Çocuk Cerrahisi

Çocuklarda Aganglionik Megakolon (Hirschsprung)

Çocuklarda Aganglionik Megakolon (Hirschsprung), sık karşılaşılan bir tablodur ve farklı yaş gruplarında değişik şekillerde ortaya çıkabilir. Detaylı bilgi için sayfa içeriğini inceleyin.

Çocuklarda aganglionik megakolon, halk arasında daha çok Hirschsprung hastalığı olarak bilinen ve kalın bağırsağın belirli bir bölümünde sinir hücrelerinin doğuştan eksik olmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Bu eksiklik nedeniyle bağırsağın etkilenen bölümü kasılıp gevşeyemez ve dışkının ilerlemesi zorlaşır. Sonuç olarak bağırsakta tıkanıklığa benzer bir tablo gelişir; üstteki kısım giderek genişler, gaz ve dışkı birikir, bebek ya da çocuk ciddi kabızlık ve karın şişliği yaşar.

Hastalık genellikle yenidoğan döneminde fark edilir. İlk 48 saat içinde mekonyumunu çıkaramayan bebekler, doktorların aklına bu tabloyu getiren öncelikli gruptur. Bazı çocuklarda ise belirtiler daha hafif olduğu için tanı geç çocukluk dönemine kadar gecikebilir. Erken tanı, hem kritik öneme sahip komplikasyonların önüne geçilmesi hem de bağırsak işlevlerinin uzun vadede daha iyi seyretmesi açısından gereklidir. Bu yazıda hastalığın kimlerde görüldüğü, nasıl belirti verdiği, nedenleri, tanı süreci ve dikkat edilmesi gereken noktalar sade bir dille ele alınmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Aganglionik megakolon, yaklaşık 5.000 canlı doğumda bir görülen ve çocukluk çağının önemli bağırsak hastalıkları arasında yer alan bir tablodur. Erkek bebeklerde kız bebeklere göre belirgin biçimde daha sık karşılaşılır; bu oran ortalama dört katına kadar çıkabilir. Hastalığın ailede başka bireylerde de görülmüş olması, yeni doğan bebekteki riski artıran etkenlerden biridir. Özellikle hastalığın uzun segment biçimini taşıyan ailelerde, kardeşlerde tekrar görülme olasılığı daha yüksek olabilir.

Bu hastalığa yakalanan çocukların önemli bir bölümünde başka doğumsal sorunlar da eşlik edebilir. Bu eşlikçi tablolar arasında sıklıkla karşılaşılan durumlar şunlardır:

  • Down sendromu (21. kromozomun fazladan bulunduğu genetik durum)
  • Doğumsal kalp anomalileri
  • İdrar yolu ve böbrek anomalileri
  • Waardenburg sendromu gibi nadir nöral krista bozuklukları
  • Merkezi sinir sistemini etkileyen bazı genetik sendromlar

Bu nedenle tanı sırasında çocuğun yalnızca bağırsak sistemi değil, diğer organ sistemleri de detaylı şekilde değerlendirilir. Hastalık genellikle yenidoğan döneminde belirti verse de her olgu aynı tabloyla başvurmaz. Olguların yaklaşık yüzde sekseni ilk bir ay içinde fark edilirken, daha hafif seyirli olgularda tanı bebeklik döneminden çıkıp süt çocukluğu ya da okul çağına kadar uzayabilir. Geç tanı alan çocuklarda kronik kabızlık, büyüme geriliği ve karın şişliği uzun süre boyunca ailenin gözünden kaçabilen ipuçlarıdır. Bu yüzden inatçı kabızlığı olan ve klasik yaklaşımlara yanıt vermeyen çocuklarda bu hastalık mutlaka akla getirilir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Yenidoğan döneminde en dikkat çeken bulgu, bebeğin doğumu izleyen ilk 48 saat içinde mekonyum adı verilen ilk dışkısını çıkaramamasıdır. Sağlıklı bebeklerin büyük çoğunluğu bu süre içinde mekonyumunu yapar. Aganglionik megakolonlu bebeklerde ise bağırsak hareketleri yetersiz olduğu için bu süreç uzar. Beraberinde karında belirgin şişlik, beslenme güçlüğü, safralı (sarı-yeşil renkli) kusma ve huzursuzluk görülebilir. Karın o kadar gergin hale gelebilir ki bebeğin nefes alıp vermesi bile zorlaşabilir.

