Ağız ve Diş Sağlığı

Hareketli Protez Bakımı Genel Bakış

Hareketli protez bakımı, protez ömrünü uzatmak ve ağız sağlığını korumak için önemli bir süreçtir. Koru Hastanesi olarak protez bakım rehberliği ve periyodik kontrol hizmetleri sunuyoruz.

Hareketli protezler, kısmi ya da tam diş kayıplarının rehabilitasyonunda uzun yıllardır başvurulan ve etkinliği kanıtlanmış protetik restorasyonlardır. Diş hekimliğinde protetik tedavi planlaması yapılırken hastanın mevcut ağız içi durumu, kemik rezorpsiyon düzeyi, sistemik hastalık profili ve beklentileri değerlendirilerek en uygun tedavi modalitesi belirlenmektedir. Hareketli protezler, sabit protetik restorasyonların uygulanamadığı veya implant cerrahisinin kontrendike olduğu klinik senaryolarda birincil tedavi seçeneği olarak öne çıkmaktadır.

Tam hareketli protezler (total protez), çenedeki tüm dişlerin kaybedildiği olgularda mukoza destekli olarak tasarlanırken, kısmi hareketli protezler (parsiyel protez), mevcut doğal dişlerin tutuculuk ve destek sağladığı restorasyonlardır. Her iki protez tipinin de başarılı bir şekilde fonksiyon görmesi, büyük ölçüde hastanın protez bakımına gösterdiği özen ile doğrudan ilişkilidir. Yetersiz bakım, protezin ömrünü kısaltmanın ötesinde, ağız içi yumuşak dokularda ciddi patolojik değişikliklere zemin hazırlayabilmektedir.

Protetik rehabilitasyonun nihai hedefi, hastanın estetik beklentilerini karşılarken çiğneme fonksiyonunu, fonasyon kalitesini ve psikososyal uyumunu en üst düzeyde sağlamaktır. Bu hedeflere ulaşılması ve sürdürülmesi, protezin doğru kullanımı ve sistematik bakım protokollerinin uygulanmasıyla mümkün olmaktadır.

Hareketli Protez Türleri ve Yapısal Özellikleri

Hareketli protezlerin bakım gereksinimlerini kavrayabilmek için öncelikle protez türlerinin yapısal özelliklerini anlamak büyük önem taşımaktadır. Tam hareketli protezler, akrilik rezin kaide üzerine dizilmiş yapay dişlerden oluşmakta ve retansiyonlarını tükürük filmi aracılığıyla oluşan adezyondan, atmosferik basınçtan ve çevre dokularla olan uyumdan sağlamaktadır. Bu protezlerin kaide yüzeyi, mukoza ile temas eden iç yüzey ve cilalı dış yüzey olmak üzere farklı karakteristikler göstermektedir.

Kısmi hareketli protezler ise metal iskelet (krom-kobalt alaşım) veya akrilik kaide üzerine inşa edilmekte ve doğal dişlere tutunan kroşeler, dayanak elemanları ve bağlantı parçaları içermektedir. Metal iskeletli parsiyel protezlerde büyük ve küçük bağlayıcılar, oklüzal dayanaklar ve retantif kroşe kolları gibi komponentler bulunmaktadır. Bu karmaşık yapısal elemanlar, bakım sürecinde özel dikkat gerektiren bölgeler oluşturmaktadır.

Günümüzde fleksibl protez materyalleri (poliamid bazlı) ve asetalden üretilen protez alternatifleri de klinik pratikte yer almaktadır. Her materyal grubunun kendine özgü fiziksel ve kimyasal özellikleri, bakım protokollerinde farklılıklar gerektirmektedir. Akrilik rezin protezler poröz yapıları nedeniyle mikroorganizma kolonizasyonuna daha yatkınken, metal iskeletli protezler kroşe bölgelerinde plak birikimi açısından dikkatli temizlik gerektirmektedir.

Günlük Protez Temizliği: Temel İlkeler ve Yöntemler

Hareketli protezlerin günlük temizliği, oral hijyenin sürdürülmesinde en kritik basamağı oluşturmaktadır. Protez yüzeylerinde biriken mikrobiyal biyofilm, tıpkı doğal diş yüzeylerindeki dental plak gibi, patojen mikroorganizmaların çoğalması için uygun bir ortam sağlamaktadır. Candida albicans başta olmak üzere çeşitli fungal ve bakteriyel türler, yetersiz temizlenen protez yüzeylerinde koloni oluşturarak protez stomatiti ve diğer oral enfeksiyonların gelişimine neden olabilmektedir.

Günlük temizlik protokolü, mekanik ve kimyasal yöntemlerin birlikte uygulanmasını kapsamaktadır. Mekanik temizlik, özel protez fırçası kullanılarak protezin tüm yüzeylerinin sistematik olarak fırçalanmasını içermektedir. Protez fırçaları, yumuşak kıllı ve geniş başlıklı yapılarıyla protez yüzeylerini çizmeden etkili bir temizlik sağlamak üzere tasarlanmıştır. Normal diş fırçası veya sert kıllı fırçaların kullanılması, akrilik yüzeyde mikro çiziklere yol açarak bakteriyel tutunmayı artırmaktadır.

Fırçalama işlemi sırasında protezin su dolu bir lavabo üzerinde veya nemli bir havlu üzerinde tutulması, olası düşmelerde kırılma riskini minimize etmektedir. Akrilik rezin materyali darbe kuvvetlerine karşı hassas olup, sert zemine düşme halinde fraktür gelişebilmektedir. Protezin iç yüzeyi, dış yüzeyi ve yapay dişlerin arası dahil olmak üzere tüm alanların dikkatli biçimde fırçalanması gerekmektedir.

  • Sabah rutini: Protez ağızdan çıkarılarak akan su altında durulanmalı, ardından protez fırçası ve uygun temizleyici ile tüm yüzeyler fırçalanmalıdır.
  • Yemek sonrası: Her öğün sonrasında protez çıkarılarak akan su altında yiyecek artıklarından arındırılmalıdır.
  • Gece rutini: Protez kapsamlı bir şekilde fırçalanmalı, kimyasal temizleyici solüsyonda bekletilmeli ve sabaha kadar nemli ortamda saklanmalıdır.
  • Doku bakımı: Protez çıkarıldıktan sonra ağız içi dokular yumuşak bir fırça ile nazikçe masaj yapılarak temizlenmelidir.

Kimyasal Temizlik Ajanları ve Kullanım Protokolleri

Mekanik temizliğin yanı sıra kimyasal temizlik ajanlarının kullanılması, protez hijyeninin optimizasyonunda tamamlayıcı bir rol üstlenmektedir. Piyasada mevcut protez temizleme tabletleri, alkalin peroksit veya alkalin hipoklorit bazlı formülasyonlarıyla protez yüzeyindeki organik artıkları ve mikroorganizmaları uzaklaştırmaktadır. Bu tabletler, ılık su içerisinde çözündürülerek oluşturulan solüsyonda protezin belirli süre bekletilmesi şeklinde uygulanmaktadır.

Alkalin peroksit bazlı temizleyiciler, oksijen salınımı yoluyla organik artıkları parçalayarak mekanik temizlikle ulaşılamayan mikroskobik alanlardaki biyofilmi dezorganize etmektedir. Hipoklorit bazlı solüsyonlar ise güçlü antimikrobiyal etkinlikleriyle özellikle Candida türlerine karşı etkili olmakla birlikte, metal komponentlere korozif etki gösterebilmeleri nedeniyle metal iskeletli parsiyel protezlerde dikkatli kullanılmalıdır.

Ev yapımı temizlik solüsyonları arasında seyreltik sirke çözeltisi ve bikarbonat macunu yaygın olarak önerilmektedir. Ancak bu ajan ların konsantrasyonlarının kontrol edilememesi ve standardize edilememesi, klinik pratikte ticari ürünlerin tercih edilmesini desteklemektedir. Çamaşır suyu, hidrojen peroksit ve ağız gargaraları gibi ajanların kontrolsüz kullanımı, protez materyalinin renginin bozulmasına, yüzey özelliklerinin değişmesine ve mekanik dayanıklılığın azalmasına yol açabilmektedir.

Ultrasonik temizleme cihazları, yüksek frekanslı ses dalgaları aracılığıyla solüsyon içerisinde kavitasyon kabarcıkları oluşturarak protez yüzeyindeki kalkulus, leke ve biyofilm tabakasını etkili biçimde uzaklaştırmaktadır. Bu yöntem, özellikle mekanik fırçalamanın yetersiz kaldığı kompleks geometriye sahip protez bölgelerinde tamamlayıcı temizlik sağlamaktadır.

Protez Saklama Koşulları ve Gece Bakımı

Hareketli protezlerin kullanılmadığı dönemlerde uygun koşullarda saklanması, protezin fiziksel ve yapısal bütünlüğünün korunması açısından hayati önem taşımaktadır. Akrilik rezin materyali, hidrofobik ve hidrofilik bileşenler içeren bir polimer yapıya sahip olup, su emilimi ve su kaybı döngüleri sonucunda boyutsal değişimlere uğrayabilmektedir. Protezin kuru ortamda bırakılması, dehidratasyona bağlı distorsiyona ve uyum kaybına neden olabilmektedir.

Gece boyunca protezin ağızdan çıkarılması, oral mukozanın dinlenmesine ve tükürük ile doğal temizlenme mekanizmalarının devreye girmesine olanak tanımaktadır. Sürekli protez kullanımı, mukoza üzerinde kronik basınç oluşturarak doku atrofisine, enflamasyona ve protez stomatitine predispozisyon yaratmaktadır. Amerikan Protezciler Derneği ve Avrupa Protetik Diş Hekimliği Derneği gibi otoriteler, geceleri protezin çıkarılmasını güçlü bir şekilde tavsiye etmektedir.

Protez saklama kabı, temiz su veya protez temizleme solüsyonu ile doldurularak protezin tamamen sıvıya batırılmış halde saklanmasını sağlamalıdır. Saklama kabının günlük olarak temizlenmesi ve solüsyonun her gün taze olarak hazırlanması, çapraz kontaminasyonun önlenmesi açısından gereklidir. Sıcak veya kaynar su kullanılması, akrilik rezinin termal deformasyonuna yol açarak protezin uyumunu bozabileceğinden kesinlikle kaçınılmalıdır.

Protez Yapıştırıcılarının Doğru Kullanımı

Protez yapıştırıcıları, hareketli protezlerin retansiyonunu artırmak amacıyla kullanılan yardımcı materyallerdir. Krem, toz ve ped formlarında piyasada bulunan bu ürünler, protez ile mukoza arasındaki boşluğu doldurarak tutunmayı güçlendirmektedir. Ancak protez yapıştırıcılarının kullanımı, uyumlu bir protezin sağladığı retansiyonu tamamlayıcı nitelikte olmalı ve kötü uyumlu bir protezin tolerasyonunu sağlamak amacıyla kullanılmamalıdır.

Yapıştırıcı uygulaması öncesinde protezin iyice temizlenmiş ve kurulanmış olması gerekmektedir. Krem formundaki yapıştırıcılar, protezin iç yüzeyine ince bir tabaka halinde ve kesikli çizgiler şeklinde uygulanmalıdır. Aşırı miktarda yapıştırıcı kullanımı, ağız içinde rahatsızlık hissi yaratmasının yanı sıra yapıştırıcı artıklarının temizlenmesini güçleştirmektedir. Gün sonunda protez çıkarıldığında, hem protez yüzeyindeki hem de mukoza üzerindeki yapıştırıcı kalıntıları titizlikle temizlenmelidir.

Çinko içerikli protez yapıştırıcılarının uzun süreli ve yüksek dozda kullanımının nörotoksik etkilere yol açabileceğine dair literatürde olgular bildirilmiştir. Bu nedenle yapıştırıcı seçimi ve kullanım dozajı konusunda diş hekiminin önerileri doğrultusunda hareket edilmesi önem arz etmektedir. Yapıştırıcı ihtiyacının sürekli artması, protezin uyumunun bozulduğuna işaret edebilir ve yeniden astarlama ya da yeni protez yapımı gerekliliğini düşündürmelidir.

Protez Stomatiti ve Oral Mukoza Sağlığı

Protez stomatiti, hareketli protez kullanan bireylerde en sık karşılaşılan oral mukoza lezyonudur ve prevalansı protez taşıyan popülasyonda yüzde 15 ile yüzde 70 arasında değişen oranlarda bildirilmektedir. Newton sınıflandırmasına göre üç tip protez stomatiti tanımlanmıştır: Tip I lokalize basit enflamasyon, Tip II yaygın eritematöz form ve Tip III papiller hiperplazi ile karakterize granüler formdur.

Protez stomatitinin etiyopatogenezinde yetersiz protez hijyeni, Candida albicans kolonizasyonu, sürekli protez kullanımı, protezin travmatik etkisi ve sistemik faktörler (diabetes mellitus, immünsüpresyon, beslenme yetersizlikleri) rol oynamaktadır. Biyofilm tabakası içerisinde Candida türlerinin proliferasyonu, mukozal yüzeyde enflamatuar yanıtı tetikleyerek karakteristik eritematöz görünümü oluşturmaktadır.

Protez stomatitinin tedavisinde multifaktöriyel yaklaşım benimsenmektedir. Protez hijyeninin iyileştirilmesi, gece protezin çıkarılması, antifungal tedavi (topikal nistatin veya mikonazol, sistemik flukonazol) ve gerekli durumlarda protezin yeniden astarlama veya yenilenmesi tedavi protokolünün temel bileşenlerini oluşturmaktadır. Klorheksidin glukonat solüsyonu, hem protez yüzeyine hem de oral mukozaya uygulanan antimikrobiyal ajan olarak tedavi planında yer alabilmektedir.

Protezde Meydana Gelen Hasarlar ve Onarım Yaklaşımları

Hareketli protezler, günlük kullanım sürecinde çeşitli mekanik ve kimyasal etkilere maruz kalmaktadır. Akrilik rezin kaide materyali, darbe kuvvetlerine karşı kırılgan bir yapı sergilemekte olup, protezin sert zemine düşürülmesi halinde midline fraktürü, diş kopması veya kaide kırığı gibi hasarlar oluşabilmektedir. Kroşe kollarının tekrarlayan bükülme kuvvetleri altında yorulma kırığına uğraması da parsiyel protezlerde sık karşılaşılan bir durumdur.

Protezde meydana gelen herhangi bir hasar durumunda hastanın kendi kendine onarım girişiminde bulunmaması büyük önem taşımaktadır. Süper yapıştırıcı veya ev tipi adhesivlerle yapılan amatör tamir denemeleri, protezin oklüzal ilişkilerini bozarak temporomandibuler eklem problemlerine, yumuşak doku travmasına ve daha karmaşık onarım gereksinimlerine yol açabilmektedir. Profesyonel onarım işlemi, protez laboratuvarında uygun materyal ve tekniklerle gerçekleştirilmelidir.

Protezin uyumunun zamanla bozulması, alveolar kemiğin fizyolojik rezorpsiyonunun doğal bir sonucudur. Özellikle diş çekimini takip eden ilk yıl, kemik rezorpsiyonunun en hızlı olduğu dönemdir. Kemik rezorpsiyonuna bağlı uyum kaybı, protezin hareket etmesine, çiğneme etkinliğinin azalmasına ve mukozal ülserasyonlara neden olabilmektedir. Bu durumda yumuşak veya sert astar (rebasing/relining) uygulanarak protezin mevcut doku morfolojisine adaptasyonu sağlanabilmektedir.

Beslenme Alışkanlıkları ve Protez Kullanımı

Hareketli protez kullanan bireylerin beslenme alışkanlıklarını protez kullanımına uygun şekilde düzenlemeleri, hem protezin korunması hem de genel sağlığın sürdürülmesi açısından önemlidir. Proteze adaptasyon döneminde yumuşak gıdalarla başlanarak kademeli olarak daha sert ve çiğnenmesi güç yiyeceklere geçiş yapılması önerilmektedir. Bilateral çiğneme tekniğinin benimsenmesi, proteze eşit kuvvet dağılımı sağlayarak stabiliteyi artırmaktadır.

Sert kabuklu kuruyemişler, çiğ havuç, elma gibi sert gıdalar ve yapışkan kıvamlı yiyecekler, protez üzerinde aşırı kuvvetlere neden olarak fraktür riskini artırmaktadır. Bu tür gıdalar küçük parçalara bölünerek ve arka dişler bölgesinde çiğnenerek tüketilmelidir. Çok sıcak içecek ve yiyeceklerden kaçınılması, akrilik materyalin termal etkilere karşı hassasiyeti nedeniyle tavsiye edilmektedir.

Protez kullanan bireylerde malnutrisyon riski, doğal dentisyona sahip bireylere kıyasla daha yüksektir. Çiğneme etkinliğinin azalması nedeniyle hastalar bilinçsizce yumuşak, karbonhidrat ağırlıklı ve lif içeriği düşük diyete yönelebilmektedir. Bu durum, özellikle geriatrik hastalarda sarkopeni, vitamin eksiklikleri ve bağışıklık sistemi zayıflaması gibi sistemik komplikasyonlara katkıda bulunabilmektedir. Diş hekimi ve diyetisyen iş birliğiyle oluşturulacak beslenme planı, bu risklerin minimize edilmesinde kritik rol üstlenmektedir.

Düzenli Kontrollerin Önemi ve Profesyonel Bakım

Hareketli protez kullanan bireylerin altı ayda bir düzenli diş hekimi kontrolüne gitmeleri, protezin ve oral dokuların sağlığının izlenmesi açısından vazgeçilmez bir uygulamadır. Kontrol muayeneleri sırasında protezin oklüzal uyumu, retansiyon ve stabilite düzeyi, kaide adaptasyonu ve yapay dişlerdeki aşınma değerlendirilmektedir. Oral mukozanın inspeksiyonu ile protez stomatiti, travmatik ülserler, epulis fissuratum veya malign değişiklikler erken dönemde tespit edilebilmektedir.

Profesyonel protez bakımı kapsamında diş hekimi tarafından gerçekleştirilen işlemler arasında protez yüzeyindeki kalkulus ve sert birikintilerin uzaklaştırılması, protezin polisajlanması, oklüzal düzeltmeler ve gerekli tamir veya astarlama işlemleri yer almaktadır. Parsiyel protez kullanan hastalarda dayanak dişlerin periodontal durumunun değerlendirilmesi ve gerekli periodontal tedavilerin planlanması da kontrol seanslarının önemli bir parçasını oluşturmaktadır.

Protezin ortalama kullanım ömrü beş ile yedi yıl arasında değişmekle birlikte, bu süre hastanın bakım alışkanlıklarına, ağız içi koşullarına ve kemik rezorpsiyon hızına bağlı olarak kısalabilir veya uzayabilir. Zamanla protez materyalinde renk değişikliği, yüzey pürüzlülüğünde artış, yapay dişlerde aşınma ve kaide uyumunda kayıp gözlemlenebilmektedir. Bu değişimler fonksiyonel ve hijyenik açıdan kabul edilemez düzeye ulaştığında yeni protez yapımı planlanmalıdır.

Yaşlı Hastalarda Protez Bakımının Özel Gereksinimleri

Geriatrik popülasyon, hareketli protez kullanımının en yaygın olduğu yaş grubudur ve bu hasta grubunda protez bakımı kendine özgü zorluklar barındırmaktadır. İleri yaşla birlikte azalan el becerisi, artrit ve parkinsonizm gibi nöromusküler hastalıklar, görme bozuklukları ve kognitif fonksiyonlardaki gerileme, hastaların protez bakımını yeterli düzeyde gerçekleştirmelerini engelleyebilmektedir.

Bu hasta grubu için ergonomik tasarıma sahip protez fırçaları, kalın saplı ve kavraması kolay temizlik araçları ve basitleştirilmiş bakım protokolleri önerilmektedir. Bakım vericilerin protez hijyeni konusunda eğitilmesi, kurumsallaşmış bakım ortamlarında yaşayan bireylerin protez bakımının sağlanmasında kritik bir faktördür. Demans hastaları gibi bakım ihtiyacı yüksek bireylerde protezin kaybedilmesi veya hasar görmesi riski göz önünde bulundurularak, protezin adına etiketlenmesi uygulaması yaygınlaşmaktadır.

Yaşlanmaya bağlı tükürük akış hızının azalması (kserostomi), protez retansiyonunu olumsuz etkilemekle kalmayıp oral mukozanın savunma mekanizmalarını da zayıflatmaktadır. Tükürük yetersizliği olan hastalarda yapay tükürük preparatlarının ve ağız nemlendiricilerinin kullanımı, hem protez konforunu artırmakta hem de mukozal sağlığı korumaktadır. Çoklu ilaç kullanımının kserostomiye katkıda bulunabileceği göz önünde tutularak, gerekli durumlarda ilgili branş hekimi ile konsültasyon yapılmalıdır.

Protez Bakımında Sık Yapılan Hatalar ve Doğru Yaklaşımlar

Hareketli protez kullanan bireylerin bakım sürecinde sıklıkla yaptıkları hataların bilinmesi ve düzeltilmesi, protezin uzun ömürlülüğü ve oral sağlığın korunması açısından büyük önem taşımaktadır. En yaygın hatalardan biri, protezin normal diş macunu ile fırçalanmasıdır. Konvansiyonel diş macunları içerdikleri abraziv partiküller nedeniyle akrilik yüzeyde mikro çiziklere neden olarak bakteriyel biyofilm oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Protez temizliğinde düşük abraziviteli özel protez temizleme pastaları veya sıvı sabun tercih edilmelidir.

Bir diğer yaygın hata, protezin kaynar su veya çok sıcak su ile temizlenmeye çalışılmasıdır. Yüksek sıcaklık, akrilik rezinin cam geçiş sıcaklığını aşarak kalıcı distorsiyona ve uyum kaybına neden olmaktadır. Protez temizliğinde ve bekletme işlemlerinde ılık veya oda sıcaklığında su kullanılmalıdır. Benzer şekilde, protezin bulaşık makinesi veya mikrodalga fırında sterilize edilmeye çalışılması, geri dönüşümsüz hasara yol açan uygulamalar arasındadır.

  • Hata: Protezi kuru ortamda saklamak. Doğrusu: Her zaman nemli ortamda, su veya temizleme solüsyonunda bekletmek.
  • Hata: Kırık protezi evde yapıştırmaya çalışmak. Doğrusu: Profesyonel onarım için diş hekimine başvurmak.
  • Hata: Protez yapıştırıcısını aşırı miktarda kullanmak. Doğrusu: İnce tabaka halinde, hekimin önerdiği dozda uygulamak.
  • Hata: Yıllarca kontrol muayenesine gitmemek. Doğrusu: En az altı ayda bir düzenli kontrol yaptırmak.
  • Hata: Ağrı ve rahatsızlığı normal kabul etmek. Doğrusu: Her türlü ağrı ve rahatsızlık için hekime danışmak.

Protez bakımı konusunda hasta eğitiminin protez tesliminde başlatılması ve takip seanslarında pekiştirilmesi, uyum oranlarını anlamlı düzeyde artırmaktadır. Yazılı bakım talimatlarının ve görsel materyallerin kullanılması, özellikle yaşlı hasta grubunda bilgi kalıcılığını desteklemektedir.

Protez Bakım Ürünlerinin Seçiminde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Piyasada çok sayıda protez bakım ürünü bulunmakta olup, bu ürünlerin seçiminde bazı kriterlerin gözetilmesi gerekmektedir. Protez temizleme tabletlerinin Avrupa Birliği Tıbbi Cihaz Yönetmeliği veya eşdeğer uluslararası standartlara uygunluk belgesi taşıması, ürün güvenilirliğinin bir göstergesidir. İçerik bileşenlerinin protez materyali ile uyumluluğu, özellikle metal komponentli parsiyel protezlerde korozyon potansiyeli açısından değerlendirilmelidir.

Protez fırçası seçiminde fırça kıllarının sertlik derecesi, fırça başının boyutu ve sapın ergonomik yapısı dikkate alınmalıdır. Çift taraflı protez fırçaları, geniş düz yüzeyler için büyük başlık ve dar girintili bölgeler için küçük sivri başlık sunarak kapsamlı temizlik imkanı sağlamaktadır.

Hareketli Protez Bakımının Genel Sağlık Üzerindeki Etkileri

Oral sağlık ile sistemik sağlık arasındaki ilişki, son yıllarda yoğun araştırmaların konusu olmakta ve bu iki alan arasındaki etkileşimin çok boyutlu doğası giderek daha iyi anlaşılmaktadır. Yetersiz protez hijyeni sonucu gelişen oral enfeksiyonlar, özellikle yaşlı ve immünsüprese hastalarda aspirasyon pnömonisi riskini artırabilmektedir. Protez yüzeyindeki patojen mikroorganizmaların aspirasyonu, alt solunum yollarında enfeksiyona yol açarak mortalite ve morbiditeyi olumsuz etkileyebilmektedir.

Diabetes mellitus hastalarında oral Candida enfeksiyonlarının glisemik kontrolü bozabileceği ve enflamatuar yükü artırabileceği bilinmektedir. Yetersiz protez bakımı, diyabetik hastalarda metabolik kontrolün güçleşmesine katkıda bulunabilmektedir. Kardiyovasküler hastalığı olan bireylerde oral enfeksiyonların enfektif endokardit riski ile ilişkisi de göz ardı edilmemelidir.

Protez bakımının psikolojik ve sosyal boyutları da ihmal edilmemelidir. Kötü bakımlı, lekeli veya koku yapan bir protez, hastanın sosyal ilişkilerini, özgüvenini ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Temiz, bakımlı ve iyi uyumlu bir protez ise hastanın toplumsal etkileşimlerini olumlu yönde destekleyerek psikososyal iyilik halinin korunmasına katkıda bulunmaktadır.

Hareketli protez bakımı, multidisipliner bir yaklaşım gerektiren ve hastanın aktif katılımını zorunlu kılan süregelen bir süreçtir. Protez tesliminden itibaren başlayan hasta eğitimi, düzenli kontrol muayeneleri ve bireyselleştirilmiş bakım protokolleri, protezin fonksiyonel ömrünü uzatırken oral ve sistemik sağlığın korunmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, hareketli protez bakımı konusunda hastalarımıza kapsamlı bilgilendirme ve bireyselleştirilmiş tedavi planları sunarak en yüksek standartlarda protetik rehabilitasyon hizmeti vermektedir.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu