Biyokimya Kütüphanesi

Kistik Fibroz Mutasyon Analizi ve Ter Testi

Kistik fibroz, CFTR genindeki kalıtsal değişikliklere bağlı olarak hücre zarındaki klor ve su geçişinin bozulduğu bir hastalıktır. Bu bozukluk akciğerlerde koyu kıvamlı salgı birikmesine, pankreasta sindirim enzimlerinin bağırsağa ulaşmasının güçleşmesine ve terle tuz kaybının artmasına yol açabilir. Ter testi, terdeki klorür miktarını ölçerek CFTR işlevi hakkında dolaylı bilgi verir ve tanı sürecinde en sık başvurulan testtir. Kistik fibroz mutasyon analizi ise kan ya da ağız içi sürüntü örneğinden elde edilen DNA üzerinden gendeki değişiklikleri araştırır. Bu sayfada her iki incelemenin nasıl yapıldığı, sonuçların nasıl değerlendirildiği ve sonucu etkileyen etkenler anlatılmaktadır.

Kistik Fibroz Mutasyon Analizi ve Ter Testi Nedir, Hangi Sorulara Yanıt Arar?

Kistik fibroz, CFTR adı verilen genin yapısındaki kalıtsal değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu gen, hücre zarında klor ve su geçişini düzenleyen bir proteinin üretiminden sorumludur. Protein beklendiği gibi çalışmadığında salgı üreten dokularda su ve tuz dengesi bozulur. Bunun sonucunda akciğerlerde koyu kıvamlı salgı birikebilir, pankreasta üretilen sindirim enzimlerinin bağırsağa ulaşması güçleşebilir ve terle tuz kaybı artabilir. Ter testi ile kistik fibroz mutasyon analizi, bu tabloyu farklı açılardan inceleyen tetkiklerdir. Ter testi terdeki klorür miktarını ölçerek CFTR işlevi hakkında dolaylı bilgi verir; mutasyon analizi ise gendeki değişikliği doğrudan araştırır. Bu testler birlikte, şüpheli bulguların kistik fibrozla açıklanıp açıklanamayacağı, ailede taşıyıcılık bulunup bulunmadığı ve tarama sonucu şüpheli çıkan bir bebeğin ileri incelemeye gerek duyup duymadığı sorularına yanıt aramak için kullanılır.

Ter Testi Vücutta Neyi Ölçer ve CFTR Proteiniyle İlişkisi Nedir?

Ter testi, deriden salgılanan terin içindeki klorür miktarını ölçer. Ter bezleri önce tuzdan zengin bir sıvı üretir; bu sıvı kanal boyunca ilerlerken klorürün bir bölümü yeniden emilerek vücuda geri alınır. Geri emilimi sağlayan yapı CFTR proteinidir. Protein yeterince çalışmadığında klorür geri emilemez ve deri yüzeyine ulaşan terde olduğundan daha fazla kalır. Bu nedenle kistik fibrozu olan kişilerin teri yakınları tarafından belirgin biçimde tuzlu olarak tarif edilebilir; bebeğini öpen anne babaların ciltte tuzlu bir tat fark etmesi bilinen bir gözlemdir. Ter testi işte bu birikimi ölçerek CFTR işlevinin ne ölçüde korunduğunu dolaylı olarak gösterir. Testin gendeki değişikliği değil, o değişikliğin hücre düzeyindeki sonucunu yansıttığını bilmek, sonucun doğru yorumlanmasını kolaylaştırır.

Ter Testi ve Mutasyon Analizi Hangi Durumlarda İstenir?

Ter testi ve mutasyon analizi, kistik fibrozu düşündüren bulgular bir araya geldiğinde gündeme gelir. Çocuklarda yineleyen akciğer enfeksiyonları, geçmeyen öksürük, hırıltı, sık ve yağlı dışkılama, beklenen kiloyu alamama ve boy uzamasında gerileme bu bulgular arasında sayılır. Ciltte tuzlu tat, burun içinde polip, yineleyen sinüzit ve nedeni açıklanamayan pankreas iltihabı da değerlendirmeye alınır. Yenidoğan tarama programında şüpheli sonuç alınan bebekler ileri inceleme için ter testine yönlendirilir. Kardeşinde ya da yakın akrabasında kistik fibroz tanısı bulunan çocuklarda belirti olmasa bile test istenebilir. Erişkinlerde nedeni bulunamayan bronşektazi ve erkeklerde kısırlık araştırması da CFTR incelemesinin gündeme geldiği durumlardandır. Hangi testin önce yapılacağına, başvuru nedeni ve yaş dikkate alınarak izlemi yürüten hekim karar verir.

Ter Testi Nasıl Uygulanır ve Ne Kadar Sürer?

Ter testi, ter üretiminin uyarılması ve toplanan terin incelenmesi basamaklarından oluşur. İlk basamakta pilokarpin adı verilen bir madde, hafif bir elektrik akımı yardımıyla derinin üst katmanına ulaştırılır; bu yönteme iyontoforez denir. Uygulama sırasında ciltte hafif karıncalanma, gıdıklanma ya da ılık bir his duyulabilir; çocukların çoğu işlem boyunca sakin kalır. Ter üretimi başladıktan sonra bölge özel bir kâğıt, ince bir boru ya da toplayıcı bir aparatla kapatılır ve biriken ter toplanır. Toplanan örnek laboratuvara iletilir ve içindeki klorür miktarı ölçülür. İşlem kısa sürer ve genellikle tek seansta tamamlanır; hazırlık, ter toplama ve ölçüm basamakları birlikte düşünüldüğünde randevu için kısa bir zaman ayırmak yeterli olur. Uygun cihaz kullanıldığında ve işlem deneyimli bir ekip tarafından yapıldığında ciltte yanık gelişme olasılığı çok düşüktür. Test öncesinde uygulanacak bölgeye krem, losyon ya da nemlendirici sürülmemesi istenir.

Ter Testi Hangi Yaş Gruplarında ve Vücudun Hangi Bölgesinden Yapılır?

Ter testi bebeklikten erişkinliğe kadar her yaşta uygulanabilir, ancak yenidoğan döneminde bazı sınırlamalar vardır. Çok küçük ve erken doğan bebeklerde ter bezleri yeterince olgunlaşmadığı için toplanan ter miktarı ölçüm için yetersiz kalabilir. Bu nedenle test, bebek yeterli olgunluğa ve vücut ağırlığına ulaştıktan sonra planlanır; erken denenip yetersiz kalan örnekler testin yinelenmesini gerektirir. Uygulama bölgesi olarak büyük çocuklarda ve erişkinlerde genellikle ön kolun iç yüzü seçilir. Bebeklerde kol yeterince geniş bir alan sunmadığından bacak, uyluk ya da baldırın iç yüzü tercih edilir. Seçilen bölgede egzama, döküntü, yara, kızarıklık veya iltihap bulunmaması beklenir; cildin sağlam olması hem örneğin güvenilirliği hem de işlem güvenliği açısından önemlidir. Yeterli ter elde edilme olasılığını artırmak için ayrı bölgelerden eş zamanlı örnek alınması tercih edilebilir.

Ter Testi Sonucu Nasıl Değerlendirilir?

Ter testi sonucu, terde ölçülen klorür düzeyine göre normal, sınırda ve yüksek biçiminde sınıflandırılır. Yüksek sonuç, uyumlu klinik bulgularla birlikte değerlendirildiğinde kistik fibroz tanısını güçlü biçimde destekler. Normal sonuç, klinik tablo da uyumsuzsa kistik fibroz olasılığını uzaklaştırır; buna karşın şüphe sürüyorsa tek başına yeterli sayılmaz. Sınırda sonuç ne tanıyı doğrular ne de dışlar; ek inceleme gerektirir. Raporlama sırasında toplanan ter miktarının ölçüm için yeterli olup olmadığı da belirtilir, çünkü yetersiz örnekten elde edilen ölçüm yorumlanmaz. Değerlendirme yalnız laboratuvar sonucuna dayanmaz; kişinin yaşı, büyüme durumu, solunum ve sindirim bulguları, aile öyküsü ve varsa tarama sonucu birlikte ele alınır. Bu nedenle sonucun yorumu, testi isteyen hekim tarafından bütünlük içinde yapılır.

Sınırda Ter Testi Sonucu Ne Anlama Gelir ve Sonrasında Ne Yapılır?

