Prinzmetal anjini, koroner arterlerde meydana gelen ani ve geçici kasılma (spazm) sonucu kalp kasına giden kan akımının kısa süreliğine azalması ile karakterize olan, varyant anjina olarak da bilinen özel bir göğüs ağrısı tablosudur. Klasik anjina pektoris (göğüs ağrısı) tablosundan ayrılan ayırt edici özelliği, ağrının çoğunlukla istirahat sırasında, özellikle gece yarısı ile sabahın erken saatleri arasında ortaya çıkması ve genellikle fiziksel eforla doğrudan ilişkili olmamasıdır. İlk kez 1959 yılında Amerikalı kardiyolog Myron Prinzmetal tarafından tanımlanan bu tablo, koroner damarlardaki ateroskleroz (damar sertliği) düzeyinden bağımsız olarak, damar duvarındaki düz kas tabakasının aşırı duyarlı yanıtı sonucu gelişen geçici daralma ile ilişkilidir.
Prinzmetal anjini, koroner arter hastalıkları arasında nadir görülen bir tablo olmakla birlikte, klinik açıdan dikkatle değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Atak sırasında damardaki spazm yeterince uzun sürerse ya da yeterince şiddetli olursa, kalp kasında geçici iskemi (kanlanma azlığı), ciddi ritim bozuklukları ve nadiren miyokard infarktüsü (kalp krizi) gelişebilir. Hastalığın seyri büyük ölçüde altta yatan damar yapısına, spazm sıklığına, eşlik eden risk faktörlerinin yönetimine ve uygulanan ilaç yaklaşımlarına göre değişiklik gösterir. Modern kardiyoloji uygulamaları, Prinzmetal anjininin tanınması, sınıflandırılması ve uygun yöntemlerle yönetilmesi konusunda kapsamlı olanaklar sunar.
Kimlerde Daha Sık Görülür?
Prinzmetal anjini, klasik koroner arter hastalığına kıyasla genç ve orta yaş grubunda daha sık görülen bir tablodur. Hastaların önemli bir bölümü 40 ile 60 yaş arasındadır ve klasik aterosklerotik koroner hastalığa zemin hazırlayan risk faktörlerinin sınırlı olduğu bireylerde de görülebilir. Klasik anjina hastalarına göre daha genç yaş ortalamasına sahip olması ve sıklıkla minimal koroner darlığı bulunan ya da damar yapısı normal görünen bireylerde ortaya çıkması, bu tablonun ayırt edici özelliklerindendir.
Cinsiyet açısından değerlendirildiğinde, Prinzmetal anjini farklı coğrafyalarda farklı dağılım gösterir. Asya popülasyonlarında, özellikle Japon ve Kore kökenli bireylerde tablonun görülme sıklığı belirgin biçimde yüksektir. Bu coğrafi farklılık, genetik yatkınlıklar ve damar duvarındaki düz kas yapısının türle ilişkili özellikleri ile açıklanmaya çalışılmaktadır. Batı toplumlarında ise erkeklerde kadınlara göre biraz daha sık karşımıza çıkabilir, ancak kadınlarda da görülebilen önemli bir tablodur.
Sigara kullanımı, Prinzmetal anjini için en belirleyici risk faktörlerinden biri olarak öne çıkar. Sigara, koroner damar duvarındaki düz kas tabakasının kasılma eğilimini artırarak spazm gelişimini doğrudan tetikleyebilir. Sigara bırakma, atak sıklığını belirgin biçimde azaltabilen başlıca yaşam tarzı önlemi olarak değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra kokain, amfetamin gibi uyarıcı madde kullanımı, bazı migren ilaçları (özellikle ergot türevleri), nadiren bazı kemoterapi ajanları ve aşırı kafein tüketimi spazm gelişimini tetikleyebilen ek faktörler arasında sayılır.
Eşlik eden tıbbi durumlar arasında hipertansiyon, hiperkolesterolemi (kan yağ düzeylerinin yüksekliği), diyabet, soğuğa aşırı maruziyet, yoğun duygusal stres, mide reflüsü ve uyku düzensizlikleri sıralanabilir. Bazı bireylerde alkolün de tetikleyici rol oynayabildiği gözlenmiştir. Vazospastik anjini eğilimi olan bireylerde, sabaha karşı vücut otonom sinir sistemindeki parasempatik aktivite dengesizliği ve gece soğuk havaya maruziyet atakları daha sık hâle getirebilir. Bu nedenle hastaların günlük yaşamlarındaki tetikleyici durumların belirlenmesi ve mümkün olduğunca azaltılması yönetim sürecinin önemli bir parçasıdır.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Prinzmetal anjininin ayırt edici özelliği, göğüs ağrısının ortaya çıkış zamanıdır. Klasik koroner anjinanın aksine ağrı, sıklıkla istirahat sırasında, özellikle gece yarısı ile sabahın erken saatleri arasında, herhangi bir fiziksel efor olmaksızın aniden başlar. Hastalar göğüs ortasında ya da sol göğüs bölgesinde baskı, sıkışma, yanma veya ezilme tarzında bir ağrı tarif eder. Ağrı genellikle 5 ile 15 dakika arasında sürer ve dilaltı nitrat (kalp damarlarını genişleten bir ilaç) uygulamasına çoğunlukla hızlı yanıt verir. Bu özellik, klasik anjina ile vazospastik anjini arasındaki ayrımın önemli ipuçlarından birini sağlar.
Ağrının yayılım özellikleri klasik anjinaya benzer şekilde olabilir. Sol kola, omuza, çeneye, boyna ya da sırta doğru yayılan baskı hissi tanımlayan hastalar bulunur. Ağrıya çoğunlukla soğuk terleme, baş dönmesi, bulantı, halsizlik ve nefes darlığı eşlik edebilir. Atak sırasında belirgin kaygı ve sıkıntı hissi de tabloya eklenebilir. Bazı hastalar gece sabaha karşı bu ağrılarla uyandıklarını ve birkaç dakika içinde geçtiğini tarif eder. Tabloyu klasik koroner iskemiden ayıran önemli bir özellik, ağrının fiziksel eforla doğrudan tetiklenmemesi ve egzersiz testlerinde sıklıkla normal yanıt elde edilmesidir.
Atak süresi uzayan veya çok şiddetli spazmlarda klinik tablo ağırlaşabilir. Çarpıntı algısı, ritim düzensizliği, baş dönmesi ve nadiren bayılma görülebilir. Uzun süreli spazmlar kalp kasında geçici iskemiye, hatta nadiren akut miyokard infarktüsüne yol açabilir. Belirgin ventriküler ritim bozuklukları, ventriküler taşikardi ya da fibrilasyon gibi yaşamı tehdit eden tablolar gelişebilir. Bu yüzden gece istirahat sırasında ortaya çıkan göğüs ağrısı yakınmaları, özellikle eşlik eden bayılma, açıklanamayan çarpıntı ya da ailede ani kardiyak ölüm öyküsü varsa ihmal edilmemelidir.
Atipik belirtiler arasında yalnızca üst karın bölgesinde rahatsızlık hissi, çenede veya boyunda baskı, açıklanamayan yorgunluk, sık tekrarlayan gece çarpıntıları ve nadiren senkop atakları sayılabilir. Atakların belirli saatlerde, sıklıkla aynı saat aralığında tekrar etmesi, mide reflüsü ya da panik atak gibi tabloların ayırıcı tanısının dikkatle yapılmasını gerektiren ipuçları arasındadır. Atak dışındaki dönemlerde hastalar tamamen belirti vermeyen bir tablo gösterebilir; bu durum bazen tanının gecikmesine yol açabilir.
Nedenleri Nelerdir?
Prinzmetal anjini, koroner damar duvarındaki düz kas tabakasının ani ve aşırı kasılması sonucu gelişir. Bu kasılma çoğu zaman damarın belirli bir bölgesinde, kısa süreli ama belirgin daralmaya yol açar. Spazmın geliştiği damar segmenti çoğu zaman yapısal olarak normal görünebilir; bazı vakalarda ise spazmın oluştuğu yerde minimal düzeyde aterosklerotik plak bulunabilir. Plak yüzeyindeki endotel (damar iç tabaka) işlev bozukluğu, damar duvarındaki dengeleyici mekanizmaları zayıflatarak spazm eğilimini artırabilir.
Endotel işlev bozukluğu, vazospazmın temel mekanizmalarından biridir. Endotel hücrelerinden salgılanan nitrik oksit, damar duvarının gevşemesini sağlayan ve normal kan akımının sürdürülmesinde belirleyici rol oynayan bir moleküldür. Endotel işlev bozukluğunda nitrik oksit üretimi azalırken, damarı kasıcı etkili maddelerin (endotelin-1, tromboksan A2 gibi) etkisi belirginleşir. Bu denge bozulması, damar duvarının uyaranlara verdiği yanıtın belirgin biçimde değişmesine yol açabilir. Sigara, oksidatif stres, kronik enflamasyon ve metabolik bozukluklar endotel işlev bozukluğunu artıran başlıca faktörlerdir.
Otonom sinir sistemi dengesinin değişmesi, spazm gelişiminde önemli rol oynar. Gece sabaha karşı parasempatik aktivitenin baskın olması ve buna eşlik eden sempatik aktivasyonlar, koroner damar tonusunun değişmesine zemin hazırlar. Bu nedenle Prinzmetal anjini atakları sıklıkla bu saatler arasında ortaya çıkar. Yoğun duygusal stres, ani soğuk maruziyeti, bazı yiyeceklerin tüketimi ve ani bedensel uyarılar otonom sinir sisteminde dalgalanmalara yol açarak spazm tetikleyebilir.
Madde ve ilaç kaynaklı nedenler arasında kokain ve amfetamin gibi uyarıcı maddeler önemli bir yer tutar. Kokain kullanımı, koroner spazm ve buna bağlı kalp krizi tablolarına neden olabilen önemli bir tetikleyici olarak bilinir. Bazı migren ilaçları, özellikle ergot türevi ve triptan grubu ilaçlar, damar duvarındaki düz kası uyararak spazm yatkınlığı oluşturabilir. Belirli kemoterapi ajanları (5-florourasil gibi), bazı kontrast maddeler ve nadiren bazı reçeteli ilaçlar da damar spazmına yol açabilen ajanlar arasında değerlendirilir.
Bazı vakalarda spazmın altında yatan belirgin bir neden saptanamayabilir. Bu durum, koroner damar duvarındaki düz kas hücrelerinin bireysel olarak farklı düzeylerde duyarlı olabileceğini düşündürmektedir. Bazı sistemik durumlar (Raynaud fenomeni, migren, hipertiroidi gibi) ile Prinzmetal anjini arasında ilişki olabileceği bildirilmiştir; bu da damar düz kasındaki genel bir hiperreaktivite eğiliminin bazı bireylerde sistemik düzeyde mevcut olabileceğini göstermektedir.
Tanısı Nasıl Konulur?
Prinzmetal anjini tanısı, hastanın yakınmalarının ayrıntılı dinlenmesi ile başlar. Göğüs ağrısının ortaya çıkış zamanı, süresi, tetikleyici durumları, eşlik eden belirtileri ve dilaltı nitrata verilen yanıt önemli ipuçları sağlar. Ağrının gece sabaha karşı ve istirahatte ortaya çıkması, eforla doğrudan ilişkili olmaması ve kısa süre içinde geçmesi tabloyu klasik anjinaya kıyasla farklı bir noktaya taşır. Fizik muayene atak dışı dönemde sıklıkla normaldir; atak sırasında ise hızlı kalp atımı, kan basıncında değişiklikler ve nadiren ritim bozukluğu bulguları saptanabilir.
Elektrokardiyografi (EKG), Prinzmetal anjini tanısında belirleyici bir yöntemdir. Atak sırasında çekilen EKG'de geçici ST segment yükselmesi, ST segment çökmesi ya da çeşitli ritim bozuklukları görülebilir. Atak geçtikten sonra EKG çoğunlukla normale döner. Bu nedenle ağrı sırasında EKG çekimi yapılması büyük önem taşır. Atak dışı dönemde 24-72 saatlik Holter monitörizasyonu, gece atak sırasında EKG değişikliklerinin yakalanmasına olanak tanıyabilir. Holter takibi atakların sıklığı ve süresi hakkında da bilgi sağlar.
Egzersiz stres testi, Prinzmetal anjini tanısında çoğunlukla normal yanıt verir; bu özellik klasik koroner anjinaya kıyasla ayırt edici bir bulgudur. Kalp kasının görüntülenmesi amacıyla yapılan ekokardiyografi, atak sırasında geçici duvar hareket bozuklukları gösterebilir, atak dışında sıklıkla normaldir. Kan testleri (özellikle troponin) atak süresi uzun ya da şiddetli ise yükselebilir; bu durumda akut koroner sendrom ayırıcı tanısı dikkatli yapılır. BNP veya NT-proBNP gibi belirteçler genellikle normal sınırlardadır.
Koroner anjiyografi, Prinzmetal anjini tanısının doğrulanmasında değerli bir yöntemdir. Anjiyografi sırasında koroner damarların yapısal değerlendirmesi ile birlikte, provokasyon testleri (asetilkolin veya ergonovin uygulaması) ile koroner spazmın oluşturulabilir olduğu doğrudan gösterilebilir. Bu testler özel deneyimli merkezlerde, kontrollü koşullarda uygulanır. Anjiyografide koroner damarların yapısal olarak normal görünmesine karşın klinik tablonun anjinaya benzer olması, vazospastik anjini tanısını destekleyen önemli bir bulgu olarak değerlendirilir.
Ayırıcı tanıda klasik kararsız anjina, akut miyokard infarktüsü, perikardit, aort diseksiyonu, akciğer embolisi, mide reflüsü, özofagus spazmı, panik atak ve kas-iskelet kaynaklı göğüs ağrıları göz önünde bulundurulur. Gece sabaha karşı ortaya çıkan göğüs ağrısı yakınmaları olan hastalarda mide reflüsü ile vazospastik anjini arasında dikkatli bir ayrım yapılması gerekebilir; bu iki tablo bazı hastalarda eş zamanlı bulunabilir. Tanı süreci, klinik tablo, EKG bulguları, ekokardiyografi ve anjiyografi sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi ile şekillenir.
Yönetim ve Yaklaşım Nasıldır?
Prinzmetal anjini yönetimi; atakların sıklığı, şiddeti, tetikleyici faktörlerin belirlenmesi, eşlik eden koroner arter hastalığı varlığı ve hastanın genel durumu dikkate alınarak bireysel olarak planlanır. Yönetimin temel hedefleri atakları azaltmak, ağrıların şiddetini hafifletmek, ciddi komplikasyonların (kalp krizi, ritim bozukluğu) gelişme olasılığını düşürmek ve hastanın yaşam kalitesini korumaktır. Yaklaşım çoğunlukla yaşam tarzı düzenlemeleri ve uygun ilaç planlamasını içerir.
Yaşam tarzı önerilerinde başı sigara bırakma çeker. Sigara, Prinzmetal anjini ataklarını tetikleyen önemli bir faktör olduğu için sigaranın tamamen bırakılması atak sıklığında belirgin azalma sağlayabilir. Aşırı kafein tüketiminden, enerji içeceklerinden, soğuk havaya ani maruziyetten ve uyarıcı madde kullanımından kaçınılması önerilir. Yoğun duygusal stresin yönetilmesi, uyku düzeninin korunması, dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite (hekim önerisiyle uygun yoğunlukta) destekleyici unsurlardır. Mide reflüsü gibi eşlik eden durumların yönetilmesi de atakların azaltılmasına katkı sağlayabilir.
İlaç yaklaşımında temel grup kalsiyum kanal blokerleridir. Uzun etkili dihidropiridin tipi (amlodipin gibi) ve dihidropiridin dışı (diltiazem, verapamil gibi) kalsiyum kanal blokerleri, koroner damar düz kasının kasılmasını azaltarak spazm sıklığını ve şiddetini hafifletir. Bu ilaç grubu, vazospastik anjini yönetiminin temelini oluşturur. Atak sırasında dilaltı kısa etkili nitrat (gliseril trinitrat) uygulaması ağrının hızla geçmesini sağlayabilir. Uzun etkili nitratlar gece ataklarının azaltılmasında destekleyici olarak kullanılabilir.
Beta blokerlerin Prinzmetal anjini yönetimindeki yeri farklı koroner hastalıklara göre değişiklik gösterir. Klasik koroner arter hastalığında temel ilaç grubu olarak kullanılan beta blokerler, izole vazospastik anjini hastalarında bazı durumlarda atakları artırabileceği için dikkatle değerlendirilir. Hangi ilaç kombinasyonunun uygun olacağı, eşlik eden tablolar ve hastanın bireysel yanıtı dikkate alınarak hekim tarafından belirlenir. Statin grubu ilaçlar endotel işlevini desteklemek amacıyla uygun bulunan hastalarda planlanabilir.
Provokasyon testlerinde ya da klinik tabloda yaşamı tehdit eden ritim bozukluğu öyküsü olan, ciddi bayılma atakları gözlenen veya geçirilmiş kardiyak arrest öyküsü olan seçilmiş hastalarda implante edilebilir kardiyoverter defibrilatör (ICD) uygulaması değerlendirilebilir. Eşlik eden belirgin koroner darlığı bulunan hastalarda ise stent ya da bypass cerrahisi gibi yaklaşımlar gündeme gelebilir; ancak spazm odaklarında stent uygulamasının sınırları vardır ve dikkatli değerlendirme gerektirir. Hangi yöntemin uygun olacağı multidisipliner ekip tarafından bireysel olarak planlanır.
Komplikasyonları Nelerdir?
Prinzmetal anjini, çoğunlukla iyi seyirli olabilen bir tablo olmakla birlikte, uzun süreli ve şiddetli atakların olması durumunda farklı komplikasyonlara yol açabilir. Akut miyokard infarktüsü, uzun süren spazm sonucu kalp kasında geri dönüşsüz hasar gelişmesi anlamına gelir. Bu durumda hasta klasik kalp krizi belirtileri ile başvurur ve acil değerlendirme ile uygun girişim planlanması gerekir. Akut spazm zemininde gelişen kalp krizi, klasik aterosklerotik tıkanma sonucu gelişen krizden farklı bir mekanizmayla ortaya çıkar ancak klinik sonuçları benzer olabilir.
Ritim bozuklukları, Prinzmetal anjini atakları sırasında karşımıza çıkabilen önemli komplikasyonlardandır. Şiddetli ve uzun süren spazm dönemlerinde ventriküler taşikardi, ventriküler fibrilasyon ve nadiren ani kardiyak arrest gelişebilir. Bayılma atakları, gece sabaha karşı ortaya çıkan göğüs ağrısı ile birlikte yaşanan bilinç kayıpları ileri kardiyolojik değerlendirme gerektiren önemli bir uyarı işaretidir. Bu nedenle yaşamı tehdit eden ritim bozukluğu öyküsü olan hastalarda ICD uygulaması ileri yaşam koruma stratejisi olarak değerlendirilebilir.
Atriyoventriküler ileti bozuklukları ve sinüs duraklamaları gibi yavaş ritim bozuklukları, spazm sırasında geçici olarak ortaya çıkabilir. Bu tür yavaş ritim bozuklukları bazı hastalarda baş dönmesi ya da bayılma atakları ile kendini gösterir. Sürekli tekrarlayan ritim bozuklukları olan hastalarda kalıcı kalp pili gereksinimi de söz konusu olabilir. Geri dönüşsüz miyokard hasarı geliştiğinde, etkilenen alanın büyüklüğüne göre kalp yetmezliği belirtileri eklenebilir; ancak bu tablo izole Prinzmetal anjini hastalarında nadirdir.
Yaşam kalitesi üzerindeki etkiler de değerlendirilmesi gereken bir alandır. Sürekli ya da sık tekrarlayan gece ataklarının uyku düzenini bozması, atak korkusu nedeniyle gelişen kaygı bozukluğu ve günlük aktivite yaklaşımındaki değişiklikler hastanın günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir. Bu yüzden hastanın psikolojik açıdan da değerlendirilmesi ve gerektiğinde destek sağlanması yönetim sürecinin önemli parçalarındandır. Uygun ilaç yaklaşımları ve yaşam tarzı düzenlemeleri ile çoğu hastada atak sıklığı belirgin biçimde azaltılabilir.
Nasıl Gelişir?
Prinzmetal anjini gelişiminde merkezi mekanizma koroner damar duvarındaki düz kas tabakasının ani ve aşırı kasılmasıdır. Bu kasılma, damarın belirli bir kesiminde ve kısa bir süre içinde belirgin daralma oluşturarak kalp kasına giden kan akımını geçici olarak azaltır. Spazmın geliştiği damar segmenti çoğu zaman yapısal olarak sağlam görünür; bazı vakalarda minimal düzeyde plak bulunabilir. Plak yüzeyindeki endotel hücrelerinde gelişen işlev bozukluğu, damar duvarının dengeleyici mekanizmalarını zayıflatır ve uyaranlara verilen yanıtı belirgin biçimde değiştirir.
Endotel hücrelerinden salgılanan nitrik oksit, damar duvarının gevşemesini sağlayan temel moleküllerden biridir. Endotel işlev bozukluğunda nitrik oksit üretimi azalırken, endotelin-1 ve tromboksan A2 gibi damarı kasıcı maddelerin etkisi artar. Bu dengesizlik, küçük uyaranlar karşısında dahi damarın belirgin biçimde kasılmasına yol açabilir. Sigara, oksidatif stres, kronik enflamasyon, metabolik bozukluklar ve bazı toksinler endotel işlev bozukluğunun gelişiminde rol oynayan başlıca faktörlerdir.
Otonom sinir sistemi dengesindeki değişiklikler de spazm gelişimine zemin hazırlar. Gece sabaha karşı parasempatik aktivitenin baskın olduğu dönem, koroner damar tonusunun değişmesi açısından özel bir saatlik aralık oluşturur. Bu dönemde damar duvarına ulaşan uyaranlara karşı verilen yanıt belirgin biçimde değişebilir ve spazm eğilimi artabilir. Aynı dönemde sempatik aktivasyonun ani değişimleri de tetikleyici olabilir. Bazı bireyler bu döngünün belirli saatlerde tekrarlanan atak kalıbıyla yansıyan etkilerini deneyimleyebilir.
Madde ve ilaç etkilerine bağlı spazmlar, doğrudan damar duvarındaki düz kasın uyarılması ya da otonom sinir sistemindeki dengeyi bozarak gelişebilir. Kokain ve amfetamin gibi uyarıcı maddeler, koroner damar tonusunu belirgin biçimde artıran etkiler taşır. Bazı migren ilaçları ve nadir görülen bazı kemoterapi ajanları da damar düz kasını uyararak spazm gelişimine zemin hazırlayabilir. Tüm bu mekanizmaların ortak sonucu olarak gelişen geçici daralma, klinik olarak Prinzmetal anjini tablosuyla karşımıza çıkar.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Gece ya da sabahın erken saatlerinde istirahat sırasında ortaya çıkan göğüs ağrısı, fiziksel eforla doğrudan ilişkili olmayan ataklar, ağrının sol kola ya da çeneye yayılması, eşlik eden soğuk terleme, baş dönmesi veya çarpıntı gibi yakınmalar Prinzmetal anjini ihtimalini akla getirir. Bu tabloyla karşılaşan bireylerin kardiyoloji değerlendirmesinden geçmesi büyük önem taşır. Atak sırasında EKG çekilebilmesi tanı sürecini doğrudan etkileyebileceğinden, yakınmalar başladığında en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurulması önerilir.
Acil tıbbi değerlendirme gerektiren durumlar arasında dakikalardır geçmeyen yoğun göğüs ağrısı, dilaltı nitrata yanıt vermeyen ağrı, eşlik eden bayılma, bilinçte bulanıklık, hızlı çarpıntı, soğuk terleme ve nefes darlığı bulunur. Bu tablolarda klasik kalp krizi olasılığı, akut koroner sendromun farklı türleri ve uzun süreli spazma bağlı kalp kasında hasar gelişme ihtimali değerlendirilmesi gereken konulardandır. 112 acil sağlık hizmetinin aranması ve hastanın bir an önce tıbbi değerlendirmeye ulaştırılması yaşamsal öneme sahiptir.
Yaşamı tehdit eden ritim bozukluğu öyküsü olan, ailesinde ani kardiyak ölüm öyküsü bulunan, sık bayılma atakları yaşayan bireylerin detaylı kardiyolojik değerlendirmeden geçmesi gerekir. Mevcut Prinzmetal anjini tanısı olan hastaların önerilen kontrolleri sürdürmesi, ilaçlarını düzenli kullanması ve atakların özelliklerinde değişiklik gözlendiğinde hekime başvurması önemlidir. Koru Hastanesi Kardiyoloji bölümü, Prinzmetal anjini başta olmak üzere koroner damar hastalıklarının değerlendirilmesi, yönetimi ve izlemi konusunda gelişmiş tanı olanakları ve uzman hekim kadrosuyla hastalarımızın yanında yer almaktadır.
Son Değerlendirme
Prinzmetal anjini, koroner damar duvarındaki düz kasın aşırı duyarlı yanıtı sonucu gelişen geçici spazm tablolarıyla karakterize, klasik koroner hastalıktan farklı özellikler taşıyan bir kardiyak sendromdur. Gece ve sabahın erken saatlerinde, istirahat sırasında ortaya çıkan göğüs ağrısı yakınmaları ve dilaltı nitrata hızlı yanıt verme özelliği tabloyu klinik açıdan tanımlayan unsurlardandır. Doğru tanı, atak sırasında çekilen EKG ile birlikte koroner anjiyografik değerlendirmenin ve gerekirse provokasyon testlerinin birlikte yapılması ile şekillenir.
Sigara bırakma, aşırı kafein ve uyarıcı maddelerden kaçınma, soğuğa maruziyetin azaltılması, stres yönetimi, uyku düzeninin korunması ve dengeli beslenme yönetim sürecinin temel yaşam tarzı unsurlarıdır. Uzun etkili kalsiyum kanal blokerleri ve gerektiğinde uzun etkili nitratlar atak sıklığının azaltılmasında değerli rol oynar. Dilaltı kısa etkili nitratlar atak anında hızlı rahatlama sağlar. Beta blokerlerin yeri klasik koroner hastalıktan farklı olarak dikkatle değerlendirilir. Bu yüzden ilaç planı bireysel olarak hekim tarafından düzenlenir.
Gece istirahat sırasında ortaya çıkan göğüs ağrısı yakınmalarını ihmal etmemek, atak sırasında EKG çekilebilen bir sağlık kuruluşuna başvurmak ve uygun bulunan ilaç yaklaşımı ile yaşam tarzı düzenlemelerine uyum sağlamak Prinzmetal anjini yönetiminin önemli yapı taşlarıdır. Koru Hastanesi Kardiyoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, Prinzmetal anjini başta olmak üzere koroner damar hastalıklarının ayrıntılı değerlendirilmesi, kişiye özel yönetim planının oluşturulması ve uzun dönem izlem süreçlerinin yürütülmesinde hastalarımızın yanında durmaktadır.
Bilgilendirme: Bu yazıda yer alan içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi, tanı veya tedavinin yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlar için mutlaka bir uzman hekime danışınız.








