Ağız ve Diş Sağlığı

Diş Eti Otogreft Sonrası Süreç

Diş eti otogreft, kendi damak dokusundan alınan greft ile diş eti çekilmelerinin onarıldığı bir cerrahi yöntemdir. Koru Hastanesi olarak mikrocerrahi tekniklerle otogreft uygulaması sunuyoruz.

Diş eti çekilmesi, dünya genelinde yetişkin popülasyonun yaklaşık %50-90'ında farklı derecelerde görülen yaygın bir periodontal sorundur. Türkiye'de yapılan epidemiyolojik çalışmalarda, 35 yaş üstü bireylerin %60'ından fazlasında en az bir dişte dişeti çekilmesi saptanmıştır. Miller sınıflandırmasına göre Sınıf I ve Sınıf II çekilmelerde otogreft uygulamaları %85-95 oranında kök kapama başarısı sağlamaktadır. Diş eti otogreft cerrahisi, hastanın kendi ağız dokusundan alınan greft materyalinin çekilme bölgesine nakledilmesi prensibine dayanır ve periodontal plastik cerrahinin en sık uygulanan prosedürlerinden biridir. Bu makalede, diş eti otogreft sonrası iyileşme sürecini, olası komplikasyonları, hasta bakım protokollerini ve uzun vadeli başarı faktörlerini detaylı şekilde ele alacağız.

Diş Eti Otogreft Nedir?

Diş eti otogreft, hastanın kendi vücudundan — genellikle sert damaktan (palatal bölge) — alınan yumuşak doku greftinin, diş eti çekilmesi görülen alıcı bölgeye cerrahi olarak nakledilmesi işlemidir. Otogreft terimi, "oto" (kendi) ve "greft" (doku nakli) kelimelerinin birleşiminden oluşur ve allojenik veya ksenojenik greftlerden farklı olarak immünolojik red riski taşımaz.

Patofizyolojik mekanizma şu şekilde işler: Greft materyali alıcı bölgeye yerleştirildiğinde, ilk 24-48 saatte plazmatik difüzyon yoluyla beslenir. Bu aşamada greft, alıcı yataktaki kan damarlarından sızan plazma ile hayatta kalır. Üçüncü günden itibaren revaskülarizasyon (yeni damar oluşumu) başlar; alıcı yataktaki kapiller damarlar grefte doğru büyümeye başlar. İnoskulasyon (damar uçlarının birleşmesi) ve neovaskülarizasyon (yeni damar oluşumu) ile greft 7-14 gün içinde kendi kan dolaşımını kazanır.

Histolojik olarak otogreft iyileşmesi üç fazda gerçekleşir:

  • İnflamatuar faz (0-3 gün): Fibrin pıhtı oluşumu, nötrofil ve makrofaj infiltrasyonu, büyüme faktörlerinin salınımı (PDGF, TGF-β, VEGF)
  • Proliferatif faz (3-14 gün): Fibroblast göçü, kollajen sentezi, anjiogenez, epitel hücre proliferasyonu
  • Olgunlaşma fazı (14 gün - 6 ay): Kollajen yeniden düzenlenmesi, doku olgunlaşması, keratinize dişeti oluşumu

Serbest dişeti grefti (FGG), subepitelyal bağ dokusu grefti (SCTG) ve pedikıllü greftler olmak üzere farklı otogreft tipleri mevcuttur. Her birinin endikasyonları, avantajları ve iyileşme süreçleri birbirinden farklıdır. Serbest dişeti greftinde tüm epitel ve bağ dokusu katmanları nakledilirken, subepitelyal bağ dokusu greftinde yalnızca bağ dokusu tabakası kullanılır.

Diş Eti Otogreft Uygulamasının Nedenleri

Diş eti otogreft cerrahisine başvurulmasının birçok klinik nedeni bulunmaktadır. Bu nedenlerin doğru anlaşılması, postoperatif sürecin yönetimi açısından da büyük önem taşır.

Periodontal Nedenler

  • Dişeti çekilmesi (gingival resesyon): Miller Sınıf I-IV çekilmelerde kök yüzeyinin açığa çıkması, estetik kayıp ve hassasiyet oluşturur. Özellikle vestibül bölgedeki çekilmelerde otogreft ilk tercih edilen tedavi yöntemidir.
  • Yetersiz keratinize dişeti genişliği: Keratinize dişeti genişliğinin 2 mm'nin altına düşmesi, plak kontrolünü zorlaştırır ve ilerleyici dişeti çekilmesi riskini artırır. Otogreft ile keratinize doku genişliği ortalama 4-6 mm artırılabilir.
  • Frenilum çekişi: Yüksek yerleşimli labial veya bukkal frenilumlar, dişeti kenarını apikale çekerek çekilmeye neden olabilir. Frenektomi ile kombine otogreft uygulaması bu sorunu çözer.
  • İmplant çevresi yumuşak doku yetersizliği: Dental implantlar çevresinde yeterli keratinize mukoza bulunmaması, periimplantit riskini 3-4 kat artırır.

Protetik ve Ortodontik Nedenler

  • Sabit protez öncesi dişeti düzenlenmesi: Köprü ve kuron yapımı öncesinde yetersiz dişeti kalınlığı, protetik restorasyon uyumunu olumsuz etkiler.
  • Ortodontik tedavi öncesi doku güçlendirmesi: Vestibüle yönlü diş hareketi planlanan hastalarda, ince biotipli dişetinin önceden kalınlaştırılması çekilme riskini azaltır.
  • Ridge augmentasyon: Dişsiz kret bölgelerinde yumuşak doku hacminin artırılması, protez estetiğini ve konforunu iyileştirir.

Hasta Kaynaklı Faktörler

  • Travmatik diş fırçalama: Sert kıllı fırça ve aşırı basınçla fırçalama, dişeti çekilmesinin en sık nedenlerinden biridir. Hastaların %25-35'inde bu faktör primer etiyolojik neden olarak saptanır.
  • Bruksizm ve oklüzal travma: Aşırı oklüzal kuvvetler, alveoler kemik rezorpsiyonunu hızlandırarak dolaylı yoldan dişeti çekilmesine katkıda bulunur.
  • Sigara kullanımı: Nikotinin vazokonstriktör etkisi, periodontal dokuların beslenmesini bozar ve çekilme hızını artırır. Sigara içenlerde otogreft başarı oranı %15-20 daha düşüktür.

Diş Eti Otogreft Sonrası Belirtiler ve Normal İyileşme Süreci

Otogreft cerrahisi sonrasında hastaların yaşayabileceği belirtileri bilmek, normal iyileşme sürecini anormal durumlardan ayırt etmek açısından kritik öneme sahiptir.

İlk 24-48 Saat

  • Ağrı ve hassasiyet: Cerrahiden sonraki ilk gün, VAS (Visual Analog Scale) ölçeğinde ortalama 5-7/10 düzeyinde ağrı beklenir. Donör bölge (damak) genellikle alıcı bölgeden daha fazla ağrı yapar. Ağrı, reçete edilen analjeziklerle kontrol altına alınabilir.
  • Kanama: Hafif sızıntı şeklinde kanama ilk 24 saat normal kabul edilir. Tükürükte pembe renk görülebilir. Aktif, pulsatil kanama ise anormal olup hekime başvuru gerektirir.
  • Ödem: Cerrahi bölgede ve çevresinde şişlik, operasyondan 24-72 saat sonra maksimuma ulaşır. Ekstraoral şişlik, özellikle mandibular anterior bölge operasyonlarında belirgin olabilir.
  • Ekimoz: Cilt altı morarma, özellikle yaşlı hastalarda ve antikoagülan kullanan bireylerde daha belirgin görülür.

İlk Hafta (3-7 Gün)

  • Greft renk değişimi: Greft başlangıçta beyazımsı-sarı renkte görünür (iskemik faz). 3-5. günden itibaren pembeleşmeye başlar ki bu revaskülarizasyonun göstergesidir. Koyu kırmızı veya siyah renk, greft nekrozunun işareti olabilir.
  • Fibrin tabakası: Greft yüzeyinde beyazımsı-sarı fibrin tabakası oluşumu normaldir ve enfeksiyon ile karıştırılmamalıdır. Bu tabaka kendiliğinden düşer.
  • Donör bölge iyileşmesi: Damakta yüzeyel yara, sekonder iyileşme ile kapanır. Hastaların %70'inde damak ağrısı 7-10 gün sürer. Damak plağı kullanılmışsa konfor artar.
  • Beslenme güçlüğü: Çiğneme ve yutma sırasında ağrı, hastaların çoğunda ilk hafta belirgindir. Sıvı ve yumuşak gıdalarla beslenme önerilir.

İkinci ve Üçüncü Hafta (7-21 Gün)

  • Sütür alımı: Rezorbabl olmayan sütürler genellikle 10-14. günde alınır. Bu dönemde greft stabilizasyonu yeterli düzeye ulaşmış olmalıdır.
  • Greft maturasyonu: Greft çevre dokuyla uyum sağlamaya başlar. Renk ve doku kıvamı giderek normal dişetine yaklaşır.
  • Hassasiyet azalması: Kök yüzeyindeki hassasiyet, greft kapsamı arttıkça azalır. Tam hassasiyet kontrolü 4-6 haftayı bulabilir.

Tanı ve Postoperatif Değerlendirme

Diş eti otogreft sonrası iyileşme sürecinin değerlendirilmesi, klinik ve radyografik parametrelerin sistematik takibini gerektirir.

Klinik Değerlendirme Parametreleri

  • Kök kapama yüzdesi (%): Başlangıç resesyon derinliği ile postoperatif resesyon derinliği arasındaki fark, tedavi başarısının birincil ölçütüdür. Tam kök kapama (Complete Root Coverage - CRC) oranı Miller Sınıf I'de %89-97, Sınıf II'de %65-85, Sınıf III'te %40-60 arasında değişir.
  • Keratinize doku genişliği: Preoperatif ve postoperatif keratinize doku genişliği periodontal sond ile ölçülür. Başarılı otogreft sonrası en az 3-4 mm keratinize doku kazanımı hedeflenir.
  • Cep derinliği (PD): Postoperatif periodontal cep derinliği 3 mm'nin altında olmalıdır. 4 mm üzeri değerler, greft altında enflamasyon veya yetersiz adaptasyonu düşündürür.
  • Klinik ataçman düzeyi (CAL): Ataçman kazancı, kemento-mine birleşiminden cep tabanına olan mesafenin azalması ile değerlendirilir.
  • Greft kalınlığı: Ultrasonografik ölçüm veya transgingival probing ile değerlendirilir. İdeal greft kalınlığı 1.5-2 mm arasındadır.

Radyografik Değerlendirme

  • Periapikal radyografi: Alveoler kemik seviyesinin postoperatif değerlendirilmesi ve olası kemik rezorpsiyonunun tespiti için kullanılır.
  • Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (CBCT): Üç boyutlu kemik değerlendirmesi, özellikle dehissens ve fenestrasyon tespitinde altın standart yöntemdir. Bukkal kemik kalınlığının 0.5 mm'nin altında olması, uzun vadede kök kapama kaybı riskini artırır.

Laboratuvar Testleri

Rutin otogreft cerrahisi öncesinde ve sonrasında istenen laboratuvar tetkikleri şunlardır:

  • Tam kan sayımı (CBC): Hemoglobin düzeyi (normal: erkek 13.5-17.5 g/dL, kadın 12-16 g/dL), lökosit sayısı (normal: 4.500-11.000/µL) ve trombosit sayısı (normal: 150.000-400.000/µL) değerlendirilir.
  • Koagülasyon profili: PT (normal: 11-13.5 saniye), INR (normal: 0.8-1.2), aPTT (normal: 25-35 saniye) değerleri, özellikle antikoagülan kullanan hastalarda operasyon öncesi kontrol edilmelidir.
  • Açlık kan şekeri: Diyabetik hastalarda HbA1c düzeyi %7'nin altında tutulmalıdır. HbA1c %8 üzerinde ise otogreft iyileşmesi önemli ölçüde gecikir ve enfeksiyon riski 2-3 kat artar.
  • CRP ve sedimentasyon: Postoperatif enfeksiyon şüphesinde akut faz reaktanları değerlendirilir. CRP normal değeri 0-5 mg/L olup, 10 mg/L üzeri değerler aktif enflamasyonu gösterir.

Ayırıcı Tanı: Postoperatif Komplikasyonların Değerlendirilmesi

Otogreft sonrası iyileşme sürecinde karşılaşılan bulguların ayırıcı tanısı, gereksiz müdahalelerin önlenmesi ve gerçek komplikasyonların zamanında tedavisi açısından büyük önem taşır.

  • Normal fibrin tabakası vs. Enfeksiyon: Fibrin tabakası beyazımsı-sarı, kokusuzdur ve çevre dokuda belirgin eritem yoktur. Enfeksiyonda ise pürülan akıntı, kötü koku, yaygın eritem ve ateş eşlik eder. Fibrin tabakası 7-10 günde kendiliğinden düşerken, enfeksiyon tedavisiz ilerler.
  • Greft nekrozu vs. Normal iskemik faz: İlk 48-72 saatte greftin beyaz-sarı görünümü normaldir (iskemik faz). Ancak 5-7 gün sonra hala beyaz/gri/siyah görünüm devam ediyorsa nekroz düşünülmelidir. Nekrozda greft yumuşar, kokuşma başlar ve çevre dokulardan ayrışma görülür.
  • Hematom vs. Normal ekimoz: Ekimoz düz, hassasiyeti azdır ve 7-10 günde kendiliğinden rezolüsyona uğrar. Hematom ise şişlik, fluktüasyon ve belirgin ağrı ile karakterizedir; drenaj gerektirebilir.
  • Nöropatik ağrı vs. Normal postoperatif ağrı: Normal ağrı günden güne azalır ve analjeziklere yanıt verir. Nöropatik ağrı ise yanma, karıncalanma, elektrik çarpması hissi şeklindedir; sinir hasarını düşündürür ve analjeziklere dirençlidir.
  • Allerjik reaksiyon vs. Normal inflamatuar yanıt: Normal postoperatif inflamasyon cerrah bölge ile sınırlıdır. Allerjik reaksiyonda ise yaygın ürtiker, kaşıntı, dudak-dil şişliği ve nadiren anafilaksi görülebilir. Sütür materyali veya pansuman malzemesine karşı gelişebilir.
  • Periodontal apse vs. Greft altı hematom: Her ikisi de lokalize şişlik ve ağrı yapar. Periodontal apsede pürülan akıntı, derin cep ve ateş eşlik ederken; hematom genellikle erken dönemde görülür ve fluktuasyon verir.

Tedavi: Postoperatif Bakım Protokolü

Otogreft cerrahisi sonrası tedavi protokolü, iyileşme sürecini optimize etmek ve komplikasyonları minimize etmek amacıyla sistematik bir yaklaşım gerektirir.

Farmakolojik Tedavi

  • Analjezi: İbuprofen 400-600 mg, günde 3-4 kez (maksimum 2400 mg/gün), yemeklerden sonra alınmalıdır. Alternatif olarak parasetamol 500-1000 mg, günde 3-4 kez (maksimum 4000 mg/gün) verilebilir. Şiddetli ağrıda ibuprofen + parasetamol kombinasyonu sinerjistik etki sağlar. NSAİİ kullanımı ilk 3 gün düzenli, sonrasında gerektiğinde şeklinde planlanmalıdır.
  • Antibiyoterapi: Amoksisilin 500 mg, günde 3 kez, 7 gün süreyle profilaktik olarak reçete edilir. Penisilin alerjisinde klindamisin 300 mg, günde 3 kez, 7 gün alternatif olarak kullanılır. Metronidazol 500 mg, günde 3 kez, 5 gün süreyle anaerobik enfeksiyon şüphesinde eklenir.
  • Antiseptik gargara: Klorheksidin glukonat %0.12 solüsyon, günde 2-3 kez, 30 saniye gargara şeklinde, 2 hafta süreyle kullanılır. Klorheksidin, cerrahi bölgede mekanik temizliğin yapılamadığı dönemde plak kontrolünü sağlar ve postoperatif enfeksiyon riskini %60-70 oranında azaltır.
  • Kortikosteroid: Deksametazon 8 mg, operasyon sabahı tek doz oral veya İV olarak verilebilir. Ödem ve ağrıyı belirgin şekilde azaltır. Alternatif olarak metilprednizolon 4 mg, günde 2 kez, 3 gün süreyle verilebilir.
  • Topikal ajanlar: Hyaluronik asit jel (%0.2), donör ve alıcı bölgeye günde 2-3 kez uygulanması iyileşmeyi hızlandırır. Benzidamin hidroklorür %0.15 gargara, antiinflamatuar ve analjezik etki sağlar.

Non-Farmakolojik Tedavi

  • Soğuk uygulama: İlk 24-48 saat, 20 dakika uygulama / 20 dakika ara şeklinde, cerrahi bölgeye ekstraoral buz uygulaması yapılır. Ödemi ve ağrıyı azaltır.
  • Baş elevasyonu: İlk 3 gün, uyurken başın 30-45 derece yükseltilmesi ödemi minimize eder.
  • Diyet modifikasyonu: İlk hafta yumuşak, ılık ve tahriş edici olmayan gıdalar önerilir. Sıcak, asitli, baharatlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır. İkinci haftadan itibaren kademeli olarak normal diyete geçiş yapılır.
  • Oral hijyen: Cerrahi bölgede ilk 2 hafta diş fırçası kullanılmaz; sadece klorheksidin gargarası yapılır. Diğer bölgelerde yumuşak fırça ile dikkatli fırçalama sürdürülür. Sütür alımından sonra cerrahi bölgede ultra-yumuşak fırça (Curaprox 5460 gibi) ile nazik fırçalama başlatılır.

Komplikasyonlar ve Yönetimi

Diş eti otogreft cerrahisi genel olarak güvenli bir prosedür olmakla birlikte, her cerrahi işlemde olduğu gibi belirli komplikasyonlar gelişebilir. Komplikasyonların erken tanınması ve doğru yönetimi, tedavi başarısını doğrudan etkiler.

Erken Dönem Komplikasyonlar (0-14 gün)

  • Greft kaybı (nekroz): En ciddi komplikasyondur ve %5-10 oranında görülür. Yetersiz kan desteği, greft altında hematom birikimi, greft mobilizasyonu ve enfeksiyon başlıca nedenlerdir. Parsiyel nekrozda debridman ve sekonder iyileşme beklenir; total nekrozda greft tamamen uzaklaştırılır ve 8-12 hafta sonra tekrar operasyon planlanır.
  • Kanama: Donör bölgede (damak) postoperatif kanama %10-15 oranında görülür. Palatinal arter dallarına yakın insizyonlarda risk artar. Baskı uygulaması, sütür, elektrokoter veya hemostatik ajan (oksidize selüloz, jelatin sünger) ile kontrol edilir.
  • Enfeksiyon: %2-5 oranında görülür. Ağrıda artış, pürülan akıntı, ateş ve bölgesel lenfadenopati ile karakterizedir. Kültür antibiyogram sonucuna göre hedefli antibiyoterapi uygulanır.
  • Sütür açılması (dehissens): Erken dönemde travma veya aşırı gerginlik nedeniyle sütürlerin açılması, greft stabilitesini bozar. Gerekirse yeniden sütürasyon yapılır.

Geç Dönem Komplikasyonlar (14 gün - 6 ay)

  • Skar dokusu oluşumu: Özellikle serbest dişeti greftlerinde alıcı bölgede keloid benzeri skar dokusu oluşabilir. Doku renk uyumsuzluğu estetik sorun yaratır.
  • Greft kontraktürü: İyileşme sürecinde greftin büzüşmesi, kazanılan keratinize doku genişliğinin %10-25 oranında azalmasına yol açabilir. Bu nedenle başlangıçta hedeflenen boyuttan %20-30 daha geniş greft alınması önerilir.
  • Donör bölge nöropatisi: Damaktan greft alımı sırasında nasopalatin veya büyük palatin sinir dallarının hasar görmesi, uzun süreli uyuşukluk veya paresteziye neden olabilir. Hastaların %5-8'inde 3 aydan uzun süren his kaybı bildirilmiştir.
  • Yetersiz kök kapama: Miller Sınıf III ve IV resesyonlarda, interdental papil kaybı nedeniyle tam kök kapama sağlanamayabilir. Bu hastalara gerçekçi tedavi beklentileri anlatılmalıdır.
  • Resesyon rekürrensi: Uzun vadede greftli bölgede tekrar dişeti çekilmesi görülebilir. Bu durum genellikle devam eden travmatik fırçalama, oklüzal travma veya periodontal hastalığın kontrolsüz ilerlemesiyle ilişkilidir. 5 yıllık takiplerde %10-15 oranında parsiyel rekürens bildirilmiştir.

Korunma ve Uzun Vadeli Başarı İçin Öneriler

Diş eti otogreft cerrahisinin uzun vadeli başarısı, sadece cerrahi tekniğe değil, aynı zamanda hastanın postoperatif bakıma uyumuna ve koruyucu önlemlere bağlıdır.

Oral Hijyen Protokolü

  • Modifiye Bass tekniği: Sütür alımından 4-6 hafta sonra, yumuşak kıllı fırça ile 45 derecelik açıyla nazik sirküler hareketlerle fırçalama öğretilmelidir. Travmatik horizontal fırçalama kesinlikle terk edilmelidir.
  • Elektrikli diş fırçası: Hassas mod ayarlı osilasyon-rotasyon tipi elektrikli fırçalar, manuel fırçalamaya göre daha kontrollü basınç uygulaması sağlar ve dişeti travmasını azaltır.
  • Arayüz temizliği: İnterdental fırça veya su irrigatörü ile arayüz temizliği, greftli bölge çevresindeki plak birikimini önler ve periodontal sağlığı korur.
  • Profesyonel temizlik: 3-6 ayda bir profesyonel diş temizliği (detertraj ve kök yüzeyi düzleştirmesi) yaptırılması, uzun vadeli başarıyı %30-40 oranında artırır.

Yaşam Tarzı Modifikasyonları

  • Sigara bırakma: Sigara, gingival kan akımını %30-40 oranında azaltır ve greft iyileşmesini ciddi şekilde olumsuz etkiler. Operasyon öncesi en az 2 hafta, sonrası en az 4 hafta sigara bırakılması gerekir; ideal olan tamamen bırakmaktır.
  • Beslenme: C vitamini (günlük 500-1000 mg), yara iyileşmesinde kollajen sentezi için esansiyeldir. Protein açısından zengin diyet, doku onarımını destekler. D vitamini ve kalsiyum takviyesi kemik sağlığına katkıda bulunur.
  • Stres yönetimi: Bruksizm ve diş sıkma alışkanlığı olan hastalarda gece plağı (oklüzal splint) kullanımı, oklüzal kuvvetlerin dengelenmesine ve periodontal dokuların korunmasına yardımcı olur.

Düzenli Takip Programı

  • Postoperatif 1. hafta: Yara kontrolü ve sütür değerlendirmesi
  • Postoperatif 2. hafta: Sütür alımı ve greft değerlendirmesi
  • Postoperatif 1. ay: Keratinize doku genişliği ve kök kapama ölçümü
  • Postoperatif 3. ay: Doku maturasyonu değerlendirmesi
  • Postoperatif 6. ay: Final klinik ve radyografik değerlendirme
  • Yıllık kontroller: Uzun vadeli stabilite takibi

Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?

Diş eti otogreft cerrahisi sonrasında aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden hekiminize başvurmanız gerekmektedir:

  • Kontrolsüz kanama: Baskı uygulamasına rağmen 30 dakikadan uzun süren aktif kanama
  • Şiddetli ağrı: Reçete edilen analjeziklerle kontrol altına alınamayan, giderek artan ağrı
  • Ateş: 38°C üzerinde ateş, özellikle titreme ve halsizlik eşliğinde
  • Pürülan akıntı: Cerrahi bölgeden sarı-yeşil renkli, kötü kokulu akıntı
  • Greft renk değişikliği: Greftin koyu siyah veya yeşilimsi renk alması, kokuşma
  • Sütür açılması: Dikişlerin erken açılması veya greftin yerinden oynaması
  • Yutma veya nefes güçlüğü: Nadir görülmekle birlikte ciddi enfeksiyon veya allerjik reaksiyon belirtisi olabilir
  • Uzamış uyuşukluk: Operasyondan 48 saat sonra hala devam eden yoğun his kaybı veya uyuşukluk, sinir hasarını düşündürür
  • Aşırı şişlik: Günden güne artan, yüz asimetrisine neden olan ödem

Bu belirtilerden herhangi biri, postoperatif komplikasyon geliştiğine işaret edebilir ve erken müdahale, tedavi başarısını korumak açısından kritik öneme sahiptir.

Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümünde Uzman Kadro

Diş eti otogreft cerrahisi, periodontal plastik cerrahinin en etkili ve güvenilir prosedürlerinden biri olup doğru endikasyon, titiz cerrahi teknik ve uygun postoperatif bakım ile uzun vadeli başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Hastanın iyileşme sürecine aktif katılımı, reçete edilen ilaçların düzenli kullanımı ve kontrol randevularına sadakat, tedavi sonuçlarını doğrudan etkileyen faktörlerdir. Keratinize doku kazanımı, kök kapama başarısı ve hasta memnuniyeti açısından otogreft uygulamaları altın standart tedavi seçeneği olmaya devam etmektedir. Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, en güncel periodontal cerrahi teknikleri ve ileri teknoloji donanımıyla diş eti otogreft uygulamalarını başarıyla gerçekleştirmekte, her hastaya özel tedavi planları oluşturarak iyileşme sürecini yakından takip etmektedir.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu