Dermatoloji

Uyuz Hastalığı

Uyuz cilt parazitlerinden kaynaklanan bulaşıcı bir hastalıktır, belirtileri ve dermatoloji uzman önerilerini detaylı keşfedin.

Uyuz hastalığı, Sarcoptes scabiei (insan uyuz akarı) adı verilen mikroskobik bir parazitin deride açtığı tünellere yumurtalarını bırakmasıyla ortaya çıkan bulaşıcı bir cilt hastalığıdır. Genellikle gece şiddetlenen yoğun kaşıntı, parmak araları ve bilek gibi ince derili bölgelerde küçük kabarcıklar ve tipik tünel izleriyle kendini belli eder. Hastalığın seyri sinsi olabilir; ilk temas sonrası belirtilerin ortaya çıkması haftalar sürebildiği için kişi farkında olmadan yakın çevresine bulaştırma riski taşır.

Toplum içinde uyuz hastalığına yönelik yanlış bir algı vardır; kişisel hijyen eksikliğiyle özdeşleştirilir. Oysa parazit; cinsiyet, yaş, ekonomik durum veya temizlik alışkanlığı ayırt etmeden bulaşabilir. Yatakhane, kreş, huzurevi gibi ortak yaşam alanlarında salgın şeklinde görülebilmesi, hastalığın asıl olarak yakın ten temasıyla ve ortak kullanılan tekstil ürünleriyle yayıldığını gösterir. Erken tanı konulduğunda uygulanan ilaç şemalarıyla süreç kontrol altına alınır ve aile içi bulaş zinciri kırılabilir.

Kimlerde Görülür?

Uyuz hastalığı dünya genelinde her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen, coğrafi ve sosyoekonomik sınır tanımayan bir sorundur. Bununla birlikte bazı grupların hastalığa yakalanma olasılığı belirgin biçimde daha yüksektir. Kalabalık ortamlarda yaşayan bireyler, askeri kışlalardaki erler, yurtta kalan öğrenciler, huzurevi sakinleri ve cezaevinde bulunan kişiler en sık karşılaşılan profil arasında yer alır. Yakın fiziksel temasın kaçınılmaz olduğu bu ortamlar, parazitin bir kişiden diğerine geçişi için uygun zemin oluşturur.

Çocuklar ve bebekler, derilerinin ince ve geçirgen olması nedeniyle uyuz akarına karşı daha hassastır. Yetişkinlerde nadir görülen avuç içi, ayak tabanı ve saçlı deri tutulumu küçük çocuklarda daha sık ortaya çıkar. Kreş ve anaokulu gibi yakın temasın yoğun olduğu ortamlarda salgınlar görülebilir. Bir aile bireyinde uyuz saptandığında, belirti olsun ya da olmasın evdeki tüm bireylere eş zamanlı yaklaşım uygulanması, çocukların yeniden enfekte olmasını engellemek açısından önemlidir.

Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde uyuz hastalığı farklı ve ağır bir tabloya dönüşebilir. Kanser tedavisi gören, organ nakli sonrası bağışıklık baskılayıcı ilaç kullanan, HIV ile yaşayan ya da ileri yaş nedeniyle bağışıklığı zayıflamış bireylerde Norveç uyuzu (kabuklu uyuz) adı verilen klinik tablo görülebilir. Bu durumda deride milyonlarca parazit bulunabilir; bulaştırıcılık yüksektir ve hastaneye yatırılarak izlem gerekebilir. Sağlık çalışanları da mesleksel temas nedeniyle risk altındaki gruplar arasında değerlendirilir.

Cinsel partner değişikliğinin sık olduğu yetişkinlerde uyuz, cinsel yolla bulaşan hastalıklar grubuyla birlikte ele alınır. Yakın ten temasının uzun sürmesi parazitin yeni konağa geçmesi için yeterlidir. Mevsimsel olarak değerlendirildiğinde kış aylarında, kalın giysi katmanları ve kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artmasıyla birlikte vaka sayısında belirgin artış izlenir. Otel, hastane veya pansiyon gibi paylaşılan yatak takımlarının kullanıldığı yerlerde de bulaş bildirilmiştir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Uyuz hastalığının en karakteristik belirtisi, geceleri belirgin biçimde artan ve uykudan uyandıracak şiddete ulaşabilen kaşıntıdır. Bu kaşıntı, parazitin deri içindeki hareketine ve salgıladığı maddelere karşı vücudun gösterdiği aşırı duyarlılık tepkisinin bir sonucudur. İlk temas sonrası belirtilerin başlaması genellikle dört ila altı haftayı bulur; daha önce uyuz geçirmiş kişilerde ise bu süre birkaç güne iner. Kaşıntının yoğunluğu kişinin günlük yaşamını, iş performansını ve uyku kalitesini olumsuz etkiler.

Klinik muayenede en dikkat çekici bulgu, dişi akarın deri içinde açtığı birkaç milimetre uzunluğundaki tünellerdir. Bu tüneller; parmak araları, el bilekleri, dirsek iç yüzeyi, koltuk altı, göbek çevresi, kalça ve genital bölge gibi ince derili alanlarda kıvrımlı, gri-beyaz çizgiler şeklinde izlenir. Tünellerin uç kısmında bazen küçük bir nokta halinde akarın kendisi seçilebilir. Eşlik eden bulgular arasında küçük kırmızı kabarcıklar, su dolu içi sıvılı keseler ve sürtünmeyle oluşan kabuklu döküntüler sayılabilir.

  • Gece belirginleşen yoğun kaşıntı, en sık karşılaşılan başlangıç bulgusudur.
  • Parmak aralarında ve bileklerde kıvrımlı, gri-beyaz tünel izleri görülür.
  • Küçük kırmızı kabarcıklar ve içi sıvı dolu keseler eşlik edebilir.
  • Bebeklerde avuç içi, ayak tabanı ve yüz tutulumu sık olarak gözlenir.
  • Norveç uyuzunda kalın, kepekli kabuk tabakaları ön plandadır.

Bebekler ve küçük çocuklarda klinik görünüm yetişkinlerden farklıdır. Bu yaş grubunda avuç içi, ayak tabanı, yüz ve saçlı deri tutulumu sık olarak görülür; lezyonlar daha yaygın, daha kabarık ve sıklıkla kaşıma izleriyle kaplıdır. Sürekli ağlama, huzursuzluk, beslenme isteğinin azalması ve uyku düzeninin bozulması, bebeklerde uyuzun ilk işaretleri olabilir. İleri yaş hastalarda ise klasik tünel bulgusu silik olabilir; yaygın kuruluk ve kepeklenme ön planda olduğu için tanı gecikebilir.

Norveç uyuzu olarak bilinen kabuklu form, bağışıklığı baskılanmış bireylerde görülen ağır bir alt türdür. Bu tabloda deride kalın, gri-sarı renkte, kepekli kabuk tabakaları oluşur; el ve ayaklarda yaygın çatlaklar ortaya çıkar. İlginç olarak bu hastalarda kaşıntı şikayeti hafif olabilir ya da hiç bulunmayabilir. Buna karşılık deriye yerleşen parazit sayısı çok yüksektir ve hasta son derece bulaştırıcıdır. Bu nedenle hastane yatışı, izolasyon önlemleri ve uzun süreli ilaç tedavisi gerekli olur.

Nedenleri Nelerdir?

Uyuz hastalığının doğrudan nedeni Sarcoptes scabiei var. hominis adı verilen mikroskobik bir akardır. Yetişkin dişi akar yaklaşık 0,4 milimetre boyundadır ve çıplak gözle güçlükle seçilir. Döllenen dişi akar deriyi delerek üst tabakaya tünel açar ve bu tünelde her gün iki ila üç yumurta bırakır. Yumurtalardan çıkan larvalar deri yüzeyine ulaşır, olgunlaşır ve yeni nesil parazitler üretir. Bu döngü ele alınmadığında haftalarca sürebilir ve klinik tablonun şiddetlenmesine yol açar.

Hastalığın temel bulaş yolu uzun süreli, yakın ten temasıdır. El sıkışma ya da kısa süreli sarılma genellikle yeterli değildir; ancak yatak paylaşımı, cinsel temas, çocuğun anne kucağında uzun süre kalması veya hasta bakımı sırasında geçen vakitler bulaş için uygun ortam sağlar. Aynı evde yaşayan bireyler arasında ortalama bulaş oranı oldukça yüksektir. Bu nedenle bir kişide tanı konulduğunda, ev halkının tamamının değerlendirilmesi temel bir önlem olarak değerlendirilir.

