Ağız ve Diş Sağlığı

Glossit (Dil İltihabı) Süreci ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Glossit, dilin şişmesi ve renk değişikliğiyle seyreden çeşitli nedenlere bağlı bir inflamasyon durumudur. Koru Hastanesi olarak nedenin tespiti ve hedefe yönelik tedavi yaklaşımları sunuyoruz.

Glossit, dilin enflamasyonunu ifade eden genel bir terim olup, çeşitli etiyolojik faktörlere bağlı olarak gelişen, dilde şişme, renk değişikliği, papilla kaybı ve ağrı ile karakterize klinik bir tablodur. Dünya genelinde yapılan epidemiyolojik çalışmalara göre glossit prevalansı genel popülasyonda %2-15 arasında değişmekte olup, coğrafi bölge, beslenme alışkanlıkları ve sosyoekonomik düzey gibi faktörlere göre belirgin farklılıklar göstermektedir. Nutrisyonel eksikliklerin yaygın olduğu gelişmekte olan ülkelerde prevalans %10-15'e kadar çıkabilirken, gelişmiş ülkelerde bu oran %2-5 civarındadır. Kadınlarda erkeklere kıyasla 1,5-2 kat daha sık görülmektedir. Özellikle üreme çağındaki kadınlarda demir eksikliğine bağlı glossit insidansı daha yüksektir. Yaş dağılımı açısından her yaş grubunda görülebilmekle birlikte, nutrisyonel glossit en sık 40-60 yaş aralığında karşılaşılan bir durumdur. Glossit, birçok sistemik hastalığın oral bulgusu olabilmesi nedeniyle tanısal açıdan büyük önem taşımaktadır.

Glossit Nedir? Tanım ve Patofizyoloji

Glossit, kelime anlamı olarak "dil enflamasyonu" demek olup (Latince: glossa = dil, -itis = enflamasyon), dil dokusunda enflamatuar süreçlerin aktive olmasıyla ortaya çıkan klinik tabloların tümünü kapsayan şemsiye bir terimdir. Glossit, akut veya kronik seyirli olabilir ve altta yatan nedene göre farklı klinik formlarda karşımıza çıkar.

Glossitin Sınıflandırması

  • Atrofik glossit (Hunter glossiti): Dil papillalarının kaybı ile karakterize en yaygın glossit formudur. Dil yüzeyi düz, parlak ve kırmızı görünüm kazanır. Başlıca nutrisyonel eksiklikler (demir, B12, folat) ile ilişkilidir.
  • Benign migratuar glossit (Coğrafi dil): Dilin dorsal yüzeyinde göçmen, eritematöz, düzensiz sınırlı depapille alanlar ve beyazımsı kenarlarla karakterize, etiyolojisi tam aydınlatılamamış bir durumdur. Prevalansı %1-3 arasındadır.
  • Median romboid glossit: Dilin posterior dorsal yüzeyinde orta hatta lokalize, eritematöz, depapille lezyon. Kronik Candida enfeksiyonu ile ilişkilidir.
  • Geometrik glossit: İmmünosupresif hastalarda görülen, dil dorsalinde lineer veya geometrik desende eritematöz fissürler ile karakterize bir formdur.
  • Strawberry (çilek) glossiti: Kızıl hastalığında (Scarlet fever) görülen, dilde belirgin eritemli, ödemli fungiform papillalarla karakterize tipik bir bulgudur.
  • Möller glossiti: Özellikle B12 vitamini eksikliğine bağlı gelişen, dilde ağrı, yanma ve atrofik değişikliklerle seyreden formudur.

Patofizyolojik Mekanizmalar

Glossitin temelinde dil mukozasındaki enflamatuar kaskadın aktivasyonu yatmaktadır. Etiyolojik ajana bağlı olarak farklı mekanizmalar devreye girer:

