Ortopedi ve Travmatoloji

Yarım Diz Protezi (Unicondylar)

Yarım diz protezi eklemin sadece hasarlı bölümünün değiştirildiği koruyucu cerrahi yöntemdir. Koru Hastanesi olarak unikompartmental protezin kimlere uygulandığını ve avantajlarını sunuyoruz.

Diz eklemi, vücudun en fazla yük taşıyan ve biyomekanik açıdan en karmaşık yapılarından biridir. Bu eklem; medial kompartman (iç eklem bölmesi), lateral kompartman (dış eklem bölmesi) ve patellofemoral kompartman (diz kapağı arkasındaki ön eklem bölmesi) olmak üzere üç ana anatomik bölmeden oluşur. Yarım diz protezi (unikondiler diz artroplastisi), dizdeki kireçlenme (osteoartrit) veya kıkırdak hasarının bu üç bölmeden sadece birinde, genellikle de iç eklem bölmesinde sınırlı kaldığı durumlarda uygulanan kısmi bir cerrahi yöntemdir. Bu cerrahi işlemde, dizin sağlıklı olan diğer iki bölmesine, bağlarına ve menisküs dokularına dokunulmaksızın, yalnızca hasarlı olan bölgedeki kıkırdak ve kemik yüzeyleri temizlenerek metal ve özel polietilen (yüksek dayanıklılıklı plastik) implantlarla kaplanır.

Yarım diz protezi ameliyatının temel felsefesi, dizin doğal anatomisini ve kinematiğini (hareket mekaniğini) mümkün olduğunca korumaktır. Total diz protezinde (tam diz protezi) dizin her üç bölmesi de değiştirilirken ve ön ile arka çapraz bağlar genellikle kesilirken; yarım diz protezinde ön çapraz bağ (anterior krusiat ligament) ve arka çapraz bağ (posterior krusiat ligament) tamamen korunur. Bu durum, hastaların ameliyat sonrasında dizlerini daha doğal hissetmelerini sağlar ve propriyosepsiyon (eklemin boşluktaki konumunu algılama duyusu) yeteneğinin kaybolmasını engeller. Yapılan klinik çalışmalar, diz kireçlenmesi olan hastaların yaklaşık %15 ila %20'sinin yarım diz protezi için uygun anatomik ve patolojik kriterlere sahip olduğunu göstermektedir.

Yarım Diz Protezi Hangi Durumlarda Uygulanır? (Endikasyonlar)

Yarım diz protezi ameliyatının başarısı, doğru hasta seçimi ve kesin endikasyon (uygulama kriteri) tespiti ile doğrudan ilişkilidir. Bu cerrahi yöntemin uygulanabilmesi için hastada belirli klinik ve radyolojik kriterlerin bir arada bulunması gerekir. önemli kriter, dizdeki kıkırdak aşınmasının ve ağrının tek bir bölmede, sıklıkla da iç (medial) kompartmanda lokalize (sınırlı) olmasıdır. Dış bölmede ve diz kapağı arkasındaki bölmede ciddi bir kıkırdak kaybı veya osteofit (kemik çıkıntısı) oluşumu bulunmamalıdır.

Hastanın ön çapraz bağının (ACL) fonksiyonel olarak tam ve sağlam olması bu ameliyatın en kritik teknik şartlarından biridir. Ön çapraz bağ, dizin öne doğru kaymasını engelleyerek protezin stabil (dengeli) kalmasını sağlar; bu bağın yetersiz olduğu durumlarda yarım diz protezi gevşer ve başarısız olur. Ayrıca, dizdeki mekanik aks bozukluğunun (eğriliğin) düzeltilebilir düzeyde olması gerekir. Varus (içe doğru eğrilik) deformitesinin 10 dereceden az, valgus (dışa doğru eğrilik) deformitesinin ise 15 dereceden az olması şarttır. Ek olarak, dizde sabit fleksiyon kontraktürü (dizin tam açılamaması durumu) 15 dereceden az olmalı ve diz en az 90 derece bükülebilmelidir.

  • Ağrının yalnızca dizin iç veya yalnızca dış kısmında hissedilmesi ve bu bölgeye bası uygulandığında hassasiyet oluşması,
  • Konservatif tedavilere (fizik tedavi, intraartiküler enjeksiyonlar, kilo kaybı ve ağrı kesici ilaçlar) en az 6 ay süreyle yanıt alınamamış olması,
  • Aksiyal (eksenel) yük binen röntgen grafilerinde tek bir bölmede eklem aralığının tamamen daralmış veya kaybolmuş olduğunun gösterilmesi,
  • Diz ekleminde aktif veya geçmişe bağlı kronik bir enfeksiyon odağının bulunmaması,
  • Hastanın inflamatuar artrit (romatoid artrit, ankilozan spondilit gibi sistemik eklem romatizmaları) hastası olmaması gerekmektedir.

