Çocuk Cerrahisi

Çocuklarda Karaciğer Tümörleri

• Sınıflandırma • Ayırıcı, çocukluk döneminde özel izlem ve değerlendirme gerektiren bir hastalıktır. Tanı süreci ve dikkat edilmesi gerekenlere göz atın.

Çocuklarda karaciğer tümörleri, çocukluk çağı kanserleri içinde nispeten seyrek görülen ancak erken fark edildiğinde sürecin yönetimi açısından kritik bir grup oluşturur. Karaciğer, bebeklik ve çocukluk döneminde hızla büyüyen, vücudun pek çok metabolik işlevini üstlenen bir organ olduğundan, burada gelişen kitleler hem büyüme hem de genel sağlık üzerinde belirgin etkiler bırakabilir. Çocuklarda en sık karşılaşılan iki tür hepatoblastom (özellikle küçük yaşta görülen kötü huylu tümör) ve hepatoselüler karsinomdur (daha ileri yaş gruplarında ortaya çıkabilen kötü huylu tümör). Bunların yanında iyi huylu kabul edilen hemanjiyom, fokal nodüler hiperplazi gibi tablolar da çocuklarda görülebilir.

Ailelerin bu tür bir tanı karşısında yaşadığı kaygı oldukça anlaşılırdır; ancak günümüzde çocuk cerrahisi, çocuk onkolojisi ve görüntüleme alanındaki gelişmeler sayesinde pek çok karaciğer tümörü erken evrede yakalanabilmekte ve sürecin seyri belirgin biçimde olumluya çevrilebilmektedir. Bu yazıda çocuklarda karaciğer tümörlerinin kimlerde daha sık görüldüğü, hangi belirtilere dikkat edilmesi gerektiği, tanı sürecinin nasıl ilerlediği ve hangi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiği gibi başlıklara gündelik bir dille değinilecektir. Amaç, ailelerin süreci daha sakin ve bilgili biçimde yürütebilmesine katkı sağlamaktır.

Kimlerde Görülür?

Çocukluk çağı karaciğer tümörleri her yaş grubunda görülebilmekle birlikte, türlerine göre belirgin yaş dağılımları gösterir. Hepatoblastom, çoğunlukla doğumdan itibaren ilk beş yaş içinde, özellikle de ilk üç yaşta ortaya çıkar ve bu yaş grubunda en sık rastlanan karaciğer kanseridir. Hepatoselüler karsinom ise daha çok okul çağı sonrası ve ergenlik döneminde gündeme gelir. Bu yaş farkı, tümörlerin gelişim biyolojisinin birbirinden ayrıldığını ve tanı sürecinde yaşa göre farklı olasılıkların düşünülmesi gerektiğini ortaya koyar.

Bazı çocuklar bu hastalıklar açısından doğuştan daha yatkın olabilir. Düşük doğum ağırlığıyla, özellikle bin beş yüz gram altında doğan prematüre bebeklerde hepatoblastom riskinin arttığı bilinmektedir. Beckwith-Wiedemann sendromu, ailesel adenomatöz polipozis ve hemihiperplazi gibi bazı genetik tabloların eşlik ettiği çocuklarda da risk yükselir. Bu nedenle söz konusu sendromların izleminde periyodik karın ultrasonu ve kanda alfa-fetoprotein (karaciğer kaynaklı bir tümör belirteci) takibi önerilebilir.

Hepatoselüler karsinom açısından ise kronik karaciğer hastalığı zemini ön plana çıkar. Doğumdan itibaren süregelen hepatit B enfeksiyonu, bazı kalıtsal metabolik hastalıklar, biliyer atrezi (safra yollarının doğuştan tıkalı olması) sonrası gelişen siroz tabloları bu tümörün gelişmesi için zemin hazırlayabilir. Erkek çocuklarda her iki tümör tipinin de kız çocuklara göre bir miktar daha sık görüldüğü dikkat çeker. Yine de risk faktörü taşıyan her çocukta tümör gelişmez; bu nedenle düzenli kontrol ve hekim yönlendirmesi önemlidir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Çocuklarda karaciğer tümörlerinin belirtileri çoğu zaman sinsi başlar ve aileler ilk fark ettiklerinde aslında tablonun bir süredir geliştiğini görürler. En sık karşılaşılan bulgu, karnın sağ üst bölgesinde ele gelen sertlik ya da şişliktir. Bebeklerde bu durum bazen banyo sırasında ya da bezi değiştirilirken fark edilir; bazen de çocuk doktoru rutin muayenede karaciğer büyüklüğünü saptayarak yönlendirme yapar. Karın çevresinin orantısız biçimde büyümesi, kıyafetlerin bel bölgesinin daralmaya başlaması da dikkat çekici işaretler arasındadır.

İştahsızlık, kilo alımında duraklama ya da kilo kaybı, halsizlik ve solukluk da tabloya eşlik edebilir. Bazı çocuklar belirsiz karın ağrısından şikayet eder; bu ağrı her zaman şiddetli olmaz, sıklıkla rahatsızlık veya dolgunluk hissi biçimindedir. Bulantı, ara ara kusma ve büyük tümörlerin mide üzerine baskı yapmasına bağlı erken doyma hissi görülebilir. Ergenlik dönemindeki çocuklarda hepatoselüler karsinoma bağlı sarılık, idrar renginde koyulaşma ve dışkı renginde açılma gibi karaciğer fonksiyon bozukluğuna işaret eden bulgular ön plana çıkabilir.

Daha az sıklıkla görülen ancak ailenin mutlaka önemsemesi gereken bazı bulgular da vardır. Hepatoblastomda nadiren erken ergenlik belirtileri ortaya çıkabilir; bunun nedeni bazı tümörlerin hormon benzeri maddeler salgılamasıdır. İlerlemiş olgularda karında belirgin damar genişlemeleri, bacaklarda şişlik ya da nefes darlığı gibi bulgular gelişebilir. Tümörün içine kanama olduğunda ani ve şiddetli karın ağrısı tabloya eklenebilir. Bu tarz bulguların hepsi birden değil, çoğunlukla birkaç tanesi bir araya gelerek dikkat çeker.

  • Karnın sağ üst kısmında ele gelen sert kitle ya da belirgin şişlik
  • İştahsızlık, kilo alamama, halsizlik ve solukluk
  • Sürekli olmayan, dolgunluk hissi şeklinde karın ağrısı
  • Bulantı, kusma ve erken doyma
  • Sarılık, koyu renkli idrar ve açık renkli dışkı

Nedenleri Nelerdir?

Çocuklarda karaciğer tümörlerinin tek bir nedeni yoktur; birden fazla etkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıktığı düşünülmektedir. Hepatoblastomda anne karnındaki dönemde başlayan gelişimsel düzensizliklerin önemli bir rol oynadığı kabul edilir. Karaciğer hücrelerinin olgunlaşma sürecindeki aksamalar, küçük yaşta hızla büyüyen bu tümörün zeminini hazırlayabilir. Genetik kontrol mekanizmalarındaki bozulmalar da bu süreçte etkilidir.

Bazı genetik sendromlar belirgin bir yatkınlık oluşturur. Beckwith-Wiedemann sendromunda büyük dil, vücudun bir yarısının diğerinden daha gelişmiş olması ve karın duvarı bozuklukları gibi bulguların yanında karaciğer tümörü riski artar. Ailesel adenomatöz polipozis taşıyan çocuklarda hepatoblastom görülme olasılığı toplumun geneline göre yüksektir. Trizomi 18 gibi kromozom bozuklukları, glikojen depo hastalıkları, tirozinemi ve alfa-1 antitripsin eksikliği gibi metabolik tablolar da risk faktörleri arasında sayılır.

Hepatoselüler karsinom açısından kronik karaciğer hasarı ön plana çıkar. Doğumdan itibaren kazanılmış hepatit B enfeksiyonu, uzun yıllar içinde karaciğer dokusunda kalıcı değişikliklere yol açarak tümör gelişimine zemin hazırlayabilir. Biliyer atrezi nedeniyle siroza ilerlemiş bir karaciğer, bazı metabolik depo hastalıkları ve nadir görülen kalıtsal sendromlar da bu tümör türü için risk oluşturur. Çevresel etkenlerden aflatoksin (bazı küflü gıdalarda bulunan zararlı madde) maruziyeti, dünya genelinde özellikle bazı bölgelerde dikkat çekilen bir nedendir. Tüm bu etkenlerin varlığı tümör gelişeceği anlamına gelmez; ancak izlem ve önlemler için yol gösterici olur.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı süreci, ailenin ya da hekimin fark ettiği bulguların değerlendirilmesiyle başlar. Çocuk cerrahisi ve çocuk onkolojisi uzmanları, ayrıntılı bir öykü alarak şikayetlerin başlangıcını, süresini ve eşlik eden bulguları sorgular. Fizik muayenede karaciğer büyüklüğü, kitlenin yerleşimi, kıvamı ve hassasiyeti değerlendirilir. Bu aşamada tek başına muayene kesin tanı sağlamaz; ancak hangi tetkiklerin öncelikle yapılması gerektiği konusunda yön gösterir.

Görüntüleme yöntemleri tanıda merkezi bir rol üstlenir. İlk basamakta sıklıkla karın ultrasonografisi tercih edilir; çünkü çocuklar için zararsız, hızlı ve kolay uygulanabilir bir yöntemdir. Ultrasonda kitlenin varlığı doğrulandığında, daha ayrıntılı bilgi için manyetik rezonans görüntüleme ya da bilgisayarlı tomografi planlanır. Bu tetkikler tümörün boyutunu, karaciğerin hangi bölümlerine yayıldığını, ana damarlarla ilişkisini ve uzak organlara yayılım olup olmadığını ortaya koymak açısından önemlidir. Akciğerlerin değerlendirilmesi için akciğer tomografisi de süreçte yer alır.

Laboratuvar tetkikleri arasında tam kan sayımı, karaciğer fonksiyon testleri ve alfa-fetoprotein düzeyi öne çıkar. Alfa-fetoprotein, özellikle hepatoblastom ve hepatoselüler karsinomda yüksek seyredebilen bir belirteçtir ve hem tanı hem de tedavi sürecinin takibinde yol gösterir. Hepatit B ve C için serolojik testler, kronik karaciğer hastalığı şüphesinde yapılır. Tanının doğrulanması için çoğu zaman biyopsi (tümörden parça alınması) gerekir; bu işlem deneyimli bir ekip tarafından yapıldığında güvenli biçimde uygulanır ve hücresel düzeyde kesin tanı sağlar. Tüm bu basamaklar bir araya gelerek tedavi planının kişiye özel biçimlendirilmesine olanak tanır.

  • Karın ultrasonografisi ile ilk tarama ve kitlenin yerinin belirlenmesi
  • Manyetik rezonans veya bilgisayarlı tomografi ile ayrıntılı haritalama
  • Alfa-fetoprotein başta olmak üzere kan testleri
  • Akciğer tomografisi ile yayılım değerlendirmesi
  • Gerektiğinde doku biyopsisi ile hücresel düzeyde inceleme

Komplikasyonlar Nelerdir?

Çocuklarda karaciğer tümörleri zamanında fark edilmediğinde ya da süreç gerektiği gibi yönetilmediğinde çeşitli komplikasyonlar gelişebilir. Tümörün hızlı büyümesi karaciğerin sağlıklı dokusunu sıkıştırarak fonksiyon kaybına yol açabilir. Bu durum kanda pıhtılaşma faktörlerinin azalmasına, sarılığın belirginleşmesine ve genel durumda bozulmaya neden olabilir. Büyük tümörler komşu organlara basınç yaparak beslenme güçlüğü ve solunum sıkıntısına yol açabilir.

Bazı olgularda tümör içine kanama gelişebilir. Bu tablo ani başlangıçlı şiddetli karın ağrısı, tansiyon düşüklüğü ve solukluk gibi acil müdahale gerektiren bulgularla kendini gösterir. Tümörün damar yapılarına yakın yerleşmesi durumunda büyük damarlara baskı, pıhtı oluşumu veya kanama riski artar. Karaciğer ana damarlarına yayılım gösteren olgularda cerrahi planlama daha karmaşık bir hale gelir ve süreç daha titiz bir biçimde yürütülür.

Uzak organ yayılımı, özellikle hepatoblastomda akciğerlere doğru olabilir. Bu durum tedavi planını değiştirir ve sürecin seyrini etkiler. Tedavi sırasında kullanılan kemoterapi ilaçlarına bağlı bulantı, saç dökülmesi, kan hücrelerinde azalma ve enfeksiyona yatkınlık gibi yan etkiler de süreçte göz önünde bulundurulması gereken durumlardır. Cerrahi sonrası dönemde karaciğer rezervinin yeterli olup olmadığı, yara iyileşmesi ve enfeksiyon riski takip edilir. Düzenli izlem, tüm bu komplikasyonların erken fark edilmesi açısından önemlidir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Çocuğunuzun karın bölgesinde fark ettiğiniz sertlik, şişlik ya da elinizle hissedilen bir kitle varsa zaman kaybetmeden bir çocuk hekimine başvurmanız önemlidir. Bazen bu bulgular bezi değiştirirken, banyo sırasında ya da kucaklarken hissedilir; çoğu zaman çocuk bir şikayetten bahsetmez. Karın çevresinin son haftalarda belirgin biçimde büyüdüğünü düşünüyorsanız, bu değişikliği önemsemeniz gerekir. Erken değerlendirme, sürecin daha geniş seçeneklerle yönetilmesine olanak tanır.

İştahsızlık, kilo alımının duraklaması, sürekli halsizlik, solukluk ve nedeni açıklanamayan ateş gibi bulguların birkaç hafta içinde geçmemesi durumunda da hekime danışmanız gerekir. Çocuğunuzda gözlerin ve cildin sararması, idrar renginin koyulaşması, dışkı renginin açılması gibi karaciğer fonksiyonlarına ilişkin işaretler ortaya çıkıyorsa daha acil bir değerlendirme önemlidir. Ani başlayan şiddetli karın ağrısı, ciltte solukluk ve genel durumda hızlı bozulma varsa en yakın acil servise başvurmanız gerekir.

Ailede karaciğer hastalığı, ailesel polipozis, Beckwith-Wiedemann sendromu gibi tabloların bulunması, çocuğunuzda da düzenli takip için bir gerekçe oluşturur. Bu tür durumlarda hekiminizin önerdiği aralıklarla yapılan ultrasonografi ve kan testleri, olası bir tabloyu erken yakalamak açısından önemlidir. Çocuğunuzun mevcut bir karaciğer hastalığı, hepatit B taşıyıcılığı ya da metabolik bir hastalığı varsa, kontrol randevularını aksatmamanız sürecin sağlıklı yürütülmesine destek olur.

Son Değerlendirme

Çocuklarda karaciğer tümörleri, ailelerin ilk duyduğunda zorlandığı ancak günümüz koşullarında pek çok adımda yol alınabilen bir hastalık grubudur. Erken fark edilmesi, doğru görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilmesi ve deneyimli bir ekip tarafından planlanan kişiye özel bir yaklaşımla yönetilmesi durumunda sürecin seyri belirgin biçimde olumluya çevrilebilir. Karın bölgesindeki değişiklikleri, beslenme alışkanlıklarındaki azalmayı ve genel durumdaki dalgalanmaları önemsemek, doğru zamanda atılmış değerli adımlardır.

Çocuklarda karaciğer tümörleri gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. National Cancer Institute (NCI) — Çocukluk çağı karaciğer kanseri tedavisi (PDQ)cancer.gov/types/liver/hp/child-liver-treatment-pdq
  2. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Hepatoblastomncbi.nlm.nih.gov/books/NBK559104
  3. St. Jude Children's Research Hospital / NCI - MedlinePlus — Çocuklarda karaciğer tümörleri genel bilgimedlineplus.gov/livercancer.html
  4. National Center for Biotechnology Information (PMC) — Pediatrik karaciğer tümörlerinde tanı ve yönetimncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6249021

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Cerrahisi Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

18 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.