Leishmaniasis, halk arasında "şark çıbanı" veya "Halep çıbanı" olarak da bilinen, Leishmania adı verilen tek hücreli parazitlerin neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık, paraziti taşıyan kum sineklerinin (tatarcık sineği veya phlebotomus) ısırması yoluyla insanlara geçer. Üç ana klinik tablosu vardır: cilt leishmaniyazı (en yaygın, şark çıbanı), mukokutanöz leishmaniyaz (cilt ve mukoz doku tutulumu), visseral leishmaniyaz veya kala-azar (iç organ tutulumu, en ölümcül).
Türkiye'de leishmaniasis yaygın görülen bir hastalıktır. Özellikle Güneydoğu Anadolu (Şanlıurfa, Diyarbakır, Adıyaman, Hatay) ve Akdeniz bölgelerinde sıkça karşılaşılır. Şanlıurfa şehri "Halep çıbanı" adının da kaynağıdır ve dünyada en yüksek leishmaniasis prevalansına sahip şehirlerden biridir. Türkiye'de yıllık 1.000-2.000 yeni vaka bildirilmektedir; ancak gerçek vaka sayısının çok daha yüksek olduğu düşünülmektedir.
Dünya genelinde 90'dan fazla ülkede yaygın olarak görülen hastalık, her yıl 700.000-1 milyon yeni vakaya yol açar; visseral form yılda 50.000-90.000 ölümle ilişkilidir. Hastalık genellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde, Orta Doğu, Akdeniz havzası, Hint alt kıtası, Latin Amerika ve Doğu Afrika'da yaygındır. Erken tanı ve uygun tedavi ile cilt leishmaniyazının çoğu vakası başarıyla iyileştirilebilir; visseral form ise acil ve agresif tedavi gerektirir.
Kimlerde Görülür?
Leishmaniasis, paraziti taşıyan kum sineklerinin yoğun olduğu coğrafyalarda yaşayan veya bu bölgelere seyahat eden herkesi etkileyebilir. Türkiye'de Güneydoğu Anadolu, Akdeniz, Ege ve Marmara'nın bazı bölgeleri endemiktir. Şanlıurfa, Diyarbakır, Adıyaman, Hatay, Antalya, Mersin, Çukurova bölgesi yüksek riskli sayılır. Bu bölgelerde yıl boyunca, özellikle yaz aylarında, kum sinekleri aktiftir.
Yaş ve cinsiyet ayrımı yapmaz; ancak çocuklar açık havada daha çok zaman geçirdiği ve sinek ısırıklarına karşı daha az koruyucu önlem aldıkları için yüksek risk altındadır. Çocuk yüzünde, kollarında ve bacaklarında şark çıbanı yaygındır. Erkekler açık havada daha çok çalıştıkları için bazı bölgelerde erkek baskınlığı görülebilir.
Kırsal alanlarda yaşayanlar, tarım işçileri, hayvancılıkla uğraşanlar, dış mekan çalışanları en yüksek risk grubunu oluşturur. Kum sinekleri evlerin duvar çatlaklarında, hayvan barınaklarında, yıkık yapılarda, çöplük alanlarında ürerler. Bu tür yerlerde yaşayan veya çalışan kişiler bulaşma riskine maruz kalır. Sokak hayvanları, özellikle köpekler, visseral leishmaniasis için rezervuar görevi gördüğü için bu hayvanlarla yakın temas riski artırır.
Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, özellikle HIV pozitif olanlar, organ nakli yapılanlar, kemoterapi alanlar, uzun süreli kortikosteroid kullananlarda hastalık çok daha ağır seyredebilir. HIV-leishmaniasis ko-enfeksiyonu özellikle visseral formda yüksek mortalite ile seyreder.
Endemik bölgelere seyahat eden turistler, askerler, gönüllüler, bilim insanları, iş seyahatinde olanlar bulaşma riskine maruz kalır. Şark çıbanı turistik geziler sonrası dönen kişilerde sporadik vakalar olarak görülür.
Mültecilik ve göç de hastalığın yayılımını etkiler. Suriyeli mültecilerin Türkiye'ye girişi sonrasında özellikle güney illerinde leishmaniasis vakalarında artış gözlemlenmiştir. Kalabalık, hijyen koşulları yetersiz yaşam ortamları parazitin yayılmasına zemin hazırlar.
Yaşlılar, kronik hastalığı olanlar, beslenme bozukluğu olan çocuklar visseral leishmaniyaz açısından yüksek risk taşır. Bu hasta grubunda hastalık ölümcül seyredebilir. Aşağıdaki gruplar leishmaniasis açısından özellikle dikkatli olmalıdır:
- Endemik bölgelerde yaşayan veya seyahat eden kişiler (Türkiye'de Güneydoğu ve Akdeniz bölgeleri).
- Kırsal alanda çalışanlar, tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar.
- Çocuklar, özellikle açık havada zaman geçirenler.
- Bağışıklığı baskılanmış hastalar, HIV pozitif bireyler.
- Yıkık-dökük evlerde, hayvan barınaklarına yakın yaşayanlar.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Leishmaniasis belirtileri klinik forma göre büyük farklılıklar gösterir. Üç ana form vardır: cilt leishmaniyazı (şark çıbanı), mukokutanöz leishmaniyaz ve visseral leishmaniyaz (kala-azar). Türkiye'de en sık görülen form cilt leishmaniyazıdır.
Cilt leishmaniyazı (şark çıbanı) belirtileri kum sineği ısırığından sonraki 2-8 hafta içinde ortaya çıkar; bazı vakalarda bu süre 6 aya kadar uzayabilir. İlk belirti, sineğin ısırdığı bölgede küçük, kırmızı, kabarık bir lekedir. Bu leke zamanla büyür, sertleşir ve ortasında ülser oluşur. Ortaya çıkan tipik şark çıbanı lezyonu yuvarlak, kenarları kabarık, ortası çukur, üzerinde kabuk olan bir yara şeklindedir.
Şark çıbanı genellikle ağrısızdır ancak kaşıntılı olabilir. Hastalar yarayı çoğunlukla rahatsızlık vermediği için ihmal edebilir. Yara haftalar veya aylar boyunca büyüyebilir; tedavi edilmediğinde 6-12 ay veya daha uzun süre kalabilir. Sonunda kendiliğinden iyileşir ancak ciltte kalıcı, çökük, renk değişmiş bir iz bırakır.
Yaralar yüz, kollar, bacaklar, eller, açık vücut bölümlerinde görülür çünkü kum sinekleri bu bölgelere kolayca ısırır. Çocuklarda yüz bölgesinde, özellikle yanak, alın, çene, kulakta sık görülür. Tek yara olabileceği gibi, sineğin birden çok ısırması durumunda birden fazla yara da olabilir. Bazı vakalarda yaralar ana lezyonun çevresinde, lenfatik yayılım yoluyla "satellit" lezyonlar oluşturabilir.
Şark çıbanının "kuru" ve "yaş" formları vardır. Kuru form daha yavaş gelişir, kuru kabuklu yara şeklindedir; yaş form daha hızlı büyür, ülserlidir, akıntılıdır. Türkiye'de her iki form da görülür.
Yaralar üzerinde ikincil bakteriyel enfeksiyon gelişebilir. Bu durumda yarada şiddetli ağrı, kızarıklık, iltihaplı akıntı, çevre dokularda şişlik, ateş, lenf bezi şişliği görülür.
Mukokutanöz leishmaniyaz Türkiye'de nadirdir; Latin Amerika'da yaygındır. Cilt yaralarından aylar veya yıllar sonra burun, ağız, boğaz mukozasında destrüktif (yıkıcı) lezyonlar oluşur. Burun delinmesi, yüz deformiteleri, ses kısıklığı, yutkunma güçlüğü gelişir; yıkım çok ciddi olabilir.
Visseral leishmaniyaz (kala-azar veya "siyah hastalık") en ölümcül formdur. Anadolu'nun bazı bölgelerinde (özellikle Ege ve Marmara) çocuklarda görülür. Belirtiler aylar süren bir kuluçka döneminden sonra başlar. Uzun süreli ateş (genellikle aralıklı), dalakta belirgin büyüme (splenomegali, çok büyüyebilir), karaciğer büyümesi, kilo kaybı, halsizlik, ciltte solgunluk ve koyulaşma (siyah hastalık adının nedeni), saç dökülmesi, anemi, kanama belirtileri görülür. Tedavi edilmediğinde %95-100 ölümle sonuçlanır.
Çocuklarda visseral leishmaniyaz büyüme geriliği, kronik halsizlik, sürekli ateş ile kendini gösterir; sıklıkla başka hastalıklarla karıştırılır ve geç tanı alır. HIV ko-enfeksiyonu olan hastalarda visseral leishmaniyaz atipik seyredebilir ve tedaviye dirençli olabilir.
Tanı Nasıl Konulur?
Leishmaniasis tanısı klinik şüphe, epidemiyolojik öykü ve laboratuvar testlerinin birleştirilmesi ile konulur. Doktor öncelikle hastanın hikayesini sorgular: belirtilerin başlangıç zamanı, yaranın görünümü ve seyri, son zamanlardaki seyahatler veya endemik bölgelerde yaşama, sinek ısırığı maruziyetleri, kronik hastalıklar değerlendirilir.
Fiziksel muayenede yaranın özellikleri (boyut, şekil, kabuk, akıntı), sayısı, yerleşimi, çevresindeki lenf bezleri incelenir. Visseral form şüphesinde karaciğer ve dalak büyüklüğü, anemi belirtileri, beslenme durumu değerlendirilir.
Cilt leishmaniyazı tanısı için yara kenarından doku örneği alınır. Bu örnek Giemsa boyamasıyla mikroskop altında incelenir; parazitlerin amastigot (intraselüler) formları aranır. Bu yöntem altın standarttır ancak duyarlılığı tecrübeye bağlıdır. Yaradan kazıma ile alınan sıvı veya doku biyopsisi kullanılabilir.
Kültür yöntemleri özel besi yerlerinde (NNN agar gibi) parazit üretmek için kullanılır; ancak zaman alır (haftalar). Moleküler testler (PCR) çok duyarlı ve özgüldür; az miktarda parazitin bile tespit edilmesini sağlar ve tür ayrımı yapabilir. Bu yöntem giderek yaygınlaşmaktadır.
Leishmanin deri testi (Montenegro testi) hücresel bağışıklığı değerlendirir; hastalık geçirilmiş kişilerde pozitif olur. Visseral leishmaniyazda aktif hastalık döneminde negatiftir, iyileşme sonrası pozitifleşir.
Visseral leishmaniyaz tanısı için kemik iliği, dalak veya karaciğer aspirasyonu yapılır ve parazit aranır. Dalak aspirasyonu en duyarlıdır ancak kanama riski nedeniyle dikkatle uygulanır. Serolojik testler (rk39 hızlı testi, ELISA) visseral form için duyarlıdır. Kan tahlillerinde pansitopeni (kan hücrelerinde azalma), hipergamaglobulinemi (immünoglobulin yüksekliği) görülür.
Görüntüleme yöntemleri visseral formda kullanılır; karın ultrasonu dalak ve karaciğer büyüklüğünü gösterir. Mukokutanöz formda BT veya MR ile mukoz doku hasarının boyutu değerlendirilir.
Tedavi Süreci Nasıl İşler?
Leishmaniasis tedavisi hastalığın formuna, parazit türüne, hastanın durumuna ve coğrafi bölgeye göre planlanır. Cilt leishmaniyazı bazen kendiliğinden iyileşse de izleri önlemek ve hızlı iyileşme sağlamak için tedavi önerilir.
Cilt leishmaniyazı tedavisinde geleneksel ilk seçenek pentavalent antimon bileşikleridir (sodium stibogluconate, meglumine antimoniate). Bu ilaçlar yara içine doğrudan enjeksiyon (intralezyonel) veya kas içine sistemik enjeksiyon şeklinde verilir. Türkiye'de meglumine antimoniate (Glucantime) yaygın kullanılır. İntralezyonel tedavi haftada birkaç kez 4-8 hafta süreyle uygulanır.
Lokal tedaviler arasında kriyoterapi (sıvı azotla dondurma), ısı tedavisi, paromomisin merhem, fotodinamik tedavi yer alır. Bu yöntemler özellikle küçük, az sayıda lezyonlar için yararlıdır.
Sistemik tedavi gerektiren durumlar: birden fazla lezyon, geniş lezyonlar, yüz veya eklem yakınında lezyonlar, mukozal yayılım riski, bağışıklık baskılanması. Bu durumlarda damar yolundan veya kas içine pentavalent antimon, amfoterisin B, milhefosin gibi ilaçlar kullanılır.
Visseral leishmaniyaz acil tedavi gerektirir. Lipozomal amfoterisin B (AmBisome) altın standart tedavi olarak kabul edilir; toplam dozun 5-10 günlük kürlerde verilmesi şeklinde uygulanır. Diğer seçenekler arasında pentavalent antimon (28-30 gün), milhefosin (oral, 28 gün), paromomisin yer alır. HIV ko-enfeksiyonu olan hastalarda kombine tedaviler ve uzun süreli idame gerekebilir.
Tedavi sırasında ve sonrasında yan etki takibi yapılır. Antimon bileşiklerinin kalp, karaciğer ve pankreas üzerine etkileri olabileceği için düzenli EKG, karaciğer fonksiyonları ve amilaz takibi gerekir. Amfoterisin B böbrek toksisitesi açısından izlenmelidir.
Destekleyici tedavi de önemlidir. Yaralar üzerine antiseptik uygulanması, ikincil bakteriyel enfeksiyon gelişirse antibiyotik tedavisi, ağrı yönetimi, beslenme desteği gerekir. Visseral formda anemi için kan transfüzyonu, beslenme bozukluğu için destek tedavisi yapılır.
Tedavi sonrası takip uzun süreli olmalıdır. Cilt yaraları iyileştikten sonra 6 ay-1 yıl boyunca rekürrens izlenir. Visseral form için tedavi sonrası 6 ay-2 yıl yakın takip gerekir; özellikle HIV pozitif hastalarda nüks oranı yüksektir.
Komplikasyonlar Nelerdir?
Leishmaniasisin komplikasyonları forma göre değişir. Cilt leishmaniyazının en sık komplikasyonu yara üzerine eklenen bakteriyel enfeksiyondur. Yarada şiddetli ağrı, kızarıklık, iltihaplı akıntı, ateş gelişir; antibiyotik tedavisi gerekir.
Tedavi edilmeyen veya gecikmiş yaralar geniş yayılım gösterebilir, doku kaybı oluşturabilir, yıllarca açık kalabilir. Yüz bölgesinde özellikle estetik ve fonksiyonel sorunlar yaratabilir. Burun, dudak, kulak yakınındaki lezyonlar deformasyonlara yol açabilir.
Mukokutanöz form (Latin Amerika'da daha sık) çok yıkıcı olabilir. Burun delinmesi, ağız ve yüz deformiteleri, yutkunma ve konuşma güçlüğü, sosyal izolasyona neden olur. Erken tanı ve tedavi yıkımı önler.
Visseral leishmaniyaz tedavi edilmediğinde hemen her zaman ölümcüldür. Komplikasyonlar arasında ağır anemi, kanama (trombositopeniye bağlı), ikincil bakteriyel ve fungal enfeksiyonlar, sepsis, organ yetmezlikleri yer alır.
Bağışıklığı baskılanmış hastalarda (özellikle HIV pozitifler) hastalık atipik seyredebilir, tedaviye dirençli olabilir, sık nüks görülür. Bu hastalarda mortalite yüksektir.
Tedaviye bağlı yan etkiler de komplikasyon olarak görülebilir. Antimon bileşikleri kardiyak (kalp ritm bozuklukları, EKG değişiklikleri), karaciğer ve böbrek yan etkileri yapabilir. Amfoterisin B nefrotoksisite ve elektrolit bozuklukları yapabilir. Milhefosin sindirim sistemi yan etkileri yapar ve teratojeniktir (gebelikte kullanılmaz).
Post-kala-azar dermal leishmaniyaz (PKDL), visseral leishmaniyaz tedavisinden aylar veya yıllar sonra ciltte oluşan döküntülerdir. Hindistan ve Sudan'da yaygındır, Türkiye'de nadirdir. Bu lezyonlar parazit kaynağı olarak yeni vakaların oluşmasına yol açabilir.
Estetik ve psikolojik etkiler önemlidir. Özellikle yüz bölgesindeki kalıcı izler kişide depresyon, anksiyete, sosyal izolasyona yol açabilir. Çocuklarda okul ve sosyal yaşamı etkileyebilir.
Nasıl Bulaşır, Nereden Bulaşır?
Leishmaniasis, paraziti taşıyan kum sineklerinin (tatarcık sineği, phlebotomus) ısırması yoluyla bulaşır. Hastalık doğrudan kişiden kişiye temasla, dokunma veya hava yoluyla bulaşmaz. Bulaşma için kum sineği aracılığı şarttır.
Kum sinekleri (Phlebotomus türleri Eski Dünya'da, Lutzomyia türleri Yeni Dünya'da) gözle zor görülür; 2-3 mm boyunda, tüylü ve sessizdirler. Diğer sineklerden farklı olarak vızıltısı yoktur; ısırırken fark edilmez. Genellikle gün batımından gün doğumuna kadar aktiftirler; en yüksek aktivite alacakaranlık dönemindedir. Sıcak, nemli, karanlık ortamları severler.
Sinekler binaların duvar çatlaklarında, hayvan barınaklarında, çöplük alanlarında, yıkık-dökük yapılarda, taş duvarlarda, mağaralarda, organik materyal birikintilerinde ürer. Endemik bölgelerde özellikle yaz aylarında popülasyonları artar.
Bulaşma döngüsünde insanların yanı sıra köpek ve bazı kemirgen türleri rezervuar görevi görür. Köpekler visseral leishmaniyaz için en önemli evcil rezervuardır; sokak köpekleri ve evcil köpekler parazit taşıyabilir. Bu yüzden endemik bölgelerde köpek popülasyonu kontrolü ve veteriner takibi önemlidir.
Kum sineği önce enfekte bir kaynaktan (hasta insan, köpek, kemirgen) kan emerken parazit promastigotlarını alır; vücudunda promastigotlar gelişir. Sonra başka bir kişiyi ısırdığında bu olgun parazitler kan dolaşımına geçer. İnsan vücudunda parazitler amastigot formuna dönüşür ve makrofajlarda çoğalır; cilt leishmaniyazında deri, visseralde kemik iliği, dalak, karaciğer gibi organlara yerleşir.
Çok nadir olarak kan transfüzyonu, organ nakli, anneden bebeğe transplasental geçiş, laboratuvar kazaları yoluyla bulaşma bildirilmiştir. Bu yollar epidemiyolojik olarak önemli değildir.
Korunma için sivrisinek temasından kaçınma önlemleri esastır. Kum sinekleri çok küçük olduğu için standart sinekliklerden geçebilir; bu yüzden özel ince delikli sineklikler (insektisit emdirilmiş) kullanmak gerekir. Cibinlik altında uyumak özellikle gece korunma için etkilidir.
Akşam ve gece dışarıdaysa uzun kollu, uzun paçalı, açık renkli kıyafetler giymek, vücudun açık bölgelerine sivrisinek kovucu uygulamak (DEET, picaridin içerikli) önemlidir. Endemik bölgelerde yatak odasında akşam saatlerinde böcek öldürücü sprey kullanmak yararlıdır.
Ev çevresinde kum sineğinin üreme alanlarını ortadan kaldırmak: duvar çatlaklarını kapatmak, çöp birikintilerini temizlemek, hayvan barınaklarını ev yakınından uzaklaştırmak, organik madde birikimini önlemek korunma yaklaşımlarıdır.
Köpek mücadelesi önemlidir. Endemik bölgelerde köpeklerin düzenli veteriner kontrolü, leishmaniasis taraması, gerekirse tedavi ve yatak böcekleri için tasma kullanımı parazit döngüsünü kırar. Şu an için insanlar için onaylanmış bir aşı yoktur ancak araştırma çalışmaları sürmektedir. Köpekler için aşılar mevcuttur ve bazı ülkelerde uygulanmaktadır.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Vücudunuzda, özellikle endemik bölgeye gittikten veya orada yaşadıktan sonra ortaya çıkan, iyileşmeyen, giderek büyüyen yara fark ederseniz vakit kaybetmeden bir Enfeksiyon Hastalıkları uzmanına başvurun. Türkiye'de Şanlıurfa, Diyarbakır, Adıyaman, Hatay, Antalya gibi endemik illerden gelen veya buralara seyahat etmiş kişiler özellikle dikkatli olmalıdır.
Karakteristik şark çıbanı görünümlü yara (kenarları kabarık, ortası çukur, üzerinde kabuk olan, ağrısız ülser) varsa hekim değerlendirmesi gerekir. Yaranın 2-3 haftadan uzun süredir iyileşmemesi tipik bir bulgudur.
Yarada ağrı, irinli akıntı, çevresinde yayılan kızarıklık, şişlik, ateş ikincil bakteriyel enfeksiyon belirtileridir; antibiyotik tedavisi gerekebilir.
Yara yüzünüzde, dudak çevresinde, burun, kulak, göz yakınında veya eklemlerin üzerindeyse erken müdahale doku kaybını ve kalıcı iz oluşumunu önler. Bu bölgelerdeki yaralar için sistemik tedavi gerekebilir.
Birden fazla yara, geniş yayılım, lenf bezi şişliği varsa daha agresif tedavi planlanmalıdır. Bağışıklığı baskılanmış kişilerde en küçük yara bile özel takip gerektirir.
Visseral leishmaniyaz şüphesi olan belirtiler (uzun süreli aralıklı ateş, açıklanamayan kilo kaybı, halsizlik, karında dolgunluk, ciltte solgunluk veya koyulaşma, dalağın büyümesi) hızlı tıbbi değerlendirme gerektirir. Bu form ölümcül olduğu için zaman kritiktir.
Endemik bölgelerden dönen veya bu bölgelerde yaşamış kişilerde uzun süreli ateş ve halsizlik varsa, klasik viral hastalıklar dışında leishmaniasis de düşünülmelidir. Tropikal seyahat sonrası şikayetlerde tüm parazit kaynaklı hastalıklar değerlendirilmelidir.
Yaraların kendi kendine iyileşmesini beklemek yerine erken hekim başvurusu hem iyileşme süresini kısaltır hem de izlerin boyutunu azaltır. Kendi başınıza krem, merhem veya geleneksel yöntemler uygulamayın; bunlar etkisiz olduğu gibi yanıltıcı da olabilir.
Son Değerlendirme
Leishmaniasis, doğru teşhis ve uygun tedavi ile yönetilebilen ancak ihmal edildiğinde kalıcı izler bırakabilen veya en ciddi formunda ölümcül olabilen bir hastalıktır. Türkiye'de özellikle Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Endemik bölgelerde yaşayanların ve buralara seyahat planlayanların bilinçli olması korunmanın temelidir.
Hastalıktan korunmak için kum sineği temasından kaçınma stratejileri esastır. Sineklerin aktif olduğu akşam ve gece saatlerinde dışarıda mümkünse az zaman geçirmek, dışarıdayken uzun kollu açık renkli kıyafetler giymek, sinek kovucu spreyler kullanmak temel davranışlardır. Cibinlik altında uyumak (özellikle insektisit emdirilmiş cibinlik) çok etkilidir.
Ev çevresinde temizlik önemlidir. Duvar çatlaklarını kapatmak, çöp birikintilerini temizlemek, organik madde birikimini önlemek, hayvan barınaklarını ev yakınından uzak tutmak kum sineği popülasyonunu azaltır. Köpeklerin düzenli veteriner kontrolünden geçmesi, gerekirse leishmaniasis taramasının yapılması, sokak köpeklerine yönelik halk sağlığı programları toplum sağlığı için yararlıdır.
Yarayı fark ettiğinizde büyümeden uzman hekim tarafından değerlendirmesinin yapılması erken iyileşmeyi sağlar ve kalıcı iz riskini azaltır. Özellikle yüz, eklem ve görünür bölgelerdeki yaralar için bu daha da önemlidir. Çocuklarda yüz lezyonları estetik açıdan kalıcı sorunlar yaratabileceği için erken tedavi tercih edilir.
Visseral leishmaniyaz şüphesinde acil tıbbi müdahale şarttır. Bu form tedavi edilmediğinde hemen her zaman ölümcül seyrettiği için tanı koymak ve tedaviye başlamak hayati önem taşır. Lipozomal amfoterisin B ve diğer modern tedavilerle başarı oranı belirgin biçimde iyileşmiştir.
Tedavi sonrası uzun süreli takip gereklidir. Yaralar iyileştikten sonra bile rekürrens izlenmeli, visseral formdan sonra 1-2 yıl yakın takip yapılmalıdır. Bağışıklığı baskılanmış hastalarda nüks riski yüksektir.
Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümü olarak, leishmaniasis gibi paraziter hastalıklarda deneyimli ekibimizle hastalarımıza modern tanı, tedavi ve önleyici danışmanlık hizmetleri sunmaya devam ediyoruz. Erken teşhis edilen her vakada hızlı iyileşme ve ciltteki olası izlerin minimuma indirilmesi mümkündür; bu yüzden şüpheli durumlarda uzman değerlendirmesi alın.
Bilgilendirme: Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; doktor muayenesi, tanı veya tedavinin yerini tutmaz. Sağlığınızla ilgili kararlar için bir uzman hekime danışın.




