Acil Servis

Akut Glokom Atağı Durumu

Koru Hastanesi olarak akut glokom atağı tedavisinde acil göz içi basıncı düşürme, lazer iridotomi ve medikal tedavi protokollerini uzman oftalmoloji ekibimizle sağlıyoruz.

Akut glokom atağı, göz içi basıncının ani ve belirgin biçimde yükselmesi sonucu ortaya çıkan, oftalmolojik aciller arasında en ciddi tablolardan birini oluşturan bir klinik durumdur. Açı kapanması glokomu olarak da adlandırılan bu patolojide, ön kamara açısının mekanik olarak tıkanması nedeniyle aköz hümörün drenajı engellenir ve göz içi basıncı fizyolojik sınırların çok üzerine çıkarak 60-80 mmHg düzeylerine ulaşabilir. Normal göz içi basıncının 10-21 mmHg aralığında olduğu düşünüldüğünde, bu denli yüksek basınç değerlerinin optik sinir ve retinal vasküler yapılar üzerinde ne denli yıkıcı etkilere yol açabileceği açıkça anlaşılmaktadır.

Akut açı kapanması glokomu, tüm glokom vakalarının yaklaşık yüzde onunu oluşturmakla birlikte, glokomun neden olduğu kalıcı körlük vakalarının önemli bir bölümünden sorumludur. Epidemiyolojik verilere göre Asya kökenli toplumlarda prevalans daha yüksek olmakla birlikte, hipermetropik gözlerde, kadın cinsiyette, ileri yaş gruplarında ve aile öyküsü pozitif olan bireylerde risk belirgin şekilde artmaktadır. Hastalığın acil müdahale gerektiren doğası, tanı ve tedavide zaman kaybının doğrudan görme kaybıyla sonuçlanabilmesi nedeniyle büyük önem taşımaktadır.

Patofizyolojik Mekanizmalar

Akut glokom atağının patofizyolojisini anlamak için öncelikle ön segment anatomisinin ve aköz hümör dinamiklerinin detaylı biçimde değerlendirilmesi gerekmektedir. Aköz hümör, siliyer cismin pars plikata bölgesindeki pigmentsiz epitel hücreleri tarafından üretilir ve arka kamaradan pupilla aracılığıyla ön kamaraya geçerek trabeküler ağ ve Schlemm kanalı üzerinden venöz sisteme drene olur. Bu fizyolojik döngünün herhangi bir noktasında meydana gelen tıkanıklık, göz içi basıncının artmasına neden olur.

Pupiller blok, akut açı kapanması glokomunun en sık karşılaşılan mekanizmasıdır. Bu durumda iris arka yüzeyi ile lens ön kapsülü arasındaki temas artarak aköz hümörün arka kamaradan ön kamaraya geçişini engeller. Arka kamarada biriken sıvı iris kökünü öne doğru iterek periferik anterior sineşi oluşumuna ve trabeküler ağın kapanmasına yol açar. Plato iris konfigürasyonu, lens kaynaklı mekanizmalar ve malign glokom gibi pupiller blok dışı mekanizmalar da açı kapanmasına neden olabilmektedir.

Anatomik predispozan faktörler arasında sığ ön kamara derinliği, kalın iris yapısı, anteriorize lens pozisyonu, kısa aksiyel uzunluk ve dar ön kamara açısı sayılabilir. Bu anatomik özelliklerin bir arada bulunması, özellikle karanlık ortamda pupilla dilatasyonu, emosyonel stres veya bazı farmakolojik ajanların etkisiyle akut atağın tetiklenmesine zemin hazırlar. Antikolinerjik ilaçlar, sempatomimetikler, bazı antidepresanlar ve topikal midriyatik ajanlar ilaç kaynaklı tetikleyiciler arasında yer almaktadır.

