Asistoli, kalpte elektriksel aktivitenin tamamen yokluğu ile karakterize ölümcül bir kardiyak arrest ritmidir. EKG'de düz çizgi (flatline) görüntüsü ile tanımlanan asistoli, kardiyak arrestin şoklanamayan ritm grubunda yer alır ve kardiyak arrestin en kötü prognozlu ritmidir. Sağ kalım olasılığı oldukça düşüktür ve genellikle ileri evre kardiyak arrest tablosunu yansıtır. Hızlı tanı, kaliteli kardiyopulmoner resüsitasyon (CPR) ve geri çevrilebilir nedenlere yönelik müdahale süreç yönetiminin temel başlığıdır.
Asistolinin sıklıkla diğer kardiyak arrest ritmlerinden (ventriküler fibrilasyon, ventriküler taşikardi, nabızsız elektriksel aktivite) ilerleyerek geliştiği bilinir. İlk dakikalarda tanımlanan ritm sıklıkla ventriküler fibrilasyon olsa da müdahale gecikirse asistoliye dönüşebilir. Bu nedenle erken müdahale prognoz açısından temel önem taşır. Multidisipliner ekip yaklaşımı, ileri yaşam desteği algoritmaları ve geri çevrilebilir nedenlerin agresif yönetimi süreç yönetiminde belirleyici bir rol üstlenir.
Asistoli Kimlerde Daha Sık Görülür?
Asistoli açısından bazı klinik durumlar belirgin risk taşır.
İleri yaş bireyler süreçte yüksek risk taşır. İleri yaş hastalarda kardiyak arrest sırasında asistoli daha sık karşılaşılır. Bu durum, ileri yaşta atriyoventriküler iletim sisteminde dejenerasyon, sinoatriyal düğüm fonksiyon bozukluğu, eşlik eden çoklu komorbid hastalıklar ve azalmış kardiyak rezerv ile ilişkili olabilir.
İleri evre kalp hastalığı tanılı bireyler süreçte risk taşır. İleri evre kalp yetmezliği (özellikle son evre), ileri iskemik kardiyomyopati, ileri kapak hastalıkları, terminal kardiyak hastalıklar ve uzun süreli kardiyak disfonksiyon asistoli gelişimine zemin hazırlayabilir.
Geç tanımlanan kardiyak arrest olguları süreçte yer alır. Hastane dışı kardiyak arrest olgularında geç müdahale, yetersiz erken CPR ve geç defibrilasyon sürecinde başlangıçtaki ventriküler fibrilasyon asistoliye dönüşebilir.
İleri evre sepsis ve septik şok süreçte risk taşır. Çoklu organ disfonksiyonu, ileri vazoplejik şok, refrakter hipotansiyon ve sistemik kollaps asistoli gelişimine yol açabilir.
Hastane içi kardiyak arrest olgularında asistoli, ventriküler fibrilasyondan daha sık karşılaşılan ritmlerden biridir. Bu olgular sıklıkla altta yatan ciddi tıbbi hastalığı olan, çoklu organ disfonksiyonu gösteren, immün baskılanmış ve eşlik eden çoklu komorbid hastalıkları olan bireylerdir.
İleri evre kronik böbrek hastalığı, son evre karaciğer hastalığı, ileri evre kronik akciğer hastalığı ve ileri evre kanser süreçte yer alır.
İleri hiperkalemi süreçte temel nedenlerdendir. Serum potasyum düzeyinin 7-8 mEq/L üzerine çıkması progresif EKG değişikliklerine (P dalga kaybı, QRS genişlemesi, sinüsoidal dalga) ve sonunda asistoliye yol açabilir.
İleri asit-baz bozuklukları (özellikle ileri metabolik asidoz) süreçte yer alır. pH 7.0 altına düşmesi miyokard kontraktilitesini ve elektriksel stabiliteyi belirgin biçimde olumsuz etkiler.
İleri hipoksi ve hiperkapni süreçte yer alır. Solunum yetmezliği, hava yolu obstrüksiyonu, masif aspirasyon ve ARDS süreçte rol oynar.
İleri hipotermi süreçte yer alır. Vücut iç ısısının 28°C altına düşmesi ile asistoli gelişebilir.
Vagal tonus artışı süreçte yer alır. Vagal stimülasyon (cerrahi sırasında peritoneal traksiyon, glob basısı, karotid sinüs basısı, endotrakeal intübasyon, yutma refleksi), valsalva manevrası ve diğer vagal aktivasyon nedenleri asistoliye yol açabilir.
İlaç toksisitesi süreçte yer alır. Beta-blokerler (özellikle yüksek doz), kalsiyum kanal blokerleri (özellikle non-dihidropiridin grubu - verapamil, diltiazem), digoksin toksisitesi, antikolinesteraz ilaçlar, opioidler (özellikle yüksek doz), sedatifler ve trisiklik antidepresanlar süreçte yer alır.
İleri hipovolemi (masif kanama, ağır dehidratasyon) süreçte yer alabilir.
Akut masif pulmoner emboli süreçte yer alır.
Kardiyak tamponad süreçte yer alır.
Tansiyon pnömotoraks süreçte yer alır.
Akut miyokard infarktüsü (özellikle ileri sol ana koroner arter tıkanıklığı, geniş anterior MI) süreçte yer alabilir.
Travma süreçte yer alabilir. Künt veya penetran göğüs travması, masif kanama ve nörolojik travma sürecinde gelişebilir.
Submersiyon ve boğulma sürecinde özellikle uzun süreli su altında kalma sonrasında asistoli gelişebilir.
Elektrik çarpması (özellikle yüksek voltaj) süreçte yer alır.
Yenidoğan döneminde asistoli yer alabilir. Mekonyum aspirasyonu, perinatal asfiksi ve neonatal kardiyak arrest süreçte yer alır.
İleri evre maligniteler ve son dönem hastalıkları olan bireyler kardiyak arrest sırasında daha sık asistoli ile başvurur.
Asistoli Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Asistoli klinik bulguları kardiyak arrestin bulgularıdır.
Ani bilinç kaybı süreçte temel klinik bulgudur. Hastalar yaklaşık 10-15 saniye içinde bilincini kaybeder.
Nabız alınamaması süreçte temel bulgulardandır. Karotid, femoral ve diğer büyük arterlerde nabız palpe edilmez.
Solunum yokluğu süreçte yer alır. Bazı hastalarda agonal solunum (gasping) erken dönemde görülebilir. Agonal solunum etkin değildir ve solunum yokluğu ile eşdeğer değerlendirilir.
Soluk veya siyanotik renk değişikliği süreçte yer alır. Sistemik perfüzyon yokluğu nedeniyle deri rengi belirgin biçimde değişir.
Sistemik perfüzyon bulguları (kapiller dolum süresi, deri sıcaklığı, idrar çıkışı) tamamen kaybolur.
Pupiller midriyatik (genişlemiş) hale gelir. Işık refleksi kaybolur. Pupil değişiklikleri yaklaşık 30-60 saniye içinde gelişir.
EKG bulguları süreçte tanısaldır. Düz çizgi (flatline) görüntüsü süreçte temel bulgudur. P dalgası, QRS kompleksi veya T dalgası yoktur.
Bazı olgularda P dalga asistolisi (P dalgalarının korunduğu, QRS kompleksinin olmadığı) süreçte yer alabilir. Bu durum ileri AV blok ile ilişkili olabilir.
İnce amplitüdlü ventriküler fibrilasyon (fine VF) asistoli ile karışabilir. Bu nedenle ritm değerlendirmesi öncesi monitör bağlantıları kontrol edilmeli, kazanç (gain) artırılmalı ve birden fazla derivasyonda ritm değerlendirilmelidir.
Asistolinin diğer ritmlerden ayrımı tedavi yaklaşımını belirler.
Yatak başı ultrason süreçte değerli bilgi sağlar. Kardiyak kontraktilite değerlendirilir. Tamamen hareketsiz kalp asistoliyi destekler.
Geri dönüşümsüz beyin hasarı 4-6 dakika içinde başlar. 8-10 dakika sonrasında belirginleşir.
Spontan dolaşımın geri dönmesi (ROSC) durumunda hemodinamik instabilite, miyokard disfonksiyonu, bilinç değişiklikleri ve organ disfonksiyonu süreçte yer alır.
Post-kardiyak arrest sendromu (post-arrest beyin hasarı, miyokard disfonksiyonu, sistemik iskemi/reperfüzyon yanıtı, persistan etiyolojik neden) süreçte yer alır.