Sınırda sonuç, terdeki klorür düzeyinin normal kabul edilen aralıkla yüksek kabul edilen aralık arasında kalması anlamına gelir. Bu durum tek başına tanı koydurmaz, ancak şüpheyi de ortadan kaldırmaz. Sınırda sonuç alındığında ilk adım genellikle testin uygun koşullarda yinelenmesidir; örnek miktarının yeterliliği ve uygulama koşulları yeniden gözden geçirilir. Yinelenen ölçümde de benzer sonuç elde edilirse CFTR mutasyon analizine geçilir ve gendeki değişiklikler araştırılır. Bazı kişilerde CFTR proteininin işlevi kısmen korunur; bu tabloda ter klorürü sınırda kalabilirken solunum ya da sindirim bulguları zamanla belirginleşebilir. Bu nedenle sınırda sonuç alan kişilerin belirli aralıklarla izlenmesi, büyüme, solunum ve sindirim bulgularının yeniden değerlendirilmesi önerilir. Gerekli görüldüğünde ileri işlev incelemeleri gündeme gelebilir ve sonuç genetik inceleme ile birlikte yorumlanır.

Ter Testi Hangi Durumlarda Tekrarlanır?

Ter testinin yinelenmesini gerektiren durumların başında toplanan ter miktarının ölçüm için yetersiz kalması gelir; bu özellikle küçük bebeklerde ve vücudunda ödem bulunan kişilerde görülür. Sınırda çıkan sonuçlar da tekrar gerektirir, çünkü tek bir ölçüm sınırda kaldığında yorum güvenilir olmaz. Sonuç ile klinik tablonun birbirini tutmaması bir diğer nedendir; belirgin bulguları olan bir çocukta normal sonuç ya da hiçbir bulgusu olmayan kişide yüksek sonuç yeniden değerlendirmeyi gerektirir. Örneğin buharlaşması, dış etkenlerle kirlenmesi, toplayıcının cilde tam oturmaması ve taşıma koşullarındaki aksaklıklar teknik nedenlerle tekrara yol açar. Cihaz kaynaklı sorunlar ve uygulamadaki deneyim farkları da ölçümün yinelenmesini gerektirebilir. Test gününde ateşli bir hastalık, sıvı kaybı ya da uygulama bölgesinde cilt sorunu bulunması durumunda test ertelenir ve uygun bir güne yeniden planlanır. Tekrarın gerekmesi ilk sonucun hatalı olduğu anlamına gelmez; ölçümün güvenilir koşullarda yapıldığından emin olunmasını sağlar.

Kistik Fibroz Mutasyon Analizi Nasıl Yapılır ve Hangi Örnek Kullanılır?

Kistik fibroz mutasyon analizi, CFTR genindeki değişikliklerin doğrudan incelenmesidir. İnceleme için genellikle koldan alınan kan örneği kullanılır; kan alınmasının güç olduğu bebeklerde ve tarama amaçlı çalışmalarda ağız içinden alınan sürüntü örneği de yeterli olabilir. Her iki örnekten de hücrelerin DNA molekülü ayrıştırılır ve gen bölgeleri incelenir. İlk basamakta, toplumda sık görülen değişiklikleri kapsayan hazır paneller çalışılır; bu paneller yaygın mutasyonları hızlı biçimde tarar. Panelde değişiklik bulunmaz ya da yalnız tek bir değişiklik saptanırken klinik şüphe sürerse genin tamamı dizi analiziyle incelenir. Gerektiğinde genin büyük parçalarındaki kayıpları ve tekrarları gösteren ek yöntemler de kullanılır. Ülkemizde ve toplumumuzda CFTR değişikliklerinin çeşitliliği fazladır; bu nedenle sık görülen mutasyonlara dayalı bir panel, nadir değişikliklerin bir bölümünü gösteremeyebilir. Bu kısıtlılık nedeniyle sonuç raporunda hangi yöntemin kullanıldığı ve incelemenin kapsamı belirtilir.

Ter Testi ile CFTR Mutasyon Analizi Arasındaki Fark Nedir?

Ter testi ile mutasyon analizi aynı hastalığı farklı düzeylerde inceler. Ter testi CFTR proteininin hücre düzeyindeki işlevini yansıtır ve bu işlevin ne ölçüde bozulduğunu dolaylı olarak gösterir. Mutasyon analizi ise gendeki değişikliği doğrudan ortaya koyar ve değişikliğin hangi tipte olduğunu tanımlar. Bir kişide gendeki değişiklik gösterilemeden de ter testi yüksek çıkabilir, çünkü panelin kapsamadığı nadir değişiklikler bulunabilir. Bunun tersine, gendeki değişiklik saptandığı hâlde ter klorürü sınırda ya da normal aralıkta kalabilir; işlevin kısmen korunduğu tablolarda bu durumla karşılaşılır. Ter testi tanı sürecinde en sık başvurulan test olduğu için genellikle önce yapılır, genetik inceleme ise tabloyu tamamlar. Ayrıca mutasyon analizi taşıyıcılığın belirlenmesi, aile içi risk değerlendirmesi ve doğum öncesi planlama için bilgi sunar; ter testi bu soruların yanıtını vermez. Bu nedenle söz konusu testler birbirinin yerine değil, birlikte değerlendirilir.

Yenidoğan Tarama Programında Kistik Fibroz Şüphesi Nasıl Değerlendirilir?

Yenidoğan tarama programında bebeklerden alınan topuk kanı örneğinde çeşitli hastalıklara yönelik belirteçler ölçülür. Kistik fibroz açısından bakılan belirteç immünreaktif tripsinojendir; pankreas kaynaklı bu maddenin kanda beklenenden yüksek bulunması şüphe doğurur. Yüksek sonuç tek başına tanı anlamına gelmez, yalnız ileri incelemeyi gerektiren bir işarettir. Programın basamakları gereği ölçüm yinelenebilir ya da aynı örnekte sık görülen mutasyonlara yönelik inceleme yapılabilir. Şüphenin sürmesi durumunda bebek ter testine yönlendirilir ve tanı ter testiyle, gerekirse genetik inceleme eklenerek netleştirilir. Ter testi için bebeğin yeterli olgunluğa ulaşmış olması beklendiğinden test, tarama sonucunun bildirilmesinin ardından uygun bir zamana planlanır. Tarama sonucu şüpheli çıkan bebeklerin önemli bir bölümünde ileri incelemede kistik fibroz saptanmaz; bu bebeklerin bir kısmı yalnız taşıyıcıdır. Sürecin gecikmeden tamamlanması, bulgular yerleşmeden izleme başlanabilmesi açısından önemlidir.

Kistik Fibroz Şüphesinde Hangi Bölüme Başvurulur ve İzlem Nasıl Planlanır?

Kistik fibroz şüphesi olan çocuklar genellikle çocuk göğüs hastalıkları bölümünde değerlendirilir; sindirim bulguları ön plandaysa çocuk gastroenterolojisi de sürece katılır. Erişkin yaşta tanı alan ya da belirtileri erişkin dönemde ortaya çıkan kişilerde izlemi göğüs hastalıkları bölümü yürütür. Genetik sonuçların yorumlanması, ailedeki taşıyıcılık durumunun değerlendirilmesi ve danışmanlık tıbbi genetik bölümünün alanına girer. Tanı doğrulandığında izlem, kistik fibroz konusunda deneyimli merkezlerde ve farklı bölümlerin birlikte çalıştığı bir düzende sürdürülür; beslenme ve fizyoterapi ekipleri de bu düzenin parçasıdır. İzlem planı solunum bulgularının, büyüme ve kilo alımının, sindirim yakınmalarının ve laboratuvar sonuçlarının belirli aralıklarla gözden geçirilmesini içerir. Kardeşlerin ve gerektiğinde diğer aile bireylerinin değerlendirilmesi de bu plana dahil edilir. Hangi bölüme başvurulacağı ve testlerin hangi sırayla isteneceği, başvuru sırasındaki bulgulara göre hekim tarafından belirlenir.

Yayın tarihi:

Merak edilen sorular

15 başlık

Bu değerle en çok ilişkilendirilen soruların yanıtları.

1

Ter Testi Ağrılı Bir İşlem midir?

Ter testi sırasında iğne kullanılmaz ve deri kesilmez; bu nedenle işlem çoğu kişide belirgin bir ağrı oluşturmaz. Uygulama sırasında ciltte hafif karıncalanma, gıdıklanma ya da ılık bir his tarif edilebilir. Bu duyumlar akımın verildiği kısa dönemle sınırlıdır ve işlem tamamlandığında geçer. Uygun cihazla ve deneyimli uygulamayla ciltte kızarıklık veya yanık gelişme olasılığı çok düşüktür. Bebekler işlem sırasında kucakta tutulabilir ve emzirilebilir; bu, huzursuzluğu azaltır.
2

Ter Testi İçin Aç Kalmak Gerekir mi?

Ter testi için aç kalmak gerekmez; çocuk her zamanki gibi beslenmeye devam edebilir. Bebeklerin test öncesinde ya da işlem sırasında emzirilmesi veya mama alması engel değildir. Testten önce yeterli sıvı alınması, yeterli ter üretilmesine yardımcı olur. Bunun yanında uygulama yapılacak bölgeye krem, losyon, yağ ya da nemlendirici sürülmemesi istenir; bu ürünler ölçümü bozabilir. Kolları kolayca sıvanabilen rahat giysiler tercih edilmesi işlemi kolaylaştırır.
3

Ter Testi Sonucu Ne Kadar Sürede Çıkar?

Toplanan ter örneği laboratuvara ulaştıktan sonra klorür ölçümü yapılır ve sonuç kısa sürede hazırlanır. Çoğu merkezde sonuç aynı gün ya da birkaç iş günü içinde raporlanır; bu süre laboratuvarın çalışma düzenine göre değişir. Ölçümün yorumlanabilmesi için toplanan ter miktarının yeterli olması gerekir; yetersiz örnekte sonuç verilmez ve test yinelenir. Mutasyon analizi de istenmişse genetik sonucun hazırlanması ter testine göre daha uzun sürer. Sonucun ne zaman teslim edileceği randevu alınırken ilgili birimden öğrenilebilir.
4

Ter Testi Yenidoğan Bebeklere de Uygulanabilir mi?

Ter testi yenidoğan bebeklere uygulanabilir, ancak bebeğin yeterli olgunluğa ulaşmış olması beklenir. Çok erken dönemde ter bezleri yeterince çalışmadığından toplanan ter miktarı ölçüm için yetersiz kalabilir. Erken doğan ya da beklenenden küçük doğan bebeklerde bu durum daha sık görülür ve testin yinelenmesi gerekebilir. Bebeklerde uygulama genellikle bacak, uyluk ya da baldırın iç yüzünden yapılır. Ödemi olan veya cildinde yaygın döküntü bulunan bebeklerde test uygun bir zamana ertelenir.
5

Cilde Sürülen Krem ve Losyonlar Ter Testi Sonucunu Etkiler mi?

Cilde sürülen krem, losyon, yağ ve nemlendiriciler ter testi sonucunu etkileyebilir. Bu ürünler deri yüzeyinde ince bir tabaka oluşturarak ter toplanmasını azaltabilir ya da örneğe karışarak ölçümü bozabilir. Bu nedenle test gününde ve genellikle bir önceki akşam uygulama yapılacak bölgeye bu tür ürünlerin sürülmemesi istenir. Pudra, güneş koruyucu ve yara bakım ürünleri için de aynı kural geçerlidir. Uygulama öncesinde bölge temizlenip kurulanır; yine de sürülmüş bir ürün varsa uygulayıcıya bildirilmesi gerekir.
6

Ateşli Hastalık ya da Sıvı Kaybı Ter Testi Gününü Değiştirir mi?

Ateşli bir hastalık, ishal, kusma ve bunlara bağlı sıvı kaybı ter miktarını ve terin içeriğini etkileyebilir. Bu durumlarda test genellikle ertelenir ve kişi iyileştikten sonra yeniden planlanır. Vücutta ödem bulunması da yeterli ter toplanmasını güçleştirdiğinden testin uygun zamana bırakılmasını gerektirir. Uygulama bölgesinde egzama, döküntü ya da açık yara varsa başka bir bölge seçilir veya cilt iyileşene kadar beklenir. Randevu gününde ateş ya da belirgin bir hastalık varsa testin yapılacağı birimin önceden bilgilendirilmesi uygun olur.
7

Yeterli Ter Toplanamazsa Test Nasıl Sonuçlanır?

Toplanan ter miktarı ölçüm için yeterli değilse sonuç raporlanmaz ve test geçersiz sayılır. Bu durum küçük bebeklerde, ödemi olan kişilerde ve serin ortamda yapılan uygulamalarda daha sık görülür. Yetersiz örnekten elde edilen bir ölçüm gerçek durumu yansıtmayacağı için yorumlanmaz. Test uygun koşullarda yinelenir; gerekirse farklı bir bölgeden ya da aynı seansta ayrı bölgelerden örnek alınır. Yinelenen denemelerde de yeterli ter elde edilemezse tanı sürecinde CFTR mutasyon analizi öne çıkar.
8

Ter Testi Kistik Fibroz Dışındaki Hangi Durumlarda da Yüksek Çıkabilir?

Ter testi kistik fibroz dışında bazı durumlarda da yüksek sonuç verebilir. Böbreküstü bezi yetmezliği, ağır beslenme bozukluğu ve bazı hormonal hastalıklar bunlar arasında sayılır. Hipotiroidi, bazı metabolik hastalıklar ve yaygın atopik dermatit gibi cilt hastalıkları da sonucu yükseltebilir. Ayrıca işlem dikkatli uygulanmadığında ya da örnek kirlendiğinde olduğundan yüksek bir sonuç elde edilebilir. Bu nedenle yüksek sonuç tek başına değerlendirilmez; klinik bulgular, aile öyküsü ve gerekirse genetik inceleme birlikte ele alınır.
9

Ter Testi Normal Çıktığı Hâlde Mutasyon Analizi İstenir mi?

Klinik şüphe sürüyorsa ter testi normal çıktığı hâlde mutasyon analizi istenebilir. Bazı CFTR değişikliklerinde protein işlevi kısmen korunur ve ter klorürü sınırda ya da normal aralıkta kalabilir. Böyle kişilerde solunum, sinüs ya da pankreas bulguları zaman içinde belirginleşebilir. Yineleyen akciğer enfeksiyonu, açıklanamayan bronşektazi ve erkeklerde kısırlık gibi tablolarda genetik inceleme yol gösterici olur. Bu nedenle normal ter testi sonucu, bulgular uyumluysa incelemeyi tek başına sonlandırmaz.
10

Kistik Fibroz Mutasyon Analizinde Bilinen Tüm Mutasyonlar Taranır mı?

Rutin incelemede bilinen tüm CFTR değişiklikleri taranmaz. İlk basamakta toplumda sık görülen değişiklikleri kapsayan paneller çalışılır; bu paneller pratiktir ve hızlı sonuç verir, ancak kapsamı sınırlıdır. Ülkemizde CFTR değişikliklerinin çeşitliliği fazla olduğundan panelin nadir değişiklikleri gösterememe olasılığı bulunur. Panelde sonuç alınamaz ve klinik şüphe sürerse genin tamamı dizi analiziyle incelenir. Gerektiğinde gendeki büyük kayıpları ve tekrarları gösteren ek yöntemler kullanılır; raporda incelemenin kapsamı belirtilir.
11

Taşıyıcı Olan Kişilerde Kistik Fibroz Belirtisi Görülür mü?

Taşıyıcı kişilerde CFTR geninin yalnız bir kopyasında değişiklik bulunur ve bu kişiler genellikle belirtisizdir. Taşıyıcılık bir hastalık değildir; günlük yaşamı ve beklenen yaşam süresini değiştirmez. Bununla birlikte bazı taşıyıcılarda yineleyen sinüzit, bronşit ve pankreas iltihabı gibi durumların daha sık görülebildiği bildirilmiştir. Bu ilişki herkes için geçerli değildir ve tek başına tanı anlamı taşımaz. Taşıyıcılığın asıl önemi, eşin de taşıyıcı olması durumunda çocuklar açısından oluşabilecek riskin önceden bilinmesidir.
12

Kistik Fibroz Taşıyıcılığı Erkeklerde Kısırlıkla İlişkili Olabilir mi?

CFTR genindeki değişiklikler erkeklerde kısırlıkla ilişkili olabilir. Bazı erkeklerde spermi taşıyan kanallar doğuştan gelişmemiş olabilir; bu durumda sperm üretimi sürse de menide sperm bulunmayabilir. Bu tablo, akciğer ve sindirim bulguları olmayan ya da çok hafif seyreden hafif CFTR değişikliklerinde de görülebilir. Bu nedenle kısırlık araştırmasında, uygun bulgular varsa CFTR mutasyon analizi istenebilir. Sonuç hem kişideki durumu açıklamaya hem de aile planlaması öncesinde eşin taşıyıcılık açısından değerlendirilmesine yardımcı olur.
13

Gebelikte Kistik Fibroz Mutasyon Analizi Yapılabilir mi?

Gebelikte kistik fibroz açısından doğum öncesi tanı yapılabilir. Bebeğe ait hücrelerden DNA elde edilmesi için koryon villus örneklemesi ya da amniyosentez gibi girişimlerden yararlanılır. Bu inceleme genellikle ailede kistik fibroz tanısı bulunduğunda veya anne ile babanın taşıyıcı olduğu bilindiğinde gündeme gelir. Sürecin planlanması genetik danışmanlıkla birlikte yürütülür; hangi değişikliklerin aranacağı ailede daha önce saptanan sonuca göre belirlenir. Girişimin zamanlaması ve uygulanışı, gebeliği izleyen birim tarafından ayrıca değerlendirilir.
14

Kardeşinde Kistik Fibroz Tanısı Olan Çocuklara da Test Önerilir mi?

Kardeşinde kistik fibroz tanısı bulunan çocuklara test önerilir. Kistik fibroz kalıtsal bir hastalık olduğundan kardeşlerde hastalık ya da taşıyıcılık olasılığı toplumun geneline göre yüksektir. Belirti bulunmasa bile ter testi yapılması, hafif seyreden tabloların gözden kaçmamasına yardımcı olur. Ailede saptanmış bir CFTR değişikliği varsa doğrudan o değişikliğe yönelik genetik inceleme de yapılabilir. Hangi testin isteneceği ve zamanlaması, izlemi yürüten hekim ve genetik danışmanlıkla birlikte planlanır.
15

Ter Testi Hangi Bölümün İsteğiyle Yapılır?

Ter testi genellikle çocuk göğüs hastalıkları, çocuk gastroenterolojisi ve çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümlerinin isteğiyle yapılır. Erişkinlerde göğüs hastalıkları bölümü ön plandadır; kısırlık araştırması kapsamında üroloji ve kadın hastalıkları ile doğum bölümleri de test isteyebilir. Yenidoğan tarama programında şüpheli sonuç alınan bebekler ilgili birim tarafından doğrudan ter testine yönlendirilir. Test, ölçüm için uygun donanıma ve deneyimli ekibe sahip laboratuvarlarda uygulanır. Sonucun değerlendirilmesi ve sonraki adımların planlanması testi isteyen hekim tarafından yapılır.

Önemli Bilgilendirme ve Yasal Uyarı

Bu sayfada yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde tıbbi tanı, teşhis, tedavi ya da kişiye özel sağlık danışmanlığı niteliği taşımaz.

Sitemizdeki tıbbi metinler, Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik kapsamında toplumun sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla tarafsız, nesnel ve kanıta dayalı olarak hazırlanmıştır. Anılan mevzuat uyarınca “bilgilendirme içeriklerinde kurum logosunun yer alması tek başına reklam veya talep yaratma faaliyeti teşkil etmez” ilkesi esas alınmaktadır.

  • Buradaki bilgiler bir hekimin muayenesinin, değerlendirmesinin veya tıbbi görüşünün yerini tutmaz.
  • Tahlil sonuçları; yaş, cinsiyet, kullanılan ilaçlar, mevcut hastalıklar ve laboratuvara göre değişkenlik gösterir. Referans aralıkları her laboratuvarda farklı olabilir.
  • Tahlil sonuçlarınız mutlaka sizi muayene eden bir hekim tarafından, klinik durumunuzla birlikte yorumlanmalıdır.
  • Bu içeriklere dayanarak ilaç kullanmayınız, tedavinizi değiştirmeyiniz veya erteleme yapmayınız.
  • Acil bir sağlık durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Koru Sağlık Grubu, bu içeriklerin kişisel yorumlanmasından doğabilecek sonuçlardan sorumlu tutulamaz. İçerikler T.C. Sağlık Bakanlığı mevzuatı gereği bilgilendirme amacıyla sunulmakta olup reklam veya yönlendirme amacı taşımaz.