Klinik Bulgular ve Semptomatoloji

Akut glokom atağı genellikle ani başlangıçlı, şiddetli semptomlarla kendini gösterir ve hastaların büyük çoğunluğu acil servise başvurmaktadır. Klinik tablonun hızlı tanınması, uygun tedavinin gecikmeksizin başlatılabilmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Hastaların en belirgin yakınması, etkilenen göz çevresinde yoğunlaşan ve aynı taraftaki temporal bölgeye, frontale hatta oksipital bölgeye yayılabilen şiddetli ağrıdır. Bu ağrı, trigeminal sinirin oftalmik dalının uyarılmasına bağlı olarak gelişir ve sıklıkla bulantı, kusma gibi vagal semptomlarla birlikte seyreder. Gastrointestinal semptomların ön planda olması nedeniyle, bazı hastalar yanlışlıkla gastroenterolojik veya nörolojik acil ön tanılarıyla değerlendirilebilmektedir.

Görme bulanıklığı ve ışık kaynaklarının çevresinde renkli haleler görmek, akut glokom atağının karakteristik görsel semptomlarıdır. Korneal ödem nedeniyle oluşan bu haleler, özellikle geceleri veya loş ortamlarda daha belirgin hale gelir. Görme keskinliğinde dramatik düşüş, parmak sayma ve hatta ışık hissi düzeyine kadar gerileme görülebilir.

  • Oküler bulgular: Konjonktival hiperemi, korneal ödem ve bulanıklık, sığ ön kamara, mid-dilate ve ışığa yanıtsız pupilla, göz içi basıncında belirgin artış
  • Sistemik bulgular: Şiddetli baş ağrısı, bulantı ve kusma, terleme, bradikardi, genel halsizlik
  • Görsel semptomlar: Ani görme kaybı, ışık çevresinde renkli haleler, fotofobi, bulanık görme
  • Palpasyon bulgusu: Etkilenen gözde belirgin sertlik artışı (taş sertliğinde göz)

Tanısal Yaklaşım ve Değerlendirme

Akut glokom atağının tanısı, öncelikli olarak klinik değerlendirmeye dayanmakla birlikte, çeşitli oftalmolojik muayene yöntemleri ve görüntüleme teknikleri tanının doğrulanmasında ve ayırıcı tanıda önemli rol oynamaktadır. Acil servis koşullarında hızlı ve sistematik bir yaklaşımla tanının konulması, tedavi sürecinin gecikmeksizin başlatılabilmesi için zorunludur.

Göz içi basıncı ölçümü, tanıdaki en temel adımdır. Goldmann aplanasyon tonometrisi altın standart yöntem olmakla birlikte, acil koşullarda Tono-Pen veya non-kontakt tonometri gibi portatif cihazlar da kullanılabilmektedir. Akut atak sırasında göz içi basıncı genellikle 40 mmHg üzerinde saptanır ve bazı olgularda 70-80 mmHg düzeylerine ulaşabilir. Karşı gözün basıncının da mutlaka ölçülmesi gerekir, çünkü bilateral tutulum riski mevcuttur.

Biyomikroskopik muayene ile ön segment değerlendirilmesinde korneal ödem, ön kamara derinliğinde azalma, aköz hümörde hücre ve flare varlığı, iris bombesi, posterior sineşi ve lens opasiteleri araştırılır. Gonyoskopik değerlendirme, açının kapanma derecesinin belirlenmesi ve açı kapanması mekanizmasının anlaşılması açısından büyük önem taşır. Shaffer veya Spaeth sınıflandırma sistemleri kullanılarak açı genişliği ve konfigürasyonu derecelendirilir.

Fundoskopik muayenede optik disk değerlendirilmesi, cup-disc oranının belirlenmesi ve retinal vasküler yapıların incelenmesi gereklidir. Optik koherens tomografi, retinal sinir lifi tabakası kalınlığının objektif olarak ölçülmesini ve optik sinir hasarının kantitatif değerlendirilmesini sağlar. Ultrasonik biyometri ile aksiyel uzunluk ölçümü, ön kamara derinliği ve lens kalınlığı hakkında bilgi edinilebilir. Ön segment optik koherens tomografisi ise açı yapısının detaylı görüntülenmesinde kullanılmaktadır.

Ayırıcı tanıda akut üveit, travmatik göz içi basıncı yüksekliği, neovasküler glokom, fitik glokom, malin glokom ve sekonder açık açılı glokomun akut atakları göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca şiddetli baş ağrısı ve kusma ile başvuran hastalarda intrakraniyal patolojiler, subaraknoid kanama ve migren gibi nörolojik durumlar da mutlaka ekarte edilmelidir.

Acil Tedavi Protokolü

Akut glokom atağında tedavinin temel amacı, göz içi basıncını mümkün olan en kısa sürede güvenli düzeylere indirmek ve optik sinir üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmaktır. Tedavi yaklaşımı medikal ve cerrahi bileşenleri içeren çok yönlü bir strateji üzerine kurgulanmalıdır. Medikal tedavi, cerrahi müdahale öncesinde göz içi basıncının kontrol altına alınmasını hedefler.

Topikal tedavide ilk basamak olarak timolol maleate yüzde 0.5 damla uygulanır. Beta-adrenerjik reseptör blokörü olan timolol, aköz hümör üretimini azaltarak göz içi basıncını düşürür. Bununla birlikte astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, dekompanse kalp yetmezliği ve bradiaritmisi olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Alfa-2 adrenerjik agonist olan brimonidin yüzde 0.2 ve karbonik anhidraz inhibitörü olan dorzolamid yüzde 2 topikal tedaviye eklenebilir.

Pilokarpin yüzde 1-2 damla, pupiller blok mekanizmasının kırılmasında kritik öneme sahiptir. Kolinerjik agonist olan pilokarpin, pupilla konstriksiyonu oluşturarak iris kökünü ön kamara açısından uzaklaştırır ve trabeküler ağın açılmasını sağlar. Ancak göz içi basıncı çok yüksek olduğunda iris sfinkteri iskemik olabileceğinden, basınç bir miktar düştükten sonra pilokarpin uygulanması daha etkili olabilmektedir.

Sistemik tedavide intravenöz asetazolamid 500 mg bolus uygulaması ve ardından oral idame tedavisi göz içi basıncının hızla düşürülmesinde son derece etkilidir. Karbonik anhidraz inhibitörü olan asetazolamid, aköz hümör üretimini yüzde elli oranında azaltabilir. Hiperosmotik ajanlar olan intravenöz mannitol yüzde 20 (1-2 g/kg) veya oral gliserol, vitreus hacmini azaltarak göz içi basıncını düşürmede ek katkı sağlar. Mannitol kullanımında böbrek fonksiyonları ve kardiyovasküler durum yakından izlenmelidir.

  • Topikal tedavi: Timolol %0.5, brimonidin %0.2, dorzolamid %2, pilokarpin %1-2
  • Sistemik tedavi: Asetazolamid 500 mg IV bolus, ardından 250 mg oral (6 saatte bir)
  • Hiperosmotik ajanlar: Mannitol %20 IV (1-2 g/kg) veya oral gliserol
  • Analjezi ve antiemetik: Ağrı ve bulantı kontrolü için uygun ajanlar
  • Pozisyonlama: Hastanın supin pozisyonda yatırılması, lensin gravitasyonel etkiyle posteriora yer değiştirmesine yardımcı olabilir

Lazer Periferik İridotomi ve Cerrahi Müdahaleler

Lazer periferik iridotomi, akut glokom atağının definitif tedavisinde altın standart olarak kabul edilen girişimdir. Nd:YAG lazer kullanılarak iris periferinde bir veya birden fazla tam kat açıklık oluşturulur ve bu sayede aköz hümörün arka kamaradan ön kamaraya alternatif bir geçiş yolu kazanması sağlanır. Bu işlem pupiller blok mekanizmasını ortadan kaldırarak ön kamara açısının açılmasına ve göz içi basıncının normalleşmesine olanak tanır.

Lazer iridotomi genellikle göz içi basıncı medikal tedaviyle kısmen kontrol altına alındıktan sonra uygulanır. İşlem öncesinde korneal ödemin azaltılması, lazer enerjisinin iris dokusuna etkin biçimde ulaşabilmesi için önemlidir. Topikal gliserol veya hipertonik salin ile korneal ödem giderilebilir. İridotomi genellikle üst nazal veya üst temporal kadranda, üst göz kapağının koruyuculuğu altında kalacak şekilde yerleştirilir. Karşı gözde de profilaktik iridotomi uygulanması, kontralateral atağın önlenmesi açısından standart yaklaşım olarak önerilmektedir.

Lazer iridotominin yetersiz kaldığı veya uygulanamadığı durumlarda cerrahi iridektomi seçeneği değerlendirilir. Periferik iridektomi, saat 11-1 pozisyonundan limbal veya korneal kesi ile gerçekleştirilen ve iris dokusunun bir bölümünün eksize edildiği bir cerrahi işlemdir. Ayrıca kronik açı kapanmasına ilerleyen olgularda trabekülektomi veya glokom drenaj implant cerrahisi gibi filtran cerrahi prosedürler gerekebilmektedir.

Lens ekstraksiyonu, özellikle katarakt gelişmiş olan veya fakik mekanizmanın ön planda olduğu hastalarda hem katarakt tedavisi hem de açı kapanması mekanizmasının ortadan kaldırılması amacıyla tercih edilebilir. Fakoemülsifikasyon ile katarakt cerrahisi, ön kamara derinliğini artırarak ve lens-iris diyaframını posteriora yer değiştirerek açının genişlemesine katkı sağlar. Son yıllarda yapılan çalışmalar, primer lens ekstraksiyonunun lazer iridotomiye alternatif bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilebileceğini ortaya koymuştur.

Komplikasyonlar ve Prognostik Faktörler

Akut glokom atağı, zamanında ve etkin tedavi uygulanmadığında ciddi ve kalıcı komplikasyonlara yol açabilmektedir. Göz içi basıncının uzun süre yüksek seyretmesi, optik sinir liflerinde iskemik hasar oluşturarak irreversibl görme kaybına neden olur. Retinal ganglion hücrelerinin apoptozu, glokomatöz optik nöropatinin temelini oluşturur ve kaybedilen sinir liflerinin rejenerasyonu mümkün değildir.

Korneal endotel hasarı, akut glokom atağının sık karşılaşılan komplikasyonlarından biridir. Yüksek göz içi basıncına maruz kalan korneal endotel hücreleri fonksiyon kaybına uğrar ve bu durum kalıcı korneal ödeme yol açabilir. Endotel hücre yoğunluğunun kritik eşiğin altına düşmesi halinde büllöz keratopati gelişebilir ve kornea transplantasyonu gerekebilir. İris sfinkterinde iskemik hasar sonucu gelişen kalıcı pupilla dilatasyonu ve iris atrofisi de sık gözlenen komplikasyonlar arasındadır.

Anterior subkapsüler katarakt, akut atak sonrasında lens epitelinin iskemik hasarına bağlı olarak gelişebilen bir komplikasyondur ve glaukomflecken olarak adlandırılır. Periferik anterior sineşi oluşumu, açının kalıcı olarak kapanmasına ve kronik açı kapanması glokomunun gelişmesine zemin hazırlar. Retinal vasküler oklüzyonlar, özellikle santral retinal ven oklüzyonu, yüksek göz içi basıncının vasküler yapılar üzerindeki baskısı nedeniyle gelişebilir.

Prognozu etkileyen en önemli faktörler arasında atağın süresi, göz içi basıncının düzeyi, tedaviye başlama zamanı ve önceden var olan optik sinir hasarı sayılabilir. Altı saatten kısa süren ataklarda görsel prognoz genellikle iyi olmakla birlikte, yirmi dört saati aşan ataklarda kalıcı görme kaybı riski belirgin şekilde artmaktadır. Tekrarlayan ataklar, kümülatif optik sinir hasarı nedeniyle prognozu olumsuz etkilemektedir.

Risk Faktörleri ve Predispozan Durumlar

Akut glokom atağı gelişimi için çok sayıda risk faktörü tanımlanmış olup, bu faktörlerin bilinmesi hem yüksek riskli bireylerin taranması hem de koruyucu önlemlerin planlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Anatomik risk faktörleri arasında sığ ön kamara, dar ön kamara açısı, kalın ve anteriorize lens, kısa aksiyel göz uzunluğu ve hipermetropik refraksiyon kusuru ön plana çıkmaktadır.

Demografik risk faktörleri açısından değerlendirildiğinde, kadın cinsiyet erkeklere göre iki ila dört kat daha yüksek risk taşımaktadır. Bu durum kadınlarda ön kamara derinliğinin ortalama olarak daha sığ olması ve lens kalınlığının daha fazla olmasıyla ilişkilendirilmektedir. Yaşla birlikte lens kalınlığının artması ve anteriorize olması nedeniyle altmış yaş üzerindeki bireylerde risk belirgin biçimde yükselmektedir. Birinci derece akrabalarda akut glokom öyküsü, riski altı kat artıran önemli bir faktördür.

