Pnömotoraks, akciğer ile göğüs duvarı arasındaki plevral boşluğa hava kaçışı sonucu akciğerin kısmen veya tamamen söndüğü bir tablodur. Sağlıklı bir solunum sürecinde plevral boşlukta negatif basınç bulunur ve bu basınç akciğerin solunum sırasında genişlemesini sağlar. Bu boşluğa hava girmesi negatif basıncın bozulmasına ve akciğerin çökmesine neden olur. Tablo hafif düzeyde olabileceği gibi yaşamı tehdit edecek boyutlara da ulaşabilir.
Pnömotoraks spontan, travmatik veya girişimsel nedenlere bağlı gelişebilir. Spontan pnömotoraks, altta yatan akciğer hastalığı olmayan ya da olan bireylerde kendiliğinden ortaya çıkar. Travmatik pnömotoraks, göğüs travması sonrası gelişir. Girişimsel pnömotoraks ise akciğer biyopsisi, santral venöz kateter takılması, mekanik ventilasyon gibi tıbbi işlemlerin ardından oluşabilir. Erken tanı, uygun drenaj ve nüks önlemleri yönetimin temel basamaklarıdır.
Kimlerde Daha Sık Görülür?
Primer spontan pnömotoraks sıklıkla genç, ince yapılı, uzun boylu erkeklerde ve sigara kullananlarda görülür. Yirmili yaşların başında en yüksek görülme sıklığına ulaşır. Bu olgularda akciğer apekslerinde küçük subplevral hava keseciklerinin rüptürü temel mekanizmadır.
Sekonder spontan pnömotoraks, altta yatan akciğer hastalığı olan bireylerde gelişir. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, akciğer kanseri, bronşektazi, kistik fibrozis, tüberküloz, pnömoni, interstisyel akciğer hastalıkları ve bağ dokusu hastalıkları zemininde görülebilir. Travmatik pnömotoraks her yaşta görülebilir; trafik kazaları, düşme, künt veya delici göğüs yaralanmaları başlıca nedenler arasındadır. Cerrahi ve girişimsel işlemler de risk taşır. Daha önce pnömotoraks geçirmiş kişilerde tekrar riski belirgin biçimde artmıştır.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Pnömotoraksın klasik belirtileri ani başlayan göğüs ağrısı ve nefes darlığıdır. Ağrı genellikle etkilenen tarafta, keskin nitelikli, derin nefes alma veya öksürükle artan özelliktedir. Nefes darlığının şiddeti, çöken akciğer hacmine ve altta yatan akciğer hastalığının varlığına göre değişir.
Fizik muayenede etkilenen tarafta solunum seslerinde azalma veya kaybolma, perküsyonda hiperrezonans, göğüs hareketlerinde asimetri ve hassasiyet saptanabilir. Hızlı solunum, çarpıntı, terleme, ciltte solukluk eşlik edebilir. Tansiyon pnömotoraks adı verilen acil tabloda ise kalp dolumu ve dolaşım hızla bozulur; bu durumda nefes darlığı, kan basıncı düşmesi, boyun venlerinde belirginleşme, trakeada karşı tarafa kayma, deri altında hava birikimi ve bilinç düzeyinde değişiklik görülebilir. Tansiyon pnömotoraks gecikmeksizin müdahale gerektiren bir acildir.
Nedenleri Nelerdir?
Primer spontan pnömotoraksın temel mekanizması akciğer apekslerinde bulunan küçük subplevral bleb veya bül adı verilen yapıların rüptürüdür. Bu yapılar altta yatan klinik olarak belirgin bir hastalık olmasa da görülebilir. Sigara kullanımı bu yapıların gelişimine ve rüptürüne katkı sağlar.
Sekonder spontan pnömotoraksta altta yatan akciğer hastalığı temel etmendir. Kronik obstrüktif akciğer hastalığında parankim yıkımı ve büller, kistik fibrozis ve bronşektazide enfeksiyon ve doku tahribatı, interstisyel akciğer hastalıklarında parankim değişiklikleri rol oynar. Travmatik pnömotoraks; göğüs duvarına alınan darbeler, kaburga kırıkları, delici kesici alet yaralanmaları veya ateşli silah yaralanmaları sonrasında gelişebilir. Girişimsel pnömotoraks; transtorasik akciğer biyopsisi, santral venöz kateterizasyon, perikardiyosentez, akupunktur, plevra biyopsisi ve mekanik ventilasyona bağlı barotravma sonrası ortaya çıkabilir. Bazı genetik sendromlar pnömotoraks riski ile ilişkilidir.
Tanısı Nasıl Konulur?
Tanıda ayrıntılı öykü ve fizik muayene yol göstericidir. Tanıyı doğrulamak için temel görüntüleme yöntemi akciğer grafisidir. Grafide akciğer kenarının görünümü ve plevral boşlukta hava kalınlığı değerlendirilir.
Toraks bilgisayarlı tomografisi; küçük pnömotorakslarda, altta yatan akciğer hastalığının değerlendirilmesinde, nüks değerlendirmesinde ve cerrahi planlamada değerli bilgi sağlar. Yatak başı ultrasonografi acil servis ve yoğun bakım ortamında pnömotoraks tanısında etkili bir yöntemdir; özellikle akciğer kayma bulgusunun değerlendirilmesi tanı için önemlidir. Arteryel kan gazı analizi solunum yetmezliğinin değerlendirilmesinde kullanılır. Tansiyon pnömotoraks tanısı temel olarak klinik bulgulara dayanır ve görüntüleme beklenmeksizin müdahale yapılır.
Yönetim ve Yaklaşım Nasıldır?
Pnömotoraks yönetimi tablonun şiddetine, eşlik eden klinik bulgulara, altta yatan akciğer hastalığının varlığına ve hastanın genel durumuna göre planlanır. Küçük, belirti vermeyen pnömotoraks olgularında oksijen tedavisi ve klinik gözlem yeterli olabilir. Oksijen plevral boşluktaki havanın geri emilimini hızlandırır.
Belirti veren ya da boyutu büyük pnömotorakslarda iğne aspirasyonu veya tüp torakostomi uygulanır. Tüp torakostomi ile plevral boşluktaki hava su altı drenajına bağlanan dren aracılığıyla boşaltılır ve akciğerin yeniden genişlemesi sağlanır. Tansiyon pnömotoraks durumunda görüntüleme beklenmeksizin acil iğne dekompresyonu yapılır; ardından tüp torakostomi uygulanır.
Nüks pnömotoraks, ısrarlı hava kaçağı veya bilateral pnömotoraks öyküsü olan hastalarda cerrahi tedavi düşünülür. Video destekli torakoskopik cerrahi ile büllerin rezeksiyonu, plörodez veya plörektomi uygulanır; bu işlemler nüks oranını belirgin biçimde azaltır. Risk faktörlerinin yönetimi, sigaranın bırakılması ve altta yatan akciğer hastalığının uygun tedavisi nüks önlemenin önemli bileşenleridir. Drenaj sonrası hastalara yüksek irtifa, uçak yolculuğu ve dalış konusunda bilgilendirme yapılır.
Komplikasyonları Nelerdir?
Yönetilmediğinde pnömotoraks ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Tansiyon pnömotoraks, kalbe venöz dönüşün azalması ve dolaşım yetersizliğine bağlı kısa süre içinde yaşamı tehdit edebilen bir tablodur. Solunum yetmezliği, hipoksi ve ilerleyici klinik bozulma görülebilir.
Plevral boşluğa kan veya sıvı birikimi, plevra enfeksiyonu, deri altında hava birikimi, persistan hava kaçağı, dren bölgesi komplikasyonları ve tekrarlayan pnömotoraks ataklar önemli sorunlar arasındadır. Cerrahi sonrası komplikasyonlar arasında enfeksiyon, kanama, kalıcı ağrı, atelektazi ve solunum işlevlerinde azalma yer alabilir. Altta yatan akciğer hastalığı olan bireylerde nüks ve solunum işlev bozukluğu riski daha yüksektir; bu nedenle uzun süreli izlem önerilir.
Nasıl Gelişir?
Pnömotoraks ani başlangıçlı bir tablodur. Primer spontan pnömotoraks sıklıkla istirahat halinde başlar; egzersiz veya zorlanma şart değildir. Sekonder olgular altta yatan akciğer hastalığının seyrine bağlı olarak değişken bir doğa gösterir.
Tedavi sonrası akciğer çoğunlukla yeniden genişler ve klinik bulgular düzelir; ancak primer spontan olgularda ilk ataktan sonra tekrar riski belirgin biçimde yüksektir. Sekonder olgularda nüks riski daha da yüksek olabilir. Cerrahi girişim uygulanan hastalarda nüks oranı belirgin biçimde azalır. Sigaranın bırakılması, mesleksel ve çevresel risklerin azaltılması ile altta yatan akciğer hastalığının iyi yönetilmesi hastalığın seyrini olumlu yönde etkiler.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Ani başlayan göğüs ağrısı, ilerleyici nefes darlığı, daha önce pnömotoraks geçirilmiş kişilerde benzer bulguların ortaya çıkması, göğüs travması sonrası gelişen solunum yakınmaları durumlarında acil servise başvurulmalıdır. Kronik akciğer hastalığı olanlarda mevcut bulguların belirgin biçimde ağırlaşması da önemli bir uyarıdır.
Akciğer biyopsisi, santral venöz kateter yerleştirilmesi gibi girişimler sonrası göğüs ağrısı veya nefes darlığı gelişen bireyler değerlendirilmelidir. Pnömotoraks geçirmiş hastaların düzenli izlemi, sigaranın bırakılması, fiziksel etkinlik düzeyi ve yolculuk planlamasına ilişkin önerilerin alınması açısından yararlıdır. Genç yaşta tekrarlayan pnömotoraks öyküsü olan bireylerde aile değerlendirmesi ve genetik danışmanlık seçilmiş olgularda gündeme gelebilir.
Son Değerlendirme
Pnömotoraks, doğru zamanda tanınıp uygun yöntemle yönetildiğinde belirgin biçimde olumlu sonuçlar elde edilebilen bir tablodur. Görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler, minimal invaziv torakoskopik cerrahi yöntemler, oksijen tedavisi, dren uygulaması ve nüks önleme stratejileri yönetimin etkinliğini artırmıştır. Altta yatan akciğer hastalığının iyi yönetilmesi ve sigaranın bırakılması nüks önlemede önemli rol oynar.
Koru Hastanesi Göğüs Cerrahisi ve Göğüs Hastalıkları bölümlerinde uzman hekimlerimiz, pnömotoraks ve ilişkili tabloların tanı, ayırıcı tanı, ileri görüntüleme, tüp torakostomi uygulaması, video destekli torakoskopik cerrahi, nüks önleme stratejileri ve uzun süreli takip süreçlerinde bütüncül bir yaklaşım sunar; tanı ve tedavi yolculuğunun her aşamasında hastalarımızın yanında durmaktadır.



