Subepitelyal bağ dokusu grefti (Subepithelial Connective Tissue Graft - SCTG), periodontal plastik cerrahide kök kapama ve yumuşak doku augmentasyonu amacıyla kullanılan altın standart tedavi yöntemidir. Dünya genelinde yapılan meta-analizler, SCTG uygulamalarında ortalama %80-92 kök kapama oranı ve %45-75 tam kök kapama (Complete Root Coverage) oranı bildirmektedir. Türkiye'de periodontoloji kliniklerinde yılda yaklaşık 50.000-70.000 yumuşak doku greft operasyonu gerçekleştirilmekte olup bunların %40-50'sini SCTG uygulamaları oluşturmaktadır. Dişeti çekilmesi prevalansı yaşla doğru orantılı olarak artmakta; 20-34 yaş grubunda %38, 35-49 yaş grubunda %67, 50 yaş üstünde ise %88'e ulaşmaktadır. Bu makalede bağ dokusu grefti uygulamasının tüm yönlerini — endikasyonlarından cerrahi tekniklerine, postoperatif bakımdan uzun vadeli sonuçlara kadar — kapsamlı bir kılavuz olarak sunacağız.
Bağ Dokusu Grefti Nedir?
Subepitelyal bağ dokusu grefti, hastanın sert damağından (palatal bölge) epitel tabakasının altındaki bağ dokusu katmanının cerrahi olarak çıkarılıp, dişeti çekilmesi olan alıcı bölgeye nakledilmesi işlemidir. Serbest dişeti greftinden (FGG) temel farkı, epitel tabakasının greft materyaline dahil edilmemesidir; yalnızca lamina propria'daki bağ dokusu kullanılır.
Patofizyolojik mekanizma: SCTG'nin iyileşme süreci benzersiz avantajlar sunar. Greft, alıcı bölgede hem pedikül flep altında hem de periosteum üzerinde çift taraflı vasküler beslenme alır. Bu durum, serbest dişeti greftine kıyasla revaskülarizasyonun daha hızlı ve daha güvenilir olmasını sağlar. Çift taraflı kan desteği sayesinde greft nekroz riski %2-3'e düşer (FGG'de %5-10).
Biyolojik iyileşme süreci şu aşamalardan oluşur:
- Koagülasyon fazı (0-2 gün): Fibrin pıhtı oluşumu, trombosit degranülasyonu, PDGF, TGF-beta ve VEGF gibi büyüme faktörlerinin salınımı. Greft ile alıcı yatak arasında fibrin köprüleri kurulur.
- İnflamatuar faz (1-5 gün): Nötrofil ve makrofaj infiltrasyonu, nekrotik doku debridmanı, sitokin kaskadının aktivasyonu. Bu dönemde greft plazmatik difüzyon ile beslenir.
- Proliferatif faz (4-21 gün): Fibroblast göçü ve proliferasyonu, yeni kollajen sentezi (özellikle Tip I ve Tip III kollajen), anjiogenez ile yeni kapiller ağ oluşumu, epitel hücre migrasyonu ve proliferasyonu
- Remodeling fazı (3 hafta - 12 ay): Kollajen liflerinin yeniden düzenlenmesi, doku olgunlaşması, keratinize epitel farklılaşması, greft-alıcı yatak entegrasyonunun tamamlanması
SCTG'nin önemli bir özelliği "kreeping ataçman" fenomenidir. Greft materyali yerleştirildikten sonra, iyileşme sürecinde dişeti kenarı koronal yönde hareket ederek ek kök kapama sağlar. Bu fenomen postoperatif 1-12 ay arasında gerçekleşir ve ortalama 0.5-1 mm ek kök kapama kazancı sağlar.
Bağ Dokusu Grefti Uygulama Nedenleri
Bağ dokusu grefti uygulamasının çok çeşitli klinik endikasyonları bulunmaktadır. Bu endikasyonların doğru belirlenmesi, tedavi başarısının temelini oluşturur.
Estetik Endikasyonlar
- Gülüş hattındaki dişeti çekilmesi: Üst çene anterior bölgede (özellikle kanin-kanin arası) görülen dişeti çekilmeleri, hastalar için ciddi estetik sorun oluşturur. SCTG, renk ve doku uyumu açısından en iyi estetik sonuçları sunan greft tipidir.
- Tek diş resesyonları: Miller Sınıf I ve II tek diş çekilmelerinde SCTG ile %89-97 kök kapama ve %57-75 tam kök kapama oranları bildirilmektedir.
- Çoklu resesyonlar: Yan yana birden fazla dişte çekilme görülen vakalarda, tünel tekniği ile kombine SCTG uygulaması tek seansta birden fazla dişin tedavisine olanak sağlar.
- İmplant estetiği: Dental implant çevresinde yumuşak doku hacim artırımı, doğal görünümlü emergence profili oluşturulması ve papil rekonstrüksiyonu için SCTG yaygın olarak kullanılmaktadır.
Fonksiyonel Endikasyonlar
- Dentin hassasiyetinin tedavisi: Çekilme sonucu açığa çıkan kök yüzeylerinde termal, taktil ve osmotik stimülasyona karşı gelişen hassasiyet, kök kapama ile tedavi edilir. SCTG sonrası hastaların %85-90'ında hassasiyet önemli ölçüde azalır veya tamamen kaybolur.
- Keratinize doku artırımı: SCTG, bağ dokusu üzerindeki flebin keratinize epitel içermesi sayesinde hem kök kapama hem de keratinize doku genişliği artışı sağlar.
- Ridge augmentasyon: Dişsiz kret bölgelerinde pontic altı yumuşak doku hacminin artırılması, protez estetiğini ve fonksiyonunu iyileştirir. Seibert sınıflandırmasına göre Sınıf I (bukko-lingual kayıp) ve Sınıf III (kombine kayıp) defektlerde SCTG tercih edilir.
- Periimplant yumuşak doku kalınlaştırma: İmplant çevresinde yetersiz yumuşak doku kalınlığı, periimplantit ve mukozal resesyon riskini artırır. SCTG ile mukoza kalınlığının 2 mm üzerine çıkarılması, bu riskleri önemli ölçüde azaltır.
Protetik ve Ortodontik Endikasyonlar
- Protetik öncesi doku hazırlığı: Laminate veneer ve tam seramik kuron uygulamalarında, ince dişeti fenotipinin SCTG ile kalınlaştırılması estetik başarıyı artırır ve ilerleyici çekilmeyi önler.
- Ortodontik tedavi sonrası: Ortodontik tedavi sırasında gelişen dişeti çekilmelerinin SCTG ile tedavisi, hem estetik hem fonksiyonel restorasyonu sağlar.
Belirtiler ve Klinik Bulgular
Bağ dokusu grefti gerektiren durumların tanınması, hastaların doğru zamanda tedaviye yönlendirilmesi açısından önemlidir.
Dişeti Çekilmesinin Klinik Belirtileri
- Diş kökünün görünür olması: Mine-sement birleşiminin apikalinde kök yüzeyinin açığa çıkması, çekilmenin birincil klinik göstergesidir. Hastalar genellikle "dişlerim uzamış gibi görünüyor" şikayetiyle başvurur.
- Dentin hassasiyeti: Soğuk içecekler, sıcak yiyecekler, tatlı ve asitli gıdalara karşı ani, keskin ağrı. Açığa çıkan dentin tübülleri aracılığıyla hidrodinamik mekanizma ile ağrı iletilir.
- Estetik kayıp: Özellikle gülüş hattındaki dişlerde asimetrik dişeti konturu, dişler arası siyah üçgenler ("black triangles") ve uzamış diş görünümü
- Gıda sıkışması: Çekilme bölgesinde dişler arası boşluğun artması sonucu yemek artıklarının birikmesi, sekonder çürük ve periodontal hastalık riskini artırır.
- Kök çürüğü: Açığa çıkan sementum ve dentin, mine kadar mineralize olmadığından çürüğe daha yatkındır. Kök yüzey çürüğü pH 6.2-6.7'de başlar (mine çürüğü pH 5.5).
Cerrahi Sonrası Normal İyileşme Bulguları
- Hafif ödem ve ekimoz (1-5 gün): Cerrahi travmaya bağlı normal inflamatuar yanıt
- Greft bölgesinde gerilim hissi: Sütür gerginliği ve doku ödemi nedeniyle normal bir bulgu
- Donör bölgede hassasiyet (7-14 gün): Damak bölgesinde yemek yerken ve konuşurken rahatsızlık
- Flep kenarlarında geçici beyazlaşma: İskemi nedeniyle normal; 24-48 saatte düzelir
Tanı Yöntemleri ve Klinik Değerlendirme
Bağ dokusu grefti endikasyonunun belirlenmesi ve cerrahi planlamanın yapılması için kapsamlı bir klinik ve radyografik değerlendirme gereklidir.
