Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

H. pylori Eradikasyon Protokolü Süreci

H. pylori Eradikasyon Protokolü için umut verici tedavi seçenekleri ve güncel yaklaşımlar. Koru Hastanesi uzman hekim rehberi.

Helicobacter pylori (H. pylori) eradikasyon protokolü, mide ve duodenum mukozasını kolonize etmiş olan bu bakterinin antibiyotik kombinasyonları ve asit baskılayıcı ilaçlarla tamamen elimine edilmesi sürecini kapsayan, modern gastroenteroloji ve enfeksiyon hastalıkları pratiğinin önemli bir tedavi protokolüdür. Eradikasyon, sadece bakterinin mevcut kolonizasyonunu sonlandırmakla kalmaz; aynı zamanda peptik ülser hastalığını iyileştirir, ülser nüksünü önler, mide kanseri ve MALT lenfoma riskini azaltır ve birçok ekstragastrointestinal hastalıkta klinik düzelme sağlar. Maastricht VI/Floransa konsensus raporu (2022) ve Toronto konsensüsü gibi uluslararası kılavuzlar, eradikasyon tedavisinin kanıta dayalı yönetimi için yol haritası sunmaktadır.

Eradikasyon süreci, hastanın değerlendirilmesi, uygun tedavi rejiminin seçilmesi, tedavi sırasında uyumun sağlanması, yan etkilerin yönetilmesi ve tedavi sonrası eradikasyon başarısının doğrulanmasını içeren çok aşamalı bir süreçtir. Antibiyotik direnç oranlarının dünya genelinde artması, klasik üçlü tedavinin başarı oranlarını yüzde 70 altına düşürmüş; bizmut içeren dörtlü tedavi, eşzamanlı dörtlü tedavi ve yüksek doz dual tedavi gibi yeni rejimler ön plana çıkmıştır. Türkiye'de yapılan çalışmalarda klaritromisin direnci yüzde 25-40, metronidazol direnci yüzde 30-50, levofloksasin direnci yüzde 15-25, amoksisilin direnci yüzde 1-3, tetrasiklin direnci yüzde 1-2 düzeylerinde bildirilmektedir. Bu yazıda H. pylori eradikasyon süreci tüm boyutlarıyla ele alınacaktır.

H. pylori Eradikasyon Tedavisi Nedir?

H. pylori eradikasyon tedavisi, bakterinin midedeki kolonizasyonunu kalıcı olarak sonlandırmak için 7-14 gün süreyle uygulanan, çoklu antibiyotik ve asit baskılayıcı ilaç kombinasyonu protokolüdür. Patofizyolojik olarak başarılı eradikasyon için tedavinin birkaç önemli kriteri karşılaması gerekir. Birinci kriter, mide pH'ının yeterince yükseltilmesidir; H. pylori asit ortamda nispi olarak inaktif kalır ve antibiyotiklere direnç gösterir, ancak pH 5-7 arasına yükseldiğinde bakteri aktif çoğalma fazına geçer ve antibiyotiklere duyarlı hale gelir.

İkinci kriter, antibiyotiklerin mide mukus tabakası altında etkin doku konsantrasyonuna ulaşmasıdır. Amoksisilin, klaritromisin, tetrasiklin, metronidazol ve levofloksasin H. pylori'ye karşı aktif olan ana antibiyotiklerdir; her birinin farklı etki mekanizması vardır. Üçüncü kriter, antibiyotik direncinin değerlendirilmesidir; klaritromisin direnç oranlarının yüzde 15 üzerine çıktığı bölgelerde klaritromisin içeren rejimler kullanılmamalıdır.

Bizmut tuzları (bizmut subsalisilat, bizmut subsitrat) bakterisidal etki gösterir; bakterinin mukus tabakasına yapışmasını engeller, mukozayı kaplar ve antibiyotik penetrasyonunu artırır. Bizmut, klaritromisin direnci olan suşlarda da etkili olduğundan, bizmut içeren dörtlü tedavi günümüzde tercih edilmektedir.

