Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Prematüre Bebeklerde Apne

Çeşitli klinik bulgularla seyreden ve uzman değerlendirmesi gerektiren bir tablodur. Hastalığın özelliklerini ve izlem önerilerini öğrenin.

Prematüre bebeklerde apne, erken doğan bebeklerin solunum sisteminde sıklıkla karşılaşılan ve yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin gündelik takiplerinde önemli bir yer tutan bir durumdur. Solunumun 20 saniye veya daha uzun süreyle durması ya da daha kısa sürmesine rağmen kalp atım hızının düşmesi (bradikardi) ve cilt renginde morarma (siyanoz) ile birlikte görülmesi olarak tanımlanır. Bu tablo, bebeğin solunum merkezinin yeterli olgunluğa ulaşmamış olmasıyla yakından ilişkilidir ve genellikle gebeliğin 34. Haftasından önce doğan bebeklerde belirgin biçimde gözlenir.

Ailelerin bu durumu duyduklarında yaşadıkları endişe son derece anlaşılır bir tepkidir. Ancak prematüre apnesi, doğru izlem ve zamanında müdahale ile yönetilebilen bir tablodur. Bebeğin gelişimi ilerledikçe ve özellikle düzeltilmiş yaş 36-40. Haftaya yaklaştıkça atakların sıklığı belirgin biçimde azalır. Bu süreçte yenidoğan yoğun bakım ekibi, monitörizasyon, ilaç desteği ve solunum destek cihazları gibi birden fazla yöntemi birlikte değerlendirerek bebeğe özgü bir yaklaşım belirler. Yazının ilerleyen bölümlerinde bu durumun kimlerde görüldüğünü, hangi belirtilerle kendini belli ettiğini, nedenlerini, tanı ve izlem süreçlerini detaylı biçimde ele alacağız.

Kimlerde Görülür?

Prematüre apnesi, ismindenden de anlaşılacağı üzere büyük ölçüde erken doğan bebeklerde karşımıza çıkar. Gebelik haftası ne kadar küçükse, apne görülme sıklığı o oranda artar. 28. Gebelik haftasından önce doğan bebeklerin neredeyse tamamında bir miktar apne atağı gözlemlenirken, 30-34. Haftalar arasında doğanlarda bu oran yaklaşık yüzde elli civarındadır. 34. Haftadan sonra doğan bebeklerde ise apne sıklığı belirgin biçimde azalır, ancak yine de bazı bebeklerde görülebilir.

Doğum ağırlığı da bu tabloda belirleyici bir unsurdur. Özellikle 1500 gramın altında doğan bebekler, hem solunum merkezlerinin olgunlaşmamış olması hem de eşlik eden diğer sağlık sorunları nedeniyle daha sık apne atağı yaşar. Bunun yanında düşük doğum ağırlığına sahip olup gebelik haftasına göre küçük kalan bebeklerde de risk artar. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde takip edilen bu küçük bebekler için monitörizasyon, gündelik bakımın temel parçalarındandır.

Bazı zamanlarda zamanında doğmuş bebeklerde de apneye benzer tablolar görülebilir. Ancak bu durum prematüre apnesinden farklıdır ve altta yatan başka bir sorunun belirtisi olabilir. Enfeksiyonlar, metabolik bozukluklar, nörolojik problemler veya kalp ile ilgili sorunlar zamanında doğan bebeklerde solunum duraklamasına yol açabilir. Bu nedenle term bebeklerde gözlenen apneler, çocuk hekimleri tarafından farklı bir bakış açısıyla değerlendirilir ve nedeni araştırılır.

Aile öyküsünde erken doğum bulunması, çoğul gebelikler, annenin gebelik sürecinde yaşadığı bazı sağlık sorunları da bebeğin erken doğma ve dolayısıyla apne yaşama olasılığını artırabilir. Bu nedenle gebelik takiplerinin düzenli yapılması, riskli gebeliklerin erken dönemde belirlenmesi ve uygun merkezlerde doğum planlanması, bebeğin doğum sonrası süreçte daha güvenli koşullarda izlenmesine katkı sağlar.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Prematüre apnesinin en belirgin bulgusu, bebeğin solunumunun 20 saniye veya daha uzun süreyle durmasıdır. Bazı durumlarda ise solunum durması daha kısa sürse bile beraberinde kalp atım hızının dakikada 100'ün altına düşmesi ya da bebeğin cildinde morarma gözlenir. Bu üç bulgunun bir arada veya tek başına ortaya çıkması, yenidoğan ekibinin dikkatle takip ettiği belirtiler arasındadır. Monitörlerdeki alarm sesleri, çoğu zaman bu tablonun erken fark edilmesini sağlar.

Apne ataklarının belirtileri her bebekte aynı şiddette görülmez. Bazı bebeklerde sadece kısa süreli solunum duraklamaları olurken, bazılarında bu duraklamalara belirgin cilt rengi değişiklikleri ve kas tonusunda azalma eşlik eder. Bebeğin emme refleksinde zayıflama, beslenme sırasında yorulma, ciltte solukluk ya da grimsi renk değişiklikleri de eşlik eden bulgular arasında yer alabilir. Bu belirtilerin tamamı, ailelerin değil ancak yoğun bakım ekibinin gözlemleyebileceği detaylar içerebilir.

Apneler oluş mekanizmalarına göre üç ana gruba ayrılır. Santral tip apnede solunum çabası tamamen durur ve göğüs hareketleri gözlenmez. Obstrüktif tip apnede solunum çabası devam etmesine rağmen hava yolundaki tıkanıklık nedeniyle hava akımı sağlanamaz. Karışık tip apnede ise her iki durum bir arada bulunur. Prematüre bebeklerde en sık görülen tip karışık tiptir ve bu sınıflandırma, izlem ve yaklaşım stratejilerinin belirlenmesinde belirleyici bir unsurdur.

Ailelerin taburculuk sonrası dönemde dikkat etmesi gereken bazı belirtiler de vardır. Bebeğin renginde ani değişiklikler, beslenme sırasında nefes almakta zorlanma, uyku sırasında uzun süreli sessizlik dönemleri, ciltte morarma veya solukluk gözlenmesi durumlarında derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir. Bu belirtiler her zaman apne anlamına gelmese de altta yatan bir sorunun habercisi olabilir ve değerlendirilmesi önemlidir.

Nedenleri Nelerdir?

Prematüre apnesinin temelinde, beyindeki solunum merkezinin yeterli olgunluğa ulaşmamış olması yatar. Beyin sapında yer alan ve solunumu düzenleyen yapılar, gebeliğin son haftalarında belirgin biçimde gelişir. Erken doğan bebeklerde bu yapılar henüz tam anlamıyla işlevsel olmadığı için solunum ritmi düzensizdir ve zaman zaman duraklamalar yaşanabilir. Bu durum, bebeğin kanındaki oksijen ve karbondioksit düzeylerine verilen yanıtın da yeterli olmamasına yol açar.

Solunum merkezinin olgunlaşmamış olmasının yanı sıra, başka tıbbi durumlar da apneye yol açabilir ya da mevcut apneyi daha sık ve şiddetli hale getirebilir. Enfeksiyonlar, özellikle de kan dolaşımına karışan ciddi enfeksiyonlar (sepsis), apne sıklığını artıran önemli nedenler arasındadır. Beyin içi kanamalar, beyin omurilik sıvısının dolaşımında bozukluk yaratan durumlar ve nörolojik sorunlar da apne tablosunu derinleştirebilir.

Solunum sistemine ait sorunlar da bu süreçte rol oynar. Prematüre bebeklerde akciğerlerin tam olarak olgunlaşmamış olması, sürfaktan adı verilen ve akciğerlerin açık kalmasını sağlayan maddenin yetersiz üretilmesi, kronik akciğer hastalığı gelişimi gibi tablolar apneyi tetikleyebilir. Bunun yanında kalp ile ilgili bazı doğumsal anomaliler, metabolik dengesizlikler, kan şekeri düşüklüğü veya yüksekliği, kandaki kalsiyum ya da sodyum düzensizlikleri de göz önünde bulundurulması gereken nedenler arasındadır.

Çevresel etmenler de göz ardı edilmemelidir. Bebeğin vücut sıcaklığında ani değişiklikler, beslenme sırasında reflü gelişmesi, mide içeriğinin yemek borusuna kaçması, anemi (kansızlık) ve bazı ilaçlar apne ataklarını tetikleyebilir. Tüm bu nedenler değerlendirildiğinde, prematüre apnesinin tek bir sebebe bağlı bir tablo olmadığı, birçok unsurun bir araya gelmesiyle ortaya çıktığı görülür. Bu nedenle her bebek için kişiye özel bir değerlendirme yapılması gerekir.

  • Solunum merkezinin yeterince olgunlaşmamış olması
  • Enfeksiyonlar ve özellikle sepsis tablosu
  • Beyin içi kanamalar ve nörolojik sorunlar
  • Akciğer olgunlaşmasındaki gecikme ve sürfaktan eksikliği
  • Kan şekeri, kalsiyum ve sodyum dengesizlikleri
  • Anemi ve mide içeriğinin yemek borusuna kaçması

Tanı Nasıl Konulur?

Prematüre apnesinin tanısı, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde sürekli monitörizasyon sayesinde konulur. Bebeğin kalp atım hızı, solunum sayısı ve kandaki oksijen düzeyi (oksijen satürasyonu) sürekli olarak izlenir. Solunum duraklamaları, kalp hızındaki düşüşler veya satürasyon değerlerindeki düşüşler monitör tarafından kayıt altına alınır ve ekip tarafından değerlendirilir. Bu izlem, apnenin sıklığı ve şiddeti hakkında belirleyici bilgiler sağlar.

Tanı sürecinde apnenin altta yatan başka bir nedene bağlı olup olmadığının araştırılması da önemli bir adımdır. Kan tahlilleri ile enfeksiyon belirteçleri, kan şekeri, elektrolit düzeyleri, kan gazı değerleri ve hemoglobin değeri incelenir. Gerekli görüldüğünde idrar tahlili ve kan kültürü gibi ileri tetkikler de yapılır. Bu incelemeler, sepsis veya metabolik bozukluk gibi durumların erken dönemde fark edilmesini sağlar.

Görüntüleme yöntemleri de tanı sürecinin temel bir parçasıdır. Beyin içi kanamaları ve hidrosefali gibi durumları değerlendirmek için bebeğin başına yapılan ultrasonografi (transfontanel ultrason) sıklıkla başvurulan yöntemlerdendir. Akciğer sorunlarını değerlendirmek için göğüs röntgeni, kalp ile ilgili sorunların değerlendirilmesi için ise ekokardiyografi (kalp ultrasonu) kullanılır. Gerektiğinde reflü değerlendirmesi için ek tetkikler de planlanabilir.

Bazı zamanlarda apnenin altta yatan ciddi bir nedenden kaynaklanmadığının netleştirilmesi için daha kapsamlı incelemeler gerekebilir. EEG (elektroensefalografi) ile beyin elektriksel aktivitesinin değerlendirilmesi, nöbet ile apnenin ayırt edilmesi açısından kesin tanı sağlar. Tüm bu inceleme süreci, çocuk hekimleri, yenidoğan uzmanları ve gerektiğinde diğer branşların birlikte değerlendirme yaptığı kapsamlı bir ekip çalışmasını gerektirir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Prematüre apnesinin uzun süreli ve sık tekrarlayan atakları, bebeğin kanındaki oksijen düzeyinin düşmesine ve karbondioksit düzeyinin artmasına yol açabilir. Bu durum hipoksi (oksijen azlığı) olarak adlandırılır ve özellikle gelişim sürecindeki beyin için önem taşır. Tekrarlayan hipoksi atakları, ileri dönemde nörogelişimsel sorunlara zemin hazırlayabilir. Bu nedenle apne ataklarının zamanında fark edilmesi ve müdahale edilmesi belirleyici bir unsurdur.

Beraberinde gelişen bradikardi atakları, kalp ve damar sistemini etkileyebilir. Uzun süren bradikardi dönemleri, doku ve organlara giden kan akımının azalmasına neden olur. Bu durum, henüz gelişimini sürdüren organlar için risk oluşturur. Özellikle bağırsaklar, böbrekler ve beyin gibi organların oksijen ihtiyacının karşılanamaması, ileride çeşitli sorunlara yol açabilir. Yoğun bakım takibinin temel hedeflerinden biri, bu tür uzun süreli atakların önüne geçmektir.

Apnesi olan bebeklerde beslenme süreci de etkilenebilir. Solunum duraklamaları nedeniyle bebek beslenirken yorulabilir, emme refleksi zayıflayabilir ve yeterli kalori alımı sağlanamayabilir. Bu durum kilo alımını yavaşlatır ve gelişim sürecini olumsuz etkileyebilir. Yenidoğan ekibi, beslenme planını apne ataklarının sıklığına göre düzenler ve gerektiğinde sonda ile beslenme gibi alternatif yöntemleri devreye sokar.

Uzun süreli solunum desteğine bağlı olarak da bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Uzun süre solunum desteği alan bebeklerde akciğer dokusunda yapısal değişiklikler gelişebilir ve bronkopulmoner displazi adı verilen kronik akciğer sorunu görülebilir. Bu nedenle yoğun bakım ekibi, solunum desteğini bebeğin ihtiyacına göre dengeli biçimde ayarlar ve mümkün olan en erken dönemde kademeli olarak azaltmayı hedefler. Tüm bu süreçler, deneyimli bir ekibin titiz takibini gerektirir.

  • Tekrarlayan oksijen azlığına bağlı nörogelişimsel etkilenme riski
  • Uzun süreli bradikardi atakları ve organ kanlanmasında azalma
  • Beslenme zorlukları ve kilo alımında yavaşlama
  • Uzun süreli solunum desteğine bağlı akciğer sorunları
  • Yatış süresinin uzaması ve enfeksiyon riskinde artış

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Yenidoğan yoğun bakımdan taburcu olan bebekler için aileler tarafından dikkat edilmesi gereken bazı belirtiler vardır. Bebeğinizin cildinde ani morarma, solukluk veya grimsi renk değişiklikleri fark ederseniz, beslenme sırasında nefes almakta zorlandığını gözlemlerseniz ya da uyku sırasında olağandışı uzun sessizlik dönemleri olduğunu düşünüyorsanız vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Bu belirtiler her zaman apneye işaret etmese de mutlaka değerlendirilmelidir.

Bebeğinizin emme refleksinde belirgin zayıflama, sürekli huzursuzluk, ateş, kusma veya beslenmeyi reddetme gibi belirtiler de dikkat etmeniz gereken durumlar arasındadır. Bu belirtiler enfeksiyon, reflü ya da başka bir altta yatan sorunun habercisi olabilir. Erken dönemde çocuk hekimine başvurmak, sorunun zamanında belirlenmesini ve uygun yaklaşımın planlanmasını sağlar. Düzenli kontrol randevularınızı aksatmamanız da süreç açısından önem taşır.

Eğer bebeğiniz ev tipi monitör ile takip ediliyorsa, monitörün uyarı verdiği durumlarda öncelikle bebeği değerlendirmelisiniz. Bebeğin rengi, solunumu ve genel görünümü normal görünüyorsa uyarının yanlış olabileceği düşünülebilir; ancak şüphede kaldığınız her durumda hekiminize danışmaktan çekinmeyiniz. Tekrarlayan uyarılar veya bebeğin görünümünde değişiklik fark etmeniz durumunda doğrudan sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekir.

Son Değerlendirme

Prematüre bebeklerde apne, erken doğan bebeklerin gelişim sürecinde sıkça karşımıza çıkan ve doğru izlem ile yönetilebilen bir durumdur. Solunum merkezinin olgunlaşması ile birlikte atakların sıklığı belirgin biçimde azalır ve bebekler büyüdükçe bu tablo geride kalır. Süreç boyunca yenidoğan yoğun bakım ekibinin titiz takibi, ailenin bilinçli yaklaşımı ve düzenli kontroller, bebeğin sağlıklı bir gelişim süreci geçirmesine katkı sağlar. Her bebeğin kendine özgü bir seyir izlediği unutulmamalı ve değerlendirmeler bireysel olarak yapılmalıdır.

Prematüre bebeklerde apne gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Apnea of Prematurityncbi.nlm.nih.gov/books/NBK544264/
  2. MedlinePlus — Apnea of prematuritymedlineplus.gov/ency/article/007311.htm
  3. MedlinePlus — Prematüre apnesimedlineplus.gov/ency/article/007227.htm
  4. StatPearls (NCBI) — Infant Apneancbi.nlm.nih.gov/books/NBK441969

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

22 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.