Pes planus (düztabanlık), ayak iç boylamasına kavisinin (medial longitudinal ark) fizyolojik veya anatomik olarak çökmesi, düzleşmesi veya yetersiz gelişimi ile karakterize, popülasyonun yaklaşık %20 ila %30'unu etkileyen yapısal bir ortopedik deformitedir. İnsan ayağı; vücut ağırlığını taşımak, yürüyüş esnasında oluşan dinamik yükleri absorbe etmek (şok emilimi) ve hareket sırasında kaldıraç görevi görmek üzere tasarlanmış karmaşık bir biyomekanik yapıya sahiptir. Ayakta medial longitudinal ark, lateral longitudinal ark ve transvers ark olmak üzere üç ana kavis bulunur. Bu kavisler arasında statik ve dinamik yük taşımada en aktif rolü üstlenen yapı medial longitudinal arktır. Bu ark; calcaneus (topuk kemiği), talus (aşık kemiği), navicular (naviküler kemik), üç adet cuneiform (kama kemikleri) ve ilk üç metatarsal (tarak kemikleri) kemikten oluşan kemiksel bir köprüdür. Kemiklerin bu dizilimini koruyan statik stabilizatörler arasında plantar fascia (taban zarı) ve spring ligament (plantar kalkaneonaviküler ligament) yer alırken, en önemli dinamik stabilizatör tibialis posterior (arka kaval kemiği) tendonudur. Bu anatomik bileşenlerin herhangi birinde meydana gelen yapısal hasar, gevşeklik veya fonksiyon kaybı, iç kavisin çökmesine ve ayağın normal basış mekaniğinin bozulmasına yol açar.
Düztabanlık Çeşitleri Nelerdir?
Klinik değerlendirmelerde düztabanlık temel olarak esnek (fleksibil) pes planus ve sert (rijit) pes planus olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır. Esnek düztabanlık, olguların yaklaşık %90'ını oluşturan en yaygın formdur; bu gruptaki bireylerde ayak üzerinde yük yokken iç kavis normal görünürken, ayağa yük bindiğinde kavis tamamen düzleşir. Esnek tipte, hastanın parmak uçlarına yükselmesi (Jack's testi) veya başparmağını yukarı kaldırması (Windlass mekanizması) sağlandığında medial kavis yeniden görünür hale gelir ve topukta fizyolojik varus (içe dönme) hareketi izlenir. Sert düztabanlık ise ayağa yük binip binmemesinden bağımsız olarak iç kavisin her koşulda düz kaldığı, ayak bileği ve subtalar eklem hareketlerinin belirgin derecede kısıtlandığı patolojik bir tablodur. Sert düztabanlığın arkasında yatan en yaygın neden, ayak kemiklerinin gelişimsel olarak birbirine kaynaması durumu olan tarsal koalisyondur (özellikle talokalkaneal ve kalkaneonaviküler birleşmeler). Bunun yanı sıra serebral palsi (beyin felci), polio (çocuk felci) ve Charcot-Marie-Tooth gibi nöromusküler (sinir-kas) hastalıklar ile romatoid artrit gibi inflamatuar eklem hastalıkları da sert düztabanlığa yol açar. Sonradan gelişen erişkin tipi düztabanlık ise genellikle posterior tibial tendon disfonksiyonuna (arka kaval kemiği tendonu yetersizliği) bağlı olarak ortaya çıkan edinsel bir deformitedir.
Düztabanlığın Nedenleri ve Risk Faktörleri Nedir?
Düztabanlık gelişiminde genetik yatkınlık, mekanik stresler, sistemik hastalıklar ve anatomik varyasyonlar multifaktöriyel (çok nedenli) bir rol oynar. Birinci derece akrabalarında düztabanlık öyküsü bulunan bireylerde bu deformitenin görülme sıklığı normal popülasyona oranla yaklaşık 3,2 kat daha fazladır. Obezite (vücut kitle indeksinin 30 kg/m² üzerinde olması), ayak arkına binen statik yükü artırarak medial longitudinal arkı destekleyen ligamentlerin kronik olarak esnemesine ve kavisin çökmesine neden olur. Gebelik döneminde salgılanan relaksin hormonu, pelvik bağların yanı sıra ayaktaki bağlarda da laksiteye (gevşeklik) yol açarak geçici veya kalıcı düztabanlığı tetikler. Down sendromu, Marfan sendromu ve Ehlers-Danlos sendromu gibi yaygın bağ gevşekliği (hipermobilite) ile seyreden genetik bağ dokusu hastalıklarında düztabanlık oranı %70'lerin üzerine çıkmaktadır. Yaşlanma süreciyle birlikte tendonların kollajen yapısının bozulması ve vaskülaritesinin (kanlanmasının) azalması, özellikle tibialis posterior tendonunun gücünü kaybetmesine yol açar. Diyabet (şeker hastalığı) ve buna bağlı gelişen nöropatik artropati (Charcot ayağı), ayak orta eklemlerinde akut yıkıma yol açarak ağır ve rijit düztabanlık tabloları oluşturabilir. Ayrıca, Aşil tendonunun anatomik olarak gergin olması (gastroknemius-soleus gerginliği), ayak bileğinin yukarı doğru bükülmesini (dorsifleksiyon) kısıtlayarak yürüme esnasında yükün ayak orta bölümüne erken aktarılmasına ve kavisin çökmesine zemin hazırlar.
Düztabanlık Belirtileri ve Vücut Mekaniğine Etkileri Nelerdir?
Düztabanlık belirtileri, deformitenin derecesine, hastanın yaşına ve günlük aktivite yoğunluğuna bağlı olarak değişkenlik gösterir. En yaygın klinik belirti, özellikle uzun süre ayakta kalındığında, yüründüğünde veya spor aktiviteleri sonrasında ayak tabanında ve iç yan kısmında hissedilen künt ağrıdır. Ayak iç yanındaki tibialis posterior tendonu boyunca hassasiyet, lokal ödem (şişlik) ve eritem (kızarıklık) gelişebilir. Ayağın aşırı pronasyona (içe basma) uğraması, topuk kemiğinin dışa doğru kaymasına (valgus deformitesi) ve ön ayağın dışa doğru açılanmasına (abdüksiyon) neden olur. Bu biyomekanik sapma, ayakkabıların iç kenarlarının normalden çok daha hızlı yıpranmasına ve deforme olmasına yol açar. Düztabanlık, vücudun kinetik zincirini (hareket zinciri) doğrudan bozarak yukarı doğru yayılan kompansatuar mekanizmaları tetikler. Ayaktaki içe basma eğilimi, kaval kemiğinin (tibia) ve uyluk kemiğinin (femur) iç rotasyonuna (içe dönmesine) neden olarak diz ekleminde genu valgum (X bacak) dizilimine yol açar. Bu durum patellofemoral eklem üzerindeki basınç dağılımını bozarak patellofemoral ağrı sendromuna (diz kapağı ağrısı) sebebiyet verir. Kinetik zincirdeki bu sapma pelvisin (leğen kemiği) öne doğru eğilmesine (anterior pelvik tilt) ve lomber lordozun (bel çukurluğunun) artmasına neden olarak kronik bel ve kalça ağrılarına zemin hazırlar.
Çocuklarda Düztabanlık ve Gelişim Süreci Nasıl İzlenir?
Bebeklerde ve erken çocukluk döneminde ayak anatomisi yetişkinlerden farklı bir gelişim süreci izler ve neredeyse tüm çocuklar fizyolojik düztabanlık ile dünyaya gelir. Yeni doğanlarda ve 3 yaşına kadar olan çocuklarda ayak tabanında kalın bir yağ dokusu (ped) bulunması ve bağların doğal gevşekliği nedeniyle medial longitudinal ark klinik olarak gözlenemez. Yapılan epidemiyolojik çalışmalarda, 3 yaşındaki çocuklarda esnek düztabanlık oranı %54 civarındayken, bu oran 6 yaşında %24'e gerilemekte ve 10 yaşına gelindiğinde %10-15 seviyelerine düşerek yetişkin düzeyine ulaşmaktadır. Çocuklarda esnek düztabanlık genellikle ağrısızdır ve fonksiyonel bir kısıtlılığa yol açmaz; bu durum fizyolojik kabul edilerek aktif bir tedavi gerektirmez. Ancak çocuğun akranlarından daha çabuk yorulması, fiziksel aktivitelerden kaçınması, geceleri baldır ağrıları ile uyanması veya asimetrik ayakkabı aşınması göstermesi durumunda patolojik düztabanlık açısından değerlendirilmesi gerekir. Çocuklarda rijit düztabanlık şüphesi uyandıran durumlar arasında ayak bileği hareket sınırlarının daralması, ağrı varlığı ve ayağın içe-dışa bükülme (inversiyon-eversiyon) hareketlerinin yapılamaması yer alır. Bu tip sert deformitelerin erken tespiti için çocukların özellikle 8 ila 12 yaş aralığında, kemikleşmenin (ossifikasyon) tamamlanmaya başladığı dönemde uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesi kritik öneme sahiptir.
Erişkin Tipi Düztabanlık (Edinsel Düztabanlık) ve Posterior Tibial Tendon Disfonksiyonu
Erişkin tipi edinsel düztabanlık (AAFD - Adult Acquired Flatfoot Deformity), çocuklukta düztabanlık öyküsü olmayan bireylerde, genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkan ve ilerleyici özellik gösteren bir patolojidir. Bu tablonun en yaygın nedeni, medial longitudinal arkın en önemli dinamik koruyucusu olan posterior tibial tendonun kronik dejenerasyonu ve yetersizliğidir (PTTD). Tibialis posterior tendonu, iç bilek tümseğinin (medial malleol) yaklaşık 4 cm arkasından geçerken zayıf bir kan akımına (hipovasküler bölge) sahiptir; bu durum tendonu mikrotravmalara ve dejenerasyona karşı hassas hale getirir. PTTD klinik olarak dört evreye ayrılarak sınıflandırılır:
- Evre 1: Tendon boyunca lokal ağrı, hassasiyet ve hafif şişlik mevcuttur; ayak anatomik dizilimi normaldir ve deformite henüz gelişmemiştir.
- Evre 2: Esnek tipte düztabanlık gelişmiştir; arkadan bakıldığında "too many toes" (çok fazla parmak) belirtisi pozitiftir, yani ayağın dış kenarından bakıldığında normalden daha fazla ayak parmağı görünür. Hasta tek ayak üzerinde parmak ucuna kalkmakta zorlanır.
- Evre 3: Deformite rijit (sabit) hale gelmiştir; subtalar eklemde dejeneratif değişiklikler (kireçlenme) başlar ve dış yan tarafta (sinus tarsi) sıkışma ağrısı (lateral impingement) gözlenir. Hasta tek ayak üzerinde parmak ucuna kesinlikle kalkamaz.
- Evre 4: Patoloji ayak bileği eklemine de sirayet etmiştir; deltoid ligamentin (iç yan bağ) yetersizliği sonucunda talus kemiği eğrilir ve ayak bileğinde de kireçlenme ve instabilite (gevşeklik) gelişir.
Düztabanlık Tanı Yöntemleri ve Radyolojik Değerlendirme
Düztabanlık tanısı, sistematik bir fizik muayene ve radyolojik görüntüleme yöntemlerinin entegrasyonu ile konulur. Fizik muayenede hastanın çıplak ayakla ayakta duruşu, arkadan topuk hizalanması (valgus açısı) ve yürüyüş paterni analiz edilir. Hastanın tek ayak üzerinde parmak ucuna kalkması istenerek tibialis posterior tendonunun fonksiyonel bütünlüğü test edilir (single-heel raise test). Radyolojik değerlendirmede en önemli adım, hastanın üzerine tam yük vererek (ayakta basarak) çekilen ön-arka (AP) ve yan ayak grafileridir (röntgen). Yan grafilerde Meary açısı (talus ekseni ile birinci metatarsal eksen arasındaki açı, normalde 0 derecedir) ölçülür; bu açının negatif yönlü sapması düztabanlığın derecesini belirler. Kalkaneal pitch açısı (kalkaneus alt sınırı ile zemin arasındaki açı) normalde 15 ila 30 derece arasındayken, düztabanlıkta 15 derecenin altına iner. Ön-arka grafilerde ise talonaviküler örtüşme açısı ölçülerek ön ayağın dışa kayma (abdüksiyon) miktarı hesaplanır. Yumuşak dokuların, özellikle tibialis posterior tendonunun ve spring ligamentin değerlendirilmesinde manyetik rezonans görüntüleme (MRG) tercih edilirken, tarsal koalisyon şüphesinde kemik köprülerin tespiti için bilgisayarlı tomografi (BT) kullanılır. Pedobarografi (ayak taban basınç analizi) ise dinamik yürüyüş esnasında tabana binen yük dağılımını milimetrik olarak göstererek tabanlık tasarımına veri sağlar.
Düztabanlıkta Cerrahi Olmayan Tedavi Seçenekleri ve Konservatif Yaklaşımlar
Düztabanlıkta cerrahi dışı (konservatif) tedavi yaklaşımları, özellikle esnek düztabanlığı olan ve hafif-orta derecede semptom gösteren hastalar için ilk seçenektir. Konservatif tedavinin temel amacı, ağrıyı kontrol altına almak, ayak biyomekaniğini düzeltmek ve deformitenin ilerlemesini yavaşlatmaktır. Kişiye özel olarak üretilen, medial boylamasına ark desteği ve topuk varus kaması içeren ortopedik tabanlıklar (ortezler), ayak tabanındaki stres dağılımını optimize eder. UCBL (University of California Biomechanics Laboratory) tipi sert ortezler, özellikle çocuklarda ve belirgin esnek deformitesi olan hastalarda topuğu stabilize ederek etkin bir kontrol sağlar. Fizik tedavi programlarında, gastroknemius ve soleus (baldır kasları) kaslarına yönelik Aşil tendonu germe egzersizleri uygulanarak ayak bileği dorsifleksiyon açıklığı artırılır. Ayak içi (intrinsik) kasları güçlendirmek amacıyla ayak parmaklarıyla havlu toplama veya bilye taşıma gibi egzersizler reçete edilir. Akut ağrılı dönemlerde, hekim kontrolünde nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) kullanılarak lokal inflamasyon ve ağrı azaltılır. Kilo kontrolü sağlanarak vücut kitle indeksinin düşürülmesi, ayak üzerine binen statik yükü doğrudan azaltarak tedavi başarısını artırır.
Düztabanlık Cerrahi Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Konservatif tedavi yöntemlerine en az 6 ay süreyle yanıt vermeyen, ilerleyici ağrısı ve fonksiyonel kaybı olan hastalarda cerrahi tedavi seçenekleri değerlendirilir. Cerrahi müdahalenin tipi; hastanın yaşına, düztabanlığın esnek veya rijit oluşuna ve eklemlerde kireçlenme (artrit) varlığına göre kişiselleştirilir. Çocuklarda ve adolesan (ergen) dönemdeki esnek düztabanlıklarda, subtalar eklem dışına yerleştirilen özel bir vida ile eklem hareketini sınırlayan artroereizis (arthroereisis) ameliyatı tercih edilebilir. Erişkin tip esnek düztabanlıklarda (Evre 2 PTTD), kemik ve yumuşak doku ameliyatları kombine edilerek uygulanır. Kemik prosedürleri arasında, topuk kemiğini içe doğru kaydıran medial yer değiştirme kalkaneus osteotomisi (MDCO) ve ayak dış kolonunu uzatan Evans osteotomisi yer alır. Bu kemik düzeltmelere ek olarak, işlevini yitirmiş tibialis posterior tendonu yerine flexor digitorum longus (ayak parmaklarını büken tendon) tendonu transfer edilir ve spring ligament rekonstrüksiyonu (onarımı) yapılır. İleri evre, eklemlerin sertleştiği ve kireçlendiği (Evre 3 ve 4) durumlarda ise subtalar, talonaviküler ve kalkaneokuboid eklemlerin dondurulmasını içeren triple artrodez (üçlü eklem dondurma) ameliyatı ile ayak anatomik pozisyonda sabitlenir.
Düztabanlık Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci ve Rehabilitasyon
Düztabanlık ameliyatı sonrası iyileşme ve rehabilitasyon süreci, uygulanan cerrahi yöntemin kapsamına bağlı olarak uzun soluklu ve aşamalı bir takvim gerektirir. Ameliyat sonrasındaki ilk 2 hafta, yumuşak dokuların iyileşmesi ve ödemin azaltılması amacıyla bacak elevasyonda (yukarıda) tutulur ve dikişler alınana kadar kısa bacak ateli veya alçı uygulanır. Kemik osteotomisi veya tendon transferi yapılan hastalarda, kemik kaynamasının ve tendon yapışmasının sağlıklı gerçekleşebilmesi için ilk 6 ila 8 hafta boyunca ameliyatlı bacağa kesinlikle yük verilmez; bu süreçte hastalar çift koltuk değneği veya yürüteç (walker) kullanır. Yaklaşık 8. haftadan itibaren, hastanın durumuna göre kademeli olarak ağırlık aktarılmasına izin verilir ve hasta koruyucu bir yürüme botu (cam walker) ile basmaya başlar. 12. haftadan itibaren aktif fizik tedavi ve rehabilitasyon programına geçilerek ayak bileği eklem hareket açıklığı egzersizleri, propriyosepsiyon (denge) çalışmaları ve kas güçlendirme antrenmanları yoğunlaştırılır. Ameliyat edilen ayağın tamamen iyileşmesi, şişliklerin tamamen inmesi ve hastanın günlük aktivitelerine ağrısız bir şekilde dönmesi genellikle 6 ila 12 ay arasında bir zaman alır.
Düztabanlığa Bağlı Gelişebilecek Komplikasyonlar ve Korunma Yolları
Tedavi edilmeyen veya ihmal edilen düztabanlık, zamanla ayak ve tüm alt ekstremite üzerinde ciddi sekonder (ikincil) komplikasyonların gelişmesine yol açabilir. Ayak tabanındaki gerilimin sürekli yüksek olması, plantar fasyanın kronik olarak zedelenmesine ve plantar fasiit (topuk dikeni/taban zarı iltihabı) oluşumuna zemin hazırlar. Ayağın içe basması, birinci metatarsal kemiğin dışa doğru açılanmasını tetikleyerek hallux valgus (ayak başparmak çıkıntısı) deformitesinin gelişimini hızlandırır. Yük dağılımının bozulması sonucu ayak tarak kemiklerinin altına binen basınç artar ve bu durum metatarsalji (ayak tarağı ağrısı) ve stres kırıklarına neden olabilir. Uzun vadede, diz, kalça ve bel eklemlerine binen anormal yükler, bu eklemlerde erken yaşta dejeneratif osteoartrit (kireçlenme) gelişimine yol açar. Düztabanlığın önlenmesi ve ilerlemesinin durdurulması için çocukluktan itibaren sert topuk kontrforuna (arkalığına) sahip, esnek tabanlı ve iç kavis desteği olan ayakkabılar tercih edilmelidir. Yalın ayak çim, kum gibi doğal ve engebeli zeminlerde yürümek, ayak taban kaslarını doğal olarak güçlendirerek kavis gelişimine katkı sağlar. Ayrıca ideal kilonun korunması ve düzenli olarak baldır kaslarını esnetici egzersizlerin yapılması, ayaktaki mekanik stresi en aza indirir.
Bilgilendirme: Bu makalede yer alan içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi, tanı veya tedavinin yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlar için mutlaka bir uzman hekime danışınız.
Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, Düztabanlık ile ilgili kişiye özel değerlendirme yapmaktadır.