  • Nutrisyonel eksikliklerde: Demir, B12 ve folat gibi mikro besin ögelerinin eksikliği, dil epitelinin hızlı turnoverını (yenilenme hızını) bozar. Bu elementler DNA sentezi ve hücre bölünmesi için kritik öneme sahip olduğundan, eksikliklerinde epitelyal atrofi, papilla kaybı ve mukozal incelme gelişir. B12 eksikliğinde metionin sentaz enzimi bloke olur, folat döngüsü bozulur ve megaloblastik değişiklikler ortaya çıkar.
  • Enfeksiyöz glossitte: Mikroorganizmaların (Candida, HSV, bakteri) dil mukozasını invazyonu, doğal immün yanıtın aktivasyonuna ve proenflamatuar sitokinlerin (IL-1, IL-6, TNF-alfa) salınmasına yol açar. Bu süreç vazodilatasyona, vasküler permeabilite artışına, ödem ve eriteme neden olur.
  • Otoimmün glossitte: Otoantikor aracılı hücre hasarı ve T hücre aracılı sitotoksisite, dil mukozasında kronik enflamasyona ve doku yıkımına yol açar.

Glossitin Nedenleri

Glossit, son derece geniş bir etiyolojik yelpazeye sahiptir. Nedenlerin doğru belirlenmesi, hem glossitin etkin tedavisi hem de altta yatan sistemik hastalıkların erken tanısı açısından kritik öneme sahiptir.

Nutrisyonel Nedenler

  • Demir eksikliği: Glossitin en sık nutrisyonel nedenidir. Demir eksikliği, epitelyal hücre proliferasyonunu bozarak dil papillalarında atrofi ve mukozal incelmeye yol açar. Plummer-Vinson sendromu (demir eksikliği anemisi + disfaji + özofageal web) klasik triadında atrofik glossit önemli bir komponenttir. Serum ferritin <30 ng/mL ve transferrin satürasyonu <%20 durumunda klinik olarak anlamlı demir eksikliği düşünülmelidir.
  • B12 vitamini (kobalamin) eksikliği: Pernisiyöz anemi, atrofik gastrit, ileal rezeksiyon ve katı vegan diyetle ilişkili B12 eksikliği, megaloblastik anemi ve glossit gelişimine yol açar. Hunter glossiti olarak adlandırılan tablo, B12 eksikliğine özgü bir bulgu olup, dilin parlak, kırmızı ve ağrılı görünümüyle karakterizedir.
  • Folat (B9 vitamini) eksikliği: Megaloblastik anemi ve atrofik glossitin diğer önemli bir nedenidir. Gebelik, alkolizm, malabsorbsiyon sendromları ve metotreksat gibi antifolat ilaçların kullanımı eksikliğe yol açabilir.
  • Riboflavin (B2 vitamini) eksikliği: Angular keilit (ağız köşesi çatlakları) ve glossit birlikteliği klasik riboflavin eksikliği bulgusudur.
  • Niasin (B3 vitamini) eksikliği: Pellagra hastalığının (dermatit, diyare, demans) oral bulgularından biri olan glossit, niasin eksikliğinde sıklıkla görülür.
  • Çinko eksikliği: Akrodermatitis enteropatika ve edinsel çinko eksikliğinde glossit, deri lezyonları ve diyare birlikteliği görülebilir.

Enfeksiyöz Nedenler

  • Candida enfeksiyonu: Oral kandidiyazın eritematöz formu, dilde atrofik değişikliklere ve glossite neden olur. İmmünosupresif hastalar, antibiyotik kullananlar ve diyabetikler en yüksek risk grubundadır.
  • Herpes simpleks virüs (HSV) enfeksiyonu: Primer herpetik gingivostomatit veya HSV reaktivasyonu, dilde ağrılı veziküller ve erozyonlarla seyreden akut glossite yol açabilir.
  • Bakteriyel enfeksiyonlar: Streptokokal enfeksiyonlar (kızıl hastalığı), sifilis (lingual şankr, sifilitik glossit) ve tüberküloz dilde spesifik enflamatuar lezyonlar oluşturabilir.
  • Human papillomavirüs (HPV): HPV-16 ve HPV-18 serotipleri oral mukozada papillomatöz lezyonlara ve kronik glossite neden olabilir.

Otoimmün ve Sistemik Nedenler

  • Sjögren sendromu: Tükürük bezlerinin otoimmün yıkımı, ağız kuruluğu ve sekonder glossite yol açar.
  • Pemfigus vulgaris: Oral mukozada ağrılı bül ve erozyon formasyonları ile seyreder.
  • Oral liken planus: Dil tutulumu, eritematöz/eroziv lezyonlar ve atrofik glossit şeklinde olabilir.
  • Çölyak hastalığı: Glutene duyarlılık, malabsorbsiyon aracılığıyla demir, B12 ve folat eksikliğine yol açarak atrofik glossite neden olur.
  • Crohn hastalığı: Orofasiyal granülomatöz, cobblestone görünümlü mukoza ve glossit, Crohn hastalığının oral bulguları arasındadır.

Fiziksel ve Kimyasal Nedenler

  • Termal travma: Çok sıcak yiyecek ve içeceklerin tüketimi, akut yanık ve glossite neden olabilir.
  • Mekanik travma: Kırık dişler, keskin protez kenarları ve bruksizm, dilde kronik irritasyon ve enflamasyona yol açar.
  • Kimyasal irritanlar: Alkol, tütün, baharatlı gıdalar ve bazı oral hijyen ürünleri mukozal irritasyona neden olabilir.
  • İlaç yan etkileri: Kemoterapi ajanları (metotreksat, 5-fluorourasil), antibiyotikler (tetrasiklin, amoksisilin), ACE inhibitörleri ve bazı antidepresanlar glossite yol açabilir.

Glossitin Belirtileri ve Klinik Bulgular

Glossitin klinik prezentasyonu, altta yatan nedene ve glossitin formuna göre değişkenlik gösterir. Genel semptomlar ve forma özgü bulgular ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Genel Semptomlar

  • Dilde ağrı ve hassasiyet: Hastaların %60-80'inde bildirilir. Ağrı, yemek yerken, sıcak/soğuk içecekler ve baharatlı gıdalarla temas ettiğinde şiddetlenir.
  • Dilde şişme (ödem): Akut glossitte belirgin olup, ciddi olgularda diş izleri dilde belirginleşir. Şiddetli ödem, hava yolu obstrüksiyonuna yol açabilecek düzeye ulaşabilir.
  • Renk değişikliği: Atrofik glossitte dil parlak kırmızı veya magenta renk alırken, kandidiyazda beyazımsı plaklar görülebilir. B12 eksikliğinde dil sığır dili (beefy tongue) görünümü kazanır.
  • Papilla kaybı (depapilasyon): Filiform papillaların kaybı, dilin düz ve parlak görünmesine neden olur. İleri evrelerde fungiform ve sirkümvallat papillalar da etkilenebilir.
  • Yanma hissi: Özellikle atrofik ve eritematöz glossit formlarında belirgin olan yanma hissi, hastaların %40-60'ında bildirilir.
  • Tat alma bozukluğu: Papilla kaybı ve mukozal enflamasyon, tat alma reseptörlerinin fonksiyonunu bozarak disgözi veya hipogeöziye neden olur.
  • Yutma güçlüğü (disfaji): Dilde belirgin ödem ve ağrı durumlarında yutma güçlüğü gelişebilir.
  • Konuşma güçlüğü: Dildeki şişme ve ağrı, artikülasyonu bozarak konuşma güçlüğüne yol açabilir.

Forma Özgü Bulgular

  • Atrofik glossit: Dil düz, parlak, kırmızı; filiform papillalar kaybolmuş. Ağız köşesi çatlakları (angular keilit) sıklıkla eşlik eder. Demir eksikliğinde dil soluk ve atrofik, B12 eksikliğinde ise koyu kırmızı ve ağrılıdır.
  • Coğrafi dil: Eritematöz, depapille alanlar beyaz yüksek kenarlarla çevrelenir. Lezyonlar göçmen karakterde olup günler-haftalar içinde yer değiştirir. Genellikle asemptomatik ancak baharatlı gıdalara duyarlılık olabilir.
  • Akut glossit: Ani başlangıçlı dilde şişme, eritem, ağrı. Allerji, enfeksiyon veya travma ile tetiklenebilir. Şiddetli olgularda üst solunum yolu obstrüksiyonu riski mevcuttur.

Tanı Yöntemleri

Glossit tanısı, detaylı anamnez, fizik muayene ve destekleyici laboratuvar tetkiklerinin birlikte değerlendirilmesiyle konulur. Altta yatan nedenin belirlenmesi, tedavinin yönlendirilmesi açısından zorunludur.

Klinik Değerlendirme

Anamnezde semptomların başlangıç zamanı, süresi, beslenme alışkanlıkları, ilaç kullanımı, alkol ve sigara öyküsü, gastrointestinal semptomlar (diyare, karın ağrısı, şişkinlik), aile öyküsü ve sistemik hastalık öyküsü ayrıntılı şekilde sorgulanmalıdır. Fizik muayenede dilin tüm yüzeyleri (dorsal, ventral, lateral kenarlar) sistematik olarak incelenmeli; papilla durumu, renk değişiklikleri, lezyonlar, ödem ve hassasiyet değerlendirilmelidir.

Laboratuvar Tetkikleri

  • Tam kan sayımı (hemogram): Hemoglobin (erkek: 13,5-17,5 g/dL, kadın: 12-16 g/dL), hematokrit, MCV (80-100 fL), MCH (27-33 pg), RDW (%11,5-14,5), lökosit sayısı ve formülü. Mikrositer anemi demir eksikliğini, makrositer anemi B12/folat eksikliğini düşündürür.
  • Demir paneli: Serum demiri (60-170 mcg/dL), ferritin (kadın: 12-150 ng/mL, erkek: 12-300 ng/mL), TDBK (250-370 mcg/dL), transferrin satürasyonu (%20-50). Ferritin <30 ng/mL ile demir eksikliği kesinleşir.
  • B12 vitamini: Serum B12 (200-900 pg/mL). Sınırda değerlerde (200-300 pg/mL) metilmalonik asit (normal: <0,4 mcmol/L) ve homosistein (normal: 5-15 mcmol/L) düzeyleri ile doğrulama yapılır.
  • Serum folat: Normal aralık 3-17 ng/mL; eritrosit folat düzeyi (>140 ng/mL) uzun dönem folat durumunu daha iyi yansıtır.
  • Serum çinko: Normal aralık 70-150 mcg/dL.
  • Tiroid fonksiyon testleri: TSH (0,4-4,0 mIU/L), serbest T4 (0,8-1,8 ng/dL).
  • Metabolik panel: Açlık kan şekeri (<100 mg/dL), HbA1c (<%5,7).
  • Çölyak taraması: Anti-doku transglutaminaz IgA (normal: <20 U/mL) ve total IgA düzeyi.
  • Anti-parietal hücre antikoru ve anti-intrinsik faktör antikoru: Pernisiyöz anemi taraması için.
  • Mikrobiyolojik kültür: Candida şüphesinde oral swab kültürü.

İleri Tetkikler

  • Dil biyopsisi: Atipik lezyonlarda, malignite şüphesinde veya tedaviye dirençli olgularda endikedir.
  • Endoskopi: Gastrointestinal semptomlar, malabsorbsiyon şüphesi veya atrofik gastrit düşünüldüğünde üst gastrointestinal endoskopi ve biyopsi gereklidir.
  • Patch test: Kontakt allerji şüphesinde dental materyaller ve oral hijyen ürünleri test edilir.

Ayırıcı Tanı

Glossitin ayırıcı tanısında dikkatle değerlendirilmesi gereken durumlar şunlardır:

  • Oral skuamöz hücreli karsinom: Dilde persistan ülser, endüre kitle veya lökoplaki alanları maligniteyi düşündürmelidir. Özellikle 40 yaş üstü, sigara ve alkol kullanan bireylerde risk yüksektir. Biyopsi ile kesin tanı konulur. Glossitten farklı olarak lezyon tek taraflı, sert palpasyonlu ve çevre dokulara fikse olma eğilimindedir.
  • Eritroplaki: Oral mukozada kırmızı, kadifemsi plak lezyonu olup, yüksek malign transformasyon potansiyeline sahiptir. Atrofik glossitten farklı olarak genellikle tek taraflı ve lokalize lezyondur.
  • Pemfigus vulgaris: Ağız içinde ağrılı büller ve erozyon alanları ile seyreder. Nikolsky bulgusu pozitiftir. Direkt immünofloresan incelemede epitelyal interselüler IgG birikimi tanısaldır.
  • Oral liken planus: Retikülasyon (Wickham çizgileri), eritematöz ve eroziv lezyonlarla karakterizedir. Bilateral ve simetrik tutulum tipiktir.
  • Sifilis: Primer sifilisin oral bulgusu olan şankr, dilde ağrısız ülser olarak prezente olabilir. Sekonder sifiliste mukoza plakları görülür. RPR/VDRL ve FTA-ABS testleri ile tanı konulur.
  • Amiloidoz: Dilde makroglossi (büyüme) ve sertleşme ile seyreder. Biyopside Kongo kırmızısı ile boyanan amiloid birikintileri tanısaldır.
  • Glossodini: Dilde yanma ve ağrı hissi olmasına rağmen klinik muayenede görünür lezyon bulunmaz. Glossitten farklı olarak mukozal değişiklik saptanmaz.

Tedavi Yaklaşımları

Glossit tedavisinin temeli, altta yatan nedenin belirlenmesi ve spesifik tedavisine dayanır. Semptomatik tedavi, neden araştırılırken veya etiyolojik tedaviye ek olarak uygulanır.

Etiyolojik Tedavi

  • Demir eksikliği tedavisi: Oral ferröz sülfat 325 mg/gün (65 mg elemental demir) günde 1-2 kez, aç karnına, C vitamini ile birlikte alınması emilimi artırır. Tedavi süresi: ferritin düzeyi >50 ng/mL olana kadar, genellikle 3-6 ay. Oral intolerans durumunda intravenöz demir (ferrik karboksimaltoz 500-1000 mg tek doz) tercih edilebilir.
  • B12 vitamini replasmanı: Pernisiyöz anemide intramüsküler siyanokobalamin 1000 mcg; ilk hafta her gün, sonraki 4 hafta haftada bir, ardından aylık enjeksiyon şeklinde uygulanır. Oral B12 (1000-2000 mcg/gün) hafif eksikliklerde alternatiftir.
  • Folat replasmanı: Oral folik asit 1-5 mg/gün dozunda uygulanır. B12 eksikliğinin dışlanması zorunludur.
  • Çinko replasmanı: Çinko sülfat 220 mg/gün (50 mg elemental çinko) dozunda, 8-12 hafta süreyle uygulanır.
  • Antifungal tedavi: Kandidiyaza bağlı glossitte nistatin oral süspansiyon 100.000 IU/mL, günde 4 kez 5 mL, 14-28 gün süreyle. Dirençli olgularda flukonazol 150-200 mg/gün, 14-21 gün.
  • Antiviral tedavi: HSV glossitinde valasiklovir 1000 mg günde 2 kez, 7-10 gün veya asiklovir 400 mg günde 5 kez, 7-10 gün.

Semptomatik Tedavi

  • Topikal anestezikler: Lidokain jel (%2) veya benzokain (%20) içeren topikal preparatlar, yemeklerden önce lezyon bölgesine uygulanarak ağrı kontrolü sağlar.
  • Anti-inflamatuar gargaralar: Benzidamin hidroklorür (%0,15) gargara, günde 3-4 kez 15 mL ile 30 saniye gargara yapılır.
  • Topikal kortikosteroidler: Triamsinolon asetonid oral pat (%0,1), günde 2-3 kez lezyon bölgesine uygulanır.
  • Sodyum bikarbonat gargarası: 1 çay kaşığı / 250 mL ılık su, günde 3-4 kez gargarada kullanılır.
  • Ağız nemlendirici preparatlar: Kserostomi eşlik eden hastalarda yapay tükürük spreyleri ve jelleri kullanılır.

Komplikasyonlar

Glossit, zamanında ve uygun şekilde tedavi edilmediğinde çeşitli komplikasyonlara yol açabilir:

  • Beslenme bozuklukları: Dilde ağrı ve şişme, gıda alımını kısıtlayarak malnutrisyon ve kilo kaybına neden olabilir. Bu durum, nutrisyonel eksiklikleri daha da derinleştirebilir ve kısır döngü oluşturabilir.
  • Hava yolu obstrüksiyonu: Akut glossitte dilde ciddi ödem gelişmesi, üst solunum yolu obstrüksiyonuna yol açabilecek acil bir durumdur. Anjiyoödem ve anafilaksiye bağlı glossit, hayatı tehdit edebilir.
  • Sekonder enfeksiyonlar: Atrofik mukoza üzerinde bakteriyel veya fungal süperenfeksiyonlar gelişebilir.
  • Konuşma bozuklukları: Kronik glossit, artikülasyon güçlüğüne ve konuşma bozukluğuna yol açarak sosyal ve mesleki yaşamı olumsuz etkileyebilir.
  • Psikolojik etki: Kronik semptomlar, anksiyete, depresyon ve sosyal izolasyona neden olabilir. Kanser korkusu da hastaların önemli bir kısmında görülür.
  • Altta yatan hastalığın ilerlemesi: Glossit, altta yatan ciddi bir sistemik hastalığın (pernisiyöz anemi, çölyak, Crohn) erken bulgusu olabilir. Tanının gecikmesi, geri dönüşümsüz komplikasyonlara yol açabilir.

Korunma Yöntemleri

Glossit gelişme riskini azaltmak ve tedavi sonrası rekürensı önlemek için uygulanması gereken koruyucu önlemler:

  • Dengeli beslenme: Günlük diyetin demir, B12 vitamini, folat, çinko ve B grubu vitaminleri açısından yeterli olması sağlanmalıdır. Kırmızı et (haftada 2-3 porsiyon), karaciğer, yumurta, süt ürünleri, baklagiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve tam tahıllar düzenli olarak tüketilmelidir.
  • Oral hijyen optimizasyonu: Yumuşak kıllı diş fırçasıyla günde en az 2 kez fırçalama, günlük diş ipi kullanımı ve SLS içermeyen diş macunu tercih edilmelidir.
  • İrritan maddelerden kaçınma: Aşırı sıcak yiyecek ve içecekler, çok baharatlı gıdalar, asitli meyveler ve alkollü içecekler sınırlandırılmalıdır.
  • Sigara ve alkol bırakma: Tütün ürünleri ve alkol kullanımının sonlandırılması, oral mukoza sağlığını korumada en etkili bireysel müdahalelerdendir.
  • Yeterli hidrasyon: Günde en az 1,5-2 litre su tüketimi, oral mukozanın nemlendirilmesinde temeldir.
  • Düzenli sağlık kontrolü: Özellikle demir eksikliği riski yüksek gruplarda (üreme çağındaki kadınlar, hamileler, vejetaryenler) düzenli hemogram ve demir paneli takibi önerilir.
  • İlaç gözden geçirme: Glossite neden olabilecek ilaçlar kullanan hastalarda, hekim kontrolünde alternatif tedavi seçenekleri değerlendirilmelidir.
  • Protez bakımı: Çıkarılabilir protezler her gece çıkarılmalı, düzenli olarak temizlenmeli ve uyumu kontrol edilmelidir.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?

Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir ağız ve diş sağlığı uzmanına başvurulmalıdır:

  • Dilde 10 günden uzun süren şişme, kızarıklık veya ağrı varsa
  • Dilde papilla kaybı ve düz, parlak görünüm fark edildiyse
  • Yemek yeme veya yutma güçlüğü gelişmişse
  • Nefes almada zorlanma veya dilde belirgin şişme varsa (acil durum)
  • Ağız köşelerinde çatlaklar (angular keilit) eşlik ediyorsa
  • Açıklanamayan yorgunluk, solukluk veya nefes darlığı gibi anemi belirtileri mevcutsa
  • Dilde iyileşmeyen ülser veya sertleşmiş alan saptandıysa
  • Tat alma duyusunda belirgin değişiklik veya kayıp yaşanıyorsa
  • Kilo kaybı, ishal veya gastrointestinal semptomlar eşlik ediyorsa
  • Mevcut tedaviye rağmen semptomlar 4 hafta içinde düzelmiyorsa

Glossit, çoğu zaman altta yatan önemli bir sistemik hastalığın habercisi olabilmesi nedeniyle ciddiye alınması gereken bir oral patolojidir. Erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımı ile hem glossitin kendisi hem de altta yatan durumlar etkin şekilde yönetilebilir. Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, glossit dahil tüm oral mukoza hastalıklarının kapsamlı tanı ve tedavisinde güncel klinik protokolleri uygulayarak hastalarımıza en kaliteli sağlık hizmetini sunmaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu