Atopik dermatit, çocukluk çağının en sık görülen kronik inflamatuvar deri hastalığıdır ve "atopik egzama" olarak da adlandırılmaktadır. Gelişmiş ülkelerde çocukların %15-20'sini, yetişkinlerin ise %2-10'unu etkilemektedir. Son yarım yüzyılda insidansında iki ila üç kat artış gözlenmiş olup, bu artış "hijyen hipotezi" ve çevresel faktörlerdeki değişimlerle ilişkilendirilmektedir. Hastalık genellikle yaşamın ilk yıllarında başlamakta ve atopik yürüyüş (atopic march) olarak bilinen süreçte alerjik rinit ve astım gelişimi için önemli bir risk faktörü oluşturmaktadır.
Atopik Dermatit Nedir?
Atopik dermatit, epidermal bariyer fonksiyonundaki bozulma ve Tip 2 (Th2) immün yanıtın aşırı aktivasyonu zemininde gelişen, kronik veya kronik tekrarlayıcı seyir gösteren, kaşıntılı inflamatuvar bir dermatozdur. Hastalık, genetik yatkınlık, çevresel tetikleyiciler ve immunolojik düzensizliğin karmaşık etkileşimi sonucu ortaya çıkmaktadır.
Patofizyolojide iki temel mekanizma ön plana çıkmaktadır. İlki, "dışarıdan içeriye" (outside-in) hipotezi olarak adlandırılan ve filagrin gen mutasyonları başta olmak üzere epidermal bariyerdeki yapısal defektlerin hastalığı başlattığını öne süren modeldir. İkincisi ise "içeriden dışarıya" (inside-out) hipotezi olup, primer immün düzensizliğin bariyer bozulmasına yol açtığını ileri sürmektedir. Günümüzde her iki mekanizmanın da eş zamanlı olarak katkıda bulunduğu kabul edilmektedir.
IL-4 ve IL-13 Tip 2 inflamatuvar yolağın anahtar sitokinleridir ve filagrin ekspresyonunu baskılayarak bariyer fonksiyonunu daha da zayıflatmaktadır. IL-31, atopik dermatitin en önemli semptomu olan kaşıntının ana mediatörüdür. TSLP (thymic stromal lymphopoietin) ise epidermal bariyer hasarı sonrası dendritik hücreleri aktive ederek Th2 yanıtı başlatan kritik bir alarmın olarak işlev görmektedir.
Atopik Dermatit Nedenleri
Genetik Faktörler
Atopik dermatitin güçlü bir kalıtsal bileşeni mevcuttur. Ebeveynlerden birinde atopik hastalık varsa çocukta risk %25-30, her ikisinde varsa %60-80'e yükselmektedir. FLG mutasyonları Kuzey Avrupa kökenli atopik dermatit hastalarının yaklaşık %20-30'unda saptanmaktadır.
Bariyer Fonksiyon Bozukluğu
Filagrin eksikliğinin yanı sıra seramid düzeylerindeki azalma, kallikrein proteazların aşırı aktivitesi ve tight junction proteinlerindeki defektler transepidermal su kaybını artırarak kserozise ve alerjen penetrasyonuna zemin hazırlamaktadır.
Çevresel ve Tetikleyici Faktörler
- Aeroalerjenler: Ev tozu akarları, polen, küf sporları, hayvan epitelleri
- Besin alerjenleri: Çocukluk çağında yumurta, süt, buğday, soya ve yer fıstığı
- Mikrobiyolojik tetikleyiciler: Staphylococcus aureus süperantijenleri alevlenmeleri tetikler
- İrritanlar: Sabunlar, deterjanlar, yünlü kumaşlar, terleme
- İklimsel faktörler: Düşük nem, soğuk hava, ani sıcaklık değişimleri
- Psikolojik stres: Nöroimmün etkileşimler yoluyla alevlenmelere katkıda bulunur
Atopik Dermatit Belirtileri
Süt Çocukluğu Dönemi (0-2 Yaş)
Yanaklar, alın ve saçlı deri en sık tutulan bölgelerdir. Eritemli, eksüdatif ve krutlu plaklar karakteristiktir. Bez bölgesi genellikle korunmaktadır.
