Ağız ve Diş Sağlığı

Diş Eti Estetiği (Pembe Estetik) Türleri ve Özellikleri

Pembe estetik, diş eti hattının şekillendirilmesiyle gülüş görünümünün iyileştirilmesini hedefler. Koru Hastanesi olarak lazer ve cerrahi yöntemlerle pembe estetik uygulamaları gerçekleştiriyoruz.

Diş eti estetiği, diğer adıyla pembe estetik, diş hekimliğinde gülüş tasarımının en kritik bileşenlerinden birini oluşturmaktadır. Güzel bir gülümseme yalnızca beyaz ve düzgün dişlerden ibaret değildir; dişlerin çerçevesini oluşturan diş etlerinin rengi, şekli, simetrisi ve konumu da estetik algıyı doğrudan etkileyen unsurlardır. Dünya genelinde yapılan epidemiyolojik çalışmalar, yetişkin popülasyonun yaklaşık %50-60'ında çeşitli düzeylerde diş eti asimetrisi veya irregülarite bulunduğunu ortaya koymaktadır. Avrupa Periodontoloji Federasyonu'nun 2023 verilerine göre, estetik kaygılarla periodontoloji kliniklerine başvuran hastaların oranı son on yılda %35 artış göstermiştir.

Pembe estetik uygulamalarına olan talep özellikle 25-55 yaş grubunda yoğunlaşmakta olup, kadın hastalardaki başvuru oranı erkeklere kıyasla yaklaşık 2.5 kat daha fazladır. Türkiye'de diş eti estetiği prosedürleri yılda tahmini 120.000-150.000 işlem olarak gerçekleştirilmektedir. Bu rakam, toplumun ağız estetiğine verdiği önemin giderek arttığını net biçimde yansıtmaktadır. Gingivektomi, gingivoplasti, kron uzatma ve diş eti greftleme gibi prosedürler, pembe estetiğin temel taşlarını oluşturur ve her biri farklı endikasyonlarda uygulanır.

Diş Eti Estetiğinin Tanımı ve Patofizyolojik Temelleri

Diş eti estetiği, periodontal dokuların cerrahi veya cerrahi olmayan yöntemlerle yeniden şekillendirilmesi sürecini kapsar. Dişlerin etrafındaki yumuşak doku olan gingiva; serbest dişeti, yapışık dişeti ve interdental papil olmak üzere üç ana bölümden oluşur. İdeal bir gülümsemede diş eti kenarlarının simetrik olması, dişeti zenit noktalarının doğru konumda bulunması ve interdental papillerin üçgen formunda dişler arasını doldurması beklenir.

Patofizyolojik açıdan değerlendirildiğinde, diş eti sorunlarının temelinde pasif erüpsiyon anomalileri, alveolar kemik yapısındaki varyasyonlar, kas ve mukoza hiperfonksiyonu gibi faktörler yatmaktadır. Pasif erüpsiyon, dişlerin sürmesi tamamlandığı halde diş etinin normal pozisyonuna çekilmemesi durumudur. Bu durum, Coslet sınıflamasına göre dört tipe ayrılır:

  • Tip 1A: Mukogingival birleşim mine-sement sınırının koronalinde, alveolar kemik mine-sement sınırı seviyesinde — en sık görülen tip
  • Tip 1B: Mukogingival birleşim mine-sement sınırının koronalinde, alveolar kemik mine-sement sınırının koronalinde
  • Tip 2A: Mukogingival birleşim mine-sement sınırı seviyesinde, alveolar kemik mine-sement sınırı seviyesinde
  • Tip 2B: Mukogingival birleşim mine-sement sınırı seviyesinde, alveolar kemik mine-sement sınırının koronalinde

Bu sınıflama, uygulanacak cerrahi tekniğin belirlenmesinde hayati rol oynar. Tip A vakalarda yalnızca yumuşak doku cerrahisi yeterli olurken, Tip B vakalarda kemik cerrahisi de gerekli hale gelir. Biyolojik genişlik kavramı — diş eti oluğu tabanından alveolar kemik krestine kadar olan ve ortalama 2.04 mm olan mesafe — pembe estetik planlamasında mutlaka korunması gereken bir parametredir.

Diş Eti Estetiği Bozukluklarının Nedenleri

Diş eti estetiğini bozan durumlar, konjenital ve edinsel olmak üzere iki ana kategoride incelenir. Her bir neden, farklı tedavi stratejileri gerektirdiğinden doğru etiyolojik tanı büyük önem taşır.

Genetik ve Gelişimsel Nedenler

  • Pasif erüpsiyon anomalisi: Diş etinin sürmüş dişin üzerinde normalden fazla kalması, dişlerin kısa görünmesine neden olur. Prevalansı genel popülasyonda %12-14 civarındadır.
  • Gingival hiperplazi: Diş etinin genetik yatkınlıkla aşırı büyümesi, dişleri kısmen veya tamamen örtebilir.
  • Üst çene vertikal fazlalığı: Maksiller kemiğin vertikal yönde normalden fazla gelişmesi, gülümsemede aşırı diş eti görünümüne yol açar.
  • Kısa üst dudak: Dudak anatomisinin diş etini yetersiz örtmesi nedeniyle gummy smile oluşur.
  • Frenilum anomalileri: Dudak veya yanak frenilumlarının anormal bağlanması, diş eti çekilmelerine zemin hazırlar.

Edinsel ve Çevresel Nedenler

  • Periodontal hastalıklar: Kronik periodontitis, diş eti çekilmesi ve kemik kaybı ile estetik bozulmaya neden olur. Türkiye'de yetişkinlerin %47'sinde çeşitli düzeylerde periodontal hastalık saptanmaktadır.
  • İlaç kullanımı: Fenitoin, siklosporin ve nifedipin gibi ilaçlar dişeti hiperplazisine neden olabilir. Fenitoin kullanan hastaların %50'sinde, siklosporin kullananların %25-30'unda gingival büyüme görülür.
  • Travmatik diş fırçalama: Sert kıllı fırça ve yanlış fırçalama tekniği, özellikle bukkal yüzeylerde diş eti çekilmelerine yol açar.
  • Ortodontik tedavi komplikasyonları: Uygunsuz kuvvetlerle yapılan ortodontik tedavi, kemik ve dişeti kaybına neden olabilir.
  • Sigara kullanımı: Nikotin vazokonstrüksiyona neden olarak dişeti beslenmesini bozar, fibrotik dişeti görünümü oluşturur ve melanin pigmentasyonunu artırır.
  • Protetik restorasyon hataları: Kötü uyumlu kronlar, köprüler veya implant protezleri, diş eti inflamasyonu ve çekilmesine neden olur.
  • Hormonal değişimler: Puberte, gebelik ve menopoz dönemlerinde diş eti dokusunun aşırı yanıt vermesi, geçici veya kalıcı gingival değişikliklere yol açabilir.

Diş Eti Estetiği Bozukluklarının Belirtileri

Diş eti estetiği problemleri, hastaların günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Belirtiler hem klinik hem de psikososyal boyutuyla değerlendirilmelidir.

Klinik Belirtiler

  • Gummy smile: Gülümsemede 3 mm'den fazla diş eti görünmesi. Hafif (3-5 mm), orta (5-7 mm) ve şiddetli (>7 mm) olarak derecelendirilir.
  • Asimetrik diş eti hattı: Sağ ve sol taraftaki diş eti kenarlarının farklı seviyelerde olması, özellikle üst santral kesicilerde belirgindir.
  • Kısa klinik kron: Dişlerin normalden kısa görünmesi. İdeal santral kesici kron uzunluğu 10-12 mm, genişlik/uzunluk oranı %75-80 olmalıdır.
  • Diş eti çekilmesi: Mine-sement sınırının açığa çıkması, kök yüzeyinin görünmesi. Miller sınıflamasına göre Sınıf I-IV arasında derecelendirilir.
  • İnterdental papil kaybı (kara üçgenler): Dişler arasındaki üçgen şeklindeki diş eti papillerinin kaybı, Nordland-Tarnow sınıflamasına göre üç sınıfa ayrılır.
  • Diş eti renk değişiklikleri: Melanin pigmentasyonu, metal restorasyonlardan kaynaklanan koyu renk veya inflamatuar kırmızılık.
  • Diş eti kalınlık farklılıkları: İnce biyotip (<1 mm) çekilmeye yatkınken, kalın biyotip (>1.5 mm) cep oluşumuna daha yatkındır.

Psikososyal Belirtiler

  • Gülümsemekten kaçınma ve sosyal çekingenlik
  • Fotoğraflarda ağzını kapatma alışkanlığı
  • Öz güven düşüklüğü ve iş-sosyal yaşamda kısıtlanma
  • Dental anksiyete ve tedavi erteleme davranışı

Diş Eti Estetiği Bozukluklarının Tanısı

Pembe estetik bozukluklarının doğru tanısı, kapsamlı klinik muayene ve radyolojik değerlendirme ile konur. Tedavi planlaması öncesinde ayrıntılı analiz yapılması, başarılı sonuçlar için ön koşuldur.

Klinik Muayene Parametreleri

  • Periodontal sondalama: Sulkus derinliği, ataşman seviyesi ve kanama indeksi değerlendirilir. Sağlıklı sulkus derinliği 1-3 mm arasındadır.
  • Klinik kron ölçümü: İnsizal kenardan diş eti kenarına kadar olan mesafe ölçülür. Üst santral kesicide ideal değer 10-12 mm'dir.
  • Diş eti kalınlığı (biyotip) değerlendirmesi: Transgingival probing veya ultrasound ile ölçülür. İnce biyotip: <1 mm, kalın biyotip: >1.5 mm.
  • Keratinize dişeti genişliği: Mukogingival birleşimden diş eti kenarına kadar olan mesafe. Minimum 2 mm keratinize dişeti sağlık için gereklidir.
  • Gülümseme analizi: Dudak hattı, gülümseme genişliği, bukor koridor, diş eti görünüm miktarı ve gülümseme arkı değerlendirilir.
  • Papil varlığı değerlendirmesi: İnterdental kemik kresti ile kontakt noktası arasındaki mesafe ölçülür. 5 mm'den az olduğunda papil %100 doluluk gösterir.

Radyolojik Değerlendirme

  • Periapikal radyografi: Alveolar kemik seviyesi, mine-sement sınırı ile kemik arası mesafe ve kök morfolojisi değerlendirilir.
  • CBCT (Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi): Üç boyutlu kemik yapısı, bukkal kemik kalınlığı ve dehisens/fenestrasyon varlığı incelenir. Özellikle kron uzatma cerrahisi öncesi altın standart görüntülemedir.
  • Panoramik radyografi: Genel kemik seviyesi, patolojik lezyonlar ve anatomik yapılar taranır.

Dijital Planlama Araçları

  • Dijital gülümseme tasarımı (DSD): Fotoğraf ve video analizi ile ideal diş eti hattının belirlenmesi
  • İntraoral tarayıcı: Üç boyutlu diş eti topografisinin dijital olarak haritalanması
  • Mock-up uygulaması: Planlanan sonucun hastaya önceden gösterilmesi için geçici materyal uygulanması

Ayırıcı Tanı

Diş eti estetiği bozuklukları, çeşitli patolojik durumlarla karışabilir. Doğru tedavi için ayırıcı tanı özenle yapılmalıdır.

  • Gingival hiperplazi vs. Gingival neoplazm: Diffüz büyüme ilaç kaynaklı olabilirken, lokalize kitle periferik dev hücreli granülom, fibrom veya malign tümör olabilir. Biyopsi ile kesin tanı konur.
  • Dişeti çekilmesi vs. Servikal kök rezorpsiyonu: Mine-sement sınırı düzeyindeki defektler çekilme ile karıştırılabilir. Radyolojik değerlendirme ayrımı sağlar.
  • Pasif erüpsiyon vs. Kısa anatomik kron: Her iki durumda da diş kısa görünür, ancak tedavi yaklaşımı farklıdır. Radyografide kron-kök oranı ayırıcıdır.
  • Melanin pigmentasyonu vs. Amalgam tatuajı: Her ikisi de koyu renkli lezyonlar oluşturur. Amalgam tatuajı genellikle restorasyona komşu alanda lokalizedir ve radyografide radyoopak partiküller görülebilir.
  • Gummy smile — dental kaynaklı vs. İskeletsel kaynaklı: Dental kaynaklı gummy smile periodontal prosedürlerle tedavi edilebilirken, iskeletsel kaynaklı olgularda ortognatik cerrahi gerekebilir. Sefalometrik analiz ayrımı sağlar.
  • Nekrotizan ülseratif gingivitis vs. Deskuamatif gingivitis: Akut ağrılı, papil nekrozlu tablo NUG'u düşündürürken, kronik eritematöz ve deskuamatif tablo otoimmün hastalıkları (liken planus, pemfigoid) işaret edebilir.

Diş Eti Estetiği (Pembe Estetik) Tedavi Türleri ve Özellikleri

Pembe estetik uygulamaları, cerahi ve cerrahi olmayan yöntemler olmak üzere geniş bir yelpazede sunulmaktadır. Her tekniğin kendine özgü endikasyonları, avantajları ve sınırlılıkları bulunur.

1. Gingivektomi

Gingivektomi, fazla diş eti dokusunun cerrahi olarak kesilip uzaklaştırılması işlemidir. Temel endikasyonu, yeterli keratinize dişeti varlığında gingival fazlalığın giderilmesidir. Konvansiyonel bistüri ile veya lazer destekli olarak gerçekleştirilebilir. Er:YAG veya diyot lazer kullanımı, kanama kontrolü ve postoperatif konfor açısından avantaj sağlar.

  • Endikasyonlar: İlaca bağlı gingival hiperplazi, yalancı cep oluşumu, estetik amaçlı diş eti düzenleme
  • Prosedür süresi: Seans başına 20-45 dakika (bölge sayısına göre)
  • İyileşme: Sekonder iyileşme ile 2-4 hafta, lazer uygulamalarında 7-10 gün
  • Başarı oranı: %92-96 estetik memnuniyet

2. Gingivoplasti

Gingivoplasti, diş eti konturunun yeniden şekillendirilmesi işlemidir. Gingivektomiden farkı, doku uzaklaştırma yerine yeniden biçimlendirmeye odaklanmasıdır. Özellikle asimetrik diş eti hatlarının düzeltilmesinde ve fizyolojik konturun oluşturulmasında tercih edilir.

  • Endikasyonlar: Diş eti kenarı asimetrisi, zenit noktası düzensizliği, fizyolojik kontur kaybı
  • Teknik: İnce elmas frezler, elektrokoter veya lazer ile doku şekillendirme
  • Avantajları: Minimal invaziv, tek seansta sonuç, hızlı iyileşme

3. Kron Uzatma Cerrahisi (Crown Lengthening)

Kron uzatma, hem yumuşak doku hem de alveolar kemiğin cerrahi olarak yeniden şekillendirilmesiyle klinik kron boyunun artırılması prosedürüdür. Biyolojik genişliğin korunması bu cerrahinin temel prensibidir. Kemik krestten restorasyon marjinine en az 3 mm mesafe bırakılmalıdır.

  • Endikasyonlar: Pasif erüpsiyon (Tip B), subgingival kırık veya çürük, restoratif alan yetersizliği, estetik kron uzatma
  • Cerrahi teknik: Tam kalınlıklı flep kaldırma, ostektomi/osteoplasti, flep süturasyonu
  • İyileşme süreci: Yumuşak doku iyileşmesi 4-6 hafta, kemik remodeling 3-6 ay
  • Postoperatif ilaç protokolü: Amoksisilin 1000 mg 2x1 (7 gün), İbuprofen 400 mg 3x1 (gerektiğinde), Klorheksidin gargara %0.12 2x1 (14 gün)
  • Başarı oranı: %95-98 fonksiyonel, %88-93 estetik memnuniyet

4. Diş Eti Greftleme

Diş eti greftleme, diş eti çekilmesi olan bölgelere yumuşak doku eklenmesi işlemidir. Greft kaynağına göre üç ana teknik uygulanır:

  • Serbest gingival greft: Damaktan alınan epitelli greft, alıcı bölgeye dikilir. Keratinize doku kazanımında altın standart.
  • Subepitelyal bağ dokusu grefti: Damak mukozasının altındaki bağ dokusu alınarak tünel veya flep tekniğiyle uygulanır. Kök kapanması için en tahmin edilebilir sonuçları verir. Miller Sınıf I ve II defektlerde %85-100 kök kapanma oranı.
  • Aselüler dermal matriks (allogreft): Kadavra kaynaklı işlenmiş doku kullanımı. İkinci cerrahi alan gerektirmez ancak başarı oranları otogreftlerden düşüktür.

Greftleme sonrası protokol: İlk 48 saat soğuk kompres, yumuşak diyet 2 hafta, cerrahi bölgede fırçalama yasağı 3-4 hafta, Klorheksidin %0.12 gargara 2x1 (21 gün).

5. Lazer Diş Eti Estetiği

Lazer teknolojisi, pembe estetik uygulamalarında devrim niteliğinde bir araçtır. Farklı dalga boylarındaki lazer sistemleri farklı endikasyonlarda kullanılır:

  • Diyot lazer (810-980 nm): Yumuşak doku kesisi, gingivektomi, melanin depigmentasyonu. Hemostaz sağlama kapasitesi yüksektir.
  • Er:YAG lazer (2940 nm): Hem yumuşak hem sert doku cerrahisi. Kemik cerrahisi gerektiren olgularda tercih edilir.
  • Nd:YAG lazer (1064 nm): Derin doku penetrasyonu, koagülasyon kapasitesi yüksek.
  • CO2 lazer (10600 nm): Yumuşak doku vaporizasyonu, geniş alan uygulamalarında etkili.

Lazer uygulamalarının konvansiyonel cerrahiye göre avantajları: daha az kanama, azalmış postoperatif ağrı, daha hızlı iyileşme ve sterilizasyon etkisi. Ancak maliyet ve öğrenme eğrisi dezavantajları mevcuttur.

6. Diş Eti Depigmentasyonu

Melanin pigmentasyonunun giderilmesi için uygulanan estetik prosedürdür. Özellikle koyu tenli bireylerde fizyolojik melanin birikimi, diş eti estetiğini olumsuz etkileyebilir.

  • Cerrahi abrazyon (skalpel tekniği): Epitel tabakasının soyulması, 2-3 hafta iyileşme
  • Lazer depigmentasyon: En popüler yöntem, tek seansta sonuç, minimal ağrı
  • Kriyocerrahi: Sıvı azot uygulaması, kontrol güçlüğü nedeniyle az tercih edilir
  • Kimyasal yöntemler: Fenol veya alkol uygulaması, günümüzde nadir kullanılır

Önemli not: Melanin depigmentasyonu sonrası %25-30 oranında repigmentasyon görülebilir. Tekrar seans gerekebileceği hastaya mutlaka bildirilmelidir.

7. Hyaluronik Asit Enjeksiyonu (Cerrahi Olmayan)

İnterdental papil kaybı (kara üçgenler) tedavisinde uygulanan minimal invaziv bir yöntemdir. Hyaluronik asit jeli, papil bölgesine enjekte edilerek doku hacmini artırır.

  • Endikasyonlar: Sınıf I ve II papil kaybı, kemik desteğinin kısmen korunduğu bölgeler
  • Protokol: 2-3 seans, 3-4 hafta arayla, seans başına 0.1-0.2 ml enjeksiyon
  • Başarı oranı: Tam papil dolumu %40-65, kısmi iyileşme %70-85
  • Sürdürülebilirlik: 6-12 ay, tekrar enjeksiyon gerekebilir

Pembe Estetik Uygulamalarının Komplikasyonları

Her cerrahi prosedürde olduğu gibi pembe estetik uygulamalarında da çeşitli komplikasyonlar görülebilir. Komplikasyonların erken tanınması ve yönetimi, tedavi başarısı için kritik öneme sahiptir.

Erken Dönem Komplikasyonlar

  • Kanama: Postoperatif ilk 24-48 saatte görülebilir. İnsidansı %3-5. Antikoagülan kullanan hastalarda risk artar. Baskı, topikal hemostatik ajanlar veya sütür ile kontrol edilir.
  • Ağrı ve şişlik: En sık görülen komplikasyon. Kron uzatma cerrahisinde daha belirgindir. NSAİİ (İbuprofen 400-600 mg, 6-8 saat arayla) ile kontrol edilir.
  • Enfeksiyon: İnsidansı %1-2. Ateş, pürülan akıntı ve artan ağrı ile prezente olur. Antibiyotik tedavisi gerektirir.
  • Sütür ayrılması: Erken dönemde görülebilir, yeniden süturasyon veya sekonder iyileşme gerektirebilir.

Geç Dönem Komplikasyonlar

  • Diş eti çekilmesi (relaps): Özellikle ince biyotipli hastalarda kron uzatma sonrası görülebilir. Oranı %8-15.
  • Kök hassasiyeti: Greftleme veya kron uzatma sonrası açığa çıkan kök yüzeylerinde dentin hassasiyeti. Desensitize edici ajanlar ve florür uygulaması ile yönetilir.
  • Asimetri: İyileşme sürecinde eşit olmayan doku matürasyonu nedeniyle oluşabilir. Revizyon cerrahisi gerekebilir.
  • Greft nekrozu: Serbest gingival greftlerde %2-5, bağ dokusu greftlerinde %1-2 oranında görülür. Yetersiz vaskülarizasyon ana nedendir.
  • Kemik sekestrasyonu: Kron uzatma cerrahisi sonrası nadir görülen bir komplikasyon. Nekrotik kemik parçasının spontan ekspülsiyonu genellikle iyileşmeye engel olmaz.
  • Repigmentasyon: Depigmentasyon işlemlerinden 6-24 ay sonra melanin yeniden birikebilir.

Diş Eti Estetiği Bozukluklarından Korunma

Diş eti sağlığının korunması, estetik sorunların önlenmesinin temel taşıdır. Koruyucu yaklaşım hem bireysel hem de profesyonel düzeyde sürdürülmelidir.

Bireysel Korunma Önlemleri

  • Doğru fırçalama tekniği: Modifiye Bass tekniği, yumuşak-orta sertlikte fırça, diş etine zarar vermeden 45 derece açıyla fırçalama
  • Ara yüz temizliği: Diş ipi veya arayüz fırçası kullanımı, interdental papil sağlığının korunması için kritik
  • Sigara bırakma: Tütün kullanımının dişeti hastalıkları riskini 2-6 kat artırdığı kanıtlanmıştır
  • Dengeli beslenme: C vitamini, D vitamini ve kalsiyum desteği dişeti sağlığına katkıda bulunur
  • Bruksizm kontrolü: Gece plağı kullanımı, dişeti çekilmelerini önlemeye yardımcı olur

Profesyonel Korunma Önlemleri

  • Düzenli periodontal kontrol: 6 ayda bir diş hekimi kontrolü ve profesyonel temizlik
  • Erken müdahale: Gingivitis aşamasında tedavi, periodontitise ilerlemeyi önler
  • Restorasyon kalitesi: Protetik restorasyonların diş eti uyumunun düzenli kontrolü
  • Ortodontik takip: Ortodontik tedavi sırasında periodontal durumun izlenmesi

Ne Zaman Diş Hekimine Başvurulmalı?

Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir diş hekimi veya periodontoloji uzmanına başvurulmalıdır:

  • Diş eti çekilmesi fark edildiğinde veya dişlerin uzamış göründüğünde
  • Gülümsemede aşırı diş eti görünümü estetik rahatsızlık yarattığında
  • Diş etlerinde renk değişikliği (koyu lezyonlar, kızarıklık, morarma) oluştuğunda
  • Dişler arasında siyah üçgenler (kara üçgenler) belirdiğinde
  • Diş etlerinde şişlik, kanama veya ağrı olduğunda
  • Protez veya implant çevresinde diş eti sorunları geliştiğinde
  • Diş eti hattında belirgin asimetri fark edildiğinde
  • Soğuk-sıcak hassasiyeti ile birlikte diş eti çekilmesi olduğunda
  • İlaç kullanımı sonrası diş etlerinde büyüme gözlendiğinde

Erken başvuru, tedavi seçeneklerinin daha geniş olmasını ve daha az invaziv prosedürlerle sonuca ulaşılmasını sağlar. Özellikle diş eti çekilmelerinde erken dönemde yapılan greftleme işlemlerinin başarı oranı, ilerlemiş vakalara göre çok daha yüksektir.

Koru Hastanesi Pembe Estetik Uygulamaları

Diş eti estetiği, gülümsemenin bütünsel güzelliğini belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Pembe estetik alanındaki gelişmeler sayesinde artık birçok dişeti problemi, minimal invaziv yöntemlerle etkili biçimde tedavi edilebilmektedir. Gingivektomi, kron uzatma, greftleme, lazer uygulamaları ve hyaluronik asit enjeksiyonu gibi çeşitli teknikler, her hastanın bireysel ihtiyacına göre özelleştirilebilir tedavi planları sunar.

Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, en güncel teknolojiler ve kanıta dayalı yaklaşımlarla diş eti estetiği tedavilerini başarıyla uygulamaktadır. Dijital gülümseme tasarımı, lazer destekli cerrahi ve mikrocerrahi greftleme teknikleri ile hastalarımıza konforlu tedavi süreci ve doğal estetik sonuçlar sunulmaktadır. Diş etlerinizle ilgili herhangi bir estetik kaygınız varsa, uzman periodontoloji ekibimizle iletişime geçerek kişiselleştirilmiş tedavi planınızı oluşturabilirsiniz.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu