Pron pozisyon ventilasyonu, ağır akut respiratuvar distres sendromu (ARDS) tedavisinde hastanın yüzüstü pozisyona çevrilerek mekanik ventilasyonun sürdürülmesi esasına dayanan, mortaliteyi kanıtlanmış şekilde azaltan yaşam kurtarıcı bir yoğun bakım uygulamasıdır. PROSEVA çalışmasının 2013 yılında yayımlanan sonuçları, ağır ARDS hastalarında (PaO2/FiO2 oranı 150 mmHg altında) pron pozisyon ventilasyonunun 28 günlük mortaliteyi %32.8'den %16'ya düşürdüğünü göstermiş ve bu yaklaşımı ARDS tedavisinin vazgeçilmez bir bileşeni haline getirmiştir. Günümüzde tüm uluslararası kılavuzlar, ağır ARDS'de günde 16 saat ve üzeri pron pozisyon ventilasyonunu güçlü kanıt düzeyiyle önermektedir. Türkiye'deki yoğun bakım ünitelerinde pron pozisyon uygulaması giderek yaygınlaşmakta ve deneyimli merkezlerde başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Pron pozisyonun fizyolojik etki mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasıyla birlikte, uygulama endikasyonları ve protokolleri sürekli gelişmektedir.
Pron Pozisyon Ventilasyonu Nedir?
Pron pozisyon ventilasyonu, ARDS'li hastanın supin (sırtüstü) pozisyondan pron (yüzüstü) pozisyona çevrilerek mekanik ventilasyonun bu pozisyonda sürdürülmesi anlamına gelir. Bu basit gibi görünen pozisyon değişikliği, akciğer fizyolojisi üzerinde derin etkilere sahiptir.
Pron pozisyonun fizyolojik etki mekanizmaları şunlardır:
Transpulmoner basınç homojenizasyonu: Supin pozisyonda yerçekimi etkisiyle ventral (ön) akciğer bölgeleri aşırı distansiyona uğrarken, dorsal (arka) bölgeler atelektazik kalır. Pron pozisyonda bu transpulmoner basınç gradiyenti azalır ve ventilasyon akciğer boyunca daha homojen dağılır. Mediastinal yapıların dorsal akciğer bölgelerine yaptığı kompresyon da pron pozisyonda azalır.
Atelektazi açılması (recruitment): Dorsal akciğer bölgelerindeki yerçekimine bağımlı atelektaziler, pron pozisyonda gravitasyonel stresin yeniden dağılmasıyla açılır. Bu sayede gaz değişimine katılan akciğer volümü artar ve ventilasyon-perfüzyon uyumu iyileşir.
Ventilasyon-perfüzyon eşleşmesinin iyileşmesi: Pulmoner perfüzyon ağırlıklı olarak dorsal bölgelerdedir ve bu dağılım pozisyondan bağımsızdır. Pron pozisyonda dorsal bölgelerin ventilasyonu arttığında, perfüzyon ile ventilasyon daha iyi eşleşir ve intrapulmoner şant azalır. Bu mekanizma oksijenasyondaki iyileşmenin birincil nedenidir.
Sekresyon drenajı: Pron pozisyonda yerçekimi etkisiyle trakeal ve bronşiyal sekresyonların drenajı kolaylaşır. Bu durum atelektazi ve pnömoni riskini azaltabilir.
Sağ ventrikül yük azalması: Pron pozisyonda oksijenasyonun iyileşmesi ve CO2 klirensinin artmasıyla hipoksik pulmoner vazokonstrüksiyon azalır, pulmoner vasküler rezistans düşer ve sağ ventrikül afterload'u hafifler. ARDS'ye bağlı akut kor pulmonale riskini azaltır.
VALI'den korunma: Transpulmoner basıncın homojenizasyonu ile bölgesel aşırı gerilme (overdistension) ve siklik açılma-kapanma (atelectrauma) azalır. Bu mekanizma pron pozisyonun mortalite yararının temel nedeni olarak kabul edilmektedir.
Pron Pozisyon Ventilasyonu Endikasyonları
Pron pozisyon ventilasyonunun endikasyonları ve uygulama kararını etkileyen faktörler şunlardır:
- Ağır ARDS (kesin endikasyon): PaO2/FiO2 oranı 150 mmHg altında olan hastalarda, FiO2 %60 ve üzeri ve PEEP 5 cmH2O ve üzeri uygulanırken 12-24 saatlik optimizasyon döneminden sonra oksijenasyonda yeterli düzelme sağlanamamışsa pron pozisyon endikedir
- Orta ARDS: PaO2/FiO2 oranı 100-150 mmHg arasında olan hastalarda pron pozisyon düşünülebilir. Oksijenasyonun kötüleşme eğiliminde olması veya yüksek sürücü basıncı (driving pressure) varlığında erken pron pozisyon tercih edilebilir
- Uyanık pron pozisyon: Entübe olmayan, yüksek akım nazal oksijen veya noninvaziv ventilasyon alan ARDS hastalarında uyanık pron pozisyon oksijenasyonu iyileştirebilir ve entübasyon ihtiyacını azaltabilir
- Sağ ventrikül disfonksiyonu: ARDS'ye bağlı akut kor pulmonale gelişen hastalarda pron pozisyon sağ ventrikül yükünü azaltarak hemodinamiği iyileştirebilir
Pron Pozisyon Ventilasyonunun Klinik Bulguları ve İzlemi
Pron pozisyon uygulaması sırasında hastaların izleminde dikkat edilmesi gereken klinik parametreler:
- Oksijenasyon yanıtı: PaO2/FiO2 oranında iyileşme pron pozisyonun etkinliğinin en önemli göstergesidir. Yanıtlı hastalar (responders) genellikle ilk 1-2 saat içinde PaO2/FiO2 oranında 20 mmHg ve üzeri artış gösterir
- CO2 klirensi: PaCO2 düzeyinde azalma ve ölü boşluk ventilasyonunun iyileşmesi pron pozisyonun etkinliğini destekler. CO2 klirensinin iyileşmemesi kötü prognozla ilişkilendirilmiştir
- Solunum mekaniği: Plato basıncı, sürücü basınç ve kompliyans değişimleri izlenir. Pron pozisyonda göğüs duvarı kompliyansı azalabilir ancak akciğer kompliyansı genellikle iyileşir
- Hemodinamik parametreler: Kan basıncı, kalp hızı, vazopressör ihtiyacı sürekli monitörize edilir. Pron pozisyonda kardiyak indeks genellikle korunur veya iyileşir
- İntraabdominal basınç: Pron pozisyonda karın üzerine binen basınç intraabdominal basıncı artırabilir. Uygun yastık yerleşimi ile abdominal serbest asılma sağlanmalıdır
- Cilt bütünlüğü: Yüz, göğüs, diz ve iliak krest gibi basınç noktaları her 2-4 saatte kontrol edilir. Basınç ülseri profilaksisi (koruyucu örtüler, pozisyon değişiklikleri) uygulanır
- Endotrakeal tüp güvenliği: Tüp pozisyonu, kaf basıncı ve sekresyon drenajı pron pozisyonda yakın takip gerektirir. Kazara ekstübasyon riski supin pozisyona göre daha yüksektir
- Göz bakımı: Korneal abrazyon ve periorbital ödem riski nedeniyle göz kapaklarının kapalı tutulması, yapay gözyaşı ve koruyucu jel uygulanması gerekir
Pron Pozisyon Ventilasyonunda Tanısal Değerlendirme
Pron pozisyon uygulaması kararı ve tedavi süresince yapılması gereken tanısal değerlendirmeler:
- ARDS evreleme: Berlin kriterlerine göre ARDS şiddeti PaO2/FiO2 oranı ile belirlenir. Ağır ARDS (PaO2/FiO2 oranı 100 altında) mutlak pron pozisyon endikasyonudur
- Akciğer görüntüleme: Toraks BT diffüz ve homojen infiltratları olan hastalarda pron pozisyon yanıtı, fokal konsolidasyonu olanlara göre daha belirgindir. Görüntüleme bulguları tedavi yanıtını öngörmede yardımcıdır
- Ekokardiyografi: Pron pozisyon öncesi ve sonrası sağ ventrikül fonksiyonunun değerlendirilmesi tedavi etkinliğini gösteren önemli bir parametredir. Akut kor pulmonale varlığında pron pozisyon özellikle yararlıdır
- Akciğer ultrasonografisi: Yatak başında dorsal akciğer bölgelerindeki konsolidasyon ve atelektazi derecesinin değerlendirilmesi, pron pozisyon ile recruitment potansiyelini tahmin etmede kullanılabilir
- Solunum mekaniği analizi: Statik kompliyans, sürücü basınç ve stres indeks ölçümleri akciğer mekaniklerinin optimize edilmesinde kullanılır
- Arteriyel kan gazı takibi: Pron pozisyona çevrilmeden hemen önce (bazal), çevirmeden 30 dakika-1 saat sonra (erken yanıt) ve düzenli aralıklarla (4-6 saatte bir) kan gazı takibi yapılır
Pron Pozisyon Ventilasyonunda Ayırıcı Tanı ve Kontrendikasyonlar
Pron pozisyon uygulaması kararında değerlendirilmesi gereken kontrendikasyonlar ve alternatif yaklaşımlar:
- Spinal instabilite: Servikal veya torakal spinal kırık/instabilite pron pozisyon için mutlak kontrendikasyondur. Spinal yaralanma şüphesinde görüntüleme ile stabilite doğrulanmalıdır
- Açık abdomen: Abdominal cerrahi sonrası açık abdomen (laparostomi) pron pozisyonu zorlaştırır ancak deneyimli merkezlerde uygulanabilir
- Yüz cerrahisi veya travması: Massif fasiyal travma veya yakın zamanda geçirilmiş yüz cerrahisi pron pozisyonda yüz basısı nedeniyle kontrendikedir
- İntrakraniyal basınç artışı: Kontrol altına alınamayan intrakraniyal hipertansiyon pron pozisyonda venöz dönüşün bozulmasıyla kötüleşebilir. Ancak kontrollü ICP monitörizasyonu altında pron pozisyon uygulanabilir
- Kardiyak pacemaker veya sternotomi: Yakın zamanda sternotomi geçirmiş veya anterior göğüs duvarında yarası olan hastalarda göğüs basısı sorunlu olabilir. Her vaka bireysel değerlendirilmelidir
- Hemoptizi veya trakeostomi: Aktif masif hemoptizi pron pozisyonda hava yolu güvenliğini tehlikeye atabilir. Trakeostomili hastalarda pron pozisyon uygulanabilir ancak ek dikkat gerektirir
- Morbid obezite: BMI 40 ve üzeri hastalarda pron pozisyon teknik olarak zordur ancak kontrendike değildir. Uygun yüzey ve yeterli personel ile güvenle uygulanabilir
Pron Pozisyon Ventilasyonu Uygulama Protokolü
Güvenli ve etkili pron pozisyon uygulaması standardize edilmiş protokollere dayanır:
Hazırlık
Pron pozisyona çevirme öncesinde endotrakeal tüp güvenliği kontrol edilir, kaf basıncı 25-30 cmH2O olarak ayarlanır. Tüm infüzyon hatları, arteriyel ve venöz kateterler, üriner kateter ve diğer drenler güvenlik altına alınır. Enteral beslenme 1 saat öncesinden kesilir ve gastrik rezidü kontrol edilir. Göz koruma protokolü uygulanır (göz kapaklarının bantlanması veya yapay gözyaşı). Yüz, göğüs ve pelvis için uygun destek yastıkları hazırlanır.
Çevirme Prosedürü
Minimum 3-5 sağlık personeli (1 kişi baş ve endotrakeal tüp yönetimi, 2-4 kişi gövde çevirme) ile yapılır. Hasta koordineli şekilde önce lateral dekubitus pozisyonuna, ardından pron pozisyona getirilir. Kollar yüzücü pozisyonunda yerleştirilir (bir kol baş hizasında, diğer gövde yanında; her 2-4 saatte değiştirilir). Yastıklar göğüs ve pelvis altına yerleştirilir; abdomenin serbest asılması sağlanır. Endotrakeal tüp ve tüm hatların pozisyonu doğrulanır.
Pron Pozisyonda İzlem ve Bakım
Oksijenasyon, ventilasyon parametreleri ve hemodinamik değişkenler sürekli monitörize edilir. Arteriyel kan gazı çevirme sonrası 30-60 dakikada kontrol edilir. Basınç noktaları her 2-4 saatte değerlendirilir. Göz bakımı her 4-6 saatte yapılır. Pron pozisyon süresi günde en az 16 saat olmalıdır; PROSEVA protokolü 16-17 saatlik seanslar önerir.
Supin Pozisyona Dönüş
Supin pozisyona dönüş kararı PaO2/FiO2 oranının 150 mmHg üzerine çıkması veya FiO2 gereksiniminin %60 altına düşmesi ve PEEP 10 cmH2O ve altında iken en az 4 saat stabil kalması durumunda verilir. Supin pozisyona dönüşte oksijenasyon tekrar kötüleşirse pron pozisyona yeniden çevrilir.
Pron Pozisyon Ventilasyonunun Komplikasyonları
Pron pozisyon uygulaması sırasında gelişebilecek komplikasyonlar:
- Basınç yarası: Yüz (alın, çene, elmacık kemikleri), göğüs, diz ve iliak krest en sık etkilenen bölgelerdir. Profilaktik koruyucu örtüler ve düzenli pozisyon değişimi riski azaltır
- Periorbital ve fasiyal ödem: Venöz dönüşün bozulmasına bağlı yüz ve göz kapağı ödemi sık görülür. Genellikle supin pozisyona dönüşte düzelir
- Korneal hasar: Korneal abrazyon ve keratit riski göz koruma protokolleri ile minimize edilir
- Kazara ekstübasyon: Pron pozisyonda endotrakeal tüp yerinden çıkma riski artar. Tüpün uygun şekilde sabitlenmesi ve sürekli izlemi kritiktir
- Brakiyal pleksus hasarı: Kol pozisyonunun uygunsuzluğuna bağlı periferik sinir hasarı gelişebilir. Kolların her 2-4 saatte değiştirilmesi ve uygun pozisyonlama ile önlenir
- Venöz kateter obstrüksiyonu: Femoral veya subklavian kateterlerde kıvrılma veya basıya bağlı akım azalması görülebilir. Kateter fonksiyonu düzenli kontrol edilir
- Enteral beslenme intoleransı: Pron pozisyonda gastrik boşalma yavaşlayabilir ve aspirasyon riski artabilir. Post-pilorik beslenme tüpü tercih edilir
- Kardiyak arrest yönetimi güçlüğü: Pron pozisyonda kardiyopulmoner resüsitasyon (CPR) standart supin CPR'den farklıdır. Dorsalden kompresyon uygulanabilir ancak mümkün olduğunca hızla supin pozisyona çevrilmelidir
Pron Pozisyon Ventilasyonundan Korunma ve Optimizasyon
Pron pozisyon komplikasyonlarının önlenmesi ve tedavi etkinliğinin optimize edilmesi:
- Ekip eğitimi: Pron pozisyon uygulaması deneyim gerektiren bir prosedürdür. Düzenli simülasyon eğitimleri ve protokol güncellemeleri ile ekip yetkinliği sürdürülmelidir
- Standardize protokoller: Çevirme prosedürü, izlem parametreleri, komplikasyon yönetimi ve supin pozisyona dönüş kriterleri yazılı protokollerle belirlenmeli ve uygulanmalıdır
- Erken başlangıç: Pron pozisyon ağır ARDS tanısından sonraki ilk 12-24 saat içinde başlatılmalıdır. Geciken pron pozisyon uygulaması tedavi etkinliğini azaltabilir
- Yeterli süre: Pron pozisyon süresi günde en az 16 saat olmalıdır. Kısa süreli uygulamalar (8-12 saat) yeterli mortalite yararı göstermemiştir
- Kombine tedavi: Pron pozisyon, akciğer koruyucu ventilasyon (düşük tidal volüm, optimal PEEP, düşük sürücü basınç) ile birlikte uygulanmalıdır. Nöromüsküler bloker ajanlar pron pozisyon sırasında hasta-ventilatör asenkronisini önleyebilir
- Yüzey seçimi: Uygun hasta yatağı ve destek yüzeyleri basınç yarası riskini azaltır. Rotasyonel yatak sistemleri pron pozisyon uygulamasını kolaylaştırabilir
Ne Zaman Pron Pozisyon Ventilasyonu Uygulanmalıdır?
Aşağıdaki durumlarda pron pozisyon ventilasyonu değerlendirilmeli ve uygulanmalıdır:
- Ağır ARDS tanısı: PaO2/FiO2 oranı 150 mmHg altında, FiO2 %60 ve üzeri ve PEEP 5 cmH2O ve üzeri uygulanırken 12-24 saatlik optimizasyon sonrası düzelme sağlanamamışsa pron pozisyon geciktirilmeden başlatılmalıdır
- Oksijenasyonun kötüleşme eğilimi: Akciğer koruyucu ventilasyon ve PEEP optimizasyonuna rağmen PaO2/FiO2 oranı düşmeye devam ediyorsa erken pron pozisyon düşünülmelidir
- Yüksek sürücü basıncı: Sürücü basıncın 15 cmH2O üzerinde olması akciğer stresi gösterir ve pron pozisyon ile mekanik stresi azaltma potansiyeli mevcuttur
- Akut kor pulmonale: ARDS'ye bağlı sağ ventrikül dilatasyonu ve disfonksiyonu gelişen hastalarda pron pozisyon pulmoner vasküler rezistansı azaltarak sağ ventrikül fonksiyonunu iyileştirebilir
- Refrakter hipoksemi: Konvansiyonel tedavilere yanıt vermeyen ağır hipoksemide pron pozisyon ECMO öncesi son kurtarma tedavisi olarak değerlendirilebilir
- Non-entübe hastalar: Yüksek akım nazal oksijen veya NIV alan orta-ağır ARDS hastalarında uyanık pron pozisyon oksijenasyonu iyileştirebilir ve entübasyon ihtiyacını geciktirebilir veya önleyebilir
Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon bölümünde uzman hekimlerimiz, pron pozisyon ventilasyonunun endikasyon değerlendirmesinden güvenli uygulanmasına, komplikasyon yönetiminden tedavi etkinliğinin monitörizasyonuna kadar tüm süreçlerde kanıta dayalı protokolleri titizlikle uygulamaktadır. Eğitimli yoğun bakım ekibimiz ve uygun altyapımızla, ağır ARDS hastalarında pron pozisyon tedavisi en üst düzeyde sürdürülmektedir.













