Beyin ve Sinir Cerrahisi

Tüberküloz Spondiliti

Tüberküloz Spondiliti hakkında uzman bilgileri: belirtileri, nedenleri ve güncel yaklaşımlar için Koru Hastanesi rehberi.

Tüberküloz Spondiliti Nedir?

Tüberküloz spondiliti, omurganın tüberküloz mikrobu (Mycobacterium tuberculosis) tarafından enfekte edilmesi sonucu gelişen bir hastalıktır. Halk arasında "Pott hastalığı" veya "omurga veremi" olarak da bilinir. Bu hastalık tüberkülozun omurgaya yerleşmesi durumudur. Hastalığa adını veren Sir Percival Pott, 1779 yılında bu durumu detaylı olarak tanımlamış ve o günden bu yana tüberküloz omurga enfeksiyonu Pott hastalığı olarak anılmaktadır.

Hastalık omurları, omurlar arasındaki diskleri ve çevre yumuşak dokuları etkiler. Tüberküloz mikrobu yavaş çoğalan bir mikroorganizmadır ve bu nedenle hastalık sinsi seyirlidir. Belirtiler aylar veya yıllar içinde yavaş yavaş gelişir. Hastalar genellikle çok geç tanı alır. Bu gecikme nedeniyle omurga deformiteleri ve nörolojik komplikasyonlar gelişebilir. Erken tanı tedavi başarısı için kritiktir.

Tüberküloz spondiliti dünyada hâlâ önemli bir sağlık sorunudur. Türkiye, tüberkülozun görüldüğü ülkeler arasındadır. Akciğer tüberkülozu olan hastalarda omurga tutulumu yaklaşık yüzde bir-iki oranında görülür. İskelet tüberkülozu olgularının yarısından fazlası omurgayı etkiler. Bel omurları en sıkça etkilenir ancak sırt ve boyun omurları da etkilenebilir.

Tanıda klinik değerlendirme, görüntüleme yöntemleri, mikrobiyolojik incelemeler ve biyopsi kullanılır. Manyetik rezonans görüntülemesi tanıda kritik öneme sahiptir. Yaklaşımda uzun süreli antitüberküloz tedavi temeldir. Bazı olgularda cerrahi tedavi de gereklidir. Multidisipliner yaklaşım esastır. Beyin ve sinir cerrahisi, ortopedi, enfeksiyon hastalıkları, göğüs hastalıkları uzmanlarının iş birliği önemlidir.

Tüberküloz Spondiliti Kimlerde Görülür?

Tüberküloz spondiliti her yaşta görülebilir ancak bazı yaş gruplarında daha sıktır. Gelişmekte olan ülkelerde çocuklar ve genç erişkinlerde, gelişmiş ülkelerde ise yaşlılarda ve göçmen popülasyonlarda daha sık görülür. Erkeklerde kadınlara göre biraz daha sıktır. Türkiye'de hâlâ önemli bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir.

Düşük sosyoekonomik düzeyli kişiler başlıca risk grubudur. Yetersiz beslenme, kalabalık yaşam koşulları, hijyen yetersizliği tüberküloz yayılımını kolaylaştırır. Düşük gelirli toplulukları, mülteci kamplarını, evsiz nüfusu tüberküloz açısından özel risk grubudur. Bu popülasyonlarda tüberküloz spondiliti daha sık görülür.

HIV/AIDS hastaları yüksek risk grubundadır. Bağışıklık yetmezliği nedeniyle tüberküloz hızla yayılır ve omurgayı tutabilir. HIV ile tüberküloz birlikteliği gelişen ülkelerde ciddi bir sorundur. Bu hastalarda tanı zorluğu yaşanır ve atipik seyir görülebilir. HIV pozitif hastalarda tüberküloz taraması düzenli yapılmalıdır.

Bağışıklığı baskılanmış hastalar risk altındadır. Kanser tedavisi alanlar, organ nakli sonrası bağışıklık baskılayıcı ilaç kullananlar, kortikosteroid tedavisi alanlar, anti-TNF ilaçları kullananlar tüberküloz aktivasyonu yaşayabilir. Bu hastalarda tedavi öncesi tüberküloz taraması yapılır. Latent tüberküloz aktivasyonu özel bir risktir.

Diyabet hastaları risk grubundadır. Kontrol altında olmayan şeker hastalığı bağışıklığı zayıflatır ve tüberküloz aktivasyonunu kolaylaştırır. Diyabetik hastalarda tüberküloz daha ağır seyreder ve omurga tutulumu daha sık görülür. Diyabet kontrolü tüberküloz yönetiminde önemlidir.

Kronik böbrek yetmezliği olan ve diyaliz hastaları risk altındadır. Üremik durum bağışıklığı baskılar ve enfeksiyona yatkınlık yaratır. Bu hastalarda tüberküloz taraması düzenli yapılmalıdır. Diyaliz hastalarında ortaya çıkan kemik ağrıları tüberküloz spondiliti açısından değerlendirilmelidir.

Madde bağımlıları risk grubundadır. Damar içi madde kullanımı, alkol bağımlılığı bağışıklığı bozar. Bu kişilerde tüberküloz daha sık görülür. Aynı zamanda yaşam koşulları da hastalığa yatkınlık yaratır. Bağımlılık tedavisi ile birlikte tüberküloz taraması yapılmalıdır.

Tüberküloz öyküsü olan kişiler özel risk grubundadır. Daha önce akciğer veya başka organ tüberkülozu geçirenler yıllar sonra omurga tutulumu yaşayabilir. Yetersiz tedavi alan, tedaviyi yarıda bırakan hastalarda nüks oranı yüksektir. Bu hastalarda yeni belirtiler dikkatle değerlendirilmelidir.

Yaşlılar artan risk altındadır. Yaşa bağlı bağışıklık zayıflığı, kronik hastalıkların varlığı, beslenme bozuklukları tüberküloz riskini artırır. Yaşlılarda latent tüberkülozun aktivasyonu görülebilir. Belirtiler atipik olabilir ve tanı geciker. Bu hastalarda dikkatli değerlendirme gereklidir.

Endemik bölgelerden göç edenler risk grubundadır. Tüberkülozun yaygın olduğu ülkelerden gelen göçmenlerde latent tüberküloz oranı yüksektir. Yeni yaşam koşullarına uyum süreci, stres aktivasyonu tetikleyebilir. Göçmen sağlığı taramaları önemlidir. Türkiye'de Suriye'den gelen göçmen popülasyonunda tüberküloz konusunda dikkatli olunmalıdır.

Çocuklar özel bir grupta yer alır. Çocukluk dönemi tüberküloz enfeksiyonları ileride omurga tutulumu yapabilir. BCG aşı durumunun değerlendirilmesi önemlidir. Tüberkülozlu yetişkinle temas öyküsü olan çocuklar tarama yapılmalıdır. Erken müdahale çocuklarda büyüme ve gelişimi korur.

Tüberküloz Spondiliti Belirtileri Nelerdir?

Tüberküloz spondilitinin belirtileri çok sinsi seyirlidir. Tüberküloz mikrobu yavaş çoğaldığı için belirtiler aylar veya yıllar içinde yavaş yavaş gelişir. Bu nedenle hastalar genellikle çok geç tanı alır. Belirtilerin doğru yorumlanması erken tanı için önemlidir.

Sırt veya bel ağrısı temel belirtidir. Bu ağrı sinsi başlangıçlıdır ve aylar içinde artar. Etkilenen omur seviyesinde lokalizedir. Künt karakterli olabilir veya zonklayıcı tipte olabilir. Hareket ile artar, dinlenmekle hafifler. Bel ağrısı klasik mekanik ağrılardan farklı olarak gece de devam eder. Ağrı kesicilere yanıt sınırlıdır. Bu özellik tanıda yardımcıdır.

Gece terlemesi tipik bir belirtidir. Hasta gece uykuda terler, sabah ıslak yatağında uyanır. Bu belirti tüberkülozun klasik sistemik bulgusudur. Vücut tüberküloza karşı savaşırken bu terleme görülür. Açıklanamayan gece terlemesi olan hastalarda tüberküloz mutlaka düşünülmelidir.

Hafif ateş yaygın bir bulgudur. Tüberkülozda yüksek ateş nadiren görülür. Genellikle akşamları yükselen düşük ateş tipiktir. Subfebril ateş olarak adlandırılan bu durum 37.5-38.5 derece arasındadır. Ateş haftalarca veya aylarca devam edebilir. Bu özellik akut bakteriyel enfeksiyonlardan ayırt etmede yardımcıdır.

Kilo kaybı önemli bir bulgudur. Tüberküloz iştahsızlık ve kilo kaybına yol açar. Hasta aylar içinde belirgin kilo kaybeder. Halsizlik, yorgunluk eşlik eder. Bu sistemik belirtiler tüberkülozun klasik bulgularıdır. Açıklanamayan kilo kayıplarında tüberküloz akıla getirilmelidir.

İştahsızlık yaygındır. Hasta yemek isteğini kaybeder. Yemekleri yarım bırakır. Bu durum kilo kaybına katkı yapar. Çocuklarda büyüme geriliği görülebilir. Beslenme desteği tedavi sürecinde önemlidir.

Lokal hassasiyet ve hareket kısıtlılığı muayene bulgularıdır. Etkilenen omur seviyesinde dokunmakla ağrı vardır. Omurga hareketleri kısıtlanır. Hasta eğilirken zorlanır. Yürürken topallayabilir. Bu fizik muayene bulguları tanıda yardımcıdır.

Omurga deformitesi ileri olgularda görülür. Pott hastalığında klasik olarak Gibbus deformitesi denilen sivri kifoz gelişir. Birden fazla omur etkilendiğinde omur cisimleri yıkılır ve sırtta sivri bir çıkıntı oluşur. Bu görünüm bu hastalığın klasik bulgularındandır. Çocuklarda büyüme bozulduğu için kalıcı deformite gelişir.

Soğuk abse oluşumu tipik bir bulgudur. Tüberküloz iltihabı sonucu paraspinal alanda abse gelişir. Bu abse klasik bakteriyel apselerden farklı olarak ısı artışı veya kızarıklık yapmaz, bu nedenle "soğuk abse" denir. Abse psoas kası boyunca kalçaya, kasığa veya bacağa yayılabilir. Bu özellik tanıda yardımcıdır.

Nörolojik belirtiler omurilik veya sinir kökü tutulumu durumunda gelişir. Bacaklarda güçsüzlük, his değişiklikleri, yürüme zorluğu görülebilir. Pott paraplejisi olarak adlandırılan tablo omurilik baskısı sonucu gelişir. Bu durum acil müdahale gerektirir. Erken tanı ve tedavi ile bu komplikasyon önlenebilir.

İdrar ve dışkı kontrolünde sorunlar ileri olgularda görülür. Omuriliğin alt bölümünün baskı altına alınması bu duruma yol açar. Cauda equina sendromu acil cerrahi müdahale gerektirir. Hızlı tanı ve müdahale kalıcı sakatlığı önler.

Akciğer tüberkülozu belirtileri eşlik edebilir. Bazı hastalarda öksürük, balgam, kanlı balgam, nefes darlığı görülür. Bu belirtiler aktif akciğer tüberkülozunu işaret eder. Omurga tutulumu ile akciğer tüberkülozu birlikte olabilir. Bu hastalarda her iki organ değerlendirilmelidir.

Tüberküloz Spondiliti Nedenleri Nelerdir?

Tüberküloz spondilitinin sebebi Mycobacterium tuberculosis adı verilen mikroorganizmadır. Bu mikrop tüberküloz hastalığının etkenidir. Akciğerlerde başlayan enfeksiyon kan yoluyla omurgaya yayılabilir. Hastalığın oluşumu için belirli risk faktörlerinin bulunması genellikle gereklidir.

Mycobacterium tuberculosis çubuk şeklinde bir bakteridir. Yavaş çoğalır ve hücre içinde yaşayabilir. Bu özellikleri tüberkülozu kronik bir hastalık yapar. Bakteri bağışıklık sisteminden kaçabilir ve uzun yıllar latent halde kalabilir. Bağışıklık zayıfladığında aktive olur ve hastalık tablosu gelişir. Bu süreç tüberküloz spondilitinin sinsi seyirinin temel sebebidir.

Hematojen yayılım temel mekanizmadır. Akciğerlerden bakteriler kan dolaşımına geçer ve uzak organlara yayılır. Omurganın kanlanması açısından özel anatomik yapısı vardır. Omur cisimleri ön kısmının zengin kan akımı tüberküloz yerleşimi için uygun ortam yaratır. Bu nedenle omur cisimlerinin ön alt köşeleri tipik olarak etkilenir.

Birincil akciğer tüberkülozu önceki enfeksiyonun aktivasyonuna yol açabilir. Çocukluk döneminde geçirilen tüberküloz primer enfeksiyon sırasında bakteriler farklı organlara yayılır. Bu bakteriler yıllarca latent (gizli) halde kalabilir. Erişkinlikte bağışıklık zayıfladığında aktive olur ve omurga tutulumu yapar.

Aktif tüberkülozlu kişi ile temas hastalık başlangıcı için gereklidir. Tüberküloz havadan damlacık yoluyla bulaşır. Tüberkülozlu kişinin öksürmesi, hapşırması, konuşması ile etken havaya yayılır. Aynı ortamı paylaşan kişiler enfekte olabilir. Kalabalık ortamlar, hava sirkülasyonu olmayan kapalı mekanlar yüksek riskli ortamlardır.

Bağışıklık zayıflığı hastalığın gelişmesinde rol oynar. Sağlıklı bağışıklığı olan kişilerde tüberküloz enfeksiyonu olsa bile aktif hastalık çoğunlukla gelişmez. Bağışıklık zayıfladığında ise hastalık ortaya çıkar. HIV, kanser, kortikosteroid tedavisi, anti-TNF tedavisi gibi durumlar bağışıklığı zayıflatır ve tüberküloz aktivasyonuna yol açar.

Yetersiz beslenme önemli bir risk faktörüdür. Protein-kalori yetersizliği bağışıklığı bozar. Vitamin eksiklikleri, özellikle D vitamini eksikliği tüberküloz riskini artırır. Düşük gelirli toplumlarda yetersiz beslenme yaygın bir sorundur. Beslenme düzenlemesi tüberküloz tedavisinin parçasıdır.

Diyabet bağımsız bir risk faktörüdür. Kontrol altında olmayan diyabet bağışıklığı baskılar. Tüberküloz hastalarında diyabet birliği görülür. Diyabet tüberküloz tedavisini de zorlaştırır. Bu iki hastalığın paralel tedavi edilmesi gereklidir.

Alkol ve uyuşturucu kullanımı risk faktörüdür. Bu maddeler bağışıklığı bozar. Yaşam tarzı ve sosyal koşullar tüberküloz yayılımını artırır. Tedaviye uyumsuzluk yaygındır. Bu kişilerde tedavi süreci özel dikkat gerektirir.

Anti-TNF tedavisi latent tüberküloz aktivasyonuna yol açar. Romatolojik hastalıklar için kullanılan bu ilaçlar bağışıklığın belirli bölümünü baskılar ve tüberküloza karşı koruyuculuğu azaltır. Bu tedavi öncesi mutlaka latent tüberküloz taraması yapılmalıdır. Pozitif olgularda profilaktik tedavi başlatılmalıdır.

Sigara kullanımı tüberküloz riskini artırır. Sigara akciğer savunma mekanizmalarını bozar. Tüberküloz enfeksiyonuna yatkınlık yaratır. Aynı zamanda tedavi yanıtını da olumsuz etkiler. Sigara bırakılmalıdır.

Genetik faktörler de rol oynayabilir. Bazı kişilerde tüberküloza karşı genetik yatkınlık vardır. HLA tipleri, sitokin polimorfizmleri hastalık riskini etkileyebilir. Ailesinde tüberküloz öyküsü olan kişilerde dikkatli olunmalıdır.

Tüberküloz Spondiliti Nasıl Teşhis Edilir?

Tüberküloz spondilitinin tanısı zor olabilir çünkü belirtiler sinsi seyirlidir. Klinik değerlendirme, görüntüleme yöntemleri, mikrobiyolojik incelemeler ve biyopsi tanı sürecinde kullanılır. Erken tanı tedavi başarısı için kritiktir. Tüberküloz olasılığı her omurga enfeksiyonu olgusunda akıla getirilmelidir.

İlk değerlendirmede ayrıntılı bir öykü alınır. Belirtilerin ne zaman başladığı, nasıl ilerlediği sorgulanır. Aylar süren bel ağrısı, kilo kaybı, gece terlemesi, ateş şikayetleri sorgulanır. Tüberküloz temas öyküsü, ailede tüberküloz, geçmişte tüberküloz öyküsü değerlendirilir. BCG aşı durumu öğrenilir. Bağışıklık baskılayıcı tedavi, diyabet, HIV gibi risk faktörleri sorgulanır.

Fizik muayene kapsamlı yapılır. Hasta dikkatlice incelenir. Omurga muayenesi yapılır. Etkilenen omur seviyesinde hassasiyet aranır. Gibbus deformitesi (sivri kifoz) aranır. Paraspinal abse veya soğuk abse palpe edilir. Akciğer muayenesi yapılır. Lenf bezi muayenesi yapılır.

Nörolojik muayene kritiktir. Omurilik veya sinir kökü tutulumu belirtileri aranır. Bacak ve kollarda kas gücü, refleksler, his değerlendirilir. Yürüme analizi yapılır. Cauda equina sendromu belirtileri sorgulanır. Hızla ilerleyen nörolojik bulgular acil müdahale gerektirir.

Tüberküloz öyküsü detaylı sorgulanır. Daha önce tüberküloz tedavisi alıp almadığı, tedavi süresi, tamamlanıp tamamlanmadığı önemlidir. Yetersiz tedavi nüks riski yaratır. Tedaviye uyumsuzluk dirençli tüberküloz gelişimine yol açabilir.

Tüberkülin deri testi (PPD) yapılır. Bu test latent veya aktif tüberküloz enfeksiyonunu gösterebilir. Pozitif sonuç tüberküloz enfeksiyonunu işaret eder ancak aktif hastalık ile latent enfeksiyonu ayırt etmez. Bağışıklığı baskılanmış hastalarda yanlış negatif olabilir. BCG aşılı kişilerde yorum güçlüğü olabilir.

QuantiFERON-TB Gold testi modern bir tanı yöntemidir. Kan örneğinde tüberküloz antijenlerine karşı interferon-gama yanıtı ölçülür. BCG aşısından etkilenmez. Tüberküloz enfeksiyonunu daha güvenilir gösterir. Türkiye'de kullanımı yaygınlaşmaktadır.

Kan tetkikleri yardımcı olur. Sedimantasyon hızı ve CRP genellikle artmıştır ancak tüberkülozda klasik bakteriyel enfeksiyonlardaki kadar yüksek değildir. Hemogram, biyokimya, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri tedavi planlaması için yapılır.

Akciğer röntgeni yapılır. Aktif akciğer tüberkülozu varlığı araştırılır. Akciğer tüberkülozu izleri (eski kireçleşmeler) tanıya yardımcı olabilir. Akciğer tüberkülozu olmaması omurga tutulumunu dışlamaz; yaklaşık yarısında akciğer bulgusu yoktur.

Manyetik rezonans görüntülemesi (MR) tanıda temel araçtır. Omur cisimlerinde tutulum, disk yıkımı, paraspinal abse, omurilik baskısı MR'da net olarak görülür. Tüberküloz spondilitinin klasik bulguları (birden fazla seviyenin tutulumu, paraspinal absenin yaygın olması, disk tutulumunun geç gelişmesi) MR ile değerlendirilir. Kontrastlı MR aktif iltihaplanmayı gösterir.

Bilgisayarlı tomografi (BT) kemik değerlendirmesinde yardımcıdır. Omur cisimlerinde yıkım, sklerotik değişiklikler ayrıntılı görüntülenir. BT rehberliğinde iğne biyopsisi yapılabilir. Cerrahi planlama için yararlı bilgi sağlar.

Düz röntgen başlangıç değerlendirmesinde yapılır. Erken evrede normal olabilir. İleri evrede disk aralığında daralma, omur cisimlerinde yıkım, kifoz görülür. Düz röntgen tanı koymada yetersizdir ancak ilk basamak olarak yararlıdır.

Doku örneklemesi tanı için kritiktir. BT rehberliğinde iğne biyopsisi veya cerrahi sırasında alınan örnekler mikrobiyolojik ve histopatolojik incelemeye gönderilir. Aside dirençli boyama (ARB) tüberküloz mikrobunu gösterebilir. Tüberküloz kültürü altın değerdedir ancak haftalar alır. PCR yöntemleri hızlı tanı sağlar.

Histopatolojik inceleme tipik bulgular verir. Granülom oluşumu, kazeöz nekroz, Langhans tipi dev hücreler tüberkülozun tipik histopatolojik bulgularıdır. Bu bulgular tanıyı destekler. Aside dirençli boyama dokuda yapılabilir.

Tüberküloz Spondiliti Yönetim ve Yaklaşım Nasıldır?

Tüberküloz spondilitinin yönetimi uzun süreli antitüberküloz tedavi ve gerekli olgularda cerrahi tedaviyi içerir. Yaklaşım hastanın durumu, hastalığın yayılım derecesi, nörolojik komplikasyonların varlığı ve omurga stabilitesine göre belirlenir. Multidisipliner yaklaşım esastır. Tedavi süreci uzundur ve hasta uyumu kritiktir.

Antitüberküloz tedavi temel yaklaşımdır. Standart tedavi protokolü dörtlü ilaç kombinasyonu ile başlar. İzoniazid, rifampisin, pirazinamid, etambutol kombinasyonu ilk iki ay süreyle uygulanır. Bu evreye intensif faz denir. Bakteri yükü hızla azaltılır.

İdame fazı sonraki yedi-on ay sürer. Bu dönemde izoniazid ve rifampisin kullanılır. Bazı protokollerde etambutol da eklenir. Toplam tedavi süresi en az dokuz ay, çoğunlukla on iki ay veya daha uzundur. Tüberküloz spondiliti tedavisi akciğer tüberkülozundan daha uzun süre alır.

Tedaviye uyum çok önemlidir. İlaçların düzenli ve eksiksiz alınması gereklidir. Tedavinin yarıda bırakılması veya düzensiz alınması ilaç direnci gelişimine yol açar. Türkiye'de doğrudan gözetimli tedavi (DOTS) yaklaşımı uygulanır. Sağlık personeli ilaç alımını gözetler. Bu yöntem tedavi başarısını artırır.

İzoniazid temel ilaçtır. Tüberküloz mikrobunu doğrudan öldürür. Karaciğer toksisitesi yan etkidir. Piridoksin (B6 vitamini) takviyesi nöropati önlemek için verilir. Düzenli karaciğer fonksiyon testleri yapılır.

Rifampisin etkili ve yaygın kullanılan ilaçtır. Hücre içi bakterilere de etkilidir. Karaciğer toksisitesi yapabilir. İdrar, gözyaşı, terin kırmızı renge dönmesine yol açar. Çok sayıda ilaçla etkileşimi vardır. Doğum kontrol haplarının etkisini azaltır.

Pirazinamid bakteriyel öldürücü etkisi olan ilaçtır. İlk iki ay kullanılır. Karaciğer toksisitesi, gut alevlenmesi, eklem ağrısı yan etkileridir. Düzenli takip gerekir.

Etambutol göz yan etkileri açısından dikkat gerektirir. Görme keskinliği, renk görme bozuklukları yapabilir. Düzenli göz muayenesi yapılmalıdır. Belirtiler ortaya çıkarsa ilaç hemen kesilmelidir.

Cerrahi tedavi belirli durumlarda gereklidir. Nörolojik komplikasyon varlığı, omurga stabilitesi bozulması, büyük paraspinal abse, antitüberküloz tedaviye yanıtsızlık, doku örneği alınması gereken durumlar cerrahi endikasyonlarıdır. Cerrahi titiz yapılmalıdır.

Cerrahi yaklaşım hasta durumuna göre belirlenir. Anteror, posterior veya kombine yaklaşımlar kullanılır. Cerrahide enfekte doku temizliği, abse drenajı, dekompresyon, gerekirse stabilizasyon yapılır. Enstrümantasyon kullanımı tüberküloz spondilitinde yaygın olarak kabul görmektedir. Modern teknikler ile başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Korse veya destek kullanımı yaygındır. Omurga stabilitesini desteklemek için korse kullanılır. Lumbosakral korse bel olgularında, torakolumbar korse sırt olgularında kullanılır. Korse mobilizasyon döneminde destek sağlar. Aylar süreli kullanılır.

Yatak istirahati başlangıç döneminde uygulanır. Şiddetli belirtilerin gerilemesine kadar yatak istirahati önerilir. Mobilizasyon kademeli olarak başlatılır. Uzun süreli yatak istirahati komplikasyonları (tromboz, bası yaraları, kas erimesi) açısından dikkatli olunmalıdır.

Beslenme desteği tedavinin önemli bir parçasıdır. Yüksek protein, yeterli kalori sağlanmalıdır. D vitamini takviyesi yararlıdır. Yetersiz beslenme tedavi başarısını olumsuz etkiler. Beslenme uzmanı desteği önerilir.

Rehabilitasyon programı tedavi sürecinin değerli bir parçasıdır. Yatak istirahati sonrası kademeli mobilizasyon, kas güçlendirme egzersizleri, postür eğitimi yapılır. Nörolojik kayıp olan hastalarda kapsamlı rehabilitasyon programı uygulanır. Fonksiyonel iyileşme aylar gerektirebilir.

İlaç dirençli tüberküloz özel yaklaşım gerektirir. Çoklu ilaca dirençli tüberküloz (MDR-TB) veya geniş ilaca dirençli tüberküloz (XDR-TB) ortaya çıkabilir. Bu durumlarda tedavi daha uzun ve karmaşıktır. İkinci sıra ilaçlar kullanılır. Yeni nesil ilaçlar (bedaquilin, delamanid) yararlıdır. Bu hastalar uzman merkezlerde takip edilmelidir.

Tüberküloz Spondiliti Olası Komplikasyonlar

Tüberküloz spondiliti çeşitli komplikasyonlara yol açabilen ciddi bir hastalıktır. Erken tanı ve uygun tedavi olmadığında kalıcı sakatlık veya ölümcül durumlar gelişebilir. Komplikasyonların büyük bölümü uygun yaklaşımla önlenebilir. Tedavi sırasında da bazı sorunlar gelişebilir.

Pott paraplejisi en korkulan komplikasyondur. Omurilik baskısı sonucu bacaklarda felç gelişir. Erken tanı ve müdahale ile geri dönüş mümkündür. Geç tanı kalıcı sakatlığa yol açar. Bu komplikasyonun erken yakalanması kritiktir. Bacaklarda güçsüzlük gelişen tüm hastalar acil değerlendirilmelidir.

Omurga deformitesi yaygın bir sonuçtur. Pott hastalığında klasik olarak Gibbus deformitesi gelişir. Birden fazla omur cisminin yıkımı sivri kifoza yol açar. Çocuklarda büyüme bozulduğu için deformite kalıcıdır. Cerrahi düzeltme ileri olgularda gerekebilir.

Soğuk abse oluşumu yaygındır. Tüberküloz iltihabı sonucu paraspinal alanda abse gelişir. Psoas kası boyunca yayılabilir ve kasık, kalça, hatta dize kadar uzanabilir. Bu abseler büyük olabilir ancak klasik enfeksiyon bulguları vermez. Drenaj gerektirebilir.

Omurga stabilitesinin bozulması ileri olgularda görülür. Omur cisimlerinin yıkımı omurganın taşıma yeteneğini azaltır. Spontan kırıklar gelişebilir. Bu durumda cerrahi stabilizasyon gerekir. Modern enstrümantasyon teknikleri başarılı sonuçlar verir.

Kronik tüberküloz omurga deformitesi geç dönem sorundur. Erişkinlikte yıllar sonra ağrı, yürüme zorluğu, kompansatuvar değişiklikler ortaya çıkar. Bu hastalarda revizyon cerrahisi gerekebilir. Yaşam kalitesi etkilenir.

Sekonder enfeksiyonlar gelişebilir. Tüberküloz bölgesine başka bakteriler eklenebilir. Bu durum tedavi yaklaşımını karmaşıklaştırır. Geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi gerekebilir. Cerrahi temizlik yapılabilir.

Antitüberküloz ilaçların yan etkileri önemlidir. Karaciğer toksisitesi yaygın bir sorundur. İzoniazid, rifampisin, pirazinamid karaciğer hasarı yapabilir. Düzenli karaciğer fonksiyon testleri yapılmalıdır. Ciddi karaciğer hasarında ilaçlar kesilmelidir.

Periferik nöropati izoniazid yan etkisidir. El ve ayaklarda uyuşukluk, karıncalanma görülebilir. Piridoksin (B6 vitamini) takviyesi bu yan etkiyi önler. Diyabet, alkol kullanımı, beslenme bozukluğu olan hastalarda risk artar.

Görme bozuklukları etambutol yan etkisidir. Görme keskinliğinde azalma, renk görme bozukluğu gelişebilir. Düzenli göz muayenesi yapılmalıdır. Belirti ortaya çıkarsa ilaç hemen kesilmelidir. Erken kesilirse görme dönebilir.

İlaç direnci gelişimi ciddi bir sorundur. Yetersiz tedavi, tedaviye uyumsuzluk, yetersiz ilaç dozları direnç gelişimine yol açar. Çoklu ilaca dirençli tüberküloz (MDR-TB) tedavisi çok zordur ve uzun sürer. Yaşam tehdidi büyüktür. Bu nedenle ilk tedavinin doğru yapılması kritiktir.

Nüks önemli bir sorundur. Tedavi tamamlandıktan sonra hastalık tekrarlayabilir. Yetersiz tedavi süresi, ilaç dirençli mikrop, bağışıklık yetmezliği nüks riskini artırır. Düzenli takip kontrolleri yapılmalıdır. Yeni belirtilerde erken başvuru önemlidir.

Cerrahi komplikasyonlar görülebilir. Yara enfeksiyonu, kanama, dural yırtık, sinir hasarı, omurilik yaralanması gelişebilir. Enstrümantasyon kullanılan olgularda yabancı cisim enfeksiyonu görülebilir. Tecrübeli ekiplerin yaptığı cerrahilerde komplikasyon oranı düşüktür.

Sistemik komplikasyonlar gelişebilir. Tüberkülozun başka organlara yayılımı, milyer tüberküloz, tüberküloz menenjiti hayatı tehdit eden durumlardır. Yoğun bakım gerektirebilir. Erken tanı ve agresif tedavi önemlidir.

Psikolojik komplikasyonlar göz ardı edilmemelidir. Uzun süreli hastalık, hareketsizlik, sosyal damgalanma depresyon ve anksiyete bozukluklarına yol açabilir. Tüberküloza karşı toplumsal ön yargı hastayı sosyal olarak izole edebilir. Psikolojik destek tedavi planının parçası olmalıdır.

Tüberküloz Spondiliti Nasıl Gelişir?

Tüberküloz spondilitinin zaman içindeki seyri tedaviye uyuma, hastanın genel sağlık durumuna, hastalığın yayılım derecesine ve ilaç duyarlılığına göre değişir. Uygun tedavi ile çoğu hastada başarılı sonuçlar alınır. Ancak geç tanı ve tedaviye uyumsuzluk seyri olumsuz etkiler.

Sinsi başlangıç dönemi aylar süren bir süreçtir. Hafif belirtiler ile başlar. Bel ağrısı, yorgunluk, hafif ateş görülür. Bu evrede tanı sıklıkla konulmaz. Hastalar genellikle bel sorunu olarak değerlendirir. Tüberküloz açısından şüphe oluştuğunda tanı süreci başlatılır.

Tanı süreci haftalar sürebilir. Görüntüleme tetkikleri yapılır, mikrobiyolojik incelemeler için örnekler alınır, kültür sonuçları beklenir. Tüberküloz kültürü altı-sekiz hafta sürer. Bu süreçte ampirik tedavi başlatılabilir. Hızlı tanı yöntemleri (PCR) süreyi kısaltır.

Tedavi başlangıç dönemi ilk haftalar ve aylardır. Antitüberküloz tedavi ile belirtilerin gerilemesi beklenir. Ateş düşer, sistemik belirtiler azalır, iştah düzelir. Kilo alımı başlar. Bu olumlu yanıt tedavinin etkili olduğunu gösterir. Yan etkiler için yakın takip yapılır.

Uzun dönem tedavi süreci aylarca sürer. Antitüberküloz tedavi en az dokuz ay, çoğunlukla on iki ay veya daha uzun süre uygulanır. Bu süre boyunca düzenli takip yapılır. İlaçların yan etkileri açısından kontrol edilir. Görüntüleme kontrolleri ile tedavi yanıtı değerlendirilir.

Cerrahi sonrası iyileşme süreci aylar alır. Yara takibi, mobilizasyon eğitimi, fizik tedavi programı uygulanır. Tam fonksiyonel iyileşme bir yıl veya daha uzun süre alabilir. Hasta sabırlı olmalı, doktor önerilerine uymalıdır.

Bazı hastalarda kronik seyir görülür. Tedaviye yetersiz yanıt veren, ilaç dirençli mikrop olan, eşlik eden hastalıkları olan hastalarda hastalık kronikleşebilir. Bu durumda yaklaşım yeniden değerlendirilir. İkinci sıra ilaçlar kullanılır. Cerrahi yaklaşım gerekebilir.

Bağışıklığı baskılanmış hastalarda seyir daha zordur. HIV pozitif hastalarda, kanser tedavisi alanlarda tedaviye yanıt daha sınırlı olabilir. Komplikasyon oranı yüksektir. Tedavi süresi uzatılabilir. Yakın takip gereklidir.

Uzun dönem takip yaşam boyu sürer. Tedavi sonrası hastalar düzenli kontrol altında olmalıdır. Nüks açısından dikkatli olunmalıdır. Risk faktörleri kontrol edilmelidir. Bağışıklığı baskılayıcı tedavi başlanması gerektiğinde tüberküloz taraması yapılmalıdır.

Nörolojik sekel olan hastalarda rehabilitasyon önemlidir. Bacaklarda güçsüzlük, his değişiklikleri kalıcı olabilir. Fizik tedavi, mesleki terapi, idrar yönetimi gerekebilir. Yaşam tarzı düzenlemeleri ve yardımcı cihazlar yararlıdır. Hasta ve ailesi bu duruma uyum sağlamaya yardımcı olunmalıdır.

Omurga deformiteli hastalarda yaşam boyu takip gerekir. Kifoz veya başka deformiteler zaman içinde ilerleyebilir. Geç dönemde yeni cerrahiler gerekebilir. Bu hastalar omurga uzmanları tarafından düzenli olarak değerlendirilmelidir.

Tüberküloz Spondiliti için Ne Zaman Doktora Başvurmalı?

Tüberküloz spondiliti sinsi seyirli olduğu için erken tanı zordur. Bazı belirtilerin doğru yorumlanması ve hızlı başvuru tedavi başarısı için kritiktir. Aşağıdaki durumlarda zaman kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.

Aylar süren açıklanamayan bel veya sırt ağrısı değerlendirilmelidir. Klasik mekanik bel ağrılarından farklı, dinlenme ile geçmeyen, gece de devam eden, kademeli olarak artan ağrılar dikkat çekicidir. Bu belirtiler omurga enfeksiyonu habercisi olabilir. Birkaç ay süren ağrılar mutlaka değerlendirilmelidir.

Bel ağrısı ile birlikte sistemik belirtileri olan hastalar acil değerlendirilmelidir. Açıklanamayan ateş, gece terlemesi, kilo kaybı, iştahsızlık tüberküloz habercisi olabilir. Bu belirtilerin birlikte bulunması özellikle dikkat çekicidir. Tüberküloz araştırması yapılmalıdır.

Tüberküloz öyküsü olan hastalarda yeni bel veya sırt ağrısı dikkate alınmalıdır. Daha önce tüberküloz tedavisi alan kişilerde omurga tutulumu yıllar sonra gelişebilir. Bu hastalar yeni belirtiler için düzenli kontrol almalıdır.

Aktif tüberkülozlu hasta ile yakın teması olan kişiler dikkatli olmalıdır. Tüberkülozlu aile bireyi, iş arkadaşı varlığında bel ağrısı şikayetleri ciddiye alınmalıdır. Bu kişilerde tüberküloz taraması yapılmalıdır.

Endemik bölgelerden göç edenler bel ağrısı şikayetleri için değerlendirilmelidir. Bu kişilerde latent tüberküloz aktivasyonu görülebilir. Türkiye'de bu durum mültecilerle ilgili önemli bir sağlık sorunudur.

Bağışıklığı baskılanmış hastalarda hafif belirtiler bile değerlendirilmelidir. HIV pozitif hastalar, kanser tedavisi alanlar, organ nakli alıcıları, anti-TNF tedavisi alanlar yüksek risk grubundadır. Bu hastalarda tüberküloz atypik seyredebilir.

Bacaklarda güçsüzlük, his değişiklikleri gelişen hastalar acil müdahale için başvurmalıdır. Bu belirtiler omurilik veya sinir kökü baskısının habercisidir. Pott paraplejisi gelişebilir. Hızla ilerleyen kuvvet kaybı acil durumdur.

İdrar veya dışkı kontrolünde sorunlar acil durumdur. Bu belirtiler cauda equina sendromunu işaret edebilir. Acil cerrahi müdahale gerektirir. Gecikmeli müdahale kalıcı sakatlığa yol açabilir.

Belirgin omurga deformitesi gelişimi değerlendirilmelidir. Sırtta sivri çıkıntı (Gibbus), öne eğilme, postür değişikliği tüberküloz spondilitinin habercisi olabilir. Bu görünüm klasik bir tanı bulgusudur.

Soğuk abse görünümü değerlendirilmelidir. Kasık, kalça veya bel bölgesinde ağrısız şişlik tüberküloza bağlı paraspinal abse olabilir. Bu abseler klasik enfeksiyon bulguları vermez. Görüntüleme gereklidir.

Diyabet, HIV, böbrek yetmezliği gibi kronik hastalığı olanlarda yeni belirtiler özellikle dikkate alınmalıdır. Bu hastalarda tüberküloz daha sık ve daha ağır seyreder. Risk faktörü olan tüm hastalarda farkındalık önemlidir.

Tedavi sonrası belirtilerin tekrar başlaması yeniden değerlendirme gerektirir. Tüberküloz tedavisi tamamlanan hastalarda nüks görülebilir. Yeni belirtilerde erken başvuru önemlidir. Düzenli takip kontrolleri kaçırılmamalıdır.

Tüberküloz Spondiliti Hakkında Son Değerlendirme

Tüberküloz spondiliti dünyada hâlâ önemli bir sağlık sorunudur. Türkiye'de de görülmeye devam etmektedir. Doğru tanı ve uygun tedavi ile çoğu hastada başarılı sonuçlar alınabilir. Ancak geç tanı ve uygun olmayan yaklaşım kalıcı sakatlık veya hayatı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir. Hem hastaların hem de hekimlerin bu hastalık konusundaki farkındalığı önemlidir.

Erken tanı tedavi başarısının temel taşıdır. Sinsi belirtilerin doğru yorumlanması, tüberküloz olasılığının her olguda akıla getirilmesi tanı sürecini hızlandırır. Manyetik rezonans görüntülemesi tanıda kritik araçtır. Mikrobiyolojik tanı için doku örneklemesi vazgeçilmezdir.

Tedavi yaklaşımı multidisipliner olmalıdır. Beyin ve sinir cerrahisi, ortopedi, enfeksiyon hastalıkları, göğüs hastalıkları, fizik tedavi gibi uzmanlık alanları birlikte çalışmalıdır. Hastanın tüm sorunları birlikte değerlendirilmelidir. Tedavi planı kişiselleştirilmelidir.

Antitüberküloz tedavi tedavinin temelidir. Standart dörtlü ilaç kombinasyonu kullanılır. Tedavi süresi en az dokuz ay, çoğunlukla daha uzundur. Tedaviye uyum kritiktir. Doğrudan gözetimli tedavi (DOTS) tedavi başarısını artırır. İlaç dirençli olgularda özel tedavi yaklaşımı gerekir.

Cerrahi tedavi seçili olgularda gereklidir. Nörolojik komplikasyon, omurga stabilitesi bozulması, büyük abse, antitüberküloz tedaviye yanıtsızlık cerrahi endikasyonlarıdır. Modern enstrümantasyon teknikleri ile başarılı sonuçlar alınır. Cerrahi tecrübeli ekiplerce yapılmalıdır.

Önleme açısından toplum sağlığı önlemleri kritiktir. BCG aşılaması, aktif tüberkülozlu hastaların erken tedavisi, temas takipleri, riskli gruplarda tarama programları yararlıdır. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı tüberküloz kontrol programı yürütmektedir. Aile hekimleri bu programda önemli rol oynar.

Risk gruplarında tarama yapılmalıdır. HIV pozitif hastalar, anti-TNF tedavisi başlanacak hastalar, diyalize girenler, immün baskılanmış hastalar düzenli olarak taranmalıdır. Latent tüberküloz tespit edilirse profilaktik tedavi başlatılır.

Beslenme ve yaşam tarzı tedaviyi destekler. Yüksek protein, dengeli beslenme bağışıklığı destekler. Sigara bırakılmalı, alkol tüketimi azaltılmalıdır. Eşlik eden diyabet kontrol altına alınmalıdır. Genel sağlığın korunması tedavi başarısını artırır.

Tedavi sonrası takip yaşam boyu sürer. Hasta nüks açısından dikkatli olmalı, yeni belirti gelişiminde erken başvurmalıdır. Risk faktörleri kontrol altında tutulmalıdır. Düzenli sağlık kontrolleri yapılmalıdır.

Hasta ve aile eğitimi tedavi sürecinin değerli parçasıdır. Hastalığın doğası, tedavi süreci, beklenen seyir, alarm belirtileri konularında bilgilendirme yapılmalıdır. Tedaviye uyumun önemi vurgulanmalıdır. Sosyal damgalanma ile mücadele edilmelidir. Psikososyal destek sürecin parçası olmalıdır.

Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümünde uzman hekimlerimiz, tüberküloz spondiliti tanısı, takibi ve tedavisi konusunda deneyimli bir ekiple hizmet vermektedir. Ayrıntılı klinik değerlendirme, modern görüntüleme yöntemleri, mikrobiyolojik incelemeler ve gerektiğinde modern cerrahi teknikler ile hastalarımıza kapsamlı bakım sunulmaktadır. Enfeksiyon hastalıkları, göğüs hastalıkları, ortopedi, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi bölümlerle iş birliği içinde, her hastanın özel durumuna uygun bireyselleştirilmiş tedavi planları ile hastalığın yönetimi ve hastaların iyileşmesi için çalışılmaktadır.

Bilgilendirme: Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve bireysel tıbbi tavsiye yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri için Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanına başvurmanız önemlidir. Her hastanın klinik durumu farklılık gösterebilir; tedavi planlaması yalnızca hekim değerlendirmesi sonucunda kişiye özel olarak belirlenir.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Pott hastalığı (tüberküloz spondiliti) tam olarak ne demek, neden olur?
Pott hastalığı, aslında akciğerlerde başlayan tüberküloz (verem) mikrobunun kan yoluyla omurgaya yerleşmesiyle oluşan bir kemik enfeksiyonudur. Vücudun bir yerindeki verem mikrobu, omurga kemiklerine ve aradaki disklere ulaştığında orada iltihap yaparak kemiğin zayıflamasına neden olur.
Bende Pott hastalığı mı var, nasıl anlarım?
Genellikle uzun süren sırt veya bel ağrısı, gece terlemesi, hafif ateş ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösterir. Eğer sırtınızda şekil bozukluğu, kamburlaşma veya bacaklarınızda güçsüzlük gibi şikayetler başladıysa bu hastalığın belirtisi olabilir.
Pott hastalığı bulaşıcı mı, aileme geçer mi?
Pott hastalığı doğrudan insandan insana bulaşmaz; yani bu hastalığı olan birine dokunmakla veya aynı ortamda bulunmakla hastalık geçmez. Ancak hastalığa neden olan verem mikrobu aktif akciğer tüberkülozundan kaynaklanıyorsa, o kişinin öksürüğü yoluyla çevresine yayılabilir.
Pott hastalığı öldürür mü, tehlikeli mi?
Erken teşhis edilip doğru ilaç tedavisine başlandığında ölümcül bir hastalık değildir. Ancak tedavi edilmezse omurgada ciddi hasara, kalıcı kamburluğa ve sinir baskısına bağlı olarak felce yol açtığı için oldukça ciddiye alınması gerekir.
Pott hastalığı geçer mi, tedavisi mümkün mü?
Evet, verem ilaçları (antitüberküloz ilaçlar) ile genellikle başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Tedavi süreci uzundur ve çoğu zaman 6 aydan 1 yıla kadar düzenli ilaç kullanımı gerektirir.
Pott hastalığı kalıtsal mı, çocuğuma geçer mi?
Hayır, Pott hastalığı genetik bir hastalık değildir ve çocuklara kalıtsal yolla geçmez. Sadece enfeksiyon kaynağı olan verem mikrobu aile içinde bulaşma riski taşıyabilir, bu yüzden aile bireylerinin taramadan geçmesi önerilir.
Pott hastalığı varken normal bir hayat sürebilir miyim?
Tedavi süresince istirahat etmeniz ve omurganızı korumanız gerekir, bu yüzden hayatınızda bazı kısıtlamalar olur. Ancak tedaviye yanıt verdikten sonra çoğu kişi günlük aktivitelerine, hatta iş hayatına geri dönebilir.
Pott hastalığı olunca ne yememeli, beslenme önemli mi?
Özel bir yasaklı liste yoktur ancak vücudun enfeksiyonla savaşması için bağışıklığı güçlendiren protein ve vitamin ağırlıklı beslenmek iyileşmeyi hızlandırır. Alkol ve sigara gibi vücudu yoran maddelerden uzak durmak tedavi başarısı için oldukça önemlidir.
Pott hastalığından nasıl korunurum?
tercih edilen korunma yolu genel verem (tüberküloz) enfeksiyonuna karşı dikkatli olmaktır. Bağışıklık sistemini güçlü tutmak, veremli kişilerle yakın temastan kaçınmak ve çocukluk çağı verem aşılarını (BCG) yaptırmış olmak en temel önlemlerdir.
Hangi durumlarda acile gitmeliyim?
Eğer ani gelişen şiddetli sırt ağrınız varsa, bacaklarınızda uyuşma, güç kaybı veya yürüme güçlüğü yaşıyorsanız hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Ayrıca ani idrar veya dışkı kaçırma gibi kontrol kayıpları acil müdahale gerektirir.
Doğal yöntemler veya bitkisel karışımlar işe yarar mı?
Verem mikrobu sadece tıbbi antibiyotiklerle (antitüberküloz ilaçlar) öldürülebilir. Bitkisel yöntemler veya doğal kürler hastalığı tedavi etmez, aksine tedaviyi geciktirerek omurganızda kalıcı hasar oluşmasına neden olabilir.
Hamilelikte Pott hastalığı geçirmek riskli mi?
Hamilelikte bu hastalığın tedavisi biraz daha hassastır çünkü kullanılan bazı ilaçların bebeğe etkisi göz önünde bulundurulur. Ancak tedavi edilmeyen bir enfeksiyon hem anne hem de bebek için daha büyük risk taşıdığı için doktor kontrolünde tedavi planlanmalıdır.
Çocuklarda Pott hastalığı yetişkinlerden farklı mı?
Çocuklarda kemik gelişimi devam ettiği için hastalık omurgada daha hızlı şekil bozukluğuna ve kamburluğa yol açabilir. Bu nedenle çocuklarda erken teşhis ve hızlı tedavi omurganın ileride düzgün gelişmesi için hayati önem taşır.
Yaşlılarda Pott hastalığı nasıl seyrediyor?
Yaşlılarda bağışıklık sistemi daha zayıf olduğu için hastalık bazen daha sinsi ilerleyebilir. Ayrıca yaşlıların başka hastalıkları da olduğu için tedavi süreci daha dikkatli takip edilmeli ve ilaçların yan etkilerine karşı tetikte olunmalıdır.
Pott hastalığı spor yapmama veya cinsel hayatıma engel mi?
Aktif tedavi döneminde omurganızı zorlayacak sporlardan kaçınmanız gerekir. İyileşme sağlandıktan sonra doktorunuzun onayıyla hafif egzersizlere dönebilirsiniz; cinsel hayat ise fiziksel olarak kendinizi iyi hissettiğiniz ve doktorunuzun kısıtlama getirmediği sürece etkilenmez.
Pott hastalığı stresle mi ilgili, psikolojik mi?
Hayır, Pott hastalığı kesinlikle psikolojik değildir; doğrudan bir bakterinin (mikrobun) kemiğe yerleşmesiyle oluşur. Ancak aşırı stres bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudun bu mikroba karşı direncini kırabilir.
Vitamin veya mineral eksikliği Pott hastalığı yapar mı?
Vitamin ve mineral eksikliği tek başına Pott hastalığı yapmaz; hastalığın oluşması için mutlaka verem mikrobunun vücuda girmesi gerekir. Ancak vücudu vitaminsiz ve halsiz bırakmak, enfeksiyonun vücutta yayılmasını kolaylaştırabilir.
Pott hastalığında ameliyat şart mı?
Her hastada ameliyat gerekmez; çoğu hasta ilaç tedavisiyle iyileşir. Ancak omurgada ciddi bir çökme, sinirlere baskı yapan bir apse veya ilerleyici bir şekil bozukluğu varsa ameliyat ile omurganın sabitlenmesi veya iltihabın boşaltılması gerekebilir.
WhatsApp Online Randevu