Göğüs Hastalıkları

Bronşiyal Karsinoid Tümörler

Kişinin yaşına ve genel durumuna göre farklı seyir gösterebilen bir hastalıktır. Tanı süreci ve dikkat edilmesi gerekenlere göz atın.

Bronşiyal karsinoid tümörler, akciğerlerin hava yollarını döşeyen özelleşmiş hücrelerden köken alan, görece yavaş seyirli nöroendokrin tümörler arasında yer alır. Akciğer kanserleri içinde küçük bir oranı temsil etse de hem genç yaş gruplarında görülebilmesi hem de uzun süre sessiz kalabilmesi nedeniyle önem taşır. Bu tümörler tipik karsinoid ve atipik karsinoid olmak üzere iki temel başlık altında değerlendirilir; bu ayrım hastalığın seyri ve izlenecek yol açısından belirleyici unsurdur.

Hastalığın ilk dönemlerinde belirtiler çoğu zaman bir bronşite, dirençli öksürüğe ya da astıma benzetilebilir. Bu nedenle teşhis bazen aylar, hatta yıllar gecikebilir. Oysa erken dönemde fark edilen bronşiyal karsinoid tümörlerin seyri büyük ölçüde olumludur. Aşağıdaki bölümlerde bu tümörlerin kimlerde daha sık görüldüğü, hangi belirtilerle kendini gösterdiği, tanı sürecinin nasıl ilerlediği ve hangi durumlarda hekime başvurmanın gerektiği gündelik bir dille ele alınacaktır.

Kimlerde Görülür?

Bronşiyal karsinoid tümörler diğer akciğer kanserlerinden farklı olarak daha geniş bir yaş aralığında karşımıza çıkabilir. Özellikle tipik karsinoid alt tipi, çoğunlukla 40-60 yaş aralığındaki bireylerde görülmekle birlikte 20'li ve 30'lu yaşlardaki kişilerde de tanı konulabilir. Bu yönüyle akciğerde rastlanan ve sigara öyküsüyle bağlantısı zayıf olabilen az sayıda tümör grubundan biri olarak öne çıkar. Kadın ve erkeklerde benzer sıklıkta görüldüğü kabul edilir.

Atipik karsinoid alt tipi ise genellikle daha ileri yaşlarda ve sigara öyküsü bulunan bireylerde daha sık karşımıza çıkar. Yine de hiç sigara içmemiş kişilerde de bu tümörlerin gelişebildiği unutulmamalıdır. Aile öyküsünde nöroendokrin tümör bulunan, özellikle Multipl Endokrin Neoplazi tip 1 (MEN-1) adı verilen kalıtsal sendroma sahip kişilerde risk belirgin biçimde artar. Bu nedenle aile öyküsü bulunan bireylerin düzenli kontrollerini aksatmaması önerilir.

Risk profili çoğunlukla şu başlıklarda toplanır:

  • Multipl Endokrin Neoplazi tip 1 (MEN-1) sendromu taşıyan bireyler
  • Aile öyküsünde nöroendokrin tümör bulunanlar
  • Uzun yıllar sigara kullanan kişiler (özellikle atipik tip için)
  • Geçmişte uzun süreli, dirençli akciğer enfeksiyonları yaşamış olanlar
  • Kronik bronşit veya tekrarlayan zatürre öyküsü bulunanlar

Tüm bu risk faktörleri tek başına hastalığın gelişeceği anlamına gelmez. Ancak risk grubunda yer alan kişilerin, açıklanamayan öksürük, kan tükürme veya tekrarlayan akciğer enfeksiyonu gibi şikayetlerini hafife almaması önemli olur. Erken dönemde başvuru, tanı sürecini hızlandıran temel unsurlardan biridir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Bronşiyal karsinoid tümörlerin belirtileri tümörün yerleşim yerine ve büyüklüğüne göre değişkenlik gösterir. Merkezi yerleşimli, yani büyük hava yollarına yakın tümörler genellikle daha erken belirti verir. Çünkü bu tümörler hava akışını kısmen tıkayabilir, mukus birikimine yol açabilir ve tekrarlayan enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. Çevresel yerleşimli tümörler ise uzun süre sessiz seyredebilir ve çoğu zaman başka bir nedenle çekilen göğüs grafisinde tesadüfen fark edilir.

En sık karşılaşılan belirti, haftalarca hatta aylarca süren ve tedaviye dirençli olan inatçı öksürüktür. Bu öksürüğe zaman zaman kan tükürme (hemoptizi) eşlik edebilir. Tükürülen kan miktarı genellikle az olur; ancak tekrarlaması durumunda mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Hırıltılı solunum, nefes darlığı ve göğüste tek taraflı bir baskı hissi de bildirilen şikayetler arasındadır.