Yeni nesil asit baskılayıcılar arasında potasyum kompetitif asit blokerleri (P-CAB), özellikle vonoprazan, proton pompa inhibitörlerine göre daha hızlı, güçlü ve uzun süreli asit baskılaması sağlar. Vonoprazan içeren rejimler eradikasyon başarısını yüzde 5-10 artırabilmektedir. CYP2C19 polimorfizmi PPI metabolizmasını etkiler; hızlı metabolizör hastalarda standart doz PPI yetersiz asit baskılaması yapabilir, bu durumda doz artırımı veya P-CAB tercih edilmelidir.

Eradikasyon Endikasyonları ve Risk Faktörleri

H. pylori eradikasyonu için kesin endikasyonlar uluslararası kılavuzlarla net şekilde tanımlanmıştır. Aktif veya geçirilmiş peptik ülser hastalığı (komplike veya komplike olmayan), mide MALT lenfoması (özellikle erken evre), erken evre mide adenokarsinomu cerrahisi sonrası rezidüel mide bulunan hastalar, mide kanseri tanılı birinci derece akrabası olan bireyler, idiyopatik trombositopenik purpura, açıklanamayan demir eksikliği anemisi, B12 eksikliği başlıca eradikasyon endikasyonlarıdır.

Diğer endikasyonlar arasında dispepsi (özellikle 50 yaş altı, alarm semptomu olmayan hastalarda "test-and-treat" stratejisi), uzun süreli NSAID veya aspirin tedavisi başlanacak yüksek riskli hastalar (önceki ülser öyküsü, yaşlılar), uzun süreli proton pompa inhibitörü kullanımı planlanan hastalar, atrofik gastrit ve intestinal metaplazi tanılı hastalar, kronik ürtiker ve nedeni belirsiz Henoch-Schönlein purpurası yer alır.

Tedavi başarısı, hastanın özellikleri, antibiyotik direnç paterni, tedavi rejiminin uygunluğu ve hasta uyumu ile şekillenir. Tedavi başarısızlığı için risk faktörleri arasında klaritromisin direnci, metronidazol direnci, sigara kullanımı, CYP2C19 hızlı metabolizör fenotipi, PPI altdoz kullanımı, tedavi süresi yetersizliği (10 gün altında), hasta uyumsuzluğu, ileri yaş, malign hastalıklar, bağışıklık baskılanması yer alır.

  • Klinik faktörler: Önceki başarısız eradikasyon, antibiyotik direnç bölgeleri, eşlik eden hastalıklar.
  • İlaç ile ilgili faktörler: Antibiyotik direnci (klaritromisin, metronidazol, levofloksasin), PPI metabolizması.
  • Hasta faktörleri: Sigara, alkol, ileri yaş, kötü beslenme, immün yetmezlik.
  • Uyum faktörleri: Çok sayıda hap, yan etki, kompleks dozlama, tedavi süresi.
  • Bakteriyel faktörler: Yüksek bakteri yükü, biyofilm oluşumu, kokoid form geçişi.

Tedavi Süreci ve Klinik Bulgular

Eradikasyon tedavisi süreci hasta için zorlu olabilir. Tipik bir tedavi sırasında hasta günde 8-12 hap kullanmak zorunda kalır. Tedavinin ilk birkaç gününde hastalar bulantı, metalik tat, halsizlik, baş ağrısı, ishal, karın krampları, baş dönmesi yaşayabilirler. Bu yan etkiler sıklıkla ilaç değişikliği ya da kesilmeyle değil, destekleyici tedavilerle yönetilir.

Bizmut içeren dörtlü tedavi sırasında karakteristik olarak siyah dil ve siyah renkte dışkılama görülür; bu zararsız bir bulgudur ve hasta bilgilendirilmelidir. Metronidazol metalik tat, alkol intoleransı (disülfiram benzeri reaksiyon), bulantı yapabilir. Klaritromisin tat değişikliği, ishal, hepatotoksisite, QT uzaması yan etkilerine sahiptir. Amoksisilin ise alerjik reaksiyon, ishal, mantar enfeksiyonuna yol açabilir.

Tedavinin etkinliği ilk günden itibaren başlar; mide pH'ının yükselmesiyle dispeptik şikayetler genellikle 24-48 saat içinde belirgin azalma gösterir. Ancak antibiyotik tedavisinin tam etkin olabilmesi için 10-14 günlük süre gereklidir. Hastalar bu süreyi tamamlamadan tedaviyi kesmemelidir; erken kesilme tedavi başarısızlığı ve direnç gelişimine yol açar.

