Göz Hastalıkları

Dakriyosistit

Dakriyosistit Süreci ve Dikkat Edilmesi Gerekenler hakkında bilinmesi gereken belirtiler ve nedenler özetlenmektedir. Klinik özellikleri ve değerlendirme.

Dakriyosistit, halk arasında gözyaşı kesesi iltihabı olarak bilinen ve gözün iç köşesinde, burun kemiğinin hemen yanında yer alan gözyaşı kesesinin iltihaplanması ile ortaya çıkan bir tablodur. Gözyaşı, normal koşullarda gözün yüzeyini nemlendirdikten sonra göz kapağının iç köşesindeki küçük kanallar aracılığıyla gözyaşı kesesine, oradan da burun boşluğuna akar. Bu doğal akışın herhangi bir noktada tıkanması durumunda gözyaşı kesesi içinde göllenme oluşur ve zamanla bakteri üremesi için elverişli bir ortam meydana gelir. Sonuçta keseyi saran dokuda kızarıklık, şişlik ve ağrı ile kendini gösteren iltihabi bir tablo gelişir.

Dakriyosistit (gözyaşı kesesi iltihabı) hem yeni doğan bebeklerde hem de yetişkinlerde görülebilen, ancak nedenleri ve seyri açısından bu iki yaş grubunda farklılık gösteren bir hastalıktır. Yeni doğan bebeklerde genellikle gözyaşı kanalının doğuştan açılamamasına bağlı geçici tablolar görülürken, yetişkinlerde sıklıkla edinsel tıkanıklıklar, geçirilmiş enfeksiyonlar ve burun yapısındaki bozukluklar tabloya zemin hazırlar. Erken dönemde fark edilip uygun yaklaşımla yönetildiğinde belirgin biçimde iyileşir; ancak ihmal edildiğinde gözün etrafındaki dokulara yayılan ciddi enfeksiyonlara kapı aralayabilir.

Kimlerde Görülür?

Dakriyosistit her yaş grubunda görülebilmekle birlikte özellikle iki dönemde belirgin biçimde artış gösterir. Bunlardan ilki yeni doğan ve süt çocukluğu dönemidir. Bu yaş grubunda gözyaşı kanalının alt ucundaki ince zarın doğum sonrasında açılamaması nedeniyle gözyaşı kesesinde sürekli bir göllenme oluşur ve bebeklerin önemli bir bölümünde sürekli sulanan, çapaklanan göz tablosu izlenir. İkinci yoğun grup ise orta yaş ve üzeri kadınlardır. Kadınlarda gözyaşı kanalının anatomik olarak erkeklere kıyasla daha dar seyretmesi, bu yaş aralığında dakriyosistit gelişimini kolaylaştıran temel etkenlerden biri olarak kabul edilir.

Belirli sağlık sorunları olan bireyler de bu hastalık için daha duyarlı bir grubu oluşturur. Sık sinüzit atakları geçiren, burun içi yapısında eğrilik ya da polip bulunan, geçmişte yüz bölgesine darbe ya da kırık öyküsü olan kişilerde gözyaşı yolları daha sık etkilenir. Şeker hastalığı, bağışıklık sistemini baskılayan kronik hastalıklar ve uzun süreli steroid kullanımı da dokuların enfeksiyona direncini azaltarak riski artırır. Ayrıca burun ve sinüs ameliyatı geçirmiş kişilerde gözyaşı kanalının çevresinde gelişen yapışıklıklar, tıkanıklık ve sonrasında iltihaplanma için zemin hazırlayabilir.

Mesleki ve çevresel etkenler de tabloya katkı sağlayabilir. Tozlu, dumanlı veya kimyasal maddelere uzun süre maruz kalan ortamlarda çalışanlarda gözyaşı kanallarının iç yüzeyinde kronik tahriş gelişebilir. Uzun süreli kontakt lens kullanımı, sık geçirilen konjonktivit atakları ve yetersiz göz hijyeni de kanal içi mikrobiyolojik dengeyi bozarak iltihap gelişimini kolaylaştırır. Genel olarak bakıldığında dakriyosistit, anatomik yatkınlık, yaş, cinsiyet ve eşlik eden hastalıkların bir araya geldiği kişilerde daha sık karşımıza çıkan bir tablo olarak değerlendirilir.

  • Yeni doğan ve süt çocukluğu dönemindeki bebekler
  • Orta yaş ve üzeri kadınlar
  • Kronik sinüzit ya da burun içi yapı bozukluğu olanlar
  • Yüz bölgesine travma ya da kırık öyküsü bulunanlar
  • Şeker hastalığı ve bağışıklık baskılayıcı tedavi alanlar

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Dakriyosistitin en tipik belirtisi, gözün iç köşesi ile burun kökü arasındaki bölgede ortaya çıkan ağrılı şişliktir. Hasta genellikle bu bölgede önce hafif bir dolgunluk hisseder; ardından kızarıklık, ısı artışı ve dokunmakla belirginleşen hassasiyet eklenir. Zamanla şişlik büyüyebilir, göz kapağına ve yanağın üst kısmına doğru yayılabilir. Akut dönemde halsizlik, ateş ve genel bir hastalık hissi tabloya eşlik edebilir. Hasta sıklıkla bu şikayetlerle birlikte gözünden devamlı yaş aktığını ve göz çevresinde sık sık çapaklanma olduğunu ifade eder.

Sürekli gözyaşı akıntısı, dakriyosistitin en sık karşılaşılan ve hastayı en çok rahatsız eden bulgularından biridir. Gözyaşı normal yollarla buruna akamadığı için göz kapağının kenarından dışarı taşar ve özellikle açık havada, rüzgârda ya da soğukta belirginleşir. Bu durum görmeyi bulanıklaştırabilir, gün içinde silinen yaş nedeniyle göz çevresinde tahriş ve egzama benzeri ciltsel değişikliklere yol açabilir. Çapaklanma da sık görülen bir bulgudur; sabahları göz kapaklarının yapışık olarak uyanılması, gün boyunca tekrarlayan sarımtırak akıntılar tipik şekilde tarif edilir.

Bazı hastalarda gözyaşı kesesinin üzerine hafifçe bastırıldığında iç köşeden cerahatli bir akıntının geldiği görülür. Bu bulgu hekim için belirleyici unsurdur ve kronik dakriyosistit tanısını kuvvetle düşündürür. Süreç ilerlediğinde gözyaşı kesesi gerginleşip büyüyebilir ve cilt altında parmakla hissedilebilen, ceviz büyüklüğüne ulaşabilen bir kitleye dönüşebilir. Bu duruma mukosel adı verilir. Mukosel gelişmiş hastalarda enfeksiyonun yeniden alevlenme riski yüksektir ve şikayetler genellikle tekrarlayıcı bir seyir izler.

Bebeklerde tablo biraz farklı şekillenir. Yenidoğanlarda doğumdan sonraki ilk haftalarda başlayan tek ya da iki taraflı sulanma, gün boyu süren çapaklanma ve göz kapaklarının uyanırken yapışık olması dikkat çeker. Bebeğin gözü genellikle kırmızı değildir; ancak iltihap eklendiğinde göz iç köşesinde küçük bir şişlik ve hafif kızarıklık fark edilebilir. Aileler çoğu zaman bu belirtileri sıradan bir göz sürmesi olarak yorumlasa da uzayan ve tekrarlayan şikayetler mutlaka değerlendirilmelidir.

Nedenleri Nelerdir?

Dakriyosistitin temelinde gözyaşı kanalında oluşan bir tıkanıklık yatar. Bu tıkanıklık, gözyaşının buruna doğru olan doğal akışını engeller ve kese içinde göllenmeye yol açar. Göllenen sıvı bir süre sonra bakteriler için uygun bir ortam haline gelir ve iltihaplanma başlar. Tıkanıklığın nedeni doğuştan olabileceği gibi sonradan da gelişebilir. Yenidoğan bebeklerde en sık karşılaşılan neden, gözyaşı kanalının alt ucundaki ince zarın doğum sonrasında zamanında açılmamasıdır. Bu durum bebeklerin önemli bir bölümünde ilk bir yıl içinde kendiliğinden düzelir, ancak bazı vakalarda iltihaplanma tabloya eklenir.

Yetişkinlerde nedenler çok daha çeşitlidir. Yaşa bağlı olarak gözyaşı kanalı içindeki mukoza zarında kalınlaşma ve daralma görülür. Kronik burun ve sinüs hastalıkları, alerjik rinit, polipler ve burun içi septumdaki eğrilikler kanalın çevresinde sürekli bir basınç ve iltihap odağı oluşturarak tıkanıklığa zemin hazırlar. Geçirilmiş yüz travmaları, özellikle burun kemiği ve göz çukuru çevresindeki kırıklar, gözyaşı kanalını zedeleyerek daralmasına ya da tamamen tıkanmasına neden olabilir. Bazı hastalarda ise net bir sebep saptanamaz ve tablo idiyopatik olarak adlandırılır.

Mikrobiyolojik açıdan bakıldığında, akut dakriyosistit vakalarında en sık karşılaşılan etkenler stafilokok ve streptokok türleri gibi bakterilerdir. Kronik vakalarda ise farklı bakteriyel etkenler ve bazen mantarlar tabloya karışabilir. Konjonktivit, blefarit gibi göz yüzeyinin uzun süreli enfeksiyonları, kanalın iç yüzeyinin sürekli bakteriyel yüke maruz kalmasına yol açarak iltihaplanma riskini artırır. Ayrıca uzun süreli göz damlası kullanımı, özellikle koruyucu madde içeren preparatlar, kanal içi mukozada tahrişe ve daralmaya neden olabilir. Nadiren tümörler, taşlar ve yabancı cisimler de gözyaşı yolu tıkanıklığının altında yatan etkenler arasında yer alır.

Tanı Nasıl Konulur?

Dakriyosistit tanısı büyük ölçüde dikkatli bir hikâye alma ve göz muayenesi ile konulur. Hastanın şikayetlerinin ne zaman başladığı, ne kadar süredir devam ettiği, daha önce benzer atakların yaşanıp yaşanmadığı, eşlik eden burun ya da sinüs problemleri ve geçirilmiş ameliyatlar mutlaka sorgulanır. Hekim muayene sırasında gözyaşı kesesinin bulunduğu bölgeyi gözle değerlendirir; kızarıklık, şişlik, ısı artışı ve hassasiyet olup olmadığını inceler. Gözyaşı kesesinin üzerine nazikçe bastırılması, iç köşeden cerahatli akıntı gelmesi durumunda kronik dakriyosistit lehine değerli bir bulgu sağlar.

Gözyaşı yollarının açıklığını değerlendirmek için bazı pratik testler uygulanır. Floresein damla testi ile boyalı bir damla göze damlatılır ve belirli süre sonunda buruna geçip geçmediği değerlendirilir. Boyanın burunda görülmemesi tıkanıklık lehine yorumlanır. Sondalama ve yıkama işlemi ise gözyaşı noktalarından ince bir kanül ile yapılan değerlendirmedir; kanaldaki tıkanıklığın yeri ve düzeyi bu yöntemle ayırt edilebilir. Akut iltihap döneminde bu girişimsel testler genellikle ertelenir ve önce iltihabın baskılanması hedeflenir.

Daha kapsamlı değerlendirme gereken durumlarda görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Dakriyosistografi adı verilen incelemede, gözyaşı yollarına kontrast madde verilerek röntgen ile kanal yapısı haritalanır. Bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans (MR) görüntülemeleri özellikle travma sonrası gelişen tıkanıklıklarda, tümör şüphesinde ve cerrahi planlama aşamasında kesin tanı sağlar. Akıntıdan alınan örneklerle yapılan kültür ve antibiyogram testleri ise iltihaba neden olan mikroorganizmanın belirlenmesine ve uygun antibiyotik seçimine olanak tanır.

  • Ayrıntılı göz muayenesi ve hassasiyet değerlendirmesi
  • Floresein damla ile gözyaşı geçiş testi
  • Gözyaşı yollarının sondalanması ve yıkanması
  • Dakriyosistografi ile kanal yapısının görüntülenmesi
  • BT ya da MR ile çevre yapıların değerlendirilmesi

Komplikasyonlar Nelerdir?

Dakriyosistit zamanında ele alınmadığında çevre dokulara yayılma eğilimi gösterebilen bir hastalıktır. En sık karşılaşılan komplikasyon, iltihabın gözyaşı kesesinin sınırlarını aşarak yüzeye doğru yayılmasıdır. Bu durumda cilt altında apse gelişebilir ve şişlik kızarıklıkla birlikte dalgalanma veren bir kitleye dönüşür. Apse, kendiliğinden cilde açılarak dışarı boşalabilir ve geride bir fistül yolu bırakabilir. Bu fistül, ileride tekrarlayan iltihap ataklarına ve cilt üzerinde kalıcı bir izlenime yol açabilir.

İltihabın göz çukuru içine doğru ilerlemesi daha ciddi bir komplikasyondur. Bu duruma orbital selülit adı verilir. Göz kapaklarında belirgin şişlik, göz hareketlerinde ağrı, gözün öne doğru itilmesi ve görme bulanıklığı ile kendini gösterir. Orbital selülit, görmeyi tehdit eden ve hızlı müdahale gerektiren bir tablodur. Daha nadir ancak çok daha ağır bir komplikasyon, enfeksiyonun beyni saran zarlara ya da beyin içindeki damar yapılarına ulaşmasıdır. Menenjit ve kavernöz sinüs trombozu gibi ciddi tablolar bu yayılımın sonucunda gelişebilir ve yoğun bakım koşullarında yönetim gerektirir.

Kronik vakalarda en sık görülen sorun, tabloların tekrarlayıcı seyir izlemesi ve hastanın hayat kalitesini düşürmesidir. Sürekli akan gözyaşı, makyaj yapamama, gözlük camlarının sürekli buğulanması, sık sık göz silme ihtiyacı gibi günlük yaşamı etkileyen şikayetler uzun vadede hem fiziksel hem de psikososyal yorgunluğa yol açar. Sürekli ıslak kalan cilt bölgesinde mantar ve bakteriyel cilt enfeksiyonları yerleşebilir. Bebeklerde ise tekrarlayan iltihap atakları gözyaşı kanalında kalıcı yapısal bozukluklara ve ileri yaşlarda cerrahi gerektiren tablolara zemin hazırlayabilir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Gözün iç köşesinde sürekli devam eden sulanma, çapaklanma veya tekrarlayan kızarıklık fark ettiğinizde göz hekimine başvurmanız uygun olur. Özellikle gözyaşı kesesinin bulunduğu bölgede ağrılı bir şişlik, ısı artışı ya da dokunmakla belirginleşen hassasiyet hissediyorsanız değerlendirmeyi geciktirmemelisiniz. Bu bulgular akut bir iltihap sürecine işaret edebilir ve erken dönemde başlanan yaklaşım, sürecin komplikasyonsuz biçimde yönetilmesine katkı sağlar. Birkaç gün içinde gerilemeyen şikayetler ve tekrarlayan ataklar mutlaka uzman görüşü gerektirir.

Bazı belirtilerin ortaya çıkması durumunda bekleme süresini kısaltmanız önerilir. Göz çevresinde hızla büyüyen şişlik, ateş, gözünüzü hareket ettirmekte zorluk, çift görme, görme bulanıklığı, baş ağrısı ve genel halsizlik gibi şikayetler iltihabın çevre dokulara yayıldığının habercisi olabilir. Bu tabloda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanız önemlidir. Bebeğinizde uzun süredir devam eden gözyaşı akıntısı, iç köşede şişlik veya tekrarlayan çapaklanma fark ediyorsanız, durumu sıradan bir göz tahrişi olarak değerlendirmek yerine çocuk göz hekimine danışmanız sürecin doğru yönetilmesi açısından önem taşır.

Daha önce dakriyosistit tanısı almış ve cerrahi ya da girişimsel yöntemlerle takip edilen hastalarda yeni gelişen şikayetler de hekim değerlendirmesi gerektirir. Açılmış olan gözyaşı yolunun yeniden tıkandığına işaret eden sulanma artışı, kese bölgesinde tekrar gelişen şişlik ya da akıntı, sürecin yeniden ele alınmasını gerektirir. Düzenli kontroller, tabloya neden olan altta yatan etkenlerin gözden geçirilmesi ve eşlik eden burun-sinüs hastalıklarının yönetimi, hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyen önemli unsurlardır.

Son Değerlendirme

Dakriyosistit (gözyaşı kesesi iltihabı), gözyaşı kanalındaki tıkanıklık zemininde gelişen ve uygun yaklaşımla yönetildiğinde belirgin biçimde iyileşen bir hastalıktır. Hem bebeklerde hem de yetişkinlerde farklı nedenlerle ortaya çıkabilen tablo, erken dönemde fark edildiğinde basit yöntemlerle kontrol altına alınabilirken, ihmal edildiğinde göz çevresine ve hatta daha derin yapılara yayılan ciddi sorunlara yol açabilir. Sürekli gözyaşı akıntısı, çapaklanma ve gözün iç köşesinde ağrılı şişlik gibi bulgular bu hastalığın habercisi olabilir ve mutlaka uzman değerlendirmesi gerektirir.

Dakriyosistit (gözyaşı kesesi i̇ltihabı) gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Dacryocystitiswww.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK470565/
  2. MedlinePlus — Tear Drainage Disorders / Eye Diseasesmedlineplus.gov/eyediseases.html
  3. American Academy of Ophthalmology (EyeSmart) — Blocked Tear Ductwww.aao.org/eye-health/diseases/what-is-blocked-tear-duct

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Göz Hastalıkları Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

20 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.