Bazı bronşiyal karsinoid tümörler hormon benzeri maddeler salgılayarak karsinoid sendrom adı verilen klinik tabloya neden olabilir. Bu durum akciğer kaynaklı karsinoidlerde sindirim sistemi kaynaklı olanlara göre daha az görülür, ancak yaşandığında hayat kalitesini belirgin biçimde etkiler. Karsinoid sendromda yüzde ani kızarma, ishal atakları, çarpıntı ve hırıltılı solunum birlikte bulunabilir.

Sık karşılaşılan şikayetler şu şekilde özetlenebilir:

  • Aylarca süren ve geçmeyen kuru veya balgamlı öksürük
  • Tekrarlayan zatürre veya bronşit atakları
  • Balgamda zaman zaman kan görülmesi
  • Hırıltılı solunum ve nefes darlığı
  • Göğüste belli belirsiz bir ağrı ya da baskı hissi
  • Karsinoid sendromda yüzde kızarma ve sıcak basması

Nedenleri Nelerdir?

Bronşiyal karsinoid tümörlerin oluşumunda tek bir nedenden söz etmek mümkün değildir. Akciğerlerin hava yollarında, nöroendokrin sistemin parçası olan ve hormon benzeri maddeler salgılayan özelleşmiş hücreler bulunur. Bu hücrelerin genetik yapısında zamanla meydana gelen değişiklikler, kontrolsüz çoğalmayı tetikleyerek tümör gelişimine zemin hazırlar. Süreç çoğu zaman yıllar boyunca yavaş yavaş ilerler ve bu yönüyle agresif akciğer kanserlerinden ayrılır.

Genetik yatkınlık bu tablo içinde belirgin bir yer tutar. Özellikle MEN-1 sendromu olarak bilinen kalıtsal hastalık, hem akciğerde hem de pankreas, hipofiz, paratiroid gibi farklı organlarda nöroendokrin tümör gelişme riskini artırır. Bu sendromu taşıyan bireylerde bronşiyal karsinoidler, hastalığın ilk göstergelerinden biri olabilir. Bu nedenle aile öyküsünde benzer tablolar bulunanlarda genetik danışmanlık değerlendirilebilir.

Sigara kullanımı tipik karsinoid alt tipinde belirleyici bir rol üstlenmez; ancak atipik karsinoidlerde sigaranın katkısı daha belirgin kabul edilir. Uzun süreli pasif sigara teması, hava kirliliği, mesleki olarak radon, asbest gibi maddelere maruz kalma da hava yolu hücrelerinde kümülatif bir hasara yol açabilir. Bu hasar, hücrelerin yenilenme süreçlerini bozarak kontrolsüz çoğalmayı kolaylaştırabilir. Tüm bu nedenler birlikte değerlendirildiğinde, bronşiyal karsinoidlerin çok faktörlü bir zeminden beslendiği görülür.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı süreci genellikle hastanın şikayetlerinin ayrıntılı biçimde dinlenmesiyle başlar. Göğüs hastalıkları uzmanı, öksürüğün süresini, balgamın özelliğini, kan tükürme öyküsünü, geçmiş enfeksiyonları ve sigara kullanımını sorgular. Fizik muayenede akciğer seslerinin değerlendirilmesi önemlidir; ancak bronşiyal karsinoidlerde muayene bulguları çoğu zaman silik kalır. Bu nedenle görüntüleme yöntemleri ön plana çıkar.

İlk basamakta genellikle akciğer grafisi çekilir. Bu görüntüleme bazı tümörleri gösterse de küçük veya hava yolu içine yerleşmiş tümörlerin grafide saptanması zor olabilir. Bu nedenle şüphe sürdüğünde toraks bilgisayarlı tomografi (BT) istenir. BT, tümörün yerini, büyüklüğünü ve çevre dokularla ilişkisini ayrıntılı biçimde ortaya koyar. Gerekli durumlarda manyetik rezonans (MR) ve pozitron emisyon tomografisi (PET-BT) tabloyu tamamlar.

Kesin tanı için en değerli yöntem bronkoskopidir. Bu işlemde ince ve esnek bir kamera hava yollarına ilerletilerek tümör doğrudan görüntülenir ve aynı anda biyopsi alınabilir. Alınan parça patoloji laboratuvarında incelenir; tipik mi atipik karsinoid mi olduğu, hücrelerin bölünme hızı gibi özellikler bu incelemeyle belirlenir. Kan ve idrar tetkiklerinde bazı nöroendokrin belirteçler değerlendirilebilir; bu testler özellikle karsinoid sendrom şüphesinde yol gösterici olur.

Tanı sürecinde sık başvurulan yöntemler şunlardır:

  • Ayrıntılı öykü alma ve fizik muayene
  • Akciğer grafisi ve toraks bilgisayarlı tomografisi
  • Bronkoskopi ve eş zamanlı biyopsi
  • Patolojik inceleme ile alt tip ayrımı
  • Gerekli durumlarda PET-BT ve nöroendokrin belirteç testleri

Komplikasyonlar Nelerdir?

Bronşiyal karsinoid tümörler yavaş seyirli olsalar da gözden kaçırıldıklarında çeşitli sorunlara yol açabilir. En sık karşılaşılan komplikasyonlardan biri, tümörün hava yolunu daraltmasına bağlı tekrarlayan akciğer enfeksiyonlarıdır. Aynı bölgede sürekli tekrarlayan zatürre tabloları, altta yatan bir tıkanıklığın ilk işareti olabilir. Zamanla tıkanan bronşun gerisindeki akciğer dokusu havalanamaz hale gelir ve atelektazi adı verilen sönme tablosu gelişebilir.

Tümörden kaynaklanan kanamalar bir diğer önemli sorundur. Çoğunlukla hafif düzeyde olan bu kanamalar, balgamda kan şeklinde kendini gösterir. Nadiren daha belirgin kanamalar yaşanabilir ve acil müdahale gerektirebilir. Karsinoid sendrom gelişen hastalarda ise çarpıntı, ishal, yüzde kızarma gibi şikayetler hayat kalitesini olumsuz etkiler. Uzun dönemde kalp kapakçıklarında yapısal değişiklikler de bildirilebilir.

Atipik karsinoid alt tipi, tipik karsinoide göre daha yüksek oranda lenf bezlerine ve uzak organlara yayılma eğilimi gösterir. Karaciğer, kemik ve beyin yayılımları seyrek de olsa görülebilir. Bu nedenle tanı konulduktan sonra hastalığın tüm vücutta nereye kadar ilerlediğini değerlendirmek üzere ek görüntülemeler planlanır. Erken evrede yakalanan tümörlerin seyri büyük ölçüde olumlu olduğundan, komplikasyonlardan korunmanın en güçlü adımı belirtilerin geciktirilmeden değerlendirilmesidir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Üç haftadan uzun süren ve tedaviye yanıt vermeyen öksürüğünüz varsa bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurmanız önerilir. Bu süre, basit viral enfeksiyonların büyük ölçüde gerilediği bir aralık olduğundan, devam eden öksürük altta yatan başka bir nedeni düşündürebilir. Aynı şekilde balgamınızda zaman zaman kan görüyorsanız, miktarı az olsa bile bu durumu önemsemeniz ve mutlaka değerlendirme yaptırmanız gerekir.

Tekrarlayan zatürre veya bronşit atakları geçiriyorsanız, özellikle bu enfeksiyonlar hep akciğerin aynı bölgesinde tekrarlıyorsa hekime başvurmanız önemlidir. Aynı bölgedeki tekrarlayan enfeksiyonlar, hava yolunda bir tıkanıklığın habercisi olabilir. Bunun yanı sıra giderek belirginleşen nefes darlığı, hırıltılı solunum, açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik gibi belirtiler de değerlendirilmeyi gerektirir.

Eğer ailenizde nöroendokrin tümör öyküsü ya da MEN-1 sendromu tanısı bulunuyorsa, belirgin şikayetiniz olmasa bile düzenli kontrollerinizi aksatmamanız büyük önem taşır. Yüzde ani kızarma, çarpıntı, ishal atakları gibi şikayetler tekrarlıyorsa karsinoid sendrom ihtimali açısından değerlendirme yaptırmanız uygun olur. Erken başvuru, hem tanı sürecini hızlandırır hem de izlenecek yolun daha rahat planlanmasına katkı sağlar.

Son Değerlendirme

Bronşiyal karsinoid tümörler, yavaş seyirli yapıları sayesinde erken fark edildiğinde olumlu bir gidişat sunabilen nöroendokrin tümörlerdir. Ancak belirtilerinin sık görülen akciğer hastalıklarıyla benzerlik göstermesi, tanının gecikmesine yol açabilir. İnatçı öksürük, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, balgamda kan ve açıklanamayan nefes darlığı gibi şikayetlerin ciddiye alınması, tabloyu doğru zamanda aydınlatmanın en güvenilir yoludur. Tipik ve atipik alt tip ayrımı, görüntüleme yöntemleri ve patolojik inceleme bir arada değerlendirildiğinde, her hasta için kişiye özel bir yol haritası oluşturulabilir.

Bronşiyal karsinoid tümörler gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. StatPearls / NCBI — Bronchial Carcinoid Tumorsncbi.nlm.nih.gov/books/NBK564399/
  2. American Cancer Society — Lung Carcinoid Tumorcancer.org/cancer/types/lung-carcinoid-tumor.html
  3. MedlinePlus — Carcinoid Tumorsmedlineplus.gov/carcinoidtumors.html

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Göğüs Hastalıkları Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

22 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.