Laboratuvar bulguları süreç değerlendirmesinde değerli bilgi sağlar. Tam kan sayımı, biyokimya panel, elektrolitler (özellikle potasyum, kalsiyum, magnezyum), kan gazı analizi (pH, pCO2, laktat), troponin, BNP/NT-proBNP, toksikoloji testleri (digoksin düzeyi, beta-bloker, kalsiyum kanal blokeri), tiroid fonksiyon testleri ve etiyolojiye yönelik testler değerlendirilir.
Asistoli Nedenleri Nelerdir?
Asistolinin çeşitli nedenleri vardır.
Geri çevrilebilir nedenler 5H ve 5T şeklinde özetlenir.
5H: Hipoksi, Hipovolemi, Hidrojen iyonu (asidoz), Hipo/hiperkalemi, Hipotermi.
5T: Toksinler (ilaç toksisitesi), Tamponad (kardiyak), Tansiyon pnömotoraks, Tromboz (pulmoner emboli, koroner), Travma.
Hipoksi süreçte yaygın bir nedendir. Solunum yetmezliği, hava yolu obstrüksiyonu, ARDS, masif aspirasyon ve eşlik eden tıbbi durumlar süreçte yer alır.
İleri hiperkalemi süreçte temel nedenlerdendir. Akut böbrek hasarı, kronik böbrek hastalığı, hücre yıkımı (rabdomyoliz, tümör lizis sendromu), aşırı potasyum alımı, ACE inhibitörleri, ARB, spironolakton ve diğer potasyum tutucu ilaçlar süreçte yer alır.
Hiperkalemiye bağlı asistolide karakteristik EKG progresyonu görülür. T dalga sivrileşmesi, P dalga kaybı, QRS genişlemesi, sinüsoidal dalga ve sonunda asistoli süreçte yer alır.
İleri metabolik asidoz süreçte yer alır. Diyabetik ketoasidoz, laktik asidoz, üremi, salisilat zehirlenmesi ve metanol/etilen glikol zehirlenmesi süreçte yer alır.
İleri hipotermi süreçte yer alır.
İlaç toksisitesi süreçte yer alır. Beta-blokerler (negatif kronotropik ve dromotropik etki), kalsiyum kanal blokerleri (özellikle non-dihidropiridin grubu - verapamil, diltiazem), digoksin toksisitesi, opioidler (yüksek doz), sedatifler, trisiklik antidepresanlar ve antikolinesteraz ilaçlar süreçte yer alır.
Vagal stimülasyon süreçte yer alır. Cerrahi sırasında peritoneal traksiyon, glob basısı, karotid sinüs basısı, endotrakeal intübasyon, yutma refleksi ve valsalva manevrası süreçte yer alır.
Yüksek seviyeli omurilik yaralanması süreçte yer alır. Sempatik kayıp ve unopposed vagal tonus süreçte rol oynar.
Akut masif pulmoner emboli süreçte yer alır.
Kardiyak tamponad süreçte yer alır.
Tansiyon pnömotoraks süreçte yer alır.
Akut miyokard infarktüsü (özellikle geniş anterior MI, sol ana koroner arter tıkanıklığı) süreçte yer alır.
Travma süreçte yer alır.
Hipovolemik şok (masif kanama) süreçte yer alır.
Anafilaksi (refrakter olgular) süreçte yer alabilir.
Patogenez sürecinde miyokard hücrelerinde elektriksel aktivitenin tamamen kaybı yer alır.
Sinoatriyal düğüm, atriyoventriküler düğüm ve ventriküler ileti sistemi etkilenir.
Hücresel düzeyde ATP eksikliği, ileri asidoz, ileri elektrolit bozuklukları ve membran disfonksiyonu süreçte rol oynar.
Otomatisite ve uyarılabilirlik tamamen kaybolur.
Asistoli sıklıkla ileri evre hastalığın son aşamasını yansıtır.
Asistoli Tanısı Nasıl Konulur?
Tanı klinik değerlendirme, nabız değerlendirmesi ve EKG ile konulur.
Klinik değerlendirmede ani bilinç kaybı, nabız alınamaması ve solunum yokluğu/agonal solunum bulguları süreçte değerlendirilir.
EKG'de düz çizgi (flatline) görüntüsü tanısaldır. P dalgası, QRS kompleksi veya T dalgası yoktur.
İnce amplitüdlü ventriküler fibrilasyon (fine VF) ayrımı temel başlıktır. Monitör bağlantıları kontrol edilir, kazanç artırılır ve birden fazla derivasyonda ritm değerlendirilir. Fine VF varlığında defibrilasyon endikedir.
Yatak başı ultrason kardiyak kontraktilite değerlendirmesinde değerlidir. Tamamen hareketsiz kalp asistoliyi destekler. Bu yöntem ayrıca geri çevrilebilir nedenlerin (kardiyak tamponad, pulmoner emboli, hipovolemi, pnömotoraks) değerlendirilmesinde temel başlıktır.
Geri çevrilebilir nedenlerin (5H 5T) değerlendirilmesi süreç tanısının temel başlığıdır.
Laboratuvar incelemelerinde tam kan sayımı, biyokimya panel, elektrolitler (özellikle potasyum), kan gazı analizi, laktat, troponin, toksikoloji testleri ve etiyolojiye yönelik testler değerlendirilir.
Etiyolojiye yönelik incelemeler süreçte planlanır. Hiperkalemi, ileri asidoz, ilaç toksisitesi, hipotermi, hipovolemi ve diğer geri çevrilebilir nedenler değerlendirilir.
Ayırıcı tanıda ince amplitüdlü ventriküler fibrilasyon, nabızsız elektriksel aktivite (organize ritm) ve aletsel sorunlar (monitör bağlantı sorunu, kablo kopukluğu) değerlendirilir.
Asistoli Yönetim ve Yaklaşım Nasıldır?
Asistoli yönetimi multidisipliner ekip yaklaşımı, hızlı tanı, kaliteli CPR, geri çevrilebilir nedenlere yönelik agresif müdahale ve ileri yaşam desteği gerektirir.
ACLS şoklanamayan ritm algoritması süreç yönetiminin temel başlığıdır.
Defibrilasyon asistolide endike değildir (şoklanamayan ritm). Defibrilasyon miyokard hasarına yol açabilir ve faydasızdır.
Eğer ritm değerlendirmesi sırasında ince amplitüdlü VF ile asistoli arasında belirsizlik varsa, defibrilasyon yapmama eğilimi tercih edilir; ancak monitör ayarları kontrol edilir.
Kaliteli CPR süreçte temel başlıktır. Yeterli derinlik (5-6 cm), yeterli hız (100-120/dakika), tam geri çekilme, kesintilerin minimize edilmesi ve uygun ventilasyon (30:2 oranı; ileri hava yolu varlığında 1 ventilasyon/6 saniye) süreçte yer alır.
Hava yolu yönetimi süreçte değerlidir. Maske ile ventilasyon, supraglottik hava yolu (laringeal maske, i-gel) veya endotrakeal entübasyon klinik gereksinime göre uygulanır.
Geniş çaplı damaryolu açılır. İntraossöz erişim alternatif olabilir ve hızla uygulanabilir.
İlaç tedavisi süreçte temel başlıktır.
Adrenalin (1 mg IV/IO her 3-5 dakikada bir) süreçte yer alır. Adrenalin alfa-adrenerjik etkileri ile sistemik vazokonstrüksiyon ve koroner perfüzyon basıncını artırır. Beta-adrenerjik etkileri miyokard otomatisitesini ve kontraktilitesini destekler.
Erken adrenalin uygulaması (özellikle şoklanamayan ritm varlığında ilk 5 dakikada) sağ kalımı olumlu yönde etkileyebilir.
Atropin (1 mg IV) rutin olarak önerilmez. ACLS kılavuzları atropini asistoli/PEA için artık önermemektedir. Ancak bradikardiye bağlı asistolide veya vagal stimülasyon sonrası asistolide kullanılabilir.
Sodyum bikarbonat rutin olarak önerilmez. Ancak ileri metabolik asidoz, hiperkalemi ve trisiklik antidepresan toksisitesinde seçilmiş olgularda uygulanabilir (1-2 mEq/kg IV bolus).
Kalsiyum klorür veya kalsiyum glukonat hiperkalemi, hipokalsemi, hipermagnezemi ve kalsiyum kanal blokeri toksisitesinde uygulanır. Kalsiyum klorür 1 g IV (10 mL %10), kalsiyum glukonat 3 g IV uygulanabilir.
Magnezyum sülfat hipomagnezemi ve torsades de pointes öyküsü varlığında uygulanabilir.
Geri çevrilebilir nedenlerin (5H 5T) hızla değerlendirilmesi ve düzeltilmesi süreç yönetiminin temel başlığıdır.
Hipoksi yönetiminde oksijen desteği, uygun ventilasyon ve hava yolu yönetimi sağlanır.
Hipovolemi yönetiminde sıvı resüsitasyonu (kristaloid ve gerekirse kolloid), kan ürünleri (kanama varlığında) uygulanır.
Asidoz yönetiminde uygun ventilasyon, sodyum bikarbonat (seçilmiş olgularda) ve etiyolojiye yönelik tedavi sürdürülür.
Hipokalemi yönetiminde potasyum replasmanı uygulanır.
Hiperkalemi yönetiminde kalsiyum glukonat/klorür, insülin-glukoz (10 ünite insülin + 25 g dekstroz), beta-agonistler (albuterol nebülize), sodyum bikarbonat ve hemodiyaliz uygulanır.
Hipotermi yönetiminde aktif iç ısıtma yöntemleri (kardiyopulmoner bypass, ECMO, hemodiyaliz, vücut boşluk lavajı) uygulanır. Vücut iç ısısı 32-34°C üzerine çıkana kadar resüsitasyon sürdürülür ("hasta sıcak ölünceye kadar ölü değildir" prensibi).
İlaç toksisitesi yönetiminde özgül antidot tedavisi (nalokson opioid için, glukagon beta-bloker için, kalsiyum kalsiyum kanal blokeri için, intravenöz lipid emülsiyon lipofilik ilaçlar için, sodyum bikarbonat trisiklik antidepresan için, dijital spesifik antikor digoksin için) uygulanır.
Kardiyak tamponad yönetiminde acil perikardiyosentez uygulanır. Yatak başı ultrason ile rehberlik sağlanır.
Tansiyon pnömotoraks yönetiminde acil iğne dekompresyonu (ikinci interkostal aralık midklaviküler hat veya beşinci interkostal aralık ön aksiller hat) ve toraks tüpü yerleştirme uygulanır.
Pulmoner emboli yönetiminde sistemik trombolitik tedavi (alteplaz 50 mg IV bolus) uygulanır. Sürekli CPR yapılırken trombolitik tedavi uygulanabilir.
Akut miyokard infarktüsü yönetiminde koroner reperfüzyon planlanır.
Travma yönetiminde kanama kontrolü, sıvı resüsitasyonu ve cerrahi müdahale sürdürülür.
Yatak başı ultrason kardiyak kontraktilite değerlendirmesi ve geri çevrilebilir nedenlerin saptanmasında temel başlıktır.
ECMO (eCPR) seçilmiş refrakter kardiyak arrest olgularında değerlendirilebilir. Geri çevrilebilir neden varlığında ve hızla uygulanabildiğinde değerli olabilir.
Resüsitasyon süresi süreçte değerli bir konudur. Asistoli prognozu kötüdür; ancak geri çevrilebilir nedenlerin düzeltimi ile sağ kalım sağlanabilir. Genellikle 20-30 dakika resüsitasyon önerilir; ancak hipotermi, ilaç toksisitesi ve özel durumlarda daha uzun resüsitasyon uygulanabilir.
Resüsitasyonu sonlandırma kararı multidisipliner değerlendirme ile alınır. Hasta yaşı, eşlik eden hastalıklar, kardiyak arrest süresi, downtime, mevcut ritm, kalite resüsitasyon, geri çevrilebilir nedenler ve klinik bağlam değerlendirilir.
ROSC sonrası yönetim süreç yönetiminin temel başlığıdır. Hemodinamik stabilizasyon, solunum desteği, hedeflenmiş sıcaklık yönetimi (TTM) komatöz hastalarda, etiyolojiye yönelik tedavi, glisemi yönetimi, elektrolit yönetimi, nöbet izlemi ve nörolojik prognoz değerlendirmesi sürdürülür.
Multidisipliner ekip yaklaşımı süreç yönetiminin temel taşıdır. Yoğun bakım, kardiyoloji, girişimsel kardiyoloji, göğüs cerrahisi, kalp ve damar cerrahisi, nöroloji, nefroloji, anesteziyoloji ve hemşirelik ekiplerinin koordineli çalışması süreç yönetimine katkı sağlar.
Asistoli Komplikasyonları Nelerdir?
Asistoli sürecinde çeşitli komplikasyonlar gelişebilir. Ani kardiyak ölüm, hipoksik-iskemik beyin hasarı (yaygın), post-kardiyak arrest sendromu, miyokard disfonksiyonu, kardiyojenik şok, multipl organ disfonksiyonu sendromu, ARDS, akut böbrek hasarı, nöbet, koma, kalıcı nörolojik defisitler (özellikle), mortalite (yüksek) ve uzun dönem etkiler süreçte yer alabilen ciddi tablolardır.
Mortalite riski asistolide en yüksek seyreder. Hastane dışı kardiyak arrest sağ kalım oranı asistolide oldukça düşüktür (genellikle %2-5).
Hastane içi kardiyak arrestte asistoli sağ kalım oranı daha yüksek olabilir (%10-15); ancak yine ventriküler fibrilasyondan belirgin biçimde düşüktür.
Hipoksik-iskemik beyin hasarı süreçte yaygın bir komplikasyondur. ROSC sonrası nörolojik prognoz değişkendir ve sıklıkla kötüdür.
CPR ilişkili komplikasyonlar süreçte yer alır. Kosta kırıkları (%30-40), sternum kırığı (%10-15), pnömotoraks, akciğer kontüzyonu, karaciğer yaralanması, dalak yaralanması ve gastrik perforasyon süreçte yer alabilir.
Antiaritmik tedaviye ve resüsitasyon ilaçlarına bağlı komplikasyonlar süreçte yer alabilir.
Uzun dönemde kalıcı nörolojik defisitler, kalp yetmezliği, fonksiyonel kayıplar, yaşam kalitesinde değişiklikler ve psikososyal etkiler değerlendirilen konulardır.
Aile ve yakınlar üzerinde psikososyal etkiler önemli bir konudur. Kayıp süreci, yas yönetimi ve psikososyal destek süreçte değerlidir.
Asistoli Nasıl Gelişir?
Asistoli süreci miyokard hücrelerinde elektriksel aktivitenin tamamen kaybı ile başlar.
Sıklıkla diğer kardiyak arrest ritmlerinden (ventriküler fibrilasyon, ventriküler taşikardi, nabızsız elektriksel aktivite) ilerleyerek gelişir.
İlk dakikalarda tanımlanan ritm sıklıkla ventriküler fibrilasyon olsa da müdahale gecikirse asistoliye dönüşebilir.
Hücresel düzeyde ATP eksikliği, ileri asidoz, ileri elektrolit bozuklukları, membran disfonksiyonu ve miyokard hücre ölümü süreçte rol oynar.
Sinoatriyal düğüm, atriyoventriküler düğüm ve ventriküler ileti sistemi tamamen etkilenir.
Otomatisite ve uyarılabilirlik tamamen kaybolur.
Etkin kardiyak çıkış sağlanamaz.
Sistemik perfüzyon durur.
Ani bilinç kaybı süreçte yer alır.
Hipoksik beyin hasarı 4-6 dakika içinde başlar.
Geri dönüşümsüz beyin hasarı 8-10 dakika içinde belirginleşir.
Asistoli sıklıkla ileri evre hastalığın son aşamasını yansıtır.
Hızla müdahale (CPR ve geri çevrilebilir nedenlerin düzeltimi) ile spontan dolaşımın geri dönmesi (ROSC) sağlanabilir.
ROSC sonrası post-kardiyak arrest sendromu gelişir. Beyin hasarı, miyokard disfonksiyonu, sistemik iskemi/reperfüzyon yanıtı ve persistan etiyolojik neden süreçte yer alır.
Tedavi süreci ile hemodinamik destek, solunum desteği, hedeflenmiş sıcaklık yönetimi, etiyolojiye yönelik tedavi ve nörolojik prognoz değerlendirmesi sürdürülür.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Asistoli kardiyak arrestin ölümcül bir nedenidir. Ani bilinç kaybı, solunum yokluğu/agonal solunum ve nabız alınamaması durumunda hemen 112 acil servisi aranmalı ve CPR başlatılmalıdır.
Temel yaşam desteği (BLS) eğitimi halk sağlığı önlemleri arasında temel başlıktır. Yetişkin sağ kalımı erken CPR ve erken defibrilasyon ile artırılabilir.
Yüksek riskli hastalar (ileri evre kalp hastalığı, çoklu organ disfonksiyonu, sepsis, ileri yaş, ileri evre kronik hastalıklar) yakın izlem altında olmalıdır.
İleri evre hastalığı olan bireylerde yaşam sonu bakım planlaması ve DNR (do not resuscitate - yeniden canlandırmama) kararı multidisipliner ekip tarafından hasta ve aile ile görüşülerek alınmalıdır.
Geri çevrilebilir nedenlerin (özellikle hiperkalemi, ilaç toksisitesi, asit-baz bozuklukları) hızla tanınması ve düzeltimi temel başlıktır.
Kronik böbrek hastalığı, diyabet, kalp yetmezliği ve diğer kronik hastalıkları olan bireyler düzenli kontroller ve risk faktörlerinin yönetimi sürdürmelidir.
Belirli ilaçlar (beta-blokerler, kalsiyum kanal blokerleri, digoksin, ACE inhibitörleri, ARB, potasyum tutucu diüretikler) kullanan bireyler düzenli laboratuvar takibi (özellikle potasyum, böbrek fonksiyon testleri) sürdürmelidir.
Yoğun bakım sonrası taburculuk döneminde uzun dönem yönetim, etiyolojiye yönelik tedavi, risk faktörlerinin yönetimi ve düzenli takip sürdürülür.
Düzenli kardiyoloji takipleri sürdürülür.
Halk sağlığı önlemleri arasında BLS ve AED kullanım eğitimi, kamuya açık AED erişimi ve akut hastalıkların erken tanı/tedavisi yer alır.
Hasta ve aile eğitimi süreç hakkında bilgilendirme, risk faktörlerinin yönetimi, ilaç uyumu, yaşam sonu bakım planlaması ve düzenli takip hakkında bilgi sağlar.
Son Değerlendirme
Asistoli, kardiyak arrestin en kötü prognozlu ritmidir. Sağ kalım oranı düşük olmakla birlikte, geri çevrilebilir nedenlerin (5H 5T) hızla tanınması ve düzeltimi prognozu olumlu yönde etkileyebilir. Kaliteli CPR, adrenalin uygulaması, ileri yaşam desteği, etiyolojiye yönelik tedavi ve uygun post-arrest yönetim süreç yönetiminin temel başlıklarını oluşturur.
Multidisipliner ekip yaklaşımı süreç yönetiminin temel taşıdır. Yoğun bakım, kardiyoloji, girişimsel kardiyoloji, göğüs cerrahisi, kalp ve damar cerrahisi, nöroloji, nefroloji, anesteziyoloji ve hemşirelik ekiplerinin koordineli çalışması süreç yönetimine katkı sağlar.
Defibrilasyon asistolide endike değildir. İnce amplitüdlü ventriküler fibrilasyon ayrımı temel başlıktır.
Önleyici stratejiler, akut hastalığın erken yönetimi, risk faktörlerinin yönetimi (hiperkalemi önleme, ilaç toksisitesi önleme), halk sağlığı önlemleri (BLS eğitimi, kamuya açık AED erişimi), yaşam sonu bakım planlaması ve düzenli takip asistoli sıklığının azaltılmasında ve sağ kalım oranının artırılmasında temel başlıklardandır.
Koru Hastanesi Yoğun Bakım bölümünde uzman hekimlerimiz, kardiyoloji, girişimsel kardiyoloji, göğüs cerrahisi, kalp ve damar cerrahisi, nöroloji, nefroloji ve anesteziyoloji ekipleri ile koordineli çalışarak asistoli yaşayan hastalarımızın yanında durmaktadır. Donanımlı ünitelerimiz, modern monitörizasyon sistemlerimiz ve titiz izlem süreçlerimiz ile hasta güvenliğinin sağlanması temel önceliğimizdir.
Bilgilendirme: Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hekim muayenesi, tanı ya da tedavi yerine geçmez. Kişisel sağlık durumunuza yönelik kararlar için mutlaka hekiminize danışınız. Yazıda yer alan bilgiler güncel tıbbi yaklaşımlara dayalı olsa da bireysel değerlendirme her zaman uzman hekim tarafından yapılmalıdır.












