Homonim hemianopsi, her iki gözün de aynı taraftaki görme alanının kaybedildiği bir nörolojik göz bulgusudur. Kişi sağ tarafa baktığında hem sağ gözünün hem de sol gözünün sağ yarısını göremez ya da sol tarafa baktığında her iki gözün sol yarısı karanlık kalır. Bu tablo aslında gözün kendisinden değil, beynin görme yollarındaki bir hasardan kaynaklanır. Görme bilgisi gözden çıktıktan sonra optik sinir, optik kiazma ve optik traktus yoluyla beynin arka kısmındaki görme merkezine ulaşır; bu yolun herhangi bir yerinde meydana gelen hasar, aynı taraflı görme alanı kaybına yol açabilir.
Hastalar çoğu zaman bu durumu fark etmekte zorlanır çünkü tek gözle değil, iki gözle birden yarım bir görme alanı kaybolur. Yan taraftan gelen nesneleri görememe, yazı okurken satırın yarısını atlama, kalabalıkta insanlara çarpma veya araç kullanırken yandan gelen tehlikeleri seçememe gibi şikayetler ortaya çıkar. Homonim hemianopsi pek çok hastalığın habercisi olabileceği için erken tanı, hem altta yatan nedenin saptanması hem de günlük yaşam kalitesinin korunması açısından önemlidir.
Kimlerde Görülür?
Homonim hemianopsi her yaşta görülebilen bir tablodur ancak belirli risk gruplarında daha sık karşılaşılır. Özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde inme (felç) sıklığının artmasıyla birlikte bu görme alanı kaybı da daha yaygın hale gelir. Hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve kalp ritim bozukluğu olan kişilerde beyin damar hastalıkları riski yükseldiği için bu kişiler önemli bir risk grubunu oluşturur.
Sigara kullanan, hareketsiz yaşam süren ve ailesinde inme ya da beyin tümörü öyküsü bulunan bireylerde de görülme sıklığı artar. Genç hastalarda ise tablo daha çok kafa travmaları, beyin tümörleri, multipl skleroz (MS) gibi otoimmün hastalıklar veya migrenle ilişkili nadir tablolar nedeniyle ortaya çıkabilir. Bazı doğumsal beyin gelişim anomalileri de çocukluk çağında benzer bir görme alanı kaybına yol açabilir.
Cerrahi bir girişim geçirmiş, beyin ameliyatı sonrası takipte olan ya da uzun süredir migren atakları yaşayan kişilerde de homonim hemianopsiye benzer geçici görme alanı bozuklukları görülebilir. Kalp kapak hastalığı bulunan veya kan sulandırıcı ilaç kullanan bireylerde, beyin damarlarına atılan küçük pıhtılar nedeniyle benzer bir tablo gelişebilir. Risk grubunda yer alan kişilerin düzenli sağlık kontrollerini aksatmaması, olası bir görme alanı kaybının erken aşamada saptanmasına katkı sağlar.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Homonim hemianopsinin en belirgin bulgusu, her iki gözün aynı tarafındaki görme alanının kaybolmasıdır. Hasta düz baktığında sağ ya da sol yarısı sanki bir perde çekilmiş gibi karanlık veya bulanık kalır. Bazı kişilerde bu kayıp tam olabilirken bazılarında sadece belirli bir bölgeyi etkileyen kısmi bir defekt şeklinde görülebilir. Görme keskinliği genellikle korunur; yani hasta gördüğü kısmı net seçer ancak görme alanının yarısı eksiktir.
Günlük yaşamda hastalar bu durumu farklı biçimlerde fark eder. Kitap okurken satırların başını veya sonunu kaçırmak, yemek yerken tabağın bir yarısındaki yemeği görememek, yürürken bir tarafa doğru sürekli çarpmak ve kalabalıkta yandan gelen kişileri seçememek sık karşılaşılan şikayetlerdir. Araç kullanan kişiler yan şeritteki araçları geç fark eder, bu da trafik güvenliği açısından ciddi sorun oluşturabilir.
Görme alanı kaybına başka belirtilerin eşlik etmesi, altta yatan nedenin niteliği hakkında ipucu verir. Ani başlayan baş ağrısı, konuşma bozukluğu, kolda veya bacakta güçsüzlük, denge kaybı, bilinç bulanıklığı gibi bulgular inme açısından uyarıcıdır. Yavaş yavaş ilerleyen, haftalar içinde belirginleşen bir görme alanı kaybı ise beyin tümörü ya da kitle etkisi yaratan başka bir patolojiyi akla getirir. Kimi hastalarda görsel halüsinasyonlar, kaybolan alanda renkli ışık çakmaları veya hareket eden gölgeler de görülebilir.
Hastaların önemli bir kısmı tek gözünü kapatıp denemediği sürece kaybın hangi göze ait olduğunu ayırt edemez. Bu nedenle yalnızca tek gözde görme sorunu varmış gibi hissedilen tablolarda bile homonim hemianopsi akla gelmelidir.
Nedenleri Nelerdir?
Homonim hemianopsinin altında yatan en sık neden inme yani beyin damar hastalıklarıdır. Beynin arka kısmında, özellikle oksipital lob denilen görme merkezini besleyen damarlardaki tıkanma ya da kanama, aynı taraflı görme alanı kaybına yol açar. Bu nedenle homonim hemianopsi bazen bir inmenin ilk ve tek bulgusu olabilir. Beyin tümörleri de görme yollarına bası yaparak benzer bir tabloya neden olabilir; tümör yavaş büyüdüğünden belirtiler de zamanla belirginleşir.
Kafa travmaları, özellikle arka kafa bölgesine alınan darbeler, görme merkezinde hasara yol açarak homonim hemianopsiye yol açabilir. Trafik kazaları, yüksekten düşmeler veya darbeli sporlar bu tür yaralanmaların başlıca sebepleri arasındadır. Beyin ameliyatı sonrası dönemde de cerrahi bölgenin yerine bağlı olarak benzer bir görme alanı kaybı gelişebilir.
Demiyelinizan hastalıklar (sinir kılıflarının hasarlandığı hastalıklar), özellikle multipl skleroz, görme yollarını etkileyerek homonim hemianopsi tablosuna katkıda bulunabilir. Beyin enfeksiyonları, apse oluşumları, anevrizma (damar baloncuğu) ve damar malformasyonları da daha az sıklıkla karşımıza çıkan nedenler arasındadır. Çocuklarda doğumsal beyin gelişim bozuklukları, perinatal dönemde yaşanan oksijen yetersizliği veya nadir genetik sendromlar tablonun temelinde yer alabilir.
Bazı durumlarda migren atakları sırasında geçici homonim görme alanı bozuklukları yaşanabilir. Bu tip migrenlerde aura denilen görsel belirtiler, atağın hemen öncesinde ortaya çıkar ve genellikle bir saat içinde geriler. Yine de kalıcı bir kayıp gelişip gelişmediği ayırt edilmelidir.
Tanı Nasıl Konulur?
Homonim hemianopsi tanısında ilk adım, ayrıntılı bir göz ve nörolojik muayenedir. Göz hekimi öncelikle görme keskinliğini, göz hareketlerini, göz dibini ve pupil yanıtlarını değerlendirir. Görme alanı muayenesi için bilgisayarlı görme alanı testi (perimetri) yapılır. Bu test, hastanın kaybettiği görme alanının haritasını çıkartır ve kaybın hangi yarıyı, ne kadar bölümünü etkilediğini net biçimde gösterir.
Görme alanı kaybının homonim yani her iki gözde aynı tarafta olduğu saptandığında, sorunun beynin görme yollarında olduğu düşünülür ve görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Manyetik rezonans görüntüleme (MR), inme, tümör, demiyelinizan plaklar veya damar anomalileri gibi yapısal nedenleri detaylı biçimde gösterir. Acil durumlarda, özellikle ani başlayan tablolarda, bilgisayarlı tomografi (BT) hızlı bir ön değerlendirme için tercih edilebilir.
Damar kaynaklı nedenler şüpheli olduğunda MR anjiyografi, BT anjiyografi ya da gerektiğinde dijital substraksiyon anjiyografi gibi damar görüntüleme yöntemleri kullanılır. Kalp kaynaklı pıhtı atılması düşünülüyorsa kardiyoloji değerlendirmesi, ekokardiyografi ve ritim bozukluğu taraması yapılır. Multipl skleroz şüphesi varsa beyin omurilik sıvısı incelemesi ve görsel uyandırılmış potansiyeller gibi ek tetkikler gündeme gelir.
Tanı sürecinde göz hastalıkları uzmanı, nöroloji ve gerektiğinde beyin cerrahisi hekimleri birlikte çalışır. Görme alanı kaybının nedeni belirlendiğinde, bu durumun ne kadar süredir devam ettiği, kalıcı mı yoksa geçici mi olduğu ve hastanın günlük yaşamını ne ölçüde etkilediği değerlendirilir. Tüm bu veriler, hastaya uygun yönetim planının oluşturulmasında belirleyici unsurdur.
Komplikasyonlar Nelerdir?
Homonim hemianopsi yalnızca görme alanı kaybıyla sınırlı kalmaz; tedavi edilmediğinde veya gerekli rehabilitasyon yapılmadığında günlük yaşamı belirgin biçimde zorlaştırır. Hastalar yürürken kapı kenarlarına, mobilyalara veya başka kişilere sıkça çarpabilir. Bu çarpmalar düşmelere, kırıklara ve yumuşak doku yaralanmalarına yol açabilir. İleri yaştaki hastalarda kalça kırığı gibi ciddi sonuçların önemli nedenlerinden biri haline gelebilir.
Araç kullanma yetisi büyük ölçüde etkilenir. Sürücülerin yan taraftan gelen araçları, yayaları veya trafik işaretlerini görememesi trafik kazası riskini artırır. Bu nedenle homonim hemianopsi tespit edildiğinde sürücülük durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekir. Hastaların önemli bir kısmı meslek değişikliği yapmak ya da iş hayatına ara vermek zorunda kalabilir; bu durum hem ekonomik hem de psikolojik yük oluşturur.
Görme alanı kaybı uzun süre devam ettiğinde depresyon, anksiyete ve sosyal izolasyon görülebilir. Hastalar daha önce kolayca yaptıkları okuma, alışveriş, yemek pişirme gibi işleri yapmakta zorlanır. Bu durum benlik saygısını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca altta yatan neden bir inme ya da tümör gibi ciddi bir patolojiyse, görme bulgusunun yanı sıra konuşma, hareket veya bilinç gibi diğer nörolojik fonksiyonlarda da kayıplar gelişebilir.
Geç tanı alan vakalarda görme alanının iyileşme şansı azalır. Özellikle ilk üç-altı aylık dönemde yapılan görme rehabilitasyonu, beyin plastisitesini destekleyerek belirgin biçimde fayda sağlar. Bu pencerenin kaçırılması, kalıcı görme alanı kaybının kişinin yaşam boyu sürmesine neden olabilir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Görme alanınızın bir kısmının aniden kararması, perde inmesi şeklinde tarif ettiğiniz bir görme kaybı yaşıyorsanız vakit kaybetmeden acil servise başvurmalısınız. Buna baş ağrısı, konuşma bozukluğu, yüzde kayma, kolda veya bacakta güçsüzlük gibi bulgular eşlik ediyorsa tablo bir inme olabilir; bu durumda ilk birkaç saat içinde başlanan tıbbi yaklaşım, kalıcı hasar riskini azaltmaya katkı sağlar.
Yavaş yavaş başlayan, haftalar veya aylar içinde belirginleşen bir görme alanı sorunu fark ediyorsanız, kitap okurken satırların yarısını atlıyorsanız ya da sürekli aynı tarafa çarpıyorsanız bir göz hekimine başvurmanız gerekir. Yan taraftan gelen kişileri ya da araçları görememe şikayetleri de görme alanı muayenesi yapılması için yeterli bir nedendir. Erken değerlendirme, altta yatan nedenin belirlenmesi açısından önemlidir.
Migren atakları sırasında her iki gözün aynı tarafında görme bulanıklığı, ışık çakmaları veya geçici karanlık alanlar yaşıyorsanız ve bu durum sık tekrarlıyorsa nöroloji uzmanına başvurmanız uygun olur. Kafa travması geçirdikten sonra görme şikayetleriniz başladıysa, beyin ameliyatı ya da inme öyküsünden sonra görme alanınızda değişiklik fark ettiyseniz takipsiz bırakmayın. Aile öykünüzde inme, beyin tümörü veya genç yaşta görme kaybı olan bireyler varsa düzenli göz ve nöroloji kontrollerinizi aksatmamanız önerilir.
Son Değerlendirme
Homonim hemianopsi, her iki gözün aynı tarafındaki görme alanının kaybedildiği, çoğunlukla beynin görme yollarında oluşan bir hasara işaret eden önemli bir tablodur. İnme, tümör, travma ve demiyelinizan hastalıklar gibi farklı nedenlere bağlı gelişebilen bu durum, erken tanı ve uygun rehabilitasyonla yönetildiğinde günlük yaşam kalitesinin korunmasına belirgin katkı sağlar. Görme alanı kaybının fark edilmesi her zaman kolay olmasa da yan taraftan gelen nesneleri seçememek, okurken satır atlamak ya da sürekli aynı tarafa çarpmak gibi şikayetler önemli ipuçlarıdır.
Homonim hemianopsi (aynı taraflı görme alanı kaybı) gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.