Çocukluk Dönemi (2-12 Yaş)
Fleksural bölgeler (antekübital ve popliteal fossalar), el bilekleri, ayak bilekleri ve boyun bölgesi ön plana geçmektedir. Likenifikasyon ve ekskoriasyonlar bu dönemin belirgin bulgularıdır.
Erişkin Dönemi
Yaygın kserozis, el egzaması ve yüz-boyun tutulumu erişkin atopik dermatitin sık görülen formlarıdır. Kronik likenifiye plaklar ve postinflamatuvar pigment değişiklikleri belirgindir.
Tüm Dönemlerde Ortak Bulgular
- Yoğun kaşıntı: Hastalığın olmazsa olmaz kriteri; "kaşıntı olmadan atopik dermatit olmaz"
- Kserozis: Yaygın deri kuruluğu tüm hastaların temel bulgusudur
- Kronik/tekrarlayıcı seyir: Alevlenme ve remisyon dönemleri ile karakterize
- Kişisel/aile atopi öyküsü: Astım, alerjik rinit veya besin alerjisi eşliği
Atopik Dermatit Tanısı
Tanı klinik kriterlere dayanmaktadır. Hanifin-Rajka kriterleri (4 majör + 23 minör kriter) ve UK Working Party kriterleri en yaygın kullanılan tanı araçlarıdır.
Hastalık Şiddeti Değerlendirmesi
- SCORAD: Tutulum alanı, şiddet ve subjektif semptomları birleştiren kapsamlı skorlama
- EASI: Eritem, ödem/papülasyon, ekskoriasyon ve likenifikasyonu değerlendiren objektif skala
- IGA: Genel hastalık şiddetini 5 puanlık skalada değerlendiren global skala
- DLQI/CDLQI: Yaşam kalitesi üzerindeki etkiyi ölçen anketler
Laboratuvar İncelemeleri
Rutin laboratuvar testi tanı için zorunlu değildir. Total IgE yüksekliği hastaların %80'inde saptanmaktadır. Spesifik IgE testleri ve deri prick testleri alerjen duyarlanmasının değerlendirilmesinde yararlıdır.
Ayırıcı Tanı
- Seboreik dermatit: Saçlı deri ve nasolabial kıvrımlarda yağlı sarımsı skuamlar
- Kontakt dermatit: Temas öyküsü ve lokalize dağılım ile ayrılır
- Skabiyez: İnterdigital web, bilekler ve genital bölgede kaşıntılı papüller; aile içi bulaş
- Psöriazis: Keskin sınırlı, gümüş skuamlı plaklar; genellikle ekstansör yüzeylerde
- Dermatofit enfeksiyonları: Annüler lezyonlar; KOH preparatı pozitif
- İmmün yetmezlik sendromları: Dirençli egzama, tekrarlayan enfeksiyonlar ve gelişme geriliği
- Kutanöz T-hücreli lenfoma: Erişkinlerde dirençli egzamatöz lezyonlarda düşünülmelidir
Atopik Dermatit Tedavisi
Temel Deri Bakımı
Emoliyent (nemlendirici) tedavisi tüm hastalarda ve her şiddet düzeyinde tedavinin temel taşıdır. Günde en az iki kez, ideal olarak banyo sonrası 3 dakika içinde uygulanmalıdır. Seramid, üre veya gliserol içeren formülasyonlar tercih edilmektedir.
Topikal Antiinflamatuvar Tedaviler
- Topikal kortikosteroidler: Alevlenmelerde birinci basamak; güce göre (düşük-orta-yüksek) bölgeye uygun seçilmelidir
- Topikal kalsinörin inhibitörleri: Takrolimus %0,03-0,1 ve pimekrolimus; yüz ve boyunda uzun süreli kullanıma uygundur
- Topikal PDE4 inhibitörleri: Krisaborol %2 merhem; hafif-orta şiddetli olgularda
- Topikal JAK inhibitörleri: Ruksolitinib %1,5 krem; hızlı kaşıntı kontrolü sağlar
Sistemik Tedaviler
- Dupilumab: IL-4Rα blokajı yapan monoklonal antikor; orta-ağır AD'de birinci tercih biyolojik ajan
- Tralokinumab: Anti-IL-13 monoklonal antikor
- JAK inhibitörleri: Baricitinib, upadacitinib ve abrocitinib oral seçenekler
- Siklosporin: Ağır alevlenmelerde hızlı etkili konvansiyonel immunosüpresif
- Fototerapi: Dar bant UVB yaygın olgularda etkili ve güvenli
Proaktif Tedavi
Remisyon sağlandıktan sonra haftada iki kez düşük doz topikal kortikosteroid veya kalsinörin inhibitörü uygulaması nüks oranını belirgin şekilde azaltmaktadır.
Atopik Dermatit Komplikasyonları
- Bakteriyel enfeksiyonlar: S. aureus impetiginizasyonu en sık komplikasyondur
- Eczema herpeticum: HSV'nin yaygın yayılımı; acil tedavi gerektiren ciddi bir tablodur
- Atopik yürüyüş: Astım (%50-70) ve alerjik rinit (%60-80) gelişim riski
- Uyku bozukluğu: Gece kaşıntısı çocuklarda büyüme ve bilişsel gelişimi etkileyebilir
- Psikososyal sorunlar: ADHD, davranış sorunları ve akademik başarısızlık
- Göz komplikasyonları: Atopik keratokonjunktivit ve katarakt
Atopik Dermatitten Korunma
- Neonatal emoliyent uygulaması: Yüksek riskli bebeklerde doğumdan itibaren günlük nemlendirici kullanımı
- Tetikleyicilerden kaçınma: Ev tozu akarları, hayvan epitelleri ve bilinen besin alerjenlerinden uzak durma
- Uygun banyo uygulamaları: Kısa süreli, ılık suyla banyo; ardından hemen nemlendirici
- Giyim seçimi: Pamuklu, yumuşak kumaşlar; yün ve sentetiklerden kaçınma
- Ortam kontrolü: Nem düzenlemesi, toz akarı önlemleri, sigara dumanından uzak tutma
- Emzirme: İlk 4-6 ay anne sütü ile beslenme koruyucu olabilir
- Proaktif tedavi: Remisyon dönemlerinde idame tedavisi nüksleri azaltır
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
- Deri lezyonları uyku düzenini ve günlük yaşamı etkiliyorsa
- Lezyonlarda krutlanma, pürülan akıntı veya ateş gibi enfeksiyon bulguları varsa
- Mevcut tedaviye rağmen belirtiler kontrol altına alınamıyorsa
- Yaygın veziküler lezyonlar gelişmişse (eczema herpeticum şüphesi)
- Çocukta büyüme geriliği veya davranış sorunları fark edildiyse
- Astım veya alerjik rinit belirtileri eklenmeye başlamışsa
- Hastalık psikososyal uyumu olumsuz etkiliyorsa
Atopik dermatit, multidisipliner yaklaşım ve uzun süreli yönetim gerektiren kronik bir hastalıktır. Günümüzde dupilumab ve JAK inhibitörleri gibi hedefe yönelik tedaviler, daha önce kontrolü güç olan ağır olgularda bile dramatik iyileşmeler sağlamaktadır. Hasta ve aile eğitimi, düzenli nemlendirici kullanımı ve proaktif tedavi stratejileri hastalığın etkin yönetiminin temelini oluşturmaktadır. Atopik dermatit ile ilgili endişeleriniz için Koru Hastanesi Dermatoloji Kliniği'nde uzman hekim değerlendirmesi almanızı öneriyoruz.






