Dural arteriyovenöz fistül, beyin veya omuriliği çevreleyen sert zarda (dura mater) atardamarlar ile toplardamarların normal olmayan bir şekilde birbirine bağlanması durumudur. Normalde kan, atardamarlardan kılcal damarlara geçer ve orada besin alışverişi yaptıktan sonra toplardamarlara akar. Bu hastalıkta ise atardamarlar, aradaki kılcal damar sistemini atlayarak doğrudan toplardamarlara bağlanır. Bu kısa devre, kanın normalden çok daha hızlı ve basınçlı bir şekilde toplardamarlara dolmasına, dolayısıyla damarların şişmesine ve beyin dokusunun beslenmesinin bozulmasına yol açar.
Kimlerde Görülür?
Dural arteriyovenöz fistül, genellikle çocukluk çağında değil, orta ve ileri yaş grubundaki yetişkinlerde ortaya çıkar. En sık 40 ile 60 yaş arasındaki kişilerde görülür. Erkeklerde kadınlara oranla biraz daha yaygın olduğu gözlemlenmiştir. Hastalığın oluşumunda tek bir neden yoktur. Bazı kişilerde geçirilmiş kafa travmaları, beyin ameliyatları veya geçmişteki kulak ve sinüs enfeksiyonları bu bağlantıların oluşumunu tetikleyebilir. Ancak birçok hastada herhangi bir belirgin neden bulunamaz; bu duruma kendiliğinden gelişen (spontan) fistüller denir. Bazı kan pıhtılaşması bozuklukları da toplardamarlarda tıkanıklığa yol açarak bu tür anormal bağlantıların oluşumuna zemin hazırlayabilir.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Hastalığın belirtileri, fistülün beyinde nerede olduğuna ve kan akışının şiddetine göre büyük farklılıklar gösterir. En sık karşılaşılan belirtilerden biri, özellikle göz çevresinde veya kulak içinde duyulan ritmik bir sestir. Hastalar bunu genellikle "kulak içinde kalp atışı sesi" veya "uğultu" olarak tarif eder. Bu ses, kanın yüksek basınçla toplardamarlara geçişinden kaynaklanır.
Diğer belirtiler şunlardır:
- Gözlerde kızarıklık, şişlik ve dışarı doğru fırlama (egzoftalmi).
- Görme bozuklukları veya çift görme.
- Şiddetli ve geçmeyen baş ağrısı.
- Nöbet geçirme (epilepsi nöbetleri).
- Kollar veya bacaklarda güçsüzlük, uyuşma veya yürüme zorluğu.
- Konuşma güçlüğü veya anlama bozukluğu.
- Hafıza sorunları veya kişilik değişiklikleri.
Bazı hastalarda bu belirtiler çok yavaş ilerlerken, bazı kişilerde ise aniden ortaya çıkan şiddetli baş ağrısı veya bilinç bulanıklığı şeklinde kendini gösterebilir. Beyin toplardamarlarındaki basınç artışı, beyin ödemine ve fonksiyon kaybına yol açabileceği için belirtiler ciddiye alınmalıdır.
Tanı Nasıl Konulur?
Tanı süreci, hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve ardından nörolojik muayene ile başlar. Doktorlar, özellikle kulaktaki uğultu veya gözdeki belirtiler üzerine yoğunlaşır. İlk aşamada genellikle bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans görüntüleme (MR) tetkikleri istenir. Bu görüntülerde, genişlemiş toplardamarlar ve anormal kan akışı fark edilebilir.
Kesin teşhis ve tedavi planlaması için en önemli yöntem anjiyografidir (anjiyo). Dijital çıkartmalı anjiyografi (DSA), beyin damarlarının detaylı haritasını çıkarır. Bu işlemde kasıktan veya bilekten girilen ince bir kateter yardımıyla beyin damarlarına boyalı madde verilir. Bu sayede atardamar ile toplardamar arasındaki anormal bağlantının yeri, şekli ve kanın hangi yöne aktığı net bir şekilde görülür. Hangi damarların beslediği ve hangi damarların topladığı haritalanarak tedavi stratejisi belirlenir.