Yarım Diz Protezi Kimlere Uygulanamaz? (Kontrendikasyonlar)

Yarım diz protezi cerrahisi, her diz kireçlenmesi hastası için uygun bir seçenek değildir. Ameliyatın yapılmasını engelleyen durumlara kontrendikasyon (uygulanmaması gereken durumlar) denir. Bu kontrendikasyonların başında inflamatuar artritler gelir. Romatoid artrit gibi sistemik hastalıklarda sinovyal membran (eklem zarı) tüm eklemi etkilediği için, sadece tek bir bölmenin değiştirilmesi hastalığın diğer bölmelerde ilerlemesini engellemez ve protezin kısa sürede başarısız olmasına yol açar.

Diz ekleminde saptanan aktif bir enfeksiyon veya vücudun başka bir bölgesinde bulunan ve kan yoluyla dize ulaşabilecek kronik enfeksiyon odakları kesin bir kontrendikasyondur. Ayrıca, ön çapraz bağın yırtık veya işlevsiz olması, dizde ileri derecede instabiliteye (gevşeklik ve güvensizlik hissi) neden olacağından yarım diz protezi uygulanamaz. Dizdeki şekil bozukluğunun çok ileri düzeyde olması, yani varus eğriliğinin pasif olarak düzeltilememesi veya dizin arkasında 15 dereceden fazla sabit bükülü kalma durumunun bulunması da bu cerrahiyi imkansız kılar.

Görece kontrendikasyonlar arasında ise hastanın aşırı kilolu olması yer alır. Vücut kitle indeksinin (VKİ) 35 kg/m² veya üzerinde olması, protez bileşenlerine binen mekanik yükü artırarak erken dönemde aşınma ve gevşeme riskini yükseltir. Ancak güncel tıp literatüründe, bağları sağlam ve kireçlenmesi tek bölmede sınırlı olan yüksek kilolu hastalarda da uygun cerrahi teknikle başarılı sonuçlar alınabildiği belirtilmektedir. Çok genç ve ağır fiziksel işlerde çalışan hastalarda da protezin ömrünün kısalabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Ameliyat Öncesi Hazırlık ve Tanı Yöntemleri

Yarım diz protezi kararı verilmeden önce kapsamlı bir fizik muayene ve radyolojik değerlendirme süreci yürütülür. Fizik muayenede hekim, dizin hareket açıklığını (ROM) derece cinsinden ölçer, bağların sağlamlığını test eder ve bacağın mekanik aksını değerlendirir. Ağrının tam olarak nerede yoğunlaştığı, diz kapağı hareket ettirildiğinde sürtünme sesinin (krepitasyon) gelip gelmediği detaylıca incelenir.

Radyolojik değerlendirmede ilk adım, hastanın ayakta basarak çektirdiği çift yönlü (anteroposterior ve lateral) diz röntgenleridir. Ek olarak, dizin 45 derece bükülü pozisyonda çekilen Rosenberg grafisi, eklem arkasındaki kıkırdak kaybını göstermede son derece hassastır. Bacağın kalçadan ayak bileğine kadar olan kısmını tek bir filmde gösteren tüm bacak ortoröntgenogramı sayesinde bacağın mekanik aksı ve eğrilik derecesi milimetrik olarak hesaplanır. Gerekli durumlarda, diğer eklem bölmelerindeki kıkırdakların ve çapraz bağların durumunu netleştirmek amacıyla manyetik rezonans görüntüleme (MRG) tetkikine başvurulur.

  • Kardiyovasküler Değerlendirme: Hastanın ameliyat öncesi elektrokardiyografisi (EKG) çekilir ve kardiyoloji uzmanı tarafından anestezi alabilirliği değerlendirilir.
  • Laboratuvar Tetkikleri: Tam kan sayımı, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, koagülasyon (pıhtılaşma) parametreleri ve idrar tahlili yapılır.
  • Enfeksiyon Taraması: Vücutta aktif bir enfeksiyon olmadığından emin olmak için C-reaktif protein (CRP) ve sedimentasyon değerleri kontrol edilir.
  • Diş Muayenesi: Ameliyat öncesinde olası diş çürükleri ve diş eti enfeksiyonları tedavi edilmelidir; çünkü ağız içindeki bakteriler kan yoluyla yeni takılan proteze ulaşarak enfeksiyona yol açabilir.

Yarım Diz Protezi Ameliyatı Nasıl Yapılır? (Cerrahi Teknik)

Yarım diz protezi ameliyatı, genellikle spinal anestezi (belden uyuşturma) veya epidural anestezi altında gerçekleştirilir; uygun olmayan hastalarda ise genel anestezi tercih edilir. Ameliyat sırasında bacağa turnike uygulanarak cerrahi alandaki kanama minimuma indirilir. Cerrahi kesi, total diz protezindeki 15-20 cm'lik kesiye kıyasla oldukça küçüktür; genellikle dizin ön-iç kısmından yapılan 6 ila 8 cm'lik minimal invaziv (küçük kesili) bir kesi ile ekleme ulaşılır.

Ekleme girildikten sonra ilk olarak ön çapraz bağ, arka çapraz bağ ve dizin dış bölmesi doğrudan gözle muayene edilir. Eğer bu yapılarda beklenmeyen bir hasar veya ileri derece kireçlenme saptanırsa, cerrah ameliyat esnasında total diz protezine geçiş yapma kararı alabilir. Her şey planlandığı gibiyse, yalnızca hasarlı olan iç eklem yüzeyindeki (femur kondili ve tibia platosu) kıkırdak doku ve bu bölgedeki birkaç milimetrelik kemik yüzey, özel kılavuzlar ve hassas testereler yardımıyla tıraşlanarak uzaklaştırılır.

Kemik yüzeyler hazırlandıktan sonra, deneme implantları yerleştirilerek dizin hareket açıklığı, bağ dengesi ve bacağın dizilimi kontrol edilir. Uygun boyutlar belirlendikten sonra, orijinal metal protez bileşenleri (femoral ve tibial komponentler) polimetilmetakrilat adı verilen tıbbi kemik çimentosu ile kemiğe sabitlenir. İki metal parça arasına, sürtünmeyi sıfıra indiren ve aşınmaya karşı son derece dirençli olan yüksek yoğunluklu polietilen bir ara parça yerleştirilir. Kanama kontrolü yapılıp eklem içi serum fizyolojik ile yıkandıktan sonra, dokular anatomik katmanlarına uygun olarak dikilir ve ameliyat sonlandırılır.

Yarım Diz Protezi ile Total Diz Protezi Arasındaki Farklar

Yarım diz protezi ile total diz protezi arasındaki temel fark, korunan doku miktarı ve buna bağlı olarak ortaya çıkan biyomekanik üstünlüktür. Total diz protezinde dizin tüm eklem yüzeyleri metal ve plastik implantlarla kaplanırken, yarım diz protezinde dizin yaklaşık üçte ikilik sağlıklı kısmı tamamen korunur. Bu durum cerrahi travmanın, kan kaybının ve ameliyat sonrası ağrının belirgin şekilde daha az olmasını sağlar.

Aşağıdaki tabloda bu iki cerrahi yöntemin temel klinik ve operasyonel farkları ayrıntılı olarak karşılaştırılmıştır:

  • Kemik Rezeksiyonu (Kemik Kesisi): Yarım diz protezinde kemikten sadece 4-6 mm'lik minimal bir tıraşlama yapılırken, total diz protezinde dizin tüm yüzeylerinden 8-10 mm kalınlığında kemik bloklar çıkarılır.
  • Bağların Korunması: Yarım diz protezinde ön ve arka çapraz bağlar tamamen korunur; total diz protezinde ise ön çapraz bağ her durumda kesilir, arka çapraz bağ ise protez tipine göre feda edilebilir.
  • Kan Kaybı ve Transfüzyon: Yarım diz protezinde ameliyat esnasındaki kan kaybı genellikle 50-100 ml civarında olup kan nakli ihtiyacı neredeyse hiç olmaz. Total diz protezinde ise kan kaybı daha fazla olup nakil ihtiyacı doğabilir.
  • Hastanede Yatış Süresi: Yarım diz protezi uygulanan hastalar genellikle 1 veya 2 gün hastanede kalırken, total diz protezi hastalarında bu süre 3 ila 5 güne kadar uzayabilir.
  • Doğal Diz Hissi: Çapraz bağların ve propriyoseptif liflerin korunması sayesinde yarım diz protezi olan hastalar dizlerini kendi orijinal dizleri gibi hissederler ve merdiven inip çıkarken daha az yabancılık çekerler.

Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci ve Fizik Tedavi

Yarım diz protezi ameliyatı sonrasındaki iyileşme süreci, total diz protezine göre oldukça hızlı ve konforludur. Ameliyatın tamamlanmasından yaklaşık 4 ila 6 saat sonra, anestezinin etkisi geçince hasta fizyoterapist eşliğinde ayağa kaldırılır. Hastanın ameliyat edilen bacağına tolere edebildiği kadar tam yük vererek yürüteç (walker) yardımıyla yürümesine izin verilir. Erken dönemde hareket etmek, derin damar tıkanıklığı (derin ven trombozu) riskini azaltmada etkili yöntemdir.

Ameliyat sonrasındaki ilk 24-48 saat içinde ağrıyı kontrol altında tutmak amacıyla hasta kontrollü analjezi (ağrı pompası) ve soğuk uygulama (kriyoterapi) yöntemlerinden yararlanılır. Diz eklem hareket açıklığını artırmak için yatak içinde aktif ve pasif diz bükme egzersizlerine hemen başlanır. Ameliyatın 2. gününde hastanın merdiven inip çıkma egzersizleri yapması sağlanır ve diz bükme açısının en az 90 dereceye ulaşması hedeflenerek hasta taburcu edilir.

  • 1. ve 2. Haftalar: Evde fizyoterapistin önerdiği egzersizler günde 3-4 kez tekrarlanır. Yara iyileşmesi takip edilir ve genellikle 12 ila 14. günlerde dikişler alınır. Bu süreçte bacakta hafif şişlik ve morluklar olması normaldir.
  • 3. ve 4. Haftalar: Hastanın yürüteç veya koltuk değneğini bırakarak desteksiz yürümesi hedeflenir. Diz bükme açısı (fleksiyon) 110-120 derecelere ulaştırılmaya çalışılır. Uyluk ön kasını (kuadriseps) güçlendirici egzersizlere ağırlık verilir.
  • 6. Hafta ve Sonrası: Hasta günlük aktivitelerine, masa başı işine ve hafif yürüyüşlere tamamen dönebilir. Dış mekanda düz yolda yürüyüşler ve kondisyon bisikleti kullanımı bu dönemde eklem sağlığı için oldukça faydalıdır.

Yarım Diz Protezinin Avantajları ve Başarı Oranları

Yarım diz protezi, uygun hasta grubunda uygulandığında son derece yüksek memnuniyet ve başarı oranlarına sahip bir cerrahidir. En büyük avantajı, dizin doğal mekaniğinin korunması sayesinde elde edilen yüksek fonksiyonel kapasitedir. Hastalar, ameliyat sonrasında dizlerini çok daha kolay bükebilirler; ortalama diz bükme açısı yarım diz protezinde 125 ila 135 derecelere ulaşırken, bu oran total diz protezinde genellikle 110-115 derece civarında kalmaktadır.

Uzun dönemli klinik çalışmalar ve protez kayıt sistemleri verilerine göre, yarım diz protezlerinin 10 yıllık sağkalım (sağlam ve işlevsel kalma) oranı %90 ila %95 arasındadır. 15 yıllık takip sonuçlarında ise bu oran %80 ila %85 civarında seyretmektedir. Protezin ömrünü tamamlaması veya dizin diğer bölmelerinde kireçlenmenin ilerlemesi durumunda, yarım diz protezi kolaylıkla total diz protezine dönüştürülebilir (revizyon cerrahisi). Bu revizyon işlemi, doğrudan yapılan bir total diz protezi ameliyatı ile benzer cerrahi zorluk derecesine sahiptir; çünkü ilk ameliyatta çok az kemik doku çıkarıldığı için kemik stoku büyük oranda korunmuştur.

Diğer bir önemli avantaj ise enfeksiyon ve sistemik komplikasyon oranlarının düşüklüğüdür. Cerrahi kesinin küçük olması ve ameliyat süresinin kısa olması (ortalama 45-60 dakika), enfeksiyon riskini %1'in altına indirmektedir. Ayrıca ameliyat sonrası dönemde akciğer embolisi (pıhtı atması), miyokard enfarktüsü (kalp krizi) ve inme (felç) gibi ciddi sistemik komplikasyonların görülme sıklığı, total diz protezine kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha düşüktür.

Olası Riskler ve Komplikasyonlar

Her cerrahi işlemde olduğu gibi yarım diz protezi ameliyatının da kendine özgü bazı riskleri ve olası komplikasyonları bulunmaktadır. Bu komplikasyonların önlenmesi için ameliyat öncesinde, sırasında ve sonrasında çok sıkı tedbirler alınır. En sık karşılaşılan risklerden biri, derin ven trombozu (bacak toplardamarlarında pıhtı oluşumu) ve buna bağlı gelişebilecek akciğer embolisidir. Bu riski minimuma indirmek için hastalara ameliyat sonrasında yaklaşık 30 gün boyunca kan sulandırıcı (antikoagülan) ilaçlar kullandırılır ve varis çorabı giydirilir.

Enfeksiyon, protez cerrahilerinin ciddi komplikasyonlarından biridir. Ameliyathanenin sterilizasyon koşulları, cerrahi ekibin deneyimi ve ameliyat esnasında uygulanan damar içi antibiyotik profilaksisi (önleyici antibiyotik tedavisi) ile bu risk %0.5 ila %1 düzeylerine indirilir. Diğer bir risk ise protez bileşenlerinin kemiğe tam kaynamaması veya zamanla gevşemesidir (aseptik gevşeme). Bu durum genellikle hatalı cerrahi teknik, kemik kalitesinin yetersiz olması veya hastanın proteze aşırı yük bindirmesi nedeniyle gelişir ve kendini tekrarlayan diz ağrısı ile gösterir.

  • Kompartman İlerlemesi: Ameliyat edilmeyen dış veya ön eklem bölmelerinde zamanla kireçlenmenin ilerlemesi ve buna bağlı yeni ağrıların ortaya çıkması,
  • Protez Çevresi Kırıklar (Periprostetik Kırık): Ameliyat sırasında kemiğin hazırlanması esnasında veya ameliyat sonrasında düşme gibi travmalar neticesinde protez etrafındaki kemikte kırık oluşması,
  • Rulman (Polietilen) Aşınması veya Çıkması: Özellikle hareketli rulman (mobile bearing) tasarımlı protezlerde, polietilen parçanın yerinden çıkması veya aşırı yüklenme nedeniyle erken aşınması,
  • Geçici Sinir Hasarı: Dizin dış kısmındaki peroneal sinirin veya ciltteki duyu sinirlerinin cerrahi ekartasyona (dokuların çekilmesi) bağlı olarak geçici olarak etkilenmesi ve uyuşukluk hissi oluşmasıdır.

Ameliyat Sonrası Evde Bakım ve Yaşam Tarzı Önerileri

Ameliyat sonrasında elde edilen başarılı sonucun uzun yıllar korunabilmesi için hastaların evdeki yaşam alanlarını düzenlemeleri ve yaşam tarzlarında bazı değişiklikler yapmaları gerekir. Evde düşme riskini azaltmak için yerdeki gevşek halılar, kablolar ve eşyalar kaldırılmalıdır. banyoda duş alırken kaymayı önleyici matlar kullanılması ve gerekirse duş taburesinden yararlanılması güvenliği artırır. Klozet yüksekliğinin uygun seviyede olması, dizin aşırı bükülmesini ve yük binmesini engellemek için önemlidir.

Kilo kontrolü, protezin ömrünü doğrudan etkileyen önemli faktörlerden biridir. Vücut ağırlığındaki her 1 kilogramlık artış, yürürken diz eklemine yaklaşık 4 kilogramlık ek yük olarak yansır. Bu nedenle, ameliyat sonrası dönemde dengeli beslenerek ideal kilonun korunması, protezin aşınmasını ve gevşemesini önlemede kritik rol oynar. Hastaların yüksek etkili (high-impact) sporlardan, yani koşu, basketbol, futbol ve ağır squat egzersizlerinden kaçınmaları önerilir.

Buna karşın, düşük etkili (low-impact) fiziksel aktiviteler diz çevresindeki kasları güçlü tutmak ve eklem sağlığını korumak için son derece faydalıdır. Haftada 3-4 gün yapılan 30-45 dakikalık düz yol yürüyüşleri, yüzme, kondisyon bisikleti sürme ve hafif tempolu doğa yürüyüşleri serbesttir. Ayrıca, vücudun herhangi bir yerinde yapılacak diş çekimi, kanal tedavisi veya sistoskopi gibi invaziv girişimler öncesinde mutlaka ortopedi hekimine danışılmalı ve işlemden önce koruyucu antibiyotik kullanımı (antibiyotik profilaksisi) planlanmalıdır.

Bilgilendirme: Bu makalede yer alan içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi, tanı veya tedavinin yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlar için mutlaka bir uzman hekime danışınız.

Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, Yarım Diz Protezi (Unicondylar) ile ilgili kişiye özel değerlendirme yapmaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Yarım diz protezi (unikondiler diz artroplastisi) gerektiren tek bölmeli diz kireçlenmesi (osteoartrit) belirtileri en sık hangi yaş grubunda ortaya çıkar?
Tek bölmeli diz kireçlenmesi belirtileri genellikle 50 ila 60 yaş arasındaki bireylerde belirginleşmeye başlar. Bu yaş grubundaki hastaların yaklaşık %15 ila %20'sinde sadece dizin iç kısmını (medial kompartman) etkileyen aşınmalar gözlenir ve bu durum yarım diz protezi için uygun bir zemin hazırlar.
Bir hastanın tam diz protezi yerine yarım diz protezi (unicondylar) adayı olabilmesi için hangi radyolojik ve klinik kriterleri karşılaması gerekir?
Yarım diz protezi uygulanabilmesi için kireçlenmenin dizin üç bölmesinden sadece birinde (genellikle iç kısımda) sınırlı olması, ön çapraz bağın (ACL) sağlam olması ve dizdeki bükülme kısıtlılığının 15 dereceden az olması gerekir. Ayrıca hastanın diz bükme (fleksiyon) kapasitesinin en az 110 derece olması ve eklemde düzeltilemeyecek derecede ciddi bir eğrilik (varus/valgus deformitesi) bulunmaması aranır.
Hangi romatizmal veya mekanik eklem hastalıklarında yarım diz protezi (unikondiler) uygulaması kesinlikle tercih edilmez?
Romatoid artrit (iltihaplı eklem romatizması) gibi tüm eklem kıkırdağını yaygın olarak etkileyen sistemik hastalıklarda yarım diz protezi uygulaması tercih edilmez. Ayrıca ön çapraz bağ (ACL) yetmezliği olan veya dizinde aktif enfeksiyon bulunan hastalarda bu cerrahi yöntemin başarısızlık oranı yüksek olduğundan uygulanması önerilmez.
Yarım diz protezi kararı verilmeden önce dizdeki kıkırdak hasarının tek bir bölgeyle sınırlı olduğunu doğrulamak için hangi görüntüleme teknikleri uygulanır?
Tanı aşamasında öncelikle ayakta basarak çekilen ön-arka ve yan diz grafileri (röntgen) ile dizin yük dağılımı değerlendirilir. Eklem kıkırdağının diğer bölmelerinin ve özellikle ön çapraz bağın durumunu netleştirmek amacıyla manyetik rezonans görüntüleme (MRG) tetkikinden yararlanılır.
Yarım diz protezlerinin (unicondylar) ortalama sağkalım süresi nedir ve protezin ömrünü etkileyen en önemli biyomekanik faktörler nelerdir?
Bilimsel literatürde yarım diz protezlerinin 10 yıllık sağkalım oranı %85 ila %90, 15 yıllık sağkalım oranı ise %80 civarında bildirilmektedir. Protezin ömrünü etkileyen en önemli faktörler arasında hastanın vücut kitle indeksinin (VKİ) 30'un altında olması, cerrahi sırasında yapılan hassas kemik kesileri ve protezin doğru açıyla yerleştirilmesi yer alır.
Yarım diz protezi ameliyatı sonrasında hastaların desteksiz yürüyebilme ve günlük fiziksel aktivitelerine dönebilme süreci ortalama kaç haftadır?
Ameliyat sonrasındaki ilk 24 saat içinde hastalar genellikle bir yürüteç (walker) yardımıyla ayağa kaldırılır ve yük vermelerine izin verilir. Hastaların büyük çoğunluğunda desteksiz yürüme ve merdiven çıkma gibi günlük aktivitelere dönüş süresi 4 ila 6 hafta arasında değişmektedir.
Yarım diz protezi cerrahisi sonrasında uzun dönemde görülebilen aseptik gevşeme (mikro hareketler sonucu protezin kemikten ayrılması) belirtileri nelerdir?
Aseptik gevşemenin en belirgin klinik belirtisi, özellikle üzerine yük bindiğinde dizde ortaya çıkan ve zamanla şiddeti artan mekanik ağrıdır. Hastalar ayrıca dizde güvensizlik hissi, boşluğa basma hissi ve hareket sırasında eklemden ses gelmesi (krepitasyon) gibi şikayetler tanımlayabilir.
Yarım diz protezinin başarısız olması durumunda uygulanan revizyon (yenileme) cerrahisinde tam diz protezine geçiş süreci nasıl işler?
Yarım diz protezinin aşınması veya gevşemesi durumunda yapılan revizyon cerrahisinde, mevcut yarım protez çıkarılarak yerine tam diz protezi (TKA) yerleştirilir. Bu işlem sırasında kemik kaybını telafi etmek amacıyla özel takviye blokları (metal kama/kamalar) veya uzun saplı (stem) protez bileşenleri kullanılabilir.
Yarım diz protezi ameliyatından sonraki ilk 3 ayda diz eklem hareket açıklığını (ROM) artırmak için hangi rehabilitasyon egzersizleri önerilir?
İlk 6 haftalık süreçte diz bükme (fleksiyon) ve düz bacak kaldırma (quadriceps izometrik) egzersizleri ile eklem hareket açıklığının artırılması hedeflenir. Sonraki dönemde ise sabit bisiklet pedal çevirme egzersizleri ve hafif dirençli elastik bant egzersizleri ile diz çevresi kaslarının güçlendirilmesi sağlanır.
Yarım diz protezi ameliyatında, tam diz protezine kıyasla intraoperatif (ameliyat sırasındaki) kan kaybı ve kan transfüzyonu (nakli) ihtiyacı hangi oranlardadır?
Yarım diz protezi ameliyatında cerrahi kesi daha küçük olduğundan ve kemik kesisi minimum düzeyde tutulduğundan kan kaybı oldukça azdır. Bu ameliyatlarda kan transfüzyonu (nakli) ihtiyacı %1 ila %3 gibi çok düşük oranlarda seyrederken, tam diz protezlerinde bu oran daha yüksek olabilmektedir.
Yarım diz protezi operasyonu sonrasında periprostetik (protez çevresi) enfeksiyon riskini azaltmak için hangi proflaktik (önleyici) tıbbi önlemler alınır?
Enfeksiyon riskini azaltmak amacıyla ameliyattan yaklaşık 30 dakika önce damar yolundan geniş spektrumlu profilaktik antibiyotik (genellikle sefalosporin grubu) uygulanır. Cerrahi sonrasında da 24 saat boyunca antibiyotik tedavisine devam edilir ve yara bakımında sterilizasyon kurallarına titizlikle uyulur.
Yarım diz protezi ameliyatı sonrasında derin ven trombozu (DVT - damar içi pıhtılaşma) riskini önlemek için hangi antikoagülan (kan sulandırıcı) protokolleri uygulanır?
Ameliyat sonrasında derin ven trombozunu önlemek amacıyla genellikle düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH) veya oral antikoagülan ilaçlar 10 ila 14 gün süreyle reçete edilir. İlaç tedavisinin yanı sıra hastaların erken dönemde mobilize edilmesi (yürütülmesi) ve varis çorabı kullanması pıhtı riskini önemli ölçüde azaltır.
Yarım diz protezi yaptıran bir hastanın ameliyat sonrasında yapabileceği ve protezin ömrünü korumak adına kaçınması gereken spor aktiviteleri nelerdir?
Ameliyat sonrasında yüzme, yürüyüş, sabit bisiklet ve golf gibi düşük darbe gücüne sahip sporların yapılması desteklenir. Ancak protezde erken aşınmaya yol açabileceği için koşu, futbol, basketbol ve yüksek atlama gibi yüksek darbeli ve ani yön değiştirmeli sporlardan kaçınılması önerilir.
Genç yaşta (40 yaş altı) geçirilmiş travma veya avasküler nekroz (kemik doku ölümü) nedeniyle yarım diz protezi uygulanmasının uzun vadeli sonuçları nelerdir?
40 yaş altı genç hastalarda yarım diz protezi uygulaması, kemik stokunu koruması açısından avantaj sağlasa da yüksek aktivite düzeyine bağlı olarak protezde erken aşınma riski taşır. Bu yaş grubundaki uzun vadeli çalışmalarda, protezin 10 yıllık sağkalım oranlarının ileri yaş grubuna göre yaklaşık %5 ila %10 daha düşük olduğu gözlenmiştir.
80 yaş ve üzeri ileri yaş grubundaki hastalarda yarım diz protezi (unikondiler) uygulamasının genel anestezi ve cerrahi stres açısından avantajları nelerdir?
Yarım diz protezi ameliyatı daha kısa sürdüğü ve daha az doku hasarına yol açtığı için ileri yaş grubundaki hastalarda kardiyak ve pulmoner (akciğer) komplikasyon riskini azaltır. Ameliyat sonrası hızlı mobilizasyon imkanı sayesinde, bu yaş grubunda yatak istirahatine bağlı gelişebilecek emboli (pıhtı atması) ve pnömoni (zatürre) gibi riskler de minimuma iner.
Yarım diz protezi uygulanan hastaların ameliyat sonrasında elde edebileceği maksimum diz bükme (fleksiyon) açısı ortalama kaç derecedir?
Yarım diz protezinde dizin doğal bağları (ön ve arka çapraz bağlar) korunduğu için ameliyat sonrası diz bükme açısı tam diz protezine göre daha yüksektir. Hastaların büyük çoğunluğunda ameliyat sonrasındaki ilk 3 ay içinde 120 ila 130 derecelik diz bükme açılarına ulaşılması hedeflenir.
Yarım diz protezi üretiminde kullanılan kobalt-krom alaşımları ile titanyum bileşenlerin aşınma direnci ve kemik uyumu (biyouyumluluk) açısından farkları nelerdir?
Kobalt-krom alaşımları, eklem yüzeyindeki sürtünmeyi en aza indirmek ve aşınma direncini artırmak amacıyla genellikle hareketli yüzeylerde tercih edilir. Titanyum bileşenler ise kemiğe temas eden yüzeylerde yüksek biyouyumluluk ve osteointegrasyon (kemiğe kaynama) sağlama özellikleri nedeniyle kullanılır.
Yarım diz protezinde kullanılan polietilen ara parçanın (insert) aşınması durumunda hangi klinik belirtiler ortaya çıkar ve bu durum nasıl tedavi edilir?
Polietilen ara parçanın aşınması durumunda dizde lokalize şişlik (sinovit), eklem içi sıvı artışı ve yürüme esnasında ağrı meydana gelebilir. Tedavide, eğer protezin metal bileşenleri kemiğe sağlam şekilde tutunmuşsa, sadece aşınan polietilen ara parçanın cerrahi olarak değiştirilmesi (izole insert değişimi) yeterli olabilmektedir.
Yarım diz protezlerindeki sabit platformlu (fixed bearing) ve hareketli platformlu (mobile bearing) tasarımların aşınma oranları ve gevşeme riskleri açısından farkları nelerdir?
Hareketli platformlu tasarımlarda polietilen parça metal üzerinde hareket edebildiğinden temas yüzeyi geniştir ve bu durum polietilen aşınmasını azaltır; ancak protezin yerinden çıkma (dislokasyon) riski az da olsa mevcuttur. Sabit platformlu tasarımlarda ise dislokasyon riski bulunmazken, temas alanındaki stres yoğunlaşmasına bağlı olarak uzun vadede lokalize aşınma oranları biraz daha yüksek seyredebilir.
Yarım diz protezi ameliyatı sonrasındaki ilk 30 gün içinde hangi acil belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden cerraha başvurulmalıdır?
Ameliyat edilen bacakta ani gelişen şiddetli baldır ağrısı, kızarıklık ve şişlik (derin ven trombozu belirtileri) durumunda acilen hekime başvurulmalıdır. Ayrıca cerrahi yaradan sürekli akıntı gelmesi, yüksek ateş (38°C ve üzeri) veya dizde ani gelişen şiddetli hareket kısıtlılığı enfeksiyon belirtisi olabileceğinden acil tıbbi değerlendirme gerektirir.
Vücut kitle indeksinin (VKİ) yüksek olması yarım diz protezi (unikondiler) başarısını nasıl etkiler ve ameliyat için belirlenen üst sınır kilo kriteri nedir?
Vücut kitle indeksinin (VKİ) 35'in üzerinde olması, yarım diz protezi bileşenleri üzerindeki mekanik yükü artırarak erken gevşeme ve polietilen aşınma riskini yükseltir. Bilimsel çalışmalarda, en optimum uzun vadeli sonuçların VKİ değeri 30 ve altında olan hastalarda elde edildiği bildirilmektedir.
Yarım diz protezi cerrahisi sırasında oluşabilecek sinir hasarları (örneğin n. saphenus yaralanması) diz çevresinde ne tür duyu kayıplarına yol açar?
Cerrahi kesi bölgesinin hemen yakınından geçen safen sinirin (nervus saphenus) infrapatellar dalının zedelenmesi, dizin iç-yan kısmında geçici veya kalıcı uyuşukluğa yol açabilir. Bu durum genellikle motor bir kayba (hareket kısıtlılığına) neden olmaz, sadece dokunma hissinde azalma şeklinde kendini gösterir ve hastaların yaklaşık %20 ila %30'unda hafif düzeyde gözlenebilir.
Yarım diz protezi uygulanan hastalarda zamanla diz kapağı arkasındaki eklemde (patellofemoral eklem) kireçlenme ilerlemesi (dejenerasyon) hangi sıklıkla görülür?
Yarım diz protezi sonrasında hastaların yaklaşık %5 ila %8'inde, uzun dönem takipte (10 yıl ve üzeri) patellofemoral eklemde kireçlenme ilerlemesi gözlenebilir. Eğer bu bölgedeki aşınma hastada ciddi derecede ağrı ve merdiven inip çıkarken zorlanmaya yol açarsa, protezin tam diz protezine dönüştürülmesi gerekebilir.
Yarım diz protezi ameliyatı olan hastaların masa başı işlere ve fiziksel güç gerektiren ağır işlere geri dönebilme süreleri ortalama ne kadardır?
Masa başı veya sedanter (hareketsiz) işlerde çalışan hastalar genellikle ameliyat sonrasındaki 2 ila 3. haftada işlerine dönebilmektedir. Ayakta kalmayı ve hafif fiziksel aktivite gerektiren işlerde çalışan hastaların işe dönüş süresi 6 ila 8 haftayı bulurken, ağır fiziksel güç gerektiren işler için bu süre 3 aya kadar uzayabilir.
WhatsApp Online Randevu