Vertigo, toplumda son derece yaygın görülen bir semptom olup yaşam boyu prevalansı %20-30 arasında değişmektedir. Epidemiyolojik veriler, acil servis başvurularının yaklaşık %3-5'inin baş dönmesi şikâyetiyle gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Kadınlarda erkeklere kıyasla 2-3 kat daha sık görülen vertigo, özellikle 60 yaş üzerinde belirgin bir artış göstermekte ve ileri yaş grubunda düşme ile ilişkili morbiditenin en önemli nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Benign paroksismal pozisyonel vertigo (BPPV) tüm vertigo vakalarının %20-30'unu teşkil ederken, vestibüler migren kronik vertigonun en sık nedeni olarak öne çıkmaktadır. Vertigo türlerinin ve risk faktörlerinin doğru anlaşılması, tedavi yaklaşımının belirlenmesinde kritik öneme sahiptir.
Vertigo Nedir ve Nasıl Sınıflandırılır?
Vertigo, kişinin kendisinin veya çevresinin döndüğü ya da hareket ettiği yanılsaması olarak tanımlanır. Bu durum, vestibüler sistem adı verilen denge organındaki patolojilerin sonucunda ortaya çıkar. Vestibüler sistem; iç kulaktaki semisirküler kanallar, utrikül ve sakkulden oluşan periferik komponent ile vestibüler çekirdekler, serebellum ve korteks bağlantılarından oluşan santral komponentten meydana gelir.
Vertigo temel olarak iki ana gruba ayrılır:
- Periferik vertigo: İç kulak veya vestibüler sinir kaynaklı olup tüm vertigo vakalarının %80-85'ini oluşturur. Genellikle ani başlangıçlı, şiddetli ama kendini sınırlayan niteliktedir. Eşlik eden işitme kaybı veya tinnitus olabilir.
- Santral vertigo: Beyin sapı veya serebellum kaynaklı patolojilerle ilişkilidir. Periferik vertigo kadar şiddetli olmayabilir ancak hayatı tehdit eden durumların habercisi olabilmesi nedeniyle dikkatli değerlendirilmesi gerekir.
Periferik Vertigo Türleri
Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV)
BPPV, en sık görülen periferik vertigo nedenidir ve tüm vertigo vakalarının yaklaşık %20-30'unu oluşturur. Patofizyolojisinde otokonial partiküller (kalsiyum karbonat kristalleri) rol oynar. Normalde utrikül ve sakkulde bulunan bu kristaller, çeşitli nedenlerle koparak semisirküler kanallara yerleşir ve baş hareketleri sırasında endolenf akımını bozarak vertigo ataklarına yol açar.
BPPV, etkilenen kanala göre alt tiplere ayrılır:
- Posterior kanal BPPV (%85-90): En sık görülen tiptir. Dix-Hallpike manevrası ile tanı konulur. Yukarı atımlı, torsiyonel nistagmus gözlenir. Epley manevrası ile tedavi edilir ve başarı oranı tek seansta %80'in üzerindedir.
- Horizontal (lateral) kanal BPPV (%5-10): Supin pozisyonda baş sağa-sola çevrildiğinde ortaya çıkan horizontal nistagmus ile karakterizedir. Supine roll test ile tanı konulur. Geotropik tip (kanalolitiazis) ve apogeotropik tip (kupulolitiazis) olarak ikiye ayrılır. Lempert (BBQ) manevrası veya Gufoni manevrası tedavide kullanılır.
- Anterior kanal BPPV (nadir, %1-2): En az görülen tiptir. Dix-Hallpike manevrası sırasında aşağı atımlı nistagmus gözlenir. Nadir görülmesi nedeniyle santral patolojilerle karışabilir ve dikkatli değerlendirme gerektirir.
BPPV'nin patofizyolojisinde iki farklı mekanizma tanımlanmıştır:
- Kanalolitiazis: Otokonial partiküllerin kanal lümeni içinde serbest halde yüzmesi durumudur. Vakaların büyük çoğunluğunu oluşturur. Baş hareketi ile partiküller yer değiştirir ve endolenf akımı bozularak kupula stimüle olur. Repozisyon manevraları ile etkili şekilde tedavi edilir.
- Kupulolitiazis: Otokonial partiküllerin kupulaya yapışması durumudur. Bu durumda kupula ağırlaşır ve yerçekimine duyarlı hale gelir. Tedavisi kanalolitiazise göre daha zordur ve daha fazla seans gerektirebilir.
Vestibüler Nörit
Vestibüler nörit, vestibüler sinirin akut inflamasyonu sonucu gelişen, ani başlangıçlı şiddetli vertigo ile karakterize bir tablodur. İkinci en sık periferik vertigo nedenidir ve genellikle viral bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkar. Herpes simpleks virüs tip 1 (HSV-1) reaktivasyonu en çok suçlanan etiyolojik ajandır.
Klinik olarak hasta, saatler içinde gelişen şiddetli dönel vertigo, bulantı, kusma ve denge bozukluğu ile başvurur. Önemli bir nokta, işitme kaybının eşlik etmemesidir; bu özellik vestibüler nöriti labirentten ayıran temel kriterdir. Labirentte ise vertigo ile birlikte sensörinöral işitme kaybı tabloya eşlik eder.
Ramsay-Hunt sendromu (herpes zoster otikus), vestibüler nörit ile karışabilen önemli bir antitedir. Varisella-zoster virüsünün (VZV) genikulat gangliondan reaktivasyonu sonucu gelişir. Kulak kepçesinde veziküler döküntü, fasiyal sinir paralizisi, vertigo ve işitme kaybı ile kendini gösterir. Bu tablo, basit vestibüler nöritten farklı olarak antiviral tedavi gerektirir.
Meniere Hastalığı
Meniere hastalığı, iç kulakta endolenfatik hidrops (endolenf sıvısının birikmesi) ile karakterize kronik bir vestibüler bozukluktur. Prevalansı yaklaşık 200/100.000 olup genellikle 40-60 yaş arasında başlar. Klasik klinik tablo dört temel bulgudan oluşur:
- Epizodik vertigo: 20 dakika ile 12 saat arasında süren, tekrarlayan dönel baş dönmesi atakları. Ataklar öncesinde kulakta dolgunluk hissi prodromal belirti olabilir.
- Tinnitus: Genellikle etkilenen tarafta düşük frekanslı uğultu veya çınlama şeklinde duyulur. Atak sırasında şiddeti artar.
- Dalgalanan sensörinöral işitme kaybı: Başlangıçta düşük frekanslarda kayıp vardır ve ataklar arasında düzelme gözlenebilir. Hastalık ilerledikçe kayıp kalıcı hale gelir ve tüm frekanslara yayılır.
- Aural dolgunluk (fullness): Etkilenen kulakta basınç veya dolgunluk hissi atakları önceler veya eşlik eder.
Tanıda Barany Derneği kriterleri kullanılır; kesin tanı için en az iki 20 dakika ile 12 saat arası süren vertigo atağı, etkilenen kulakta dokümante edilmiş düşük-orta frekans sensörinöral işitme kaybı, etkilenen kulakta dalgalanan semptomlar (işitme kaybı, tinnitus, dolgunluk) ve başka bir vestibüler tanı ile açıklanamaması gerekir.
Vestibüler Migren
Vestibüler migren, kronik tekrarlayan vertigonun en sık nedenidir ve genel popülasyonda prevalansı %1-2,7 arasında değişmektedir. Migren hastalarının yaklaşık %30-50'sinde vestibüler semptomlar eşlik edebilir. Kadınlarda erkeklere göre 5 kat daha sık görülür.
Barany Derneği ve Uluslararası Baş Ağrısı Derneği (IHS) tarafından belirlenen tanı kriterlerine göre kesin vestibüler migren tanısı için şunlar gereklidir:
- En az 5 vestibüler atak: Orta veya şiddetli yoğunlukta, 5 dakika ile 72 saat arası süren vestibüler semptomlar.
- Migren öyküsü: Aktif veya geçmiş migren hikâyesi (ICHD kriterlerine göre).
- Migren bulguları: Vestibüler atakların en az yarısında migrene özgü bulguların eşlik etmesi (tek taraflı zonklayıcı baş ağrısı, fotofobi, fonofobi veya görsel aura).
- Dışlama: Başka bir vestibüler veya ICHD tanısı ile daha iyi açıklanamaması.
Vestibüler migrenin ayırt edici özelliği, vertigonun baş ağrısı olmaksızın da ortaya çıkabilmesidir. Hastaların önemli bir kısmında vertigo atağı sırasında tipik migren baş ağrısı bulunmaz ve bu durum tanıyı zorlaştırabilir.
Santral Vertigo Nedenleri
Serebellar İnme ve Kanama
Serebellar vasküler olaylar, hayatı tehdit eden acil durumlar arasında yer alır ve mutlaka periferik vertigodan ayrılması gerekir. Posterior inferior serebellar arter (PICA) ve anterior inferior serebellar arter (AICA) tıkanıklıkları izole vertigo ile prezente olabilir ve klinik olarak vestibüler nöriti taklit edebilir. Serebellar kanama ise hızla ilerleyerek beyin sapı basısına, hidrosefali ve ölüme yol açabilir.
Serebellar inmenin periferik vertigodan ayrımı hayati önem taşır. Hasta yürüyemiyorsa, şiddetli baş ağrısı eşlik ediyorsa, nistagmus atipik ise veya ek nörolojik bulgular varsa santral etiyoloji düşünülmelidir.
Multipl Skleroz (MS)
Multipl skleroz hastalarının %20'sinde vertigo hastalığın ilk belirtisi olabilir. Beyin sapı ve serebellumda yerleşen demiyelinizan plaklar, vestibüler yolları etkileyerek santral tipte vertigo, nistagmus ve denge bozukluğuna yol açar. Genç hastalarda açıklanamayan vertigo durumunda MS akılda tutulmalıdır.
Akustik Nörinom (Vestibüler Schwannom)
Akustik nörinom, sekizinci kranial sinirin vestibüler dalından köken alan benign bir tümördür. Yıllık insidansı yaklaşık 1-2/100.000'dir. Yavaş büyüyen bir tümör olması nedeniyle akut vertigo yerine genellikle progresif tek taraflı işitme kaybı ve dengesizlik ile kendini gösterir. Tanıda altın standart gadolinyumlu MRG görüntülemedir.
HINTS Protokolü: Acilde Periferik-Santral Ayrımı
HINTS (Head Impulse, Nystagmus, Test of Skew) protokolü, acil serviste akut vestibüler sendromun periferik mi yoksa santral kaynaklı mı olduğunu ayırt etmek için kullanılan üç bileşenli bir yatak başı muayene yöntemidir. Araştırmalar, HINTS protokolünün santral vertigo tanısında erken dönem difüzyon ağırlıklı MRG'den bile daha duyarlı olduğunu göstermiştir (%97'ye karşı %83).
- Head Impulse Test (HIT): Hastanın başı hızlı bir şekilde yanlara çevrilir ve gözlerin sabitlenme refleksi değerlendirilir. Periferik lezyonda etkilenen tarafa çevirme sonrası düzeltici sakkad görülür (pozitif test). Normal bir HIT (negatif test) akut vestibüler sendromda santral patolojiyi düşündürür ve tehlike işaretidir.
- Nistagmus değerlendirmesi: Periferik lezyonda nistagmus genellikle tek yönlüdür ve bakış yönüyle karakteri değişmez. Santral patolojide ise yön değiştiren nistagmus (bakış yönüne göre yön değiştiren) veya saf vertikal/torsiyonel nistagmus gözlenir.
- Test of Skew (Alternan örtme testi): Her iki göz sırasıyla kapatılıp açıldığında vertikal deviasyon aranır. Skew deviasyonu varlığı santral patolojiye işaret eder ve periferik vestibüler hastalıkta görülmez.
Üç testten herhangi birinin santral patolojiye işaret etmesi durumunda hasta acil görüntüleme ve nörolojik değerlendirme için yönlendirilmelidir.
Risk Faktörleri
Vertigo gelişiminde çok sayıda risk faktörü tanımlanmıştır. Bu faktörlerin bilinmesi, hem koruyucu yaklaşımlar hem de etyolojik araştırma açısından önem taşır:
- İleri yaş: Vestibüler sistem yaşla birlikte dejenerasyona uğrar. Saçlı hücre sayısı ve vestibüler sinir lifleri progresif olarak azalır. 70 yaş üzerinde vertigo prevalansı %30'un üzerine çıkar.
- Kardiyovasküler hastalık: Hipertansiyon, ateroskleroz ve atriyal fibrilasyon gibi durumlar posterior dolaşım yetmezliğine yol açarak santral vertigo riskini artırır. Vertebrobaziler yetmezlik ileri yaş grubunda önemli bir santral vertigo nedenidir.
- Diabetes mellitus: Mikrovasküler hasar yoluyla hem iç kulak hem de vestibüler sinir fonksiyonlarını olumsuz etkiler. Diyabetik hastalarda BPPV riski 1,7 kat artmıştır.
- Migren: Migren hastalarında vestibüler disfonksiyon riski genel popülasyona göre 2-3 kat artmıştır. Migren, aynı zamanda BPPV ve Meniere hastalığı ile de anlamlı birliktelik gösterir.
- Ototoksik ilaçlar: Özellikle aminoglikozid grubu antibiyotikler (gentamisin, streptomisin) vestibüler saçlı hücrelerde irreversibl hasar oluşturur. Gentamisin bilateral vestibulopati yapabilen en sık ajandır. Ayrıca yüksek doz furosemid, sisplatin ve salisilat gibi ilaçlar da ototoksik etki gösterir.
- Kafa travması: Travma sonrası BPPV en sık karşılaşılan vestibüler sekeldir. Otokoni kristallerinin travmatik olarak kopması mekanizmasıyla gelişir. Ayrıca temporal kemik kırıklarında labirentin hasar ve perilenfatik fistül gelişebilir.
- Osteoporoz: BPPV ile osteoporoz arasında anlamlı bir ilişki gösterilmiştir. Kemik metabolizması bozukluğu otokoni yapısını etkiler; osteoporotik hastalarda otokoni dejenerasyonu hızlanır ve BPPV riski artar. D vitamini eksikliği de bu mekanizmada rol oynamaktadır.
- Kadın cinsiyet: Hormonal faktörler nedeniyle kadınlarda vertigo genel olarak daha sık görülür. Özellikle menstrüel döngü, gebelik ve menopoz dönemlerinde vertigo ataklarında artış bildirilmiştir.
Belirtiler ve Klinik Bulgular
Vertigo türüne göre semptomlar farklılık göstermekle birlikte, ortak ve ayırt edici özellikler şöyle sıralanabilir:
- Dönel baş dönmesi: Kişinin kendisinin veya çevresinin döndüğü hissi vertigonun kardinal semptomudur. BPPV'de saniyeler-dakikalar, Meniere'de saatler, vestibüler nöritte günler sürer.
- Bulantı ve kusma: Periferik vertigo atakları genellikle belirgin otonomik semptomlarla seyreder. Santral vertigo ise daha az otonomik belirti verir.
- Nistagmus: İstemsiz, ritmik göz hareketleri vertigo ile hemen daima birlikte bulunur. Periferik nistagmus tek yönlü, santral nistagmus çok yönlü veya saf vertikal olabilir.
- İşitme değişiklikleri: Meniere hastalığında dalgalanan işitme kaybı, tinnitus ve aural dolgunluk beklenir. BPPV ve vestibüler nöritte işitme normaldir.
- Denge bozukluğu: Akut atakta hasta ayakta duramayabilir. Periferik lezyonda hasta lezyon tarafına düşme eğilimindeyken, serebellar lezyonda herhangi bir yöne düşme görülebilir.
- Baş ağrısı: Vestibüler migrende şiddetli baş ağrısı eşlik edebilir. Serebellar kanamada ani başlayan şiddetli oksipital ağrı alarm bulgusu olarak değerlendirilmelidir.
Tanı Yöntemleri
Vertigo tanısında ayrıntılı anamnez ve muayene en kritik adımdır. Kullanılan başlıca tanı yöntemleri şunlardır:
- Dix-Hallpike manevrası: Posterior kanal BPPV'nin tanı testi olup hastanın otururken hızla supin pozisyona alınmasıyla provoke edilen nistagmusun gözlenmesi esasına dayanır.
- Supine roll test: Horizontal kanal BPPV tanısında kullanılır. Supin pozisyonda hastanın başı sağa ve sola çevrilir, horizontal nistagmus aranır.
- Videonistagmografi (VNG): Nistagmusun infrared kameralarla kayıt altına alınarak analiz edilmesi yöntemidir. Spontan, pozisyonel ve kalorik test sonuçları değerlendirilir.
- Odyolojik testler: Saf ses odyometrisi ve konuşma odyometrisi ile işitme kaybının tipi ve derecesi belirlenir. Meniere hastalığında düşük frekans kaybı karakteristiktir.
- Kranial MRG: Santral patoloji şüphesinde, akustik nörinom araştırmasında ve atipik prezentasyonlarda endikedir. Gadolinyumlu inceleme altın standarttır.
- BT anjiyografi: Posterior dolaşım inme şüphesinde vasküler patolojinin değerlendirilmesinde kullanılır.
- Elektrokokleografi (ECoG): Meniere hastalığında endolenfatik hidropsun elektrofizyolojik kanıtını araştırmak için kullanılır.
Ayırıcı Tanı
Vertigo ayırıcı tanısında dikkat edilmesi gereken başlıca durumlar şunlardır:
- Ortostatik hipotansiyon: Ayağa kalkma ile ilişkili presenkop hissi olup gerçek vertigodan farklıdır. Pozisyonel kan basıncı ölçümü ile ayrılır.
- Kardiyak aritmiler: Atriyal fibrilasyon, bradikardi veya taşiaritmi presenkop ve baş dönmesi yapabilir. EKG ve Holter monitorizasyonu gerekebilir.
- Anksiyete ve panik bozukluk: Kronik baş dönmesi yakınmalarının önemli bir kısmında psikojenik etiyoloji mevcuttur. Persistan postüral-perseptüel baş dönmesi (PPPD) yeni tanımlanan bir fonksiyonel vestibüler bozukluktur.
- Superior semisirküler kanal dehissansı: Kemik defekti nedeniyle gelişen vertigo, osillopsi ve otofoni ile karakterize nadir bir durumdur. Yüksek çözünürlüklü temporal kemik BT ile tanı konulur.
- Perilenfatik fistül: İç kulak membranlarında yırtılma sonucu gelişir. Öksürme, hapşırma veya Valsalva manevrası ile provoke olan vertigo ve işitme kaybı tipiktir.
Tedavi Yaklaşımları
Vertigo tedavisi etiyolojiye yönelik olarak planlanır:
- BPPV tedavisi: Kanala özgü repozisyon manevraları birincil tedavidir. Posterior kanal için Epley manevrası, horizontal kanal için Lempert (BBQ) manevrası veya Gufoni manevrası uygulanır. İlaç tedavisi endike değildir. Dirençli vakalarda posterior kanal oklüzyonu veya singular nörektomi cerrahi seçeneklerdir.
- Vestibüler nörit tedavisi: Akut dönemde vestibüler süpresanlar (dimenhidrinat, metoklopramid) kısa süreli kullanılır. Kortikosteroid tedavisinin (metilprednizolon) vestibüler fonksiyon iyileşmesini hızlandırdığına dair kanıtlar mevcuttur. En önemli tedavi yaklaşımı erken dönemde başlanan vestibüler rehabilitasyon egzersizleridir.
- Meniere hastalığı tedavisi: Basamaklı yaklaşım uygulanır. İlk basamakta tuz kısıtlaması ve betahistin tedavisi yer alır. Medikal tedaviye yanıt alınamayan vakalarda intratimpanik gentamisin enjeksiyonu veya endolenfatik kese cerrahisi uygulanır. Son çare olarak labirentektomi veya vestibüler nörektomi düşünülür.
- Vestibüler migren tedavisi: Atak tedavisinde triptanlar ve vestibüler süpresanlar kullanılır. Profilakside beta-blokerler (propranolol), topiramad, amitriptilin ve valproat seçenekleri mevcuttur. Yaşam tarzı değişiklikleri (tetikleyicilerden kaçınma, düzenli uyku, stres yönetimi) önemlidir.
- Santral vertigo tedavisi: Altta yatan nedenin tedavisi esastır. Serebellar inme acil nörolojik müdahale gerektirir. MS hastalarında hastalık modifiye edici tedaviler uygulanır.
Komplikasyonlar
Vertigo ve vertigo tedavisine bağlı olarak çeşitli komplikasyonlar gelişebilir:
- Düşme ve travma: Özellikle ileri yaş grubunda vertigo ile ilişkili düşmeler kalça kırığı, kafa travması ve diğer ciddi yaralanmalara neden olabilir. İleri yaşta vertigo, düşmeye bağlı mortaliteyi anlamlı şekilde artırır.
- Kronik dengesizlik: Vestibüler nörit veya labiren sonrası yetersiz kompansasyon gelişirse kronik dengesizlik tablosu ortaya çıkabilir.
- Kalıcı işitme kaybı: Meniere hastalığının ileri evrelerinde progresif ve geri dönüşümsüz işitme kaybı gelişir.
- Psikiyatrik komorbidite: Kronik vertigo hastalarında anksiyete, depresyon ve agorafobi gibi psikiyatrik bozukluklar sıklıkla eşlik eder.
- Santral vertigo komplikasyonları: Serebellar inme veya kanama zamanında tanınamazsa beyin sapı herniasyonu ve ölüm gibi katastrofik sonuçlar doğurabilir.
Korunma ve Önleme
Vertigo riskini azaltmak ve tekrarları önlemek için çeşitli stratejiler uygulanabilir:
- D vitamini ve kalsiyum desteği: BPPV tekrarını azaltmada D vitamini eksikliğinin düzeltilmesinin etkili olduğu randomize kontrollü çalışmalarla gösterilmiştir. Özellikle D vitamini düzeyi düşük hastalarda yıllık tekrar oranı anlamlı şekilde azalır.
- Kardiyovasküler risk faktörlerinin kontrolü: Hipertansiyon, dislipidemi ve diyabetin etkin yönetimi hem periferik hem de santral vertigo riskini azaltır.
- Ototoksik ilaçlardan kaçınma: Aminoglikozid kullanımı sırasında vestibüler fonksiyonların izlenmesi ve mümkün olduğunca alternatif antibiyotiklerin tercih edilmesi önerilir.
- Vestibüler rehabilitasyon: Vestibüler hipofonksiyon sonrası santral kompansasyonu destekleyen egzersiz programları kronik dengesizliği önlemede etkilidir.
- Migren profilaksisi: Vestibüler migren hastalarında düzenli profilaktik tedavi atakların sıklığını ve şiddetini azaltır.
- Düşme önleme programları: İleri yaş grubunda ev güvenliği düzenlemeleri, denge egzersizleri ve uygun ayakkabı kullanımı vertigo ile ilişkili düşmeleri azaltır.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Vertigo semptomlarının büyük çoğunluğu periferik kaynaklı ve iyi huylu olmakla birlikte, bazı durumlar acil tıbbi değerlendirme gerektirir:
- Ani başlayan şiddetli vertigo ile birlikte baş ağrısı: Serebellar kanama veya inmenin habercisi olabilir ve acil görüntüleme gerektirir.
- Çift görme, konuşma bozukluğu veya yutma güçlüğü: Bu bulgular beyin sapı patolojisine işaret eder ve derhal nörolojik değerlendirme yapılmalıdır.
- Tek taraflı işitme kaybının eşlik ettiği vertigo: Akustik nörinom veya labirent gibi spesifik patolojilerin dışlanması gerekir.
- Yürüyememe veya ciddi denge kaybı: Serebellar tutulumu düşündüren bu bulgu acil değerlendirme endikasyonudur.
- Tekrarlayan ataklarda artış: Mevcut tedavinin yetersiz kaldığı veya yeni bir patolojinin geliştiği düşünülmeli ve tedavi planı gözden geçirilmelidir.
- Bilinç değişikliği: Vertigo ile birlikte bilinç kaybı veya konfüzyon gelişmesi santral sinir sistemi acilini düşündürür.
Son olarak, vertigo birçok farklı patolojinin ortak semptomu olabilen, geniş bir ayırıcı tanı yelpazesine sahip bir klinik tablodur. Periferik ve santral nedenlerin doğru ayrımı, tedavi stratejisinin belirlenmesinde ve hayatı tehdit eden durumların atlanmamasında kritik öneme sahiptir. BPPV gibi iyi huylu nedenlerin yanı sıra serebellar vasküler olaylar gibi acil müdahale gerektiren durumların farkında olmak, hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri açısından büyük önem taşımaktadır. Risk faktörlerinin bilinmesi ve HINTS protokolü gibi yatak başı muayene yöntemlerinin doğru uygulanması, vertigo yönetiminin temel taşlarıdır. Her vertigo atağı ciddiye alınmalı ve uygun değerlendirme ile doğru tedaviye yönlendirilmelidir.
Koru Hastanesi Kulak Burun Boğaz bölümünde uzman hekimlerimiz, bu alandaki en güncel tanı ve tedavi yöntemlerini uygulayarak hastalarımıza kapsamlı sağlık hizmeti sunmaktadır. Detaylı bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçebilirsiniz.









