Anterior kord sendromu, omuriliğin ön kısmının etkilendiği, klasik olarak motor ve ağrı-ısı duyusu kaybı ile karakterize, dorsal kolon işlevinin korunduğu inkomplet bir spinal kord hasarı tablosudur. ICD-10 sınıflandırmasında G83.81 ve S14.108 kodları altında yer almaktadır. Tüm spinal kord hasarlarının yaklaşık yüzde 2 ile 3'ünü oluşturan bu sendrom, anterior spinal arter ve dallarının sulama alanındaki iskemik veya travmatik hasar sonucu gelişmektedir. Yıllık global insidans 100.000 kişide 0,3 ile 0,5 arasında değişmekte, Türkiye'de yıllık yaklaşık 30 ile 50 yeni vaka tanılanmaktadır. Tüm spinal kord sendromları içinde en kötü prognoza sahip olan bu tablonun erken tanınması ve uygun tedavi yaklaşımı kritik önem taşımaktadır.
Anterior Kord Sendromu Nedir?
Anterior kord sendromu, omuriliğin ön üçte iki bölümünün etkilendiği, anterior spinal arter sulama alanında iskemi veya travma sonucu gelişen klinik tablodur. Patofizyolojinin temelinde anterior spinal arterin omurilik kanlanmasına olan kritik katkısı yatmaktadır. Bu arter omuriliğin ön üçte iki bölümünü besler ve kortikospinal yollar, spinotalamik yollar ile anterior gri madde bu sulama alanı içerisindedir.
Dorsal kolonların kanlanması posterior spinal arterler tarafından sağlandığı için anterior kord sendromunda dorsal kolon işlevi korunur. Bu durum sendromun ayırt edici klinik bulgularını oluşturur: bilateral motor güçsüzlük, ağrı ve ısı duyusu kaybı, ancak pozisyon ve vibrasyon duyusunun korunması. Lezyon seviyesinin altında üst motor nöron tipi paralizi ve dissosiye duyu kaybı paterni gözlenir.
Sendrom akut başlangıçlı olabilir (vasküler veya travmatik nedenler) veya subakut başlangıç gösterebilir (kompresyon, tümör nedenli). Anterior spinal arter, vertebral arterlerden anterior medüller dallar ile beslenir ve omurilik boyunca segmenter radiküler arterler ile takviye edilir. Adamkiewicz arteri olarak bilinen büyük radiküler arter genellikle T9-T12 düzeyinde girer ve torakolomber bölgenin kanlanmasında kritik rol oynar. Bu arterin hasarı veya tıkanıklığı geniş anterior kord iskemisine yol açabilir.
Anterior Kord Sendromunun Nedenleri
Anterior kord sendromunun nedenleri vasküler, travmatik ve kompresyon olarak üç ana gruba ayrılmaktadır. Vasküler nedenler en sık etiyolojik faktörü oluşturmaktadır. Aort cerrahisi sonrası gelişen iskemik komplikasyonlar önemli bir grubu oluşturmaktadır.
- Anterior spinal arter oklüzyonu: Ateroskleroz, tromboz, emboli veya disseksiyon sonucu gelişebilir. En sık vasküler nedendir.
- Aort patolojileri: Aort anevrizması, aort disseksiyonu, aort koarktasyonu ve aort cerrahisi sonrası iskemik miyelopati gelişebilir. Adamkiewicz arteri ligasyonu önemli bir risktir.
- Travmatik nedenler: Hiperfleksiyon yaralanmaları, vertebra kompresyon kırıkları, disk herniasyonu ve dislokasyon sonrası anterior kord hasarı gelişebilir.
- Tümör basısı: Anterior yerleşimli ekstradural tümörler, vertebra metastazları veya menengiomalar omuriliğin ön kısmına bası yapabilir.
- Spinal stenoz: Anterior osteofitler veya posterior longitüdinal ligament ossifikasyonu kademeli sendrom oluşturabilir.
- Vaskülit: Sistemik lupus eritematozus, poliarteritis nodoza, antifosfolipid sendromu gibi otoimmün hastalıklar spinal arter vaskülitine yol açabilir.
- Hipotansif ataklar: Şok, kardiyak arrest sonrası gelişen sistemik hipotansiyon spinal kord watershed bölgelerinde iskemiye neden olabilir.
- Embolik olaylar: Kardiyak emboli, fibrokartilajinöz emboli ve septik emboli akut iskemiye yol açabilir.
- Radyasyon miyelopatisi: Geç dönem komplikasyon olarak gelişebilir.
- Enfeksiyon: Spinal arter trombozuna yol açan vaskülitik enfeksiyonlar nadir görülen nedenlerdir.
Risk faktörleri arasında ileri yaş, ateroskleroz, hipertansiyon, diyabet, hiperkolesterolemi, sigara kullanımı, kardiyovasküler hastalık öyküsü, aort anevrizması, kollajen doku hastalıkları, antifosfolipid sendromu ve hiperkoagülabl durumlar yer almaktadır. Aort cerrahisi geçirenlerde özel risk söz konusudur.
Anterior Kord Sendromunun Belirtileri
Klinik belirtiler tipik olarak ani başlangıçlıdır ve karakteristik nörolojik bulgular sergiler. Lezyon seviyesinin altında bilateral motor güçsüzlük ve ağrı-ısı duyusu kaybı görülür. Pozisyon ve vibrasyon duyusu korunur, bu sendromun ayırt edici özelliğidir. Akut dönemde spinal şok tablosu gelişir ve gevşek paralizi ile birlikte tüm refleksler kaybolur.
Motor belirtiler arasında lezyon seviyesinin altında üst motor nöron tipi paralizi yer alır. Akut dönemde gevşek paralizi, hiporefleksi ve kas tonusunda azalma gözlenir. Spinal şok döneminin sonlanmasının ardından spastisite, hiperrefleksi, klonus ve patolojik refleksler gelişir. Babinski refleksi pozitifliği üst motor nöron tutulumunu gösterir. Servikal lezyonlarda kuadriparezi, torakal lezyonlarda paraparezi ve lomber lezyonlarda alt ekstremite zayıflığı şeklinde klinik tablo görülür.
Duyusal belirtiler arasında lezyon seviyesinin altında ağrı ve ısı duyusu kaybı yer alır. Hastalar dokunma duyusunu hissedebilir ancak ağrılı uyaranları algılayamaz. Pozisyon ve vibrasyon duyusu korunduğu için propriyosepsiyon normaldir. Bu durum hastaların gözlerini kapattıklarında bile uzuv pozisyonlarını bilebilmelerini sağlar. Otonomik bulgular arasında nörojenik mesane, barsak disfonksiyonu, ortostatik hipotansiyon ve cinsel disfonksiyon yer alır. Mesane disfonksiyonu genellikle üriner retansiyon şeklindedir. T6 üzeri lezyonlarda otonomik disrefleksi gelişebilir. Aort disseksiyonu kaynaklı vakalarda göğüs veya sırt ağrısı eşlik edebilir.
Anterior Kord Sendromunun Tanısı
Tanı süreci ayrıntılı klinik öykü, tam nörolojik muayene ve ileri görüntüleme yöntemleri ile yürütülür. Karakteristik dissosiye duyu kaybı paterni klinik tanıda anahtar bulgudur. Pozisyon ve vibrasyon duyusunun korunması, ağrı ve ısı duyusunun kaybolması anterior kord sendromunu işaret eder.
- Spinal MRG: Tanıda altın standart görüntüleme yöntemidir. T2 ağırlıklı sekanslarda anterior kord hiperintensitesi gözlenir. Difüzyon ağırlıklı görüntüleme akut iskemiyi erken dönemde gösterir. Karakteristik bulgu omuriliğin anterior üçte iki bölümünde sinyal değişikliğidir.
- BT anjiyografi: Aort patolojilerini, vasküler oklüzyonları ve disseksiyonları değerlendirmede kullanılır.
- MR anjiyografi: Spinal arteriyel sistemin değerlendirilmesinde non-invaziv yöntem olarak kullanılır.
- Spinal anjiyografi: Vasküler malformasyonlar ve şüpheli vaskülit vakalarında altın standarttır.
- Bilgisayarlı tomografi: Vertebra kırıklarını ve kemik patolojilerini değerlendirmede kullanılır.
- Beyin omurilik sıvısı incelemesi: İnflamatuvar ve enfeksiyöz nedenleri dışlamada kullanılır.
- Somatosensoriyel ve motor uyarılmış potansiyeller: Yolların elektrofizyolojik bütünlüğünü değerlendirir. Anterior kord sendromunda MEP bozulurken SSEP korunabilir.
Laboratuvar tetkikleri arasında tam kan sayımı, koagülasyon testleri, lipid profili, glukoz, HbA1c, sedimantasyon, C-reaktif protein, antikardiyolipin antikorları, lupus antikoagülanı ve protrombin aktivitesi yer alır. Ekokardiyografi kardiyak emboli kaynağını araştırmada kullanılır. Glasgow Koma Skoru değerlendirilmesi eşlik edebilecek diğer travmaları dışlamak için yapılır.
Ayırıcı Tanı
Anterior kord sendromu tanısında diğer spinal kord sendromları ve nörolojik patolojilerden ayırt edilmesi gerekir. Klinik bulguların altta yatan etiyolojiyi belirlemedeki rolü önemlidir.
- Komplet Spinal Kord Hasarı: Tüm duyu modaliteleri ve motor işlev tamamen kaybolur. Pozisyon ve vibrasyon duyusu da kaybolur, anterior kord sendromundan ayırt edilir.
- Brown-Sequard Sendromu: Aynı tarafta motor ve dorsal kolon kaybı, karşı tarafta ağrı-ısı duyusu kaybı vardır. Anterior kord sendromu ise bilateral simetrik tutulum yapar.
- Santral Kord Sendromu: Üst ekstremitelerde alt ekstremitelere göre daha belirgin güçsüzlük yapar, anterior kord sendromunda ise tüm ekstremiteler etkilenir.
- Posterior Kord Sendromu: Sadece dorsal kolon işlev kaybı vardır. Motor fonksiyon ve ağrı-ısı duyusu korunur, anterior kord sendromunun tam tersi tabloyu oluşturur.
- Transvers Miyelit: İnflamatuvar bir durum olup MRG'de uzun segment hiperintensitesi gösterir. Tüm duyu modalitelerini etkiler.
- Multipl Skleroz: Demyelinizan plaklar değişken klinik tablolar yapabilir. MRG'de plaklar ve oligoklonal band pozitifliği yardımcıdır.
- Kauda Equina Sendromu: Lomber sinir köklerinin basısı ile asimetrik alt ekstremite tutulumu, eyer hipoestezisi yapar.
Anterior Kord Sendromunun Tedavisi
Tedavi yaklaşımı altta yatan nedene yönelik etiyolojik tedavi ile semptomatik tedaviyi içermektedir. Akut vasküler nedenli vakalarda hızlı müdahale prognozu olumlu yönde etkiler. Tedavi planı multidisipliner ekip tarafından bireyselleştirilerek hazırlanmalıdır.
Akut dönemde nörolojik durumun stabilizasyonu, ek hasarın önlenmesi ve hemodinamik destek önceliklidir. Ortalama arteriyel basınç ilk yedi gün boyunca 85-90 mmHg üzerinde tutulmalıdır, bu spinal kord perfüzyonunu optimize eder. Hipotansiyondan kaçınılmalıdır. Aort cerrahisi sonrası gelişen vakalarda lomber drenaj ile beyin omurilik sıvısı basıncı düşürülerek spinal perfüzyon basıncı artırılır.
Farmakolojik Tedavi
Vasküler nedenli vakalarda antikoagülan tedavi düşünülebilir. Heparin infüzyonu aktif kanama riski olmadığında kullanılır. Antiplatelet tedavi olarak asetilsalisilik asit 75-300 mg/gün başlanır. Statin tedavisi atorvastatin 40-80 mg/gün veya rosuvastatin 20-40 mg/gün şeklinde lipid profili düzenlemesi için verilir. Kortikosteroidler tartışmalıdır; metilprednizolon 30 mg/kg yükleme dozunu takiben 5,4 mg/kg/saat infüzyon 24-48 saat süreyle uygulanabilir, ancak son kılavuzlar rutin kullanımı önermemektedir.
Spastisite tedavisinde baklofen 5 mg günde üç kez başlanarak 80 mg/güne kadar artırılır. Refrakter spastisitede intratekal baklofen pompası uygulanabilir. Tizanidin 2 mg/güne başlanarak 36 mg/güne çıkılabilir. Nöropatik ağrı için pregabalin 75-300 mg günde iki kez veya gabapentin 300-1200 mg günde üç kez kullanılır. Trisiklik antidepresanlardan amitriptilin 25-75 mg gece dozu kullanılır. Otonomik disrefleksi tedavisinde nifedipin 10 mg sublingual veya nitrogliserin 0,4 mg sublingual etkilidir.
Cerrahi Tedavi
Cerrahi tedavi endikasyonları arasında kompresyon yapan tümör veya disk herniasyonu, vertebra kırıkları, instabilite ve ilerleyici nörolojik defisit yer alır. Anterior servikal diskektomi ve füzyon, anterior korpektomi ve füzyon, posterior dekompresyon ve enstrümantasyon gibi yöntemler kullanılır. Aort cerrahisi sonrası iskemik miyelopati riski için intraoperatif beyin omurilik sıvısı drenajı, motor uyarılmış potansiyel monitörizasyonu ve segmenter arter reimplantasyonu uygulanır.
Mikrocerrahi teknikler kullanılarak nöral yapılar korunarak dekompresyon gerçekleştirilir. İntraoperatif nöromonitorizasyon, motor ve somatosensoriyel uyarılmış potansiyeller ile cerrahi güvenliği artırır. Endovasküler tedavi seçenekleri arasında trombektomi, intra-arteriyel trombolitik tedavi ve anjiyoplasti yer alır. Aort disseksiyonu vakalarında endovasküler stent-greft veya açık cerrahi onarım uygulanır.
Rehabilitasyon
Rehabilitasyon kapsamlı multidisipliner ekip tarafından planlanır. Fizyoterapi motor işlevin geri kazanılmasına odaklanır. Mesleki terapi günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık hedefler. Robotik destekli yürüyüş eğitimi ve fonksiyonel elektrik stimülasyonu nörolojik iyileşmeyi destekler. Mesane disfonksiyonu için ürodinamik değerlendirme ve uygun yönetim planı oluşturulur. Psikolojik destek hastanın travma sonrası adaptasyonunda yardımcıdır.
Komplikasyonlar
Anterior kord sendromunun komplikasyonları akut, subakut ve kronik dönem olmak üzere değerlendirilir. Pulmoner komplikasyonlar yüksek mortalite nedenidir; pnömoni, atelektazi ve solunum yetmezliği özellikle yüksek servikal lezyonlu hastalarda görülür. Erken mobilizasyon, derin solunum egzersizleri ve gerektiğinde mekanik ventilasyon desteği uygulanır.
Kardiyovasküler komplikasyonlar arasında bradikardi, ortostatik hipotansiyon, otonomik disrefleksi ve derin ven trombozu yer alır. Profilaktik enoksaparin 40 mg subkutan günlük doz standart profilaksidir. Genitoüriner komplikasyonlar arasında üriner enfeksiyonlar, nörojenik mesane, vezikoüreteral reflü ve böbrek yetmezliği bulunur. Düzenli ürodinamik değerlendirme, temiz aralıklı kateterizasyon programı ve uygun antibiyotik yönetimi gereklidir.
Gastrointestinal komplikasyonlar arasında stres ülseri, paralitik ileus, gastrointestinal kanama, kabızlık ve fekal impaksiyon yer alır. Proton pompa inhibitörü ile profilaksi önerilir. Bası yaraları hareketsizlik nedeniyle gelişen önemli sorunlardır. Düzenli pozisyon değişikliği, basınç dağıtıcı yataklar ve cilt bakımı kritik önemdedir. Heterotopik ossifikasyon, kalça ve diz çevresinde yumuşak dokularda kemik oluşumu ile karakterize bir komplikasyondur. Spastisite, kontraktür gelişimi, osteoporoz, kronik nöropatik ağrı sendromları, depresyon ve anksiyete bozuklukları kronik dönem sorunlarıdır.
Korunma Yolları
Anterior kord sendromundan korunma birincil ve ikincil korunma stratejilerini içerir. Birincil korunma altta yatan risk faktörlerinin yönetimini içermektedir.
- Kardiyovasküler risk yönetimi: Hipertansiyon, diyabet ve hiperkolesterolemi gibi risk faktörlerinin etkin tedavisi spinal arter aterosklerozunu önler.
- Sigara bırakma: Sigara aterosklerozun ana risk faktörlerindendir; bırakılması spinal damar sağlığını korur.
- Antikoagülan ve antiplatelet tedavi: Atriyal fibrilasyon, mekanik kalp kapağı ve hiperkoagülabl durumlarda uygun tedavi tromboembolik komplikasyonları azaltır.
- Aort takibi: Aort anevrizması olan hastalar düzenli görüntüleme ile takip edilmeli, gerekli durumlarda elektif onarım yapılmalıdır.
- Aort cerrahisi planlaması: Aort cerrahisinde Adamkiewicz arterinin korunması, BOS drenajı ve nöromonitorizasyon ile spinal kord iskemisi riski azaltılır.
- Trafik güvenliği: Emniyet kemeri, kask kullanımı ve hız sınırlarına uyum travmatik vakaları azaltır.
- Otoimmün hastalıkların yönetimi: Sistemik vaskülit, lupus ve antifosfolipid sendromu gibi durumların etkin tedavisi spinal vaskülitik komplikasyonları önler.
İkincil korunma mevcut hasarın ilerlemesini ve komplikasyonları önlemeye yöneliktir. Acil tedavi, yeterli kan basıncı yönetimi, antikoagülan tedavi ve uygun cerrahi müdahale sekonder hasarı azaltır. Hastaların düzenli takibi, rehabilitasyon programlarının sürdürülmesi ve komplikasyonların erken tanınması önemlidir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Ani başlayan bilateral motor güçsüzlük, ağrı ve ısı duyusu kaybı yaşayan bireyler derhal acil servise başvurmalıdır. Özellikle göğüs veya sırt ağrısı ile birlikte gelişen nörolojik defisit, aort disseksiyonu açısından acil değerlendirme gerektirir. Bu durum hayatı tehdit edici olup hızlı tanı ve müdahale gerektirir.
İdrar yapamama, bağırsak kontrolünde değişiklik gibi sfinkter disfonksiyonu bulguları acil tıbbi değerlendirme gerektirir. Aort anevrizması veya kardiyovasküler hastalık öyküsü olan hastalarda ani başlayan nörolojik bulgular zaman geçirilmeden değerlendirilmelidir. Antikoagülan kullanan hastalar ani başlayan motor veya duyusal değişikliklerde derhal hekime başvurmalıdır.
İlerleyici nörolojik defisit, ağrı veya ısı duyusunda değişiklik, yürümede zorluk veya alt ekstremite güçsüzlüğü şikayetleri olan bireyler nöroşirürji veya nöroloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Aort cerrahisi geçirmiş hastalarda postoperatif dönemde nörolojik bulgular dikkatle takip edilmeli ve yeni başlayan defisit derhal bildirilmelidir. Mevcut nörolojik durumun kötüleşmesi, yeni başlayan ağrı veya komplikasyon bulguları zaman geçirilmeden hekime bildirilmelidir.
Klinik Değerlendirme
Anterior kord sendromu, omurilik hasarları arasında en kötü prognozlu sendromlardan biridir. Hastaların yaklaşık yüzde 10 ile 20'si anlamlı nörolojik iyileşme göstermekte, geri kalanlar büyük oranda kalıcı defisitler ile yaşamlarını sürdürmektedir. Bu durumun nedeni etkilenen yapıların kortikospinal ve spinotalamik yollar gibi kritik motor ve duyu yolları olmasıdır. Erken tanı, hızlı tıbbi ve cerrahi müdahale ve kapsamlı rehabilitasyon programı prognozu olumlu yönde etkilemektedir.
Modern nöroşirürji teknikleri, ileri görüntüleme yöntemleri, mikrocerrahi ve nöromonitorizasyon imkanları sayesinde cerrahi başarı oranları artmıştır. Tedavi yaklaşımı altta yatan nedene yönelik olmalı ve hastanın klinik durumuna göre bireyselleştirilmelidir. Endovasküler teknikler, akut iskemi vakalarında trombektomi ve trombolitik tedavi olanağı sunmaktadır. Aort cerrahisi sırasında nöromonitorizasyon ve perfüzyon stratejileri ile spinal kord iskemisi riski azaltılmaktadır. Rehabilitasyon programları, mevcut işlevin korunması, sekonder komplikasyonların önlenmesi ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın sağlanması açısından kritik rol oynamaktadır.
Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümünde uzman hekimlerimiz, anterior kord sendromu olan hastalara modern tanı ve tedavi olanakları sunmaktadır. Deneyimli nöroşirürji ekibimiz, ileri görüntüleme teknolojileri, intraoperatif nöromonitorizasyon ile desteklenen mikrocerrahi yaklaşımlar, endovasküler tedavi seçenekleri, multidisipliner rehabilitasyon programları ve uzun dönem takip imkanları ile hastalarımızın işlevsel kapasitesini en üst düzeye çıkarmayı hedeflemektedir. Hasta odaklı bakım anlayışı ve bireyselleştirilmiş tedavi planları ile spinal kord hasarı yaşayan bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırmayı amaçlıyoruz.





