlı gelişen enfeksiyon hastalığı değildir. Genetik yatkınlığı olan bazı bireylerin, soludukları hava içerisindeki birtakım parçacıklara veya kimyasallara karşı aşırı bir bağışıklık tepkisi göstermesi sonucu ortaya çıkar. Bu yüzden sarkoidoz hastası olan bir birey çevresindekiler için herhangi bir sağlık riski oluşturmaz.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Özellikle geçmeyen, iki haftadan uzun süren kuru öksürüğünüz varsa mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına görünmelisiniz. Nefes darlığı, göğüste sürekli bir baskı hissi veya açıklanamayan yorgunluk hali günlük yaşam kalitenizi düşürüyorsa ihmal edilmemelidir. Gözlerinizde kızarıklık, ağrı veya görme bulanıklığı gibi şikayetler eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden muayene olmalısınız. Ayrıca cildinizde iyileşmeyen döküntüler veya şişlikler fark ettiğinizde de doktorunuzun görüşünü almanız önemlidir. Erken teşhis, hastalığın organlarda kalıcı hasar bırakmadan kontrol altına alınmasını kolaylaştırır.
Son Değerlendirme
Sarkoidoz, doğru takip edildiğinde yönetilebilir bir hastalıktır. Birçok hasta hiçbir tedaviye ihtiyaç duymadan, sadece düzenli kontrollerle bu süreci atlatabilir. Bazı durumlarda ise bağışıklık sistemini baskılayan veya iltihabı azaltan ilaçlar kullanılarak organ fonksiyonları korunur. Önemli olan, hastalığın seyrini takip etmek ve doktorunuzun önerdiği kontrol süreçlerine sadık kalmaktır. Koru Hastanesi bünyesindeki göğüs hastalıkları uzmanlarımız, bu sürecin takibinde modern tanı yöntemlerini kullanarak size en uygun tedavi planını oluşturmak için yanınızdadır.
Bilgilendirme: Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; doktor muayenesi, tanı veya tedavinin yerini tutmaz. Sağlığınızla ilgili kararlar için bir uzman hekime danışın.








