Gastroenteroloji

Familyal Adenomatöz Polipozis

Doğru tanı ve izlemle yaşam kalitesi üzerinde önemli etki yaratan bir hastalıktır. Detaylı bilgi için sayfa içeriğini inceleyin.

Familyal adenomatöz polipozis, kısaca FAP olarak bilinen kalıtsal bir hastalıktır ve kalın bağırsağın iç yüzeyinde yüzlerce, hatta binlerce küçük et beni benzeri yapının yani polipin oluşmasıyla karakterize edilir. Bu polipler başlangıçta iyi huylu görünseler de zaman içinde kanserleşme riski yüksek olduğu için hastalık ciddi bir takip gerektirir. Genellikle ergenlik döneminde belirti vermeye başlar ve aile içinde kuşaktan kuşağa aktarılabilir. Bu nedenle ailesinde benzer öyküsü olan bireylerin erken yaşta tarama yaptırması büyük önem taşır.

FAP, sadece bağırsakla sınırlı kalmayan, vücudun farklı bölgelerinde de belirti verebilen sistemik bir hastalıktır. Diş anomalilerinden tiroid bulgularına, mide poliplerinden cilt altı kistlere kadar geniş bir yelpazede bulguya neden olabilir. Hastalığın seyri kişiden kişiye değişse de tedavisiz bırakıldığında neredeyse her vakada kalın bağırsak kanseri gelişme ihtimali bulunmaktadır. Bu durum, hastalığın hem erken tanı hem de düzenli izlem açısından titizlikle ele alınmasını gerektirir. Günümüzde genetik testlerin yaygınlaşmasıyla birlikte FAP'ın erken evrede yakalanması ve uygun yaklaşımla yönetilmesi mümkün hale gelmiştir.

Kimlerde Görülür?

Familyal adenomatöz polipozis, otozomal dominant bir kalıtım modeliyle aktarılan bir hastalıktır. Bu ifadenin anlamı, anne ya da babadan birinde hastalık varsa çocukların yüzde elli ihtimalle aynı genetik değişikliği taşıyabilmesidir. Bu nedenle ailesinde FAP tanısı almış birey bulunan herkes potansiyel risk grubunda yer alır. Genellikle hastalık genç yaşta, ortalama on beş ile yirmi beş yaş arasında belirti vermeye başlar fakat çocukluk döneminde de ortaya çıkabilir. Bu yüzden risk altındaki bireylerde tarama on yaşlarından itibaren önerilir.

Hastalığın görülme sıklığı dünya genelinde yaklaşık her on bin ila yirmi bin doğumda bir olarak bildirilmektedir. Cinsiyet ayrımı yapmayan FAP, kadın ve erkeklerde benzer oranlarda görülür. Etnik köken açısından da belirgin bir farklılık göstermez. Bununla birlikte yaklaşık her dört hastadan birinde aile öyküsü bulunmayabilir; bu vakalarda hastalık yeni ortaya çıkan kendiliğinden gen değişiklikleriyle ilişkilidir. Yani anne ve babada hastalık olmasa bile çocukta FAP gelişebilmektedir.

Risk grubunu daha net belirlemek için aşağıdaki durumlar değerlendirilmelidir:

  • Birinci derece akrabalarında FAP tanısı bulunan bireyler
  • Genç yaşta kalın bağırsak kanseri öyküsü olan ailelerin üyeleri
  • Çok sayıda bağırsak polibi saptanmış kişilerin çocukları ve kardeşleri
  • Çene kistleri, ekstra dişler veya cilt altı kistleri olan ve ailede bağırsak hastalığı bulunan bireyler
  • Genetik test sonucunda APC gen değişikliği taşıdığı belirlenen kişiler

Bu grupta yer alan bireylerin düzenli aralıklarla gastroenteroloji uzmanı tarafından takip edilmesi gerekir. Erken yaşta başlatılan tarama programları, hastalığın seyrini belirgin biçimde olumlu yönde değiştirebilir ve ciddi komplikasyonların önüne geçilmesine katkı sağlar.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

FAP'ın belirtileri çoğu zaman sinsi bir şekilde başlar ve ileri evreye kadar fark edilmeyebilir. Hastalığın erken döneminde polip sayısı az olduğunda kişi genellikle hiçbir şikayet hissetmez. Polipler büyüdükçe ve sayıları arttıkça çeşitli sindirim sistemi belirtileri ortaya çıkmaya başlar. En sık karşılaşılan bulgular arasında dışkıda kan görülmesi, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, karın ağrısı ve halsizlik yer alır. Bazı hastalarda kansızlık yani anemi tablosu ilk işaret olabilir.

Sindirim sistemi dışındaki bulgular da hastalığın tanınmasında yol gösterici olabilir. Çene kemiğinde iyi huylu kemik tümörleri yani osteomlar, fazladan veya gömülü dişler, gözün arka tabakasında pigment değişiklikleri, deri altında yağ bezeleri ve fibromlar sıklıkla eşlik eden bulgular arasındadır. Bunlara ek olarak ince bağırsağın özellikle on iki parmak bölgesinde polipler gelişebilir. Mide poliplerinin de hastalarda sık görüldüğü bilinmektedir. Bu bulgular Gardner sendromu olarak adlandırılan FAP'ın bir alt tipiyle ilişkilendirilebilir.

Hastaların büyük bir kısmında belirtiler aşağıdaki şekillerde kendini gösterir:

  • Dışkıda parlak kırmızı veya koyu renkli kan görülmesi
  • İshal ile kabızlığın birbirini takip etmesi
  • Karında zaman zaman tekrarlayan kramp tarzında ağrılar
  • İstemsiz kilo kaybı ve iştahsızlık
  • Sürekli yorgunluk ve halsizlik hissi
  • Demir eksikliğine bağlı kansızlık tablosu

Bu belirtilerin birkaçının bir arada bulunması, özellikle aile öyküsü olan kişilerde acil bir değerlendirme gerektirir. Hastalığın belirti vermeden ilerleyebileceği unutulmamalı ve risk grubundaki bireylerde belirti olmasa bile düzenli kontroller aksatılmamalıdır. Erken dönemde tespit edilen polipler endoskopik yöntemlerle alınabildiğinden ciddi sonuçların önüne geçilebilir.

Nedenleri Nelerdir?

Familyal adenomatöz polipozisin temel nedeni, beşinci kromozom üzerinde bulunan APC adı verilen bir gendeki mutasyondur. APC geni normal şartlarda hücre büyümesini düzenleyen ve kontrolsüz çoğalmayı engelleyen bir tümör baskılayıcı görev üstlenir. Bu gendeki değişiklik, hücrelerin sınırsız biçimde bölünmesine ve bağırsak iç yüzeyinde çok sayıda polip oluşmasına yol açar. Söz konusu mutasyon kalıtım yoluyla anne veya babadan çocuğa aktarılabildiği gibi bazen kişinin kendisinde kendiliğinden de ortaya çıkabilir.

APC gen değişikliğinin türü ve konumu hastalığın seyrini doğrudan etkiler. Bazı mutasyonlar daha hafif seyirli bir tabloya yol açarken bazıları çok sayıda polipin erken yaşta ortaya çıkmasına neden olur. Klasik FAP'ta yüzlerce hatta binlerce polip görülürken, hafif şekli olan attenüe FAP'ta polip sayısı daha azdır ve hastalık daha geç yaşlarda belirti verir. Bu farklılıklar tedavi planının kişiye özel olarak belirlenmesini gerekli kılar.

Hastalığa zemin hazırlayan etmenler tek başına genetik değildir. Yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve çevresel faktörler poliplerin gelişme hızını etkileyebilir. Aşırı işlenmiş et tüketimi, lifli gıdaların yetersiz alınması, sigara ve alkol kullanımı, hareketsiz yaşam tarzı poliplerin büyümesini ve kanserleşme riskini artırabilir. Buna karşılık dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve düzenli sağlık kontrolleri olumlu katkı sağlayabilir.

Genetik danışmanlık, FAP nedenlerini anlamada büyük önem taşır. Ailesinde bu hastalık bulunan bireylerin genetik test yaptırması, hem kendi sağlık durumlarını öğrenmelerini hem de ileride doğacak çocuklarının taşıyıcılık durumu hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlar. Böylece koruyucu önlemler erken yaşta alınabilir ve tarama programları zamanında başlatılabilir.

Tanı Nasıl Konulur?

FAP tanısı, klinik bulgular, görüntüleme yöntemleri ve genetik testlerin birlikte değerlendirilmesiyle konulur. Hastalıktan şüphelenildiğinde ilk başvurulan yöntem kolonoskopi yani kalın bağırsağın özel bir kamera yardımıyla incelenmesidir. Bu işlem sırasında bağırsakta yüz veya daha fazla polip görülmesi tanı için güçlü bir bulgudur. Klasik FAP'ta polip sayısı genellikle yüzlerle ifade edilirken attenüe formda bu sayı daha düşük olabilir. Bulunan poliplerden alınan küçük doku örnekleri patoloji incelemesiyle değerlendirilir.

Genetik testler, FAP tanısında belirleyici unsurdur. Kan örneğinden yapılan APC gen analizi, hastalığa neden olan mutasyonu doğrudan tespit edebilir. Bu test özellikle aile öyküsü olan bireylerde, belirti ortaya çıkmadan önce taşıyıcılığın belirlenmesi açısından kıymetlidir. Test sonucu pozitif çıkan kişilerde düzenli takip programı erken yaşta başlatılır. Genetik testin sonuçları kesin tanı sağlar ve aile bireylerinin de değerlendirilmesine zemin hazırlar.

Tanı sürecinde başvurulabilecek yöntemler şunlardır:

  • Kolonoskopi ile kalın bağırsağın detaylı incelenmesi ve polip sayımı
  • Üst sindirim sistemi endoskopisi ile mide ve on iki parmak bağırsağı değerlendirmesi
  • APC geni için yapılan genetik test ve gerektiğinde aile bireylerinin taranması
  • Karın ultrasonu veya bilgisayarlı tomografi ile karın içi yapılarının görüntülenmesi
  • Diş ve çene röntgeni ile diş anomalilerinin ve kemik tümörlerinin saptanması
  • Göz dibi muayenesi ile retinada pigment değişikliklerinin değerlendirilmesi

Tanı konduktan sonra hastanın yaşam boyu düzenli takip programına alınması gerekir. Takip sıklığı polip sayısına, büyüklüğüne ve hastanın yaşına göre belirlenir. Erken tanı, hastalığın seyrini olumlu yönde belirgin biçimde değiştirir ve ciddi komplikasyonların önlenmesine katkı sağlar.

Komplikasyonlar Nelerdir?

FAP, tedavi edilmediğinde veya düzenli takip yapılmadığında ciddi komplikasyonlara yol açabilen bir hastalıktır. En önemli komplikasyon kalın bağırsak kanseridir. Tedavisiz bırakılan vakalarda kırk yaşına gelindiğinde neredeyse her hastada kanser gelişme ihtimali bulunmaktadır. Bu yüksek risk, hastalığın erken yaşta tespit edilmesini ve uygun zamanda koruyucu cerrahi girişimlerin planlanmasını gerekli kılar. Genellikle yirmili yaşların ortasında veya polip yükü çok arttığında bağırsağın çıkarılması seçenek olarak değerlendirilir.

Bağırsak kanserinin yanı sıra ince bağırsakta özellikle on iki parmak bölgesinde gelişen polipler de kanserleşme riski taşır. Mide poliplerinin bir kısmı kanser potansiyeline sahip olabilirken büyük çoğunluğu iyi huyludur. Bunların dışında tiroid kanseri, karaciğer tümörleri, pankreas tümörleri ve merkezi sinir sistemi tümörleri gibi vücudun farklı bölgelerinde ortaya çıkan kanserler de FAP hastalarında genel topluma göre daha sık görülebilir. Bu nedenle takip sadece bağırsak ile sınırlı tutulmaz.

Hastalığın seyrinde karşılaşılabilecek diğer önemli komplikasyonlar arasında desmoid tümörler yer alır. Desmoid tümörler kötü huylu olmayan ancak çevre dokulara yayılarak ciddi sorunlara neden olabilen yapılardır. Genellikle karın içinde gelişir ve cerrahi sonrası dönemde ortaya çıkma eğilimindedir. Bu tümörler bağırsak tıkanıklığı, damar veya sinir basısı gibi sorunlara yol açabilir. Tedavileri güçtür ve uzun süreli takip gerektirir. Hastaların ameliyat öncesi ve sonrası dönemde bu olasılık konusunda bilgilendirilmesi büyük önem taşır.

Cerrahi girişimler sonrasında bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler, beslenme güçlükleri, vitamin ve mineral eksiklikleri gibi sorunlar da yaşanabilir. Bu nedenle hastalar ömür boyu diyetisyen, gastroenterolog ve cerrah ekibiyle birlikte takip edilir. Psikolojik destek de hastalığın yönetiminin önemli bir parçasıdır çünkü kalıtsal hastalıkların aile içinde yarattığı kaygı durumu profesyonel yardım gerektirebilir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Eğer ailenizde familyal adenomatöz polipozis tanısı almış biri varsa, hiçbir belirtiniz olmasa bile bir gastroenteroloji uzmanına başvurmanız gerekir. Hastalığın sinsi seyri göz önünde bulundurulduğunda belirtiler ortaya çıkmadan önce yapılan taramalar hayat kurtarıcı olabilir. Çocuğunuzun anne veya babasında FAP varsa, on yaşından itibaren genetik test ve düzenli kontrolleri konuşmak için bir hekimle görüşmenizi öneririz.

Belirtiler söz konusu olduğunda gecikmeden başvurmanız gereken durumlar bulunmaktadır. Dışkınızda kan görmeniz, bağırsak alışkanlıklarınızda açıklanamayan değişiklikler olması, sürekli karın ağrısı hissetmeniz, nedensiz kilo kaybı yaşamanız veya halsizlikle birlikte kansızlık tespit edilmesi durumunda mutlaka bir uzmana danışmalısınız. Ayrıca çene kemiğinde şişlik, ek dişler, cilt altı kistler ya da göz problemleri de sizi hekim kontrolüne yönlendirmelidir. Bu bulguların birden fazlasının bir arada görülmesi tanı sürecini hızlandırabilir.

Tanı konmuş hastalar için düzenli takip programı bir zorunluluktur. Hekiminizin önerdiği aralıklarla kolonoskopi, üst sindirim sistemi endoskopisi ve gerekli laboratuvar tetkiklerinin yaptırılması büyük önem taşır. Takip aralığını ihmal etmemeniz, polip büyüklüğünde ve sayısında olası değişikliklerin zamanında fark edilmesine olanak tanır. Yeni belirtiler ortaya çıktığında randevu zamanını beklemeden hekiminizle iletişime geçmenizi öneririz. Erken müdahale, hastalığın seyrini belirgin biçimde olumlu yönde etkileyebilir.

Son Değerlendirme

Familyal adenomatöz polipozis, erken tanı ve düzenli takiple seyri olumlu yönde değiştirilebilen kalıtsal bir hastalıktır. Hastalığın yönetiminde genetik danışmanlık, endoskopik takip ve gerektiğinde koruyucu cerrahi yaklaşımlar birlikte değerlendirilir. Risk grubundaki bireylerin erken yaşta taranması, ciddi komplikasyonların önlenmesine katkı sağlar. Multidisipliner bir bakış açısıyla yürütülen takip süreçleri hem hastaya hem de aileye yaşam kalitesini koruma imkanı sunar. Bu nedenle aile öyküsü bulunan bireylerin sağlık kontrollerini aksatmaması büyük önem taşır.

Familyal adenomatöz polipozis (fap) gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. MedlinePlus (NIH) — Familial adenomatous polyposismedlineplus.gov/genetics/condition/familial-adenomatous-polyposis/
  2. NCBI StatPearls — Familial Adenomatous Polyposisncbi.nlm.nih.gov/books/NBK538233/
  3. National Cancer Institute (NIH) — Genetics of Colorectal Cancercancer.gov/types/colorectal/hp/colorectal-genetics-pdq

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Gastroenteroloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

18 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.