Anestezi ve Reanimasyon

Delibere Hemodilüsyon

Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon bölümünde delibere hemodilüsyon uygulaması ile hasta kan yönetimi, allojen transfüzyon ihtiyacını azaltan kan koruyucu teknikler sunulmaktadır.

Delibere hemodilüsyon ya da bilinen adıyla akut normovolemik hemodilüsyon, modern kan koruyucu cerrahi tekniklerin önemli bir bileşeni olarak yıllardır uygulanan etkili bir yöntemdir. Hastanın kendi kanının cerrahi öncesinde alınarak normovolemik koşullarda saklanması ve kanamanın yoğun olduğu dönemden sonra yeniden geri verilmesi prensibine dayanan bu teknik, allojen kan transfüzyonu ihtiyacını anlamlı biçimde azaltabilmektedir. Hasta kan yönetimi yaklaşımının üç temel sütunundan biri olan intraoperatif kan koruyucu teknikler kategorisinde delibere hemodilüsyon değerli bir uygulama olarak yerini korumaktadır.

Epidemiyolojik veriler, akut normovolemik hemodilüsyonun uygun hasta popülasyonunda allojen kan transfüzyon ihtiyacını yüzde otuz ile elli oranında azaltabildiğini göstermektedir. Kardiyak cerrahi, karaciğer transplantasyonu, majör onkolojik girişimler, ortopedik majör cerrahi ve nöroşirürjik girişimlerde özellikle yararlı bulunmuştur. Tekniğin maliyet etkinliği, uygulanan cerrahi türüne ve hasta özelliklerine göre değişmektedir. Türkiye'de kardiyovasküler cerrahi merkezlerinde ve büyük transplantasyon ünitelerinde delibere hemodilüsyon protokolleri standardize biçimde uygulanmaktadır. Yehova Şahidi inancı taşıyan hastalarda, allojen kan ürünlerinin kabul edilmediği özel hasta gruplarında ve nadir kan grubu sahibi bireylerde teknik özellikle stratejik önem kazanmaktadır.

Tanım ve Patofizyoloji

Delibere hemodilüsyon, hastanın anestezi indüksiyonu sonrası ve cerrahi insizyondan önce bir veya daha fazla ünite kanın çıkarılması, eşzamanlı olarak kristalloid veya kolloid solüsyonlarla normovolemik durum sürdürülerek hematokrit değerinin hedeflenen düzeye düşürülmesi ve cerrahi sırasında kayıpların düşük hematokritli kanla gerçekleşmesinin sağlanması işlemidir. Çıkarılan kan ünitelerinde antikoagülan olarak sitrat fosfat dekstroz veya sitrat fosfat dekstroz adenin kullanılır.

Patofizyolojik temeli, oksijen taşıma kapasitesinin kompanzatör mekanizmalarla korunmasıdır. Hemodilüsyon ile kanın viskozitesi azalır, mikrosirkülatuar dolaşım iyileşir, doku perfüzyonu artar. Kalp debisi reaktif olarak yükselir, kalp atım hacmi artar. Karışık venöz oksijen satürasyonu, oksijen ekstraksiyonu artarak kompanze edilir. Hematokrit değerinin yüzde 21-25 düzeyine kadar inmesi sağlıklı bireylerde iyi tolere edilir. Çıkarılan kanın trombositler, koagülasyon faktörleri ve eritrositler açısından bütünlüğü korunur. Cerrahi sırasında düşük hematokritli kan kaybedildiğinden, transfüze edilmesi gerekecek toplam eritrosit miktarı azalır. Cerrahinin kanama fazı tamamlandıktan sonra çıkarılan kan ters sırayla geri verilir; en son alınan ünitede en yüksek hematokrit ve koagülasyon faktör konsantrasyonu bulunur. Bu yöntem hem oksijen taşıma kapasitesini geri kazanmayı hem de cerrahi alandaki hemostazı desteklemeyi sağlar.

Nedenler ve Risk Faktörleri

Delibere hemodilüsyon uygulaması için endikasyonlar ve uygun hasta seçim kriterleri şu şekildedir:

  • Yüksek kan kaybı beklenen elektif cerrahi: Kardiyak cerrahi, karaciğer rezeksiyonu, majör onkolojik cerrahi, kompleks ortopedik girişimler
  • Yehova Şahidi hastalar: Allojen kan ürünlerini kabul etmeyen, kapalı devre yöntemler için uygun bireyler
  • Nadir kan grubu olan hastalar: Antikor pozitif, kros uyumsuzluğu olabilen hasta grupları
  • Önceden çok sayıda transfüzyon almış hastalar: Antikor gelişimi ve uyumsuzluk riski yüksek
  • Allojen transfüzyon kontrendikasyonu: Şiddetli alerjik reaksiyon öyküsü, transfüzyona bağlı akut akciğer hasarı geçmişi
  • Yüksek hematokrit değerli hastalar: Polisitemi vera, sekonder polisitemi, baseline hematokriti yüzde kırk üstü

Kontrendikasyonlar ve risk artıran durumlar arasında ileri kardiyovasküler hastalık, kararsız anjina pektoris, ciddi sol ventrikül disfonksiyonu, kontrolsüz hipertansiyon, ciddi pulmoner hastalık, kronik anemi (hemoglobin 11 g/dL altında), ciddi karaciğer ve böbrek yetmezliği, koagülopati, sepsis, aktif kanama yer alır. Yüksek riskli hastalarda dikkatli değerlendirme ve uzman değerlendirme şarttır.

Belirti ve Bulgular

Delibere hemodilüsyon uygulaması sırasında ve sonrasında izlenmesi gereken klinik belirti ve bulgular hastanın kompanzasyon mekanizmalarını ve doku perfüzyonunu yansıtır. İyi tolere eden hastalarda kalp hızı orta düzeyde artar, ortalama arteriyel basınç korunur, idrar çıkışı 0,5 mL/kg/saat üzerinde sürdürülür, mental durum stabil kalır, kapiller dolum süresi normal olur. Periferik oksijen satürasyonu yüzde 95 üzerinde, karışık venöz oksijen satürasyonu yüzde 70 üzerinde tutulmalıdır.

Tolere edememeyi gösteren belirtiler arasında belirgin taşikardi, hipotansiyon, ST segment değişiklikleri, yeni başlayan aritmi, oligüri, anüri, mental durum bozukluğu, periferik soğukluk, kapiller dolumun uzaması, laktat artışı, baz açığı kötüleşmesi yer alır. Kardiyak iskemi belirtileri elektrokardiyografide ST segment depresyonu veya yükselmesi olarak izlenebilir. Karışık venöz oksijen satürasyonunda yüzde 60 altına düşüş, doku oksijenasyonunun yetersizliğini gösterir. Beyin oksimetri (NIRS) cerebral perfüzyonun değerlendirilmesinde değerli bir izlem aracıdır; baseline değerden yüzde 20'den fazla düşüş tehlike işaretidir. Splanknik perfüzyon mide tonometrisi veya laktat takibi ile değerlendirilebilir.

Tanı Yöntemleri

Delibere hemodilüsyon öncesi hastanın kapsamlı değerlendirilmesi gereklidir. Detaylı anamnez ve fizik muayene ile kardiyovasküler, pulmoner, hematolojik durum değerlendirilir. Egzersiz toleransı, fonksiyonel kapasite sorgulanır. Validasyonu yapılmış skorlama sistemleri kullanılarak kardiyak risk hesaplanır.

Laboratuvar tetkikleri kapsamında tam kan sayımı, eritrosit indeksleri, retikülosit sayısı, demir profili, koagülasyon profili, fibrinojen, biyokimya panel, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri istenir. Hemoglobin değerinin 11 g/dL üzerinde, hematokritin yüzde 33 üzerinde olması ön koşuldur. Koagülasyon parametreleri normal sınırlarda olmalıdır. Kardiyak değerlendirmede elektrokardiyografi rutin alınmalı, gerektiğinde transtorasik ekokardiyografi, stres testi yapılmalıdır. Ejeksiyon fraksiyonunun yüzde 45 üzerinde olması idealdir. Pulmoner değerlendirmede solunum fonksiyon testleri ve gerektiğinde difüzyon kapasitesi ölçülür. Çıkarılacak kan miktarının hesaplanması formülasyonla yapılır; alınacak hacim eşittir tahmini kan hacmi çarpı (başlangıç hematokriti eksi hedef hematokrit) bölü ortalama hematokrit. Tahmini kan hacmi erkeklerde 70 mL/kg, kadınlarda 65 mL/kg olarak hesaplanır.

Ayırıcı Tanı

Delibere hemodilüsyon yerine veya tamamlayıcı olarak değerlendirilebilecek hasta kan yönetimi seçenekleri ve ayırıcı yaklaşımlar şunlardır:

  • Preoperatif otolog kan donasyonu: Hastadan haftalar öncesinden kan alınması, depolanması ve cerrahide kullanılması, demir desteği eşliğinde
  • İntraoperatif kan kurtarımı (cell-saver): Cerrahi alandan emilen kanın yıkanıp eritrositlerin geri verilmesi, onkolojik cerrahide tartışmalı
  • Postoperatif kan kurtarımı: Drenaj kanının işlenip geri verilmesi, ortopedik cerrahide kullanılır
  • Akut kanama tedavisi: Allojen transfüzyon ihtiyacının değerlendirilmesi için ayırıcı düşünülmesi gereken durum
  • Eritropoetin tedavisi: Cerrahi öncesi anemi tedavisi, intravenöz demir kombinasyonu ile
  • Antifibrinolitik ajanlar: Traneksamik asit ile fibrinolizisin önlenmesi, kanama miktarının azaltılması
  • Kontrollü hipotansiyon: Belirli cerrahi türlerinde kanama miktarını azaltan anestezik teknik

Tedavi

Delibere hemodilüsyon uygulaması için standart protokoller ve eşlik eden tedaviler şu şekildedir:

  • Anestezi indüksiyonu: Standart anestezi protokolü, geniş çaplı periferik veya santral venöz erişim sağlanır
  • Kan toplama: Genelde 1-3 ünite kan, hesaplanan hacme göre, sitrat fosfat dekstroz adenin içeren torbalara, oda sıcaklığında 4-6 saat saklanabilir
  • Volüm replasmanı: Kristalloid solüsyonlarla 3:1 oranında veya kolloidlerle 1:1 oranında, ringer laktat veya plazmalit tercih edilir
  • Hedef hematokrit: Genellikle yüzde 28 ile 30, sağlıklı genç hastalarda yüzde 22-25'e kadar inilebilir
  • İzlem: Sürekli elektrokardiyografi, invaziv arteryel basınç, periferik oksijen satürasyonu, karışık venöz oksijen satürasyonu, idrar çıkışı, vücut sıcaklığı
  • Eşlik eden farmakoloji: Traneksamik asit 1 g intravenöz yükleme ardından 1 g 8 saatte, profilaktik antifibrinolitik etki
  • Kalsiyum desteği: Sitrat toksisitesini önlemek için kalsiyum glukonat 1 g her 500 mL otolog kan transfüzyonu sırasında
  • Kanın geri verilmesi: Cerrahinin kanama dönemi tamamlandıktan veya hemoglobin transfüzyon eşiğine yaklaşıldığında, son alınan ünite ilk verilir
  • Vazoaktif destek: Noradrenalin 0,02-0,5 mcg/kg/dakika dozda hipotansiyonun yönetiminde
  • Postoperatif izlem: Hemoglobin, hematokrit, koagülasyon parametreleri, vital bulgular yakın takip edilir

Diğer kan koruyucu yaklaşımlarla kombinasyon, etkinliği artırır. Cell-saver ile birlikte kullanım, traneksamik asit profilaksisi, kontrollü hipotansiyon ve hipotermi önlenmesi entegre bir yaklaşım sağlar. Hastaya özel protokollerin uygulanması ve sürekli yeniden değerlendirme tedavi başarısının anahtarıdır. Kan ünitelerinin etiketlenmesi, oda sıcaklığında saklanması ve uygun zaman aralığında geri verilmesi titizlikle yapılmalıdır.

Komplikasyonlar

Delibere hemodilüsyonun komplikasyonları doğru hasta seçimi ve uygun monitörizasyon ile önemli ölçüde minimize edilebilir. Komplikasyonların başında miyokardiyal iskemi gelir; özellikle koroner arter hastalığı olan bireylerde düşük hematokrit kompansasyon mekanizmalarını zorlayabilir. Ciddi taşikardi, aritmi, hipotansiyon, kardiyak arrest hayatı tehdit eden komplikasyonlardır.

Doku hipoperfüzyonu komplikasyonları arasında akut böbrek hasarı, mezenter iskemisi, splanknik perfüzyon bozukluğu, beyin hipoksisi yer alır. Yaşlı ve kardiyopulmoner komorbiditeli hastalarda risk artar. Hemodilüsyon koagülopatisi, dilüsyonel trombositopeni, fibrinojen düşüşü ve koagülasyon faktör eksikliği nedeniyle gelişebilir. Geri verme aşamasında transfüzyon kaynaklı dolaşım yüklenmesi, akciğer ödemi, kalp yetmezliği dekompansasyonu olabilir. Sitrat toksisitesi hipokalsemi, parestezi, kas seğirmeleri, aritmi ile kendini gösterir. Bakteriyel kontaminasyon nadir ancak ciddi bir risktir; çıkarılan kanın oda sıcaklığında uzun süre bekletilmesi önlenmelidir. Hemolitik reaksiyonlar otolog kanda son derece nadir olmakla birlikte teknik hatalar veya yanlış kimlik teyidi durumunda olabilir. Vazovagal yanıtlar kan çekme sırasında gözlenebilir. Pulmoner ödem aşırı kristalloid replasmanı veya geri verme sırasında volüm yüklenmesi durumunda gelişebilir.

Korunma ve Önleme

Delibere hemodilüsyon uygulamasında komplikasyonların önlenmesi için sistematik bir yaklaşım esastır. Hasta seçiminde titiz değerlendirme, kontrendikasyonların dikkatli sorgulanması ve risk-yarar analizi temel adımlardır. İskemik kalp hastalığı olan, ciddi pulmoner rahatsızlığı olan, ileri yaş ve düşük baseline hemoglobin değeri olan bireylerde dikkatli yaklaşılmalıdır.

İşlem öncesi multidisipliner ekip toplantısı yapılmalı, cerrahi planı, beklenen kanama miktarı ve uygulanacak kan koruyucu teknikler değerlendirilmelidir. İndüksiyon sonrası standart monitörizasyon yanında ileri hemodinamik izleme uygulanmalıdır. Karışık venöz oksijen satürasyonu, beyin oksimetrisi, transözofageal ekokardiyografi gibi araçlar değerli bilgi sağlar. Volüm replasmanı dikkatli yapılmalı, aşırı sıvı yüklemesinden kaçınılmalı, izovolemi titizlikle korunmalıdır. Hipotermi önlenmeli, sıcaklık 36 derecenin üzerinde tutulmalıdır. Kalsiyum profilaksisi, asitik durum izlemi sürdürülmelidir. Çıkarılan kan ünitelerinin doğru etiketlenmesi, hasta kimlik teyidi, çift kontrol sistemleri uygulanmalıdır. Kanın oda sıcaklığında saklanması ve 6 saat içinde transfüze edilmesi bakteriyel kontaminasyonu önler. Eğitim programları, kalite indikatörleri ve düzenli denetimler bakım kalitesini sürdürür. Hasta bilgilendirilmesi ve onam süreci kapsamlı yapılmalıdır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalı

Delibere hemodilüsyon uygulanmış cerrahi hastaların aşağıdaki belirtilerde derhal sağlık kuruluşuna başvurması önerilir:

  • İleri halsizlik, çabuk yorulma, normal aktivitelerde nefes darlığı
  • Çarpıntı, göğüs ağrısı, baygınlık hissi
  • Ayakta durunca baş dönmesi, ortostatik baygınlık
  • Belirgin solukluk, dudak ve tırnaklarda mor renk değişikliği
  • İdrar miktarında azalma, koyu renk idrar, sık idrara çıkamama
  • Yara yerinden artan kanama, hematom oluşumu, ıslanan pansumanlar
  • Burun, diş eti kanamaları, peteşiyel veya ekimotik döküntü
  • Yeni başlayan baş ağrısı, görme bozuklukları, mental durum değişiklikleri
  • Ayak ve bacaklarda yeni başlayan şişlik, ağrı, kızarıklık
  • Ateş, üşüme, titreme, enfeksiyon belirtileri

Kapanış

Delibere hemodilüsyon, hasta kan yönetimi yaklaşımının önemli bir bileşeni olarak modern cerrahi pratiğinde değerli bir kan koruyucu tekniktir. Uygun hasta seçimi, doğru zamanlama, dikkatli monitörizasyon ve diğer kan koruyucu yöntemlerle entegre kullanımı ile allojen transfüzyon ihtiyacını anlamlı biçimde azaltabilen bu teknik, transfüzyona bağlı komplikasyon risklerini de minimize eder. Yehova Şahidi hastalar, nadir kan grubu sahibi bireyler ve yüksek transfüzyon riski olan elektif cerrahi adaylarında özellikle stratejik bir öneme sahiptir. Multidisipliner ekip çalışması ve standardize protokollerin uygulanması başarının temel anahtarıdır.

Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon bölümünde uzman hekimlerimiz, delibere hemodilüsyon uygulamasını hasta kan yönetimi protokollerimiz çerçevesinde uluslararası kılavuzlara uygun, kanıta dayalı bir yaklaşımla gerçekleştirmektedir. Modern hemodinamik monitörizasyon olanaklarımız, ileri laboratuvar altyapımız, deneyimli ekibimiz ve cerrahi branşlarla iş birliği içindeki çalışma anlayışımız ile her hastaya bireyselleştirilmiş kan koruyucu strateji sunmakta; kardiyak cerrahiden onkolojik girişimlere, ortopedik majör operasyonlardan transplantasyon cerrahisine kadar geniş bir endikasyon yelpazesinde güvenli ve etkin bakım hizmeti vermekteyiz.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu