Beyin ve Sinir Cerrahisi

İnkomplet Spinal Kord Hasarı ve Belirtileri • Prognoz

İnkomplet Spinal Kord Hasarı ve belirtileri ne zaman ortaya çıkar? Tanı süreci ve tedavi seçenekleri için Koru Hastanesi uzman rehberi.

İnkomplet spinal kord hasarı, omurilikteki hasarın tam olmadığı, motor veya duyusal fonksiyonların bir kısmının hasar seviyesinin altında korunduğu nörolojik tabloyu tanımlar. Uluslararası Hastalık Sınıflandırmasında ICD-10 kodlamasında S14, S24 ve S34 kategorileri altında yer alan bu yaralanmalar, travmatik omurilik hasarlarının yaklaşık yüzde altmış beşini oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yıllık global insidans milyon kişide 250 ile 906 arasında değişmekte, Türkiye'de ise her yıl yaklaşık 1500 ile 2000 yeni vaka bildirilmektedir. Erkeklerde görülme sıklığı kadınlara oranla yaklaşık dört kat daha fazladır ve en yüksek görülme yaşı 16 ile 30 arasındadır. İnkomplet hasarın tanınması ve uygun tedavi yaklaşımının belirlenmesi, hastanın uzun dönem işlevsel kapasitesini doğrudan etkilemektedir.

İnkomplet Spinal Kord Hasarı Nedir?

İnkomplet spinal kord hasarı, omurilikteki nöral yolların kısmen zarar gördüğü, ancak hasar seviyesinin altında bir miktar motor veya duyusal işlevin korunduğu klinik durumdur. American Spinal Injury Association tarafından geliştirilen ASIA Sınıflandırma Sistemi'ne göre B, C ve D dereceleri inkomplet hasarı tanımlamakta, A derecesi ise tam komplet hasarı belirtmektedir. Patofizyolojik olarak primer hasar mekanizması doğrudan mekanik travma sonucu nöron ve aksonların yırtılması, ezilmesi veya gerilmesi şeklinde gerçekleşir.

Sekonder hasar mekanizması ise iskemi, ödem, eksitotoksisite, serbest radikal hasarı ve inflamasyon kaskadı ile karakterizedir. Travmadan sonraki ilk dakikalarda başlayan ve haftalarca devam eden bu süreçte glutamat aracılı eksitotoksisite, kalsiyum iyonlarının hücre içine aşırı girişi, mitokondriyal disfonksiyon ve apoptotik hücre ölümü ortaya çıkmaktadır. Mikrovasküler hasar nedeniyle gelişen ödem, intramedüller basıncı artırarak ek nöronal hasara yol açmaktadır.

Spinal kordun anatomik yapısı, hasar paternini belirlemede kritik öneme sahiptir. Kortikospinal yollar, spinotalamik yollar ve dorsal kolonların hasar düzeyi inkomplet sendromların klinik tablosunu şekillendirmektedir. Servikal bölge hasarları en sık görülen lokalizasyondur ve omurilik hasarlarının yaklaşık yüzde elli beşini oluşturmaktadır.

İnkomplet Spinal Kord Hasarının Nedenleri

İnkomplet spinal kord hasarının etiyolojisi travmatik ve nontravmatik nedenler olarak iki ana gruba ayrılmaktadır. Travmatik nedenlerin başında trafik kazaları gelmekte, vakaların yaklaşık yüzde kırk beşini oluşturmaktadır. Yüksekten düşmeler ikinci sırada yer almakta, özellikle altmış yaş üzeri popülasyonda en sık etyolojik faktördür.

  • Trafik kazaları: Motorlu taşıt kazaları, motosiklet kazaları ve yaya çarpılmaları, ani fleksiyon-ekstansiyon mekanizması ile servikal hasarlara neden olur.
  • Yüksekten düşme: Özellikle iş kazaları ve yaşlı popülasyonda banyo, merdiven düşmeleri vertebra kompresyon kırıkları ile birlikte görülür.
  • Spor yaralanmaları: Dalış kazaları, ragbi, atçılık ve kayak gibi yüksek riskli sporlar genç yetişkinlerde önemli neden oluşturur.
  • Şiddet ve ateşli silah yaralanmaları: Penetran travmalar genellikle direkt nöral hasara ve hematom oluşumuna neden olur.
  • Dejeneratif spinal kanal stenozu: Servikal spondilotik miyelopati, yaşlılarda minör travma sonrası santral kord sendromuna yatkınlık yaratır.
  • Tümörler: İntramedüller veya ekstramedüller tümörler basınç etkisi ile kademeli nörolojik defisit oluşturur.
  • Vasküler nedenler: Anterior spinal arter oklüzyonu, arteriyovenöz malformasyonlar ve epidural hematom akut nontravmatik hasara yol açar.
  • Enfeksiyöz nedenler: Epidural apse, transvers miyelit ve tüberküloz spondiliti spinal kord basısı oluşturabilir.