Süt çocuğu ve daha büyük çocuklarda klinik tablo biraz farklılaşır. Bu yaş grubunda inatçı kabızlık ön plandadır. Çocuk haftalarca, hatta aylarca düzenli dışkılayamayabilir; lavman ya da fitil gibi dış yardımlarla bağırsak boşaltılabilir. Karın sürekli şiş görünür, iştah azalır, beslenme sorunları yaşandığı için kilo alımı yavaşlar. Bazı çocuklarda demir eksikliği anemisi (kansızlık) gelişir; cilt soluk görünür ve halsizlik dikkat çekebilir. Aileler bu süreçte çoğu zaman uzun bir kabızlık öyküsüyle hekime başvurur.

Hastalığın bulgu listesinde dikkat edilmesi gereken bazı önemli işaretler bulunur. Aşağıdaki belirtiler hekim değerlendirmesini gerektirir:

  • İlk 48 saat içinde mekonyum çıkışı olmaması
  • Yenidoğanda yeşil renkli, safralı kusmalar
  • Karında belirgin ve giderek artan şişlik
  • Aylar süren, ilaca dirençli inatçı kabızlık
  • Büyüme ve kilo alımında belirgin gerilik
  • Kötü kokulu, ishale benzer ani dışkılamalar

Bazı çocuklarda tablo aniden ağırlaşabilir. Karın çok şişer, ateş yükselir, bebek halsizleşir ve kötü kokulu sulu dışkılama başlar. Bu durum enterokolit (bağırsak iltihabı) adı verilen ciddi bir komplikasyonun habercisidir ve acil değerlendirme gerektirir. Aileler kabızlıkla seyreden bir çocukta birden ortaya çıkan ishal ve ateşi yanıltıcı bulabilir; ancak bu tablo, hastalığın seyrindeki en kritik dönemlerden birine işaret edebilir. Bu nedenle bilinen tanısı olan ya da şüphelenilen çocuklarda bu bulgular hafife alınmamalıdır.

Nedenleri Nelerdir?

Aganglionik megakolonun temelinde, bağırsak duvarındaki ganglion hücrelerinin (bağırsak hareketlerini düzenleyen sinir hücreleri) gelişmemiş olması yatar. Anne karnındaki gelişim sürecinde bu hücreler, normalde yemek borusundan başlayarak kalın bağırsağın sonuna kadar göç eder ve bağırsak hareketlerini düzenleyen sinir ağını oluşturur. Hirschsprung hastalığında bu göç süreci bir noktada durur. Hücrelerin ulaşamadığı bölge ise kasılıp gevşeme yeteneğini kaybeder. Etkilenen segment çoğunlukla makata yakın bölgede yer alır.

Hastalığın gelişiminde genetik etkenlerin önemli bir payı vardır. Bugüne kadar yapılan araştırmalar, bağırsak sinir gelişiminden sorumlu çeşitli genlerdeki değişikliklerin bu tabloya yol açabildiğini göstermiştir. RET geni bu genler arasında en iyi tanımlanmış olanıdır. Ailesinde Hirschsprung hastalığı bulunan bebeklerde risk artar; ancak ailede hiçbir öykü olmadan da hastalık ortaya çıkabilir. Bu durum, hastalığın çoğu zaman birden fazla genetik ve çevresel etkenin birleşimiyle geliştiğini düşündürür.

Bazı sendromların eşlik etmesi, hastalığın altında yatan genetik zemine işaret eder. Down sendromu, Waardenburg sendromu ve bazı nadir nöral krista bozuklukları bu eşlikçiler arasında sayılabilir. Bu sendromların varlığı, hastalığın seyrini ve cerrahi planlamayı doğrudan etkileyebilir. Ailelerin başka çocuk düşünmeleri durumunda genetik danışmanlık almaları, sonraki bebeklerde riskin daha doğru tahmin edilebilmesi açısından önemlidir.

Hastalıkta etkilenen bağırsak uzunluğu kişiden kişiye değişir. En sık görülen biçim, makata yakın kısa bir segmentin etkilendiği klasik tiptir. Daha az sıklıkta tüm kalın bağırsağı, hatta ince bağırsağın bir bölümünü kapsayan uzun segment ve total kolonik biçimler görülür. Etkilenen alanın uzunluğu, belirtilerin şiddetini ve uygulanacak cerrahi yaklaşımı belirleyen temel etkenlerden biridir.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı süreci, ayrıntılı bir öykü ve fizik muayene ile başlar. Doktor öncelikle bebeğin doğum sonrası mekonyum çıkışını, beslenme düzenini, kusma öyküsünü ve karın muayenesindeki bulguları değerlendirir. Daha büyük çocuklarda kabızlığın ne zaman başladığı, kullanılan ilaçlara verdiği yanıt, büyüme gelişme öyküsü ve aile hikayesi sorgulanır. Karında gerginlik, dışkı kitlelerinin elle hissedilmesi ve rektal muayene sırasında dışkının kapatılmış gibi görünmesi hekimin dikkatini çekebilir.

Tanıyı destekleyen ve yönlendiren bazı görüntüleme ve özel testler kullanılır. Bu yöntemler şunlardır:

  • Düz karın grafisinde genişlemiş bağırsak halkalarının görülmesi
  • Baryumlu kolon grafisinde dar segment ile genişlemiş bölgenin geçiş noktasının saptanması
  • Anal manometri (makat çevresindeki kas basıncını ölçen test) ile iç sfinkter gevşeme refleksinin değerlendirilmesi
  • Rektal biyopsi ile bağırsak duvarındaki sinir hücrelerinin varlığının incelenmesi

Rektal biyopsi, hastalığın doğrulanmasında kesin tanı sağlar. Bu işlemde makattan alınan küçük bir doku örneğinde ganglion hücrelerinin bulunup bulunmadığı patolojik olarak değerlendirilir. Ganglion hücrelerinin yokluğu ve bazı özel boyamalarda sinir liflerinde artışın görülmesi, tanıyı belirleyici biçimde destekler. Yenidoğanlarda emme biyopsisi adı verilen, anestezi gerektirmeyen bir yöntemle bu örnekleme yapılabilir. Daha büyük çocuklarda tam kalınlık biyopsiye gerek duyulabilir.

Görüntüleme yöntemleri tek başına kesin tanı koymak için yeterli olmasa da hastalığın yaygınlığını anlamak ve cerrahi planı oluşturmak açısından değerlidir. Baryumlu kolon grafisi, etkilenmemiş bağırsağın nerede başladığını gösterir. Bu bilgi, ameliyatta ne kadar bağırsağın çıkarılacağına dair önemli bir yol göstericidir. Anal manometri ise özellikle daha büyük çocuklarda kronik kabızlığın ayırıcı tanısında işe yarar; iç sfinkterin gevşememesi hastalığın tipik bulgusudur.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Hastalığın en korkulan komplikasyonu Hirschsprung ile ilişkili enterokolittir. Bu tablo, bağırsak içinde dışkı ve bakterilerin birikmesi sonucu gelişen şiddetli bir iltihaplanmadır. Yüksek ateş, karında belirgin şişlik, kötü kokulu sulu dışkılama, kusma ve genel durum bozukluğu ile kendini gösterir. Hızlı seyredebilir ve müdahale edilmediğinde kan dolaşımına bakteri geçişine yol açabilir. Bu nedenle bilinen tanılı bir çocukta bu bulguların gelişmesi acil bir durumdur ve vakit kaybetmeden hastaneye başvurulması gerekir.

Uzun süre tanı almayan çocuklarda büyüme ve gelişme geriliği önemli bir sorun haline gelir. Bağırsak hareketlerinin yeterli olmaması iştahı azaltır, beslenmeyi bozar ve besin emilimini etkiler. Çocuk yaşıtlarına göre daha az kilo alır, boy artışı yavaşlar ve demir eksikliği gibi beslenmeye bağlı sorunlar gelişebilir. Karındaki kalıcı şişlik, çocuğun günlük yaşamını ve okul döneminde sosyal ilişkilerini de olumsuz etkileyebilir.

