Çocuk Romatoloji

Çocuklarda CRMO

Çocuklarda görülen Çocuklarda CRMO, yaşa göre farklı bulgularla seyredebilen önemli bir tablodur. Detaylı bilgi için sayfa içeriğini inceleyin.

Kronik rekürren multifokal osteomyelit, tıp literatüründe kısaca CRMO olarak adlandırılan, çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkan otoinflamatuvar kaynaklı bir kemik hastalığıdır. Enfeksiyöz nedenli klasik osteomyelitten farklı olarak, herhangi bir bakteri ya da mikroorganizma varlığına bağlı gelişmez. Bağışıklık sisteminin doğuştan gelen kolunun düzensiz biçimde etkinleşmesi, kemik dokusunda tekrar eden iltihabi süreçlere yol açar. Hastalığın seyri, sessiz dönemler ile alevlenmelerin birbirini izlediği dalgalı bir tablo çizer. Küçük yaş grubundan ergenlik çağına kadar geniş bir yelpazede karşılaşılabilen bu durum, doğru zamanda tanınmadığında büyüme çağındaki iskelet sistemi üzerinde uzun soluklu izler bırakabilir.

Hastalığın adında yer alan "rekürren" ifadesi, ataklarla seyreden yapıya işaret ederken; "multifokal" ifadesi ise iskelet sisteminin birden fazla noktasında eş zamanlı ya da farklı dönemlerde odak oluşturmasına vurgu yapar. Alt ekstremitelerin uzun kemikleri, klavikula, pelvis, omurga ve mandibula başta olmak üzere pek çok bölge tutulum gösterebilir. Görülme sıklığı yıllık yüz binde bir düzeyinde bildirilse de tanı güçlükleri nedeniyle gerçek rakamların bu değerin üzerinde olduğu düşünülür. Kız çocuklarında biraz daha sık gözlemlendiği bildirilen hastalıkta, ortalama başlangıç yaşı genellikle sekiz ile on iki arasında değişkenlik gösterir.

CRMO'nun altında yatan mekanizmalar günümüzde hâlâ araştırılmaya devam etmektedir. Doğal bağışıklık hücrelerinden salınan sitokinlerin, özellikle interlökin-1 ve tümör nekroz faktörü alfa aracılı yolakların, kemik iliğinde iltihabi hücre birikimine neden olduğu düşünülür. Osteoklast ve osteoblast dengesinin bozulması, kemik yıkımı ve yeniden yapılanma süreçleri arasındaki uyumu olumsuz etkiler. Genetik yatkınlığın rolü üzerinde durulmakta; LPIN2, IL1RN ve FBLIM1 gibi genlerdeki değişikliklerin ilişkili sendromik formlarla bağlantısı bilimsel çalışmalarda ortaya konulmaktadır. Ancak vakaların büyük bölümü, tanımlanmış tek bir genetik değişikliğe bağlanamayan sporadik formlardan oluşur.

Klinik tabloda en öne çıkan yakınma, sinsi başlangıçlı ve zaman içinde tekrarlayan kemik ağrısıdır. Ağrının, gece uykudan uyandıracak nitelikte olması, dinlenmekle tam olarak azalmaması ve haftalar boyunca sürmesi ayırıcı özellikler arasındadır. Etkilenen bölgede hassasiyet, hafif şişlik ve bazen yerel ısı artışı gözlemlenebilir. Alt ekstremite tutulumunda topallama, omurga tutulumunda duruş bozukluğu, mandibula tutulumunda ise çene şişliği ve çiğneme güçlüğü ön plana çıkabilir. Ateşin olmayışı ya da düşük seviyelerde seyretmesi, enfeksiyöz osteomyelitten ayrımda önemli bir ipucu olarak kabul edilir.

Hastalığın çocuk yaş grubunda görülmesi, tanısal süreci daha da hassas hâle getirir. Küçük çocuklarda ağrının yerini tam olarak tarif edememesi, huzursuzluk, yürüyüşte tutukluk ve oyun oynamaktan kaçınma gibi dolaylı bulgularla karşılaşılabilir. Ergenlerde ise okul devamsızlığı, spor performansında düşüş ve kronik yorgunluk gibi tabloya eşlik eden yakınmalar dikkat çeker. Bu nedenle nedeni belirlenemeyen uzun süreli kemik ağrılarında CRMO olasılığının akılda tutulması, gecikmiş tanının önüne geçmede kritik önem taşır.

Tanı sürecinde laboratuvar bulguları çoğu durumda özgül olmayan sonuçlar verir. Sedimentasyon hızı ve C-reaktif protein değerlerinde hafif ile orta düzeyde yükselmeler saptanabilir; ancak bu bulgular normal aralıkta da kalabilir. Beyaz küre sayısı genellikle normal seyreder. Kan kültürlerinde üreme olmaması, hastalığın enfeksiyöz kökenli olmadığını destekleyen önemli bir veri sunar. Otoantikor panelleri de çoğu vakada negatif sonuç verir. Bu nedenle laboratuvar tetkikleri tek başına tanı koydurucu değil, ayırıcı tanıyı destekleyici bir role sahiptir.

Görüntüleme yöntemleri, CRMO tanısında yol gösterici temel araçlar arasında yer alır. Direkt radyografide etkilenen bölgede litik lezyonlar, çevresinde sklerotik reaksiyon ve yeni kemik oluşumu gözlemlenebilir. Ancak erken dönemde direkt grafi bulguları silik kalabilir. Manyetik rezonans görüntüleme, kemik iliği ödemini yüksek duyarlılıkla ortaya koyduğundan hem tanı hem de takip sürecinde tercih edilen yöntem olarak öne çıkar. Tüm vücut MR incelemesi, klinik olarak semptom vermeyen sessiz odakların saptanmasına olanak tanır ve multifokal tutulumun ortaya konulmasında belirleyici katkı sağlar. Sintigrafik incelemeler de yaygın tutulum haritasının çıkarılmasında yardımcı olur.

Ayırıcı tanıda üzerinde titizlikle durulması gereken durumların başında bakteriyel osteomyelit gelir. Bunun yanı sıra Ewing sarkomu, osteoid osteoma, langerhans hücreli histiositoz, lösemik kemik tutulumu ve lenfoma gibi neoplastik süreçler de benzer görüntüleme özellikleri gösterebilir. Bu ayrımın kesinleştirilmesi için seçilmiş vakalarda kemik biyopsisi gerekebilir. Histopatolojik inceleme çoğunlukla kronik iltihabi hücre infiltrasyonu, plazma hücreleri ve zaman içinde gelişen fibrozis ile sklerozu ortaya koyar. Biyopside malignite ya da mikroorganizma bulgusunun saptanmaması, CRMO tanısının güçlenmesine katkıda bulunur.

Hastalık bazı vakalarda izole biçimde seyrederken; bazı durumlarda deri, bağırsak ve eklem tutulumu ile birlikte ortaya çıkabilir. Palmoplantar püstülozis, psoriazis, akne konglobata ve hidradenitis süpürativa gibi cilt bulgularının eşlik ettiği tablolar, SAPHO sendromu adı verilen ilişkili durumu düşündürür. İnflamatuvar bağırsak hastalıkları ile birliktelik de literatürde tanımlanmıştır. Bu nedenle CRMO tanısı alan çocuklarda deri, sazaltma sistemi ve eklem muayenesinin ayrıntılı biçimde yapılması, olası ilişkili durumların erken saptanması açısından önem taşır.

Uzun kemiklerin metafiz bölgeleri, hastalığın en sık yerleştiği anatomik alanlar olarak öne çıkar. Tibia, femur ve fibula distal ile proksimal uçları başta olmak üzere; klavikula tutulumu da tanısal açıdan tipik bir bulgu kabul edilir. Klavikulanın tek taraflı şişliği, çocukluk çağında sıkça karşılaşılmayan bir tablo olduğundan, hekimi CRMO açısından uyaran önemli bir ipucudur. Vertebra tutulumu ise vertebra plana adı verilen basıklaşmaya yol açabilir ve omurga deformitesi riskini beraberinde getirir. Bu yerleşim özelliklerinin bilinmesi, görüntüleme raporlarının doğru yorumlanmasında belirleyici rol oynar.

Hastalığın yönetiminde amaç, iltihabi süreci kontrol altına almak, ağrıyı azaltmak, iskelet sisteminin uzun dönem sağlığını korumak ve büyüme çağındaki çocuğun yaşam kalitesini yükseltmektir. İlk basamak yaklaşımda nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar önemli bir yer tutar; naproksen ve indometasin gibi ajanlarla önemli oranda vakada belirtilerin gerilediği bildirilmiştir. Yanıt alınamayan ya da yaygın tutulum gösteren durumlarda, ikinci basamak seçenekler olarak bifosfonatlar, metotreksat, sulfasalazin ve kortikosteroidler değerlendirilir. Dirençli tablolarda ise interlökin-1 ve tümör nekroz faktörü alfa hedefli biyolojik ajanlar gündeme gelebilir.

Bifosfonat grubundan pamidronat, özellikle omurga tutulumu ya da yaygın kemik ağrısı olan vakalarda tercih edilen bir seçenek olarak öne çıkar. Kemik yıkımını yavaşlatıcı etkisi sayesinde ağrının azalmasına ve vertebra yüksekliğinin korunmasına destek olur. Biyolojik ajanların seçiminde ise multidisipliner bir değerlendirme belirleyicidir. Çocuk romatoloji uzmanı, çocuk ortopedisti, radyolog ve gerektiğinde çocuk enfeksiyon hekiminin katıldığı ortak değerlendirmeler, hastaya özgü en uygun yaklaşımın belirlenmesine olanak tanır. İlaç seçimi kadar süre planlaması, yan etki takibi ve doz ayarlamaları da sürecin sürdürülebilirliği açısından önem taşır.

Fizik tedavi ve rehabilitasyon süreci, ilaç yaklaşımının tamamlayıcı bir parçası olarak değerlendirilir. Eklem hareket açıklığının korunması, kas gücünün desteklenmesi ve postür bozukluklarının önlenmesi için bireyselleştirilmiş programlar planlanır. Özellikle uzun süreli hareket kısıtlılığı yaşayan çocuklarda kas atrofisinin önüne geçilmesi, iyileşme sürecine belirgin katkı sağlar. Psikososyal destek de göz ardı edilmemesi gereken bir alandır; uzun süreli ağrı ve tekrarlayan hastane başvuruları, çocuğun ruhsal iyilik hâlini olumsuz etkileyebilir. Aile eğitimi, okul rehber öğretmenleri ile iletişim ve akran ilişkilerinin sürdürülmesine yönelik destekler, bütüncül yaklaşımın bileşenleri arasında yer alır.

Hastalığın uzun dönem seyri değişkenlik gösterir. Bazı çocuklarda tek bir alevlenme dönemi ardından uzun süreli sessizlik dönemi gözlemlenirken; bazılarında tekrarlayan ataklarla seyreden bir süreç görülebilir. Ergenlik sonrası dönemde birçok hastada ataklar seyrekleşir; ancak erişkin yaşa taşınan formlar da literatürde tanımlanmıştır. Erken tanı, uygun yaklaşım ve düzenli takip; kalıcı deformite, boy farklılığı, patolojik kırık ve kronik ağrı riskinin azaltılmasına katkı sağlar. Bu nedenle çocuk romatoloji polikliniğinde düzenli kontrol randevularının aksatılmaması, hem klinik hem de radyolojik takibin sürdürülmesi büyük önem taşır.

Ailelere yönelik bilgilendirme sürecinde, hastalığın bulaşıcı olmadığı, bağışıklık sisteminin düzensiz bir yanıtından kaynaklandığı ve doğru bir izlemle çocuğun günlük yaşamını sürdürebileceği açıkça ifade edilir. Beslenme alışkanlıklarının dengeli olması, yeterli D vitamini ve kalsiyum alımının sağlanması, kemik sağlığının desteklenmesi açısından önerilen genel yaklaşımlar arasında yer alır. Yaşa uygun fiziksel etkinliklerin sürdürülmesi, hem iskelet gelişimi hem de ruhsal iyilik hâli için değerli bir katkı sunar. Yüksek etkili sporlardan alevlenme dönemlerinde uzak durulması, ağrının kontrolü açısından uygun bir davranış olarak değerlendirilir.

Koru Hastanesi çocuk romatoloji birimi, kronik rekürren multifokal osteomyelit tanısı ve izlemi konusunda deneyimli hekim kadrosu ile hizmet sunar. Tüm vücut manyetik rezonans görüntülemenin uygulanabildiği radyoloji altyapısı, laboratuvar donanımı ve multidisipliner konsültasyon olanakları, hastalığın erken evrede fark edilmesine ve bireysel özelliklere uygun bir izlem planının oluşturulmasına imkân tanır. Uzun süreli kemik ağrısı, açıklanamayan topallama, tekrarlayan eklem şişlikleri ya da nedeni belirsiz gece ağrıları söz konusu olduğunda, çocuk romatoloji değerlendirmesinin planlanması sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından yararlı olur.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu