Hemorajik şok, akut kan kaybına bağlı gelişen dolaşım yetmezliği ve doku hipoperfüzyonu tablosu olup, hipovolemik şokun en sık ve en acil alt tipidir. Tüm dünyada travma ilişkili ölümlerin %30-40'ından sorumlu olan hemorajik şok, zamanında ve etkin tedavi edilmediğinde dakikalar içinde irreversible organ hasarı ve ölüme yol açabilir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yılda yaklaşık 1,9 milyon kişi kanama kaynaklı nedenlerle hayatını kaybetmektedir. Travma dışı hemorajik şok nedenleri arasında gastrointestinal kanama, obstetrik hemoraji ve vasküler katastroflar önemli yer tutar. Modern hemorajik şok yönetimi, geleneksel agresif kristaloid resüsitasyonundan uzaklaşarak hasar kontrol resüsitasyonu, permisif hipotansiyon ve dengeli kan ürünü transfüzyon stratejilerine evrilmiştir. PROPPR çalışması (Pragmatic Randomized Optimal Platelet and Plasma Ratios), 1:1:1 transfüzyon stratejisinin hemostaz başarısını artırdığını kanıtlayan dönüm noktası niteliğinde bir çalışma olmuştur. Bu gelişmeler hemorajik şok mortalitesini son iki dekadda %10-15 oranında azaltmıştır. Hemorajik şokun fizyopatolojisinin daha iyi anlaşılması, özellikle travma ile indüklenen koagülopati kavramının tanımlanması, endotelyal glikokaliks hasarının rolünün aydınlatılması ve viskoelastik koagülasyon testlerinin klinik pratiğe girmesi, hedefe yönelik tedavi stratejilerinin geliştirilmesine zemin hazırlamıştır. Multidisipliner travma ekipleri, hasar kontrol cerrahisi, girişimsel radyoloji ve yoğun bakım uzmanlarının koordineli çalışmasıyla hemorajik şok hastalarında sağ kalım oranları sürekli olarak iyileşmektedir.
Tanım ve Patofizyoloji
Hemorajik şok, akut kan kaybının toplam kan hacminin %20'sini aşmasıyla klinik olarak belirginleşen, doku düzeyinde oksijen sunumu ile oksijen tüketimi arasındaki dengenin bozulduğu dolaşım yetmezliği durumudur. Normal erişkin kan hacmi yaklaşık 70 mL/kg (yaklaşık 5 L) olup, patofizyolojik süreç şu şekilde ilerler:
Oksijen Sunumu Fizyolojisi
Doku oksijen sunumu (DO₂) = Kardiyak output x arteriyel oksijen içeriği (CaO₂) formülü ile hesaplanır. Kan kaybı hem kardiyak output'u (preload azalması yoluyla) hem de CaO₂'yi (hemoglobin düşüşü yoluyla) azaltarak DO₂'yi kritik eşiğin altına düşürür. DO₂'nin kritik eşik olan 300-330 mL O₂/dk/m²'nin altına inmesi, oksijen tüketiminin sunuma bağımlı hale geldiği noktadır ve bu noktadan itibaren anaerobik metabolizma ve laktik asidoz kaçınılmazdır.
Travma ile İndüklenen Koagülopati (TIC)
Geleneksel anlayışın aksine, travmatik hemorajide koagülopati yalnızca dilüsyon ve tüketimden kaynaklanmaz. Travma ile indüklenen koagülopati (TIC), doku hasarı anında başlayan, trombomodülin-protein C yolağı aktivasyonu, hiperfibrinoliz, trombosit disfonksiyonu ve endotel glikokaliks hasarı ile karakterize erken bir koagülopati formudur. Hastaların %25-35'inde acil servise başvuru anında TIC mevcuttur ve bu durumun mortaliteyi 3-4 kat artırdığı gösterilmiştir. Ölümcül üçlü (lethal triad) kavramı; hipotermi (<35°C), asidoz (pH <7,2) ve koagülopati birlikteliğini tanımlar ve bu kısır döngünün kırılması tedavinin temel hedeflerinden biridir.
Endotelyal Glikokaliks Hasarı
Hemorajik şokta endotel yüzeyini kaplayan glikokaliks tabakası hasarlanır; bu durum kapiller geçirgenliğin artmasına, ödem oluşumuna ve mikrosirkülatuar disfonksiyona katkıda bulunur. Aşırı kristaloid kullanımı glikokaliks hasarını ağırlaştırdığından, dengeli kan ürünü kullanımının önem kazanmasının bir nedeni de budur.
Nedenleri ve Risk Faktörleri
Hemorajik şokun etiyolojisi ve riski artıran durumlar aşağıdaki gibidir:
- Travmatik nedenler: Solid organ yaralanmaları (dalak, karaciğer), büyük damar yaralanmaları (aort, iliak arterler), pelvis kırıkları (retroperitoneal hematom, 2-4 L gizli kanama), femur kırığı (1-2 L), multipl kosta kırıklarıyla hemotoraks ve skalp laserasyonları (özellikle çocuklarda belirgin).
- Gastrointestinal kanama: Peptik ülser (özellikle posterior duodenal ülser gastroduodenal arter erozyonu), özofageal varis kanaması, Mallory-Weiss yırtığı, divertiküler kanama, anjiyodisplazi ve maligniteler.
- Obstetrik kanama: Postpartum hemoraji (uterus atonisi en sık neden), plasenta previa, plasental dekolman, uterus rüptürü ve ektopik gebelik rüptürü.
- Vasküler nedenler: Abdominal aort anevrizması rüptürü, splenik arter anevrizması rüptürü ve viseral arter yaralanmaları.
- İyatrojenik: Cerrahi kanama, kateterizasyon komplikasyonları, biyopsi sonrası kanama.
- Risk artıran faktörler: Antikoagülan tedavi (warfarin, DOAC'lar), antiagregan tedavi (aspirin, klopidogrel, tikagrelor), trombositopeni, hemofili ve diğer koagülopati bozuklukları, karaciğer sirozu, kronik böbrek hastalığı ve ileri yaş.
Belirti ve Bulgular
Hemorajik şokun klinik tablosu kan kaybı miktarına paralel olarak ağırlaşır. ATLS sınıflamasına göre:
- Sınıf I (<%15 kayıp, <750 mL): Normal vital bulgular, hafif anksiyete. Kan bağışı eşdeğeri olup genellikle klinik olarak fark edilmez.
- Sınıf II (%15-30, 750-1500 mL): Taşikardi (100-120/dk), nabız basıncında daralma (diastolik KB artışı), takipne (20-30/dk), idrar çıkışı 20-30 mL/saat, anksiyete ve ajitasyon. Ortostatik hipotansiyon saptanabilir.
- Sınıf III (%30-40, 1500-2000 mL): Belirgin taşikardi (>120/dk), sistolik hipotansiyon (<90 mmHg), takipne (30-40/dk), oligüri (5-15 mL/saat), konfüzyon, solukluk, soğuk-nemli ekstremiteler, uzamış kapiller dolum zamanı (>3 sn).
- Sınıf IV (>%40, >2000 mL): Ciddi taşikardi veya paradoks bradikardi (preterminal), derin hipotansiyon (SKB <70 mmHg veya ölçülemez), agonal solunum, anüri, letarji/bilinçsizlik, gri-marmorist cilt. İmmediate müdahale gerekmektedir.
- Gizli şok bulguları: Normal kan basıncına rağmen şok indeksi >1, laktat >2 mmol/L, baz açığı < -6 ve ScvO₂ <%65 olması kompanzatuar mekanizmalar tarafından maskelenen hipoperfüzyonu gösterir.
Tanı Yöntemleri
Hemorajik şokta tanı ve kanama odağının tespiti eş zamanlı olarak yapılır:
- Klinik değerlendirme ve şok indeksi: Şok indeksi (KH/SKB) >1,0 ciddi şoku, >1,5 masif transfüzyon ihtiyacını öngörür. Modifiye şok indeksi (yaşa göre düzeltilmiş) daha hassas bir gösterge olabilir.
- Laktat ve baz açığı: Seri laktat ölçümü resüsitasyon yeterliliğinin en güvenilir göstergesidir. Laktat klirensi (6 saatte >%20 düşüş) iyi prognozla ilişkilidir. Baz açığı < -6 ciddi şoku gösterir.
- ROTEM/TEG (Viskoelastik koagülasyon testleri): Tromboelastometri (ROTEM) veya tromboelastografi (TEG), hemorajik şokta koagülopati tipinin (fibrinojen eksikliği, trombosit disfonksiyonu, hiperfibrinoliz) hızlı ve spesifik tanısını sağlar. Point-of-care cihaz olarak yatak başında 15-20 dakikada sonuç verir.
- FAST/eFAST ultrasonografi: Abdominal serbest sıvı, perikard efüzyonu, hemotoraks ve pnömotoraksın yatak başında hızlı değerlendirmesi.
- Kontrastlı BT: Hemodinamik stabilizasyon sağlandıktan sonra kanama odağının ve aktif kanamanın (kontrast ekstravazasyonu) tespitinde altın standart görüntülemedir.
- Anjiyografi: Hem tanısal hem de terapötik (embolizasyon) amaçla kullanılır. Pelvik vasküler yaralanmalar, solid organ kanamaları ve GİS kanamalarında endikedir.
- Endoskopi: GİS kanamasında hem tanısal hem de terapötik (skleroterapi, klip, band ligasyonu) amaçla kullanılır.
Ayırıcı Tanı
Hemorajik şok benzeri tablo oluşturan durumlar acil olarak ayırt edilmelidir:
- Kardiyojenik şok: Akut miyokard enfarktüsü, akut kalp yetmezliği kaynaklı; jugüler venöz dolgunluk, pulmoner raller ve düşük kardiyak indeks ile ayırt edilir. Ekokardiyografi tanıda anahtar rol oynar.
- Tansiyon pnömotoraks: Obstrüktif şok mekanizması ile hipotansiyon oluşturur; tek taraflı solunum sesi yokluğu, hiperrezonans ve trakeada deviasyon tipik bulgulardır.
- Kardiyak tamponad: Penetran göğüs travmasında veya medikal nedenlerde; Beck triadı (hipotansiyon, boyun ven dolgunluğu, kalp seslerinde azalma) ve FAST'ta perikard sıvısı ile tanınır.
- Nörojenik şok: Servikal/üst torakal spinal kord yaralanmasında; bradikardi + hipotansiyon birlikteliği hemorajik şoktan farklılaşır.
- Septik şok: Erken fazda sıcak-hiperemik deri, geniş nabız basıncı ve yüksek kardiyak output; hemorajik şoktan farklılaştırılmalıdır.
Tedavi: Hasar Kontrol Resüsitasyonu
Birinci Aşama: Acil Kanama Kontrolü
- Dış kanama kontrolü: Doğrudan bası, turnike uygulaması (ekstremite kanamasında altın standart), hemostatik ajanlar (Celox, Combat Gauze), pelvik bağlayıcı (pelvis kırığında).
- Cerrahi kanama kontrolü: Hasar kontrol cerrahisi; kaynak kontrolü sağlandıktan sonra definitif onarım ikinci seans cerrahiye bırakılır. Hasar kontrol laparotomisinde abdominal paketleme, vasküler ligasyon veya şant, splenektomi ve geçici abdominal kapatma uygulanır.
- Anjiyoembolizasyon: Pelvik vasküler yaralanmalar, solid organ kanamaları ve GİS kanamalarında girişimsel radyoloji müdahalesi.
Sıvı ve Kan Ürünü Resüsitasyonu
- Permisif hipotansiyon: Cerrahi kanama kontrolü sağlanana kadar SKB 80-90 mmHg (kafa travması yoksa) veya OAB 50-60 mmHg hedeflenir. Bu strateji, pıhtı destabilizasyonunu ve dilüsyonel koagülopatiyi azaltır.
- Masif transfüzyon protokolü (MTP): ES:TDP:TS oranı 1:1:1. Aktivasyon kriterleri: şok indeksi >1,5, SKB <90 mmHg + taşikardi >120/dk, FAST pozitif + hemodinamik instabilite. MTP aktivasyonunda kan bankası ile iletişim protokolü çalıştırılır.
- Traneksamik asit: Travmadan itibaren ilk 3 saat içinde 1 g IV 10 dakikada bolus + 1 g IV 8 saat infüzyon. GİS kanamada HALT-IT çalışmasına göre mortalite faydası gösterilmemiştir.
- Fibrinojen replasmanı: ROTEM FIBTEM veya laboratuvarda fibrinojen <1,5 g/L ise fibrinojen konsantresi 3-4 g IV (veya kriyopresipitat 10 ünite). Hedef fibrinojen >2 g/L.
- Kalsiyum replasmanı: Her 4 ünite kan ürünü sonrası iyonize Ca²⁺ kontrol edilmeli; <1,0 mmol/L ise CaCl₂ 1 g IV veya Ca glukonat 3 g IV.
- Kristaloid kısıtlaması: Masif kristaloid kullanımından kaçınılmalı; 1-2 L'yi aşan kristaloid dilüsyonel koagülopatiyi ağırlaştırır.
Vazopressör Desteği
- Noradrenalin: Yeterli hacim replasmanına rağmen OAB <65 mmHg ise 0,05-1 mcg/kg/dk IV infüzyon.
- Vazopressin: Refrakter vazoplejide 0,01-0,04 U/dk IV eklenir.
- İnotropik destek: Kardiyak disfonksiyon eşlik ediyorsa dobutamin 2-20 mcg/kg/dk veya milrinon 0,25-0,75 mcg/kg/dk.
Hipotermi ve Asidoz Yönetimi
Vücut sıcaklığı >36°C hedeflenerek zorlanmış hava ısıtıcısı, sıvı ısıtıcıları ve ısıtılmış ameliyathane ortamı sağlanmalıdır. Asidoz düzeltmesi öncelikle doku perfüzyonunun iyileştirilmesi ile sağlanır; refrakter asidozda (pH <7,1) NaHCO₃ düşünülebilir.
Viskoelastik Koagülasyon Testleri ve Hedefe Yönelik Transfüzyon
Hemorajik şokun yönetiminde geleneksel koagülasyon testleri (PT, aPTT, fibrinojen, trombosit sayısı) sonuçların alınması için 45-60 dakika gerektirmesi nedeniyle akut karar verme sürecinde yetersiz kalmaktadır. Viskoelastik koagülasyon testleri olan tromboelastometri (ROTEM) ve tromboelastografi (TEG), tam kandaki pıhtılaşma sürecini gerçek zamanlı olarak değerlendirerek 15-20 dakikada klinik karar almaya olanak tanır. ROTEM'de EXTEM testi ekstrinsik yolağı, INTEM testi intrinsik yolağı, FIBTEM testi fibrinojen katkısını ve APTEM testi hiperfibrinoliziyi değerlendirir. FIBTEM A5 (5. dakika amplitüdü) <7 mm ise fibrinojen konsantresi 3-4 g IV uygulanmalı; EXTEM CT (pıhtılaşma zamanı) >80 sn ise taze donmuş plazma verilmeli; EXTEM A5 <25 mm ve FIBTEM A5 normal ise trombosit transfüzyonu yapılmalıdır. APTEM'de fibrinoliz saptanırsa traneksamik asit 1 g IV uygulanmalıdır. Bu hedefe yönelik tedavi yaklaşımının ampirik masif transfüzyona göre avantajları; gereksiz kan ürünü kullanımının %30-50 azaltılması, transfüzyon ilişkili komplikasyonların düşürülmesi ve koagülopati düzeltme süresinin kısaltılmasıdır. Avrupa Travma Kılavuzu (European Trauma Treatment Guidelines) ve Avusturya-Almanya Multidisipliner Travma Kılavuzu, viskoelastik testlerin hemorajik şok yönetiminde rutin kullanımını güçlü kanıtla önermektedir. Point-of-care cihazlar ameliyathane ve yoğun bakım ünitelerinde yatak başında kullanılabilir olmaları nedeniyle travma merkezlerinin standart ekipmanı haline gelmiştir.
Komplikasyonlar
Hemorajik şokun komplikasyonları çok sayıda organ sistemini etkiler:
- Çoklu organ yetmezliği (MODS): Uzamış şok ve iskemi-reperfüzyon hasarı sonucu gelişir; 3 veya daha fazla organ yetmezliğinde mortalite %80'i aşar.
- Akut böbrek hasarı: Renal hipoperfüzyon ve nefrotoksik ajanlar (miyoglobin, hemoglobin) ile gelişir; hastaların %20-40'ında görülür.
- ARDS: Masif resüsitasyon, TRALI ve inflamatuar yanıt sonucu gelişen akut solunum yetmezliği; mortaliteyi belirgin artırır.
- Abdominal kompartman sendromu: Agresif resüsitasyon sonrası gelişen barsak ödemi ve retroperitoneal ödem; intraabdominal basınç >20 mmHg ve organ disfonksiyonu ile tanınır.
- Koagülopati derinleşmesi: Dilüsyonel koagülopati, tüketim koagülopatisi ve hipotermik koagülopati kısır döngüsü.
- TRALI: Transfüzyon ilişkili akut akciğer hasarı; transfüzyon sonrası 6 saat içinde bilateral pulmoner infiltratlar ve hipoksi ile prezente olur.
- Enfeksiyöz komplikasyonlar: Masif transfüzyon ve uzamış yoğun bakım yatışı enfeksiyon riskini artırır.
Masif Transfüzyon Protokolü ve Lojistik Yönetim
Masif transfüzyon protokolü (MTP), hemorajik şok yönetiminde hayat kurtarıcı lojistik organizasyonu sağlayan kurumsal bir acil durum planıdır. MTP aktivasyonu genellikle şok indeksi >1,5, SKB <90 mmHg ile taşikardi >120/dk birlikteliği, FAST pozitifliği ile hemodinamik instabilite veya klinisyenin masif kanama öngörüsü ile tetiklenir. ABC skoru (Assessment of Blood Consumption) gibi skorlama sistemleri masif transfüzyon ihtiyacını erken dönemde öngörmede yardımcıdır. Protokol aktive edildiğinde kan bankasından hazırlanan ilk paket genellikle 6 ünite ES + 6 ünite TDP + 1 havuz trombosit süspansiyonu içerir ve 10-15 dakikada hazırlanarak gönderilmelidir. Devam eden kanama durumunda ek paketler 15-30 dakika aralıklarla temin edilir. MTP süresince kan bankası ile sürekli iletişim sağlanmalı, numune gönderimi ve cross-match işlemleri paralel yürütülmelidir. Protokolün etkinliği düzenli tatbikatlar, vaka bazlı geri bildirim ve süreç metrikleri (ilk ünite teslim süresi, israf oranı, hasta sonuçları) ile değerlendirilmelidir. Kurumsal MTP programlarının hemorajik şok mortalitesini %10-20 oranında azalttığı çok merkezli çalışmalarda gösterilmiştir.
Korunma ve Önleme
Hemorajik şokun önlenmesi ve erken müdahale ile mortalite belirgin azaltılabilir:
- Travma önleme: Emniyet kemeri, kask, araç güvenlik teknolojileri, iş güvenliği standartları ve şiddetin önlenmesi toplumsal düzeyde en etkin stratejilerdir.
- İlk yardım eğitimi: Halkın doğrudan bası ve turnike uygulaması konusunda eğitilmesi (Stop the Bleed kampanyası); sivil kanamalarda ölüm oranını azalttığı gösterilmiştir.
- Prehospital yönetim: Paramedik eğitimi, erken turnike ve hemostatik ajan kullanımı, permisif hipotansiyon uygulaması, traneksamik asitin sahada uygulanması.
- Antikoagülan reversal hazırlığı: Warfarin için K vitamini + PCC (protrombin kompleks konsantresi), DOAC'lar için idarusizumab (dabigatran) veya andeksanet alfa (Xa inhibitörleri) acil servislerde hazır bulundurulmalıdır.
- Masif transfüzyon protokolü: Kurumsal MTP'nin tanımlanması, düzenli tatbikatları ve kan bankası koordinasyonu.
- Cerrahi kan koruma: Cell saver, antifibrinolitikler ve point-of-care koagülasyon testleri ile gereksiz transfüzyonun önlenmesi.
Ne Zaman Yoğun Bakıma Başvurulmalıdır?
Hemorajik şok hastalarında aşağıdaki durumlarda yoğun bakım yatışı endikedir:
- ATLS Sınıf III-IV hemorajik şok tanısı alan tüm hastalar
- Masif transfüzyon protokolü aktive edilen hastalar
- Hasar kontrol cerrahisi sonrası planlı yeniden ameliyat gerektiren hastalar
- Vazopressör desteği ihtiyacı olan hemodinamik instabilite
- Devam eden koagülopati veya aktif kanama bulguları
- Laktat düzeyinin >4 mmol/L veya artış göstermesi
- Mekanik ventilasyon gerektiren solunum yetmezliği
- Akut böbrek hasarı veya oligüri gelişen hastalar
- Abdominal kompartman sendromu şüphesi veya açık abdomen takibi
Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon bölümünde uzman hekimlerimiz, hemorajik şok hastalarının yoğun bakım yönetiminde hasar kontrol resüsitasyonu, viskoelastik koagülasyon testleri eşliğinde hedefe yönelik kan ürünü transfüzyonu ve ileri hemodinamik monitörizasyon uygulamaktadır. Cerrahi ekipler ve girişimsel radyoloji uzmanları ile koordineli çalışarak kanama kontrolünün hızla sağlanması ve organ perfüzyonunun yeniden tesisi temel önceliğimizdir. Masif kanama ve hemorajik şok hastalarınız için bölümümüze acil başvurabilirsiniz. Kurumsal masif transfüzyon protokolümüz, kan bankası koordinasyonumuz ve 7/24 ulaşılabilir travma ekibimiz ile hemorajik şok hastalarına en hızlı ve en etkin müdahaleyi sağlamaktayız.