Tedavi sonrası hastalar genellikle dispeptik şikayetlerinin belirgin azaldığını ifade eder. Peptik ülser hastalığı zemininde olan hastalarda ülser iyileşmesi 4-6 hafta içinde tamamlanır. MALT lenfoması olan hastalarda eradikasyon sonrası remisyon 6-18 ay içinde gözlenir; takip endoskopi ile yapılır.

Eradikasyon başarısız olduğunda hastalar genellikle dispeptik şikayetlerin nüksü, yeni ülser gelişimi veya tedavinin yetersiz iyileşme sağlaması ile geri başvurur. Bazı hastalar asemptomatik olduğundan eradikasyon başarısı sadece kontrol testi ile anlaşılır. Bu nedenle eradikasyon sonrası kontrol testi (üre nefes testi veya dışkı antijen testi) zorunludur.

Tanı ve Tedavi Sonrası Takip Yaklaşımı

Eradikasyon başarısının değerlendirilmesi süreçte kritik bir adımdır. Kontrol testi tedavi bitiminden en az 4-8 hafta sonra yapılmalıdır; bu süre içinde proton pompa inhibitörü, bizmut, antibiyotik kullanımı yanlış negatif sonuçlara yol açabilir. PPI tedavi öncesi 2 hafta, antibiyotikler ve bizmut 4 hafta önceden kesilmelidir.

Üre nefes testi (UBT), eradikasyon kontrolünde altın standart non-invaziv yöntemdir; duyarlılık ve özgüllük yüzde 95 üzerindedir. Hasta C13 veya C14 ile işaretli üre çözeltisi içer; 30 dakika sonra alınan nefes örneğinde işaretli karbondioksit ölçülür. Eşik değerin üzerinde olması H. pylori varlığını gösterir.

Dışkıda H. pylori antijen testi (SAT), monoklonal antikorlarla yapıldığında duyarlılık yüzde 94, özgüllük yüzde 92'dir. Tedavi sonrası kontrol için uygundur ve ucuz, kolay uygulanabilir bir testtir. Serolojik testler (IgG antikor) tedavi sonrası takipte kullanılmamalıdır; antikorlar eradikasyon sonrası aylar veya yıllarca pozitif kalabilir.

Endoskopi ile kontrol, başlangıç endikasyonu olan hastalarda (mide ülseri, MALT lenfoması, mide kanseri sonrası) önerilir. Mide ülseri tanılı hastalarda iyileşmenin doğrulanması ve maligniteyi dışlamak için kontrol endoskopisi standarttır. Duodenum ülseri olgularında genellikle endoskopik kontrol gerekmez; UBT veya SAT yeterlidir.

Tedavi başarısız olan hastalarda mümkünse antibiyotik duyarlılık testi yapılmalıdır. Bunun için endoskopi ile mide biyopsisi alınarak kültür yapılır; veya stool örneğinde moleküler yöntemlerle (gerçek zamanlı PCR ile 23S rRNA mutasyonu, gyrA mutasyonu) klaritromisin ve levofloksasin direnci tespit edilebilir. Bu sonuçlara göre ikinci ve üçüncü basamak tedavi planlanır.

Eradikasyon Tedavisi Sırasında Ayırıcı Tanı ve Yönetim

Eradikasyon tedavisi sırasında gelişen şikayetler bazen tanı zorlukları yaratabilir. Tedavi sırasında ortaya çıkan ishal, çoğunlukla antibiyotik ilişkili ishal olabilir; bu durum genellikle bağırsak florasının bozulmasından kaynaklanır ve probiyotik desteği ile yönetilir. Ancak şiddetli ishal, kanlı ishal, yüksek ateş gelişmesi durumunda Clostridioides difficile enfeksiyonu mutlaka düşünülmelidir; toksin testi yapılmalı ve gerekirse vankomisin veya fidaksomisin tedavisine geçilmelidir.

Allerjik reaksiyonlar, özellikle amoksisilin kullanan hastalarda kritiktir; cilt döküntüsü, kaşıntı hafif tabloda kortikosteroid ve antihistaminik ile yönetilebilir, ancak anjiyoödem, anafilaksi, Stevens-Johnson sendromu gelişmesi durumunda ilaç hemen kesilmelidir. Klaritromisin ile QT uzaması, özellikle kardiyovasküler hastalığı olan ve QT uzatan ilaç kullanan hastalarda önemlidir; gerektiğinde EKG izlemi yapılmalıdır.

Yeni başlayan veya kötüleşen şikayetlerin malignite belirtisi olabileceği unutulmamalıdır. Disfaji, kilo kaybı, kanama, anemi, palpe edilebilen kitle, ileri yaş alarm semptomları olarak değerlendirilmelidir; bu hastalarda tedavi sırasında bile endoskopi ve patolojik değerlendirme yapılmalıdır.

Tedavi sırasında dispeptik şikayetlerin gerilemediği veya kötüleştiği hastalarda gastroözefageal reflü hastalığı, fonksiyonel dispepsi, safra kesesi hastalıkları, pankreas hastalıkları, kronik mezenterik iskemi gibi alternatif tanılar değerlendirilmelidir. Eozinofilik gastrit, kollagenöz gastrit, lenfositik gastrit gibi nadir gastrit formları biyopsi ile ayırt edilir.

Eradikasyon Tedavi Stratejileri

Birinci basamak tedavi olarak bizmut içeren dörtlü tedavi (BQT) günümüzde standart yaklaşımdır. Klasik rejim: omeprazol 20 mg veya esomeprazol 20 mg veya pantoprazol 40 mg veya lansoprazol 30 mg veya rabeprazol 20 mg günde 2 doz + bizmut subsitrat 120 mg veya bizmut subsalisilat 524 mg günde 4 doz + tetrasiklin 500 mg günde 4 doz + metronidazol 500 mg günde 3 doz, 14 gün süreyle. Eradikasyon başarısı yüzde 80-95 arasındadır. Pylera tek tablet formu (bizmut subsitrat 140 mg + metronidazol 125 mg + tetrasiklin 125 mg) günde 3 hap 4 doz olarak alınır ve uyumu kolaylaştırır.

Eşzamanlı (concomitant) dörtlü tedavi: PPI standart doz + amoksisilin 1 gram + klaritromisin 500 mg + metronidazol 500 mg, hepsi günde 2 doz, 10-14 gün süreyle uygulanır. Bizmut içermeyen dörtlü tedavidir; klaritromisin direnç oranı yüzde 15 altındaki bölgelerde tercih edilebilir. Sıralı tedavi: ilk 5-7 gün PPI + amoksisilin, sonraki 5-7 gün PPI + klaritromisin + tinidazol/metronidazol; günümüzde daha az tercih edilmektedir.

Hibrit tedavi: ilk 7 gün PPI + amoksisilin, sonraki 7 gün PPI + amoksisilin + klaritromisin + metronidazol, eşzamanlı ve sıralı tedavinin avantajlarını birleştirir. Levofloksasin içeren üçlü tedavi: PPI + amoksisilin 1 gram + levofloksasin 500 mg, günde 2 doz, 10-14 gün; ikinci basamak tedavi olarak veya levofloksasin direnci düşük bölgelerde birinci basamak alternatif olarak kullanılır.

Yüksek doz dual tedavi: PPI standart dozun 2-3 katı + amoksisilin 750 mg günde 4 doz veya 1 gram günde 3 doz, 14 gün süreyle; CYP2C19 hızlı metabolizör hastalarda ve ikinci-üçüncü basamak tedavide kullanılır. Vonoprazan içeren rejimler: vonoprazan 20 mg günde 2 doz + amoksisilin + klaritromisin (üçlü) veya amoksisilin (dual), Asya ülkelerinde standart hale gelmektedir; eradikasyon başarısı yüzde 90 üzerindedir.

Üçüncü basamak tedavi (kurtarma tedavisi) seçenekleri arasında rifabutin içeren üçlü tedavi (PPI + amoksisilin + rifabutin 150 mg günde 2 doz, 10-14 gün), furazolidon içeren rejimler ve antibiyotik duyarlılık testi sonucuna göre özelleştirilmiş tedaviler yer alır. Dirençli vakalarda mikrobiyota analizi ve fekal mikrobiyota transplantasyonu deneysel yaklaşımlar olarak araştırılmaktadır.

Yan Etkiler ve Komplikasyonlar

Eradikasyon tedavisi sırasında yan etkiler hastaların yüzde 30-50'sinde görülür ve uyumu olumsuz etkiler. Sık görülen yan etkiler arasında bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, metalik tat, baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi yer alır. Bizmut tedavisi sırasında siyah dil ve siyah dışkı zararsız fakat hastayı endişelendirebilir.

Spesifik yan etkiler ilaç sınıfına göre değişir. Amoksisilin alerjik reaksiyonlar (cilt döküntüsü, kaşıntı, anjiyoödem, anafilaksi), Stevens-Johnson sendromu, akut interstisyel nefrit, hepatotoksisite yapabilir. Klaritromisin tat değişikliği, hepatotoksisite, QT uzaması, ototoksisite, çok sayıda ilaç etkileşimine neden olur (CYP3A4 inhibitörü olduğundan statinler, kalsiyum kanal blokerleri, antikoagülanlarla etkileşir).

Metronidazol metalik tat, alkol intoleransı (disülfiram benzeri reaksiyon), nörotoksisite (uzun kullanımda periferik nöropati, ensefalopati), pankreatit yan etkilerine sahiptir. Tetrasiklin gastrointestinal bulantı, fototoksisite, çocuklarda diş renklenmesi (8 yaş altında kontrendike), hepatotoksisite, nefrotoksisite (yüksek dozda) yapabilir. Levofloksasin tendinit ve tendon rüptürü (özellikle Aşil tendonu), QT uzaması, periferik nöropati, retinal dekolman, aort anevrizması, kan şekeri bozuklukları, psikiyatrik etkiler, fototoksisite gibi ciddi yan etkilere sahiptir.

PPI kullanımının uzun süreli yan etkileri arasında osteoporoz, B12 eksikliği, magnezyum eksikliği, demir eksikliği, kemik kırığı riski, akut interstisyel nefrit, kronik böbrek hastalığı, demans riski, Clostridioides difficile enfeksiyonu, mide kanseri riski (tartışmalı) sayılabilir. Eradikasyon tedavisi süresi sınırlı olduğundan bu uzun vadeli riskler tedavi süresinde anlamlı değildir.

Tedaviye bağlı en ciddi komplikasyonlar arasında Clostridioides difficile enfeksiyonu, anaflaksi, Stevens-Johnson sendromu, akut hepatit, akut interstisyel nefrit yer alır. Bu komplikasyonlar erken tanınmalı ve uygun şekilde yönetilmelidir.

Tedavi Yan Etkilerinin Önlenmesi ve Uyum Stratejileri

Eradikasyon tedavisinin başarısı için hasta uyumu kritiktir. Hasta tedaviye başlamadan önce detaylı bilgilendirilmelidir; tedavi süresi, hap sayısı, alma zamanı, beklenen yan etkiler, alkol ve diğer ilaçlarla etkileşimler, tedavi sonrası kontrol testi gibi konular açıklanmalıdır. Yazılı bilgi formları ve ilaç takvimi kullanımı uyumu artırır.

Yan etkileri yönetmek için bulantı durumunda ondansetron, metoklopramid kullanılabilir. İshal yönetiminde probiyotikler (Saccharomyces boulardii 250 mg günde 2 doz veya Lactobacillus rhamnosus GG) yan etkileri azaltır ve eradikasyon oranını artırabilir. Karın ağrısı için ısı uygulaması, bol sıvı tüketimi yardımcı olabilir. Hapların yemekle birlikte alınması (özellikle bizmut, tetrasiklin) gastrointestinal yan etkileri azaltır.

  • Hasta eğitimi: Tedavi süreci, ilaç bilgisi, yan etki bilgisi, kontrol testi önemi.
  • İlaç takvimi: Yazılı plan, alarm/hatırlatma, hap kutusu kullanımı.
  • Probiyotik desteği: Saccharomyces boulardii, Lactobacillus suşları.
  • Yan etki yönetimi: Antiemetikler, ısı uygulaması, bol sıvı, bulantı için açken hap almama.
  • Beslenme: Hafif, sindirimi kolay yiyecekler, yağlı/baharatlı yemeklerden kaçınma.
  • Alkol: Tedavi süresince ve sonraki 3 gün alkol tüketmeme (özellikle metronidazol kullananlarda).
  • İlaç etkileşimleri: Kullanılan diğer ilaçların kontrol edilmesi, gerekiyorsa doz ayarlanması.
  • Erken tıbbi başvuru: Şiddetli yan etki, alerjik reaksiyon, kanlı ishal, ateş durumunda.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalı

Eradikasyon tedavisi süresince hastaların belirli durumlarda hekime başvurması gereklidir. Şiddetli alerjik reaksiyon (yaygın cilt döküntüsü, kaşıntı, yüz veya dudak şişmesi, nefes darlığı), hap aldıktan sonra hızla gelişen anaflaksi belirtileri acil müdahale gerektirir. Ciddi cilt reaksiyonları (Stevens-Johnson sendromu, toksik epidermal nekroliz) yaygın hassasiyet, mukozal lezyon, ateş ile prezente olur ve acil hastane başvurusunu gerektirir.

Şiddetli ishal (günde 5-10 üzeri sulu dışkılama), kanlı ishal, yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı Clostridioides difficile enfeksiyonu açısından alarm verici bulgulardır ve tedavinin gözden geçirilmesini gerektirir. Aşil tendonu ağrısı veya rüptürü levofloksasin kullanan hastalarda görülebilir; ilaç hemen kesilmelidir. Kalp çarpıntısı, baş dönmesi, senkop QT uzaması belirtisi olabilir; özellikle klaritromisin kullanan kardiyovasküler hastalarda.

Eradikasyon tedavisinden 4-8 hafta sonra mutlaka kontrol testi yapılmalıdır. Üre nefes testi veya dışkı antijen testi ile eradikasyon doğrulanmalıdır. Test pozitif çıkması durumunda hekim ile görüşülerek ikinci basamak tedavi planlanmalıdır. Eradikasyon başarılı olsa bile dispeptik şikayetler devam ederse, başka tanılar açısından gastroenteroloji konsültasyonu gerekebilir.

Alarm semptomları (kilo kaybı, kanama belirtileri, disfaji, kusma, anemi) tedavi süresinde veya sonrasında ortaya çıkması durumunda mutlaka endoskopi ve detaylı değerlendirme yapılmalıdır. Mide kanseri aile öyküsü, atrofik gastrit, intestinal metaplazi tanılı hastalar uzun dönem takip programlarına dahil edilmelidir.

Hekim Desteği ve Bilinçli Yaklaşımın Önemi

Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları bölümünde uzman hekimlerimiz, gastroenteroloji bölümümüzle koordineli şekilde, Helicobacter pylori eradikasyon tedavisinde uluslararası kılavuzlara uygun, kanıta dayalı yaklaşımlar uygulamaktadır. Modern endoskopi ünitemizde gerektiğinde mide biyopsisi alınarak histopatolojik inceleme, hızlı üreaz testi, kültür ile antibiyotik duyarlılık testi yapılabilmektedir. Mikrobiyoloji laboratuvarımızda üre nefes testi, dışkı antijen testi ve moleküler yöntemler ile direnç gen analizi gibi tüm tanı imkanları sunulmaktadır. Birinci basamak tedaviden başlayarak, refrakter vakalarda kişiselleştirilmiş tedavi protokolleri, antibiyotik duyarlılık sonuçları ile yönlendirilmiş kurtarma rejimleri ve probiyotik destek tedavileri uygulanmaktadır. Hastalarımızın tedavi sürecinde kapsamlı bilgilendirilmesi, ilaç takvimi planlanması, yan etki yönetimi, uyumun sağlanması ve tedavi sonrası kontrol testlerinin organize edilmesi önceliklerimiz arasındadır. Mide kanseri ve MALT lenfoması açısından yüksek riskli hastalar için tarama, takip ve aile bireyleri taraması programları yürütülmektedir. Eradikasyon başarısız olan hastalar için multidisipliner yaklaşım, ileri düzey tanı ve tedavi seçenekleri sağlanmaktadır. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişede vakit kaybetmeden tarafımıza başvurmanız, başarılı eradikasyon ve uzun vadeli sağlık komplikasyonlarının önlenmesini mümkün kılacaktır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu