Pankreatit, pankreasın akut veya kronik inflamasyonu olup gastroenteroloji pratiğinde en sık karşılaşılan acil durumlardan birini oluşturmaktadır. Dünya genelinde akut pankreatit insidansı yılda yüz bin kişide 13-45 vaka arasında değişmekte olup son yirmi yılda belirgin bir artış trendi gözlemlenmektedir. Türkiye'de de benzer şekilde safra taşı prevalansının yüksekliğine paralel olarak akut pankreatit vakaları sık görülmektedir. Hastalığın hafif formları konservatif tedaviyle iyileşirken, ciddi nekrotizan pankreatit olgularında mortalite oranları yüzde 15-30'a ulaşabilmektedir. Erken tanı, doğru şiddet değerlendirmesi ve zamanında müdahale, pankreatit yönetiminin temel taşlarını oluşturmaktadır. Kronik pankreatit ise pankreasın ilerleyici fibrozisi ile karakterize olup geri dönüşümsüz ekzokrin ve endokrin yetmezliğe yol açmaktadır.
Pankreas Nedir ve Ne İşe Yarar?
Pankreas, retroperitoneal bölgede mide arkasında konumlanan, yaklaşık 15-20 cm uzunluğunda ve 60-100 gram ağırlığında bir organdır. Baş, boyun, gövde ve kuyruk olmak üzere dört anatomik bölümden oluşmaktadır. Pankreas başı duodenumun C-kıvrımı içinde yer alırken, kuyruk dalak hilusuna uzanmaktadır. Wirsung kanalı (duktus pankreatikus), pankreasın tüm uzunluğu boyunca uzanarak Vater ampullası aracılığıyla duodenuma açılmaktadır.
Pankreas hem ekzokrin hem de endokrin fonksiyonlara sahip dual işlevli bir bezdir. Ekzokrin fonksiyon, asiner hücrelerden salgılanan sindirim enzimlerini kapsamaktadır. Tripsinojen, kimotripsinojen, lipaz, amilaz ve elastaz başlıca sindirim enzimleri olup günde yaklaşık 1-2 litre pankreatik sıvı üretilmektedir. Proteolitik enzimler, otodijesyonu önlemek amacıyla inaktif zimojenleri olarak salgılanır ve normal koşullarda ancak duodenumda enterokinaz tarafından aktifleştirilir. Endokrin fonksiyon ise Langerhans adacıkları tarafından yerine getirilmekte; beta hücrelerinden insülin, alfa hücrelerinden glukagon, delta hücrelerinden somatostatin salgılanmaktadır.
Pankreatitin Nedenleri ve Risk Faktörleri
Akut pankreatitin etiyolojisinde iki ana neden vakaların yaklaşık yüzde 70-80'ini oluşturmaktadır. Bu nedenlere ek olarak çok sayıda daha nadir etiyolojik faktör tanımlanmıştır.
- Safra taşı (biliyer pankreatit): Tüm akut pankreatit olgularının yaklaşık yüzde 40'ından sorumludur. Safra taşının Vater ampullasına impakte olması, pankreatik kanal basıncının artmasına ve asiner hücrelerde tripsinojenin prematür aktivasyonuna yol açmaktadır.
- Alkol kullanımı: Vakaların yüzde 25-30'unu oluşturmaktadır. Kronik alkol tüketimi, pankreatik duktal sıvının protein konsantrasyonunu artırarak protein tıkaçları ve kalsifikasyonlara zemin hazırlamakta; ayrıca asiner hücrelerde oksidatif stres ve stellat hücre aktivasyonunu tetiklemektedir.
- Hipertrigliseridemi: Serum trigliserid düzeyinin 1000 mg/dL'nin üzerine çıktığı durumlarda pankreatik lipaz tarafından serbest yağ asitlerinin aşırı üretimi, doğrudan asiner hücre hasarına neden olmaktadır.
- İlaçlar: Azatiyoprin, valproik asit, didanozin, merkaptopürin ve mesalazin gibi çeşitli ilaçlar pankreatit gelişimiyle ilişkilendirilmiştir.
- ERCP sonrası pankreatit: Endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografi sonrası yüzde 3-10 oranında gelişebilmekte olup en sık iyatrojenik nedendir. Profilaktik rektal indometazin ve pankreatik stent yerleştirilmesi riski azaltmaktadır.
- Otoimmün pankreatit: Tip 1 (IgG4 ilişkili) ve Tip 2 (granülositik epitelyal lezyon) olmak üzere iki alt tipi mevcuttur. Steroid tedavisine dramatik yanıt vermektedir.
- Genetik faktörler: PRSS1, SPINK1, CFTR ve CTRC gen mutasyonları herediter pankreatit ve idiyopatik rekürren pankreatitle ilişkilidir.
- Anatomik varyasyonlar: Pankreas divisum (en sık konjenital anomali, yüzde 5-10) ve anüler pankreas, tekrarlayan pankreatit atakları için predispozan faktörlerdir.
- İdiyopatik pankreatit: Kapsamlı değerlendirmeye rağmen vakaların yüzde 15-25'inde belirlenebilir bir neden saptanamamaktadır.
Pankreatitin Belirtileri
Akut pankreatitin kardinal semptomu epigastrik ağrı olup hastalığın en önemli klinik göstergesidir. Ağrı tipik olarak ani başlangıçlıdır ve saatler içinde maksimum şiddetine ulaşmaktadır.
- Epigastrik ağrı: Karın üst orta bölgede lokalize, kuşak tarzında, sırta vuran şiddetli ağrı patognomoniktir. Hasta genellikle öne eğilmekle rahatladığını ve sırt üstü yatmakla ağrının arttığını ifade etmektedir.
- Bulantı ve kusma: Hastaların yüzde 80-90'ında eşlik etmekte olup kusma genellikle ağrıyı rahatlatmamaktadır.
- Ateş: Sistemik inflamatuar yanıt sendromuna (SIRS) bağlı olarak subfebril veya yüksek ateş gelişebilmektedir.
- Taşikardi ve hipotansiyon: Üçüncü boşluğa sıvı kaçışı ve vazodilatasyona bağlı hemodinamik instabilite, ciddi pankreatitin erken bulguları arasındadır.
- Karın distansiyonu: Paralitik ileus nedeniyle karın şişkinliği ve bağırsak seslerinin azalması saptanabilmektedir.
- Cilt bulguları: Ciddi hemorajik pankreatitte Cullen belirtisi (göbek çevresinde ekimoz) ve Grey Turner belirtisi (böğür bölgesinde ekimoz) görülebilmekte olup kötü prognoza işaret etmektedir.
Kronik pankreatitte ise semptomlar farklı bir profil sergilemektedir. Tekrarlayan veya sürekli epigastrik ağrı, steatore (yağlı, kötü kokulu, bol miktarda dışkı), kilo kaybı ve diyabetes mellitus gelişimi kronik pankreatitin başlıca klinik yansımalarıdır.
Tanı Yöntemleri
Akut pankreatit tanısı, üç kriterden en az ikisinin varlığında konulmaktadır: karakteristik karın ağrısı, serum lipaz veya amilaz düzeyinin normalin üç katından fazla yükselmesi ve görüntülemede pankreatit ile uyumlu bulgular. Serum lipaz, amilaza kıyasla daha yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahip olması nedeniyle tanıda altın standart biyokimyasal belirteç olarak kabul edilmektedir. Lipaz düzeyi pankreatit başlangıcından 4-8 saat sonra yükselmeye başlar ve 8-14 gün yüksek kalabilir.
Kontrastlı batın bilgisayarlı tomografisi (BT), pankreatit tanı ve evrelemesinde en değerli görüntüleme yöntemidir. Ancak BT, semptom başlangıcından 48-72 saat sonra çekildiğinde nekrozun tam olarak değerlendirilmesine olanak tanımaktadır. Balthazar BT şiddet indeksi, pankreatik inflamasyon derecesi ve nekroz yaygınlığına göre 0-10 arasında puanlama yaparak prognostik bilgi sağlamaktadır.
Şiddet değerlendirmesinde çeşitli skorlama sistemleri kullanılmaktadır. Ranson kriterleri, başvuru anında ve 48 saat sonra değerlendirilen 11 parametreden oluşmaktadır. APACHE II skoru, genel yoğun bakım mortalite tahmini için geliştirilmiş olup pankreatitte de yaygın kullanılmaktadır. BISAP skoru (BUN, impaired mental status, SIRS, age, pleural effusion) basit ve hızlı değerlendirme sağlamaktadır. Atlanta sınıflaması (2012 revizyonu), akut pankreatiti üç kategoriye ayırmaktadır: hafif (organ yetmezliği yok, lokal komplikasyon yok), orta-şiddetli (geçici organ yetmezliği veya lokal komplikasyon) ve şiddetli (persistan organ yetmezliği, 48 saatten uzun süren).
Ayırıcı Tanı
Akut pankreatitin ayırıcı tanısında çeşitli abdominal ve ekstraabdominal patolojiler göz önünde bulundurulmalıdır.
- Peptik ülser perforasyonu: Ani başlangıçlı epigastrik ağrı ve peritoneal irritasyon bulguları pankreatiti taklit edebilir; ayakta direk batın grafisinde diyafragma altında serbest hava tanıyı desteklemektedir.
- Akut kolesistit: Sağ üst kadran ağrısı, Murphy bulgusu pozitifliği ve ultrasonografide safra kesesi duvar kalınlaşması ile ayırt edilmektedir.
- Mezenter iskemisi: Özellikle yaşlı ve atriyal fibrilasyon öyküsü olan hastalarda fizik muayene bulgularıyla orantısız şiddetli karın ağrısı mezenteri iskemiyi düşündürmelidir.
- Akut miyokard enfarktüsü: İnferior miyokard enfarktüsü epigastrik ağrıyla prezente olabilir; elektrokardiyografi ve troponin düzeyi ile ayırt edilmektedir.
- Diyabetik ketoasidoz: Karın ağrısı ve amilaz/lipaz yüksekliği ile pankreatiti taklit edebilir; kan gazı ve keton düzeyi değerlendirmesi gereklidir.
Tedavi Yaklaşımları
Akut pankreatit tedavisi ağırlıklı olarak destekleyici bakıma dayanmaktadır. Tedavinin temel bileşenleri erken ve agresif sıvı resüsitasyonu, etkili ağrı kontrolü ve uygun beslenme stratejisidir.
Sıvı Tedavisi
Agresif intravenöz hidrasyon, akut pankreatit tedavisinin köşe taşıdır. İlk 12-24 saatte Ringer laktat solüsyonu ile 5-10 mL/kg/saat hızında sıvı verilmesi önerilmektedir. Yeterli hidrasyonun sağlanması, pankreatik mikrosirkülasyonun korunması ve organ yetmezliğinin önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. Sıvı tedavisinin yeterliliği idrar çıkışı, kalp hızı, ortalama arter basıncı ve hematokrit düzeyi ile monitörize edilmektedir.
Ağrı Kontrolü
Pankreatit ağrısı şiddetli olabilmekte ve etkili analjezi hasta konforunu doğrudan etkilemektedir. Opioid analjezikler (tercihen hidromorfon veya fentanil), şiddetli ağrı kontrolünde birinci basamak olarak kullanılmaktadır. Hasta kontrollü analjezi (PCA) sistemleri, doz titrasyonunda esneklik sağlamaktadır. Parasetamol ve nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar adjuvan olarak eklenebilmektedir.
Beslenme
Geleneksel ağızdan beslenme kısıtlaması yaklaşımı yerini erken beslenme stratejilerine bırakmıştır. Hafif pankreatitte ağrı kontrol altına alındığında erken oral beslenme (düşük yağlı, yumuşak diyet) güvenle başlanabilmektedir. Şiddetli pankreatitte oral beslenme tolere edilemediğinde nazojejunal tüp ile enteral beslenme, total parenteral beslenmeye tercih edilmektedir. Enteral beslenme, bağırsak bariyer fonksiyonunu koruyarak bakteriyel translokasyonu ve enfekte nekroz riskini azaltmaktadır.
Biliyer Pankreatit ve ERCP
Safra taşına bağlı pankreatitte eşlik eden kolanjit veya persistan biliyer obstrüksiyon varlığında erken ERCP (24 saat içinde) endikedir. Kolanjit bulguları olmayan biliyer pankreatitte rutin erken ERCP önerilmemektedir. Kolesistektomi, biliyer pankreatit atağı sonrası aynı yatışta veya 2-4 hafta içinde planlanmalıdır.
Komplikasyonlar
Akut pankreatitin komplikasyonları lokal ve sistemik olarak sınıflandırılmaktadır.
- Pankreatik nekroz: Pankreasın kısmen veya tamamen nekroze olmasıdır. Steril nekroz konservatif izlenirken, enfekte nekroz (genellikle ikinci haftadan sonra) antibiyoterapi ve girişimsel drenaj (step-up yaklaşım: perkütan drenaj, ardından gerekirse minimal invaziv nekrozektomi) gerektirmektedir.
- Pankreatik psödokist: Akut pankreatit sonrası 4-6 hafta içinde oluşan, fibröz kapsülle çevrili, epitel döşemesi olmayan sıvı koleksiyonudur. Semptomatik veya 6 cm'den büyük psödokistler endoskopik veya cerrahi drenaj gerektirebilmektedir.
- Pankreatik apse: Enfekte nekroz veya psödokist zemininde gelişen abse, perkütan veya endoskopik drenaj ile tedavi edilmektedir.
- Organ yetmezliği: Pulmoner (ARDS), renal ve kardiyovasküler yetmezlik, şiddetli pankreatitin en önemli mortalite belirleyicileridir.
- Vasküler komplikasyonlar: Splenik arter psödoanevrizması, portal ven trombozu ve splenik ven trombozu gelişebilmektedir.
Kronik pankreatitte ise uzun vadeli komplikasyonlar farklı bir profil sergilemektedir. Ekzokrin yetmezlik (malabsorpsiyon, steatore), endokrin yetmezlik (pankreatojenik diyabet, tip 3c), pankreatik kanal taşları, safra yolu darlığı ve pankreas kanseri riski artışı (özellikle herediter pankreatitte kümülatif risk yüzde 40'a ulaşabilir) kronik pankreatitin başlıca uzun vadeli sonuçlarıdır.
Korunma
Pankreatit gelişiminin önlenmesi ve tekrarlayan atakların engellenmesi için yaşam tarzı düzenlemeleri ve risk faktörü kontrolü büyük önem taşımaktadır.
- Alkol kısıtlaması: Alkole bağlı pankreatit öyküsü olan hastalarda alkol kullanımının tamamen bırakılması, rekürren atak riskini önemli ölçüde azaltmaktadır.
- Safra taşı yönetimi: Biliyer pankreatit sonrası kolesistektominin zamanında yapılması, tekrarlayan atakları önlemede en etkili stratejidir.
- Trigliserid kontrolü: Hipertrigliseridemiye bağlı pankreatit öyküsü olan hastalarda diyet modifikasyonu, fibrat tedavisi ve gerektiğinde omega-3 yağ asitleri ile trigliserid düzeyinin 500 mg/dL'nin altında tutulması hedeflenmektedir.
- İlaç öyküsü değerlendirmesi: Pankreatit ile ilişkilendirilen ilaçların kullanımında yarar-zarar analizi yapılmalı ve mümkünse alternatif ajanlar tercih edilmelidir.
- Sigara bırakma: Sigara, hem akut hem de kronik pankreatit için bağımsız bir risk faktörüdür ve alkol ile sinerjistik etki göstermektedir.
- Dengeli beslenme: Yüksek yağlı diyetten kaçınılması, yeterli antioksidan alımı ve ideal kilonun korunması pankreatik sağlığı desteklemektedir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Pankreatit şüphesi uyandıran belirtilerin varlığında acil tıbbi değerlendirme hayati öneme sahiptir. Üst karın bölgesinde ani başlayan, şiddetli ve sırta yayılan ağrı, özellikle bulantı ve kusma ile birlikte olduğunda, gecikmeden acil servise başvurulmalıdır. Daha önce pankreatit geçirmiş bireylerde benzer semptomların tekrarlaması, yağlı ve kötü kokulu dışkı, açıklanamayan kilo kaybı veya yeni gelişen kan şekeri yüksekliği gibi bulgular kronik pankreatit gelişimini düşündürmektedir. Sarılık, koyu idrar ve açık renkli dışkı eşlik ediyorsa safra yolu obstrüksiyonu göz önünde bulundurulmalıdır. Ateş, titreme ve genel durum bozukluğu enfekte nekroz veya abse gibi ciddi komplikasyonların habercisi olabilir ve acil değerlendirme gerektirmektedir.
Pankreatit, erken tanı ve uygun tedavi ile genellikle iyi seyirli bir hastalıktır; ancak şiddetli formları hayatı tehdit edebilen ciddi komplikasyonlarla ilişkilidir. Risk faktörlerinin bilinmesi, semptomların erken fark edilmesi ve zamanında tıbbi yardım alınması, hastalığın seyrini belirleyen en önemli unsurlardır. Tekrarlayan pankreatit ataklarının önlenmesi için altta yatan nedenin ortadan kaldırılması ve yaşam tarzı düzenlemelerine uyum, tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır. Kronik pankreatit gelişmiş hastalarda ise düzenli takip, enzim replasman tedavisi ve diyabet yönetimi ile yaşam kalitesinin korunması mümkün olmaktadır.
Koru Hastanesi Dahiliye bölümünde uzman hekimlerimiz, bu alandaki en güncel tanı ve tedavi yöntemlerini uygulayarak hastalarımıza kapsamlı sağlık hizmeti sunmaktadır. Detaylı bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçebilirsiniz.