Tekstil ürünleri üzerinden bulaş da göz ardı edilmemelidir. Parazit deriden ayrıldıktan sonra uygun ortamda iki ila üç gün boyunca canlı kalabilir. Yatak çarşafı, havlu, iç çamaşırı, atkı, eldiven ve koltuk gibi yumuşak yüzeyler bulaş için aracı görevi görebilir. Özellikle Norveç uyuzu olan hastaların kullandığı eşyalar yüksek riskli kabul edilir. Otel odaları, hastane yatakları ve toplu taşıma araçlarında bu yolla nadiren bulaş bildirilmiştir; ancak temel bulaş yine de doğrudan temasla gerçekleşir.

  • Aile içi yakın temas, uyuz bulaşının en sık görülen yoludur.
  • Kalabalık yaşam alanları parazitin yayılmasını kolaylaştırır.
  • Ortak yatak takımı ve havlu kullanımı dolaylı bulaşa zemin hazırlar.
  • Bağışıklığın baskılanması, ağır seyirli formlar için zemin oluşturur.
  • Cinsel temas, yetişkinlerde sık karşılaşılan bulaş yollarından biridir.

Hijyen alışkanlıklarının yetersizliği uyuzun tek nedeni değildir; ancak kalabalık ve havalandırması yetersiz ortamlar bulaş hızını artırır. Sosyoekonomik düzeyi düşük bölgelerde, savaş ve göç koşullarında, doğal afet sonrası geçici barınma alanlarında uyuz salgınları sık görülür. Evcil hayvanlarda görülen uyuz türleri farklı bir akar tarafından oluşturulur ve insanda kalıcı yerleşim göstermez; ancak köpek uyuzu kısa süreli kaşıntıya yol açabilir ve bu durum klinikte ayırıcı tanı gerektirir.

Tanı Nasıl Konulur?

Uyuz tanısı büyük ölçüde dikkatli bir öykü ve titiz bir dermatolojik muayeneye dayanır. Hekim öncelikle kaşıntının ne zaman başladığını, gece artıp artmadığını, aile bireylerinde benzer şikayetlerin olup olmadığını, yakın zamanda toplu yaşam alanlarında bulunup bulunmadığını ve cinsel temas öyküsünü sorgular. Bu sorulardan elde edilen bilgiler, uyuz şüphesinin güçlenmesinde belirleyici unsurdur. Ardından tüm vücudun ayrıntılı muayenesi yapılır; özellikle parmak araları, bilekler, koltuk altı, göbek çevresi, kalça ve genital bölge dikkatle incelenir.

Görsel muayenede tipik tünel bulgusunun saptanması tanıyı büyük ölçüde destekler. Dermatoskopi adı verilen ışıklı büyütme cihazı, deri yüzeyinde uçak izine benzeyen tünel görüntüsünü ve tünel ucundaki üçgen şeklindeki akar başını gösterebilir. Bu girişimsel olmayan yöntem, hem hasta açısından konforlu hem de hekim için hızlı sonuç veren bir incelemedir. Şüpheli lezyonlardan steril bir bisturi ile yüzeyel kazıma yapılarak elde edilen örneğin mikroskop altında incelenmesi kesin tanı sağlar.

Mikroskobik incelemede akar, yumurta veya akar dışkısının görülmesi tanıyı kesinleştirir. Ancak negatif sonuç uyuz olmadığını göstermez; çünkü deri üzerinde bulunan akar sayısı klasik formda oldukça azdır. Bu nedenle klinik şüphenin yüksek olduğu durumlarda, mikroskobik inceleme sonucu beklenmeden ampirik (deneysel) yaklaşım başlatılabilir. Bazı merkezlerde polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) gibi ileri moleküler yöntemler de kullanılabilir; ancak rutin pratikte klinik değerlendirme öncelikli yerini korur.

Ayırıcı tanıda atopik dermatit, kontakt egzama, uyaranlara bağlı kurdeşen, böcek ısırığı reaksiyonu, follikülit ve seboreik dermatit gibi durumlar göz önünde bulundurulur. Özellikle çocuklarda atopik dermatit ile uyuz benzer dağılım gösterebilir; bu durumda aile öyküsü, lezyon dağılımı ve uygulanan yaklaşıma alınan yanıt belirleyici rol oynar. Norveç uyuzu sedef hastalığı ile karıştırılabilir; kabuk yapısı ve klinik seyir benzer olabileceğinden ileri yaş ve bağışıklık baskılanması olan hastalarda mutlaka mikroskobik inceleme planlanır.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Ele alınmayan uyuz hastalığında en sık karşılaşılan komplikasyon, yoğun kaşıma sonucu derinin bütünlüğünün bozulması ve buna ikincil gelişen bakteriyel enfeksiyonlardır. Streptokok ve stafilokok türü bakterilerin tırnak izleri yoluyla deriye yerleşmesi sonucunda impetigo, follikülit, selülit ve nadiren apse oluşabilir. Bu durum yalnızca yerel bir sorun değildir; özellikle çocuklarda streptokok kaynaklı deri enfeksiyonları, böbreklerde glomerülonefrit denilen iltihabi bir tabloya zemin hazırlayabilir.

Kronikleşen uyuz olgularında deri sürekli kaşımaya bağlı olarak kalınlaşır, kararır ve liken şeklinde kabalaşır. Bu duruma likenifikasyon adı verilir. Kaşıntı durduktan sonra bile bu deri değişiklikleri haftalarca, hatta aylarca sürebilir. Süreç sonrasında bir süre devam eden inatçı kaşıntıya post-skabietik kaşıntı denir; bu durum parazitin sürmesi anlamına gelmez, vücudun parazit kalıntılarına karşı verdiği bağışıklık yanıtının yansımasıdır ve nemlendiriciler ile yardımcı ilaçlarla kontrol altına alınır.

Uyku düzeninin uzun süreli bozulması, yaşam kalitesi üzerinde belirgin bir yük oluşturur. Sürekli kaşıntı nedeniyle gece uykusunun bölünmesi gündüz yorgunluğu, dikkat dağınıklığı, iş ve okul performansında düşüş ile sonuçlanır. Çocuklarda büyüme ve gelişme üzerindeki olumsuz etkiler dolaylı olarak ortaya çıkabilir. Sosyal açıdan da hastalar damgalanma kaygısı yaşayabilir; bu durum kişiyi destek arama sürecinden uzaklaştırabilir ve hastalığın yayılmasını kolaylaştırır.

  • Bakteriyel deri enfeksiyonları, geç tanı konulan olgularda sık görülür.
  • Streptokok kaynaklı sonradan ortaya çıkan böbrek iltihabı çocuklarda risk oluşturur.
  • Kronik kaşıma derinin kalınlaşmasına ve renk değişikliklerine yol açar.
  • Uyku bozukluğu ve dikkat sorunları yaşam kalitesini olumsuz etkiler.
  • Norveç uyuzu, ağır seyirli ve oldukça bulaştırıcı bir alt türdür.

Bağışıklığı baskılanmış kişilerde gelişen Norveç uyuzu, hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından önem taşır. Bu hastalarda deri üzerindeki parazit yükü yüz binleri bulabilir; bakım veren personel ve diğer hasta yakınları için yüksek bulaş riski oluşturur. Hastane içi salgın bildirimleri büyük çoğunlukla bu tablodan kaynaklanır. Bu nedenle tanı konulduğunda hasta tek kişilik odaya alınır, sağlık çalışanları temas önlemlerine uyar ve eş zamanlı temas takibi yapılarak yayılım kontrol altına alınmaya çalışılır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Özellikle geceleri artan, iki haftadan uzun süredir devam eden ve nemlendirici ya da serbest satışlı kremlerle geçmeyen yaygın kaşıntınız varsa bir dermatoloji uzmanına başvurmanız önerilir. Parmak aralarında, bileklerde, göbek çevresinde ya da genital bölgede küçük kırmızı kabarcıklar, kıvrımlı ince çizgiler ya da kaşıma izleri fark ettiyseniz değerlendirme süresini ertelememeniz önemlidir. Aile bireylerinden birinde benzer şikayetler varsa kendinizde belirti olmasa da hekim görüşü almanız faydalı olur.

Çocuğunuzda gece huzursuzluğu, sürekli kaşıma davranışı, avuç içi ve ayak tabanında dökünt sayılabilecek kabarcıklar varsa pediatrik dermatoloji değerlendirmesi gereklidir. Bebeklerde tablo hızla yayılabileceği, ikincil bakteriyel enfeksiyonlar sık görüleceği için tanı süreci geciktirilmemelidir. Kreş, anaokulu veya yurt gibi toplu yaşam alanlarında çocuğunuzun arkadaşlarında benzer şikayetler bildirildiyse, çocuğunuzu da düzenli olarak kontrol ettirmeniz uygun olur.

Daha önce uyuz tanısı almış ve süreci tamamlamış bir kişide, dört haftadan uzun süre devam eden kaşıntı sürüyorsa yeniden değerlendirme gerekir. Bu durum bazen yanıt alınamamasını, bazen yeniden bulaşı, bazen ise post-skabietik kaşıntıyı işaret edebilir. Bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanan, kanser sürecinde olan, organ nakli sonrası izleme alınan ya da ileri yaşta yatağa bağımlı yaşayan kişilerde herhangi bir kaşıntı yakınması mutlaka hekime danışılarak değerlendirilmelidir.

Son Değerlendirme

Uyuz hastalığı, mikroskobik bir parazitin yol açtığı, doğru tanı ve uygun yaklaşımla kontrol altına alınan bulaşıcı bir cilt sorunudur. Gece artan kaşıntı, parmak aralarındaki tipik tüneller ve aile içinde benzer şikayetlerin bulunması, akla ilk olarak uyuzu getirmesi gereken bulgular arasındadır. Erken dönemde başlatılan ilaç şemaları, ev içi temasın bütüncül değerlendirilmesi ve tekstil ürünlerinin uygun biçimde temizlenmesi, hem bireyin iyileşme sürecini hem de çevresindekilerin korunmasını destekleyen temel adımlardır.

Koru Hastanesi Dermatoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, uyuz hastalığı gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Uyuz (Skabies) nedir, nasıl bir hastalıktır?
Uyuz, deri altına yerleşen mikroskobik parazitlerin neden olduğu, özellikle geceleri artan şiddetli kaşıntıyla kendini gösteren bulaşıcı bir deri hastalığıdır. Halk arasında yaygın olarak görülür ve genellikle uzun süreli yakın temasla kolayca yayılır.
Bende uyuz mu var, nasıl anlarım?
Özellikle geceleri artan ve uyutmayan bir kaşıntınız varsa, vücudunuzda küçük kırmızı döküntüler veya parmak aralarında ince çizgiler görüyorsanız uyuz olmuş olabilirsiniz. Bu belirtiler genellikle el parmak araları, bilekler, koltuk altı ve bel çevresinde yoğunlaşır.
Uyuz çok bulaşıcı mı, nasıl geçer?
Evet, uyuz oldukça bulaşıcıdır. Genellikle aynı evde yaşayan kişilerle yakın temas, ortak kıyafet, havlu veya çarşaf kullanımı yoluyla bir kişiden diğerine kolayca geçebilir.
Uyuz ölümcül bir hastalık mı?
Hayır, uyuz ölümcül bir hastalık değildir. Çok rahatsız edici ve yaşam kalitesini düşüren bir durum olsa da, uygun tedavi ve hijyen kurallarına uyulduğunda genellikle sorunsuz bir şekilde iyileşir.
Uyuz oldum, normal hayatıma devam edebilir miyim?
Tedavi süreci başlayana kadar hastalığı başkalarına bulaştırma riskiniz olduğu için evde kalmanız ve yakın temastan kaçınmanız önerilir. Tedaviye başladıktan sonra doktorunuzun belirlediği süre boyunca izolasyona dikkat etmeniz, normal hayata dönüşünüzü hızlandıracaktır.
Uyuz için özel bir diyet var mı, ne yememeli?
Uyuzun beslenmeyle doğrudan bir bağlantısı yoktur, bu nedenle uygulamanız gereken özel bir diyet listesi bulunmamaktadır. Kaşıntıyı tetikleyebilecek çok baharatlı veya alerji yapabilecek gıdalardan uzak durmak genel sağlığınız için yeterlidir.
Uyuz geçer mi, tedavisi var mı?
Evet, uyuz doğru tedavi yöntemleriyle tamamen iyileşebilen bir hastalıktır. Genellikle doktorun reçete ettiği parazit öldürücü kremler veya losyonlar düzenli kullanıldığında iyileşme süreci başarıyla tamamlanır.
Uyuz kalıtsal mı, çocuğuma geçer mi?
Uyuz kalıtsal bir hastalık değildir, yani genetik olarak aktarılmaz. Ancak bulaşıcı olduğu için aile içindeki yakın temasla çocuğunuza veya diğer aile bireylerine kolayca geçebilir.
Uyuzdan nasıl korunurum?
Uyuzlu olduğundan şüphelenilen kişilerin eşyalarını, kıyafetlerini ve çarşaflarını kullanmamaya özen göstermelisiniz. Ayrıca kişisel hijyen kurallarına uymak ve şüpheli durumlarda ortak eşya paylaşımını kısıtlamak korunmada en etkili yoldur.
Hangi durumlarda uyuz için doktora gitmeliyim?
Vücudunuzdaki kaşıntı gün geçtikçe şiddetleniyorsa, döküntüler vücudun büyük bir kısmına yayıldıysa veya kaşınan bölgelerde yaralar ve iltihaplanma başladıysa mutlaka bir uzmana görünmelisiniz.
Uyuz için doğal yöntemler işe yarar mı?
Doğal yöntemler genellikle uyuz parazitini yok etmede yeterli olmaz ve hastalığın daha fazla yayılmasına neden olabilir. Tıbbi tedavinin yerine geçecek bir bitkisel yöntem bulunmadığı için doktorunuzun önerdiği ilaçları kullanmanız en güvenli yoldur.
Hamilelikte uyuz tedavisi nasıl olur?
Hamilelik döneminde uyuz tedavisi planlanırken hem anne hem de bebeğin sağlığı ön planda tutulur. Bu süreçte sadece doktorunuzun onayladığı ve gebelikte güvenli kabul edilen ilaçlar kullanılmalıdır.
Çocuklarda uyuz belirtileri farklı mıdır?
Çocuklarda uyuz belirtileri yetişkinlerden biraz farklı olabilir; bazen avuç içlerinde, ayak tabanlarında ve kafa derisinde de döküntüler görülebilir. Çocuklar kaşıntıyı ifade edemedikleri için huzursuzluk ve uyku problemleri ilk belirti olabilir.
Yaşlılarda uyuz nasıl seyrediyor?
Yaşlılarda bağışıklık sistemi zayıflığına bağlı olarak uyuz bazen daha yoğun veya farklı deri bölgelerinde (kabuklu uyuz gibi) görülebilir. Bu nedenle yaşlı bireylerde kaşıntı şikayeti başladığında vakit kaybetmeden uzman kontrolü gerekebilir.
Uyuz cinsel hayatı etkiler mi?
Uyuz yakın temasla bulaşan bir hastalık olduğu için tedavi süreci bitene kadar cinsel temastan kaçınmak gerekir. Tedavi tamamlanıp parazitler temizlenene kadar bu durum cinsel hayatı kısıtlayabilir, ancak iyileştikten sonra her şey normale döner.
Uyuz stresle ilgili bir durum mu?
Hayır, uyuz stres kaynaklı bir hastalık değil, parazit kaynaklı enfeksiyöz bir durumdur. Ancak yoğun stres bağışıklık sisteminizi zayıflatarak vücudun hastalıklara karşı direncini azaltabilir.
Vitamin eksikliği uyuz yapar mı?
Vitamin veya mineral eksikliği doğrudan uyuz yapmaz. Uyuz sadece parazitlerin cilde yerleşmesiyle bulaşır, ancak vücut direnciniz düşükse hastalık daha hızlı fark edilebilir veya daha rahatsız edici seyredebilir.
Evdeki eşyaları nasıl temizlemeliyim?
Uyuz parazitleri yüksek ısıda ölür. Bu nedenle kıyafetlerinizi, nevresimlerinizi ve havlularınızı en az 60 derecede yıkamalı ve mümkünse ütülemelisiniz; yıkanamayan eşyaları ise ağzı kapalı poşetlerde birkaç gün bekletmelisiniz.
WhatsApp Online Randevu