Diş renklenmesi, toplumda en yaygın estetik şikayetlerden biri olmaya devam etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, global popülasyonun %80'inden fazlası yaşamlarının bir döneminde diş renklenme problemi yaşamaktadır. Epidemiyolojik çalışmalar, özellikle 25-65 yaş grubunda diş beyazlatma talebinin giderek arttığını göstermektedir. American Dental Association (ADA) istatistiklerine göre, ev tipi diş beyazlatma sistemleri kozmetik diş hekimliği prosedürlerinin yaklaşık %50'sini oluşturmaktadır. Türkiye'de yapılan araştırmalarda, diş beyazlatma işlemi yaptıran hastaların %40-50'sinin ev tipi sistemleri tercih ettiği veya ofis tipi ile kombinasyon halinde kullandığı belirlenmiştir.
Ev tipi diş beyazlatma (home bleaching / at-home whitening), diş hekimi tarafından reçete edilen, bireysel ölçü ile hazırlanmış plaklarda düşük konsantrasyonlu beyazlatma ajanlarının hasta tarafından evde uygulandığı bir prosedürdür. 1989 yılında Haywood ve Heymann tarafından tanımlanan "nightguard vital bleaching" tekniği, bugünkü ev tipi beyazlatma sistemlerinin temelini oluşturmaktadır. Bu yöntem, düşük konsantrasyonlu ajanların uzun süreli uygulanması prensibine dayanır ve 30 yılı aşkın klinik deneyim ile güvenliği ve etkinliği kanıtlanmıştır.
Ev Tipi Diş Beyazlatma Nedir? Patofizyolojik Mekanizma
Ev tipi diş beyazlatma, esasen ofis tipi beyazlatma ile aynı kimyasal mekanizmaya dayanan ancak daha düşük konsantrasyonlu ajanlar ile daha uzun sürede sonuç alınan bir prosedürdür. Aktif ajan olarak genellikle karbamid peroksit (CP) kullanılır. Karbamid peroksit, üre ve hidrojen peroksitin kimyasal bileşiğidir ve uygulandığında üre ile hidrojen peroksite ayrışır.
Kimyasal dönüşüm denklemi şu şekildedir: Karbamid peroksit (CH₆N₂O₃) → Hidrojen peroksit (H₂O₂) + Üre (CH₄N₂O). Bu ayrışma sonucunda %10 karbamid peroksit yaklaşık %3.5 hidrojen peroksit serbest bırakır. %16 karbamid peroksit ise yaklaşık %5.6 hidrojen peroksit eşdeğerindedir. Ayrışma sonucu oluşan üre, amonyak ve karbondioksite dönüşerek çevrenin pH'ını yükseltir (alkali ortam). Bu alkalin ortam, mine demineralizasyon riskini azaltan koruyucu bir etki sağlar.
Hidrojen peroksit, mine interkristalin boşluklarından difüze olarak dentin tabakasına ulaşır. Burada oluşan serbest oksijen radikalleri (hidroksil radikali OH•, perhidroksi radikali HOO•), organik kromofor moleküllerin karbon çift bağlarını (C=C) oksidatif olarak kırarak renksiz, düşük molekül ağırlıklı ürünlere dönüştürür. Ev tipi sistemlerde bu reaksiyon daha yavaş ancak daha kontrollü bir şekilde gerçekleşir; böylece mine ve dentin üzerindeki potansiyel olumsuz etkiler minimize edilir.
Karbamid peroksitin aktif beyazlatma süresi yaklaşık 2-4 saattir. Bu süre zarfında hidrojen peroksit konsantrasyonu tepe noktasına ulaşır ve ardından kademeli olarak azalır. Bu nedenle gece boyu uygulama yapılsa bile aktif beyazlatma etkisi ilk 2-4 saat ile sınırlıdır; ancak üre ayrışım ürünlerinin remineralizasyonu destekleyici etkisi devam eder.
Ev Tipi Diş Beyazlatma Gereksinimi Yaratan Nedenler
Diş renklenmesi multifaktöriyel bir durum olup çeşitli intrinsik ve ekstrinsik etkenler sorumludur. Tedavi planlamasında renklenme nedeninin doğru tespiti kritik öneme sahiptir.
Ekstrinsik (Dışsal) Nedenler
- Besin ve içecek kaynaklı renklenme: Çay, kahve, kırmızı şarap, kola, nar suyu, vişne suyu gibi kromojen içeren sıvılar mine yüzeyinde ve peliküla tabakasında pigment birikimi oluşturur. Tannik asit ve polifenoller, mine yüzeyine adhezyonu artırarak lekelerin kalıcılığını sağlar.
- Tütün ürünleri: Sigara, pipo ve nargile dumanındaki katran ve nikotin bileşikleri sarı-kahverengi renklenmeye neden olur. Renklenme yoğunluğu tüketim süresi ve miktarı ile doğru orantılıdır.
- Klorheksidin kullanımı: Uzun süreli klorheksidin gargar kullanımı (%0.12-%0.2) diş yüzeylerinde kahverengi renklenmeye yol açabilir. Bu etki, klorheksidinin polifenolik besin bileşikleri ile oluşturduğu kimyasal bağlanma sonucudur.
- Demir preparatları: Oral demir suplemantasyonu, özellikle sıvı formda, diş yüzeylerinde siyahımsı-kahverengi lekelenmeye neden olabilir.
İntrinsik (İçsel) Nedenler
- Yaşlanma: Fizyolojik yaşlanma sürecinde mine tabakası incelir, dentin tabakasında sekonder dentin birikimi ile sarımsı renk daha belirgin hale gelir. 40 yaş üzerinde prevalans %75-85'e ulaşır.
- Travma: Diş travması sonrası pulpa içi kanama, hemoglobin yıkım ürünlerinin dentin tübüllerine penetre olmasıyla koyu renklenmeye neden olur.
- Fluorozis: Gelişim döneminde aşırı flor maruziyeti mine hipomineralizasyonuna yol açar. Beyaz opak çizgilerden kahverengi lekelere uzanan spektrumda klinik tablo oluşturur.
- Tetrasiklin ve ilaçlar: Tetrasiklin grubu antibiyotikler, minosiklin, doksisiklin gibi ilaçlar diş gelişim döneminde kullanıldığında kalıcı renklenmeye neden olur.
- Sistemik hastalıklar: Çölyak hastalığı, eritroblastozis fetalis, konjenital porfiria gibi durumlar diş renklenmesi ile ilişkilendirilebilir.
Ev Tipi Diş Beyazlatma İhtiyacının Belirtileri
Hastaların ev tipi beyazlatma için başvurmasına neden olan klinik bulgular ve subjektif şikayetler şunlardır:
- Dişlerin genel sarımsı veya kahverengi tonlanması: En sık başvuru nedenidir. Vita skalasında A3 ve üzeri tonlar hastalar tarafından rahatsız edici bulunur. Bu tür yaygın, homojen renklenme ev tipi beyazlatmaya en iyi yanıt veren klinik tablodur.
- Gülümseme sırasında estetik memnuniyetsizlik: Hastalar fotoğraflarda veya aynada dişlerinin renginden hoşnut olmadıklarını ifade eder. Smile line (gülme hattı) içindeki dişlerin rengi özellikle önem taşır.
- Profesyonel temizlik sonrası kalan renklenme: Scaling ve polishing sonrası giderilemeyen mine altı (subsurface) renklenmeler, beyazlatma endikasyonunu oluşturur.
- Çay ve kahve lekelerinin kalıcı hale gelmesi: Başlangıçta yüzeyel olan ekstrinsik lekelerin zamanla mine subsurface tabakasına penetre olması ile fırçalama ve temizlikle çıkmayan lekelenmeler oluşur.
- Yaşa bağlı progresif koyulaşma: 30'lu yaşlardan itibaren fark edilen ve yıllar içinde belirginleşen sarımsı renklenme, sıklıkla beyazlatma tedavisi talep edilmesine neden olur.
- Sosyal ve profesyonel motivasyon: İş görüşmeleri, düğün, mezuniyet gibi özel günler öncesinde estetik iyileşme talebi artış gösterir.
Ev Tipi Beyazlatma Öncesi Tanı ve Klinik Değerlendirme
Ev tipi beyazlatma reçete edilmeden önce kapsamlı bir dental muayene ve değerlendirme yapılması zorunludur. Bu aşama hem tedavi güvenliğini sağlar hem de hasta beklentilerinin gerçekçi bir şekilde yönetilmesine olanak tanır.
Klinik Muayene Protokolü
Tüm dişlerde çürük taraması yapılır; aktif kavitasyonlu veya kavitasyonsuz çürük lezyonlarının varlığı beyazlatma öncesi tedavi edilmelidir. Mevcut restorasyonlar (kompozit, amalgam, porselen, cam iyonomer) değerlendirilir; kenar sızıntısı olan veya defektif restorasyonlar yenilenir. Periodontal değerlendirme ile cep derinlikleri ölçülür; aktif periodontal hastalık tedavi edilmelidir. Dişeti çekilmesi ve açık kök yüzeyleri kaydedilir.
Renk Tespiti ve Dokümantasyon
Tedavi öncesi renk tespiti, standart aydınlatma koşullarında Vita Classical A1-D4 skalası veya Vita 3D-Master skalası ile yapılır. Dijital spektrofotometre kullanılarak objektif CIE L*a*b* değerleri kaydedilir. Tedavi öncesi klinik fotoğraflar standart koşullarda (aynı açı, aydınlatma ve arka plan) çekilir. Bu kayıtlar tedavi başarısının değerlendirilmesinde referans noktası oluşturur. Klinik olarak anlamlı renk değişimi ΔE≥3.7 olarak kabul edilir.
Hassasiyet Değerlendirmesi
Bazal diş hassasiyeti termal test (soğuk hava veya etil klorür spreyi) ve mekanik test (explorer temas) ile değerlendirilir. VAS (0-10) skoru kaydedilir. Bazal hassasiyet skoru yüksek olan hastalarda (VAS>3) tedavi öncesi 2 hafta boyunca desensitize edici ajan kullanımı önerilir. Potasyum nitrat %5 içeren diş macunları veya %0.21 sodyum florür jeller bu amaçla yaygın kullanılmaktadır.
Kontrendikasyon Taraması
Hamilelik, emzirme, 18 yaş altı, bilinen peroksit alerjisi, kontrolsüz periodontal hastalık, çok sayıda ön bölge restorasyonu, ciddi mine defektleri, aktif ortodontik tedavi gibi kontrendikasyonlar sorgulanır. Temporomandibüler eklem bozukluğu (TMD) olan hastalarda plak kullanımı semptomları alevlendirebileceğinden dikkatli olunmalıdır.
Ayırıcı Tanı: Diş Renklenmesinde Farklı Etiyolojiler
Ev tipi beyazlatma planlanırken, diş renklenmesinin nedeni doğru belirlenmeli ve beyazlatma ile giderilebilir olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Ekstrinsik Renklenme vs. İntrinsik Renklenme
Ekstrinsik renklenme mine yüzeyinde veya hemen altında lokalize olup beyazlatmaya mükemmel yanıt verir. İntrinsik renklenme dentin tabakasından kaynaklanır ve yanıt değişkendir. Ayırıcı tanıda profesyonel temizlik sonrası kalan renklenmenin intrinsik olduğu kabul edilir.
Fluorozis
Dean indeksi 1-2 (çok hafif-hafif) olan vakalarda ev tipi beyazlatma ile homojenizasyon sağlanabilir. Ancak indeks 3-4 (orta-ciddi) vakalarda beyazlatma sonrası beyaz opak lekelerin kontrast farkı artarak daha belirgin hale gelebilir. Bu durumda mikroabrazyon + beyazlatma kombine yaklaşımı veya rezin infiltrasyon (Icon) düşünülmelidir.
Tetrasiklin Renklenmesi
Grade I-II tetrasiklin renklenmelerinde uzun süreli ev tipi beyazlatma (3-6 ay) ile tatmin edici sonuçlar elde edilebilir. Grade III-IV vakalarda ise ev tipi beyazlatma tek başına yetersiz kalır; laminate veneer veya tam kron ile protetik rehabilitasyon önerilir. Ev tipi beyazlatma bu durumda protetik işlem öncesi hazırlık olarak kullanılabilir.
Internal Renklenme (Devital Diş)
Endodontik tedavili veya pulpa nekrozlu dişlerdeki internal renklenme, ev tipi eksternal beyazlatma ile yeteri kadar açılmaz. Bu durumda internal beyazlatma (walking bleach) veya internal+eksternal kombine beyazlatma gereklidir.
Mine Hipoplazisi
Mine gelişim defektlerine bağlı beyaz veya sarı-kahverengi opak alanlar, beyazlatma sonrası daha belirgin hale gelebilir. Tedavide rezin infiltrasyon veya kompozit restorasyon daha uygun seçeneklerdir.
Herediter Durumlar
Amelogenesis imperfecta ve dentinogenesis imperfecta gibi genetik patolojilerde beyazlatma genellikle kontrendikedir. Bu hastaların protetik rehabilitasyona yönlendirilmesi gerekir.
Ev Tipi Diş Beyazlatma: Tedavi Süreci ve Uygulama Protokolü
Ev tipi diş beyazlatma, diş hekimi tarafından başlatılan ve hasta tarafından evde devam ettirilen sistematik bir tedavi sürecidir. Uygulama protokolünün her aşaması tedavi başarısını doğrudan etkiler.
Bireysel Beyazlatma Plağı Hazırlanması
Hastanın üst ve alt çenesinden alginate veya polivinilsiloksan ölçü maddesi ile hassas ölçü alınır. Elde edilen alçı modeller üzerinde 1-2 mm kalınlığında yumuşak, şeffaf termoplastik materyal (etilen vinil asetat-EVA veya poliüretan) ile vakum veya basınçlı termoforming cihazında bireysel plak hazırlanır.
Plak tasarımında iki temel yaklaşım vardır: Rezervuarlı plak ve rezervuarsız plak. Rezervuarlı plak tasarımında, labial yüzeylerde 0.5-1 mm kalınlığında rezin spacer (Light Cure Block-Out Resin) uygulanarak jelin homojen dağılımı ve yeterli ajan miktarı sağlanır. Araştırmalar, rezervuarlı plakların daha etkili beyazlatma sağladığını göstermektedir. Plak kenarları, dişeti irritasyonunu önlemek için dişeti sınırından 1 mm kısa (scalloped design) kesilir. Alternatif olarak, düz kenarli (straight-edge) plaklar da kullanılabilir; ancak dişeti irritasyonu riski daha yüksektir.
Beyazlatma Ajanları ve Dozajları
- Karbamid peroksit %10 (altın standart): ADA tarafından onaylı en yaygın konsantrasyon. Gece uygulaması: 6-8 saat (uyku sırasında). Tedavi süresi: 2-4 hafta. Her plak için yaklaşık 0.5-1 ml jel (her dişin labial yüzeyine mercimek büyüklüğünde) uygulanır. Beklenen sonuç: Vita skalasında 3-6 ton açılma.
- Karbamid peroksit %15-16: Daha hızlı sonuç istendiğinde tercih edilir. Gece uygulaması: 4-6 saat veya gündüz uygulaması: 2-4 saat. Tedavi süresi: 1-3 hafta. Hassasiyet riski %10 konsantrasyona göre biraz daha yüksektir.
- Karbamid peroksit %20-22: Dirençli renklenmeler için kullanılır. Uygulama süresi: 2-4 saat (gece boyu uygulama önerilmez). Tedavi süresi: 1-2 hafta. Hassasiyet ve dişeti irritasyonu riski daha belirgindir.
- Hidrojen peroksit %3-10 (ev tipi formülasyonlar): Daha kısa uygulama süresi (30-60 dakika/gün). Karbamid peroksite göre daha hızlı etki eder ancak aktif süre daha kısadır. Day-use protokollerinde tercih edilir.
- Potasyum nitrat %5 + Sodyum florür %0.11 desensitize edici jel: Beyazlatma plağında gece araları uygulanarak hassasiyet kontrolü sağlar. Haftada 2-3 gece, beyazlatma yapılmayan gecelerde kullanılır.
Uygulama Tekniği
- Beyazlatma öncesi dişler fırçalanır ve diş ipi kullanılır. Fırçalama sonrası 15-30 dakika beklenmesi, dişeti irritasyonunu azaltır.
- Beyazlatma jeli, plağın labial yüzey bölgesine küçük damlalar halinde uygulanır. Her diş için yaklaşık 0.1-0.2 ml (pirinç tanesi büyüklüğünde bir damla) yeterlidir.
- Plak ağıza yerleştirilir ve hafifçe bastırılarak tam adaptasyon sağlanır. Plak kenarlarından taşan jel, temiz bir parmak veya yumuşak fırça ile silinir. Taşan jelin dişeti üzerinde bırakılması irritasyona neden olur.
- Uygulama süresi boyunca yeme, içme ve sigara içilmez.
- Süre sonunda plak çıkarılır, ağız ılık su ile çalkalanır. Plak soğuk su ve yumuşak fırça ile temizlenir. Plaklar sert fırça veya sıcak su ile temizlenmemelidir; deforme olabilir.
Tedavi Takip Protokolü
İlk kontrol, tedavinin 3-5. gününde yapılır. Hassasiyet düzeyi, dişeti sağlığı ve erken renk değişimi değerlendirilir. İkinci kontrol 10-14. günde, son kontrol tedavi bitiminde gerçekleştirilir. Her kontrolde renk ölçümü yapılarak ilerleme kaydedilir. Tedavi süresi, renklenme tipi ve derecesine göre 2-6 hafta arasında değişir. Tetrasiklin renklenmelerinde bu süre 3-6 aya uzayabilir.
Ev Tipi Diş Beyazlatmanın Komplikasyonları
Ev tipi beyazlatma, ofis tipi sisteme kıyasla daha düşük komplikasyon insidansına sahiptir; ancak bazı yan etkiler gözlenebilir.
- Diş hassasiyeti: Hastaların %40-60'ında rapor edilir; ofis tipine göre daha düşük insidanstadır. Genellikle hafif-orta derecede olup tedavi süresinin uzatılması (gün aşırı uygulama) veya desensitize edici ajan kullanımı ile kontrol altına alınabilir. Hassasiyetin fizyopatolojisinde peroksit moleküllerinin dentin tübüllerinden pulpaya difüzyonu ve A-delta sinir liflerinin stimülasyonu rol oynar.
- Dişeti irritasyonu: Hastaların %25-40'ında görülür. Plak kenarlarından taşan beyazlatma ajanının dişeti ile temasına bağlıdır. Plak adaptasyonunun iyileştirilmesi ve ajanın dikkatli uygulanması ile minimize edilir. Semptomatik tedavide E vitamini içeren topikal ajanlar ve klorheksidin-free antiseptik gargaralar önerilir.
- Mide bulantısı ve boğaz irritasyonu: Beyazlatma ajanının yutulmasına bağlı olarak özellikle gece kullanımlarında görülebilir. Aşırı miktarda jel uygulanması ve plak taşmalarından kaçınılması ile önlenir.
- Geçici mine yüzey değişiklikleri: Düşük konsantrasyonlu karbamid peroksit (%10-16), mine yüzeyinde minimal değişiklik oluşturur. Karbamid peroksitin üre bileşeni alkalin ortam oluşturarak demineralizasyonu sınırlandırır. Değişiklikler tedavi sonrası 2-4 haftada tükürük ile remineralize olur.
- Plak uyumsuzluğu: İyi adapte olmayan plaklar ajansız bölgelerde beyazlama yetersizliğine, aşırı taşma bölgelerinde dişeti irritasyonuna neden olur. Bu durumda plağın yeniden hazırlanması gerekebilir.
- TMD semptomlarında alevlenme: Önceden var olan temporomandibüler eklem problemi olan hastalarda gece boyu plak kullanımı çene eklemi ağrısını artırabilir. Bu hastalarda gündüz kısa süreli uygulama protokolü tercih edilmelidir.
Ev Tipi Beyazlatma Sonrası Korunma ve Dikkat Edilecek Hususlar
Beyazlatma sonuçlarının kalıcılığı, tedavi sonrası bakım protokolüne uyumla doğrudan ilişkilidir. Doğru bakım ile sonuçlar 1-3 yıl, hatta daha uzun süre korunabilir.
- İlk 48-72 saat kritik dönem: Beyazlatma sonrası mine gözenekleri geçici olarak açıktır. Bu dönemde kromojen içeren tüm yiyecek ve içeceklerden (çay, kahve, kırmızı şarap, cola, nar, vişne, domates sosu, hardal, safran, zerdeçal) kaçınılmalıdır. "Beyaz tişörtünüzü lekeleyecek her şey dişlerinizi de lekeler" kuralı basit bir rehber olarak hatırlanmalıdır.
- Tütün kullanımının sonlandırılması: Sigara ve diğer tütün ürünleri beyazlatma sonuçlarını en hızlı geri döndüren etken olup, kalıcı sonuç için terk edilmesi şiddetle önerilir.
- Düzenli ağız bakımı: Günde 2 kez beyazlatıcı diş macunu (RDA değeri 70'in altında) ile fırçalama, günlük diş ipi kullanımı ve haftada 2-3 kez hidrojen peroksit içeren gargar (%1.5 H₂O₂) uygulanması rengin korunmasına yardımcı olur.
- Periyodik profesyonel temizlik: 6 ayda bir profesyonel diş temizliği, ekstrinsik leke birikimini önleyerek beyazlatma sonuçlarının sürdürülmesine katkı sağlar.
- Touch-up (dokunma) uygulaması: 6-12 ayda bir, 2-3 gece boyunca düşük konsantrasyonlu karbamid peroksit (%10) ile kısa süreli ev tipi beyazlatma uygulaması, renk regresyonunu telafi eder. Bu amaçla orijinal beyazlatma plağı saklanmalıdır.
- Remineralizan ürünler: Tedavi sonrası ilk 2 hafta boyunca CPP-ACP (GC Tooth Mousse) veya nano-hidroksiapatit içeren diş macunu kullanımı, mine remineralizasyonunu hızlandırır ve hassasiyeti azaltır.
- Pipet ve cam bardak kullanımı: Kromojen içecekler tüketilecekse pipet kullanarak ön dişlerle temasın minimize edilmesi önerilir.
- Asitli yiyeceklerden kaçınma: İlk hafta boyunca asitli besinler (narenciye, sirke, turşu) mine yüzeyinin erozyona karşı geçici olarak artmış hassasiyetini göz önünde bulundurarak sınırlandırılmalıdır.
Ne Zaman Diş Hekimine Başvurulmalıdır?
Ev tipi beyazlatma süreci boyunca ve sonrasında bazı durumların gelişmesi halinde tedaviyi yürüten diş hekimine derhal başvurulması gerekmektedir.
- Şiddetli veya kalıcı hassasiyet: Beyazlatma uygulamasını takip eden 24 saatten fazla devam eden orta-şiddetli hassasiyet (VAS>6), spontan zonklayıcı ağrı veya sıcak-soğuğa uzamış reaksiyon pulpa irritasyonu açısından endişe vericidir. Bu durumda tedavi durdurulmalı ve klinik değerlendirme yapılmalıdır.
- Dişeti kanaması veya ülserasyon: Plak kullanımı sırasında veya sonrasında dişetinde kanama, beyazlaşma, ülser veya şiddetli ağrı gelişmesi kimyasal yanık veya mekanik travma belirtisi olabilir.
- Asimetrik beyazlama: Bazı dişlerde belirgin beyazlama olurken bazılarında yanıt alınamaması, gizli çürük, internal renklenme veya farklı mine kalınlığı gibi durumları düşündürmelidir.
- Plak uyum problemleri: Plağın çok sıkı veya gevşek olması, uygulama sırasında düşmesi veya ağrı yapması durumunda plak revizyonu gerekebilir.
- Alerjik reaksiyon: Dudaklarda, dilde veya yanaklarda şişme, kızarıklık, kaşıntı veya döküntü gelişmesi peroksit alerjisi açısından değerlendirilmelidir. Tedavi derhal durdurulmalıdır.
- 2 hafta sonunda yanıt alınamaması: Protokole uygun 2 haftalık uygulama sonrası renk değişimi gözlemlenmiyorsa, renklenme tipi yeniden değerlendirilerek tedavi stratejisi modifiye edilmelidir.
- Dişte çatlak veya kırık: Uygulama sırasında veya sonrasında herhangi bir dişte çatlak hissi, ısırma ağrısı veya görünür kırık oluşması halinde derhal uygulamaya ara verilmeli ve muayene yapılmalıdır.
Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümünde Kişiye Özel Beyazlatma Çözümleri
Ev tipi diş beyazlatma, diş hekimi rehberliğinde uygulanan, düşük komplikasyon profili ve yüksek hasta memnuniyeti ile öne çıkan etkili bir kozmetik prosedürdür. Tedavinin temelini doğru hasta seçimi, uygun ajan konsantrasyonu, bireysel plak tasarımı ve düzenli klinik takip oluşturur. Ekstrinsik ve yaşa bağlı sarımsı renklenmelerde tek başına mükemmel sonuç verirken, dirençli intrinsik renklenmeler için ofis tipi beyazlatma ile kombinasyon veya protetik rehabilitasyon planlanabilir.
Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, her hastanın bireysel renklenme profiline ve beklentilerine uygun özelleştirilmiş ev tipi beyazlatma programları hazırlamaktadır. Hassas ölçü teknikleriyle üretilen bireysel plaklar, kanıta dayalı ajan seçimi ve titiz takip protokolü ile güvenli ve etkili beyazlatma sonuçları elde edilmektedir. Diş renginizle ilgili kaygılarınız için bölümümüze başvurarak kişiye özel tedavi seçeneklerinizi değerlendirebilirsiniz.