Farmakolojik tetikleyiciler arasında antikolinerjik etkili ilaçlar özellikle dikkat çekicidir. Atropin, skopolamin, ipratropium bromür gibi doğrudan antikolinerjik ajanların yanı sıra, antihistaminikler, trisiklik antidepresanlar, fenotiazinler ve bazı antiparkinson ilaçlar da antikolinerjik yan etkileri nedeniyle akut atağı tetikleyebilmektedir. Adrenerjik agonistler, özellikle topikal fenilefrin ve sistemik efedrin türevleri de pupilla dilatasyonuna yol açarak riski artırır. Topiramata bağlı siliyer cisim ödemi ve süprakoroidal efüzyon mekanizmasıyla gelişen sekonder açı kapanması da literatürde iyi tanımlanmış bir durumdur.

Profilaksi ve Koruyucu Yaklaşımlar

Akut glokom atağının önlenmesi, yüksek riskli bireylerin erken dönemde tespit edilmesi ve uygun koruyucu girişimlerin zamanında uygulanmasına bağlıdır. Dar açılı gözlerin taranması, rutin oftalmolojik muayenenin vazgeçilmez bir bileşeni olmalıdır. Gonyoskopi, açı genişliğinin ve konfigürasyonunun değerlendirilmesinde altın standart yöntem olarak kabul edilmektedir ve özellikle risk faktörlerini taşıyan bireylerde mutlaka uygulanmalıdır.

Profilaktik lazer periferik iridotomi, karşı gözde akut atak geçirmiş hastalarda ve dar açılı gözlerde atağın önlenmesinde etkili bir girişimdir. Bir gözde akut glokom atağı geçiren hastaların karşı gözlerinde atak gelişme riski yüzde elli ile yetmiş arasında bildirilmektedir ve bu nedenle profilaktik iridotomi standart uygulama olarak önerilmektedir. Dar açılı ancak henüz atak geçirmemiş bireylerde profilaktik iridotomi endikasyonu, açının kapanma riski, hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve takip olanaklarına göre bireyselleştirilmelidir.

İlaç kullanımına bağlı risklerin yönetimi, multidisipliner bir yaklaşım gerektirmektedir. Dar açılı gözlere sahip hastalarda antikolinerjik etkili ilaçların reçetelenmesi gerektiğinde, öncesinde oftalmolojik değerlendirme ve gerekiyorsa profilaktik iridotomi uygulanması önerilir. Hasta eğitimi, risk faktörleri hakkında bilgilendirme ve uyarı semptomlarının tanıtılması, erken başvurunun sağlanması açısından kritik bir bileşendir.

Takip ve Uzun Dönem Yönetim

Akut glokom atağı sonrasında hastaların düzenli ve sistematik takibi, olası komplikasyonların erken tespiti ve kronik glokom gelişiminin önlenmesi açısından hayati önem taşımaktadır. Akut dönem tedavisinin ardından göz içi basıncı kontrolü, ön kamara açısının değerlendirilmesi ve optik sinir muayenesi düzenli aralıklarla yapılmalıdır.

İlk hafta içinde günlük takip önerilmekte olup, göz içi basıncının stabil düzeyde kalması, korneal ödemin rezolüsyonu ve ön kamara reaksiyonunun gerilediğinin doğrulanması hedeflenmektedir. Lazer iridotomi sonrasında açıklığın patent olduğu gonyoskopik olarak kontrol edilmeli ve gerektiğinde ek lazer uygulaması planlanmalıdır. İlk ay içinde haftalık, ardından aylık kontroller ile hasta takip edilmelidir.

Uzun dönem takipte periferik anterior sineşi gelişimi, kronik göz içi basıncı yüksekliği, optik disk değişiklikleri ve görme alanı defektlerinin izlenmesi gerekmektedir. Optik koherens tomografi ile retinal sinir lifi tabakası kalınlığının seri ölçümleri, subklinik progresyonun erken tespitinde değerli bilgiler sunar. Görme alanı testleri, glokomatöz optik nöropatiye bağlı fonksiyonel kayıpların monitörizasyonunda standart yöntem olarak uygulanmaktadır. Medikal tedaviye rağmen basınç kontrolü sağlanamayan veya progresif optik sinir hasarı tespit edilen hastalarda cerrahi müdahale seçenekleri yeniden değerlendirilmelidir.

Multidisipliner Yaklaşım ve Acil Servis Yönetimi

Akut glokom atağı, acil servis pratiğinde karşılaşılan ve hızlı tanı ile tedavi gerektiren klinik tabloların başında gelmektedir. Acil servis hekimlerinin bu durumu ayırıcı tanıda göz önünde bulundurması, özellikle akut başlangıçlı tek taraflı göz ağrısı, baş ağrısı, bulantı ve kusma ile başvuran hastalarda oftalmolojik muayenenin gecikmeksizin yapılması büyük önem taşımaktadır. Triaj aşamasında görme kaybı ve şiddetli göz ağrısı yakınmalarının yüksek öncelikli olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Acil serviste göz içi basıncı ölçümünün yapılabilmesi, tanıda en kritik adımı oluşturmaktadır. Portatif tonometri cihazlarının acil servislerde bulundurulması ve acil servis personelinin bu cihazların kullanımı konusunda eğitilmesi önerilmektedir. Medikal tedavinin hızla başlatılması, oftalmoloji konsültasyonu organize edilene kadar göz içi basıncının düşürülmesinde hayati rol oynar.

Akut glokom atağında multidisipliner yaklaşım yalnızca oftalmoloji ile sınırlı kalmayıp, dahiliye, anesteziyoloji ve gerektiğinde nöroloji bölümlerinin de sürece dahil edilmesini gerektirebilir. Sistemik tedavide kullanılan asetazolamid ve mannitol gibi ajanların böbrek fonksiyonları, elektrolit dengesi ve kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri nedeniyle hastaların sistemik açıdan da yakından izlenmesi zorunludur. İleri yaş grubundaki hastaların eşlik eden komorbiditeleri, tedavi planlamasında bireyselleştirilmiş yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.

Hasta ve yakınlarının eğitimi, uzun dönem yönetimin başarısında belirleyici bir faktördür. Hastalığın doğası, tedavi seçenekleri, ilaç uyumu, kontrol muayenelerinin önemi ve acil başvuru gerektiren durumlar hakkında kapsamlı bilgilendirme yapılmalıdır. Karşı gözde atak gelişme riski ve profilaktik tedavinin gerekliliği konusunda hastanın aydınlatılması medikolegal açıdan da önemlidir.

Acil Serviste Adım Adım Yönetim Algoritması

  • Adım 1 - Tanı: Göz içi basıncı ölçümü, biyomikroskopik muayene, pupilla değerlendirmesi
  • Adım 2 - Medikal tedavi: Topikal timolol, brimonidin, dorzolamid; sistemik asetazolamid IV
  • Adım 3 - Basınç takibi: Her 15-30 dakikada göz içi basıncı kontrolü
  • Adım 4 - Pilokarpin: Basınç kısmen düştükten sonra pilokarpin %1-2 uygulaması
  • Adım 5 - Konsültasyon: Oftalmoloji konsültasyonu ve lazer iridotomi planlaması
  • Adım 6 - Hiperosmotik tedavi: Gerektiğinde mannitol IV infüzyonu
  • Adım 7 - Definitif tedavi: Lazer periferik iridotomi ve karşı göze profilaktik iridotomi

Akut glokom atağı, erken tanı ve etkin müdahale ile görme fonksiyonunun korunabileceği, ancak gecikmiş veya yetersiz tedavi durumunda kalıcı ve geri dönüşümsüz görme kaybına yol açabilen ciddi bir oftalmolojik acildir. Bu tablonun başarılı yönetimi, acil servis ekibinin farkındalığı, hızlı tanısal değerlendirme, uygun medikal tedavinin gecikmeksizin başlatılması ve oftalmoloji ile etkin koordinasyonun sağlanmasına bağlıdır. Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, akut glokom atağı dahil tüm oftalmolojik acil durumlarda hastalarımıza en güncel tanı ve tedavi protokollerini uygulayarak, görme sağlığının korunması için titiz ve kapsamlı bir yaklaşım sunmaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu