Krup Hastalığı (Akut Laringotrakeobronşit) Nedir?
Krup hastalığı, tıp dilinde akut laringotrakeobronşit (gırtlak, soluk borusu ve bronşların akut iltihabı) olarak adlandırılan, özellikle çocukluk çağında sık görülen bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Bu klinik tablo, subglottik (ses tellerinin hemen altındaki) bölgenin ödemlenmesi (şişmesi) neticesinde solunum yollarının daralmasıyla karakterize akut bir süreçtir. Genellikle 6 ay ile 3 yaş arasındaki çocukları etkileyen bu hastalık, en sık 12 ila 24 ay arasındaki bebeklerde pik (en yüksek seviye) yapmaktadır. Anatomik olarak çocukların hava yollarının yetişkinlere göre daha dar olması, milimetrik ödemlerin dahi solunum direncini katlanarak artırmasına neden olmaktadır. Erkek çocuklarda kız çocuklarına oranla yaklaşık 1.4 kat daha fazla görülen krup, mevsimsel olarak en sık sonbahar ve kış aylarında artış göstermektedir. Hastalık, tipik olarak havlar tarzda öksürük, inspiratuar stridor (nefes alırken duyulan tiz ses) ve ses kısıklığı (disfoni) üçlemesi ile kendini belli etmektedir. Pediatrik acil servis başvurularının yaklaşık %3 ila %5'ini oluşturan bu durum, vakaların büyük çoğunluğunda hafif seyretmekle birlikte solunum yetmezliğine yol açabilecek potansiyele sahiptir. Enfeksiyonun süresi genellikle 3 ila 7 gün arasında değişmekte olup, semptomların şiddeti genellikle geceleri, soğuk ve kuru havanın etkisiyle artış göstermektedir. Krup sendromu, viral etkenlerin yanı sıra nadiren bakteriyel veya alerjik reaksiyonlar sonucunda da tetiklenebilen heterojen (farklı kökenli) bir klinik durumdur. Solunum yollarındaki mukozal inflamasyon (iltihaplanma), mukus salgısının artışına ve silier aktivitenin (titrek tüylü hücrelerin temizleme işlevinin) bozulmasına yol açmaktadır. Bu durum, çocukların akciğer ventilasyonunu (havalanmasını) olumsuz etkileyerek hipoksiye (dokuların oksijensiz kalmasına) zemin hazırlayabilir.
Krup Hastalığının Nedenleri ve Bulaşma Yolları
Krup hastalığının birincil etkeni virüsler olup, vakaların yaklaşık %75'inden parainfluenza virüs tip 1 ve tip 2 sorumlu tutulmaktadır. Diğer önemli viral etkenler arasında respiratuar sinsityal virüs (RSV), influenza A ve B (grip virüsleri), adenovirüs, rinovirüs ve enterovirüsler yer almaktadır. Nadir durumlarda Mycoplasma pneumoniae (atipik zatürre bakterisi) gibi atipik bakteriyel ajanlar da krup tablosunun gelişmesinde rol oynayabilmektedir. Bulaşma mekanizması, enfekte bireylerin öksürmesi, hapşırması veya konuşması sırasında havaya saçılan damlacıkların (aerosollerin) doğrudan solunması yoluyla gerçekleşmektedir. Virüs içeren bu damlacıklar havada asılı kalabildiği gibi, cansız yüzeylerde saatlerce canlılığını koruyarak temas yoluyla da bulaşmaya zemin hazırlaymaktadır. Çocukların kreş, okul veya oyun alanları gibi kalabalık ortamlarda bulunması, virüsün yatay geçiş (bireyden bireye bulaşma) hızını belirgin şekilde artırmaktadır. Enfekte bir yüzeye dokunulduktan sonra ellerin göz, burun veya ağız mukozasına (iç kaplayıcı dokusuna) götürülmesi, virüsün vücuda girişindeki en yaygın yoldur. Virüslerin inkübasyon (kuluçka) süresi, etkene bağlı olarak değişmekle birlikte genellikle 2 ila 6 gün arasında farklılık göstermektedir. Krup etkeni olan virüslerin bulaşıcılığı, semptomların ortaya çıkmasından önceki 24 saatten başlayarak hastalık belirtileri devam ettiği sürece devam eder. Bağışıklık sistemi henüz tam olarak olgunlaşmamış çocuklarda, viral patojenlerin mukozal invazyonu (dokunun içine sızması) daha hızlı ve yaygın olmaktadır. Sigara dumanına pasif maruziyet (çevresel tütün dumanı soluma), hava yollarının lokal immün (bağışıklık) yanıtını baskılayarak virüslerin yerleşmesini kolaylaştırır.
