Göz yaralanmaları, acil tıp pratiğinde sıklıkla karşılaşılan ve hızlı müdahale gerektiren klinik tablolar arasında yer almaktadır. Oküler travmalar, hafif korneal abrazyonlardan glob rüptürüne kadar geniş bir spektrumda değerlendirilmekte olup her bir yaralanma tipi kendine özgü tanısal ve terapötik yaklaşımlar gerektirmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünya genelinde yaklaşık 55 milyon kişi göz yaralanmasına maruz kalmakta ve bu vakaların önemli bir kısmı kalıcı görme kaybıyla sonuçlanabilmektedir. Travmatik göz yaralanmalarının erken tanısı ve uygun müdahalesi, görme prognozu açısından belirleyici rol oynamaktadır.
Göz yaralanmaları etyolojik açıdan mekanik, kimyasal, termal ve radyasyona bağlı olmak üzere dört ana kategoride sınıflandırılmaktadır. Mekanik yaralanmalar arasında künt travma, penetran yaralanma ve intraoküler yabancı cisim en sık görülen formlardır. Kimyasal yaralanmalar ise alkali ve asit maruziyetine bağlı olarak gelişmekte ve özellikle alkali yanıklar, dokunun derinlerine penetre olma kapasiteleri nedeniyle daha ciddi klinik tablolara yol açabilmektedir. Acil servis hekiminin bu farklı yaralanma tiplerini hızla ayırt edebilmesi, tedavi stratejisinin belirlenmesinde kritik öneme sahiptir.
Göz travmalarının epidemiyolojik değerlendirmesinde erkek cinsiyet, genç yaş grubu ve endüstriyel iş ortamları başlıca risk faktörleri olarak öne çıkmaktadır. İş kazaları, trafik kazaları, sportif aktiviteler ve ev ortamındaki kazalar en sık karşılaşılan etyolojik nedenler arasındadır. Pediatrik yaş grubunda ise oyun sırasında meydana gelen yaralanmalar ve ev kazaları ön planda yer almaktadır.
Göz Anatomisi ve Travma Mekanizmaları
Göz yaralanmalarının patofizyolojisini anlamak için oküler anatominin detaylı bilinmesi gerekmektedir. Göz küresi (bulbus oculi) üç ana tabakadan oluşmaktadır: dış tabaka (tunika fibroza) kornea ve skleradan, orta tabaka (tunika vasküloza) iris, siliyer cisim ve koroideadan, iç tabaka ise retinadan meydana gelmektedir. Bu yapıların her biri farklı travma mekanizmalarına karşı değişen derecelerde hassasiyet göstermektedir.
Künt travmalarda darbe enerjisi göz küresine iletilerek anteroposterior çapta kompresyon ve ekvatoryal çapta genişleme meydana getirmektedir. Bu mekanizma ile hifema, lens subluksasyonu, vitreus hemorajisi, retina dekolmanı ve koroid rüptürü gelişebilmektedir. Coup-contrecoup mekanizması ile darbe bölgesinin karşı tarafındaki yapılarda da hasar oluşabilmektedir. Penetran yaralanmalarda ise yabancı cisim veya kesici alet kornea ya da skleradan geçerek intraoküler yapılara doğrudan zarar vermektedir.
Blast yaralanmaları hem primer basınç dalgası etkisi hem de sekonder fragman yaralanması hem de tersiyer olarak vücudun fırlatılması mekanizmalarını içerdiğinden, çoklu oküler patolojilere neden olabilmektedir. Termal yaralanmalarda ise kornea epiteli ve konjonktiva başlıca etkilenen yapılar olup göz kapağının refleks kapanma mekanizması sayesinde derin oküler yapılar kısmen korunabilmektedir.
Acil Değerlendirme ve Triaj Protokolleri
Göz yaralanması ile acil servise başvuran hastanın değerlendirilmesinde sistematik bir yaklaşım izlenmesi hayati önem taşımaktadır. İlk değerlendirmede yaralanma mekanizması, zamanı, kullanılan koruyucu ekipman varlığı ve eşlik eden sistemik travma bulguları sorgulanmalıdır. Kimyasal maruziyette ajan tipi ve temas süresi, penetran yaralanmalarda ise travmaya neden olan nesnenin boyutu ve hızı gibi detaylar tedavi planlamasını doğrudan etkilemektedir.
Triaj aşamasında kimyasal yaralanmalar en yüksek öncelikle ele alınmalı ve anamnez tamamlanmadan irrigasyon başlatılmalıdır. Alkali yanıklarda konjonktival forniks pH değeri 7.0-7.4 arasına düşene kadar en az 30 dakika süreyle serum fizyolojik veya Ringer laktat solüsyonu ile irrigasyon uygulanmalıdır. Glob rüptürü şüphesinde ise göz küresine bası uygulanmamalı, göz kalkanı yerleştirilmeli ve oftalmoloji konsültasyonu derhal istenmelidir.
Görme keskinliği değerlendirmesi, göz yaralanması bulunan her hastada mutlaka yapılması gereken temel muayene basamağıdır. Snellen eşeli kullanılarak her iki göz ayrı ayrı test edilmeli ve sonuçlar medikolegal açıdan da kayıt altına alınmalıdır. Pupil reaktivitesi, özellikle rölatif afferent pupil defekti (RAPD) varlığı optik sinir hasarını düşündüren önemli bir bulgudur. Ekstraoküler kas hareketleri, orbital duvar kırıklarına bağlı entrapmanı değerlendirmek açısından kontrol edilmelidir.
Künt Göz Travmalarında Klinik Tablo ve Yönetim
Künt oküler travmalar, acil servis pratiğinde en sık karşılaşılan göz yaralanması tipi olup periorbital ekimoz, subkonjonktival hemoraji, korneal abrazyon, hifema, travmatik iritis, lens hasarı ve retinal patolojiler gibi geniş bir klinik yelpazede kendini gösterebilmektedir. Her bir klinik antite kendine özgü tanısal kriterler ve tedavi protokolleri gerektirmektedir.
Hifema, künt göz travmasının önemli bir komplikasyonu olup ön kamarada kan birikimini ifade etmektedir. Grade I hifemada ön kameranın üçte birinden azı kan ile dolu iken, Grade IV (total hifema) da ön kamara tamamen kan ile doludur. Hifema yönetiminde yatak istirahati, başın 30-45 derece elevasyonu, sikloplejik ajan uygulaması ve göz içi basıncının monitorizasyonu temel yaklaşımları oluşturmaktadır. Orak hücre hastalarında ve taşıyıcılarında hifema özellikle ciddi seyredebileceğinden bu durum mutlaka sorgulanmalıdır.
Orbital blow-out kırıkları künt travmanın sık görülen bir komplikasyonudur. Orbital taban ve medial duvar en zayıf noktalar olup kırığa en sık maruz kalan bölgelerdir. Diplopi, enoftalmus, infraorbital hipoestezi ve ekstraoküler kas entrapmanına bağlı bakış kısıtlılığı karakteristik klinik bulgulardır. Bilgisayarlı tomografi tanıda altın standart olup tedavi kararı klinik tablonun şiddetine göre verilmektedir. Belirgin enoftalmus, persistan diplopi veya geniş defekt varlığında cerrahi onarım endikasyonu bulunmaktadır.
Penetran ve Perforan Göz Yaralanmaları
Penetran göz yaralanmaları, göz küresinin dış duvarını oluşturan kornea veya skleranın tam kat geçirilmesiyle karakterize olup görme kaybının en ciddi nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Birmingham Eye Trauma Terminology (BETT) sınıflamasına göre penetran yaralanmada tek giriş yarası, perforan yaralanmada ise giriş ve çıkış yarası bulunmaktadır. İntraoküler yabancı cisim varlığı ise ayrı bir kategori olarak değerlendirilmektedir.
Açık glob yaralanmasının klinik bulguları arasında görme keskinliğinde belirgin azalma, göz şeklinde düzensizlik, düşük göz içi basıncı, sığ veya derin ön kamara, iris prolapsusu, pupil irregülaritesi ve vitreus kaybı sayılabilmektedir. Seidel testi korneal perforasyonun saptanmasında kullanılan pratik bir tanısal yöntemdir; fluoresein boyası ile boyanan göz yüzeyinde aköz sızıntısının gösterilmesi pozitif test sonucunu ifade etmektedir.
Açık glob yaralanması saptandığında veya şüphelenildiğinde göz küresine kesinlikle bası uygulanmamalı, topikal ilaç damlatılmamalı ve göz içi basınç ölçümü yapılmamalıdır. Rijit göz kalkanı ile koruma sağlanmalı, tetanoz profilaksisi değerlendirilmeli, sistemik geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi başlanmalı ve oftalmoloji konsültasyonu acil olarak istenmelidir. Cerrahi onarım mümkün olan en kısa sürede, ideal olarak ilk 24 saat içinde gerçekleştirilmelidir.
Kimyasal Göz Yaralanmalarında Acil Yaklaşım
Kimyasal göz yaralanmaları, alkali ve asit maruziyetine bağlı olarak gelişen ve acil oftalmolojik durumlar arasında en yüksek önceliğe sahip klinik tablolardır. Alkali ajanlar (sodyum hidroksit, amonyak, kalsiyum hidroksit, potasyum hidroksit) lipofilik yapıları sayesinde hücre membranlarını hızla penetre ederek likefaksiyon nekrozuna yol açmaktadır. Asit ajanlar ise protein koagülasyonu oluşturarak dokunun derinlerine penetrasyonu kısmen sınırlandıran bir bariyer meydana getirmektedir; ancak hidroflorik asit bu genel kuralın istisnası olup alkali benzeri derin doku hasarına neden olabilmektedir.
Kimyasal yaralanmalarda tedavinin temel taşı derhal uygulanan irrigasyondur. İrrigasyon öncesinde herhangi bir tanısal işlem yapılması zaman kaybına neden olacağından, temas anından itibaren mümkün olan en kısa sürede başlatılmalıdır. Morgan lensi kullanılarak yapılan irrigasyon uygulaması hasta konforunu artırmakta ve etkin lavajı kolaylaştırmaktadır. Fornikslerde kalmış olabilecek partikül maddeler evert edilerek mekanik olarak uzaklaştırılmalıdır.
Roper-Hall sınıflaması kimyasal göz yaralanmalarının şiddetini değerlendirmede yaygın olarak kullanılmaktadır. Grade I yaralanmalarda korneal epitel hasarı sınırlı olup prognoz mükemmeldir. Grade IV yaralanmalarda ise kornea opak, limbal iskemi yaygın ve prognoz oldukça kötüdür. Bu sınıflama hem tedavi stratejisinin belirlenmesinde hem de prognoz tayininde klinisyene yol göstermektedir. İrrigasyon sonrasında sikloplejik ajan, topikal antibiyotik, askorbik asit ve sitrat tedavisi uygulanarak inflamasyon kontrolü ve korneal iyileşmenin desteklenmesi hedeflenmektedir.
Korneal Yaralanmalar ve Yabancı Cisim Müdahalesi
Korneal abrazyonlar acil serviste en sık görülen göz yaralanması tipi olup travmatik temas, yabancı cisim, kontakt lens kullanımı veya ultraviyole maruziyetine bağlı olarak gelişebilmektedir. Hastalar tipik olarak ağrı, fotofobi, epifora ve yabancı cisim hissi şikayetleriyle başvurmaktadır. Tanı fluoresein boyama ile konulan ve yarık lamba muayenesinde epitel defektinin gösterilmesiyle doğrulanan nispeten basit bir süreçtir; ancak altta yatan penetran yaralanma veya enfeksiyon gibi ciddi patolojilerin ekarte edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Korneal yabancı cisim müdahalesi, biyomikroskop eşliğinde steril şartlarda gerçekleştirilmelidir. Yüzeyel yabancı cisimler irrigasyon veya nemli pamuklu çubuk ile uzaklaştırılabilirken, gömülü yabancı cisimler için iğne ucu veya spud kullanılması gerekebilmektedir. Metalik yabancı cisimlerin kornea üzerinde bıraktığı pas halkası, korneal erozyona zemin hazırlayabileceğinden dikkatli bir şekilde debride edilmelidir.
Korneal abrazyon tedavisinde topikal antibiyotik (fluorokinolon veya aminoglikozid grubu) göz damlası, sikloplejik ajan ile ağrı kontrolü ve yapay gözyaşı preparatları temel yaklaşımları oluşturmaktadır. Kontakt lens kullanımına bağlı korneal abrazyonlarda Pseudomonas aeruginosa riski nedeniyle antipsödomonal etkinliği olan topikal antibiyotikler tercih edilmelidir. Güncel kanıtlar, basit korneal abrazyonlarda göz bandajı uygulamasının iyileşmeyi hızlandırmadığını ve hatta kontamine yaralanmalarda enfeksiyon riskini artırabileceğini göstermektedir.
Retinal ve Posterior Segment Yaralanmaları
Travmatik retinal patolojiler, hem künt hem de penetran göz yaralanmalarının ciddi komplikasyonları arasında yer almakta ve kalıcı görme kaybının önemli nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Commotio retinae (Berlin ödemi), künt travma sonrasında retinal fotoreseptör tabakasındaki hasarı yansıtan beyazımsı bir retinal opasifikasyondur. Makula tutulumu durumunda santral görme kaybı gelişebilmektedir.
Travmatik retina dekolmanı, künt veya penetran travma sonrasında retinal yırtık oluşumu ve vitreus traksiyonu mekanizmasıyla gelişmektedir. Ani ortaya çıkan floater (uçuşan cisim), fotopsi (ışık çakmaları) ve görme alanında perde iniyor şeklinde tarif edilen şikayetler retina dekolmanının klasik semptomlarını oluşturmaktadır. Tanıda fundoskopik muayene ve B-mod ultrasonografi kullanılmakta olup tedavisi cerrahidir.
Vitreus hemorajisi, künt travma sonrasında retinal damarların yırtılması veya penetran yaralanmada doğrudan vasküler hasar sonucu gelişebilmektedir. Fundoskopik muayenede retinal detaylar vitreus hemorajisi nedeniyle görülemeyebileceğinden, B-mod ultrasonografi ile retina dekolmanı gibi eşlik eden patolojilerin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Koroid rüptürü ise künt travmada Bruch membranı, retina pigment epiteli ve koroid tabakasının yırtılmasıyla karakterize olup makula tutulumu durumunda kalıcı görme kaybına yol açabilmektedir.
Pediatrik Göz Yaralanmalarında Özellikli Yaklaşım
Çocukluk çağı göz yaralanmaları, gelişmekte olan görme sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle yetişkinlere kıyasla farklı klinik öneme sahiptir. Ambliyopi riski, özellikle altı yaş altı çocuklarda travma sonrası tek taraflı görme bozukluğunun ek bir komplikasyonu olarak karşımıza çıkabilmektedir. Çocuklarda göz yaralanmalarının en sık nedenleri arasında ev kazaları, oyun sırasındaki yaralanmalar, sportif aktiviteler ve seyrek olmakla birlikte çocuk istismarı yer almaktadır.
Pediatrik hastalarda göz muayenesi, kooperasyon güçlüğü nedeniyle özellikli yaklaşımlar gerektirebilmektedir. Küçük çocuklarda muayene sırasında sedasyon veya genel anestezi ihtiyacı doğabilmektedir. Çocuklarda travmatik hifema yönetiminde aminokaproik asit kullanımı yetişkinlere benzer protokollerle uygulanmakla birlikte, doz ayarlaması ve yan etki monitorizasyonu daha dikkatli yapılmalıdır. Penetran yaralanma sonrası primer onarımın ardından ambliyopi profilaksisi için erken oftalmolojik takip planlanmalıdır.
Non-aksidental travma (çocuk istismarı) şüphesi, pediatrik göz yaralanmalarının değerlendirilmesinde her zaman akılda tutulmalıdır. Retinal hemorajiler, özellikle çok sayıda ve çok tabakalı olanlar, sarsılmış bebek sendromunda (abusive head trauma) sıklıkla görülen oftalmolojik bulgulardır. Anamnez ile klinik bulguların uyumsuz olması, tekrarlayan yaralanma öyküsü ve farklı iyileşme evrelerinde olan multipl yaralanmalar istismar şüphesini güçlendiren faktörlerdir.
Tedavi Yaklaşımları ve Cerrahi Müdahale Endikasyonları
Göz yaralanmalarında tedavi yaklaşımı, yaralanmanın tipi, şiddeti ve tutulan yapılara göre konservatif tedaviden kompleks cerrahi müdahaleye kadar geniş bir yelpazede planlanmaktadır. Konservatif tedavi seçenekleri arasında topikal antibiyotik profilaksisi, sikloplejik ajanlar ile siliyer spazm kontrolü, antiinflamatuar tedavi, göz içi basınç düzenleyiciler ve yapay gözyaşı preparatları yer almaktadır.
Cerrahi müdahale endikasyonları şunları kapsamaktadır:
- Açık glob yaralanması onarımı: Korneal ve skleral laserasyonların primer sütürasyonu, iris repozisyonu ve gerektiğinde vitrektomi ile kombine edilmesi
- İntraoküler yabancı cisim ekstraksiyonu: Pars plana vitrektomi yoluyla yabancı cismin güvenli bir şekilde çıkarılması
- Travmatik katarakt cerrahisi: Lens kapsül hasarı veya lens opasifikasyonu durumunda fakoemülsifikasyon veya lens aspirasyonu ve gerektiğinde intraoküler lens implantasyonu
- Retina dekolmanı onarımı: Pnömatik retinopeksi, skleral çökertme veya pars plana vitrektomi yöntemleri ile retinal reaattachment sağlanması
- Orbital kırık onarımı: Belirgin enoftalmus, persistan diplopi veya büyük orbital defekt varlığında titanyum mesh veya poroz polietilen implant ile rekonstrüksiyon
- Göz kapağı laserasyonu onarımı: Özellikle kanalikül tutulumu olan laserasyonlarda mikrocerrahi tekniklerle onarım ve silikon tüp stentleme
- Sekonder cerrahi girişimler: Travmatik glokom kontrolü için filtrasyon cerrahisi, korneal skar nedeniyle keratoplasti ve kozmetik rehabilitasyon amaçlı protez uygulaması
Endoftalmi profilaksisi, penetran göz yaralanmalarının yönetiminde kritik bir bileşendir. Travma sonrası endoftalmi insidansı yüzde üç ile yüzde on arasında değişmekte olup intraoküler yabancı cisim varlığı, kırsal ortamda meydana gelen yaralanmalar, lens kapsül hasarı ve gecikmiş primer onarım risk artışıyla ilişkilendirilmektedir. Sistemik ve intravitreal antibiyotik profilaksisi bu riskin azaltılmasında etkin bir strateji olarak kabul görmektedir.
Prognoz Değerlendirmesi ve Takip Protokolleri
Göz yaralanmalarında prognoz değerlendirmesi, tedavi planlaması ve hasta bilgilendirmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Ocular Trauma Score (OTS) sistemi, başlangıç görme keskinliği, glob rüptürü varlığı, endoftalmi gelişimi, perforan yaralanma, retina dekolmanı ve RAPD varlığı gibi parametreleri kullanarak nihai görme prognozunu tahmin eden validated bir skorlama sistemidir.
Travma sonrası takip protokolü yaralanmanın tipine ve şiddetine göre bireyselleştirilmelidir. Basit korneal abrazyonlarda yirmi dört ve kırk sekiz saat sonra kontrol muayenesi yeterli olurken, penetran yaralanma onarımı sonrasında ilk hafta günlük, ardından haftalık ve aylık kontroller planlanmalıdır. Geç komplikasyonlar arasında sempatik oftalmi, travmatik glokom, fitizis bulbi ve proliferatif vitreoretinopatiye bağlı traksiyonel retina dekolmanı yer almakta olup uzun süreli takip gerektirmektedir.
Sempatik oftalmi, penetran göz yaralanmasının nadir fakat ciddi bir komplikasyonu olup yaralanan gözdeki üveal doku antijenlerine karşı gelişen otoimmün granülomatöz üveitin karşı gözü etkilemesidir. Travmadan haftalar ile yıllar sonrasına kadar gelişebilmekte olup bilateral körlüğe yol açabilmektedir. Sistemik kortikosteroid ve immunsupresif tedavi ile kontrol sağlanmaya çalışılmakta, ağır vakalarda travmatize gözün enükleasyonu tartışılmaktadır.
Koru Hastanesi Acil Servis Yaklaşımı ve Koruyucu Stratejiler
Göz yaralanmalarının önlenmesi, tedavisi kadar önemli bir halk sağlığı meselesidir. Endüstriyel ortamlarda koruyucu gözlük kullanımı, sportif aktivitelerde polikarbonat göz koruması ve ev ortamında tehlikeli maddelerin güvenli depolanması gibi temel önlemler göz yaralanma insidansını önemli ölçüde azaltabilmektedir. Mesleki risk değerlendirmesi ve düzenli göz sağlığı taramaları, özellikle yüksek riskli iş kollarında çalışan bireylerde büyük önem taşımaktadır.
Acil servis ortamında göz yaralanması yönetimi, multidisipliner bir ekip çalışmasını gerektirmektedir. Acil tıp uzmanı, oftalmolog, plastik cerrah, nörolog ve gerektiğinde maksillofasiyal cerrah arasındaki koordinasyon, optimal hasta sonuçlarının elde edilmesinde belirleyici rol oynamaktadır. Travma merkezlerinde standartlaştırılmış göz yaralanması değerlendirme protokollerinin uygulanması, tanısal doğruluğu artırmakta ve tedaviye başlama süresini kısaltmaktadır.
Göz yaralanmalarının uzun vadeli rehabilitasyonu, düşük görme rehabilitasyonu, psikolojik destek ve mesleki adaptasyon programlarını kapsamaktadır. Kalıcı görme kaybı gelişen hastalarda yaşam kalitesinin korunması ve toplumsal entegrasyonun sağlanması bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, göz yaralanmalarının tanısından tedavisine, acil müdahaleden rehabilitasyona kadar tüm süreçlerde en güncel kılavuzlar ve kanıta dayalı tıp ilkeleri doğrultusunda multidisipliner bir anlayışla hizmet vermektedir.



