Omurga enfeksiyonları, omurların, omurlar arasındaki disklerin veya omuriliği çevreleyen dokuların bakteri, mantar ya da nadiren parazitler nedeniyle iltihaplanması durumudur. Genellikle kan yoluyla vücudun başka bir bölgesinden taşınan mikropların omurga bölgesine yerleşmesiyle başlar ve zamanında müdahale edilmezse kemik dokusuna zarar verebilir. Bu durum, şiddetli sırt veya bel ağrısı ile kendini gösteren ve tedavi edilmediğinde hareket kabiliyetini kısıtlayabilen ciddi bir sağlık sorunudur.
Kimlerde Görülür?
Omurga enfeksiyonları her yaşta görülebilse de, vücut direnci düşük olan kişilerde daha sık ortaya çıkar. Özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerde bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla risk artar. Şeker hastalığı (diyabet) olan kişiler, kan şekeri seviyeleri kontrol altında tutulmadığında enfeksiyonlara karşı daha savunmasız kalır. Bunun dışında, uzun süreli kortizon veya bağışıklık sistemini baskılayan ilaçları kullanan kişilerde bu tür enfeksiyonlara daha sık rastlanır.
Kanser tedavisi gören, kemoterapi alan veya organ nakli yapılmış kişilerde bağışıklık sistemi baskılandığı için enfeksiyon riski yükselir. Ayrıca, damar yoluyla uyuşturucu madde kullanımı veya yakın zamanda geçirilmiş omurga ameliyatları da enfeksiyon kapma ihtimalini doğrudan artırır. Beslenme bozukluğu olan veya kronik böbrek yetmezliği yaşayan kişilerde de vücudun savunma mekanizması zayıfladığı için omurga enfeksiyonları gelişme eğilimi görülür.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
En sık karşılaşılan belirti, geçmeyen ve giderek şiddetlenen sırt veya bel ağrısıdır. Bu ağrı, mekanik bir bel ağrısından farklı olarak genellikle istirahat halindeyken veya geceleri daha fazla hissedilir. Hastaların büyük bir kısmında ateş, gece terlemesi, halsizlik ve iştahsızlık gibi genel enfeksiyon belirtileri görülür. Ağrı, omurganın belirli bir bölgesine dokunulduğunda veya o bölgeye baskı yapıldığında çok daha keskin bir hal alır.
Enfeksiyon ilerledikçe omurilik veya sinir kökleri baskı altında kalabilir. Bu durumda bacaklarda güç kaybı, uyuşma, karıncalanma veya yürüme güçlüğü gibi sinirsel belirtiler ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde enfeksiyon dokuda şişlik veya kızarıklık yapabilir ancak bu belirti derin dokularda olduğu için dışarıdan bakıldığında her zaman fark edilmeyebilir. Kilo kaybı da kronikleşen enfeksiyonlarda sıkça karşılaşılan bir durumdur.
Tanı Nasıl Konulur?
Tanı süreci, doktorun hastanın şikayetlerini dinlemesi ve yaptığı detaylı fiziksel muayene ile başlar. Kan testleri, vücuttaki iltihap seviyesini gösteren değerleri belirlemek için ilk başvurulan yöntemdir; kandaki beyaz kan hücresi sayısı, CRP ve sedimantasyon değerlerinin yüksekliği enfeksiyon şüphesini güçlendirir. Ancak kesin teşhis için görüntüleme yöntemleri şarttır.
Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR), omurga enfeksiyonlarını göstermede en etkili yöntemdir. MR sayesinde enfeksiyonun omurganın hangi seviyesinde olduğu, çevre dokulara yayılıp yayılmadığı ve sinirler üzerindeki baskı net bir şekilde görülür. Eğer MR çekilemiyorsa veya daha detaylı kemik incelemesi gerekiyorsa bilgisayarlı tomografi (BT) kullanılabilir. Bazı durumlarda, enfeksiyonun türünü belirlemek ve doğru antibiyotiği seçmek için enfeksiyonlu bölgeden iğne ile örnek (biyopsi) alınması gerekebilir.
Komplikasyonlar Nelerdir?
Tedavi edilmeyen veya geç müdahale edilen omurga enfeksiyonları, kalıcı hasarlara yol açabilir. En ciddi komplikasyon, omurga kemiklerinin enfeksiyon nedeniyle zayıflayıp çökmesi veya kırılmasıdır. Bu durum, omurganın şeklinin bozulmasına ve kamburluk gibi ciddi duruş bozukluklarına neden olabilir.
Enfeksiyonun omuriliği çevreleyen alanda iltihaplı bir birikinti (apse) oluşturması, sinirlerin ciddi şekilde baskılanmasına yol açar. Bu baskı, tedavi edilmediği takdirde bacaklarda kalıcı felç veya idrar ve dışkı kontrolünün kaybedilmesi gibi çok ağır sonuçlar doğurabilir. Ayrıca, enfeksiyonun kana karışması (sepsis) gibi hayati tehlike arz eden durumlar da nadir olsa da ortaya çıkabilir.
Nasıl Bulaşır, Nereden Bulaşır?
Omurga enfeksiyonları, kişiden kişiye doğrudan bulaşan bir hastalık değildir. Mikroplar vücuda genellikle başka bir odak noktasından, kan dolaşımı yoluyla ulaşır. Örneğin, idrar yolu enfeksiyonu, diş eti iltihabı, ciltteki açık yaralar veya akciğer enfeksiyonları tedavi edilmediğinde, buradaki bakteriler kana karışıp omurga dokusuna yerleşebilir.
Bir diğer bulaşma yolu ise cerrahi müdahalelerdir. Omurga bölgesine yapılan ameliyatlar sırasında veya sonrasında, bölgenin hijyen kurallarına tam uyulmaması durumunda dış ortamdaki bakteriler omurga içine girebilir. Ayrıca, omurgaya yapılan enjeksiyonlar veya omurga çevresine yapılan girişimsel işlemler de nadiren de olsa enfeksiyon riskini beraberinde getirebilir. Kısacası, enfeksiyon vücudunuzun başka bir yerindeki kontrol altına alınamamış bir sorunun bir yansıması olarak omurgaya taşınır.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Normal dinlenme veya basit ağrı kesicilerle geçmeyen, özellikle gece uykudan uyandıran şiddetli bel veya sırt ağrınız varsa vakit kaybetmeden bir uzmana görünmelisiniz. Ağrının yanında yüksek ateş, titreme veya açıklanamayan bir kilo kaybı yaşıyorsanız bu durumu ciddiye almalısınız.
Bacaklarınızda ani gelişen güç kaybı, dengesizlik, idrar kaçırma veya tuvalet alışkanlıklarında ani değişimler gibi belirtiler, acil müdahale gerektiren sinir baskısı belirtileri olabilir. Eğer yakın zamanda bir omurga ameliyatı geçirdiyseniz ve yara yerinde kızarıklık, akıntı veya artan bir ağrı hissediyorsanız, durumu hemen ameliyatı gerçekleştiren hekimle paylaşmalısınız. Erken teşhis, kalıcı hasarların önüne geçmek için hayati değer taşır.
Son Değerlendirme
Omurga enfeksiyonları, doğru teşhis ve uygun antibiyotik tedavisiyle kontrol altına alınabilen bir durumdur. Çoğu durumda uzun süreli ve damar yoluyla verilen antibiyotik tedavileri ile hastalar iyileşme sürecine girer. Ancak, enfeksiyonun şiddetine veya omurilik üzerindeki baskının derecesine göre cerrahi yöntemlerle apse temizliği veya omurganın sabitlenmesi gerekebilir. Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümünde, bu tür enfeksiyonların tanısı ve tedavisi için gerekli tüm teknolojik altyapı ve uzman ekip desteğiyle hastalarımızın sağlığına kavuşması için çalışılmaktadır. Unutmayın, bel veya sırt ağrısını hafife almamak ve belirtileri doğru takip etmek, sağlığınızı korumanın ilk adımıdır.
Bilgilendirme: Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; doktor muayenesi, tanı veya tedavinin yerini tutmaz. Sağlığınızla ilgili kararlar için bir uzman hekime danışın.