Krup Hastalığının Belirtileri Nelerdir?
Krup hastalığının en karakteristik belirtisi, köpek havlamasını veya fok balığı sesini andıran, kuru ve sert karakterdeki havlar tarzda öksürüktür. Ses tellerinin (vokal kordların) ödemlenmesi nedeniyle çocukta belirgin bir ses kısıklığı (disfoni) veya ağlama sesinde kalınlaşma gözlenir. Soluk alma esnasında duyulan tiz, ıslık benzeri ve gürültülü ses olan inspiratuar stridor, hava yolunun daraldığının en önemli fiziksel kanıtıdır. Hastalık genellikle burun akıntısı, hafif boğaz ağrısı ve 38-39 derece civarında seyreden hafif veya orta dereceli ateş ile prodromal (başlangıç) dönemi yaşar. Solunum sıkıntısının artmasıyla birlikte çocukta takipne (hızlı nefes alıp verme) ve dispne (nefes darlığı) tablosu belirginleşmektedir. Solunuma yardımcı kasların devreye girmesiyle subkostal (kaburga altı), interkostal (kaburga arası) ve suprasternal (göğüs kemiği üzeri) çekilmeler (retraksiyonlar) gözlenir. Oksijenasyonun (oksijenlenmenin) azalması ve solunum çabasının artması, çocukta ajitasyon (huzursuzluk), aşırı ağlama ve anksiyete (kaygı) durumuna yol açar. Ağlama ve huzursuzluk hali, intratorasik (göğüs içi) basıncı artırarak laringeal ödemi ve dolayısıyla stridoru daha da şiddetlendiren bir kısır döngü oluşturur. Ağır vakalarda hipoksemiye (kanda oksijen düşüklüğüne) bağlı olarak perioral siyanoz (ağız çevresinde morarma) ve tırnak yataklarında renk değişimi izlenir. Solunum kaslarının yorulması sonucunda çocukta letarji (aşırı halsizlik ve uykuya meyil) ve solunum seslerinde azalma meydana gelebilir. Semptomlar genellikle gündüz saatlerinde hafifleme eğilimindeyken, geceleri yatar pozisyona geçilmesi ve kortizol seviyelerinin düşmesiyle tepe noktasına ulaşır.
Krup Hastalığı Tipleri ve Sınıflandırılması
Krup hastalığı, etiyolojik (nedensel) ve klinik özelliklerine göre temelde viral krup ve spazmodik krup olmak üzere iki ana gruba ayrılmaktadır. Viral krup (akut laringotrakeobronşit), enfeksiyöz bir ajana bağlı olarak gelişen, ateş ve prodromal (ön belirti) semptomların eşlik ettiği klasik formdur. Spasmodic croup (spazmodik krup) ise genellikle ateşsiz seyreden, gece aniden başlayan ve alerjik veya psikolojik faktörlerle tetiklendiği düşünülen tiptir. Spasmodik krup vakalarında viral prodrom (soğuk algınlığı belirtileri) görülmez ve ataklar genellikle birkaç saat içinde kendiliğinden veya soğuk hava solunmasıyla geriler. Tekrarlayan krup (rekürren krup), bir çocuğun yılda üç veya daha fazla kez krup atağı geçirmesi durumunu tanımlayan klinik bir antitedir. Tekrarlayan krup vakalarının altında yatan gastroözofageal reflü (mide asidinin kaçması) veya subglottik stenoz (soluk borusu daralması) gibi anatomik faktörler araştırılmalıdır. Klinik şiddetine göre krup; hafif, orta, ağır ve solunum yetmezliği tehdidi oluşturan krup olmak üzere dört evrede sınıflandırılmaktadır. Hafif krup vakalarında stridor sadece ajitasyon (huzursuzluk) anında duyulurken, istirahat halinde herhangi bir solunum sıkıntısı gözlenmez. Orta dereceli krup tablosunda, çocuk istirahat halindeyken bile stridor duyulur ve hafif derecede göğüs duvarı çekilmeleri eşlik eder. Ağır krup vakalarında belirgin stridor, derin retraksiyonlar (çekilmeler), taşikardi (hızlı kalp atışı) ve ajitasyon ile karakterize bir tablo mevcuttur. Solunum yetmezliği aşamasında ise çocukta letarji (uyku hali), konfüzyon (zihin bulanıklığı), siyanoz (morarma) ve solunum seslerinin neredeyse tamamen kaybolması izlenir.