Cerrahi yaklaşım sonrasında da bazı komplikasyonlar görülebilir. Anastomoz (bağırsak birleştirme bölgesi) adı verilen alanda darlık gelişebilir, kabızlık tekrarlayabilir veya bağırsak kontrolünde geçici sorunlar yaşanabilir. Bazı çocuklarda ameliyat sonrası enterokolit atakları görülmeye devam edebilir. Bu nedenle düzenli kontroller ve uzun süreli takip büyük önem taşır. Çocuğun cerrahi sonrası beslenmesi, dışkılama düzeni ve büyüme parametreleri yakından izlenmelidir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Yenidoğan bebeğinizin doğumdan sonraki ilk iki gün içinde mekonyum yapmamış olması, mutlaka değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Bebeğinizin karnı belirgin biçimde şişiyor, beslenmeyi reddediyor, yeşilimsi kusma yapıyor ya da huzursuzluk dikkat çekici düzeydeyse bu bulguları beklemeden hekime başvurmanız gerekir. Yenidoğan döneminde belirtiler hızla ilerleyebildiği için zaman kazanmak son derece önemlidir.

Daha büyük çocuğunuzda haftalarca süren, klasik kabızlık önerilerine ve ilaçlara yanıt vermeyen kabızlık varsa konunun derinlemesine araştırılması gerekir. Karnında sürekli şişlik bulunması, kilo alımında belirgin gerilik yaşanması ve uzun aralıklarla, çok zorlanarak dışkılaması durumlarında bir çocuk cerrahisi ya da çocuk gastroenterolojisi uzmanından görüş almanız yerinde olur. Aile öykünüzde Hirschsprung hastalığı bulunuyorsa hekiminizi bu konuda bilgilendirmeniz önemlidir.

Bilinen tanısı olan veya şüphelenilen bir çocukta ani gelişen yüksek ateş, kötü kokulu sulu dışkılama, karında hızlı büyüyen şişlik veya genel durumda belirgin bozulma varsa bu acil bir tablo olabilir. Böyle durumlarda gözlem süresi uzatılmamalı, en yakın sağlık kuruluşuna ulaşmak öncelikli olmalıdır. Erken müdahale, hem komplikasyon riskini azaltır hem de iyileşme sürecinin daha sorunsuz ilerlemesine zemin hazırlar.

Son Değerlendirme

Çocuklarda aganglionik megakolon, doğru zamanda fark edildiğinde yönetimi belirgin biçimde daha kolay olan bir hastalıktır. Yenidoğan döneminde mekonyum çıkışı, beslenme düzeni ve karın bulguları gibi basit gözlemler tanının kapısını aralayabilir. Daha büyük çocuklarda inatçı kabızlık, büyüme geriliği ve karın şişliği uzun süre üzerinde durulmayı hak eder. Çağdaş cerrahi yaklaşımlarla çocukların büyük çoğunluğu sağlıklı bir bağırsak işleyişine kavuşur ve yaşıtları gibi büyüyüp gelişebilir.

Koru Hastanesi Çocuk Cerrahisi bölümünde uzman hekimlerimiz, çocuklarda aganglionik megakolon (hirschsprung) gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Çocuk Cerrahisi Doktorlarımız

Bu alanda deneyimli uzman hekimlerimizle yanınızdayız

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Hirschsprung hastalığı nedir, nasıl bir şey?
Hirschsprung (aganglionik megakolon), bağırsakların son kısmında dışkıyı ilerletmeye yarayan sinir hücrelerinin eksik olması durumudur. Bu yüzden bağırsak hareketleri düzgün çalışmaz ve dışkı birikerek tıkanıklığa yol açar.
Bebeğimde Hirschsprung olduğunu nasıl anlarım, belirtileri neler?
En belirgin işaret, bebeğin doğduktan sonraki ilk 48 saat içinde kakasını yapamamasıdır. Ayrıca karın şişliği, sürekli kusma ve kabızlık gibi durumlar da hastalığın habercisi olabilir.
Hirschsprung hastalığı bulaşıcı mı?
Hayır, Hirschsprung hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir. Mikroplarla veya dışarıdan gelen bir durumla alakası yoktur, tamamen doğuştan gelen yapısal bir durumdur.
Bu hastalık kalıtsal mı, çocuğumdan torunuma geçer mi?
Genellikle genetik bir yatkınlığı vardır, yani ailede varsa görülme ihtimali biraz daha artabilir. Ancak her zaman doğrudan geçişli değildir, bazen kendiliğinden de ortaya çıkabilir.
Hirschsprung hastalığı ölümcül mü?
Eğer tedavi edilmezse bağırsak tıkanıklığı ciddi enfeksiyonlara yol açabileceği için tehlikeli olabilir. Ancak erken teşhisle ve uygun tedavilerle çoğu çocuk sağlıklı bir hayat sürebilir.
Hirschsprung hastalığı geçer mi, tedavisi var mı?
Bu durum kendiliğinden geçmez, genellikle cerrahi müdahale (ameliyat) gerektirir. Ameliyatla sinir hücresi olmayan bağırsak kısmı çıkarılır ve sağlıklı olan kısım anüse bağlanır.
Ameliyattan sonra çocuk normal bir hayat yaşayabilir mi?
Ameliyat sonrası çoğu çocuk normal bir hayat sürer ve bağırsak hareketleri düzene girer. Bazı çocuklarda bir süre kabızlık veya ishal gibi sorunlar devam edebilir ama bunlar genellikle zamanla azalır.
Hangi durumlarda hemen acile gitmeliyim?
Bebeğin karnı aşırı şişmişse, sürekli safralı (yeşilimsi) kusuyorsa, ateşi yükselmişse veya dışkı yapamadığı için huzursuzluğu çok artmışsa vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.
Hirschsprung olan bir çocuk özel bir diyet uygulamalı mı?
Ameliyat sonrası doktorunuzun önerdiği bir beslenme düzeni olabilir. Genellikle lifli gıdalar ve bol su tüketimi bağırsakların rahatlamasına yardımcı olur, ancak bunu mutlaka takip eden doktorla konuşmalısınız.
Doğal yöntemler veya bitkisel çaylar bu hastalığa iyi gelir mi?
Bu hastalık sinir hücresi eksikliğiyle ilgili olduğu için bitkisel yöntemlerle iyileşmesi mümkün değildir. Yanlış uygulamalar bağırsak tıkanıklığını daha da kötüleştirebilir, bu yüzden tıbbi tedavi şarttır.
Hamilelikte bu hastalığı önlemek mümkün mü?
Hirschsprung hastalığı anne karnındaki gelişim sürecinde oluşan bir durumdur ve önlenmesi için bilinen özel bir yöntem yoktur. Gebelik takibinde rutin kontrollerin yapılması en sağlıklı yoldur.
Büyük çocuklarda veya yetişkinlerde bu hastalık görülür mü?
Genellikle bebeklik döneminde fark edilir, ancak çok hafif vakalar bazen atlanabilir ve çocukluk döneminde kronik kabızlık şikayetiyle teşhis edilebilir. Yetişkinlerde görülmesi çok nadirdir.
Hirschsprung hastalığı stresle tetiklenir mi?
Stres sindirim sistemini etkileyebilir ancak Hirschsprung hastalığının temel sebebi sinir hücresi eksikliğidir. Yani stres hastalığa neden olmaz veya onu başlatmaz.
Vitamin veya mineral eksikliği bu hastalığı yapar mı?
Hayır, vitamin veya mineral eksikliği bu hastalığa yol açmaz. Hastalık, bağırsakların gelişimi sırasındaki yapısal bir farklılıktan kaynaklanır.
Bu hastalığı olan bir çocuk spor yapabilir mi?
İyileşme süreci tamamlandıktan sonra çocuklar normal spor aktivitelerine katılabilirler. Fiziksel aktiviteler bağırsak hareketliliği için genellikle faydalı bile olabilir.
Ameliyat sonrası dışkı kaçırma gibi sorunlar olur mu?
Ameliyat sonrası ilk dönemlerde tuvalet alışkanlığı kazanma süreci biraz zaman alabilir. Çoğu çocuk zamanla normal tuvalet kontrolünü kazanır, ancak bazı durumlarda doktor desteği gerekebilir.
WhatsApp Online Randevu