Komplikasyonlar Nelerdir?
Tedavi edilmeyen dural arteriyovenöz fistüller, toplardamarlardaki aşırı basınç nedeniyle ciddi sorunlara yol açabilir. En korkulan komplikasyon beyin kanamasıdır. Toplardamarlar bu yüksek basınca bir noktaya kadar dayanabilir; ancak basınç arttıkça damar duvarı incelir ve yırtılarak beyin içine veya çevresine kanama yapabilir. Bu durum hayati tehlike arz eder.
Diğer olası komplikasyonlar şunlardır:
- Beyin dokusunda kalıcı hasar ve buna bağlı felçler.
- Görme sinirinin hasar görmesine bağlı kalıcı görme kaybı.
- Beyin omurilik sıvısının dolaşımının bozulması sonucu oluşan beyin şişmesi (hidrosefali).
- Nöbetlerin kronikleşmesi ve kontrol altına alınamaması.
- Bilişsel fonksiyonlarda gerileme ve unutkanlık.
Erken teşhis, bu komplikasyonların gelişme riskini ciddi oranda azaltır. Fistülün tipi ve bulunduğu bölge, komplikasyon riskinin yüksek mi düşük mü olduğunu belirleyen temel faktörlerdir.
Nasıl Bulaşır, Nereden Bulaşır?
Dural arteriyovenöz fistül bulaşıcı bir hastalık değildir. Mikroplar, virüsler veya bakteriler yoluyla insandan insana geçmez. Bu durum, vücudun kendi damar yapısındaki bir bozulmadan veya damar sisteminin çalışma prensibindeki bir hatadan kaynaklanır. Genetik bir hastalık olarak kabul edilmese de, bazı damar yapısı yatkınlıkları ailevi olabilir. Ancak "bulaşma" kavramı bu hastalık için geçerli değildir; yani bir başkasından kapmanız veya başkasına geçirmeniz mümkün değildir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Özellikle kulak içinde ritmik bir uğultu veya kalp atışı sesi duyuyorsanız mutlaka bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına görünmelisiniz. Gözünüzde sebepsiz yere oluşan kızarıklık, şişlik veya çift görme şikayetleri de ihmal edilmemelidir. Aniden başlayan ve hayatınızda yaşadığınız en şiddetli baş ağrısı, konuşma güçlüğü veya vücudun bir tarafında ani güç kaybı gibi durumlarda vakit kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır.
Hafif seyreden ama geçmeyen baş ağrıları, unutkanlık veya çevrenizdekilerin fark ettiği kişilik değişiklikleri de bir nöroloji veya beyin cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Kendi kendinize teşhis koymaya çalışmak veya şikayetlerin geçmesini beklemek, hastalığın ilerlemesine neden olabilir.
Son Değerlendirme
Dural arteriyovenöz fistül, karmaşık bir damar hastalığı olsa da günümüzde geliştirilen yöntemlerle başarılı bir şekilde yönetilebilmektedir. Önemli olan, belirtileri fark ettiğiniz anda bir uzmana danışmak ve gerekli görüntüleme testlerini yaptırmaktır. Koru Hastanesi bünyesindeki uzman kadro, bu tür damar hastalıklarının teşhis ve takibinde modern yöntemleri kullanarak kişiye özel bir yol haritası oluşturmaktadır. Erken teşhis edilen fistüllerde, beyin dokusunu korumak ve olası kanamaları önlemek çok daha kolaydır. Sağlığınızı şansa bırakmayın, belirtileri takip edin ve uzman görüşü almaktan çekinmeyin.
Bilgilendirme: Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; doktor muayenesi, tanı veya tedavinin yerini tutmaz. Sağlığınızla ilgili kararlar için bir uzman hekime danışın.