Krup Hastalığının Patofizyolojisi (Hastalık Mekanizması)
Krup hastalığının patofizyolojik (hastalık mekanizması) temeli, subglottik bölgede yer alan laringeal mukozanın akut inflamatuar reaksiyonuna dayanmaktadır. Bu bölge, elastik olmayan krikoid kıkırdak (gırtlağın halka şeklindeki kıkırdağı) ile çevrili olduğu için ödem dışarıya doğru genişleyemez ve içeriye doğru büyür. Fiziksel bir kural olan Poiseuille Kanununa göre, bir borunun yarıçapındaki 1 milimetrelik daralma, hava yolu direncini tam 16 kat artırmaktadır. Çocuklarda subglottik hava yolunun normal çapı yaklaşık 4 milimetre olduğundan, sadece 1 milimetrelik bir ödem hava yolu alanını %75 oranında daraltır. İnflamasyon (iltihap) süreci, laringeal epitel hücrelerinin virüs tarafından invazyonu (istilası) ve ardından hücresel infiltrasyon (hücre birikmesi) ile başlar. Bölgede biriken lökositler (akyuvarlar) ve salınan inflamatuar mediyatörler (kimyasal uyarıcılar), vazodilatasyona (damar genişlemesine) ve kapiller geçirgenlik artışına yol açar. Mukozal ödemle birlikte mukus bezlerinin aşırı çalışması, lümen (kanal) içinde koyu ve yapışkan bir sekresyon (salgı) birikmesine neden olur. Daralmış hava yolundan geçen hava akımı laminer (düzenli) karakterini kaybederek türbülanslı (girdaplı) hale gelir ve bu durum stridor sesini üretir. Türbülanslı hava akımı, mukozal irritasyonu (tahrişi) artırarak ödemin ve refleks olarak gelişen öksürük reseptörlerinin uyarılmasını tetikler. Solunum iş yükünün artması, intratorasik negatif basıncı artırarak esnek olan çocuk göğüs kafesinin içeriye doğru çökmesine (retraksiyona) neden olur. Bu patolojik süreçler tedavi edilmediğinde, ventilasyon-perfüzyon (havalanma-kanlanma) dengesizliğine, karbondioksit retansiyonuna (birikmesine) ve asidoza (kan asitliğinin artmasına) yol açar.
Krup Hastalığı Teşhis ve Tanı Yöntemleri
Krup hastalığının teşhisi temel olarak klinik bulgulara, yani hastanın öyküsü ve fizik muayene (doktor muayenesi) sonuçlarına dayanmaktadır. Hekim, çocuğun havlar tarzdaki öksürüğünü, ses kısıklığını ve inspiratuar stridorunu klinik olarak değerlendirerek doğrudan tanı koyabilmektedir. Tanıyı kesinleştirmek veya diğer patolojileri ekarte etmek (dışlamak) amacıyla nadiren de olsa radyolojik görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Ön-arka boyun grafisinde (röntgen filminde), subglottik daralmayı gösteren ve "minare belirtisi" (steeple sign) olarak adlandırılan tipik görünüm izlenir. Akut epiglottit (gırtlak kapağı iltihabı), yabancı cisim aspirasyonu (nefes borusuna yabancı cisim kaçması) ve retrofarengeal apse (boğaz arkası apse) ayırıcı tanıda mutlaka dışlanmalıdır. Epiglottit şüphesi olan çocuklarda, laringeal spazmı (gırtlak kasılmasını) tetiklememek adına dil basacağı ile boğaz muayenesi yapmaktan kesinlikle kaçınılmalıdır. Rutin vakalarda laboratuvar testleri ve kan tahlilleri tanısal değer taşımamakla birlikte, bakteriyel süperenfeksiyon (ikincil enfeksiyon) şüphesinde tam kan sayımı istenir. Viral etkeni belirlemek amacıyla nazofarengeal sürüntü (burun arkasından alınan örnek) örneklerinden PCR (polimeraz zincir reaksiyonu) testi çalışılabilmektedir. Pulse oksimetre (oksijen ölçüm cihazı) ile çocuğun arteriyel oksijen satürasyonu (kandaki oksijen oranı) sürekli olarak monitörize (takip) edilmelidir. Atipik seyirli veya tedaviye yanıt vermeyen vakalarda, doğrudan hava yolunu görmek amacıyla fleksibl laringoskopi (bükülebilir kamera ile gırtlak incelemesi) gerekebilir. Fizik muayenede solunum hızı, kalp hızı, retraksiyonlerin derinliği ve çocuğun bilinç durumu sistemik olarak değerlendirilerek skorlama yapılır.
Krup Hastalığının Derecesini Belirleme: Westley Krup Skoru
Krup hastalığının klinik ciddiyetini objektif kriterlerle belirlemek ve tedavi protokolünü çizmek amacıyla Westley Krup Skoru kullanılmaktadır. Bu skorlama sistemi; stridor, retraksiyon (çekilme), hava girişi, siyanoz (morarma) ve bilinç düzeyi olmak üzere 5 ana parametreyi değerlendirir. Stridor parametresi; yok (0 puan), sadece ajitasyonla var (1 puan) ve istirahatte var (2 puan) şeklinde derecelendirilir. Retraksiyonlar; yok (0 puan), hafif (1 puan), orta (2 puan) ve ağır (3 puan) olarak sınıflandırılarak skora dahil edilir. Hava girişi; normal (0 puan), hafif azalmış (1 puan) ve belirgin derecede azalmış (2 puan) olarak puanlanır. Siyanoz varlığı; yok (0 puan), ajitasyonla var (4 puan) ve istirahatte var (5 puan) şeklinde değerlendirilerek en yüksek ağırlıklı puanlardan birini alır. Bilinç düzeyi ise; normal (0 puan) ve letarjik/konfüze (5 puan) olarak puanlanarak sistemin son basamağını oluşturur. Toplam skorun 2 veya daha altında olması hafif krup, 3 ila 7 arasında olması ise orta dereceli krup olarak kabul edilir. Skorun 8 ila 11 arasında bulunması ağır krup tablosuna işaret ederken, 12 ve üzeri puanlar yaklaşan solunum yetmezliğini gösterir. Westley Krup Skoru, acil servislerde hekimlerin tedaviye başlama ve hastayı yatırma kararlarında kılavuz görevi üstlenmektedir. Skorun dinamik takibi, uygulanan medikal tedavilerin etkinliğini değerlendirmede en güvenilir klinik yöntemlerden biridir.
Krup Hastalığı Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
Krup hastalığının medikal tedavisindeki temel amaç, subglottik bölgedeki ödemi azaltarak hava yolu açıklığını korumaktır. Hafif, orta ve ağır tüm krup vakalarında kortikosteroid (iltihap önleyici hormon) tedavisi, klinik etkinliği kanıtlanmış birincil seçenektir. Deksametazon (etken maddeli kortikosteroid), tek doz olarak oral (ağızdan), intramüsküler (kas içine) veya intravenöz (damar içine) yolla 0.15 ila 0.6 mg/kg dozunda uygulanır. Kortikosteroidler, uygulamadan sonraki 1 ila 2 saat içinde etkisini göstererek ödemi azaltır ve hastaneye yatış oranlarını belirgin ölçüde düşürür. Orta ve ağır krup vakalarında, hızlı etki göstermesi amacıyla nebülize (buhar yoluyla) adrenalin (epinefrin) tedavisi uygulanmaktadır. Nebülize adrenalin, lokal vazokonstrüksiyon (damar büzüşmesi) yaparak subglottik ödemi 10 ila 30 dakika içinde hızla geriletir. Adrenalinin etkisi geçici olduğundan (yaklaşık 2 saat), bu tedavi uygulanan hastalar rebound etki (semptomların geri dönmesi) açısından en az 3-4 saat gözlem altında tutulmalıdır. Oral kortikosteroid alamayan veya kusan çocuklarda, alternatif olarak nebülize budesonid (solunum yoluyla alınan steroid) uygulaması tercih edilebilir. Oksijen satürasyonu %92'nin altına düşen hastalara, nazal kanül (burun hortumu) veya maske yardımıyla nemlendirilmiş oksijen desteği sağlanmalıdır. Hastalık viral kökenli olduğu için, ikincil bir bakteriyel enfeksiyon kanıtlanmadığı sürece antibiyotik tedavisinin yeri yoktur. Antitussif (öksürük kesici) ve dekonjestan (burun tıkanıklığı giderici) ilaçların krup tedavisinde etkinliği gösterilmemiştir ve kullanımları önerilmemektedir.
Krup Hastalığında Evde Bakım ve Destekleyici Uygulamalar
Hafif krup vakalarında tedavi genellikle evde destekleyici bakım ve yakın takip prensiplerine dayanmaktadır. Çocuğun sakinleştirilmesi ve ağlatılmaması, solunum yollarındaki spazmı ve ödemi artırmamak adına evde bakımın en kritik adımıdır. Ebeveynlerin sakin kalması, çocuğun anksiyete (kaygı) seviyesini düşürerek solunum kaslarının aşırı çalışmasını engeller. Hidrasyonun (vücut sıvı dengesinin) korunması, solunum yollarındaki mukusun yumuşamasını ve daha kolay temizlenmesini sağlar. Çocuk az az fakat sık aralıklarla beslenmeli, su, anne sütü veya berrak sıvılar tüketmesi konusunda teşvik edilmelidir. Soğuk ve nemli havanın solutulması, subglottik bölgedeki kan damarlarını büzerek ödemin hafiflemesine katkı sunmaktadır. Bu amaçla, banyoda sıcak su akıtılarak oluşturulan buharlı ortamda (banyo buharı) 10-15 dakika oturulması geleneksel ve faydalı bir yöntemdir. Gece gelen ani tıkanma ataklarında, çocuğun pencere önüne götürülerek dışarıdaki serin ve nemli havayı soluması sağlanabilir. Çocuğun yatak başının yaklaşık 30 ila 45 derece yükseltilmesi (yarı oturur pozisyon), diyaframın aşağı inmesini sağlayarak solunumu kolaylaştırır. Ev içinde sigara içilmesi kesinlikle önlenmeli ve oda sıcaklığı 20-22 derece, nem oranı ise %40-50 arasında tutulmalıdır. Evde oda nemlendirici cihazlar (soğuk buhar makineleri) kullanılacaksa, cihazların bakteri üremesini önlemek için her gün temizlenmesi gerekmektedir.
Krup Hastalığının Komplikasyonları (Olası Yan Etkileri)
Krup hastalığı genellikle selim (iyi huylu) seyirli olsa da, bazı durumlarda ciddi komplikasyonlar (istenmeyen ek rahatsızlıklar) gelişebilmektedir. En ciddi komplikasyonlardan biri, laringeal mukozanın hasarlanması sonucu gelişen sekonder bakteriyel trakeittir (soluk borusunun bakteriyel iltihabı). Bakteriyel trakeit gelişen çocuklarda yüksek ateş, toksik görünüm (ağır hastalık tablosu) ve tedaviye yanıtsız derin solunum sıkıntısı gözlenir. Enfeksiyonun östaki borusu (kulak-boğaz kanalı) yoluyla yayılması neticesinde akut otitis media (orta kulak iltihabı) tablosu ortaya çıkabilir. Viral patojenlerin alt solunum yollarına inmesi, bronşit, bronşiyolit veya pnömoni (zatürre) gibi akciğer parankim hastalıklarına yol açabilir. Solunum çabasının artması ve yetersiz sıvı alımı nedeniyle çocukta dehidratasyon (vücudun susuz kalması) tablosu gelişebilir. Nadir durumlarda, şiddetli intratorasik negatif basınca bağlı olarak negatif basınçlı pulmoner ödem (akciğerde sıvı toplanması) gözlenebilir. Uzamış hipoksemi (oksijen azlığı) ve hiperkapni (karbondioksit yüksekliği) durumları, miyokardiyal (kalp kası) disfonksiyona zemin hazırlayabilir. Havayolunun tam tıkanması (obstrüksiyonu), asfiksi (oksijensizlikten boğulma) ve kardiyopulmoner arest (kalp ve solunumun durması) ile sonuçlanabilecek en uç komplikasyondur. Bu komplikasyonların önlenmesinde, erken dönemde uygulanan tek doz kortikosteroid tedavisinin rolü klinik çalışmalarda gösterilmiştir. Kronik akciğer hastalığı veya subglottik darlığı olan çocuklarda, komplikasyon gelişme riski sağlıklı akranlarına göre daha yüksektir.
Krup Hastalığında Acil Durum Belirtileri ve Hekime Başvuru Kriterleri
Krup hastalığı olan bir çocukta bazı klinik belirtilerin görülmesi, acil tıbbi müdahale gerektiren durumların habercisidir. Çocuk istirahat halindeyken (sakin ve uyurken) stridor sesinin kesintisiz duyulması, hastaneye başvuru için birincil kriterdir. Göğüs kafesinde, kaburga aralarında veya boyun çukurunda derin çekilmelerin (retraksiyonların) fark edilmesi solunum yükünün arttığını gösterir. Ağız çevresinde, dudaklarda veya tırnak yataklarında morarma (siyanoz) görülmesi, dokuların yeterince oksijenlenemediğinin açık kanıtıdır. Çocuğun tükürüğünü yutamaması ve ağzından salya akması (drooling), epiglottit veya ciddi havayolu tıkanıklığı şüphesini doğurur ve acildir. Aşırı huzursuzluk, ajitasyon, çevreye ilgisizlik veya uyandırılamama (letarji) gibi bilinç değişiklikleri merkezi sinir sisteminin oksijensiz kaldığını gösterir. Solunum sıkıntısı nedeniyle çocuğun sıvı gıdaları yutamaması ve dehidratasyon bulgularının (gözyaşı yokluğu, idrar miktarında azalma) ortaya çıkması acil değerlendirme gerektirir. Çocuğun başını öne doğru uzatarak ve ellerini dizlerine koyarak nefes almaya çalışması (tripod pozisyonu), havayolunu açık tutma çabasının göstergesidir. Solunum sıklığının (dakikadaki nefes sayısının) yaş grubuna göre normal sınırların çok üzerine çıkması (takipne) durumunda vakit kaybedilmemelidir. Evde uygulanan soğuk buhar ve sakinleştirme yöntemlerine rağmen 15-20 dakika içinde semptomlarda gerileme olmaması hekim başvurusunu gerektirir. Krup atağı geçiren 3 ayın altındaki bebekler, anatomik hassasiyetleri nedeniyle klinik durumlarına bakılmaksızın derhal hastanede değerlendirilmelidir.
Krup Hastalığından Korunma Yolları ve Alınabilecek Önlemler
Krup hastalığına yol açan viral etkenlerin bulaşmasını önlemede en etkili yöntem kişisel hijyen kurallarına dikkat edilmesidir. Ellerin en az 20 saniye boyunca su ve sabunla düzenli olarak yıkanması, virüslerin temas yoluyla yayılmasını engelleyen en temel önlemdir. Solunum yolu enfeksiyonu belirtileri gösteren (öksüren, hapşıran, ateşi olan) bireylerle çocukların yakın teması kesinlikle önlenmelidir. Kreş ve okul gibi toplu yaşam alanlarında oyuncakların ve sık dokunulan yüzeylerin düzenli olarak dezenfekte edilmesi gerekmektedir. Influenza (grip) virüsünün neden olduğu krup vakalarını önlemek amacıyla, 6 aydan büyük çocuklara her yıl düzenli influenza aşısı yapılması önerilir. Bakteriyel krup ve epiglottit etkeni olan Haemophilus influenzae tip b (Hib) aşısının ulusal aşı takvimine uygun şekilde yapılması hayati önem taşır. Bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmesi, anne sütündeki antikorlar (koruyucu proteinler) sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Ev ortamında sigara içilmemesi, çocukların hava yolu mukozasının koruyucu bariyer işlevini sürdürebilmesi için zorunludur. Kapalı alanların ve çocuk odalarının her gün en az 2-3 kez pencereler açılarak havalandırılması, ortamdaki viral yükü azaltır. Dengeli beslenme, yeterli uyku düzeni ve fiziksel aktivite, çocukların viral enfeksiyonlara karşı direncini artıran genel sağlık önlemleridir. Salgın dönemlerinde kalabalık ve kapalı oyun alanlarından uzak durulması, virüsle karşılaşma olasılığını belirgin şekilde düşürmektedir.
Bilgilendirme: Bu makalede yer alan içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi, tanı veya tedavinin yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlar için mutlaka bir uzman hekime danışınız.
Koru Hastanesi Kulak Burun Boğaz bölümünde uzman hekimlerimiz, Krup Hastalığı ile ilgili kişiye özel değerlendirme yapmaktadır.