Risk faktörleri arasında erkek cinsiyet, ileri yaş, osteoporoz, ankilozan spondilit, romatoid artrit ve daha önce geçirilmiş spinal cerrahi öyküsü bulunmaktadır. Konjenital servikal kanal darlığı bulunan bireylerde minör travmalar bile ciddi nörolojik tablolara yol açabilmektedir.

İnkomplet Spinal Kord Hasarının Belirtileri

Klinik belirtiler hasarın seviyesi, derecesi ve etkilenen nöral yapılara göre değişkenlik gösterir. Akut dönemde spinal şok tablosu yaygındır ve tüm refleksler, motor ile duyusal işlevler geçici olarak kaybolur. Bu dönem genellikle 24 saat ile altı hafta arasında sürmektedir. Bulbokavernöz refleksin geri dönmesi spinal şokun sonlandığını gösterir.

Motor belirtiler arasında hasar seviyesinin altında kuvvet kaybı, parezi veya pleji bulunur. Üst motor nöron lezyonu nedeniyle başlangıçtaki gevşek paralizi yerini zamanla spastisite, hiperrefleksi ve patolojik reflekslere bırakır. Babinski refleksi pozitifliği üst motor nöron tutulumunun karakteristik bulgusudur. Duyusal belirtiler dermatom dağılımına göre hipoestezi, anestezi, parestezi ve disesteziler şeklindedir. Spinotalamik yol tutulumunda ağrı ve ısı duyusu kaybı, dorsal kolon tutulumunda ise pozisyon ve vibrasyon duyusu kaybı belirgindir.

Otonomik belirtiler özellikle T6 seviyesinin üzerindeki hasarlarda otonomik disrefleksi tablosuna yol açabilir. Bu durum hayatı tehdit edici hipertansif krizler, baş ağrısı, terleme, bradikardi ve fasiyal flushing ile kendini gösterir. Mesane ve barsak disfonksiyonu, cinsel işlev bozukluğu, ortostatik hipotansiyon ve termoregülasyon bozuklukları sık karşılaşılan otonomik komplikasyonlardır. Solunum kasları tutulumu yüksek servikal lezyonlarda hayatı tehdit eden solunum yetmezliğine neden olabilir; C3 ve üzeri lezyonlarda diyafram paralizisi mekanik ventilasyon gerektirebilmektedir.

İnkomplet Spinal Kord Hasarının Tanısı

Tanı süreci ayrıntılı nörolojik muayene, görüntüleme yöntemleri ve elektrofizyolojik testlerin kombinasyonu ile yürütülür. ASIA muayene formu, hasar seviyesini ve şiddetini standardize bir şekilde değerlendirmek için kullanılır. Bu form motor skoru için her ekstremitede 10 kas grubu, duyusal skor için 28 dermatomu değerlendirir. Glasgow Koma Skoru, eşlik edebilecek kafa travmaları için rutin olarak değerlendirilmelidir.

  • Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG): Spinal kord hasarının değerlendirilmesinde altın standarttır. T2 ağırlıklı sekanslarda ödem ve hemoraji, STIR sekanslarında ligamenter hasar ve DTI sekanslarında akson hasarı belirlenir.
  • Bilgisayarlı Tomografi (BT): Vertebra kırıklarını değerlendirmede daha hassastır. Acil servis koşullarında ilk seçenektir.
  • Direkt grafiler: Lateral, anteroposterior ve odontoid grafileri vertebra dizilim bozukluklarını gösterir.
  • Somatosensoriyel uyarılmış potansiyeller (SSEP): Dorsal kolon işlevini değerlendirmede kullanılır.
  • Motor uyarılmış potansiyeller (MEP): Kortikospinal yol bütünlüğünü ölçer.
  • Elektromiyografi ve sinir iletim çalışmaları: Periferik sinir hasarı ile ayırıcı tanıda yararlıdır.
  • Ürodinamik incelemeler: Mesane fonksiyonunun değerlendirilmesi için subakut ve kronik dönemde yapılır.

Laboratuvar tetkikleri arasında tam kan sayımı, koagülasyon parametreleri, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri ile kreatin kinaz düzeyi ölçülmelidir. Travma hastalarında arteriyel kan gazı analizi solunum durumunu değerlendirmede önemlidir.

Ayırıcı Tanı

İnkomplet spinal kord hasarı tanısında dikkatli bir ayırıcı tanı yapılması gerekir. Klinik olarak benzer tablolar oluşturabilen pek çok patoloji bulunmaktadır. Doğru ayırıcı tanı, uygun tedavi yaklaşımının belirlenmesinde belirleyici rol oynar.

  • Guillain-Barre Sendromu: Akut başlangıçlı simetrik flask paralizi, beyin omurilik sıvısında albüminositolojik dissosiasyon ve elektromiyografide demiyelinizan paterni gösterir. Spinal kord hasarından farklı olarak duyusal kayıp daha az belirgindir.
  • Transvers Miyelit: İnflamatuvar bir durum olup MRG'de uzun segment T2 hiperintensitesi ile karakterizedir. Aquaporin-4 antikoru pozitifliği nöromiyelitis optika spektrum bozukluğunu işaret edebilir.
  • Spinal Epidural Apse: Ateş, lokal sırt ağrısı ve nörolojik defisit triadı ile prezente olur. MRG'de gadolinyum ile çevresel kontrast tutulumu gösterir. Acil cerrahi dekompresyon gerektirir.
  • Spinal Tümörler: Subakut başlangıçlı progresif nörolojik defisit yaparlar. İntramedüller, intradural ekstramedüller ve ekstradural lokalizasyonlu olabilirler.
  • Multipl Skleroz: Genç erişkinlerde demyelinizan plaklar nedeniyle parsiyel miyelopati yapabilir. Serebrospinal sıvıda oligoklonal band pozitifliği tanı koymada yardımcıdır.
  • Vasküler miyelopati: Anterior spinal arter sendromu, dorsal kolonların korunduğu motor ve ağrı-ısı duyusu kaybı yapar.
  • Konversiyon bozukluğu: Psikojenik nedenli motor defisitler organik bulgularla uyumsuzluk gösterir ve nörolojik muayenede tutarsızlıklar tespit edilir.

İnkomplet Spinal Kord Hasarının Tedavisi

Tedavi yaklaşımı akut, subakut ve kronik dönem olmak üzere üç aşamadan oluşur. Akut dönemde öncelik nörolojik durumun stabilizasyonu, ek hasarın önlenmesi ve sistemik komplikasyonların yönetimidir. Hipotansiyon ve hipoksi, sekonder hasarı şiddetlendirdiğinden ortalama arteriyel basınç ilk yedi gün boyunca 85-90 mmHg üzerinde tutulmalıdır.

Farmakolojik tedavide metilprednizolon kullanımı tartışmalıdır. NASCIS II ve NASCIS III çalışmalarına göre travmadan sonraki ilk sekiz saatte başlanan yüksek doz metilprednizolon protokolü, 30 mg/kg yükleme dozunu takiben 5,4 mg/kg/saat infüzyon şeklinde 23 ile 47 saat arasında uygulanabilir. Ancak son kılavuzlar bu uygulamanın rutin önerilmediğini vurgulamaktadır. Otonomik disrefleksi tedavisinde nifedipin 10 mg sublingual veya nitrogliserin 0,4 mg sublingual etkilidir. Spastisite tedavisinde baklofen 5 mg günde üç kez başlanarak 80 mg/güne kadar titre edilebilir. Tizanidin 2 mg gece dozundan başlanarak 36 mg/güne çıkılabilir. Nöropatik ağrı için pregabalin 75 mg günde iki kez veya gabapentin 300 mg günde üç kez kullanılır.

Cerrahi Tedavi Yaklaşımları

Cerrahi dekompresyon ve stabilizasyon, ilerleyici nörolojik defisit veya bası bulgusu olan vakalarda erken dönemde yapılmalıdır. STASCIS çalışması travmadan sonraki ilk 24 saat içinde yapılan dekompresyonun nörolojik iyileşme oranını artırdığını göstermiştir. Servikal lezyonlarda anterior servikal diskektomi ve füzyon, korpektomi ve füzyon, posterior laminektomi ve enstrümantasyon gibi yöntemler tercih edilir. Torakolomber lezyonlarda posterior pedikül vidalı enstrümantasyon altın standart yaklaşımdır.

Mikrocerrahi teknikler kullanılarak intramedüller hematomların boşaltılması ve dural genişletme uygulanabilir. Kranioservikal bileşke patolojilerinde nöronavigasyon eşliğinde mikrocerrahi yaklaşım güvenli erişim sağlar. Yüksek çözünürlüklü intraoperatif nöromonitorizasyon, motor uyarılmış potansiyeller ve somatosensoriyel uyarılmış potansiyeller ile spinal kord bütünlüğünün korunmasını sağlar.

Rehabilitasyon ve Multidisipliner Yaklaşım

Rehabilitasyon, akut dönem sonrasında en kritik tedavi unsurudur ve mümkün olan en erken dönemde başlamalıdır. Fizyoterapi, mesleki terapi, konuşma terapisi, psikolojik destek ve sosyal hizmet uzmanı içeren multidisipliner ekip yaklaşımı esastır. Robotik destekli yürüyüş eğitimi, fonksiyonel elektrik stimülasyonu ve aktiviteye dayalı tedavi yaklaşımları nörolojik iyileşmeyi destekler. Mesane disfonksiyonu için temiz aralıklı kateterizasyon programı, barsak yönetimi için diyet ve laksatif düzenlemesi yapılır.

Komplikasyonlar

İnkomplet spinal kord hasarının komplikasyonları akut, subakut ve kronik dönem komplikasyonları olarak sınıflandırılır. Pulmoner komplikasyonlar yüksek mortalite nedenidir; atelektazi, pnömoni, pulmoner emboli ve solunum yetmezliği sık görülür. Yüksek servikal lezyonlu hastalarda ventilatöre bağımlılık gelişebilir.

Kardiyovasküler komplikasyonlar arasında bradikardi, hipotansiyon, otonomik disrefleksi ve derin ven trombozu yer alır. Profilaktik düşük molekül ağırlıklı heparin uygulaması zorunludur. Enoksaparin 40 mg subkutan günlük kullanımı standart profilaksidir. Genitoüriner komplikasyonlar arasında üriner enfeksiyonlar, vezikoüreteral reflü, böbrek taşı oluşumu ve böbrek yetmezliği bulunur. Düzenli ürodinamik takip ve kateter bakımı zorunludur. Gastrointestinal sistemde stres ülseri, paralitik ileus, kabızlık ve fekal impaksiyon yaygındır. Proton pompa inhibitörleri ile profilaksi önerilir.

Bası yaraları, hareketsizlik nedeniyle gelişen önemli bir komplikasyondur. Sakrum, topuk, trokanter ve iskium üzerinde sık görülür. Düzenli pozisyon değişikliği, basınç dağıtıcı yataklar ve cilt bakımı kritik önemdedir. Heterotopik ossifikasyon, kalça ve diz çevresinde yumuşak dokularda kemik oluşumu ile karakterize bir komplikasyondur. Spastisite, kontraktür gelişimi, osteoporoz ve nöropatik ağrı kronik dönem sorunlarıdır. Depresyon ve anksiyete bozuklukları hastaların yaklaşık yüzde kırkında görülür.

Korunma Yolları

İnkomplet spinal kord hasarından korunma birincil ve ikincil korunma stratejilerini içerir. Birincil korunma travmatik nedenlerin önlenmesine yöneliktir. Trafik güvenliği önlemleri arasında emniyet kemeri kullanımı, hız sınırlarına uyum, alkol ve uyuşturucu kullanımı altında araç kullanmama yer alır. Motosiklet kask kullanımı zorunluluğu önemli bir korunma stratejisidir.

  • İş yeri güvenliği: Yüksekte çalışma sırasında güvenlik kemeri kullanımı, ergonomik düzenlemeler ve eğitim programları zorunludur.
  • Spor güvenliği: Dalış öncesi su derinliğinin kontrolü, kontakt sporlarda uygun teknik eğitim ve koruyucu ekipman kullanımı önerilir.
  • Yaşlı popülasyon önlemleri: Banyoda kaymaz halı, merdivenlerde tutamak, evdeki engellerin kaldırılması düşmeleri azaltır.
  • Osteoporoz tedavisi: Kemik mineral yoğunluğu düşük bireylerde kalsiyum, D vitamini desteği ve bifosfonat tedavisi vertebra kırıklarını azaltır.
  • Servikal stenoz takibi: Dejeneratif servikal stenozu olan hastalar agresif fiziksel aktivitelerden kaçınmalıdır.
  • Genel sağlık önlemleri: Düzenli egzersiz, kas gücünün korunması ve denge eğitimi düşme riskini azaltır.

İkincil korunma, mevcut hasarın ilerlemesini önlemeye yöneliktir. Travma sonrası uygun immobilizasyon, hızlı transport, uygun pozisyonlama ve erken cerrahi müdahale sekonder hasarı azaltır. Kırık alanların stabilizasyonu öncesi rotasyonel hareketlerden kaçınılmalı, log-roll tekniği kullanılmalıdır.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?

Spinal kord hasarı şüphesi olan her vaka acil tıbbi değerlendirme gerektirir. Ekstremitelerde ani başlayan güçsüzlük, uyuşma, karıncalanma veya his kaybı acil başvuru endikasyonudur. Travma sonrası boyun veya sırtta yoğun ağrı varlığında hareketten kaçınılmalı ve acil servise başvurulmalıdır.

İdrar veya gaita inkontinansı, eyer hipoestezisi gibi kauda equina sendromu bulguları cerrahi acildir. Solunum sıkıntısı, göğüs ağrısı veya bilinç değişikliği ile birlikte spinal travma öyküsü olan hastalar derhal değerlendirilmelidir. Yüksek tansiyon atakları, baş ağrısı, terleme ve yüz kızarıklığı otonomik disrefleksi şüphesi oluşturur ve acil müdahale gerektirir. Mevcut nörolojik defisitin kötüleşmesi, yeni başlayan ağrı, bası yarası gelişimi veya idrar yolu enfeksiyonu bulguları zaman geçirilmeden değerlendirilmelidir. Antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen ateş, septik tablo gelişimini düşündürür ve hospitalizasyon gerektirebilir.

Klinik Değerlendirme

İnkomplet spinal kord hasarı, multidisipliner yaklaşım gerektiren karmaşık bir nörolojik durumdur. Erken tanı, hızlı cerrahi dekompresyon ve kapsamlı rehabilitasyon ile fonksiyonel iyileşme oranları belirgin şekilde artmaktadır. Modern nöroşirürji teknikleri, minimal invaziv yaklaşımlar, mikrocerrahi ve nöromonitorizasyon sayesinde cerrahi başarı oranları yüksek seviyelere ulaşmıştır. Hücre tedavileri, nöroprotektif ajanlar ve nörorestoratif yaklaşımlar gibi yenilikçi tedavi seçenekleri klinik araştırmalarda umut verici sonuçlar göstermektedir.

Hastaların prognozu, hasarın seviyesine, ASIA derecesine, ek yaralanmalara, başlangıç tedavisinin zamanlamasına ve rehabilitasyon kalitesine bağlıdır. ASIA D derecesindeki hastaların yaklaşık yüzde sekseni bağımsız ambülasyon kazanırken, ASIA B derecesindekilerde bu oran yüzde otuz civarındadır. Yaşam beklentisi modern tedavi yaklaşımları ile genel popülasyona yaklaşmıştır, ancak komplet lezyonlu hastalardan daha iyi prognoza sahiptir.

Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümünde uzman hekimlerimiz, inkomplet spinal kord hasarı olan hastalara modern teşhis ve tedavi olanakları sunmaktadır. Deneyimli nöroşirürji ekibimiz, intraoperatif nöromonitorizasyon ile desteklenen mikrocerrahi tekniklerle dekompresyon ve stabilizasyon uygulamaları, kapsamlı rehabilitasyon programları ve uzun dönem takip imkanlarıyla hastalarımızın yaşam kalitesini artırmayı hedeflemektedir. İleri teknolojik altyapı, multidisipliner yaklaşım ve hasta odaklı bakım anlayışıyla bireysel tedavi planlaması sunarak, spinal kord hasarı olan bireylerin maksimum işlevsel kapasiteye ulaşmasına destek olmaktayız.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu