Pediatrik beyin sapı gliomu, çocukluk çağı beyin tümörlerinin yaklaşık yüzde 10-20sini oluşturan, beyin sapı parenkiminden köken alan glial tümör grubudur. ICD-10 kodlamasında C71.7 başlığı altında yer alır. En sık 5-10 yaş arasında görülmekle birlikte her yaşta ortaya çıkabilir. Beyin sapı gliomları homojen bir grup değildir; biyolojik davranış, prognoz ve tedavi açısından farklı alt gruplara ayrılır: diffüz orta hat gliomu (eski adıyla diffüz intrinsik pontin glioma, DIPG), fokal beyin sapı gliomu, dorsal eksofitik glioma, servikomedüller glioma ve tektal glioma. Bu alt grupların prognozu ve tedavisi belirgin farklılık gösterir. DIPG, çocukluk çağı beyin tümörleri içinde en kötü prognozlu olanlardandır; ortalama sağkalım 9-12 aydır. Diğer alt grupların prognozu çok daha iyidir. Bu yazıda pediatrik beyin sapı gliomunun sınıflaması, etyopatogenezi, klinik bulguları, tanı süreci, ayırıcı tanısı, tedavi seçenekleri, komplikasyonları, prognozu ve takibi profesyonel klinik bakış açısıyla ele alınmıştır.
Pediatrik Beyin Sapı Gliomu Nedir?
Pediatrik beyin sapı gliomu, mezensefalon, pons ve medulla oblongatadan köken alan astrositik tümörlerdir. WHO 2021 sınıflaması, H3K27M mutasyonu olan diffüz orta hat gliomalarını ayrı bir entite olarak tanımlamıştır; bu mutasyon DIPG vakalarının yüzde 80inde gözlenir ve çok kötü prognozlu olduğunun belirtecidir. Patofizyolojide histon H3 mutasyonları (H3F3A K27M), TP53 mutasyonu, ACVR1 mutasyonu ve PDGFRA amplifikasyonu önemli rol oynar. Diffüz orta hat gliomları, beyin sapı parenkimini infiltre eden, sınırları belirsiz, agresif tümörlerdir; nadiren cerrahi rezeksiyona uygundur. Fokal beyin sapı gliomları, çoğunlukla pilositik astrositom (WHO grade 1) histopatolojisinde olup, mezensefalon, ponsun dorsal kısmı ya da medullada lokalizedir; kistik komponent içerebilir, sınırları belirgindir ve cerrahiye uygun olabilir. Tektal gliomlar mezensefalon tektum yerleşimli, çoğunlukla yavaş büyüyen pilositik astrositom karakterindedir ve genellikle sadece hidrosefali yönetimi gerektirir. Servikomedüller gliomlar omurilik üst seviyeleri ile medulla bileşkesinde yerleşir, çoğu pilositik astrositom karakterinde ve cerrahiye uygundur. Dorsal eksofitik gliomlar dördüncü ventriküle protrüzyon gösterir ve cerrahi olarak rezeke edilebilir.
Etiyoloji ve Risk Faktörleri
Pediatrik beyin sapı gliomunun nedenleri tam olarak aydınlatılamamıştır. Sporadik olgular çoğunluktadır. Genetik yatkınlık sendromları arasında nörofibromatozis tip 1 (NF1) en önemli risk faktörüdür; NF1 hastalarında beyin sapı gliomu riski genel popülasyona göre belirgin artmıştır ve bu hastalardaki gliomalar genellikle düşük dereceli ve daha iyi prognozludur. Li-Fraumeni sendromu, Turcot sendromu ve Cowden sendromu da artmış risk gösterir. Çevresel risk faktörleri arasında prenatal iyonizan radyasyon maruziyeti, postnatal terapötik radyasyon (sekonder tümör) yer alır. Diğer çevresel etkenler için belirgin kanıt bulunmamaktadır. Moleküler genetik düzeyde diffüz orta hat gliomunda H3K27M mutasyonu (H3F3A ya da HIST1H3B genleri), TP53 mutasyonu, ACVR1 mutasyonu, PDGFRA amplifikasyonu, EGFR mutasyonları gözlenir. Bu mutasyonlar, histon modifikasyon dengesini bozarak gen ekspresyon profilini değiştirir, hücre proliferasyonunu artırır ve apoptozu baskılar. Hedefe yönelik tedavi geliştirme çalışmaları bu mutasyonlar üzerinden yürütülmektedir.
Klinik Belirtiler
Pediatrik beyin sapı gliomunun klinik bulguları, tümörün lokalizasyonuna ve büyüme paternine bağlıdır. Klasik triad olarak çoklu kraniyal sinir paralizileri, uzun yol bulguları (motor zayıflık, hiperrefleksi, Babinski pozitifliği) ve serebeller bulgular (ataksi, dismetri, dengesizlik) tanımlanır. DIPG hastalarında bu triad genellikle birkaç hafta içinde ortaya çıkar. Kraniyal sinir bulguları arasında 6. sinir paralizisi (yatay çift görme), 7. sinir paralizisi (asimetrik gülümseme, fasiyal asimetri), 9. ve 10. sinir paralizileri (yutma güçlüğü, ses kısıklığı) sık görülür. Gözleri tek tarafa bakamama, internukleer oftalmopleji, hıçkırık atakları görülebilir. Hidrosefali, dördüncü ventrikül kompresyonuna bağlı olarak ortaya çıkar; sabah baş ağrısı, kusma, papilla ödemi yapar. Tektal gliomda Parinaud sendromu (yukarı bakış kısıtlılığı, ışık-yakın disosiyasyonu, konverjans-retraksiyon nistagmus) ve obstrüktif hidrosefali tipiktir. Servikomedüller gliomlar yutma güçlüğü, dil zayıflığı, omuz ve kol güçsüzlüğü, alt ekstremite spastisitesi ile prezente olur.
Belirtiler
- Çoklu kraniyal sinir bulguları (özellikle 6. ve 7. sinirler).
- Hemiparezi, hiperrefleksi, Babinski pozitifliği.
- Ataksi, dismetri, dengesizlik, geniş tabanlı yürüyüş.
- Yutma güçlüğü, ses değişikliği, dil zayıflığı (alt kraniyal sinir tutulumu).
- Sabah baş ağrısı, kusma, papilla ödemi (hidrosefali bulguları).
- Davranış değişikliği, irritabilite, okul başarısında düşüş.
Tanı Süreci
Pediatrik beyin sapı gliomunun tanısında manyetik rezonans görüntüleme altın standarttır. T1, T2, FLAIR, postkontrast T1, difüzyon ağırlıklı görüntüleme, MR spektroskopi, suseptibilite ağırlıklı görüntüleme ve perfüzyon sekansları kullanılır. DIPGnin tipik MRG bulgusu, ponsta diffüz büyüme, bazillar arteri ön taraftan iten ekspansif görünüm, T1 hipointens, T2 hiperintens, heterojen ya da minimal kontrast tutulumu, sınırları belirsiz infiltratif yayılımdır. Fokal beyin sapı gliomu, sınırları belirgin, kontrast tutan, bazen kistik komponentli bir kitle olarak görülür. Tektal gliom, mezensefalon tektumda küçük, yavaş büyüyen, tipik olarak hidrosefaliye yol açan kitle olarak görüntülenir. MR spektroskopi, diffüz orta hat gliomunda yüksek kolin/NAA oranı, laktat varlığını gösterir. Spinal MRG mutlaka çekilir. DIPGde uzun süre biyopsi yapılması tartışmalıyken, günümüzde stereotaktik biyopsi giderek daha sık uygulanmaktadır; hem kesin tanı hem de moleküler analizle (H3K27M mutasyonu, TP53, ACVR1, PDGFRA) hedefe yönelik tedavi planlama açısından önemlidir. Endokrin değerlendirme, oftalmolojik muayene, kognitif test öncesi temel taramalardır.
Ayırıcı Tanı
- Beyin sapı kavernomu: T2*GRE bulgularında hemorajik karakter, akut başlangıçlı kraniyal sinir bulguları, cerrahi rezeksiyon endikasyonu olabilir.
- Tüberküloma: Yüksek protein BOS, kontrast tutan halka tarzı lezyon, anti-tüberküloz tedaviye yanıt.
- Demiyelinizan hastalık (ADEM, MS): Multifokal lezyonlar, BOS oligoklonal bant, görme bozukluğu, akut atak öyküsü.
- Lenfoma: İmmün baskılı çocukta santral sinir sistemi lenfoması, kontrast tutan periventriküler lezyon, BOS sitolojisi tanısaldır.
- Beyin sapı ensefaliti: Ateş, BOS pleositozu, viral etiyoloji, antiviral tedaviye yanıt.
- Posterior fossa abse: Ateş, periferik kontrast tutulumu, difüzyon kısıtlanması; cerrahi drenaj gerekebilir.
- Ekstrinsik kompresyon: Schwannom, meningiom, kordoma; tümör dışlanması cerrahi yaklaşımı belirler.
- Pseudotümör sendromu: NF1 hastalarında diffüz beyin sapı genişlemesi, biyopsi olmadan takip yeterli olabilir.
Tedavi Yaklaşımı
Pediatrik beyin sapı gliomunun tedavisi, alt grubuna göre belirgin farklılık gösterir. Diffüz orta hat gliomu (DIPG): cerrahi rezeksiyon mümkün değildir; standart tedavi fokal radyoterapi (54-60 Gy, 1.8-2 Gy fraksiyonlarda, 6 haftada uygulanan)dir. Radyoterapi geçici klinik düzelme sağlar (yüzde 60-80 hasta yarar görür) ancak kürativ değildir. Kemoterapinin DIPGde belirgin etkisi gösterilmemiştir; çeşitli kombinasyonlar (temozolomid, vinkristin, lomustin, bevasizumab) denenmiştir. Hedefe yönelik tedaviler (ONC201, panobinostat, EZH2 inhibitörleri, GD2 yönelik CAR-T tedavisi) klinik çalışmalarda değerlendirilmektedir. ACVR1 mutasyonlu vakalarda ALK inhibitörleri umut vaat etmektedir. Fokal beyin sapı gliomları: pilositik astrositom karakterindeyse cerrahi rezeksiyon planlanabilir; mikrocerrahi, intraoperatif nöromonitörizasyon, fonksiyonel haritalama, motor uyandırılmış potansiyel ve somatosensoryel uyandırılmış potansiyel kullanılır. Subtotal rezeksiyon yapılan veya cerrahiye uygun olmayan olgularda düşük doz radyoterapi (54 Gy) ya da karboplatin + vinkristin kemoterapisi uygulanır. BRAF V600E mutasyonu olanlarda dabrafenib + trametinib hedefe yönelik tedavi tercih edilir. Tektal gliomlar genellikle yavaş seyirlidir; hidrosefali yönetimi (endoskopik üçüncü ventrikülostomi) sıklıkla yeterlidir, takip MRG ile büyüme izlenir. Servikomedüller gliomlar pilositik astrositom karakterindeyse cerrahi rezeksiyon mümkündür ve prognoz iyidir. Stereotaktik radyocerrahi (gamma knife, cyberknife) küçük rezidü ya da nüks tümörlerde kullanılır.
Komplikasyonlar ve Prognoz
Pediatrik beyin sapı gliomunun komplikasyonları, tümörün kendi etkileri ve tedavi sonrası gelişen yan etkileri kapsar. Tümör kaynaklı komplikasyonlar arasında ilerleyici nörolojik defisit, kraniyal sinir paralizileri, yutma güçlüğü, aspirasyon pnömonisi, beslenme bozukluğu, hidrosefali, solunum yetmezliği, koma yer alır. Cerrahi yapılabilen olgularda postoperatif komplikasyonlar arasında BOS sızıntısı, enfeksiyon, kraniyal sinir hasarı, motor zayıflık, posterior fossa sendromu sayılabilir. Radyoterapi sonrası uzun dönem etkiler: nörokognitif gerileme, endokrin bozukluklar (büyüme hormonu eksikliği, hipotiroidi), serebrovasküler hastalık, sekonder maligniteler. Kemoterapi yan etkileri (miyelosüpresyon, ototoksisite, nefrotoksisite) izlenmelidir. Prognoz alt gruba göre değişir: DIPGde ortalama sağkalım 9-12 ay, 2 yıllık sağkalım yüzde 10dan azdır. Fokal pilositik gliomda 5 yıllık sağkalım yüzde 80-90dır. Tektal gliom genellikle benign seyirlidir. Servikomedüller gliom prognozu da iyidir. Multidisipliner takip, palyatif bakım ve psikososyal destek aileler için kritik önemdedir.
Korunma ve Erken Tanı
Sporadik pediatrik beyin sapı gliomunun önlenmesinde kanıta dayalı strateji yoktur. Genetik yatkınlık sendromu olan ailelerde (NF1, Li-Fraumeni) genetik danışmanlık, prenatal tanı, periyodik MRG taraması önerilir. Gereksiz iyonizan radyasyondan kaçınılmalı, kraniyal görüntülemelerde MRG tercih edilmelidir. Erken tanı için ailelerin yeni başlayan baş ağrısı, kusma, çift görme, fasiyal asimetri, denge bozukluğu, yutma güçlüğü gibi belirtilere karşı duyarlı olması, çocuğun büyüme-gelişim takibi, fundus muayenesi ve kraniyal sinir muayenesi önemlidir. NF1 hastalarında düzenli takip programları aksatılmamalıdır.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Çocukta haftalardır süren baş ağrısı, kusma, çift görme, fasiyal asimetri, denge bozukluğu, ataksi, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, alt ekstremitelerde güçsüzlük, davranış değişikliği, görme bozukluğu, papilla ödemi gibi belirtiler durumunda zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır. NF1 ya da diğer yatkınlık sendromu olan çocuklarda yeni nörolojik bulgu acil değerlendirme gerektirir. Erken tanı, alt grubun belirlenmesi ve uygun tedavi yaklaşımının seçimi açısından kritik öneme sahiptir.
Klinik Değerlendirme
Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümünde uzman hekimlerimiz, pediatrik beyin sapı gliomlarının tanı ve tedavisinde modern, kapsamlı ve çok-disiplinli bir yaklaşım sunmaktadır. Pediatrik onkoloji, çocuk endokrinolojisi, radyasyon onkolojisi, nöroradyoloji, nöropatoloji ve fizik tedavi bölümleriyle birlikte çalışan ekibimiz, ileri görüntüleme olanakları (3T MRG, MR spektroskopi, traktografi, fonksiyonel MRG), intraoperatif nöromonitörizasyon, mikrocerrahi teknikler, gamma knife radyocerrahi, hedefe yönelik tedavi imkânları ve psikososyal destek programları ile çocuk hastalara güvenli, etkili ve bireyselleştirilmiş tedavi sunmaktayız. DIPG hastaları için palyatif bakım, ağrı yönetimi, beslenme desteği ve aile danışmanlık hizmetlerimiz bulunmakta; iyi prognozlu alt gruplarda kapsamlı cerrahi ve uzun dönem takip protokolleri uygulanmaktadır.