Klinik Ölçümler
- Resesyon derinliği: Mine-sement birleşiminden (MSB) dişeti kenarına olan mesafe milimetre olarak ölçülür. Williams sondu ile ölçüm standardize edilir. 1-2 mm hafif, 3-4 mm orta, 5 mm ve üzeri şiddetli çekilme olarak sınıflandırılır.
- Resesyon genişliği: Çekilme alanının mezio-distal genişliği, greft boyutlandırma için önemlidir. Geniş resesyonlarda (>4 mm) tam kök kapama oranı düşer.
- Keratinize dişeti genişliği: Dişeti kenarından mukogingival birleşime olan mesafe. 2 mm altı yetersiz kabul edilir. SCTG sonrası ortalama 2-3 mm keratinize doku kazanımı sağlanır.
- Dişeti kalınlığı (biyotip): Transgingival probing ile ölçülür. 1 mm altı ince biyotip, 1-1.5 mm orta, 1.5 mm üzeri kalın biyotip olarak değerlendirilir. İnce biyotip, çekilme riskini 2-3 kat artırır.
- Periodontal cep derinliği: Normal sulkus derinliği 1-3 mm. 4 mm üzeri patolojik cep varlığını gösterir. SCTG öncesi derin ceplerin tedavisi gereklidir.
- Miller sınıflandırması: Kök kapama prognozunu belirleyen altın standart sınıflamadır. Sınıf I: Mukogingival birleşimi aşmayan, interdental kemik ve papil kaybı olmayan. Sınıf II: Mukogingival birleşimi aşan, interdental kayıp olmayan. Sınıf III: İnterdental kemik veya papil kaybı olan, MSB apikalinde. Sınıf IV: İleri interdental kemik kaybı.
Radyografik Değerlendirme
- Periapikal radyografi: Alveoler kemik seviyesi, kök morfolojisi, periapikal patoloji ve komşu dişlerin değerlendirilmesi için alınır.
- CBCT (Konik Işınlı BT): Üç boyutlu kemik değerlendirmesi sağlar. Bukkal kemik kalınlığı (0.5 mm altı dehissens riski), fenestrasyon varlığı ve kök prominansı detaylı olarak incelenir. Donör bölge anatomisi (damak kalınlığı, palatin arter seyri) de CBCT ile değerlendirilebilir.
Laboratuvar Tetkikleri
- Hemogram: Hemoglobin (erkek: 13.5-17.5 g/dL, kadın: 12-16 g/dL), lökosit (4.500-11.000/mikrolitre), trombosit (150.000-400.000/mikrolitre)
- Koagülasyon paneli: PT (11-13.5 sn), INR (0.8-1.2), aPTT (25-35 sn). Antikoagülan kullanan hastalarda cerrahi güvenlik için zorunludur.
- Metabolik parametreler: Açlık kan şekeri (70-100 mg/dL), HbA1c (<%7 hedef), serum albumin (3.5-5.5 g/dL), vitamin D (30-100 ng/mL)
- İnflamasyon belirteçleri: CRP (normal: 0-5 mg/L), sedimentasyon hızı (erkek: 0-15 mm/saat, kadın: 0-20 mm/saat). Aktif periodontal enflamasyonda yükselebilir.
Ayırıcı Tanı
Dişeti çekilmesine neden olan farklı klinik durumların ayırıcı tanısı, tedavi planlamasını doğrudan etkiler.
- Travmatik dişeti çekilmesi vs. Periodontitis kaynaklı çekilme: Travmatik çekilmede tek veya birkaç dişte lokalize, dar ve derin resesyon görülür; periodontal cep derinliği normaldir. Periodontitis kaynaklı çekilmede ise generalize, geniş tabanlı resesyonlar, derin ceplerle birlikte kemik kaybı eşlik eder.
- Dişeti çekilmesi vs. Mukogingival deformite: Gerçek çekilmede MSB apikalinde doku kaybı vardır. Mukogingival deformitede ise keratinize doku genişliği yetersizdir ancak resesyon olmayabilir.
- Abrazyon vs. Kök çürüğü: Fırçalama abrazyonu, kök yüzeyinde parlak, sert, sarımsı-kahverengi lezyondur. Kök çürüğü ise yumuşak, mat, koyu kahverengi-siyah lezyondur ve sondla penetrasyon gösterir.
- Servikal erozyon vs. Abfraksiyon: Erozyon, asit maruziyetine bağlı düz, geniş yüzey kaybıdır. Abfraksiyon, oklüzal stres kaynaklı V şeklinde, keskin kenarlı servikal lezyondur.
- Dişeti fibromu vs. Greft hiperplazisi: Dişeti fibromu yavaş büyüyen, saplı, sert, pembe kitledir. Greft hiperplazisi ise cerrahi sonrası iyileşme döneminde görülen, diffüz ve ödemli yumuşak doku büyümesidir.
- Periimplant mukozal resesyon vs. Periimplantit: Mukozal resesyonda yumuşak doku kaybı olup radyografik kemik kaybı yoktur. Periimplantitte ise kanama, süpürasyon ve progresif kemik kaybı eşlik eder.
Tedavi: Cerrahi Teknikler ve Farmakolojik Protokol
Bağ dokusu grefti uygulamasında çeşitli cerrahi teknikler ve bunlara eşlik eden farmakolojik tedavi protokolleri mevcuttur.
Cerrahi Teknikler
- Koronale Kaydırma Flebi + SCTG (Langer ve Langer tekniği): En klasik ve en yaygın kullanılan tekniktir. Alıcı bölgede split-thickness veya full-thickness flep kaldırılır, bağ dokusu grefti kök yüzeyine yerleştirilir ve flep koronal yönde kaydırılarak greft tamamen örtülür. Tek diş Miller Sınıf I-II resesyonlarda altın standart yöntemdir.
- Tünel tekniği (Zuhr ve Hürzeler modifikasyonu): Vertikal insizyon yapılmadan, sulkuler insizyon ve tünel disseksiyonu ile subperiosteal bir cep oluşturulur. SCTG bu tünel içine yerleştirilir ve sütürle stabilize edilir. Çoklu resesyonlarda mükemmel estetik sonuçlar sunar, minimal invazivdir ve postoperatif konfor yüksektir.
- Zarf tekniği: Alıcı bölgede yalnızca sulkuler insizyon yapılarak bir cep (zarf) oluşturulur ve greft bu cebin içine yerleştirilir. Sınırlı genişlikteki tek diş resesyonları için uygundur.
- Lateral kaydırma flebi + SCTG: Komşu dişin dişetisinin pedikül flep olarak hazırlanıp resesyon bölgesine kaydırılması ve altına SCTG yerleştirilmesi ile kombine yaklaşım.
Donör Bölge Greft Alma Teknikleri
- Trap-door (kapak) tekniği: Damakta palatal mukozanın üst tabakası (epitel + ince bağ dokusu) bir kapak şeklinde kaldırılır, alttaki bağ dokusu alınır ve kapak tekrar kapatılır. Donör bölge primer iyileşme gösterir ve hasta konforu yüksektir.
- Tek insizyon tekniği (Hürzeler): Damakta tek horizontal insizyon yapılarak bağ dokusu çıkarılır. Minimal cerrahi travma ve hızlı iyileşme avantajları vardır.
- De-epitelizasyon tekniği: Damaktan alınan serbest dişeti greftinin epitel tabakası cerrahi olarak uzaklaştırılarak bağ dokusu grefti elde edilir.
Farmakolojik Tedavi Protokolü
- Preoperatif medikasyon: Amoksisilin 2 g tek doz (1 saat önce) profilaktik antibiyoterapi olarak verilir. Anksiyolitik olarak diazepam 5-10 mg oral (30 dakika önce) düşünülebilir. Klorheksidin %0.12 gargara (1 dakika) cerrahi alan dekontaminasyonu sağlar.
- Anestezi: Artikain %4 + epinefrin 1:100.000, infiltrasyon anestezisi olarak hem donör hem alıcı bölgeye uygulanır. Uzun süreli analjezi için bupivakain %0.5 + epinefrin 1:200.000 sinir bloğu olarak verilebilir.
- Postoperatif analjezi: İbuprofen 400-600 mg, günde 3-4 kez, yemeklerden sonra (maksimum 2400 mg/gün). Parasetamol 500-1000 mg, günde 3-4 kez, tek başına veya ibuprofen ile kombinasyon (maksimum 4 g/gün). Şiddetli ağrıda naproksen sodyum 550 mg, günde 2 kez, NSAİİ'lere yanıt yetersizse tercih edilir.
- Postoperatif antibiyoterapi: Amoksisilin 500 mg, günde 3 kez, 7 gün. Penisilin alerjisinde klindamisin 300 mg, günde 4 kez, 7 gün. Geniş cerrahi alanlarda amoksisilin-klavulanat 1000 mg, günde 2 kez tercih edilir.
- Antiseptik bakım: Klorheksidin diglukonat %0.12 gargara, günde 2 kez, 30 saniye, 14 gün süreyle. Cerrahi bölgeye direkt teması en aza indirecek şekilde, dikkatlice gargara yapılmalıdır.
- Antiödem tedavi: Deksametazon 4-8 mg, operasyon günü ve ertesi gün oral verilir. Buz uygulaması ilk 48 saat, 20 dakika açık / 20 dakika kapalı protokolüyle yapılır.
Komplikasyonlar
Bağ dokusu grefti, periodontal cerrahiler içinde en düşük komplikasyon oranlarından birine sahip olmakla birlikte, bazı istenmeyen durumlar gelişebilir.
Alıcı Bölge Komplikasyonları
- Yetersiz kök kapama: En yaygın "komplikasyon" olup aslında sınırlı başarı olarak değerlendirilir. Miller Sınıf III resesyonlarda tam kök kapama oranı %40-60 ile sınırlıdır. Geniş ve derin resesyonlarda, interdental papil kaybının eşlik ettiği vakalarda beklenen bir durumdur.
- Greft kaybı/nekroz: SCTG'de çift taraflı vasküler destek nedeniyle nadir görülür (%2-3). Yetersiz flep mobilizasyonu, greft altında hematom birikimi ve enfeksiyon başlıca nedenlerdir.
- Flep nekrozu: Koronale kaydırılan flebin aşırı gerginlik altında tutulması, flep ucunda iskemi ve nekroza yol açabilir. Bu durumda kök kapama oranı düşer.
- Sütür komplikasyonları: Erken sütür kaybı, sütür reaksiyonu veya sütür absesi görülebilir.
Donör Bölge Komplikasyonları
- Kanama: Damak bölgesinde postoperatif kanama %5-15 oranında görülür. Büyük palatin arter dallarının hasar görmesi ciddi kanamaya neden olabilir.
- Parestezi: Nasopalatin veya büyük palatin sinir dallarının hasar görmesi, damakta geçici veya kalıcı his kaybına yol açabilir (%3-8).
- Damak mukoza nekrozu: Trap-door tekniğinde kapak flebinin nekrozu, donör bölgede sekonder iyileşme gerektiren açık yara bırakır.
- Enfeksiyon: %2-4 oranında görülür. Ağrı artışı, pürülan akıntı ve ateş ile karakterizedir.
Korunma ve Uzun Vadeli Bakım
Bağ dokusu grefti uygulamasının uzun vadeli başarısını korumak için cerrahi öncesi, sırası ve sonrasında alınması gereken önlemler bulunmaktadır.
Cerrahi Öncesi Korunma
- Etiyolojik faktörlerin kontrolü: Dişeti çekilmesine neden olan faktör (travmatik fırçalama, oklüzal travma, frenilum çekişi, iatrojenik faktörler) belirlenmeli ve ortadan kaldırılmalıdır. Etiyoloji tedavi edilmeden yapılan greft, yüksek rekürens riski taşır.
- Periodontal sağlığın optimizasyonu: Faz I tedavi ile aktif periodontal hastalık kontrol altına alınmalıdır. Plak indeksi %15-20 altına, kanama indeksi %10 altına düşürülmelidir.
- Sigara bırakma: Operasyondan en az 2-4 hafta önce sigara bırakılmalıdır. Sigara içenlerde SCTG başarı oranı %15-25 düşer ve komplikasyon oranı 2-3 kat artar.
- Sistemik sağlık optimizasyonu: Diyabet kontrolü (HbA1c <%7), beslenme durumunun iyileştirilmesi (protein, C vitamini, D vitamini) ve antikoagülan yönetimi sağlanmalıdır.
Postoperatif Korunma
- Fırçalama tekniği eğitimi: Modifiye Stillman veya modifiye Bass tekniği ile travma oluşturmayan fırçalama öğretilmelidir. Ultra-yumuşak fırça kullanımı (örneğin 6580 kıl sayılı) önerilir.
- Düzenli profesyonel bakım: 3-6 ayda bir profesyonel diş temizliği ve periodontal değerlendirme yapılmalıdır. Destekleyici periodontal tedavi (DPT), uzun vadeli başarının en önemli belirleyicisidir.
- Oklüzal splint: Bruksizm veya diş sıkma alışkanlığı olan hastalarda gece plağı kullanımı, oklüzal travmayı azaltarak greftli bölgeyi korur.
- Beslenme desteği: C vitamini (500-1000 mg/gün), kollajen sentezi için esansiyel. Protein ağırlıklı diyet, doku onarımını destekler. Omega-3 yağ asitleri, antiinflamatuar etki sağlar.
Uzun Vadeli Takip Protokolü
- 1. hafta: Yara kontrol, sütür değerlendirmesi
- 2. hafta: Sütür alımı, greft entegrasyonu değerlendirmesi
- 1. ay: Keratinize doku ve kök kapama ölçümü
- 3. ay: Doku maturasyonu, kreeping ataçman değerlendirmesi
- 6. ay: Final klinik ölçümler ve radyografik kontrol
- 12. ay: Uzun vadeli stabilite değerlendirmesi
- Sonrası: Yıllık kontroller ve 3-6 aylık DPT seansları
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Bağ dokusu grefti cerrahisi sonrasında aşağıdaki durumlarda hekiminize başvurmanız büyük önem taşımaktadır:
- Kontrolsüz kanama: Baskı uygulamasına rağmen 20-30 dakikadan fazla devam eden kanama, özellikle damak bölgesinde arteriyel kaynaklı olabilir
- Şiddetlenen ağrı: Postoperatif 3-4. günden sonra azalması beklenen ağrının aksine giderek artan ağrı, enfeksiyon veya greft komplikasyonunu düşündürür
- Yüksek ateş: 38 derecenin üzerinde ateş, titreme ve halsizlik, cerrahi alan enfeksiyonunun önemli belirtileridir
- Kötü kokulu akıntı: Cerrahi bölgeden gelen pürülan, yeşilimsi-sarı, kötü kokulu akıntı bakteriyel enfeksiyonu gösterir
- Greft veya flep renk değişimi: Greftin veya kaldırılan flebin koyu siyah veya gri renk alması, doku nekrozunu düşündürür
- Sütürlerin erken açılması: Dikişlerin kopması veya gevşemesi ile greftin açığa çıkması veya hareket etmesi
- Uzamış uyuşukluk veya his kaybı: 48-72 saatten uzun süren yoğun parestezi, sinir hasarı olasılığını düşündürür
- Yutma veya solunum güçlüğü: Nadir ancak acil müdahale gerektiren, derin enfeksiyon veya anafilaksi belirtisi olabilir
- Aşırı şişlik: Progresif, tek taraflı ve yüz asimetrisine yol açan ödem
Bu semptomlar cerrahi komplikasyonların erken belirtileri olabilir. Zamanında müdahale, tedavi başarısını korumak ve kalıcı hasarı önlemek açısından kritik öneme sahiptir.
Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümünde Uzman Ekip
Bağ dokusu grefti, periodontal plastik cerrahide kök kapama ve yumuşak doku augmentasyonu için en güvenilir ve en etkili tedavi seçeneği olmaya devam etmektedir. Çift taraflı vasküler beslenme avantajı, mükemmel estetik sonuçlar ve düşük komplikasyon oranı ile SCTG, dişeti çekilmesi tedavisinde altın standart konumundadır. Cerrahi teknik seçiminden postoperatif bakıma, risk yönetiminden uzun vadeli takibe kadar her aşamada multidisipliner ve kanıta dayalı yaklaşım uygulanması, tedavi başarısını en üst düzeye çıkarır. Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, bağ dokusu grefti uygulamalarını en güncel cerrahi teknikler, mikrocerrahi aletler ve dijital planlama teknolojileri ile gerçekleştirmekte, her hastaya özel tedavi protokolleri oluşturarak mükemmel klinik sonuçlar elde etmektedir.






